Kehf suresi

Kehf suresi, 84. ayet

Kehf suresi, 84. ayet. إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ وَءَاتَيْنَٰهُ مِن كُلِّ شَىْءٍ سَبَبًا

innâ mekkennâ lehû fi-l'arḍi veâteynâhü min külli şey'in sebebâ.

Diyanet İşleri

Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 81–87 · surenin 84. ayeti / 110
  1. Kehf 81

    "Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik."

  2. Kehf 82

    "Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur."

  3. Kehf 83

    (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacağım."

  4. 84

    Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

  5. Kehf 85

    O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.

  6. Kehf 86

    Güneşin battığı yere varınca, onu siyah balçıklı bir su gözesinde batar (gibi) buldu. Orada (kafir) bir kavim gördü. "Ey Zülkarneyn! Ya (onları) cezalandırırsın ya da haklarında iyilik yolunu tutarsın" dedik.

  7. Kehf 87

    Zülkarneyn, "Her kim zulmederse, biz onu cezalandıracağız. Sonra o Rabbine döndürülür. O da kendisini görülmedik bir azaba uğratır" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 84–85. ayetler için yazılmıştır.

84-85. “Gerçekten biz ona yeryüzünde iktidar… vermiştik.” Yüce Allah ona mülk vermiş, yeryüzünün pek çok yerine hakim olma imkânı vermiş ve yeryüzü halkının ona itaat etmesini sağlamıştı. “ve (ihtiyaç duyduğu) her şeye ulaştıracak bir sebep/yol vermiştik.” Yani Yüce Allah, ülkeleri egemenliği altına almak ve yeryüzünün bayındır haldeki en uzak yerlerine kadar kolaylıkla ulaşabilme hususunda kendisine yardımcı olacak ve ulaştığı noktaya varmasını sağlayacak sebepleri kendisine ihsan etmişti. O da Yüce Allah’ın kendisine vermiş olduğu bu sebepler gereğince amel etmişti. Yani onları uygun ve kullanılmaları gereken şekilde kullanmıştı. Herkes, sahip olduğu sebepleri kullanmadığı gibi, herkes de bu gibi sebeplere güç yetiremeyebilir. İşte gerçek sebebe sahip olmak ile gereğince amel etmek bir arada bulunduğu takdirde maksat hasıl olur. Her ikisi ya da birisi bulunmayacak olursa maksat gerçekleşmez. Yüce Allah, Zulkarneyn’e verdiğini belirttiği bu sebepleri bize haber vermediği gibi Rasûlü de bize bunları bildirmemiştir. İlim ifade edecek şekilde de bu konuda haberler bize ulaşmamıştır. Bu yüzden bizim burada bu hususta susmaktan, İsrailiyat ve benzeri haberleri nakledenlerin söylediklerine iltifat etmemekten başka yapacak bir şeyimiz yoktur. Ancak biz genel olarak bunların gerek dahili gerek harici, güçlü ve çok sayıda sebepler olduğunu biliyoruz. Bunlar sayesinde o, sayısı da teçhizatı da düzeni de bulunan büyük bir ordu sahibi olmuştu. Bu ordusu sayesinde de düşmanlarını alt edebilme imkânını elde etmiş, yeryüzünün doğusuna, batısına ve pek çok yerine kolaylıkla ulaşabilmişti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şüphesiz biz onu yeryüzünde kudret ve iktidar sahibi kıldık. İstediği şeye ulaşmak için gerekli olan her şeyi ona verdik.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّا inna elbette biz
  2. مَكَّنَّا mekkenna güçlü kıldık kök: مكن
  3. لَهُۥ lehu onu
  4. فِى fi
  5. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  6. وَءَاتَيْنَـٰهُ ve ateynahu ve ona verdik kök: اتي
  7. مِن min
  8. كُلِّ kulli her kök: كلل
  9. شَىْءٍۢ şey'in şeyden kök: شيا
  10. سَبَبًۭا sebeben bir sebep kök: سبب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: سبب (11 geçiş)

    O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: سبب (11 geçiş)

    Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: سبب (11 geçiş)

    Sonra yine bir yol tuttu.

  • Aynı kök: سبب (11 geçiş)

    Kendilerine uyulanlar o gün azabı görünce, kendilerine uyanlardan uzaklaşacaklar, aralarındaki bütün bağlar kopacaktır.

  • Aynı kök: سبب (11 geçiş)

    Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü…

  • Aynı kök: سبب (11 geçiş)

    Her kim ona (Muhammed'e) Allah'ın dünyada ve ahirette asla yardım etmeyeceğini zannediyorsa hemen tavana bir ip çeksin, sonra kendini assın da bir…

  • Aynı kök: مكن (18 geçiş)

    Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur…

  • Aynı kök: مكن (18 geçiş)

    Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

72 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki biz onu yeryüzünde iktidar sahibi kılmıştık; ona her şey için bir sebep (bir vasıta) vermiştik.

Mustafa İslamoğlu

Evet, onun (iktidarı) için yeryüzünde uygun bir zemin hazırladık ve ona eşyanın yasalarıyla uyumlu araçların (bilgisini) bahşettik;

Muhammed Esed

Ona yeryüzünde güvenli bir yer sağladık ve onu, (ulaşacağı) her şeye doğru araçlarla ulaşma (bilgisiyle) donattık;

Ahmed Hulusi

Onu arzda yerleştirdik ve Ona her yolu (dilediğine ulaşmasını) kolaylaştırdık.

Ali Bulaç

Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.

Ali Özek ve heyeti

Biz ona yeryüzünde sağlam bir yer temin etmiş ve dilediği her şeye kendisini ulaştıracak bir de ilim vermiştik.

Ali Rıza Safa

Aslında, yeryüzünde Onu güçlendirdik ve her konuda Ona bir yol verdik.

