Nisâ suresi · 95–100. ayetler

Oturanlar ve cihad edenler; hicret

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nisâ suresi, 95. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 95. ayet. لَّا يَسْتَوِى ٱلْقَٰعِدُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ غَيْرُ أُو۟لِى ٱلضَّرَرِ وَٱلْمُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَٰهِدِينَ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ عَلَى ٱلْقَٰعِدِينَ دَرَجَةً وَكُلًّا وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْحُسْنَىٰ وَفَضَّلَ ٱللَّهُ ٱلْمُجَٰهِدِينَ عَلَى ٱلْقَٰعِدِينَ أَجْرًا عَظِيمًا

    Diyanet İşleri

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    (95, 96) Müminlerden -mazeret sahibi olanlar dışında- (savaşa katılmayıp evlerinde) oturanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri (fedakârlık yapanları), derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine en güzel olanı vadetmiştir. (Ancak) kendinden dereceler, bağışlama ve merhamet (şeklinde büyük bir ödül vererek), cihad edenleri (fedakârlık yapanları) oturanlardan çok daha büyük bir ödülle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Mü'minlerden bir mazereti olmaksızın mücadeleden kaçınanlarla Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenler bir olamaz: Allah mallarıyla ve canlarıyla elinden gelen çabayı sarf edenleri mücadeleden kaçınanlardan daha yüce bir mertebeye çıkarmıştır. Allah bütün mü'minlere nihai güzellikler vaad etmesine rağmen, yolunda üstün gayret harcayanları yerinde sayanlara muhteşem bir ödül vaadiyle üstün tutmuştur:

    Muhammed Esed

    Bir mazeretleri olmaksızın mücadeleden kaçınan müminler ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenler bir olamaz: Allah, mallarıyla ve canlarıyla üstün çaba gösterenleri mücadeleden kaçınanlardan daha üstün bir mertebeye yüceltmiştir. Allah bütün (müminler)e nihai güzellik vaat etmiş olmasına rağmen, Allah yolunda üstün çaba gösterenleri, (kendilerine) büyük bir mükafat (vaat ederek) mücadeleden kaçınanlardan üstün kılmıştır,

    Ahmed Hulusi

    Mazeretsiz, evde oturup seferden kaçan iman edenler ile Allah yolunda mallarıyla, nefsleriyle mücahede edenler, eş değerde olmazlar. . . Allah, mallarıyla ve nefsleriyle mücahede edenleri, oturup kalanlardan derece olarak üstün kıldı. . . Hepsine Allah en güzeli vadetmiştir. . . (Ancak) Allah, mücahitleri, oturup kalanların üzerine büyük bir mükafat ile üstün kılmıştır.

    Ali Bulaç

    Mü'minlerden, özür olmaksızın oturanlar ile, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) va'detmiştir; ancak Allah, cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

    Ali Özek ve heyeti

    Müminlerden özür sahibi olanlar dışında oturanlarla malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir, ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

    Ali Rıza Safa

    Özürleri olmadan evlerinde oturan inananlarla, Allah'ın yolunda mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenler aynı değildir. Allah, mallarıyla ve canlarıyla çaba gösterenleri, oturanlardan, değişik konumlarla üstün yapmıştır. Allah, güzel olanı, tümüne söz vermiştir. Ama Allah, çaba gösterenleri, oturanlardan, büyük bir ödülle üstün yapmıştır.

    Bayraktar Bayraklı

    - İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah malları ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de güzellik vaad etmiştir; ama mücahitlerin ödülünü, kendi katından yüksek dereceler, bağış ve rahmet şeklinde, oturanlarınkinden üstün kılmıştır.Allah bağışlayandır; merhamet edendir.

    Edip Yüksel

    Geçerli özre sahip olmaksızın yerlerinde oturanlar ile mallarıyla canlarıyla ALLAH yolunda savaşım verenler bir olmaz. ALLAH mallarıyla, canlarıyla savaşım verenleri derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. ALLAH hepsine güzellikler söz veriyor. Bununla birlikte, ALLAH savaşım verenleri oturanlar üzerine daha büyük bir ödülle üstün kıldı; dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İslam'da savaş savunma amacıyladır. Bak:60:8-9.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Geçerli özre sahip olmaksızın yerlerinde oturanlar ile mallarıyla canlarıyla ALLAH yolunda savaşım verenler bir olmaz. ALLAH mallarıyla, canlarıyla savaşım verenleri derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. ALLAH hepsine güzellikler söz veriyor. Bununla birlikte, ALLAH savaşım verenleri oturanlar üzerine daha büyük bir ödülle üstün kıldı;

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (95-96) Mü'minlerden özürleri olmaksızın oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar eşit olamazlar. Allah mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, oturanlardan mertebece üstün kılmıştır. Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir. Bununla beraber Allah savaşanları, oturanlardan büyük bir mükafat, kendi tarafından derece derece verdiği rütbeler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın oturanlar ve Allah yolunda mallariyle, canlariyle cihad edenler müsavi olamazlar, Allah, mallariyle ve canlariyle mücahid olanları oturanların derece i'tibariyle üzerine geçirdi, gerçi Allah ikisine de husnayi (Cenneti) vad buyurmuştur, bununla beraber Allah mücahidlere oturanların fevkında azim bir ecir ihsan etmiştir

    Erhan Aktaş

    Mü'minlerden, bir özrü olmaksızın, Allah yolunda cihad dipnot 1 etmekten geri kalanlarla; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, bir değildir. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından, geri kalanlardan üstün kıldı. Her ne kadar Allah, her ikisine de iyilikle muamele etmeyi söz vermiş ise de cihad edenleri, geri kalanlara karşı çok daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır;

