Nisâ suresi

Nisâ suresi, 99. ayet

Nisâ suresi, 99. ayet. فَأُو۟لَٰٓئِكَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا

feülâike `asa-llâhü ey ya`füve `anhüm. vekâne-llâhü `afüvven gafûrâ.

Diyanet İşleri

Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 96–102 · surenin 99. ayeti / 176

Konu Oturanlar ve cihad edenler; hicret Nisâ 95–100 3

  1. Nisâ 96

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  2. Nisâ 97

    Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.

  3. Nisâ 98

    Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

  4. 99

    Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

  5. Nisâ 100

    Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  6. Nisâ 101

    Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.

  7. Nisâ 102

    (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 98–99. ayetler için yazılmıştır.

98-99. Daha sonra Allah gerçekten herhangi bir şekilde hicret etme gücüne sahip olmayan ve “ne bir çare ne de bir yol bulamayan” mustaz’afları istisna etmekte ve bu gibi kimseler hakkında Yüce Allah: “İşte onları Allah’ın affedeceği umulur. Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.” buyurmaktadır.

“Umulur ki” anlamına gelen “عسى” ve benzeri ifadeler, Yüce Allah tarafından kullanılırsa umulan şeyin tahakkukunun kesin olduğunu ifade eder. Bu da O’nun kerem ve ihsanının bir gereğidir. Birtakım amelleri işleyen kimselere mükâfat alacaklarını ümid edilebileceklerinin belirtilmesinin de özel bir anlamı vardır. O da şudur: Kişi amelinin karşılığını tam olarak alamayabilir. Zira o, söz konusu ameli olması gereken şekli yapmayabilir, hatta bu konuda kusurlu davranmış olabilir. O takdirde de bu mükâfatı hak edemez. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.

Âyet-i kerimede farz veya msütehap türünden emirleri yerine getirmekten aciz düşen kimsenin mazur görüleceğine delil vardır. Nitekim Yüce Allah cihada çıkamayan aciz kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır: “Gözleri görmeyene günah yoktur, topala günah yoktur, hastaya günah yoktur...” (el-Feth, 48/17) Yine Yüce Allah genel olarak bütün emirler hakkında da: “O halde gücünüzün yettiği kadar Allah’tan sakının...” (et-Teğabun, 64/16) buyurmaktadır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmaktadır: “Ben size herhangi bir hususu emredecek olursam onu gücünüz yettiğince yerine getirin.” Ancak insanın mazur görülebilmesi, bütün gayretini ortaya koyması ve önündeki bütün çarelerin tükenmesi halinde söz konusudur. Çünkü Yüce Allah: “Ne bir çare ne de bir yol bulamayanlar… müstesnâ” buyurmaktadır.

Âyet-i kerimede yolculuk yapmayı gerektiren hac, umre vb. amellerde de güç yetirmenin aranan şartlar arasında yer aldığına işaret vardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu metin 98–99. ayetler için yazılmıştır.

Yapılan haksızlığa ve eziyetlere karşı kendilerini savunacak güçleri bulunmayan, zayıf, özür sahibi erkek, kadın ve çocuklar bu tehdidin dışında kalırlar. Bu kişiler içinde bulundukları zorluktan kurtulmak için bir yol bulamayan kimselerdir. Umulur ki Allah, rahmeti ve lütfuyla onları affeder. Allah kullarını affeden, tövbe edenleri de bağışlayandır.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأُو۟لَـٰٓئِكَ feulaike işte
  2. عَسَى asa umulur kök: عسي
  3. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  4. أَن en
  5. يَعْفُوَ yea'fuve affetmesi kök: عفو
  6. عَنْهُمْ ۚ anhum onları
  7. وَكَانَ ve kane kök: كون
  8. ٱللَّهُ llahu ve Allah kök: اله
  9. عَفُوًّا afuvven çok affedendir kök: عفو
  10. غَفُورًۭا gafuran çok bağışlayandır kök: غفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…

  • Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…

  • Aynı kök: عسي (30 geçiş)

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…

  • Aynı kök: عسي (30 geçiş)

    Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah…

  • Aynı kök: عسي (30 geçiş)

    Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İşte umulur ki Allah onları affeder. Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.

Mustafa İslamoğlu

İşte bunları da Allah'ın affetmesi umulur; zira Allah tarifsiz bir affedicidir, eşsiz bir bağışlayıcıdır.

Muhammed Esed

Allah onların günahlarını silebilir. Çünkü Allah günahları silendir, çok bağışlayıcıdır.

Ahmed Hulusi

İşte Allah'ın onların suçlarını affetmesi beklenir. Allah Afüvv'dür, Ğafur'dur.

Ali Bulaç

Umulur ki Allah bunları affeder. Allah affedicidir, bağışlayıcıdır.

Ali Özek ve heyeti

İşte bunları, umulur ki Allah affeder; Allah çok affedicidir, bağışlayıcıdır.

Ali Rıza Safa

Allah, onların suçlarını belki bağışlar. Çünkü Allah, Affedicidir; Sınırsız Bağışlayandır.

Bayraktar Bayraklı

İşte, umulur ki Allah bunları affeder; Allah çok affedicidir; bağışlayıcıdır.

Edip Yüksel

Böylelerinin ALLAH tarafından affedilmesi umulur. ALLAH Affedicidir, Bağışlayandır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylelerinin ALLAH tarafından affedilmesi umulur. ALLAH Affedicidir, Bağışlayandır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü bunlardan Allah'ın o günahı af buyurması ümit edilir, Allah çok affeden ve bağışlayandır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü bunlardan Allahın o günahı afiv buyurması memuldür, Allah afvi çok bir gafur bulunuyor

Erhan Aktaş

Umulur ki Allah, bunları affeder. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Umulur ki Allah, bunları affeder. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Umulur ki Allah, bunları affeder. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.

