Nisâ suresi

Nisâ suresi, 157. ayet

Nisâ suresi, 157. ayet. وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا ٱلْمَسِيحَ عِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ ٱللَّهِ وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَٰكِن شُبِّهَ لَهُمْ وَإِنَّ ٱلَّذِينَ ٱخْتَلَفُوا۟ فِيهِ لَفِى شَكٍّ مِّنْهُ مَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ إِلَّا ٱتِّبَاعَ ٱلظَّنِّ وَمَا قَتَلُوهُ يَقِينًۢا

veḳavlihim innâ ḳatelne-lmesîḥa `îse-bne meryeme rasûle-llâh. vemâ ḳatelûhü vemâ ṣalebûhü velâkin şübbihe lehüm. veinne-lleẕîne-ḫtelefû fîhi lefî şekkim minh. mâ lehüm bihî min `ilmin ille-ttibâ`a-żżann. vemâ ḳatelûhü yeḳînâ.

Diyanet İşleri

(156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 154–160 · surenin 157. ayeti / 176

Konu Kitap ehlinin istekleri ve yaptıkları Nisâ 153–162 3

  1. Nisâ 154

    Verdikleri sağlam söz(ü yerine getirmemeleri) sebebiyle "Tur"u üzerlerine kaldırdık ve onlara, "Tevazu ile kapıdan girin" dedik. Yine onlara, "Cumartesi (yasakları) konusunda haddi aşmayın" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.

  2. Nisâ 155

    Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz muhafazalıdır" demelerinden dolayı (başlarına türlü belalar verdik. Onların kalpleri muhafazalı değildir), tam aksine inkarları sebebiyle Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Artık onlar inanmazlar.

  3. 156–157

    (156-157) Bir de inkarlarından ve Meryem'e büyük bir iftira atmalarından ve "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden dolayı kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler.

  4. Nisâ 158

    Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

  5. Nisâ 159

    Kitab ehlinden hiç kimse yoktur ki ölümünden önce, ona (İsa'ya) iman edecek olmasın. Kıyamet günü, o (İsa) onların aleyhine şahit olacaktır.

  6. Nisâ 160

    (160-161) Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kimseyi Allah yolundan alıkoymaları, kendilerine yasaklanmış olduğu halde faiz almaları, insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle önceden kendilerine helal kılınmış temiz ve hoş şeyleri onlara haram kıldık. İçlerinden inkar edenlere de acı bir azap hazırladık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 153–158. ayetler için yazılmıştır.

153-158. “Kitap ehli senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler.” Kitap ehli peygamber Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den böyle bir istekte bulunmuşlardı. Bu istek ise inatlaşma ve küstahça bir tekliften ibaret idi. Ayrıca bu isteklerinin karşılanması ya da karşılanmaması -güya- onların Peygamberi tasdik etmelerini ya da yalanlamalarını belirleyecekti. Böylece onlar Peygamber’den Tevrat ve İncil’in indiği gibi Kur’ân’ın da üzerlerine toptan ve bir defada indirilmesini istemişlerdi. Bu ise onların aşırı bir zulümleri ve cehaletleridir. Çünkü Peygamber bir beşerdir, Allah’ın bir kuludur ve O’nun idaresi altındadır. Onun elinde hiçbir şey yoktur. Aksine emir ve her türlü iş Allah’ın elindedir. Kuluna risalet veren ve onu dilediğini indiren O’dur. Nitekim Yüce Allah müşriklerin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e kendilerine bir takım mucizeleri göstermesini teklif ettiklerini söz konusu ettiği âyetlerde Rasûlü hakkında şöyle buyurmaktadır: “De ki: Rabbimi tenzih ederim! Ben Peygamber olarak gönderilmiş bir insandan başka bir şey miyim ki?” (el-İsra, 17/93)

Aynı şekilde onların hak ile batılı ayırt eden ölçü olarak sadece kitabın toptan ya da bölüm bölüm indirilmesini kabul etmeleri, delili de münasebeti de bulunmayan ve hiçbir şüphe taşımayan boş bir iddiadır. Peygamberlerden herhangi birisi hakkında: Size bölüm bölüm indirilmiş bir kitap getiren rasûle iman etmeyin ve onu tasdik etmeyin diye bir hüküm nerede vardır? Aksine Kur’ân-ı Kerîm’in duruma göre bölüm bölüm indirilmiş olması, Kur’ân’ın azametine ve Allah’ın, üzerine bu Kitabı indirdiği zata gereken itinayı ve ihtimamı gösterdiğine dair delillerden biridir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Kâfirler dediler ki: Ona bu Kur’ân topluca, bir defada indirilmeli değil miydi? Biz onunla kalbine sebat verelim diye böyle yaptık ve onu ağır ağır okuduk. Onlar sana bir örnek getirdikleri her seferinde muhakkak ki biz, sana hakkı ve daha güzel bir açıklamayı getirmişizdir.” (el-Furkan, 25/32-33)