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bütün imkanlarıyla, malıyla canıyla mücadele etmek, üstün çaba harcamak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Mü'minlerden, bir özrü olmaksızın, Allah yolunda cihad dipnot 1 etmekten geri kalanlarla; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, bir değildir. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından, geri kalanlardan üstün kıldı. Her ne kadar Allah, her ikisine de iyilikle muamele etmeyi söz vermiş ise de cihad edenleri, geri kalanlara karşı çok daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır;

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaşmak, mücadele etmek, üstün çaba harcamak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Mü'minlerden, bir özrü olmaksızın, Allah yolunda cihad dipnot 1 etmekten geri kalanlarla; mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, bir değildir. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından, geri kalanlardan üstün kıldı. Her ne kadar Allah, her ikisine de iyilikle muamele etmeyi söz vermiş ise de cihad edenleri, geri kalanlara karşı çok daha büyük bir ecirle üstün kılmıştır;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Savaşmaktan, mücadele etmekten, gayret göstermekten.

    Gültekin Onan

    İnançlılardan özür olmaksızın oturanlar ile Tanrı yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler eşit değildir. Tanrı, mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne güzelliği (cenneti) vaadetmiştir; ancak Tanrı cihad edenleri oturanlara göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

    Hasan Basri Çantay

    Mü'minlerden özür saahibi olmaksızın (evlerinde) oturanlarla Allah yolunda mallariyle, canlariyle savaşanlar bir olamaz. Allah, mallariyle, canlariyle savaşanları, derece i'tibariyle, oturanlardan çok üstün kıldı. (Gerçi) Allah hepsine de cenneti va'd etmişdir. (Fakat) Allah, savaşanlara oturanların üstünde daha büyük bir ecir vermişdir.

    İbni Kesir

    Mü'minlerden; özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile Allah yolunda malları ve canları ile cihad edenler bir değildir. Allah; mallarıyla ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlara üstün kıldı. Bununla beraber Allah, her ikisine de güzelliği vaad etmiştir. Fakat Allah; cihad edenlere, oturanların üzerine büyük bir mükafat vermiştir.

    Mehmet Alagaş

    (95-96) Müminler içinden özrü olmadığı halde oturanlarla, Allah yolunda cihat edenler aynı sevide olamazlar. (Özrü olduğu için oturanlar aynı seviyededir) Allah, kendileri ve malları ile çabalayanların derecelerini oturanlara göre daha üstün kılmıştır, Allah, hepsine / mücahitlere ve oturanlara güzellik vaat etmiştir , Allah, mücahitleri büyük bir ecir ile oturanlardan üstün kılmıştır, Ondan dereceler, mağfiret ve rahmet vardır, Allah bağışlayandır ve merhametlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Müminlerden özür sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, derece bakımından geri kalanlardan üstün kıldı. Bununla beraber Allah, hepsine güzellik (Cennet'i) vaat etmiştir. Fakat Allah savaşanlara, geride kalanların üstünde pek büyük bir mükâfat vermiştir.

    Süleyman Ateş

    İnananlardan özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile, mallariyle canlariyle Allah yolunda cihadedenler bir olmaz. Allah, mallariyle canlariyle cihadedenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de güzellik va'detmiştir ama mücahidleri oturanlardan çok daha büyük ecirle üstün kılmıştır:

    Süleymaniye Vakfı

    Müminlerden, bir özrü olmadan dipnot 1 oturup kalanlarla, malları ve canları ile Allah yolunda cihad edenler /elinden geleni yapanlar dipnot 2 bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenlerin derecesini, oturup kalanlardan üstün kılmıştır. Yine de Allah her birine (yaptıklarının) en güzeliyle karşılık vermeyi vaat etmiştir. Ama vereceği büyük bir ödülle Allah, cihad edenleri oturup kalanlardan üstün kılmıştır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İnanıp güvenenlerden bir özürü olmadan oturup duranlarla, malları ve canları ile Allah yolunda bütün güçleriyle mücadele edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile mücadele edenlerin derecesini oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de cenneti söz vermiştir dipnot 1 ama Allah, mücadele edenleri büyük bir ödülle oturanlara üstün kılacaktır dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      - عنها مبعدون
    2. metne dön, dipnot 2
      Fetih 48/17

    Şaban Britch

    Müminlerden özür sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, derece bakımından geri kalanlardan çok üstün kıldı.Bununla beraber Allah, hepsine güzellik (Cennet'i) vaat etmiştir. Fakat, Allah savaşanlara, geride kalanların üstünde pek büyük bir mükâfat vermiştir.

    Şaban Piriş

    Müminlerden özür sahibi olmaksızın geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlar bir olmazlar. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, derece bakımından oturanlardan çok üstün kıldı. Bununla beraber Allah, hepsine cenneti vaat etmiştir. Fakat, Allah savaşanlara, oturanların üstünde pek büyük bir mükafat vermiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnananların; özür sahibi olmaksızın oturanlarıyla, Allah yolunda malları ve canlarıyla didinip gayret gösterenleri aynı değildir. Allah, malları ve canlarıyla gayret gösterenleri oturanlara derece bakımından üstün kılmıştır. Allah hepsine güzellik vaat etmiştir ama cihat edenleri, çok büyük bir ödülle, oturanlardan üstün kılmıştır.

