Nisâ suresi · 142–152. ayetler

Münafıkların bocalaması ve en aşağı tabaka

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Nisâ suresi, 142. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 142. ayet. إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ يُخَٰدِعُونَ ٱللَّهَ وَهُوَ خَٰدِعُهُمْ وَإِذَا قَامُوٓا۟ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ قَامُوا۟ كُسَالَىٰ يُرَآءُونَ ٱلنَّاسَ وَلَا يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ إِلَّا قَلِيلًا

    Diyanet İşleri

    Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki münafıklar, Allah'ı aldat(tıklarını san)ıyorlar; (Oysa) O onları(n kendilerini) aldat(masını sağlayand)ır. dipnot 1 Onlar namaza kalktıkları zaman insanlara gösteriş yaparak üşenerek kalkarlar; dipnot 2 azı hariç Allah'ı hatırlamazlar.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:9. ayetle okunmalıdır. Bu tür ayetlerde kullanılan fiil insanlar için kullanıldığında olumsuz bir anlama gelirken, Allah için kullanıldığında kastedilen Allah'ın o fiilin cezasını vereceğini bildirmesidir. Benzer kullanımlar için bkz. Bakara 2:15; Al-i İmrân 3:54; Enfâl 8:30; Tevbe 9: 67, 79.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Bakara 2:264, Nisâ 4:38 ve Mâ‘ûn 107:6. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    İkiyüzlüler Allah'ı aldatmaya çalışıyorlar, oysa ki O onların aldanmalarını sağlıyor. Üstelik onlar namaza kalktıklarında, gönülsüzce, yalnızca insanlar görsün diye kalkarlar; Allah'ı ise pek az hatıra getirirler.

    Muhammed Esed

    Bakın, bu ikiyüzlüler, Allahı kandırmaya çalışıyorlar; halbuki Allah onların (kendi kendilerini) kandırmalarını sağlıyor. Onlar namaz için kalktıklarında, gönülsüzce, sadece insanlara görünüp takdir etsinler diye kalkarlar; Allahı da nadiren anarlar;

    Ahmed Hulusi

    İkiyüzlüler Allah'ı aldatmaya kalkarlar, (oysa) Allah, hilelerinin sonucunu kendi aleyhlerine oluşturur! Salata kalktıklarında üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş olsun diye; Allah'ı da çok az hatıra getirirler.

    Ali Bulaç

    Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Münafıklar, Allah'a hile yapmaya kalkışıyorlar; halbuki Allah, onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar; insanlara gösteriş yaparlar; Allah'ı da çok az zikrederler.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, ikiyüzlüler, Allah'ı aldatmak için uğraşırlar. Oysa O, onları aldatır. Namaza kalktıklarında üşenerek kalkarlar; insanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphesiz, münafıklar Allah'ı kandırmaya çalışıyorlar; halbuki Allah onların kendi kendilerini kandırmalarını sağlıyor. Onlar namaz için kalktıklarında, gönülsüzce kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı da nadiren anarlar.

    Edip Yüksel

    İkiyüzlüler ALLAH'ı aldattıklarını zanneder. Halbuki O, onları aldanmış bırakır. Onlar salat için kalktıklarında üşene üşene kalkar. Çünkü insanlara gösteriş yaparlar ve ALLAH'ı pek az anarlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İkiyüzlüler ALLAH'ı aldattıklarını zanneder. Halbuki O, onları (böylece) aldanmış bırakır. Onlar namaza kalktıklarında üşene üşene kalkar. Çünkü insanlara gösteriş yaparlar ve ALLAH'ı pek az anarlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Her zaman münafıklar Allah'a hile yapmaya çalışırlar, Allah da hilelerini başlarına geçirir. Namaza kalktıkları vakit üşene üşene kalkarlar, halka gösteriş yaparlar, yoksa Allah'ı pek az anarlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    her halde münafıklar Allaha hud'a yapmağa çalışırlar, Allah da hud'alarını başlarına geçirir, namaza kalktıkları vakıt da üşene üşene kalkarlar, halka gösteriş yaparlar, yoksa Allahı pek az hatıra getirirler

    Erhan Aktaş

    Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Oysa O, onların planlarını boşa çıkarandır. Onlar, "salatı ikame ettikleri" dipnot 1 zaman üşene üşene yaparlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı da pek az zikrederler. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Destek oldukları, yardım ettikleri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Anarlar, öğütlerine uyarlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Münafıklar, Allah'ı aldatmaya çalışırlar. Oysa O, onların planlarını boşa çıkarandır. Onlar, "salatı ikame ettikleri" dipnot 1 zaman üşene üşene yaparlar" İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı da pek az zikrederler. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Destek oldukları, yardım ettikleri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Anarlar, öğütlerine uyarlar.

    Gültekin Onan

    Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Tanrı'yı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Tanrı'yı ancak çok az anarlar.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, münafıklar (akıllarınca) Allaha oyun etmek isterler. Halbuki O, kendi oyunlarını başlarına geçirendir. Onlar namaza kalkdıkları vakit üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar. Allahı (başka değil) ancak birazcık hatıra getirirler.

    İbni Kesir

    Doğrusu münafıklar; Allah'a oyun etmek isterler. Oysa O, onların oyunlarını başlarına geçirir. Onlar namaza kalktıklarında tenbel tenbel kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı pek az anarlar.

    Mehmet Alagaş

    (141-147) Sizleri gözetleyenler öyledirler ki size Allah’tan bir fetih gelirse derler ki “biz, sizle beraberdik” kafirler için bir nasip oluşursa da onlar “Biz size destek olmadık mı? Sizi Müminlerden korumadık mı? derler, Allah, kıyamet günü sizin aranızdaki hükmünü verecektir. (Bu oynak hareketlere bakalım ne hüküm verecek) Allah müminler aleyhine kafirlere yol vermez, muhakkak ki münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar O / Allah onları aldatır. Namaza kalktıkları vakitte üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ancak az miktarda Allah’ı hatırlayıp anarlar / zikrederler, bu şekilde git gel yaşıyorlar / tereddüt yaşıyorlar, ne onlara (müminlere) bağlanabilirler ne de onlara (kafirlere) bağlanabilirler. Allah kimi saptırırsa artık asla onun için yol bulamazsın. Ey iman ede nler, Müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinmeyin, Allah’a aleyhinize olacak açık bir delil vermeyi mi istiyorsunuz? Muhakkak ki münafıklar, ateşin an alt tabakasındadırlar. (Dereke; Sıfırın altı aşağı doğru dur. Derece: Sıfırın üstü yukarı doğru dur) onlara herhangi bir yardımcı da bulamazsın. Ancak vazgeçip ıslah olanlar Allah’a sarılanlar, dini Allah’a özgü / has yaşayanlar işte onlar müminlerle birliktedir, ileride Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir. Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size azap etmeyi ne diye yapsın ki? (Azap heveslisi değil) Allah teşekkür edendir, bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Doğrusu münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmak isterler. Hâlbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Namaza kalktıkları zaman, üşenerek kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı pek az anarlar.

    Süleyman Ateş

    İki yüzlüler, Allah'ı (guya) aldatmağa çalışırlar. Oysa, O, onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman da üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah'ı pek az anarlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklar, Allah'a karşı oyun kurarlar dipnot 1 , halbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirir dipnot 2 . Namaza kalkarken üşenerek kalkar dipnot 3 , insanlara gösteriş yaparlar. Allah'ı ancak arada sırada hatırlarlar.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette geçen (hıda = الخداع)'nın anlamı, planlı bir şekilde yanıltma ve aldatmadır (Müfredat). Yeni bir nebi beklentisinde olan bazı Yahudilerin nebimize gösterdikleri tavır buna örnektir (Bakara 2/75-79 ve 90). Hesaplarına uymayan ayetlere farklı anlamlar verip yanlış yola giren herkes bu kapsama girer.
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İkiyüzlüler (münafıklar) Allah'a karşı oyun kurarlar, halbuki oyun kurmalarına imkan veren Allah'tır dipnot 1 . Namaza kalkınca insanlara gösteriş yaparak ağır davranırlar. Allah'ı ancak arada sırada hatırlarlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah onay verip "ol" demeden hiç bir şey oluşmadığı için ayete bu mealden başkası uygun değildir. Allah kimseye oyun kurmaz ancak imtihan gereği insanların her türlü yanlış davranışı yapmalarına imkan verir. Bir ayet şöyledir: "Bir şeyi oluşturmanız, Allah'ın da o şeyi oluşturmasıyla mümkün olur." (Tekvir 81/29)  Bkz. Şae fiili

    Şaban Britch

    Münafıklar, Allah’ı aldatmaya kalkışırlar, Allah ise onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman, istemeye istemeye/tembelce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar, Allah’ı pek az zikrederler.

    Şaban Piriş

    Münafıklar, Allah'ı aldatmaya kalkışırlar, Allah ise onları aldatır. Namaza kalktıkları zaman, istemeye istemeye/ tembelce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar, Allah'ı çok az düşünürler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu bir gerçek ki, ikiyüzlüler hileler düzerek Allah'ı aldatmaya uğraşıyorlar. Ama Allah da onları aldatıyor. Onlar namaza kalktıklarında tembel-miskin bir halde kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar. Onlar Allah'ı çok az hatırlarlar.