Yüce Allah onların bu tutarsız itirazlarını söz konusu ettikten sonra, bunun onların alışılmadık bir tutumları olmadığını haber vermektedir. Aksine onlar bundan önce hem de kendisine iman ettiklerini iddia ettikleri peygambere karşı çok daha büyük çirkinlikler yapmışlardı. Nitekim ondan açıkça Allah’ı göstermesini istemişlerdi. Gözleri ile başkalarının görmediği pek çok delil ve mucizayi gördükten sonra buzağıyı ilâh edinip ona tapınmışlardı. Ayrıca kitapları olan Tevrat’ta yer alan hükümleri de kabul etmemişlerdi de nihayet Tur başlarının tepesi üzerine kaldırılmış ve iman etmeyecek olurlarsa üzerlerine yıkılacağı tehdidinde bulunulmuştu. O vakit onlar bunu, zorunluluktan ve çaresizlik halindeki imana benzeyen bir iman ile kabul etmişlerdi.

Secde ederek ve mağfiret dileyerek girmeleri emredilen o şehrin kapısından girmeye yanaşmayıp onlara söylemeleri emredilen sözü de yapmaları istenilen fiili de değiştirdiler. Yine aralarından bazı kimseler cumartesi yasağı hususunda haddi aştılar. Allah da onları o ağır ceza ile cezalandırdı. Onlardan ağır bir ahit almakla birlikte onlar bu ahdi arkalarına attılar. Allah’ın âyetlerini inkar ettiler, haksız yere O’nun peygamberlerini öldürdüler. Onların bir başka büyük suçları da İsa Mesih’i öldürüp haça gerdiklerini iddia etmeleridir. Gerçekte ise onlar İsa’yı ne öldürdüler, ne de astılar. Aksine ondan başkası ona benzer gösterildi, onlar da ondan başkasını öldürüp astılar. Bir de onlar kalplerinin kılıflı olduğunu ve kendilerine söylenenleri kavrayamayıp anlayamadıklarını da iddia ettiler. İnsanları Allah yolundan alıkoydular, hakka uymalarını önlediler ve onları, izlemekte oldukları sapıklık ve azgınlığa davet ettiler. Ayrıca haram malları ve faizi alıp yediler. Oysa Yüce Allah bunları alıp yemelerini yasaklamış ve bu konuda onlara ağır tehditte bulunmuştu. İşte bunca kötülükleri işleyenlerin, Allah’ın son Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den üzerlerine semadan bir kitap indirmesini istemeleri de garipsenmez.

Bu yol, batıl üzere bulunan bir hasmı delil ile susturmak için izlenecek en güzel yoldur. Şöyle ki: Böyle bir hasmın batıl bir itirazı söz konusu olur da bunu hakkı reddetmek ve hem kendisi hem de başkası için bir şüphe unsuru olmak üzere ileri sürerse bu hasmın bu yaptığından daha çirkin birtakım kötü fiilleri ve berbat hali ortaya konmalıdır. Böylelikle herkes, bu seviyesiz kişinin ileri sürdüğü böyle bir itirazın aslında bir geçmişi olduğunu ve bu itirazının da bu kötü geçmiş arasında mütalâa edilmesi gerektiğini bilmiş olur.

Yine bunların Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamberliğine itiraz olmak üzere ileri sürdükleri her bir iddianın ya aynısının ya da daha kuvvetlisinin, onların iman ettiklerini iddia ettikleri kimselerin peygamberliği hakkında ileri sürülmesi de mümkündür. Böyle bir tutum ile onların kötülükleri bertaraf edilmiş ve batıl iddiaları kökten sökülüp atılmış olur. Çünkü onların kendisine iman ettiklerini ileri sürdükleri her bir peygamberin peygamberliğini ortaya koyarken delil diye ortaya koydukları her bir hususun bir benzeri yahut da ondan daha güçlü olanı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in peygamberliğine de delildir ve onu ortaya koymaktadır.

Yüce Allah’ın onların yaptıkları bu çirkin fiillerini saymaktan maksadı, onlara böyle bir cevap vermek olduğundan dolayı onların bu çirkin fillerini geniş geniş açıklamamaktadır. Sadece bunlara işaret ile yetinmekte ve ilgili yerlere havale etmektedir. Bunları Yüce Allah açıklanmaları uygun olan başka bir yerde genişçe açıklamış bulunmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Övünerek söyledikleri şu yalandan dolayı onlara lanet ettik: Yahudiler, muhakkak ki bizler Allah'ın resulü Meryemoğlu İsa Mesih'i öldürdük dediler. Hâlbuki iddia ettikleri gibi onu öldürmediler ve asmadılar. Ancak Allah bir adamı İsa -aleyhisselam-'a benzetti, onu öldürüp astılar. Böylece öldürülenin İsa -aleyhisselam- olduğunu zannettiler. Yahudilerden İsa -aleyhisselam-'ı öldürdüğünü iddia edenlerin ve öldürülmesi için Yahudilere teslim eden Hristiyanların hepsi ölümü hakkında şaşkınlık ve şüphe içerisindedirler. Onun durumu hakkında bir bilgiye sahip değildirler. Ancak onlar zanna uymaktadırlar. Doğrusu zan hiçbir zaman gerçek olmaz. İsa -aleyhisselam-'ı kesinlikle öldürmediler ve asmadılar.

