1. sure

Fâtiha Suresi الفاتحة

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 4 konu
  1. Besmele 1 karşılaştır — Besmele
  2. Hamd ve Allah'ın nitelikleri 2–4 karşılaştır — Hamd ve Allah'ın nitelikleri
  3. Kulluk ve yardım dileme 5 karşılaştır — Kulluk ve yardım dileme
  4. Doğru yola iletilme duası 6–7 karşılaştır — Doğru yola iletilme duası

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

Besmele 1

  1. Fâtiha suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Fâtiha suresi, 1. ayet. بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

    bismi-llâhi-rraḥmâni-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah'ın adıyla... dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Rahman" ve "Rahim" kelimeleri, rahmet (رحمة) kökündendir. Rahmet, iyilik ve ikramı gerektiren incelik anlamındadır. Allah'ın özelliği olarak kullanılınca sadece iyilik ve ikram anlaşılır (Müfredat). Rahman "rahmeti her şeyi kuşatan" demektir. Bu özellik Allah'tan başkasında olmayacağı için "iyiliği sonsuz" diye çevirdik. Rahim "çok merhametli" demektir. Bu özellik Allah'ın dışındaki varlıklarda da olabilir. Nitekim 'rahim' kelimesi, Tevbe 9/128. ayette Resulullah için; Fetih 48/29. ayette ise müminler için kullanılmıştır.

    Ayet detayı — Fâtiha suresi, 1. ayet

Hamd ve Allah'ın nitelikleri 2–4

  1. Fâtiha suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Fâtiha suresi, 2. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    elḥamdü lillâhi rabbi-l`âlemîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Her şeyi mükemmel yapmak Allah'a özgüdür dipnot 1 . O bütün varlıkların Rabbi dipnot 2 /Sahibidir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hamd", birini kendi yaptığı şeyden dolayı övmektir. "Güzel yemek yapar, arkadaşlığı iyidir." gibi sözler buna girer. "Şükür" ise kendine iyilik yapanı övmek veya yapılan iyiliğe iyilikle karşılık vermektir. Yaptığı her şeyi güzel yapan sadece Allah'tır. Allah'ın yaptığı ile insanların yaptığı arasındaki farkı göstermek için "güzel" yerine "mükemmel" kelimesini kullandık.
    2. metne dön, dipnot 2
      Rab kelimesinin Türkçe karşılığı "sahip"tir. Evin sahibine rabb'ud-dar = evin rabbi (Müfredat), sermaye sahibine de rabb'ül-mal = sermayenin rabbi denir. Yusuf aleyhisselam, kralın gönderdiği köleye şöyle demişti: "Rabbine dön de sor bakalım, ellerini kesen kadınların derdi neymiş? Benim Rabbim onların oyunlarını bilir." (Yusuf 12/50) Rab kelimesi bu ayette önce "kölenin sahibi olan kral" anlamında, daha sonra da "Allah" anlamında kullanılmıştır.

    Ayet detayı — Fâtiha suresi, 2. ayet

  2. Fâtiha suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Fâtiha suresi, 3. ayet. ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

    erraḥmâni-rraḥîm.

    Süleymaniye Vakfı

    İyiliği sonsuz, ikramı bol olandır.

    Ayet detayı — Fâtiha suresi, 3. ayet

  3. Fâtiha suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Fâtiha suresi, 4. ayet. مَٰلِكِ يَوْمِ ٱلدِّينِ

    mâliki yevmi-ddîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Yapılan her şeyin karşılığını bulacağı dipnot 1 günün tek yetki sahibidir dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Din, "adet, durum; yapılan işe karşılık vermek ve verilen karşılık, itaat /boyun eğme" anlamlarına gelir (es-Sıhah). Din, Kuran'da insanın kabul edip ona göre yaşamaya söz verdiği sistem anlamına da gelir (Al-i İmran 3/19, Kafirun 109/6). Eğer bu din Allah'ın dini ise boyun eğilen yalnızca Allah'tır ve karşılığı ondan beklenir. "Din günü" de dünyada yapılanların karşılığının alınacağı Ahiret günüdür(Nur 24/25, Saffat 37/19-20, Zariyat 51/6 12-13, Vakıa 56/56, Mearic 70/26, Müddessir 74/46, İnfitar 82/9, 15-19).
    2. metne dön, dipnot 2

    Ayet detayı — Fâtiha suresi, 4. ayet

Kulluk ve yardım dileme 5

  1. Fâtiha suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Fâtiha suresi, 5. ayet. إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ

    iyyâke na`büdü veiyyâke neste`în.