  2. Nisâ suresi, 143. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 143. ayet. مُّذَبْذَبِينَ بَيْنَ ذَٰلِكَ لَآ إِلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَلَآ إِلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِ وَمَن يُضْلِلِ ٱللَّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    Onlar küfür ile iman arasında bocalayıp dururlar. Ne bunlara (mü'minlere) ne de şunlara (kafirlere) bağlanırlar. Allah, kimi saptırırsa ona asla bir çıkar yol bulamazsın.

    Mehmet Okuyan

    Bunların arasında bocalayıp durmaktalar; ne onlara (yakınlar) ne de bunlara! Allah'ın saptırdığı kimse için asla bir (kurtuluş) yolu bulamazsın.

    Mustafa İslamoğlu

    İki arada bir derede kalmışlardır; ne o tarafa ne de bu tarafa aittirler. Nitekim Allah'ın sapıklığını tescil ettiği kimseler için asla bir çıkış yolu bulamazsın.

    Muhammed Esed

    bu taraftakilerle diğerleri arasında bocalayıp dururlar, ne o tarafa ne de bu tarafa (sadık) kalırlar. Allahın saptırdıkları için asla bir çıkış yolu bulamazsın.

    Ahmed Hulusi

    (İkiyüzlüler) iki arada yalpalayıp dururlar! Ne bunlara (iman ehli) ne de onlara (inkarcılar)! Allah'ın (bozuk inanca) saptırdıkları için çıkış yolu bulamazsın!

    Ali Bulaç

    Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın.

    Ali Özek ve heyeti

    (Mü'minler ile kâfirler arasında) gidip gelmekte (tereddüt etmekte) dirler.Ne (tam olarak) onlara, ne de (tam olarak) bunlara temayül ederler. Allah, kimi doğru yoldan saptırmışsa artık onun için (hakka giden) bir yolu asla bulamazsın.

    Ali Rıza Safa

    Arada bocalayıp dururlar; ne onlarla ne de bunlarla. Allah, kimi saptırırsa, artık, onun için asla bir yol bulamazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    Bunların arasında bocalayıp durmaktadırlar; ne onlara bağlanıyorlar, ne bunlara. Allah'ın şaşırttığı kimseye asla bir çıkar yol bulamazsın!

    Edip Yüksel

    Arada bocalayıp dururlar; ne bunlara ne de onlara katılırlar. ALLAH'ın şaşırttığına bir yol bulamazsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Arada bocalayıp dururlar; ne bunlara ne de onlara katılırlar. ALLAH'ın şaşırttığına bir yol bulamazsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Arada (iman ile küfür arasında) bocalayıp duruyorlar; ne onlardan yana oluyorlar, ne de bunlardan. Kimi de Allah şaşırtırsa artık ona sen bir yol bulamazsın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Arada müzebzeb bir haldedirler: ne onlara, ne onlara, her kimi de Allah şaşırtırsa artık ona sen yol bulamazsın

    Erhan Aktaş

    Ne onlara ne bunlara, arada bocalayıp dururlar. dipnot 1 Allah, kimi doğru yoldan yoksun bırakırsa, dipnot 2 sen ona asla bir yol bulamazsın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Münafık olduğu için; doğru yolda olmayı hak etmediği için, doğru yoldan yoksun kalmayı gerektiren şeyleri yaptığı için.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ne onlara ne bunlara, arada bocalayıp dururlar dipnot 1 . Allah, kimi doğru yoldan yoksun bırakırsa dipnot 2 , sen ona asla bir yol bulamazsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Münafıklar.
    2. metne dön, dipnot 2
      Münafık olduğu için; doğru yolda olmayı hak etmediği için, doğru yoldan yoksun kalmayı gerrektiren şeyleri yaptığı için.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ne onlara, ne bunlara, arada bocalayıp dururlar. Allah, kimi saptırırsa dipnot 1 , sen ona asla bir yol bulamazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yaptığından dolayı kimi saptırırsa.

    Gültekin Onan

    Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Tanrı kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar (küfr ile iman) arasında bucalayan bir süre kararsızlardır. Ne onlara, ne bunlara (mal olurlar). Allah kimi şaşırtırsa artık ona bir yol bulamazsın, asla.

    İbni Kesir

    Ne onlarladırlar, ne de bunlarla. İkisi arasında bocalayıp dururlar. Allah' ın saptırdığı kimseye yol bulamazsın.

    Mehmet Alagaş

    (141-147) Sizleri gözetleyenler öyledirler ki size Allah’tan bir fetih gelirse derler ki “biz, sizle beraberdik” kafirler için bir nasip oluşursa da onlar “Biz size destek olmadık mı? Sizi Müminlerden korumadık mı? derler, Allah, kıyamet günü sizin aranızdaki hükmünü verecektir. (Bu oynak hareketlere bakalım ne hüküm verecek) Allah müminler aleyhine kafirlere yol vermez, muhakkak ki münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar O / Allah onları aldatır. Namaza kalktıkları vakitte üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ancak az miktarda Allah’ı hatırlayıp anarlar / zikrederler, bu şekilde git gel yaşıyorlar / tereddüt yaşıyorlar, ne onlara (müminlere) bağlanabilirler ne de onlara (kafirlere) bağlanabilirler. Allah kimi saptırırsa artık asla onun için yol bulamazsın. Ey iman ede nler, Müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinmeyin, Allah’a aleyhinize olacak açık bir delil vermeyi mi istiyorsunuz? Muhakkak ki münafıklar, ateşin an alt tabakasındadırlar. (Dereke; Sıfırın altı aşağı doğru dur. Derece: Sıfırın üstü yukarı doğru dur) onlara herhangi bir yardımcı da bulamazsın. Ancak vazgeçip ıslah olanlar Allah’a sarılanlar, dini Allah’a özgü / has yaşayanlar işte onlar müminlerle birliktedir, ileride Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir. Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size azap etmeyi ne diye yapsın ki? (Azap heveslisi değil) Allah teşekkür edendir, bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İmanla küfür arasında tereddüt ederek, ne Müminlere ne de kâfirlere bağlıdırlar. Allah, kimi saptırırsa onun için asla hidayetin bir yolunu bulamazsın.

    Süleyman Ateş

    Arada yalpalayıp dururlar. Ne bunlara (bağlanırlar), ne de onlara. Allah'ın şaşırttığı kimseye bir (çıkar) yol bulamazsın!

    Süleymaniye Vakfı

    İki taraf arasında kalırlar. Ne onlardan olabilirler ne de bunlardan. Sen Allah'ın sapık saydığı kişiye bir çıkış yolu bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar iki arada bir derede kalır; ne onlarla ne de bunlarla olabilirler. Sen Allah'ın sapık saydığı kişiye bir çıkış yolu bulamazsın.

    Şaban Britch

    (İman ile küfür) arasında tereddüttedirler, ne müminlere ne de kâfirlere (bağlıdırlar.) Allah, kimi saptırırsa ona asla (hidayetin) bir yolunu bulamazsın.

    Şaban Piriş

    (İman ile küfür) arasında tereddüttedirler ne müminlere ne de kafirlere (bağlıdırlar.) Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa artık ona bir yol bulamazsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Arada bocalayıp dururlar. Ne şunlardan yanadırlar ne bunlardan yana. Allah'ın şaşırttığına sen asla yol sağlayamazsın.

  3. Nisâ suresi, 144. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 144. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَتُرِيدُونَ أَن تَجْعَلُوا۟ لِلَّهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَٰنًا مُّبِينًا

    Diyanet İşleri

    Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

    Mehmet Okuyan

    Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin! dipnot 1 (Bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz!

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Al-i İmrân 3:28, 118, Mâide 5:51, 57, Mücâdele 58:22 ve Mümtehine 60:1. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Siz ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri müttefik edinmeyin! Siz kendi aleyhinize, Allah'ın önüne açık bir delil mi koymak istiyorsunuz?

    Muhammed Esed

    Siz ey imana ermiş olanlar! Müminleri bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinmeyin! Suçluluğunuz konusunda Allahın önüne açık bir kanıt mı koymak istiyorsunuz?

    Ahmed Hulusi

    Ey iman edenler, iman edenleri bir yana bırakıp hakikati inkar edenleri dost edinmeyin! (Bu davranışınızla) aleyhinize güçlü bir delil mi oluşturmak istersiniz Allah indinde!

    Ali Bulaç

    Ey iman edenler, mü'minleri bırakıp kafirleri veliler (dostlar) edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz?

    Ali Özek ve heyeti

    Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

    Ali Rıza Safa

    Ey inanca çağırılanlar! İnananlardan başka bir de ayrıca, nankörlük edenleri dost edinmeyin. Kendinize karşı, Allah'a açık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz?

    Bayraktar Bayraklı

    Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyiniz; suçluluğunuz konusunda Allah'ın önüne açık bir delil mi koymak istiyorsunuz?

    Edip Yüksel

    Gerçeği onaylayanlar, iman edenleri bırakıp inkarcıları dost edinmeyin. ALLAH'a, size karşı kullanacağı bir delil mi vermek istiyorsunuz!