Kelimeler

34 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَوْلِهِمْ ve kavlihim ve demelerinden (ötürü) kök: قول
  2. إِنَّا inna elbette
  3. قَتَلْنَا katelna biz öldürdük kök: قتل
  4. ٱلْمَسِيحَ l-mesiha Mesih'i kök: مسح
  5. عِيسَى iysa Îsa
  6. ٱبْنَ bne oğlu kök: بني
  7. مَرْيَمَ meryeme Meryem
  8. رَسُولَ rasule elçisi kök: رسل
  9. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  10. وَمَا ve ma oysa
  11. قَتَلُوهُ kateluhu onu öldürmediler kök: قتل
  12. وَمَا ve ma ve
  13. صَلَبُوهُ salebuhu asmadılar kök: صلب
  14. وَلَـٰكِن velakin fakat
  15. شُبِّهَ şubbihe benzer gösterildi kök: شبه
  16. لَهُمْ ۚ lehum kendilerine
  17. وَإِنَّ ve inne ve şüphesiz
  18. ٱلَّذِينَ ellezine
  19. ٱخْتَلَفُوا۟ htelefu ayrılığa düşenler kök: خلف
  20. فِيهِ fihi onun hakkında
  21. لَفِى lefi içindedirler
  22. شَكٍّۢ şekkin tam bir kuşku kök: شكك
  23. مِّنْهُ ۚ minhu ondan yana
  24. مَا ma yoktur
  25. لَهُم lehum onların
  26. بِهِۦ bihi o hususta
  27. مِنْ min hiç
  28. عِلْمٍ ilmin bilgileri kök: علم
  29. إِلَّا illa sadece
  30. ٱتِّبَاعَ ttibaa uyuyorlar kök: تبع
  31. ٱلظَّنِّ ۚ z-zenni zanna kök: ظنن
  32. وَمَا ve ma
  33. قَتَلُوهُ kateluhu onu öldürmediler kök: قتل
  34. يَقِينًۢا yekinen yakinen kök: يقن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Îsâ · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükselteceğim. Seni inkar edenlerden kurtararak…

  • Aynı kök: صلب (8 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve…

  • Aynı kök: صلب (8 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    "Mutlaka sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim, sonra da (ibret olsun diye) sizin tümünüzü elbette asacağım."

  • Aynı kök: صلب (8 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Musa'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun, sizin…

  • Aynı kök: شبه (12 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    O, çardaklı-çardaksız olarak bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmalıkları ve ekinleri, zeytini ve narı (her biri) birbirine benzer ve (her biri)…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Savaştan geri kalan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları da kendilerini sıktıkça…

  • Aynı kök: شبه (12 geçiş) · Aynı kök: يقن (28 geçiş)

    Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti.…

  • Aynı kök: شكك (15 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Halifelik

    Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İsrailoğulları'nın) "Allah elçisi (olduğunu sanan) Meryem'in oğlu İsa'yı öldürdük!" demeleri yüzünden (onları cezalandırmıştık). (Oysa) onu öldürememiş ve çarmıha gerememişlerdi fakat kafaları karıştırılmıştı. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedir; bu konuda Zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktu. Kesin olarak onu öldürememişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

ve "Allah'ın elçisi (olduğunu söyleyen) Meryem'ın oğlu İsa Mesih'i işte biz öldürdük!" demeleri nedeniyle... Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, fakat (kafa karışıklığıyla) onlara öyle olmuş gibi geldi. Bu konuda farklı görüşler ileri sürenler ise, ondan dolayı gerçekten şaşkınlık içerisindedirler; onunla ilgili bir bilgileri yoktu ve yalnızca zanna dayanıyorlardı. Sonuç olarak kesinlikle onu öldürmediler:

Muhammed Esed

ve "Bakın, biz, Allahın Elçisi (olduğunu iddia eden) Meryemin oğlu İsa Mesihi öldürdük!" diye böbürlendikleri için. Aslında onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler, sadece onlara öyle (olmuş gibi) göründü ve o konuda farklı görüşler taşıyanlar da gerçekten şaşkındılar, onunla ilgili (gerçek) bir bilgileri yoktu ve sadece bir zanna uymuşlardı. Kesin olan şu ki onu öldürmediler.

Ahmed Hulusi

"Biz, Allah Rasulü Mesih, Meryemoğlu İsa'yı katlettik" sözleri yüzünden. . . Gerçekte Onu ne katlettiler ne de haça astılar; sadece onlara öyle benzetildi (asılan). Onun hakkında tartışanlar bu konuda tam bir şüphe içindedirler; bu konuda kesin bilgileri yoktur, zanlarına göre konuşurlar. Kesin olan, İsa'nın katledilmediğidir!