  2. Nisâ suresi, 96. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 96. ayet. دَرَجَٰتٍ مِّنْهُ وَمَغْفِرَةً وَرَحْمَةً وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Diyanet İşleri

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    (95, 96) Müminlerden -mazeret sahibi olanlar dışında- (savaşa katılmayıp evlerinde) oturanlarla, malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler (fedakârlık yapanlar) bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri (fedakârlık yapanları), derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Allah hepsine en güzel olanı vadetmiştir. (Ancak) kendinden dereceler, bağışlama ve merhamet (şeklinde büyük bir ödül vererek), cihad edenleri (fedakârlık yapanları) oturanlardan çok daha büyük bir ödülle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Katından yüce mertebelerle, mağfiret ve rahmetle... Zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    (hesapsız) mertebelerle ve günahların bağışlanmasını ve rahmetini (vaat ederek); çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Tarafından dereceler, mağfiret ve rahmet (bağışlamıştır). Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    (Onlara) Kendinden dereceler, bağışlanma ve rahmet (vermiştir.) Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Kendinden dereceler, bağışlama ve rahmet vermiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    Ali Rıza Safa

    Kendisinden, değişik konumlarla, bağışlanma ve rahmetle. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    - İnananlardan, özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah malları ve canlarıyla cihad edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah hepsine de güzellik vaad etmiştir; ama mücahitlerin ödülünü, kendi katından yüksek dereceler, bağış ve rahmet şeklinde, oturanlarınkinden üstün kılmıştır.Allah bağışlayandır; merhamet edendir.

    Edip Yüksel

    Kendi katından derecelerle, bağışlama ve rahmet ile... ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendi katından derecelerle, bağışlama ve rahmet ile... ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (95-96) Mü'minlerden özürleri olmaksızın oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar eşit olamazlar. Allah mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, oturanlardan mertebece üstün kılmıştır. Gerçi Allah her ikisine de cenneti va'd etmiştir. Bununla beraber Allah savaşanları, oturanlardan büyük bir mükafat, kendi tarafından derece derece verdiği rütbeler, mağfiret ve rahmetle üstün kılmıştır. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tarafından derece derece rütbeler, ve bir mağfiret ve rahmet... Öyleya; Allah bir gafur, rahim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Kendinden derecelerle, bağışlama ve rahmetle. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kendinden derecelerle, bağışlama ve rahmetle. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kendinden derecelerle, bağışlama ve rahmetle. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    (Onlara) Kendinden dereceler, bağışlanma ve rahmet (vermiştir). Tanrı, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Kendi (canibi) nden dereceler, mağfiret ve esirgeme (vermişdir). Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Kendisinden dereceler, mağfiret ve rahmet. Ve Allah; Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (95-96) Müminler içinden özrü olmadığı halde oturanlarla, Allah yolunda cihat edenler aynı sevide olamazlar. (Özrü olduğu için oturanlar aynı seviyededir) Allah, kendileri ve malları ile çabalayanların derecelerini oturanlara göre daha üstün kılmıştır, Allah, hepsine / mücahitlere ve oturanlara güzellik vaat etmiştir , Allah, mücahitleri büyük bir ecir ile oturanlardan üstün kılmıştır, Ondan dereceler, mağfiret ve rahmet vardır, Allah bağışlayandır ve merhametlidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mücahitler için Allah katından dereceler, mağfiret ve rahmet vardır. Allah, çokça bağışlayandır, merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Kendi katından yüksek dereceler, bağış ve rahmet. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları, kendi katından vereceği dereceler, bağışlama ve ikramla üstün kılacaktır. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Mücahitler için Allah katından dereceler, mağfiret ve rahmet vardır. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    Mücahitler için Allah katından dereceler, mağfiret ve rahmet vardır. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah katından dereceler, bir bağışlanma, bir rahmet... Allah çok affedici çok merhametlidir.

  3. Nisâ suresi, 97. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 97. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَفَّىٰهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ ظَالِمِىٓ أَنفُسِهِمْ قَالُوا۟ فِيمَ كُنتُمْ قَالُوا۟ كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِى ٱلْأَرْضِ قَالُوٓا۟ أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ ٱللَّهِ وَٰسِعَةً فَتُهَاجِرُوا۟ فِيهَا فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ وَسَآءَتْ مَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.

    Mehmet Okuyan

    Melekler, canlarını alırken kendilerine yazık eden kişilere "Neredeydiniz?" derler. dipnot 1 Onlar "Biz yeryüzünde güçsüzdük." derler. Onlar (melekler) "Allah'ın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" derler. İşte onların barınağı cehennemdir. Ne kötü varış yeridir (orası)! dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ve benzer ifadeler, insanların canını alan "melekler"den söz etmektedir. Ölüm melekleri içinde herkes için özel bir ölüm meleğinin varlığı da Secde 32:11'de ifade edilmektedir. Ölüm melekleriyle ilgili benzer kullanımlar için bkz. En‘âm 6:61, 93; A‘râf 7:37; Enfâl 8:50; Nahl 16:28, 32; Muhammed 47:27.
    2. metne dön, dipnot 2
      Küfür diyarında kalmayı tercih eden bu kişiler kendilerinin yaşadıkları yerde baskı altında, çaresiz, itilip kakılan, zayıf düşürülmüş bir güçsüzlük içerisinde, aciz bir halde bulunduklarını söyleyecekleri veya söyledikleri ifade edilmektedir. İlk etapta makul gibi görülen bu cevabın aslında geçerli olmadığı bir sonraki cümlede açıkça dile getirilmektedir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu mesaj Nahl 16:28. ayetle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Melekler, kendi kendilerine zulmedenlere canlarını alırken "Sizin neyiniz vardı?" diye soracak. Onlar, "Bir yeryüzünde güçsüzdük!" diye cevap verecekler. (Melekler) "Allah'ın arzı yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya?" diyecekler. İşte bu tiplerin varacağı yer cehennemdir; orası ne kötü varış yeridir.