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnananlar, inananları bırakıp inkarcıları dost edinmeyin. ALLAH'a, size karşı kullanacağı bir delil mi vermek istiyorsunuz!

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ey iman edenler, müminleri bırakıp da kafirleri başınıza geçirmeyin! Kendi aleyhinizde Allah'a açık bir saltanat vermek ister misiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ey o bütün iyman edenler! mü'minleri bırakıb da kafirleri başlarınıza geçirmeyin, ister misiniz ki Allah için aleyhinizde açık bir saltanat husule getiresiniz

    Erhan Aktaş

    Ey İman Edenler! Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir sultan dipnot 1 mı vermek istiyorsunuz?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, yetki, yetkili kılma, yapmasını isteme.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ey iman edenler! Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir sultan dipnot 1 mı vermek istiyorsunuz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt, Yetki, yetkili kılma, yapmasını isteme.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp, gerçeği yalanlayan nankörleri evliya dipnot 1 edinmeyin. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık bir belge vermek mi istiyorsunuz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Koruyucular, yardımcılar, gözeticiler, destekleyiciler, yandaşlar. Kur'an'da yer alan, "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüğü; dost, dostlar olarak çeviriye konu edilmektedir. Oysaki bu sözcükler, etik anlamda dostluğu değil; siyasi bağlamda, yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedirler.

    Gültekin Onan

    Ey inananlar, inançlıları bırakıp kafirleri veliler edinmeyin. Kendi aleyhinizde Tanrı'ya apaçık olan kesin bir delil vermek ister misiniz?

    Hasan Basri Çantay

    Ey iman edenler, mü'minleri bırakıb da kafirleri dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allaha apaçık bir hüccet vermek ister misiniz?

    İbni Kesir

    Ey iman edenler; mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmeyin. Allah'ın aleyhinize apaçık bir ferman vermesini mi istersiniz?

    Mehmet Alagaş

    (141-147) Sizleri gözetleyenler öyledirler ki size Allah’tan bir fetih gelirse derler ki “biz, sizle beraberdik” kafirler için bir nasip oluşursa da onlar “Biz size destek olmadık mı? Sizi Müminlerden korumadık mı? derler, Allah, kıyamet günü sizin aranızdaki hükmünü verecektir. (Bu oynak hareketlere bakalım ne hüküm verecek) Allah müminler aleyhine kafirlere yol vermez, muhakkak ki münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar O / Allah onları aldatır. Namaza kalktıkları vakitte üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ancak az miktarda Allah’ı hatırlayıp anarlar / zikrederler, bu şekilde git gel yaşıyorlar / tereddüt yaşıyorlar, ne onlara (müminlere) bağlanabilirler ne de onlara (kafirlere) bağlanabilirler. Allah kimi saptırırsa artık asla onun için yol bulamazsın. Ey iman ede nler, Müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinmeyin, Allah’a aleyhinize olacak açık bir delil vermeyi mi istiyorsunuz? Muhakkak ki münafıklar, ateşin an alt tabakasındadırlar. (Dereke; Sıfırın altı aşağı doğru dur. Derece: Sıfırın üstü yukarı doğru dur) onlara herhangi bir yardımcı da bulamazsın. Ancak vazgeçip ıslah olanlar Allah’a sarılanlar, dini Allah’a özgü / has yaşayanlar işte onlar müminlerle birliktedir, ileride Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir. Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size azap etmeyi ne diye yapsın ki? (Azap heveslisi değil) Allah teşekkür edendir, bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri veli edinmeyin. (Böyle yaparak) Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

    Süleyman Ateş

    Ey inananlar, mü'minleri bırakıp kafirleri dost tutmayın! Allah'a, aleyhinizde olacak açık bir delil vermek mi istiyorsunuz?

    Süleymaniye Vakfı

    Ey inanıp güvenenler! Kafirleri kendinize, müminlerden yakın konumda tutmayın. Allah'a, aleyhinize olacak apaçık ve güçlü bir delil mi vermek istiyorsunuz?

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ey inanıp güvenenler! Müminleri bırakıp kafirleri (ayeti görmezden gelenleri) veli edinmeyin. Allah'a aleyhinize olacak açık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

    Şaban Britch

    Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kâfirleri veli edinmeyin. (Böyle yaparak) Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

    Şaban Piriş

    -Ey iman edenler! Müminleri bırakıp kafirleri veli edinmeyin. Allah'a aleyhinizde apaçık bir delil vermek ister misiniz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ey iman sahipleri! Müminleri bırakıp da küfre sapanları dostlar edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a açık bir kanıt mı vermek istiyorsunuz?

  4. Nisâ suresi, 145. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 145. ayet. إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ فِى ٱلدَّرْكِ ٱلْأَسْفَلِ مِنَ ٱلنَّارِ وَلَن تَجِدَ لَهُمْ نَصِيرًا

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz ki münafıklar, cehennem ateşinin en aşağı tabakasındadırlar. Onlara hiçbir yardımcı da bulamazsın.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki münafıklar, ateşin en alt tabakasındadır. dipnot 1 Onlar için asla hiçbir yardımcı bulamazsın.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da sadece burada geçen [ed-derkü'l-esfelü] tamlaması "en aşağı tabaka", "en dip", "en aşağı yer" gibi anlamlara gelmekte ve münafıkların küfür noktasında en kötü insanlar olduğu ifade edilmektedir. Küfrün her çeşidi elbette kötüdür, akıbeti fecidir; ancak küfrün mahşerdeki azabı en korkunç olanı, sahibini ateşin en alt tabakasına sokacak olan "münafıklık"tır.

    Mustafa İslamoğlu

    Kuşku yok ki ikiyüzlüler ateşin en dibini boylayacaklar ve sen onlara yardım eden birini bulamayacaksın.

    Muhammed Esed

    Şüphe yok ki, ikiyüzlüler ateşin en dibine atılacaklar ve sen onlara yardım edebilecek birini bulamayacaksın.

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ikiyüzlüler (münafıklar) ateşin en dibindedirler! Onlar için bir yardımcı da asla bulunmaz!

    Ali Bulaç

    Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphe yok ki münafıklar Cehennem'in en alt katındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, ikiyüzlüler, ateşin en aşağı katmanındadır. Onlara bir yardımcı da bulamazsın.

    Bayraktar Bayraklı

    Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Artık onlara bir yardımcı bulamazsın.

    Edip Yüksel

    İkiyüzlüler ateşin en aşağı katındadır. Onlara yardım edecek kimse bulamazsın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İkiyüzlüler ateşin en aşağı katındadır. Onlara yardım edecek kimse bulamazsın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şüphesiz münafıklar cehennemin en alt tabakasındadırlar. İhtimal yok onlara bir kurtarıcı da bulamazsın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Münafıklar hiç şüphe yok ateşin en alt tabakasındadırlar. Artık onları buradan kurtaracak bir yardımcı bir halaskar bulamazsın.

    Erhan Aktaş

    Münafıklar, ateşin en alt tabakasında olacaklar. Ve onlara asla bir yardımcı bulamazsın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Münafıklar, ateşin en alt tabakasında olacaklar. Ve onlara asla bir yardımcı bulamazsın.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Münafıklar, ateşin en alt tabakasında olacaklar. Ve onlara asla bir yardımcı bulamazsın.

    Gültekin Onan

    Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhesiz münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar. Kaabil değil, onları (kurtarmıya) bir yardım edici de bulamazsın.

    İbni Kesir

    Doğrusu münafıklar; cehennemin en alt tabakasındadırlar. Onlara yardımcı bulamazsın.

    Mehmet Alagaş

    (141-147) Sizleri gözetleyenler öyledirler ki size Allah’tan bir fetih gelirse derler ki “biz, sizle beraberdik” kafirler için bir nasip oluşursa da onlar “Biz size destek olmadık mı? Sizi Müminlerden korumadık mı? derler, Allah, kıyamet günü sizin aranızdaki hükmünü verecektir. (Bu oynak hareketlere bakalım ne hüküm verecek) Allah müminler aleyhine kafirlere yol vermez, muhakkak ki münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar O / Allah onları aldatır. Namaza kalktıkları vakitte üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ancak az miktarda Allah’ı hatırlayıp anarlar / zikrederler, bu şekilde git gel yaşıyorlar / tereddüt yaşıyorlar, ne onlara (müminlere) bağlanabilirler ne de onlara (kafirlere) bağlanabilirler. Allah kimi saptırırsa artık asla onun için yol bulamazsın. Ey iman ede nler, Müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinmeyin, Allah’a aleyhinize olacak açık bir delil vermeyi mi istiyorsunuz? Muhakkak ki münafıklar, ateşin an alt tabakasındadırlar. (Dereke; Sıfırın altı aşağı doğru dur. Derece: Sıfırın üstü yukarı doğru dur) onlara herhangi bir yardımcı da bulamazsın. Ancak vazgeçip ıslah olanlar Allah’a sarılanlar, dini Allah’a özgü / has yaşayanlar işte onlar müminlerle birliktedir, ileride Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir. Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size azap etmeyi ne diye yapsın ki? (Azap heveslisi değil) Allah teşekkür edendir, bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    (Münafıklar Cehennem'in en aşağı tabakasındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.)