Ali Bulaç

Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.

Ali Özek ve heyeti

(Ayrıca) "Biz, Allah'ın peygamberi Meryem oğlu Îsâ Mesîh'i öldürdük" demeleridir. Oysa onu ne öldürmüşler ve ne de asmışlardır; fakat kendilerine öyle gösterilmiştir. Bu hususta görüş ayrılığına düşenler, işin doğrusundan şüphe içindedirler ve zanna tâbi olmaktan başka hiçbir bilgileri yoktur. Şu var ki onlar, Îsâ'yı kesinlikle öldürmemişlerdir.

Ali Rıza Safa

Ve "Allah'ın elçisi Meryem Oğlu İsa Mesih'i biz öldürdük!" dedikleri için. Oysa Onu öldürmediler ve Onu asmadılar. Fakat onlara, öyle gibi gösterildi. Aslında, Onun hakkında uyuşmazlığa düşenler, gerçekte kuşku içindeler. Onun hakkında, sanıya uymaktan başka hiçbir bilgileri yoktur; kesinlikle, Onu öldürmediler.

Bayraktar Bayraklı

- Bir de, inkar etmeleri ve Meryem'e büyük bir iftira atmaları ve"Allah'ınpeygamberi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden onları lanetledik. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; fakat sadece onlara öyle olmuş gibi göründü. Onun hakkında ihtilafa düşenler, bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

Edip Yüksel

Ve ALLAH'ın elçisi "Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demelerinden ötürü... Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar; fakat öyle yaptıklarını sandılar. Tüm mezhepler bu konuda kuşku içindedir. Onların bu konuda bir bilgisi yok; sadece zanna uyuyorlar. Kesin olarak onu öldürmediler. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * İsa'nın gerçek kişiliği ve bilinci olan nefsi, her tektanrıcının nefsi gibi doğrudan doğruya cennete alındı. Düşmanları ise onun bilinçsiz, ancak yaşayan bedenini işkence ederek astılar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ve ALLAH'ın elçisi 'Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük,' demelerinden ötürü... Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar; fakat öyle yaptıklarını sandılar. Tüm mezhepler bu konuda kuşku içindedir. Onların bu konuda bir bilgisi yok; sadece zanna uyuyorlar. Kesin olarak onu öldürmediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ve: "Biz Allah'ın peygamberi Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük." demeleri yüzünden. Oysa onu ne öldürdüler, ne de astılar. Fakat kendilerine bir benzetme yapıldı. Onda anlaşmazlığa düşenler bundan dolayı şüphe içindedirler, o hususta tahmin peşinde gitmekten başka hiç bir bilgileri yoktur. Kesin olarak O'nu öldürmediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve "biz Allahın Resulü Mesih Isa ibni Meryemi katlettik" demeleri sebebiyle, halbuki onu ne katlettiler ne salbettiler ve lakin kendilerine bir benzetme yapıldı, ve filhakıka onda ıhtilaf edenler bundan dolayı şekk içindedirler, ona dair bir ilimleri yoktur ancak zann ardında giderler, halbuki onu yakinen katletmediler

Erhan Aktaş

Ve yine Allah'ın Resulü Meryem Oğlu İsa Mesih'i, "Kesinlikle biz öldürdük." demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve yine Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i, "Kesinlikle biz öldürdük." demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve yine Allah'ın elçisi Meryem oğlu İsa Mesih'i, "Kesinlikle biz öldürdük." demeleri nedeniyle. Aslında onu öldürmediler ve onu asmadılar da. Fakat kendilerine öyle göründü. Onlar, herhangi bir bilgi sahibi olmadıklarından, ayrılığa düştükleri bu konuda kesin olarak şüphe içindedirler. Onlar, sadece zanna uyuyorlar. Kesin olan şu ki, onu öldürmediler.

Gültekin Onan

Ve: "Biz, Tanrı'nın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük" demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik). Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiç bir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.

Hasan Basri Çantay

Ve: "Biz Allahın peygamberi, Meryem oğlu Mesih İsayı öldürdük" demeleri sebebiyle (dir ki kendilerini rahmetimizden koğduk). Halbuki onlar onu öldürmediler, onu asmadılar da. Fakat (öldürülen ve asılan adam) kendilerine (İsa) gibi gösterildi. (Zaten ve) hakıykaten (isa ve onun katli) hakkında kendileri de ihtilafa düşdüler. (Bu babda) kat'i bir şek ve şübhe içindedirler. Onların buna (onun katline) aid hiç bir bilgileri yokdur. Ancak (kupkuru bir) zanna uymak (dadırlar). Onu yakıynen öldürmemişlerdir.

İbni Kesir

Ve Allah elçisi Meryem oğlu İsa Mesihi öldürdük, demelerinden. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Ancak onlara (İsa'ya) benzer gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşerler. Ondan yana şüphe içindedirler. Bu husustaki bilgileri ancak zanna dayanmaktan ibarettir. Onu gerçekten öldürememişlerdir.