    Muhammed Esed

    Melekler, kendilerine zulmeden kimselere canlarını alırken soracaklar: "Neyiniz vardı sizin?" Onlar: "Biz, yeryüzünde çok güçsüzdük" diye cevap verecekler.(Melekler), "Allahın arzı sizin kötülük diyarını terk etmenize yetecek kadar geniş değil miydi?" diyecekler. Böylelerinin varış yeri cehennemdir, ne kötü bir varış yeri!

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki melekler, nefslerine zulmeder halde vefat ettirilen kimselere, "Ne işte idiniz (niye nefsinize zulüm olan şu şartlar içindesiniz)?" dediler. . . (Onlar da) dediler ki: "Biz Arz'da zayıf, çaresizdik". . . (Melaike de) dedi ki: "Allah Arz'ı geniş olmadı mı, orada hicret etseydiniz?". . . İşte bunların ulaşacağı yer cehennemdir. . . O ne kötü sondur!

    Ali Bulaç

    Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son verecekleri zaman derler ki: "Nerde idiniz?" Onlar: "Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik." derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz için Allah'ın arzı geniş değil miydi?" derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?

    Ali Özek ve heyeti

    (Hicreti terketmek sebebiyle) Kendilerine yazık eden kimselere melekler, (Dîninizden ne ile meşgul oldunuz?)" derler. Onlar: "Biz, yeryüzünde (sayıları ve güçleri bizden çok olan müşrikler sebebiyle, dînin gereklerini yapmaktan) âciz kalan kimselerdik" diye cevap verirler, (Melekler de:) "Allah'ın arzı geniş değil miydi ki; oraya hicret etseydiniz?" derler. İşte bunların barınacakları yer Cehennem'dir. O ne kötü bir yerdir.

    Ali Rıza Safa

    Melekler, kendilerine yazık edenlerin canlarını alırken, soracaklar: "Ne durumdaydınız?" Derler ki: "Yeryüzünde çok güçsüzdük!" Şöyle diyecekler: "Allah'ın yeryüzü, göç edebileceğiniz denli geniş değil miydi?" İşte, kalacakları yer cehennemdir; ne kötü bir varış yeridir.

    Bayraktar Bayraklı

    Melekler, kendilerine zulmedenlere, canlarını alırken, "Sizin neyiniz vardı?" diye soracaklar. Onlar, "Biz yeryüzünde çok güçsüzdük" şeklinde cevap verecekler. Melekler, "Allah'ın yeri sizin kötülük diyarını terketmenize yetecek kadar geniş değil miydi?" diyecekler. İşte onların barınağı cehennemdir, orası ne kötü bir gidiş yeridir!

    Edip Yüksel

    Kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken melekler: "Ne halde idiniz" derler. "Bizler yeryüzünde ezilmiş kimselerdik" diye cevap verirler. "ALLAH'ın yeri geniş değil miydi ki oralara göç edeydiniz" derler. Onların yeri cehennem. O ne kötü bir dönüş noktası.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kendilerine zulmedenlerin canlarını alırken melekler: 'Ne halde idiniz,' derler. 'Bizler yeryüzünde ezilmiş kimselerdik,' diye cevap verirler. 'ALLAH'ın yeri geniş değil miydi ki oralara göç edeydiniz,' derler. Onların yeri cehennem. O ne kötü bir dönüş noktası.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Melekler, kendilerine zulmettikleri bir durumda bulunurken canlarını aldıkları kimselere: "Siz ne iş yapmaktaydınız?" diyecekler. Onlar: "Biz yer yüzünde zayıf ve güçsüzdük" diye cevap verecekler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, oraya hicret etseydiniz ya!" diyecekler. İşte bunların barınakları cehennemdir. Ona gidiş de ne kötü şeydir!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O kimseler ki nefislerine zulmetmekdelerken melekler canlarını aldılar, "ne işde idiniz" dediler, "biz dediler: Bu arzda zebun idik", "ya, dediler: Allahın arzı geniş değil mi idi oraya hicret etsenizdi ya?" İşte bunların me'vaları Cehennemdir, ona gidiş de ne fena şeydir

    Erhan Aktaş

    Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere, dipnot 1 melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?" dipnot 2 derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mus'tezaf dipnot 3 kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yapmaları gereken şeyleri yapmayanlar ve yapmamaları gereken şeyleri yapanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mevcut durumu neden kabullendiniz, Küfre neden rıza gösterdiniz?
    3. metne dön, dipnot 3
      Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere dipnot 1 , melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?" dipnot 2 derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mus'tezaf dipnot 3 kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yapmaları gereken şeyleri yapmayanlar ve yapmamaları gereken şeyleri yapanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mevcut durumu neden kabullendiniz, küfre neden rıza gösterdiniz?
    3. metne dön, dipnot 3
      Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Doğrusu, kendilerine haksızlık eden kimselere dipnot 1 , melekler canlarını alırken: "Neden bu durumdaydınız?" dipnot 2 derler. Onlar: "Biz yeryüzünde mustaz'af dipnot 3 kimselerdik" derler. Melekler: "Allah'ın arzı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların yeri Cehennem'dir. Orası ne kötü bir yerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yapmaları gereken şeyleri yapmayanlar ve yapmamaları gereken şeyleri yapanlar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Mevcut durumu neden kabullendiniz, küfre neden rıza gösterdiniz?
    3. metne dön, dipnot 3
      Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler.

    Gültekin Onan

    Melekler kendi nefislerine zulmedenlerin hayatına son vercekleri zaman derler ki: "Nerde idiniz?" Onlar "Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmışlar (müstaz'aflar) idik". derler. (Melekler de:) "Hicret etmeniz içini Tanrı'nın arzı geniş değil miydi?"derler. İşte onların barınma yeri cehennemdir. Ne kötü yataktır o?