    Süleyman Ateş

    Doğrusu iki yüzlüler, ateşin en aşağı tabakasındadırlar. Onlar için hiçbir yardımcı bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı

    Münafıklar, o ateşin en alt tabakasında olacaklardır. Onlara yardım edecek birini bulamazsın.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İkiyüzlüler (münafıklar), o ateşin en alt tabakasında olacaklardır. Onlara yardım edecek birini de bulamazsın.

    Şaban Britch

    Münafıklar Cehennem'in en aşağı tabakasındadırlar. Asla onlara (azabını kaldırmak için) bir yardımcı bulamazsın.

    Şaban Piriş

    Münafıklar cehennemin en aşağı tabakasındadırlar. Asla onlara (azabını kaldırmak için) bir yardımcı bulamazsın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şu da bir gerçek ki ikiyüzlüler, ateşin en alt katındadırlar. Onlar için bir yardımcı asla bulamayacaksın.

  5. Nisâ suresi, 146. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 146. ayet. إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ وَأَصْلَحُوا۟ وَٱعْتَصَمُوا۟ بِٱللَّهِ وَأَخْلَصُوا۟ دِينَهُمْ لِلَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَسَوْفَ يُؤْتِ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَجْرًا عَظِيمًا

    Diyanet İşleri

    Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah'a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü'minlerle beraberdirler. Allah, mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.

    Mehmet Okuyan

    Ancak tevbe edip kendilerini düzeltenler, dipnot 1 Allah'a sımsıkı sarılıp dipnot 2 dinlerini (ibadetlerini) yalnız onun için yapanlar başkadır. İşte bunlar, müminlerle beraberdir. Allah müminlere ileride büyük bir ödül verecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      tevbe ve ıslahın cezaları düşürmesiyle ilgili bkz. Al-i İmrân 3:89, dipnot 8.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu ayet Al-i İmrân 3:103 ve Zuhruf 43:43. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne ki tevbe edenler, gidişatını düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve Allah'a itaatte samimi olanlar hariç; işte bunlar mü'minlerle birlikte olacaklar ve zamanı geldiğinde Allah mü'minlere muhteşem bir ödül verecek.

    Muhammed Esed

    Ancak tevbe edenler, dürüst ve erdemlice yaşayanlar, Allaha sımsıkı sarılanlar ve yalnız Ona yürekten inanıp bağlananlar hariç: Zira bunlar müminlerle birlikte olacaklardır ve zamanı geldiğinde Allah bütün müminlere büyük bir mükafat bahşedecektir.

    Ahmed Hulusi

    Ancak (yanlışını idrak ederek) tövbe edenler, tutumlarını doğrultanlar, hakikatleriyle Allah'a sarılanlar, din anlayışlarını Allah için saflaştıranlar müstesna. . . Onlar iman ehli ile beraberdirler. Allah iman ehline aziym mükafat verecektir.

    Ali Bulaç

    Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için (halis) kılanlar başka; işte onlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir ecir verecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılıp dinlerini (ibadetlerini) yalnız onun için yapanlar başkadır. İşte bunlar (gerçekte) müminlerle beraberdirler ve Allah müminlere yakında büyük mükâfat verecektir.

    Ali Rıza Safa

    Pişmanlık gösterenler, durumlarını düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinini yalnızca Allah'a özgüleyenler başkadır. İşte onlar, inananlarla birliktedir. Ve Allah, inananlara, yakında büyük bir ödül verecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Ancak tövbe edenler, hallerini düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar, dinlerini sadece Allah'a tahsis edenler; işte bunlar müminlerle beraberdirler ve Allah ileride bütün müminlere büyük ödülverecektir.

    Edip Yüksel

    Ancak tövbe eden, durumunu düzelten, ALLAH'a sarılan ve dinlerini sadece ALLAH'a ait kılanlar başka... Bunlar, iman edenlerle birliktedir. ALLAH iman edenlere daha sonra büyük bir ödül verecek.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Ancak tevbe eden, durumunu düzelten, ALLAH'a sarılan ve dinlerini sadece ALLAH'a ait kılanlar başka... Bunlar, inananlarla birliktedir. ALLAH inananlara daha sonra büyük bir ödül verecek.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak tevbe edip durumlarını düzelten, Allah'a sarılıp dinlerini Allah için samimi kılan kimseler müstesna, çünkü bunlar müminlerle beraberdir. Müminlere ise Allah büyük bir mükafat verecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak tevbe edib hallerini düzelten ve Allaha sarılıb dinlerini Allah için halıs kılan kimseler müstesna, çünkü bunlar mü'minlerle beraberdir, mü'minlere ise Allah azim bir ecir verecektir

    Erhan Aktaş

    Ancak tevbe edip, kendilerini düzeltenler, Allah'ın buyruklarına sımsıkı sarılanlar, dinlerini yalnızca Allah'a has kılanlar dipnot 1 hariç. İşte bunlar, Mü'minlerle beraberdirler. Allah, zamanı geldiğinde, Mü'minlere büyük bir ödül verecektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dini Allah'a has kılmak, dinin tek sahibinin Allah, tek kaynağının Kur'an olduğuna inanmak demektir. Allah'ın buyruklarından başka hiçbir şeyi din edinmemek, Allah'ın buyrukları dışında dine hiçbir şeyi katmamaktır. Dinde arı duru, saf ve berrak olmaktır. Kur'an'nı dışında; sünnet, hadis, siyer, tefsir, alim vb. hiçbir şeyi dinde kaynak olarak görmemektir. Şirksiz bir bilinçle hurafesiz, katıksız, arı-duru bir şekilde Kulluğunu yalnızca Allah'a özgülemek demektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak tevbe edip, kendilerini düzeltenler, Allah'ın buyruklarına sımsıkı sarılanlar, dinlerini yalnızca Allah'a has kılanlar hariç. İşte bunlar, Mü'minlerle beraberdirler. Allah, zamanı geldiğinde, Mü'minlere büyük bir ödül verecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak tövbe edip, kendilerini düzeltenler, Allah'ın buyruklarına sımsıkı sarılanlar, dinlerini yalnızca Allah'a has kılanlar hariç. İşte bunlar, mü'minlerle beraberdirler. Allah, zamanı geldiğinde, mü'minlere büyük bir ödül verecektir.

    Gültekin Onan

    Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Tanrı'ya sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Tanrı için (halis) kılanlar başka; işte onlar inançlılarla beraberdirler. Tanrı inançlılara büyük bir ecir verecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Ancak (etdiklerine peşiman olarak) tevbe edenler, (hallerini) düzeltenler, Allaha sımsıkı sarılanlar, dinlerinde Allah için halis (ve samimi) bulunanlar başka. Çünkü bunlar mü'minlerle beraberdirler, mü'minlere Allah çok büyük bir ecir verecekdir.

    İbni Kesir

    Ancak tevbe edenler, ıslah olanlar, Allah'a sarılanlar ve Allah için dinlerine bağlananlar müstenadır. Onlar, mü'minlerle beraberdirler. Allah, mü'minlere büyük bir mükafat vercektir.

    Mehmet Alagaş

    (141-147) Sizleri gözetleyenler öyledirler ki size Allah’tan bir fetih gelirse derler ki “biz, sizle beraberdik” kafirler için bir nasip oluşursa da onlar “Biz size destek olmadık mı? Sizi Müminlerden korumadık mı? derler, Allah, kıyamet günü sizin aranızdaki hükmünü verecektir. (Bu oynak hareketlere bakalım ne hüküm verecek) Allah müminler aleyhine kafirlere yol vermez, muhakkak ki münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar O / Allah onları aldatır. Namaza kalktıkları vakitte üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ancak az miktarda Allah’ı hatırlayıp anarlar / zikrederler, bu şekilde git gel yaşıyorlar / tereddüt yaşıyorlar, ne onlara (müminlere) bağlanabilirler ne de onlara (kafirlere) bağlanabilirler. Allah kimi saptırırsa artık asla onun için yol bulamazsın. Ey iman ede nler, Müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinmeyin, Allah’a aleyhinize olacak açık bir delil vermeyi mi istiyorsunuz? Muhakkak ki münafıklar, ateşin an alt tabakasındadırlar. (Dereke; Sıfırın altı aşağı doğru dur. Derece: Sıfırın üstü yukarı doğru dur) onlara herhangi bir yardımcı da bulamazsın. Ancak vazgeçip ıslah olanlar Allah’a sarılanlar, dini Allah’a özgü / has yaşayanlar işte onlar müminlerle birliktedir, ileride Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir. Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size azap etmeyi ne diye yapsın ki? (Azap heveslisi değil) Allah teşekkür edendir, bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ancak, tevbe edenler, (hallerini) düzeltip, Allah’a bağlananlar ve dinlerini Allah'a halis kılanlar işte onlar Müminlerle beraberdir. Allah, Müminlere büyük bir mükâfat verecektir.