Mehmet Alagaş

(153-162) Kitap halkı, senden gökten bir kitap indirmeni istiyor / sual ediyor. (Parçalı değil bütün bir kitabı tek seferde istiyorlar.) Bundan daha büyüğü Musa’ya sual edilmişti / Musa’dan istenmişti, dediler ki açık ve net bir şekilde Allah’ı bize göster. Bu zulümleri nedeniyle onları yıldırım çarptı, sonra kendilerine açıklamaların gelmesinin ardından da buzağıyı edindiler. Biz bunu da affettik ve Musa’ya da büyük bir delile dayalı otorite / sultanlık verdik. Onlarla sözleşme yaparken Tur dağını üstlerine kaldırdık ve onlara dedik ki; secde ederek kapıdan girin ve yine onlara dedik ki cumarteside / sabitlik gününde / şabat ta haddi aşmayın. Onlardan sert / galiz bir söz aldık. (Galiz; Fidanın sertleşmesi gibi) Sözleşmelerini bozmaları, Allah’ın ayetlerini yok saymaları, gerçeğe dayanmadan / haksız yere Resulleri öldürmeleri ve de kalplerimiz kılıflıdır / perdelidir demeleri nedeniyle Evet Allah ta onların kalplerin e küfürleri dolayısıyla mühür vurdu. Onların çok azı iman etti. Küfretmeleri ve Meryem hakkında uydurdukları büyük şeyler. Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük demeleri. Onu öldürmediler ve Onu asmadılar, lakin onlara o şekilde benzetildi / teşbih edildi. Bu konuda ihtilaflı görüş ileri sürenler / ihtilafa düşenler onun hakkında şüphe içindeler. Onların, onun hakkında zanna uymak dışında herhangi bir bilgileri yoktur. Onu kesin bir şekilde / yakın bir şekilde öldüremediler. Bilakis Allah onu kendine kaldırdı. Allah saygıdeğerdir, hâkimdir. Kitap halkından kimse yoktur ki, ölmeden önce ona iman edecek ler. Kıyamet gününde de O, aleyhlerine şahit olacaktır. (Ölümlerinden önce İsa’ya iman edip öyle ölecekler.) Bu zulümleri ve çoklarını Allah’ın yolundan saptırmaları ve de kesinlikle yasaklandıkları halde faiz almaları, ayrıca insanların mallarını gerekçesiz bir şekilde yemeleri nedenleriyle, Yahudilere, onlara helal edilmiş temiz olan şeyleri haram ettik. Onlard an kafir olanlar için acıtıcı bir azap hazırladık. Oysa ki onlardan ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler; sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler, namaza kalkıp kılanlardır, zekâtı verenlerdir, Allah’a ve ahiret gününe iman edenlerdir. İşte onlara ilerde çok büyük bir ücret / ecir vereceğiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah’ın Rasûlü Meryem oğlu İsâ Mesih’i biz öldürdük, demeleri sebebiyle (onları lanetledik). Oysa onu öldürmediler, asmadılar da. Ancak ona benzeyen biri kendilerine gösterildi. Onun hakkında ihtilaf edenler, bu konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle onu öldürmediler.

Süleyman Ateş

"Biz Allah'ın elçisi, Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük!" demelerinden ötürü (belalara uğradılar). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar; fakat (bu iş) kendilerine, benzer gösterildi. Onun hakkında ayrılığa düşenler, ondan yana tam bir kuşku içindedirler. O hususta kesin bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu yakinen öldürmediler (onu öldürdüklerini kesin biçimde bilemediler).

Süleymaniye Vakfı

"Biz, Allah'ın elçisi Meryemoğlu İsa Mesih'i öldürdük." demeleri yüzünden de dışlanmışlardır. Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; ama (öldürdükleri kişi) onlara onun gibi gösterildi dipnot 1 . Bu konuda ihtilaf edenler tam bir ikilem içindedirler. Onların bu konuda bir bilgileri yoktur; sadece varsayımlarının peşinden giderler. Onu kesinlikle öldürmediler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "ama onlara onun gibi gösterildi" demek, "öldürdükleri kişi onlar için İsa'ya benzetildi." demektir. Şüpheden kurtulamamaları bundandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir de Meryem oğlu İsa Mesih'i; yani Allah'ın Elçisini "Biz öldürdük" demeleri vardır. Onu ne öldürdüler ne de astılar ama böyle bir şüpheye düşürüldüler dipnot 1 . Anlaşmazlığa düştükleri bu şeyde tam bir şüphe içindedirler. Bu konuda bilgileri sadece varsayıma uymaktan ibarettir. Onu kesin olarak öldürmediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    - "ama onlar için o ona benzetildi" demek, "öldürdükleri kişi onlar için İsa'ya benzetildi." Şüpheden kurtulamamaları bundandır.