    Hasan Basri Çantay

    Öz nefislerinin zaalimleri olarak canlarını alacağı kimselere melekler derler ki "Ne işde idiniz?". Onlar: "Biz yer (yüzün) de (dinin emirlerini tatbikden) aciz (kimse) lerdik" derler. Melekler de: "Allahın arzı (yeryüzü) geniş değil miydi? Siz de orada hicret edeydiniz ya" derler. İşte onlar (böyle). Onların barınakları cehennemdir. O ne kötü bir yerdir.

    İbni Kesir

    Melekler; nefislerine zulmedenlerin canlarını aldıkları zaman: Ne yapıyordunuz? deyince; biz yeryüzünde zayıf düşürülmek istenmiş kimselerdik, diyecekler. Melekler de: Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz? diyecekler. Onların varacakları yer, cehennemdir. Dönülecek yer olarak ne kötüdür orası.

    Mehmet Alagaş

    (97-100) Melekler kendilerine zalimlik edenleri vefat ettirirken dediler ki “ne haldeydiniz”. Biz, yeryüzünde zayıf bırakılanlar idik derler. (Tam canları alınacakken bizler mustazaftık demezler mi?) derler ki; Allah’ın yeri / arzı geniş değil miydi? Orada hicret etseydiniz, işte onların varacağı yer cehennemdir , ne kötü yerdir orası. A ncak, mustazaflar içinden kadın erkek ve çocuklardan çare üretemeyenler ve çıkış yolu bulamayanlar hariçtir. Allah’ın işte bunları affetmesi umulur , Allah affedendir, bağışlayandır. H er kim Allah yolunda hicret ederse, arzda çokça sığınılacak yer ve genişlik bulur , her kim muhacir olarak Allah’a ve Resulüne doğru evinden çıkarsa, sonra o ölüme erişirse / ölümü idrak ederse o durumda onun ecrini gerçekleştirmek Allah’a aittir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Melekler kendi nefislerine zulüm edenlerin canlarını aldıkları zaman onlara, “Ne işte idiniz?” deyince, “Biz yeryüzünde zayıf bırakılmış kimselerdik” derler. Melekler de “Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” cevabını verirler. İşte onların varacakları yer cehennemdir. Orası pek de kötü dönülecek yerdir!

    Süleyman Ateş

    Nefislerine yazık eden kimselere, canlarını alırken melekler: "Ne işte idiniz (dininiz için ne yapıyordunuz)?" dediler. (Bunlar): "Biz yeryüzünde aciz düşürülmüştük." diye cevap verdiler. Melekler dediler ki: "Allah'ın yeri geniş değil miydi ki onda göç ed(ip gönlünüzce yaşayabileceğiniz bir yere gid)eydiniz?" İşte onların durağı cehennemdir, ne kötü bir gidiş yeridir orası!

    Süleymaniye Vakfı

    Melekler, kendilerini yanlışlar içine sokanları vefat ettirirken dipnot 1 onlara "Ne haldeydiniz?" diye soracaklar, dipnot 2 onlar da: "Biz kendi toprağımızda ezilmiş kimselerdik." diye cevap vereceklerdir. Bunun üzerine melekler "Allah'ın toprağı geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" dipnot 3 diyeceklerdir. Onların sığınacakları yer cehennemdir. Ne kötü hale gelmektir o!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Azrail adında bir ölüm meleği olduğuna inanılır. Halbuki bu ayette ölenin ruhunu alanları ifade etmek için melek kelimesinin çoğulu olan melaike kullanılmıştır. Arapçada çoğul, en az üç olduğu için insanların canını almakla görevli melekler üç veya daha fazladır (En'am 6/61, Nahl 16/28-32, Secde 32/11). Hadislerde de durum aynıdır (Buhari, Cenaiz 69, Enbiya 31; Müslim, Fezail 157, 158; Tirmizi, Tefsir, 7; İbn Mace, Cihad, 10; Müsned, 2/269, 351; 4/287; 5/395). Azrail kelimesinin, muhtemelen İbranice asıllı olduğu, önceleri Yahudi iken daha sonra Müslüman olduğu söylenen Ka'b el-Ahbar ve Vehb b. Münebbih gibi şahısların etkisiyle İslami eserlere geçtiği düşünülmektedir. Çünkü Rabbilere (Yahudi din bilginlerine) ait eserlerde ondan fazla ölüm meleği adı zikredilir, bunlardan bir tanesi de Azrael'dir (DİA, "Azrail" mad.).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Melekler, yanlışlar içindeyken canlarını aldıkları kimselere "Ne haldeydiniz? dipnot 1 " diye soracaklar, onlar: "Biz dünyada güçsüz hale getirildik" diyecekler, Melekler de "Allah'ın toprağı yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" diyeceklerdir. Onların varıp kalacakları yer cehennemdir. Ne kötü yere düşmedir o dipnot 2 !

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müminun 23/100 kabir suali ile ilgili olabilir mi?
    2. metne dön, dipnot 2
      Müslümanın da cehenneme gideceğinin delilidir. Allah'ın yasakladığı bir durumda olmayı sürdürenlerle ilgili olabilir.

    Şaban Britch

    Melekler nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken: Ne haldeydiniz (dininiz için ne yapıyordunuz)? derler. Onlar da derler ki: Biz yeryüzünde aciz bırakılmış, zayıf kimseler idik. Melekler: Allah’ın arzı geniş değil miydi? Siz de orada hicret etseydiniz ya! derler. Onların yeri Cehennem'dir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.