    Süleyman Ateş

    Ancak tevbe edenler, uslananlar, Allah'a yapışanlar ve dinlerini sırf Allah için yapanlar (yalnız O'na tapanlar), işte onlar mü'minlerle beraberdir; Allah da yakında mü'minlere büyük bir mükafat verecektir.

    Süleymaniye Vakfı

    Ama tövbe eden /dönüş yapan, kendilerini düzelten, Allah'a sarılan ve dinlerini Allah için saf ve katıksız olarak yaşayanlar başka. Onlar, müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama dönüş (tevbe) yapan dipnot 1 , kendilerini düzelten, Allah'a sarılan ve dinini sadece Allah'a has kılanlar başka. Onlar, inanıp güvenenlerle beraberdirler. Allah, inanıp güvenenlere büyük bir ödül verecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tevbe eden

    Şaban Britch

    Ancak, tevbe edenler, (hallerini) düzeltip, Allah’a bağlananlar ve dinlerini Allah'a halis kılanlar işte onlar müminlerle beraberdir. Allah, müminlere büyük bir mükâfat verecektir.

    Şaban Piriş

    Ancak, tevbe edenler, hallerini düzeltip, Allah'a bağlananlar ve dinlerini Allah için arındıranlar, işte onlar müminlerle beraberdir. Allah, müminlere büyük bir mükafat verecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ancak tövbe edip hallerini düzelterek Allah'a yapışan ve dinlerini samimiyetle Allah'a özgüleyenler müstesnadır. İşte böyleleri, müminlerle beraber olacaktır. Ve Allah, müminlere yakında çok büyük bir ödül verecektir.

  6. Nisâ suresi, 147. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 147. ayet. مَّا يَفْعَلُ ٱللَّهُ بِعَذَابِكُمْ إِن شَكَرْتُمْ وَءَامَنتُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ شَاكِرًا عَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azab etsin ki? Allah, şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Siz şükredip iman ederseniz, Allah size neden azap etsin ki! Allah şükre çok karşılık verendir, bilendir.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer siz Allah'a şükreder ve iman ederseniz, Allah size azap edip de ne yapsın? Zira Allah şükredenlerin karşılığını her zaman veren ve her şeyi bilendir.

    Muhammed Esed

    Eğer şükredici olur ve imana ererseniz neden Allah (geçmiş günahlarınızdan dolayı) sizi azaba uğratsın? Bilirsiniz ki Allah şükredenlere karşılığını her zaman veren ve her şeyi bilendir.

    Ahmed Hulusi

    Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size niye azap etsin! Allah Şakir'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah azabınızla ne yapsın? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah, şükredenlerin mükâfatını fazlasıyla veren, her şeyi hakkıyle bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Şükreder ve inanırsanız, Allah, sizi neden cezalandırsın? Çünkü Allah, Şükredenlere Karşılık Verendir; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer şükredici olur ve iman ederseniz, Allah size niçin azap etsin? Allah şükre karşılık verendir; her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Sizler gerçeği onaylar ve şükrederseniz ALLAH sizi neden cezalandırsın ki? ALLAH Şükredendir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sizler inanır ve şükrederseniz ALLAH sizi neden cezalandırsın ki? ALLAH Şükredendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şükredip iman ederseniz, Allah size ne diye azap etsin? Oysa Allah, şükrü bilen bir bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Siz şükreder, iyman ederseniz Allah size azabı nidecek? Halbuki Allah şükrü bilir, bir alim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Eğer şükreder dipnot 1 ve iman ederseniz, Allah size neden azap etsin? Allah Şakir'dir. dipnot 2 Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şükür, "karşılık vermek" demektir. Şükür, "sözle ifade edilen bir şey değildir." Kim Allah'a şükretmek istiyorsa, Allah'ın kendisine verdiği her şeyin karşılığını vermelidir. Allah'ın verdiği nimetlerden ihtiyaç sahiplerini yararlandırmalıdır. Örneğin malın şükrü infaktır, Canın/hayatın şükrü Allah'a kulluk yapmaktır, aklın şükrü teslim olmaktır vb.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükrün karşılığını verendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer şükreder dipnot 1 ve iman ederseniz, Allah size neden azap etsin? Allah Şakir'dir. dipnot 2 Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şükür, "sözle teşekkür etmek" değildir. Şükür, Allah'ın verdiği her türlü nimettin karşılığı olarak o nimetten ihtiyaç sahiplerini yararlandırmaktır. Yani nimetlerin karşılığını vermektir. Örneğin malın şükrü infaktır. " İneğin yediği ota karşılık süt vermesi onun şükrüdür."
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükrün karşılığını verendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer şükreder dipnot 1 ve iman ederseniz, Allah size neden azap etsin? Allah Şakir'dir. dipnot 2 Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şükretmek, karşılık vermek demektir. Allah'a şükretmek demek; Allah'ın verdiği nimetlerin karşılığını vermek demektir. Onları, Allah'ın rızasına uygun şekilde kullanmak demektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şükrün karşılığını verendir.

    Gültekin Onan

    Eğer şükreder ve inanırsanız, Tanrı azabınızla ne yapsın? Tanrı şükrün karşılığını verendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer şükreder, iman ederseniz Allah sizi neye azaba uğratsın? Allah şükredenlerin mükafatını verici, (onların ne yapdıklarını) hakkıyle bilicidir.

    İbni Kesir

    Şükredip iman ederseniz; Allah, sizin niçin azab etsin? Allah Şakir ve Alim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (141-147) Sizleri gözetleyenler öyledirler ki size Allah’tan bir fetih gelirse derler ki “biz, sizle beraberdik” kafirler için bir nasip oluşursa da onlar “Biz size destek olmadık mı? Sizi Müminlerden korumadık mı? derler, Allah, kıyamet günü sizin aranızdaki hükmünü verecektir. (Bu oynak hareketlere bakalım ne hüküm verecek) Allah müminler aleyhine kafirlere yol vermez, muhakkak ki münafıklar Allah’ı aldatmaya çalışırlar O / Allah onları aldatır. Namaza kalktıkları vakitte üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, ancak az miktarda Allah’ı hatırlayıp anarlar / zikrederler, bu şekilde git gel yaşıyorlar / tereddüt yaşıyorlar, ne onlara (müminlere) bağlanabilirler ne de onlara (kafirlere) bağlanabilirler. Allah kimi saptırırsa artık asla onun için yol bulamazsın. Ey iman ede nler, Müminleri bırakıp ta kafirleri dost edinmeyin, Allah’a aleyhinize olacak açık bir delil vermeyi mi istiyorsunuz? Muhakkak ki münafıklar, ateşin an alt tabakasındadırlar. (Dereke; Sıfırın altı aşağı doğru dur. Derece: Sıfırın üstü yukarı doğru dur) onlara herhangi bir yardımcı da bulamazsın. Ancak vazgeçip ıslah olanlar Allah’a sarılanlar, dini Allah’a özgü / has yaşayanlar işte onlar müminlerle birliktedir, ileride Allah, müminlere büyük bir ödül verecektir. Eğer şükrederseniz ve iman ederseniz Allah size azap etmeyi ne diye yapsın ki? (Azap heveslisi değil) Allah teşekkür edendir, bilendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer şükreder ve iman ederseniz, Allah size niye azap etsin ki? Allah, şükrün karşılığını verendir, hakkıyla bilendir.

    Süleyman Ateş

    Siz şükreder, inanırsanız Allah size azabetmeyi ne yapacak? Allah şükrün karşılığını veren, (herşeyi) bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Eğer inanıp güvenmiş olarak görevlerinizi yerine getirirseniz, Allah size ne diye azap etsin? Allah her iyiliğin karşılığını veren ve her şeyi bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Eğer görevlerinizi yerine getirir ve inanıp güvenirseniz, Allah size niçin azap etsin? Allah, kıymet bilendir, her şeyi bilir.

    Şaban Britch

    Eğer siz, şükreder ve iman ederseniz; Allah size niye ceza versin? Allah şükredendir, her şeyi bilendir.

    Şaban Piriş

    Eğer siz, şükreder ve iman ederseniz; Allah size niye ceza versin? Allah, şükredilmeye layık olan ve (her şeyi) bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnanır şükrederseniz, Allah size azabı ne yapacak? Allah da teşekkür eder, O herşeyi gereğince bilir.

  7. Nisâ suresi, 148. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 148. ayet. لَّا يُحِبُّ ٱللَّهُ ٱلْجَهْرَ بِٱلسُّوٓءِ مِنَ ٱلْقَوْلِ إِلَّا مَن ظُلِمَ وَكَانَ ٱللَّهُ سَمِيعًا عَلِيمًا

    Diyanet İşleri

    Allah, zulme uğrayanın dile getirmesi dışında, çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Şüphesiz Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; haksızlığa uğrayan(ın sözü) hariç! dipnot 1 Allah duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet haksızlığa uğratılanların verebileceği bazı tepkileri içerir. En‘âm 6:108 gereği, hiçbir şekilde sövgü serbestisi söz konusu değildir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah, bir kötülüğün -ondan zarar gören hariç- açıkça söylenmesini sevmez; zira Allah her şeyi duyar, her şeyi bilir.