Şaban Britch

Allah’ın Rasûlü Meryem oğlu İsa Mesih’i biz öldürdük, demeleri sebebiyledir. Oysa onu öldürmediler, asmadılar da. Ancak ona benzeyen biri kendilerine gösterildi. Onun hakkında ihtilaf edenler, bu konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle onu öldürmediler.

Şaban Piriş

-Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i biz öldürdük, demeleri sebebiyledir. Oysa Onu öldürmediler, asmadılar da. fakat onlara öyle gösterildi. ihtilaf ettikleri konuda şüphe içindedirler. Onların zanna uymaktan başka bir bilgileri de yoktur. Kesinlikle Onu öldürmediler.

Yaşar Nuri Öztürk

"Biz, Allah'ın resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük" demeleri yüzünden. Oysaki onu öldürmediler, onu asmadılar da; sadece o onlara benzer gösterildi. Onun hakkında tartışmaya girenler, onunla ilgili olarak tam bir kuşku içindedirler. Onların, ona ilişkin bir bilgileri yoktur; sadece sanıya uymaktalar. Onu kesinlikle öldürmediler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And their false allegation that they slew the Messiah, Isa, the son of Maryam, the Messenger of Allah, when in fact they never killed him nor did they crucify him but they thought they did (See introduction). And those who disputed his fate were themselves in a state of uncertainty as to the truth and reality of the incident; their belief was based on empty knowledge and their supposition was formed on grounds admittedly insufficient, for indeed they just did not slay him but the guilt nevertheless resided in the intention.

Abdul Haleem

and said, ‘We have killed the Messiah, Jesus, son of Mary, the Messenger of God.’ (They did not kill him, nor did they crucify him, though it was made to appear like that to them; those that disagreed about him are full of doubt, with no knowledge to follow, only supposition: they certainly did not kill him-

Abdullah Yusuf Ali

That they said (in boast), "We killed Christ Jesus the son of Mary, the Messenger of Allah";- but they killed him not, nor crucified him, but so it was made to appear to them, and those who differ therein are full of doubts, with no (certain) knowledge, but only conjecture to follow, for of a surety they killed him not:-

Abul A'la Maududi

and their saying: 'We slew the Messiah, Jesus, son of Mary', the Messenger of Allah dipnot 1 - whereas dipnot 2 in fact they had neither slain him nor crucified him but the matter was made dubious to them dipnot 3 - and those who differed about it too were in a state of doubt! They have no definite knowledge of it, but merely follow conjecture; dipnot 4 and they surely slew him not,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Their criminal boldness had reached such proportions that they attempted to put an end to the life of the one they themselves knew to be a Prophet, and subsequently went around boasting of this achievement. The least reflection on the incident of Jesus talking in his cradle (see the preceding note) makes it clear that there was no strong reason to doubt his prophethood. Moreover, the miracles of Jesus which they themselves witnessed (see Surah Al 'Imran 3: 49) had firmly established his claim to prophethood. Thus, whatever treatment they meted out to him was not based on any misconception, for they were fully aware that the person whom they were subjecting to criminal treatment had been appointed by God as the bearer of His message. It seems strange that a people should recognize a man to be a Prophet in their hearts and still try to assassinate him. The ways of degenerate nations are indeed strange. Such people are absolutely unprepared to tolerate the existence of those who reproach them for their corruption and seek to prevent them from evil. Hence the reformers, including Prophets, who arise among corrupt nations are always persecuted; they are imprisoned and even put to death. The Talmud mentions that:Nebuchadnezzar laid waste the land of Israel. . . when the city had been captured, he marched with his princes and officers into the Temple ... on one of the walls he found the mark of an arrow's head, as though somebody had been killed or hit nearby, and he asked: 'Who was killed here?' 'Zachariah, the son of Yohoyadah, the high priest', answered the people. 'He rebuked us incessantly on account of our transgressions, and we tired of his words, and put him to death.' (The Talmud Selections by H. Polano, London, Frederick Warne & Co.)The Bible also mentions that when the corrupt practices of Israel exceeded all limits, and Jeremiah warned them that God would have them overrun by other nations in punishment for their wickedness, his warning was greeted by the Jews with the accusation that he was a collaborator with the Chaldeans and hence a traitor. And under that pretext Jeremiah was sent to prison. In the same manner, about two and a half years before Jesus' crucifixion, John the Baptist suffered a cruel fate. On the whole the Jews knew him to be a Prophet, or at least acknowledged him to be one of the most religious people in the nation. But when he criticized the royal court of Herod, the King of Judah, he was first thrown into prison, and then, in response to the demand of a dancing girl, who was Herod's favourite 'mistress', his head was cut off. If this record of the Jews is kept in mind, it does not seem surprising that, after having subjected Jesus - according to their belief - to crucifixion, they might have been overcome by jubilation and in a fit of self-congratulation might have boastfully exclaimed: 'Yes, we have put a Prophet of God to death!' (For similar incidents see Towards Understanding the Qur'an, vol. I, (Surah 2, n. 79 - Ed.)
  2. metne dön, dipnot 2
    This again is a parenthetical statement.
  3. metne dön, dipnot 3
    This verse categorically states that Jesus was raised on high before he could be crucified, and that the belief of both the Jews and the Christians that Jesus died on the cross is based on a misconception. As a result of a comparative study of the Qur'anic and Biblical versions we are persuaded that, so far as the trial at the court of Pilate is concerned, it was probably Jesus who was tried. Pilate sentenced him to death after the Jews showed their deep hostility to Truth and righteousness by openly declaring that, in their view, the life of a thief was of higher value than that of a man with such a pure soul as Jesus. It was then that God raised Jesus up to heaven. The person the Jews subsequently crucified was someone else who, for one reason or another, was mistaken for the person of Jesus. The fact that the person who had actually been crucified was someone other than Jesus does not in any way detract from the guilt of those Jews, for in their minds it was Jesus whose head they were crowning with thorns, in whose face they were spitting, and whom they were subjecting to crucifixion. We are not in a position now to find out how and why such a confusion arose. As no authentic source of information is available to us, it would be inappropriate to conjecture and speculate about the cause of the misapprehension which led the Jews to believe that they had crucified Jesus, the son of Mary, whereas he had already passed far beyond their grasp.
  4. metne dön, dipnot 4
    "Those who differed' refers to the Christians. The Christians have dozens of different versions, rather than one universally agreed view, regarding the crucifixion of the Messiah. This in itself is an eloquent testimony that the Christians were doubtful about the actual event. Some of them held the view that the one who was crucified was someone other than-Jesus and that Jesus himself in fact remained standing somewhere nearby, laughing at their folly. Others were of the opinion that the one who was crucified was certainly Jesus himself, but that he did not die on the cross and was still alive when brought down from it. Others asserted that though Jesus died on the cross, he later returned to life, met his disciples and conversed with them about ten times. Again, some believe that the human body of Jesus suffered death and was buried, while the spirit of godhead in him was taken up on high. Yet others believe that after his death the Messiah was resurrected physically and was subsequently taken up to heaven in physical form. Had the truth been fully known and well-established so many divergent views could not have gained currency.