    Şaban Piriş

    Melekler nefislerine zulmedenlerin canlarını alırken: -Ne haldeydiniz? derler. Onlar da derler ki: -Biz yeryüzünde sömürülmüş kimseler idik. Melekler: -Allah'ın arzı geniş değil miydi? Siz de oraya hicret etseydiniz ya! derler. Onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Melekler, öz benliklerine zulmetmiş olanların canlarını alırken, onlara şöyle dediler: "Neredeydiniz siz?" Cevap verdiler: "Yeryüzünde ezilip horlananlardandık biz." Melekler dediler ki: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi ki orada bir yerden bir yere göçesiniz?" İşte böylelerinin varacağı yer cehennemdir. Ne kötü dönüş yeridir o!

  4. Nisâ suresi, 98. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 98. ayet. إِلَّا ٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ لَا يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

    Mehmet Okuyan

    Hiçbir çareye gücü yetmeyen, (hicret için) hiçbir yol bulamayan zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki ezilen kesimlere mensup erkek, kadın ve çocuklardan hiçbir gücü olmayan ve yol göstericisi de bulunmayan kimseler bundan müstesnadır.

    Muhammed Esed

    Ama -erkek olsun, kadın olsun, çocuk olsun- hiçbir gücü olmayan ve kendilerine doğru yol gösterilmeyen çaresiz kimseler bunların dışındadır:

    Ahmed Hulusi

    Ancak hicrete imkanı olmayan güçsüz, çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar bundan müstesnadır.

    Ali Bulaç

    Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (çıkış) bulamayanlar başka.

    Ali Özek ve heyeti

    Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan (kâfirler yüzünden hicret etmekten gerçekten) âciz kalıp da bir çareye gücü yetmeyenler ve bir yol bulamayanlar böyle değildir.

    Ali Rıza Safa

    Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan, hiçbir gücü olmayan ve yol bulamayan umarsızlar başkadır.

    Bayraktar Bayraklı

    Erkekler, kadınlar ve çocuklardan, aciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiçbir yol bulamayanlar müstesnadır.

    Edip Yüksel

    Ancak, hiçbir çıkış yoluna gücü yetmeyen ve göç etmeye yol bulamayan erkek, kadın ve çocuk ezilmişler hariç.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak, hiç bir çıkış yoluna gücü yetmeyen ve göç etmeye yol bulamayan erkek, kadın ve çocuk ezilmişler hariç.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak gerçekten zayıf, hiç birşeye gücü yetmeyen ve hicret için yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak hakikaten zebun olanlar: Hiç bir çareye gücü yetmiyen ve hicret için yol bulamıyan erkekler, kadın, çocuklar müstesna

    Erhan Aktaş

    Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mus'tezaf dipnot 1 erkek, kadın ve çocuklar hariç.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz. bir önceki ayet.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mus'tezaf dipnot 1 erkek, kadın ve çocuklar hariç.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mustaz'af dipnot 1 erkek, kadın ve çocuklar hariç.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Güçsüzler, kimsesizler, çaresizler.

    Gültekin Onan

    Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (çıkış) bulamayanlar başka.

    Hasan Basri Çantay

    Erkeklerden, kadınlardan, çocuklardan za'f ve acz içinde bırakılıb da hiç bir çareye gücü yetmeyen ve (hicrete) bir yol bulamayanlar müstesna.

    İbni Kesir

    Ancak erkek, kadın ve çocuklardan çaresiz kalarak bir yol bulamayan zavallılar müstesnadır.

    Mehmet Alagaş

    (97-100) Melekler kendilerine zalimlik edenleri vefat ettirirken dediler ki “ne haldeydiniz”. Biz, yeryüzünde zayıf bırakılanlar idik derler. (Tam canları alınacakken bizler mustazaftık demezler mi?) derler ki; Allah’ın yeri / arzı geniş değil miydi? Orada hicret etseydiniz, işte onların varacağı yer cehennemdir , ne kötü yerdir orası. A ncak, mustazaflar içinden kadın erkek ve çocuklardan çare üretemeyenler ve çıkış yolu bulamayanlar hariçtir. Allah’ın işte bunları affetmesi umulur , Allah affedendir, bağışlayandır. H er kim Allah yolunda hicret ederse, arzda çokça sığınılacak yer ve genişlik bulur , her kim muhacir olarak Allah’a ve Resulüne doğru evinden çıkarsa, sonra o ölüme erişirse / ölümü idrak ederse o durumda onun ecrini gerçekleştirmek Allah’a aittir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

    Süleyman Ateş

    Yalnız hiçbir çareye gücü yetmeyen ve göç için yol bulamayan, gerçekten zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

    Süleymaniye Vakfı

    Hiçbir çözüme gücü yetmeyen, bir çıkış yolu da bulamayan ezilmiş erkek, kadın ve çocuklar bunların dışındadır. dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah kimseyi gücünün yetmediği şeyden dolayı sorumlu tutmaz (Bakara 2/286).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Güçsüz hale getirilmiş, çaresiz kalmış ve bir çıkış yolu bulamamış erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadır.

    Şaban Britch

    Yalnızca, erkek kadın ve çocuklardan hicret için yol bulamayan ve savunmasız güçsüz bırakılanlar müstesnadır.

    Şaban Piriş

    Yalnızca, erkek, kadın ve çocuklardan hicret için yol bulamayan güçsüz bırakılanlar müstesnadır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kadınlardan, erkeklerden, yavrulardan hiçbiri beceri gösteremeyen, hiçbir yol bulamayanların durumu farklıdır.

  5. Nisâ suresi, 99. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 99. ayet. فَأُو۟لَٰٓئِكَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا

    Diyanet İşleri

    Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

    Mehmet Okuyan

    İşte umulur ki Allah onları affeder. Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte bunları da Allah'ın affetmesi umulur; zira Allah tarifsiz bir affedicidir, eşsiz bir bağışlayıcıdır.