    Muhammed Esed

    Allah, bir kötülüğün, (ondan) zarar gören tarafından söylenmesi dışında, açıkça dile getirilmesini sevmez. Allah gerçekten her şeyi duyan, her şeyi bilendir;

    Ahmed Hulusi

    Zulme uğrayan dışında, kötü sözün açıktan konuşulmasını sevmez Allah! Allah Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Allah, zulme uğrayanlar dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Allah işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah, zulme uğrayanIarınki dışında, çirkin sözün alenen söylenmesinden hoşlanmaz. Allah, her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Allah, haksızlığa uğrayan dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Çünkü Allah, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak zulme uğrayan müstesnadır. Allah her şeyi işiticidir; bilicidir.

    Edip Yüksel

    ALLAH kötü dil kullanılmasını sevmez. Zulme uğrayanlar başka. ALLAH İşitendir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH kötü dil kullanılmasını sevmez. Zulme uğrayanlar başka. ALLAH İşitendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah, çirkin sözün açıklanmasını sevmez; ancak söyleyen haksızlığa uğramışsa başka. Allah, herşeyi işiten, hakkıyla bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allah fena sözün açıklanmasını sevmez, mazlum olan başka, Allah semi', basir bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Allah, kendisine haksızlık yapılan kişinin dışında, kötü sözün açıkça dillendirilmesini sevmez. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah, kendisine haksızlık yapılan kişinin dışında, kötü sözün açıkça dillendirilmesini sevmez. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah, kendisine haksızlık yapılan kişinin dışında, kötü sözün açıkça dillendirilmesini sevmez. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Tanrı, zulme uğrayanlar dışında, kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez. Tanrı işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    Allah çirkin sözün alenen söylenmesini sevmez. Zulme uğrayanlar başka. Allah her şey'i işidici, hakkıyle bilicidir.

    İbni Kesir

    Zulme uğrayanların ki başka; Allah çirkin sözün alenen söylenmesini sevmez. Allah Semi, Alim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (148-149) Allah, zulmedilen kişi dışında sözün kötü olanının açığa çıkarılmasını sevmez. (Sana zulmediliyorsa kötü konuşabilirsin) Allah işitendir, bilendir. Eğer ki iyiliği açıklar veya onu gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz muhakkak ki Allah ta bağışlayandır, güç yetirip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka. Allah her şeyi işitendir, bilendir.

    Süleyman Ateş

    Allah, kendisine haksızlık edilen dışında (hiç kimse tarafından) açıkça kötü söz söylenmesini sevmez. Doğrusu Allah, işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah, kötü sözün açıkça dile getirilmesinden hoşlanmaz; haksızlığa uğramış olan söylerse başka dipnot 1 . Allah dinler ve bilir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Haksızlığa uğrayan kişi, maruz kaldığı haksızlığı dile getirebilir. Ayete göre o kişi, yapılan haksızlığı açığa vurma dışında bir hakka sahip değildir. Dolayısıyla kendisi de karşı tarafa kötü söz söyleyemez ve haksız davranışta bulunamaz. (Şura 42/40-41)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah, kötü sözün açığa çıkarılmasından hoşlanmaz; haksızlığa uğramış olan başka. Allah dinler ve bilir.

    Şaban Britch

    Allah zulme uğrayan kimseden başkasının, kötü sözü açıklamasını sevmez. Allah işitendir, bilendir.

    Şaban Piriş

    Allah zulme uğrayan kimseden başkasının, kötü sözü açıklamasını sevmez. Allah işitendir, bilendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah çirkin sözün açıklanmasını sevmez. Zulme uğratılan kişi müstesna. Allah Semi'dir, Alim'dir.

  8. Nisâ suresi, 149. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 149. ayet. إِن تُبْدُوا۟ خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُوا۟ عَن سُوٓءٍ فَإِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا

    Diyanet İşleri

    Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan

    Bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz veya bir kötülüğü affederseniz (Allah bunları da bilir). Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, gücü yetendir.

    Mustafa İslamoğlu

    İyiliği -açık ya da gizli- yapar, kötülüğü de affederseniz (onu da bilir); unutmayın ki Allah çok bağışlayıcıdır, sınırsız kudret sahibidir.

    Muhammed Esed

    sizin, açıktan ya da gizli, iyilik yapıp yapmadığınızı yahut (size yapılmış olan) bir kötülükten dolayı affediciliğinizi gösterip göstermediğinizi (bilir): unutmayın ki Allah, günahları bağışlayandır, kudret ve egemenliğinde sınırsızdır.

    Ahmed Hulusi

    Bir hayrı açıklar ya da gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz; Allah Afüvv'dür, Kaadir'dir.

    Ali Bulaç

    Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz Allah, affedicidir, güç yetirendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Bir iyiliği açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü (açıklamayıp) affederseniz, şüphesiz Allah da çok bağışlayıcıdır. Her şeye hakkıyla kadirdir.

    Ali Rıza Safa

    Bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz veya bir kötülüğü bağışlarsanız, kuşkusuz, Allah, Affedicidir; Gücü Yetendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Bir iyiliği açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü affederseniz, şüphesiz Allah da ziyadesiyle affedicidir;her şeye gücü yetendir.

    Edip Yüksel

    Bir iyiliği açığa vurur veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz, ALLAH Affedendir, Güçlüdür.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bir iyiliği açığa vurur veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz, ALLAH Affedendir, Güçlüdür.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz ya da bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphe yok ki, Allah çok bağışlayan, herşeye gücü yetendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz yahud bir kötülüğü afvederseniz şübhe yok ki Allah afvi çok bir kadir bulunuyor

    Erhan Aktaş

    Eğer bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz veya bir kötülüğü bağışlarsanız bilin ki, Allah da Çok Affedici'dir, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz veya bir kötülüğü bağışlarsanız bilin ki, Allah da Çok Affedici'dir, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz veya bir kötülüğü bağışlarsanız bilin ki, Allah da Çok Affedici'dir, Her Şeye Güç Yetiren'dir.

    Gültekin Onan

    Bir hayrı açıklar ya da gizli tutarsanız veya bir kötülüğü bağışlarsanız, şüphesiz Tanrı, affedicidir, güç yetirendir.

    Hasan Basri Çantay

    Eğer bir hayrı açıklar veya onu gizlerseniz, yahud fenalığı da afvederseniz şübhe yok ki Allah çok bağışlayıcıdır. Her şey'e hakkıyle kaadirdir.

    İbni Kesir

    Bir iyiliği açığa vurur veya gizler, yahut bir kötülüğü affederseniz; şüphesiz ki Allah; Afüvv ve Kadir olandır.

    Mehmet Alagaş

    (148-149) Allah, zulmedilen kişi dışında sözün kötü olanının açığa çıkarılmasını sevmez. (Sana zulmediliyorsa kötü konuşabilirsin) Allah işitendir, bilendir. Eğer ki iyiliği açıklar veya onu gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz muhakkak ki Allah ta bağışlayandır, güç yetirip ayarlayandır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

    Süleyman Ateş

    Bir iyiliği, açığa vurur veya onu gizlerseniz yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki) Allah da affedicidir, güçlüdür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bir iyiliği açıklar veya gizlerseniz ya da bir kötülüğü affederseniz iyi olur. Şüphesiz Allah affeder, ölçü koyar.

    Şaban Britch

    Bir iyiliği açıklasanız veya gizleseniz ya da bir kötülüğü affederseniz, şüphesiz Allah affedendir, her şeye kadirdir.

    Şaban Piriş

    Bir iyiliği açıklasanız veya gizleseniz ya da bir kötülükten vazgeçseniz, şüphesiz Allah affedicidir, güçlüdür.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir hayrı açıklar yahut gizlerseniz, bir kötülüğü affederseniz, Allah da çok affedicidir, herşeye güç yetirendir.

  9. Nisâ suresi, 150. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 150. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيُرِيدُونَ أَن يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ ٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَيَقُولُونَ نُؤْمِنُ بِبَعْضٍ وَنَكْفُرُ بِبَعْضٍ وَيُرِيدُونَ أَن يَتَّخِذُوا۟ بَيْنَ ذَٰلِكَ سَبِيلًا

    Diyanet İşleri

    (150-151) Şüphesiz, Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah'a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, "(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

    Mehmet Okuyan

    Allah'ı ve elçilerini inkâr edenler ve Allah ile elçilerini birbirinden ayırmak isteyip "Bir kısmına iman eder, bir kısmını inkâr ederiz!" deyip dipnot 1 (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya,

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Bakara 2:85.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah ile elçilerinin arasında ayrım yaparak Allah'ı ve elçilerini inkar edenlerle, "bazılarına inanır bazılarını inkar ederiz" diyerek iman ile inkar arasında bir yol tutturmak isteyenler var ya:

    Muhammed Esed

    Allah(a inanmak) ile elçileri(ne inanmak) arasında ayrım yaparak Allahı ve elçilerini inkar edenler ile "Birisine inanır, ama diğerini inkar ederiz!" diyenler ve arada bir yol tutanlar;

    Ahmed Hulusi

    Allah ve Rasullerini inkar edenler, Allah ile Rasullerinin arasını ayırmak isterler. "Bazısına iman edip bazısını inkar ederiz" derler. Arada bir yol edinmek isterler. (Ayrıca şöyle de değerlendirilebilir: Allah Esma'sının açığa çıkması anlamındaki 'İrsaliyet' hakikat ve kavramından uzaklaşıp; gökteki tanrı ile yerden seçtiği peygamber anlayışını yaymak isterler. )

    Ali Bulaç

    Allah'ı ve elçilerini (tanımayıp) inkar eden, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isteyen, "Bazısına inanırız, bazısını tanımayız" diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip «Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız» diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu;

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Allah'ı ve O'nun elçilerini inkar ederler. Allah ile O'nun elçilerinin arasını ayırmak isterler. "Bir bölümüne inanırız; bir bölümünü inkar ederiz!" derler. İkisi arasında, işte böyle bir yol tutturmak isterler.