Gültekin Onan

Umulur ki Tanrı bunları affeder. Tanrı affedicidir, bağışlayıcıdır.

Hasan Basri Çantay

İşte onlar (böyle). Allahın onları afvedeceğini umabilir (ler). Allah çok afvedici, çok yarlığayıcıdır.

İbni Kesir

Umulur ki Allah, onları affetsin. Ve Allah; Afüvv, Gafur olandır.

Mehmet Alagaş

(97-100) Melekler kendilerine zalimlik edenleri vefat ettirirken dediler ki “ne haldeydiniz”. Biz, yeryüzünde zayıf bırakılanlar idik derler. (Tam canları alınacakken bizler mustazaftık demezler mi?) derler ki; Allah’ın yeri / arzı geniş değil miydi? Orada hicret etseydiniz, işte onların varacağı yer cehennemdir , ne kötü yerdir orası. A ncak, mustazaflar içinden kadın erkek ve çocuklardan çare üretemeyenler ve çıkış yolu bulamayanlar hariçtir. Allah’ın işte bunları affetmesi umulur , Allah affedendir, bağışlayandır. H er kim Allah yolunda hicret ederse, arzda çokça sığınılacak yer ve genişlik bulur , her kim muhacir olarak Allah’a ve Resulüne doğru evinden çıkarsa, sonra o ölüme erişirse / ölümü idrak ederse o durumda onun ecrini gerçekleştirmek Allah’a aittir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Umulur ki Allah onları affeder. Şüphesiz Allah, affedendir, bağışlayandır.

Süleyman Ateş

Çünkü Allah'ın onları affetmesi umulur. Allah, çok affeden, çok bağışlayandır.

Süleymaniye Vakfı

Allah'ın işte bunları affetmesi beklenir. Allah, daima affeden ve bağışlayandır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah'ın işte bunları affetmesi beklenir. Allah, çok affeder, çok bağışlar.

Şaban Britch

Allah’ın onları affetmesi beklenir. Allah, affedendir, bağışlayandır.

Şaban Piriş

Allah'ın onları affetmesi beklenir. Allah, affedendir, bağışlayandır.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunların, Allah tarafından affedilmeleri umulur. Allah affedicidir, günahları bağışlayıcıdır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Such persons may be excused, and Allah may hopefully give up resentment against them; Allah has always been 'Afuwan and Ghafurun.

Abdul Haleem

God may well pardon these, for He is most pardoning and most forgiving.

Abdullah Yusuf Ali

For these, there is hope that Allah will forgive: For Allah doth blot out (sins) and forgive again and again.

Abul A'la Maududi

maybe Allah shall pardon these, for Allah is All-Pardoning, All-Forgiving.

Aisha Bewley

It may well be that Allah will pardon them. Allah is Ever-Pardoning, Ever-Forgiving.

Al-Hilali & Khan

These are they whom Allâh is likely to forgive them, and Allâh is Ever Oft-Pardoning, Oft-Forgiving.

Ali Quli Qarai

Maybe Allah will excuse them, for Allah is all-excusing, all-forgiving.

Amatul Rahman Omar

As to these Allâh may pardon them (for their helplessness), for Allâh is the Effacer of sins, Most Forgiving.

Arthur John Arberry

haply them God will yet pardon, for God is All-pardoning, All-forgiving.

Bijan Moeinian

God may forgive them as He is Forgiving and Forbearing.

E. Henry Palmer

these it may be God will pardon, for God both pardons and forgives.

Edip-Layth

For these, perhaps God will pardon them. God is Pardoner, Forgiving.

George Sale

these peradventure God will pardon, for God is ready to forgive and gracious.

Hamid S. Aziz

These it may be Allah will pardon, for Allah is Clement and Forgiving.

Mahmoud Ghali

So for those Allah may be clement towards them, and Allah has been Ever-Clement, Ever-Forgiving.

Marmaduke Pickthall

As for such, it may be that Allah will pardon them. Allah is ever Clement, Forgiving.

Mohamed Ahmed - Samira

May well hope for the mercy of God; and God is full of mercy and grace.

Muhammad Asad

as for them, God may well efface their sin - for God is indeed an absolver of sins, much-forgiving.

Mustafa Khattab

it is right to hope that Allah will pardon them. For Allah is Ever-Pardoning, All-Forgiving.

Progressive Muslims

For these, perhaps God will pardon them. God is Pardoner, Forgiving.

Rashad Khalifa

These may be pardoned by GOD. GOD is Pardoner, Forgiver.

Sahih International

For those it is expected that Allah will pardon them, and Allah is ever Pardoning and Forgiving.

Sam Gerrans

Those: it may be that God will pardon them; and God is pardoning and forgiving.

Shabbir Ahmed

There is room in Allah's Law for absolving their inabilities. Allah is indeed the Absolver of imperfections, Forgiver.

Syed Vickar Ahamed

For these (weak and oppressed), Allah may forgive: And Allah is Often-Pardoning (‘Afuw), Often Forgiving (Ghafoor).

Taqi Usmani

As for such, it is likely that Allah would pardon them. Allah is Most-Pardoning, Most-Forgiving.

The Monotheist Group

For these, perhaps God will pardon them. God is Pardoner, Forgiving.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 99. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 99. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 99. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