    Muhammed Esed

    Allah onların günahlarını silebilir. Çünkü Allah günahları silendir, çok bağışlayıcıdır.

    Ahmed Hulusi

    İşte Allah'ın onların suçlarını affetmesi beklenir. Allah Afüvv'dür, Ğafur'dur.

    Ali Bulaç

    Umulur ki Allah bunları affeder. Allah affedicidir, bağışlayıcıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte bunları, umulur ki Allah affeder; Allah çok affedicidir, bağışlayıcıdır.

    Ali Rıza Safa

    Allah, onların suçlarını belki bağışlar. Çünkü Allah, Affedicidir; Sınırsız Bağışlayandır.

    Bayraktar Bayraklı

    İşte, umulur ki Allah bunları affeder; Allah çok affedicidir; bağışlayıcıdır.

    Edip Yüksel

    Böylelerinin ALLAH tarafından affedilmesi umulur. ALLAH Affedicidir, Bağışlayandır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylelerinin ALLAH tarafından affedilmesi umulur. ALLAH Affedicidir, Bağışlayandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü bunlardan Allah'ın o günahı af buyurması ümit edilir, Allah çok affeden ve bağışlayandır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Çünkü bunlardan Allahın o günahı afiv buyurması memuldür, Allah afvi çok bir gafur bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Umulur ki Allah, bunları affeder. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Umulur ki Allah, bunları affeder. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Umulur ki Allah, bunları affeder. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.

    Gültekin Onan

    Umulur ki Tanrı bunları affeder. Tanrı affedicidir, bağışlayıcıdır.

    Hasan Basri Çantay

    İşte onlar (böyle). Allahın onları afvedeceğini umabilir (ler). Allah çok afvedici, çok yarlığayıcıdır.

    İbni Kesir

    Umulur ki Allah, onları affetsin. Ve Allah; Afüvv, Gafur olandır.

    Mehmet Alagaş

    (97-100) Melekler kendilerine zalimlik edenleri vefat ettirirken dediler ki “ne haldeydiniz”. Biz, yeryüzünde zayıf bırakılanlar idik derler. (Tam canları alınacakken bizler mustazaftık demezler mi?) derler ki; Allah’ın yeri / arzı geniş değil miydi? Orada hicret etseydiniz, işte onların varacağı yer cehennemdir , ne kötü yerdir orası. A ncak, mustazaflar içinden kadın erkek ve çocuklardan çare üretemeyenler ve çıkış yolu bulamayanlar hariçtir. Allah’ın işte bunları affetmesi umulur , Allah affedendir, bağışlayandır. H er kim Allah yolunda hicret ederse, arzda çokça sığınılacak yer ve genişlik bulur , her kim muhacir olarak Allah’a ve Resulüne doğru evinden çıkarsa, sonra o ölüme erişirse / ölümü idrak ederse o durumda onun ecrini gerçekleştirmek Allah’a aittir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Umulur ki Allah onları affeder. Şüphesiz Allah, affedendir, bağışlayandır.

    Süleyman Ateş

    Çünkü Allah'ın onları affetmesi umulur. Allah, çok affeden, çok bağışlayandır.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah'ın işte bunları affetmesi beklenir. Allah, daima affeden ve bağışlayandır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'ın işte bunları affetmesi beklenir. Allah, çok affeder, çok bağışlar.

    Şaban Britch

    Allah’ın onları affetmesi beklenir. Allah, affedendir, bağışlayandır.

    Şaban Piriş

    Allah'ın onları affetmesi beklenir. Allah, affedendir, bağışlayandır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bunların, Allah tarafından affedilmeleri umulur. Allah affedicidir, günahları bağışlayıcıdır.

  6. Nisâ suresi, 100. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 100. ayet. وَمَن يُهَاجِرْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ يَجِدْ فِى ٱلْأَرْضِ مُرَٰغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً وَمَن يَخْرُجْ مِنۢ بَيْتِهِۦ مُهَاجِرًا إِلَى ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ثُمَّ يُدْرِكْهُ ٱلْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُۥ عَلَى ٱللَّهِ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Diyanet İşleri

    Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Mehmet Okuyan

    Allah yolunda hicret eden kimse, yeryüzünde gidecek birçok yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah'a ve Elçisine (din uğrunda) hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse elbette onun ödülü Allah'a ait olmuştur. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Kim de Allah yolunda hicret ederse, kendisine bir çok alternatif mekanlar ve imkanlar bulur. Ve her kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek üzere evinden çıkar da, ardından ölüm gelip onu bulursa, artık onun ödülü Allah'a aittir; zaten Allah tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Ve kim Allah için kötülük diyarını terk ederse, yeryüzünde çok tenha yollar ve bereketli hayatlar bulacaktır. Kim de kötülükten kaçarak Allaha ve Peygamberine göç etmek uğruna evini terk eder ve sonra onu ölüm alırsa, onun mükafatı da Allah katındadır; çünkü Allah gerçekten çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Kim Allah yolunda (zulüm gördüğü yerden, ya da {'Allah'a firar edin', ayetince} özüne doğru) hicret ederse, arzda pek çok gidilecek genişlik bulur. . . Kim Allah'a ve O'nun Rasulüne (irsal olanın açıkladığı hakikate) muhacir olarak evinden çıkar, sonra da ona ölüm yetişirse, artık onun mükafatı Allah üzerinedir. . . Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir. (Burada zahir yanı sıra bir iç anlama da dikkat çekmeye çalıştık. A. H. )

    Ali Bulaç

    Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik (ve bolluk) da. Allah'a ve Resulü'ne hicret etmek üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Allah'a düşmüştür. Allah, bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah ve Rasûlü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse artık onun mükâfatı Allah'a düşer. Allah da çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın yolunda kim göç ederse, yeryüzünde göç edilecek birçok geniş yer bulur. Allah'a ve O'nun elçisine göç etmek amacıyla kim evinden çıkar, sonra da ölüm kendisine yetişirse; onun ödülü, artık Allah'a kalmıştır. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek birçok güzel yer ve bolluk, imkan bulur. Kim Allah ve Peygamberi uğrunda hicret ederek evinden çıkar da, sonra kendisine ölüm yetişirse, artık onun ödülü Allah'a düşer. Allah da çok affedicidir; merhamet sahibidir.