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler, "Kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyenler, inanmakla inkarın arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçek kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

    Edip Yüksel

    ALLAH'a ve elçisine karşı çıkanlar, ALLAH ile elçilerinin arasını ayırmak isteyenler, "Bir kısmını gerçek olarak onaylayıp bir kısmını inkar ederiz" diyenler ve bu ikisi arasında bir yol edinmek isteyenler... dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bu ayetler Muhammed peygamber zamanında yaşayan bir grup insanı tanımladığı gibi Muhammed'in vefatından sonra Kuran'ın mesajına ihanet eden ve İslam dinini mezheplere dönüştüren grupları mahkum etmektedir. "Allah = Kuran, Elçi = Hadis ve Sünnet" deyip nesih ve mensuh teorileri üretenler bu ayetin kapsamına girerler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a ve elçisine karşı çıkanlar, ALLAH ile elçilerinin arasını ayırmak isteyenler, 'Bir kısmına inanıp bir kısmını inkar ederiz,' diyenler ve bu ikisi arasında bir yol edinmek isteyenler...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a ve peygamberlerine inanmayanlar, Allah'ı tanıyıp peygamberleri tanımayarak aralarında ayırım yapmak isteyenler, "Peygamberlerin kimine inanırız, kimine inanmayız." diyerek küfür ile iman arasında bir yol tutmak isteyenler,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O kimseler ki ne Allahı tanırlar ne Peygamberlerini ve o kimseler ki Allahı tanımak lakin Peygamberlerini tanımayıb ayırmak isterler, ve o kimseler ki Peygamberlerin ba'zısına inanırız ba'zısını tanımayız derler ve böyle küfr ile iyman arasında bir yol tutmak isterler

    Erhan Aktaş

    Allah'ı ve Resullerini küfredenler, dipnot 1 Allah ile Resullerinin arasını ayırmak isterler: "Bir kısmına iman eder bir kısmına iman etmeyiz. dipnot 2 " derler. Böylece, arada bir yol tutmak isterler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah ve Resullerinin dediklerini yok sayanlar, görmezden gelenler, gerçeklerin üzerini örtenler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Resullerin bazılarını kabul ederiz, bazılarını kabul etmeyiz derler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Allah'ı ve resullerini küfredenler dipnot 1 , Allah ile resullerinin arasını ayırmak isterler: "Bir kısmına inanır bir kısmına inanmayız. dipnot 2 " derler. Böylece, arada bir yol tutmak isterler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah ve Resullerinin dediklerini yok sayanlar, görmezden gelenler, gerçeklerin üzerini örtenler.
    2. metne dön, dipnot 2
      Resullerin bazılarını kabul ederiz, bazılarını kabul etmeyiz derler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Allah'ı ve rasullerini inkar edenler, Allah ile rasullerinin arasını ayırmak isterler: "Bir kısmına inanır bir kısmına inanmayız." derler. Böylece, arada bir yol tutmak isterler.

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya ve elçilerine küfreden, Tanrı ile elçilerinin arasını ayırmak isteyen, "Bazısına inanırız, bazısına küfrederiz" diyen ve bu ikisi arasında bir yol tutturmak isteyenler.

    Hasan Basri Çantay

    (150-151) Allahı ve peygamberlerini inkar ederek kafir olan, bir de Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak istiyen (Allaha inanıb peygamberlerine inanmayan), "(Bunlardan) kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyen ve böylece (küfr ile iman) arasında bir yol tutmıya yeltenen kimseler (yok mu?) işte onlar gerçek kafirlerin ta kendileridir. Biz o kafirlere hor ve hakir edici bir azab hazırlamışızdır.

    İbni Kesir

    Doğrusu Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler, bir kısmına inanır, bir kısmını da inkar ederiz, diyerek bu ikisinin arasında yol tutmak isteyenler;

    Mehmet Alagaş

    (150-152) Allah’ı ve Resulünü yok sayanlar /görmezden gelenler Allah ve Resulünün arasını açmak / ayırmak isterler , bazısına iman ederiz bazısına kesin bir şey diyemeyiz / inkâr ederiz diyorlar, böylesine ara bir yol edinmek istiyorlar. (Ne bilelim canım, belki de Allah başka türlü söylüyordur inkarını / belirsizliğini oluştururlar) İşte onlar gerçekten kafirdirler. Kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap hazırladık, Allah’a ve Resulüne iman edenler ise onların arasında bir fark görmezler. / onların aralarını ayırmazlar, işte onlara ileride ücretlerini / ödüllerini verecektir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ı ve rasûllerini inkâr edenler, Allah ile rasûllerinin arasını ayırmak isteyenler; "Bir kısmına iman eder; bir kısmını inkâr ederiz” diyerek (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isterler.

    Süleyman Ateş

    Onlar ki Allah'ı ve elçilerini inkar ederler, Allah ile elçilerinin arasını ayırmak isterler, "Kimine inanırız, kimini inkar ederiz!" derler; bu ikisinin (inanmakla inkarın) arasında bir yol tutmak isterler.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ile resullerini /onların getirdikleri kitapları dipnot 1 görmezlikten gelen ve Allah ile resullerini /kitaplarını ayırmak isteyen, "onların bir kısmına inanır bir kısmına inanmayız" diyen ve ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler var ya...

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bkz, Nisa 4/13. ayetin dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah ile elçilerinin arasını ayırma isteği ile dipnot 1 Allah'ı ve elçilerini görmezlik eden; birine inanır diğerini tanımayız diyen dipnot 2 ve ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      و يريدون أن يفرقوا بين الله و رسله  hal cümlesi olarak alınmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Allah'a inanır, elçilerini tanımayız derler. O elçiler Allah'ın elçileri olduğu için elçiye inanmak onu gönderen Allah'a  da inanmak olur. Dolayısıyla yukarıdaki sözü "Elçilere inanır, Allah'a inanmayız" şeklinde anlamak mümkün olmaz.

    Şaban Britch

    Allah’a ve rasûllerine küfreden, Allah ile rasûllerinin arasını ayırmak isteyen; "Bir kısmına inanır; bir kısmını inkar ederiz” diyerek (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler...

    Şaban Piriş

    Allah'ı ve resullerini tanımayan, Allah ile Resullerinin arasını ayırmak isteyen "Bir kısmına inanır; bir kısmını inkar ederiz" diyerek (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar ki Allah'ı ve O'nun resullerini inkar ederler, Allah'la O'nun resulleri arasını açmak isterler de "bir kısmına inanırız, bir kısmını inkar ederiz" derler; böylece imanla inkar arasında bir yol tutmak isterler.

  10. Nisâ suresi, 151. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 151. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَٰفِرُونَ حَقًّا وَأَعْتَدْنَا لِلْكَٰفِرِينَ عَذَابًا مُّهِينًا

    Diyanet İşleri

    (150-151) Şüphesiz, Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah'a inanıp peygamberlerine inanmayarak ayrım yapmak isteyenler, "(Peygamberlerin) kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyenler ve böylece bu ikisinin (imanla küfrün) arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçekten kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

    Mehmet Okuyan

    İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz, kâfirler için küçük düşürücü bir azap hazırlamış (olacağız).

    Mustafa İslamoğlu

    işte gerçekten kafir olanlar bunlardır ve Biz kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

    Muhammed Esed

    işte bunlar hakikati inkar edenlerdir ve biz hakikati inkar edenler için aşağılayıcı bir azap hazırlamışızdır.

    Ahmed Hulusi

    İşte onlar gerçeği tümüyle inkar edenlerin ta kendileridir. Hakikati inkar edenler için aşağılayıcı bir azap hazırladık.

    Ali Bulaç

    İşte bunlar, gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere aşağılatıcı bir azab hazırlamışızdır.

    Ali Özek ve heyeti

    işte gerçekten kâfirler bunlardır ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

    Ali Rıza Safa

    Gerçek nankörler, işte onlardır. Nankörler için, zaten aşağılayıcı bir ceza hazırladık.