    Süleymaniye Vakfı

    (Allah'ım!) Kulluğu dipnot 1 doğrudan sana yaparız. Yardımı da doğrudan senden isteriz dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kulluk etmek /ibadet, 'samimi niyetle, saygıyla, isteyerek ve kayıtsız şartsız boyun eğmek'tir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Çok sayıda ayette insanların birbirlerine yardımcı olmaları, iyilik ve ikramda bulunmaları emredilmiştir Bakara 2/177, Zariyat 51/19, Mearic 70/24-25). Bu ayet, Allah'tan istenenlerle ilgilidir. Her şeyin Allah'ın elinde olduğunu herkes bilir. Ama bazıları, kutsal bildikleri kişileri araya koyarak yardımı, onun aracılığı ile isterler. Bu, onları Allah'ın seviyesine çıkarmak olduğu için şirktir. Kendisine sinir uçlarından daha yakın olan Allah ile arasına aracı koyan herkes, dinden çıkar ve müşrik olur. Allah Teala insanların iyilik ve takva /yanlışlardan sakınma konusunda birbirleri ile yardımlaşmasını emretmiştir (Maide 5/2). Kehf 18/95. ayette de Zülkarneyn'in insanlardan yardım istediği açık bir şekilde görülmektedir. Sadece Allah'tan istenecek olan yardım, ondan başkasının yapamayacağı yardımdır. Duaların kabulü, olağanüstü yardım, her şeyi görmesini, işitmesini, bilmesini istemek gibi. Bunları Allah'tan başkası yapamayacağı için bir başkasından bunları beklemek şirk olur. Nitekim bunlarla ilgili olarak birçok ayet vardır. Bu ayetteki "Doğrudan senden yardım isteriz." cümlesinin anlamı " Senden bir şey isterken araya bir şeyi /kimseyi sokmayız." demek olur.

    Ayet detayı — Fâtiha suresi, 5. ayet

Doğru yola iletilme duası 6–7

  1. Fâtiha suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Fâtiha suresi, 6. ayet. ٱهْدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ

    ihdine-ṣṣirâṭa-lmüsteḳîm.

    Ayet detayı — Fâtiha suresi, 6. ayet

  2. Fâtiha suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Fâtiha suresi, 7. ayet. صِرَٰطَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ ٱلْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا ٱلضَّآلِّينَ

    ṣirâṭa-lleẕîne en`amte `aleyhim gayri-lmagḍûbi `aleyhim vele-ḍḍâllîn.

    Süleymaniye Vakfı

    Nimet verdiğin kimselerin dipnot 1 yoluna; öfkeni hak etmemiş dipnot 2 ve sapıtmamış dipnot 3 olanların yoluna!(Amin) dipnot 4

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın nimet verdiği kimseler; nebiler, doğru kişiler, bilginler ve iyilerdir (Nisa, 4/69).
    2. metne dön, dipnot 2
      Öfke, Arapçadaki gazabın karşılığıdır. Öfkeyi hak etmiş olanlar, ilgili ayetler ışığında şunlardır: Yahudiler (Bakara 2/61, 90; Ali-İmran 3/112; Maide 5/60; A´raf 7/152); bir mümini kasten öldürenler (Nisa 4/93); hakikate karşı direnenler (A´raf 7/71); savaş meydanından kaçanlar (Enfal 8/16); dinden dönenler (Nahl 16/106); taşkınlık yapanlar (Taha 20/81); Allah hakkında haksız tartışmaya girenler (Şura 42/16); iffetsiz olduğu halde kendini temize çıkarmak için kocasına iftira atan kadınlar (Nur 24/9); münafık erkek ve münafık kadınlar ile müşrik erkek ve müşrik kadınlar (Fetih 48/6).
    3. metne dön, dipnot 3
      Sapıtanlar, ilgili ayetler ışığında şunlardır: Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar (Mü'minun 23/105-106); inandıktan sonra kafir olanlar (Maide 5/12); Allah´ın yolundan engelleyenler (Nisa 4/167); din konusunda haddi aşanlar (Maide 5/77); zanna tabi olanlar (Enam 6/116); dünya hayatını ahiret hayatına tercih edenler (İbrahim 14/3); Allah'a ortak koşanlar (Nisa 4/116); fasıklar (Maide 5/108; En'am 6/77); Allah´tan başkasına dua edenler (Ahkaf 46/5; Hac 22/12); Allah´ı bırakıp şeytanları veli edinenler (A´raf 7/30); zalimler (Meryem 19/38); Allah'a ve Resulüne isyan edenler (Ahzab 33/36); Allah´ın zikrine, kitabına karşı katı tutum sergileyenler (Zümer 39/22); Allah´ın davetçilerinin çağrısını kabul etmeyenler (Ahkaf 46/32); kıyameti inkar edenler (Şura 42/18); münafıklar (Bakara 2/8-16); Allah´ın indirdiği kitapları gizleyenler (Bakara 2/174-175); kafirler (Nisa 4/136); müşrikler (Nisa 4/116; İbrahim 14/30); dünya malı ve ziynetlerine aldanıp haktan uzaklaşanlar (Yunus 10/88); nefsinin arzularına uyanlar (Yusuf 12/30); Allah´ın kitabından uzaklaşanlar (Taha 20/52; Lokman 31/6); Allah´ın kitabından delil getirmeden Allah hakkında konuşanlara uyanlar (Hac 22/8-9); kötüleri dost edinenler (Furkan 25/28-29); hakikati yalanlayanlar (Kalem 68/7-8).
    4. metne dön, dipnot 4
      Amin, duanın arkasından söylenen "Allahım kabul et!" anlamında bir sözdür. (Lisanu'l-Arab) Kelime Kur'an'da geçmez. Nebimizin, namaz kıldırırken Fatiha'yı bitirmesinin ardından amin dediği, cemaatin de amin demesini istediği rivayet edilmiştir. (Buhari, "Tefsir", 2; Müslim, "Salat", 62, 87).

    Ayet detayı — Fâtiha suresi, 7. ayet