    Edip Yüksel

    Kim ALLAH yolunda göç ederse yeryüzünde barınacak çok yer ve bolluk bulur. Kim ALLAH'a ve elçisine göç etmek için evinden çıkar ve sonra kendisini ölüm yakalarsa, ödülünü vermek ALLAH'a düşer. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kim ALLAH yolunda göç ederse yeryüzünde barınacak çok yer ve bolluk bulur. Kim ALLAH'a ve elçisine göç etmek için evinden çıkar ve sonra kendisini ölüm yakalarsa, ödülünü vermek ALLAH'a düşer. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kim Allah yolunda hicret ederse, yer yüzünde çok yer de bulur, genişlik de bulur. Ve kim Allah'a ve peygambere hicret etmek maksadıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, muhakkak ki onun mükafatı Allah'a aittir, Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her kim Allah yolunda hicret ederse yer yüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de bulur ve her kim Allaha ve Peygambere hicret kasdiyle evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse muhakkak ki onun ecri Allaha düşer, Allah bir gafur, rahim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek pek çok yer ve genişlik bulur. Kim, Allah ve Resul'ü için hicret edip, yurdundan ayrılır da sonra onu ölüm yakalarsa, onun ecri, kesinlikle Allah'a aittir. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek pek çok yer ve genişlik bulur. Kim, Allah ve Resul'ü için hicret edip, yurdundan ayrılır da sonra onu ölüm yakalarsa, onun ecri, kesinlikle Allah'a aittir. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek pek çok yer ve genişlik bulur. Kim, Allah ve Rasul'ü için hicret edip, yurdundan ayrılır da sonra onu ölüm yakalarsa, onun ecri, kesinlikle Allah'a aittir. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Tanrı yolunda hicret eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur, genişlik (ve bolluk) da. Tanrı'ya ve Resulu'ne hicret etmek üzere evinden çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Tanrı'ya düşmüştür. Tanrı, bağışlayıcıdır, esirgeyicidir.

    Hasan Basri Çantay

    Kim Allah yolunda hicret ederse yer (yüzün) de gidecek, barınacak bir çok yerler de bulur, genişlik de bulur. Kim evinden, Allaha ve onun peygamberine muhacir olarak çıkıb da sonra kendisine ölüm yetişirse muhakkak ki onun mükafatı Allaha düşmüşdür. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Her kim, Allah yolunda hicret ederse; yeryüzünde bereketli yer ve genişlik bulur. Allah'a ve Rasulüne hicret ederek evinden çıkan kimseye ölüm gelirse; onun ecrini vermek Allah'a düşer. Ve Allah, Gafur'dur, Rahim'dir.

    Mehmet Alagaş

    (97-100) Melekler kendilerine zalimlik edenleri vefat ettirirken dediler ki “ne haldeydiniz”. Biz, yeryüzünde zayıf bırakılanlar idik derler. (Tam canları alınacakken bizler mustazaftık demezler mi?) derler ki; Allah’ın yeri / arzı geniş değil miydi? Orada hicret etseydiniz, işte onların varacağı yer cehennemdir , ne kötü yerdir orası. A ncak, mustazaflar içinden kadın erkek ve çocuklardan çare üretemeyenler ve çıkış yolu bulamayanlar hariçtir. Allah’ın işte bunları affetmesi umulur , Allah affedendir, bağışlayandır. H er kim Allah yolunda hicret ederse, arzda çokça sığınılacak yer ve genişlik bulur , her kim muhacir olarak Allah’a ve Resulüne doğru evinden çıkarsa, sonra o ölüme erişirse / ölümü idrak ederse o durumda onun ecrini gerçekleştirmek Allah’a aittir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde barınacak birçok geniş yer bulur. Kim, evinden Allah’a ve Rasûlüne hicret etmek için ayrılır da kendisine ölüm yetişirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Allah, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

    Süleyman Ateş

    Allah yolunda göç eden kimse, yeryüzünde gidecek çok yer ve bolluk bulur. Kim Allah ve Elçisi için göç etmek amacıyle evinden çıkar da kendisine ölüm yetişirse, onun mükafatı Allah'a düşer. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kim Allah yolunda hicret (göç) ederse, yeryüzünde gidecek yer ve bir genişlik bulur. Kim Allah'ın ve Elçisi'nin yolunda hicret için evinden çıkar sonra ölürse onun ödülü Allah'a ait olur. Çünkü Allah bağışlar, ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde bir çok geniş yer bulur. Kim, evinden Allah’a ve Rasûlüne hicret için ayrılır sonra da kendisine ölüm yetişirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Allah, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Kim, Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde bir çok geniş yer bulur. Kim, evinden Allah'a ve Resulüne hicret için ayrılır sonra da kendisine ölüm yetişirse, onun mükafatı Allah'a aittir, Allah, çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kim Allah yolunda hicret ederse yeryüzünde, varıp sığınarak karşı harekete girişecek çok yer bulur; geniş bir imkan da bulur. Ve her kim, evinden Allah'a ve resulüne hicret niyetiyle çıkar da kendisine ölüm yetişirse onun ödülünü vermek Allah'a düşer. Allah Gafur'dur, Rahim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.