    Bayraktar Bayraklı

    - Allah'ı ve peygamberlerini inkar edenler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler, "Kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyenler, inanmakla inkarın arasında bir yol tutmak isteyenler var ya; işte onlar gerçek kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

    Edip Yüksel

    İşte bunlar gerçek inkarcılardır. İnkarcılar için acıklı bir azap hazırlıyoruz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İşte bunlar gerçek inkarcılardır. İnkarcılar için acıklı bir azap hazırlıyoruz

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte onlar, gerçek kafirlerdir, Biz de kafirler için alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İşte bunlar hakka kafirdirler, biz de kafirler için mühin bir azab hazırlamışızdır

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte onlar gerçekten, Kafirlerdir dipnot 1 . Biz de Kafirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kafir: İnançsız, inanmayan, gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, nankör. Allah'ı ve vahyi reddeden. Küfr, İman'ın karşıtıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte onlar gerçekten, gerçeği yalanlayan nankörlerdir. Biz de gerçeği yalanlayan nankörlere, alçaltıcı bir azap hazırladık.

    Gültekin Onan

    İşte bunlar, gerçekten kafirlerdir. Kafirlere aşağılayıcı bir azab hazırlamışızdır.

    Hasan Basri Çantay

    (150-151) Allahı ve peygamberlerini inkarederek kafir olan,bir de Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak istiyen (Allaha inanıb peygamberlerine inanmayan), "(Bunlardan) kimine inanırız, kimini inkar ederiz" diyen ve böylece (küfr ile iman) arasında bir yol tutmıya yeltenen kimseler (yok mu?) işte onlar gerçek kafirlerin ta kendileridir. Biz o kafirlere hor ve hakir edici bir azab hazırlamışızdır.

    İbni Kesir

    İşte onlar; gerçekten kafir olanlardır. Kafirlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır.

    Mehmet Alagaş

    (150-152) Allah’ı ve Resulünü yok sayanlar /görmezden gelenler Allah ve Resulünün arasını açmak / ayırmak isterler , bazısına iman ederiz bazısına kesin bir şey diyemeyiz / inkâr ederiz diyorlar, böylesine ara bir yol edinmek istiyorlar. (Ne bilelim canım, belki de Allah başka türlü söylüyordur inkarını / belirsizliğini oluştururlar) İşte onlar gerçekten kafirdirler. Kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap hazırladık, Allah’a ve Resulüne iman edenler ise onların arasında bir fark görmezler. / onların aralarını ayırmazlar, işte onlara ileride ücretlerini / ödüllerini verecektir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte onlar, gerçekten kâfirdirler. Bu kâfirler için rezil edici bir azap hazırladık.

    Süleyman Ateş

    İşte onlar gerçek kafirlerdir. Biz de kafirlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır!

    Süleymaniye Vakfı

    İşte asıl kafirler onlardır. O kafirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte gerçek kafirler onlardır. O kafirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

    Şaban Britch

    İşte onlar, gerçekten kâfirdirler. Bu kâfirler için rezil edici bir azap hazırladık.

    Şaban Piriş

    İşte onlar, gerçekten kafirdirler. Bu kafirler için rezil edici bir azap hazırladık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte bunlar gerçek kafirlerdir. Ve biz, kafirler için yere batırıcı bir azap hazırladık.

  11. Nisâ suresi, 152. ayet — bütün mealleriyle aç

    Nisâ suresi, 152. ayet. وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ وَلَمْ يُفَرِّقُوا۟ بَيْنَ أَحَدٍ مِّنْهُمْ أُو۟لَٰٓئِكَ سَوْفَ يُؤْتِيهِمْ أُجُورَهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

    Diyanet İşleri

    Allah'a ve peygamberlerine iman edenler ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara gelince, işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Mehmet Okuyan

    Allah'a ve elçilerine iman edip onlardan hiçbiri arasında ayrım yapmayanlara (gelince), dipnot 1 işte Allah onlara ileride ödüllerini verecektir. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Bakara 2:136, 285; Al-i İmrân 3:84.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat Allah'a ve elçilerine inanan ve elçiler arasında hiçbir ayrım yapmayanlara gelince: Zamanı geldiğinde Allah onlara ödüllerini tam olarak verecektir; çünkü Allah tarifsiz bir bağışlayıcı, eşsiz bir merhamet kaynağıdır.

    Muhammed Esed

    Allaha ve peygamberlerine inanan ve onlar arasında hiçbir ayrım yapmayanlara gelince, zamanı geldiğinde Allah, onlara mükafatlarını (tam olarak) bahşedecektir. Ve Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Bütün yaratılmışların hakikatinin Allah Esma'sı olduğuna ve (irsal ettiği) Rasullerine iman edip, (irsal olmaları yönünden) hiçbirini diğerinden ayırmayanlara gelince, Allah onların mükafatını verecektir. Zaten Allah Ğafur'dur, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Allah'a ve Resulü'ne inananlar ve onlardan hiç biri arasında ayrım yapmayanlar, işte onlara ecirleri verilecektir. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara (gelince) işte Allah onlara bir gün mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'a ve O'nun elçilerine inananlar ve onların hiçbirini ayırmayanlar; işte onlara, yakında ödüllerini verecektir. Çünkü Allah, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırt etmeyenlere gelince; işte Allah bir gün onlara ödüllerini verecektir. Allah çok bağışlayıcıdır;merhamet edicidir.

    Edip Yüksel

    ALLAH'ı ve elçilerini onaylayan ve onların hiçbiri arasında ayrım yapmayanların da ödüllerini ileride verecek. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    ALLAH'a ve elçilerine inanan ve onların hiçbiri arasında ayırım yapmayanların da ödüllerini ileride verecek. ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve peygamberlerinden hiçbirinin arasında ayırım yapmayan kimselere gelince, işte onların yarın kendilerine mükafatlarını vereceğiz. Allah, bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Allaha ve Peygamberlerine iyman eden ve peygamberlerinden hiç birinin arasını ayırmıyan kimselere gelince işte bunların yarın kendilerine ecirlerini vereceğiz ve Allah gafur, rahim bulunuyor

    Erhan Aktaş

    O kimseler ki Allah'a ve Resullerine iman edip, Resuller arasında hiçbir ayırım yapmazlar. İşte onlara, gelecekte ödülleri verilecektir. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O kimseler ki Allah'a ve resullerine iman edip, resuller arasında hiçbir ayırım yapmazlar. İşte onlara, gelecekte ödülleri verilecektir. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O kimseler ki Allah'a ve rasullerine iman edip, rasullerin aralarında hiçbir ayırım yapmazlar. İşte onlara, gelecekte ödülleri verilecektir. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Tanrı'ya ve Resulü'ne inananlar ve onlardan hiç biri arasında ayrım yapmayanlar, işte onlara ecirleri verilecektir. Tanrı bağışlayandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Allaha ve peygamberlerine iman edib onlardan birini diğerinden ayırmayanlar (a gelince): Onlar da mükafatları kendilerine verilecek olanlardır. Allah çok bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Allah ve peygamberlerine iman edip onların birini diğerinden ayırmayanlara; işte onlara Allah mükafatlarını verecektir. Allah Gafur, Rahim olandır.

    Mehmet Alagaş

    (150-152) Allah’ı ve Resulünü yok sayanlar /görmezden gelenler Allah ve Resulünün arasını açmak / ayırmak isterler , bazısına iman ederiz bazısına kesin bir şey diyemeyiz / inkâr ederiz diyorlar, böylesine ara bir yol edinmek istiyorlar. (Ne bilelim canım, belki de Allah başka türlü söylüyordur inkarını / belirsizliğini oluştururlar) İşte onlar gerçekten kafirdirler. Kafirler için aşağılayıcı / onur kırıcı bir azap hazırladık, Allah’a ve Resulüne iman edenler ise onların arasında bir fark görmezler. / onların aralarını ayırmazlar, işte onlara ileride ücretlerini / ödüllerini verecektir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’a ve rasûllerine iman edip, rasûllerinden hiçbirinin arasında ayrım yapmayanlara ise, onlara mükâfatları verilecektir. Allah, bağışlayan, merhamet edendir.

    Süleyman Ateş

    Ve onlar ki, Allah'a ve elçilerine inandılar, onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmadılar; işte (Allah), pek yakında onların da mükafatlarını verecektir. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı

    Allah ile resullerine /getirdikleri kitaplara inanıp güvenen ve onlardan birini diğerinden ayırmayanlara gelince, onlara hak ettikleri karşılığı Allah verecektir. Allah daima bağışlayan ve ikramı bol olandır dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Allah'a ve elçilerine inanıp güvenen ve elçilerden birini diğerinden ayırmayanlara gelince dipnot 1 ; Allah onlara ödüllerini verecektir. Bağışlayan ve ikramı bol olan Allah'tır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      (Bakara 2/285)وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

    Şaban Britch

    Allah’a ve rasûllerine iman edip, rasûllerinden hiçbirinin arasında ayırım yapmayanlara ise, onlara mükâfatları verilecektir. Allah, bağışlayan, merhamet edendir.

    Şaban Piriş

    Allah'a ve Resullerine iman edip, Resullerinden hiç birinin arasında ayırım yapmayanlara ise, onlara mükafatları verilecektir. Allah, bağışlayan, merhamet edendir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'a ve O'nun resullerine iman edip onlardan birini ötekilerden ayırmayanlara gelince, Allah böylelerinin ödüllerini yakında kendilerine verecektir. Allah, Gafur'dur, Rahim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.