Aisha Bewley

and their saying, ‘We killed the Messiah, ‘Isa son of Maryam, Messenger of Allah. ’ They did not kill him and they did not crucify him but it was made to seem so to them. Those who argue about him are in doubt about it. They have no real knowledge of it, just conjecture. But they certainly did not kill him.

Al-Hilali & Khan

And because of their saying (in boast), "We killed Messiah ‘Îsâ (Jesus), son of Maryam (Mary), the Messenger of Allâh," - but they killed him not, nor crucified him, but it appeared so to them [the resemblance of ‘Îsâ (Jesus) was put over another man (and they killed that man)], and those who differ therein are full of doubts. They have no (certain) knowledge, they follow nothing but conjecture. For surely; they killed him not [i.e. ‘Îsâ (Jesus), son of Maryam (Mary) عليهما السلام]:

Ali Quli Qarai

and for their saying, ‘We killed the Messiah, Jesus son of Mary, the apostle of Allah’ —though they did not kill him nor did they crucify him, but so it was made to appear to them. Indeed those who differ concerning him are surely in doubt about him: they do not have any knowledge of that beyond following conjectures, and certainly they did not kill him.

Amatul Rahman Omar

And because of their (falsely) claiming, `We did kill the Messiah, Jesus, son of Mary, the (false) Messenger of Allâh,' whereas they killed him not, nor did they cause his death by crucifixion, but he was made to them to resemble (one crucified to death). Verily, those who differ therein are certainly in (a state of) confusion about it. They have no definite knowledge of the matter but are only following a conjecture. They did not kill him, this much is certain (and thus could not prove the Christ as accursed).

Arthur John Arberry

and for their saying, 'We slew the Messiah, Jesus son of Mary, the Messenger of God' -- yet they did not slay him, neither crucified him, only a likeness of that was shown to them. Those who are at variance concerning him surely are in doubt regarding him; they have no knowledge of him, except the following of surmise; and they slew him not of a certainty -- no indeed;

Bijan Moeinian

They [proudly] spread a rumor that: "We killed Jesus, son of Mary. " For sure they did neither kill Jesus nor crucify him. Their wishful thinking has created so much confusion in account of the lack of [historical] proof for their saying. Know for sure that they did not kill him.

E. Henry Palmer

and for their saying, 'Verily, we have killed the Messiah, Jesus the son of Mary, the apostle of God'. ... but they did not kill him, and they did not crucify him, but a similitude was made for them. And verily, those who differ about him are in doubt concerning him; they have no knowledge concerning him, but only follow an opinion. They did not kill him, for sure!

Edip-Layth

For their saying, "We have killed the Messiah Jesus the son of Mary, the messenger of God!" They did not kill him, nor did they crucify him, but it appeared to them as if they had. Those who dispute are in doubt of him, they have no knowledge except to follow conjecture; they did not kill him for a certainty.

