Kehf suresi

Kehf suresi, 67. ayet

Kehf suresi, 67. ayet. قَالَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

ḳâle inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.

Diyanet İşleri

Adam, şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 64–70 · surenin 67. ayeti / 110

Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3

  1. Kehf 64

    Musa: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.

  2. Kehf 65

    Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

  3. Kehf 66

    Musa ona, "Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?" dedi.

  4. 67

    Adam, şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."

  5. Kehf 68

    "İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"

  6. Kehf 69

    Musa, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi.

  7. Kehf 70

    O da şöyle dedi: "O halde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

67. Bunun üzerine Hızır, Mûsâ’ya: Ben senin bu teklifini reddetmem; fakat “sen benimle bir arada olmaya asla sabredemezsin.” Bana uymaya, benimle birlikte kalmaya gücün yetmez. Çünkü sen zahiri itibariyle karşı çıkılması gereken fakat iç yüzü böyle olmayan birtakım şeyler göreceksin. Bundan dolayı da devamla ona şöyle dedi:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Hızır Musa'ya demişti ki: Şu bir gerçektir ki, sen benim ilmimden göreceklerine asla sabredemezsin. Çünkü bendeki ilim, senin yanındaki ilimle denk değildir.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  2. إِنَّكَ inneke sen
  3. لَن len asla
  4. تَسْتَطِيعَ testetia dayanamazsın kök: طوع
  5. مَعِىَ meiye benimle beraber bulunmaya
  6. صَبْرًۭا sabran sabırla kök: صبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)

    Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)

    Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi.

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)

    Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Allah'a ve Resul'üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah…

  • Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…

  • Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(O bilge melek) şu cevabı vermişti: "Doğrusu sen benimle beraberliğe sabredemezsin.

Mustafa İslamoğlu

O, "Korkarım ki sen benimle birlikteliğe sabredemezsin!" dedi (ve ekledi):

Muhammed Esed

(Öteki;) "Sen benimle birlikte(yken olacak olanlara) katlanamazsın" dedi,

Ahmed Hulusi

(Hızır a. s. ) dedi ki: "Sen benimle beraberliğe kesinlikle dayanamazsın (senin varoluş programın ve işlevin zahire, göz boyutuna dönük; batın/gayb boyutuna ait hükümleri, işlevinin gereği bakışla hazmedemezsin)!"

Ali Bulaç

Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."

Ali Özek ve heyeti

Dedi ki: Doğrusu sen benimle beraberliğe sabredemezsin.

Ali Rıza Safa

"Aslında, benimle birlikte asla dirençli olamazsın!" dedi.

Bayraktar Bayraklı

O kul, "Sen benimle birlikte olmaya sabredemezsin."

Edip Yüksel

"Sen benimle birlikte olmaya dayanamazsın" dedi,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Sen benimle birlikte olmaya dayanamazsın,' dedi,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O: "Doğrusu sen benimle beraber olmaya sabredemezsin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu, dedi: sen benimle sabredemezsin

Erhan Aktaş

"Sen, benimle beraber olmada sabretmeye asla güç yetiremezsin."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Sen, benimle beraber olmada sabretmeye asla güç yetiremezsin."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sen, benimle beraber olmada sabretmeye asla güç yetiremezsin.

Gültekin Onan

Dedi ki: "Gerçekten sen, benimle birlikte olma sabrını göstermeye güç yetiremezsin."

Hasan Basri Çantay

O da (Musaya): "Doğrusu sen benim beraberimde sabretmiye asla muktedir olamazsın".

İbni Kesir

O da dedi ki: Doğrusu sen, benim yaptıklarıma asla dayanamazsın.

Mehmet Alagaş

(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.

Rowwad Tercüme Merkezi

Adam, şöyle dedi: “Doğrusu sen benimle beraber olmaya asla sabredemezsin.”

Süleyman Ateş

(O da): "Sen benimle beraber bulunmağa dayanamazsın" dedi.

Süleymaniye Vakfı

O da şöyle dedi: "Sen benim yanımda olmaya asla sabredemezsin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Sen benimle birlikte olmaya dayanamazsın" dedi.

Şaban Britch

O da: Sen benimle olmaya sabredemezsin, dedi.

Şaban Piriş

O da: -Sen benimle olmaya sabredemezsin, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe dayanamazsın."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He -the teacher- said to Mussa: "But you shall not be able to bear with me nor shall you quietly await the course of events".

Abdul Haleem

The man said, ‘You will not be able to bear with me patiently.

Abdullah Yusuf Ali

(The other) said: "Verily thou wilt not be able to have patience with me!"

Abul A'la Maududi

He answered: "You will surely not be able to bear with me.

Aisha Bewley

He said, ‘You will not be able to bear with me.

Al-Hilali & Khan

He (Khidr) said: "Verily you will not be able to have patience with me!

Ali Quli Qarai

He said, ‘Indeed you cannot have patience with me!

Amatul Rahman Omar

He (- the great man) said, `(Yes, but) while keeping company with me you will never be able to bear (and keep company) with me in patience,

Arthur John Arberry

Said he, 'Assuredly thou wilt not be able to bear with me patiently.

Bijan Moeinian

The man replied: "You will not patient enough to bear with me….

E. Henry Palmer

said he, 'Verily, thou canst never have patience with me.

Edip-Layth

He said, "You will not be able to have patience with me."

George Sale

He answered, verily thou canst not bear with me:

Hamid S. Aziz

Said Moses to him, "May I follow you, so that you may teach me of the (Higher) Truth which you have been taught?"

Mahmoud Ghali

Said he "Surely you will never be able to (endure) with me patiently. "

Marmaduke Pickthall

He said: Lo! thou canst not bear with me.

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "You will not be able to bear with me.

Muhammad Asad

[The other] answered: "Behold, thou wilt never be able to have patience with me –

Mustafa Khattab

He said, "You certainly cannot be patient ˹enough˺ with me.

Progressive Muslims

He said: "You will not be able to have patience with me. "

Rashad Khalifa

He said, "You cannot stand to be with me.

Sahih International

He said, "Indeed, with me you will never be able to have patience.

Sam Gerrans

Said he: “Thou canst never be patient with me.

Shabbir Ahmed

He said, "Verily, you won't be able to have patience with me.

Syed Vickar Ahamed

(The wise one) said: "Surely, you will not be able to have patience with me!

Taqi Usmani

He said, "You can never bear with me patiently.

The Monotheist Group

He said: "You will not be able to have patience with me."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 67. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 67. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 67. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