George Sale

and have said, verily we have slain Christ Jesus the son of Mary, the apostle of God; yet they slew him not, neither crucified him, but he was represented by one in his likeness; and verily they who disagreed concerning him, were in a doubt as to this matter, and had no sure knowledge thereof, but followed only an uncertain opinion. They did not really kill him;

Hamid S. Aziz

And because of their boastful saying, "Verily, we have killed the Messiah, Jesus, the son of Mary, the Messenger of Allah," - but they killed him not, nor did they crucify him, but it was obscured for them (or it appeared so to them). And verily, those who differ about him are in doubt concerning him; they have no knowledge thereof, but only follow a conjecture. Certainly, they slew him not!

Mahmoud Ghali

And for their saying, "Surely we killed the Masih, Isa son of Maryam, (The Messiah, Jesus son of Mary) the Messenger of Allah. " And in no way did they kill him, and in no way did they crucify him, but a resemblance of him was presented to them (i.e. the matter was made obscure for them through mutual resemblance). And surely the ones who differed about him are indeed in doubt about him. (Or: it, "that") In no way do they have any knowledge about him except the close following of surmise, and in no way did they kill him of a certainty.

Marmaduke Pickthall

And because of their saying: We slew the Messiah, Jesus son of Mary, Allah's messenger - they slew him not nor crucified him, but it appeared so unto them; and lo! those who disagree concerning it are in doubt thereof; they have no knowledge thereof save pursuit of a conjecture; they slew him not for certain.

Mohamed Ahmed - Samira

And for saying: "We killed the Christ, Jesus, son of Mary, who was an apostle of God;" but they neither killed nor crucified him, though it so appeared to them. Those who disagree in the matter are only lost in doubt. They have no knowledge about it other than conjecture, for surely they did not kill him,

Muhammad Asad

and their boast, "Behold, we have slain the Christ Jesus, son of Mary, [who claimed to be] an apostle of God!" However, they did not slay him, and neither did they crucify him, but it only seemed to them [as if it had been] so; and, verily, those who hold conflicting views thereon are indeed confused, having no [real] knowledge thereof, and following mere conjecture. For, of a certainty, they did not slay him:

Mustafa Khattab

and for boasting, "We killed the Messiah, Jesus, son of Mary, the messenger of Allah." But they neither killed nor crucified him—it was only made to appear so.[1] Even those who argue for this ˹crucifixion˺ are in doubt. They have no knowledge whatsoever—only making assumptions. They certainly did not kill him.

Progressive Muslims

And their saying: "We have killed the Messiah Jesus the son of Mary, the messenger of God!" They did not kill him, nor did they crucify him, but it appeared to them as if they had. Those who dispute are in doubt of him, they have no knowledge except to follow conjecture; they did not kill him for a certainty.

Rashad Khalifa

And for claiming that they killed the Messiah, Jesus, son of Mary, the messenger of GOD. In fact, they never killed him, they never crucified him - they were made to think that they did. All factions who are disputing in this matter are full of doubt concerning this issue. They possess no knowledge; they only conjecture. For certain, they never killed him.

Sahih International

And [for] their saying, "Indeed, we have killed the Messiah, Jesus, the son of Mary, the messenger of Allah. " And they did not kill him, nor did they crucify him; but [another] was made to resemble him to them. And indeed, those who differ over it are in doubt about it. They have no knowledge of it except the following of assumption. And they did not kill him, for certain.

Sam Gerrans

And for their saying: “We killed the Messiah, Jesus, son of Mary, the messenger of God,” — and they killed him not nor crucified him, but it seemed so to them; and those who dispute concerning it are in doubt thereof, no knowledge have they thereof save the pursuit of conjecture — and they killed him not of a certainty;

Shabbir Ahmed

And for claiming, "We killed the Messiah Jesus son of Mary, Allah's Messenger. " They never killed him and never crucified him. But it appeared so to them and the matter remained dubious to them. Those who hold conflicting views on this issue are indeed confused. They have no real knowledge but they are following mere conjecture. Very certainly, they never killed him.

Syed Vickar Ahamed

And because they said (in boast): "We killed the Messiah, Isa (Christ, Jesus) the son of Maryam (Mary), the messenger of Allah;" — But they did not kill him, nor crucified him, but so it was made to appear to them, and those who differ in this (matter) are full of doubts, with no (certain) knowledge; They follow nothing but idle talk, for sure they did not kill him:—

Taqi Usmani

and for their saying, "We have certainly killed the MasīH ‘Īsā the son of Maryam, the Messenger of Allah", while in fact they did neither kill him, nor crucify him, but they were deluded by resemblance.Those who disputed in this matter are certainly in doubt about it. They have no knowledge of it, but they follow whims. It is absolutely certain that they did not kill him,

The Monotheist Group

And their saying: "We have killed the Messiah, Jesus, son of Mary, messenger of God!" And they had not killed him, nor crucified him, but it appeared to them as if they had. And those who dispute are in doubt regarding him, they have no knowledge except to follow conjecture; they did not kill him for a certainty.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 157. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 157. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 157. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