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz,biz, ona yeryüzünde imkan sağladık ve kendisine her şeye ulaşacağı bilgiyi verdik.

Edip Yüksel

Biz ona yeryüzünde yönetim gücünü ve her türlü imkanı verdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Biz ona yeryüzünde yönetim gücünü ve her türlü imkanı verdik

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz onun için yeryüzünde bir iktidar hazırladık ve ona ulaşmak istediği şeyden bir sebep verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onun için Arzda bir müknet hazırladık ve ona her şeyden bir sebeb verdik

Erhan Aktaş

Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep dipnot 1 verdik.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sonuca ulaşmayı sağlayacak şey.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep dipnot 1 verdik.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sonuca ulaşmayı sağlayacak şey.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Doğrusu Biz, onu yeryüzünde güçlendirdik ve ona her şeyden bir sebep dipnot 1 verdik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sonuca ulaşmayı sağlayacak şey.

Gültekin Onan

Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik.

Hasan Basri Çantay

Hakıykat, biz onu yer (yüzün) de büyük bir kudret saahibi kıldık ve ona (muhtac olduğu) her şeyden bir sebeb (bir yol) verdik.

İbni Kesir

Doğrusu Biz; onu, yeryüzünde büyük bir kudret sahibi kılmıştık ve ona her şeyin yolunu öğretmiştik.

Mehmet Alagaş

(83-98) Sana İki boynuzludan / zülkarneyn’den sorarlar, de ki size onu ve onla ilgili hatıraları okuyacağım, arzı ona mekân yaptık her şeyi bir sebeple ona verdik , O da bir sebebe uydu / tabi oldu , güneşin battığı yere ulaştığında siyah balçıktan / çamurlu bir gözenin içinde onun / güneşin battığını gördü (gün batımı gözeye aksetmiş) ve gözenin yanında da bir kavim buldu, Ona, Ey Zülkarneyn ya bu kavmi azaba uğratırsın yahut onları güzellikle elde edersin dedik. O da kim zulmediyorsa ona azap ederiz, sonrasında da Rabbine geri gönderilir, O’da nasıl olacağı belirsiz bir azapla onlara azap eder dedi, Kim iman eder de ıslah edici amel işlerse ona güzel bir karşılık vardır , O’na işlerimizden / emirlerimizden kolay olanı söyleyeceğiz , sonra bir sebebe uydu / tabi oldu güneşin doğduğu yere ulaştığındaysa orada bir kavmin üzerine güneşi doğarken buldu, O kavmin güneşine karşı herhangi bir koruyucu siper yapmamıştık, Onun katında olanı her şeyi kuşatmıştık, her şeyden haberimiz vardı, sonra bir sebebe uydu / tabi oldu sonra iki set arasına vardığı zaman, iki setin dışında kalan, söz dahi anlamayan durumda ki bir kavmi buldu, dediler ki Ey Zülkarneyn, gerçekten Ye’cüc ve Me’cüc arzda bozgunculuk çıkarıyorlar, sana onlarla bizim aramızda set yapman karşılığında bir haraç versek olur mu? Rabbimin beni içinde bulundurduğu imkanlar daha hayırlıdır dedi. Bana güç / kuvvet ile yardım edin , bende onlarla sizin aranızda bir sur / radmen yapayım, bana demirin cevherlerini getirin, iki dağın arası yamaçlar, demir cevherleri ile dolarak eşitlenince körükleyin / üfürün dedi, kor haline / nar haline gelince de bana bakır getirin üzerine dökeyim dedi, artık onun arkasına geçmeye de yahut delmeye de güçleri yetmez , dedi ki bu Rabbimden bir esirgemedir / rahmettir, Rabbimin vaadi geldiğindeyse onu dümdüz edecektir, Rabbinin vaadi haktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

Süleyman Ateş

Biz onu yeryüzünde güçlü kıldık ve ona herşeyden bir sebep (istediği herşeye ulaşmanın yolunu, aracını) verdik.

Süleymaniye Vakfı

(Allah dedi ki:) Ona yeryüzünde geniş imkanlar sağladık ve ona her şeyin yolunu (bulacak yetkinlik) verdik. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zülkarneyn'in, Allah'ın verdiği imkanları iyi kullanan, asla şımarmayan ve kimseden beklentisi olmayan iyi bir insan olduğu anlaşılmaktadır. Genelde insanlar, kendilerini yeterli gördüklerinde nankörlük eder, taşkınlık yaparlar (Bakara 2/258, İsra 17/67, Kasas 28/77-78, Zümer 39/49, Leyl 92/4-11, Alak 96/6-7). Bu ayetler, Allah'ın geniş imkanlar verdiği Zülkarneyn'i, insanlara yapacağı muamele ile imtihan ettiğini gösterir. Allah her insanı, böyle zorlu bir imtihandan geçirir (Furkan 25/56-57, Müzzemmil 73/19, İnsan 76/2-4, 29-30, Nebe 78/39-40).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Allah buyuruyor ki) Onu ülkesinde iyi bir makama getirmiş, her şeye bir yol bulma imkanı vermiştik.

Şaban Britch

Biz, onu yeryüzünde güçlendirmiş ve ona (ihtiyaç duyduğu) her şey için bir sebep verdik.

Şaban Piriş

Biz, onu yeryüzünde güçlendirmiş ve ona her şeyin yolunu öğretmiştik.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onun için yeryüzünde güç ve saltanat hazırladık ve ona herşeyden bir sebep verdik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Allah says: "We confirmed him on earth and We imparted to him the knowledge of the ways and means serving a purposeful end".

Abdul Haleem

We established his power in the land, and gave him the means to achieve everything.

Abdullah Yusuf Ali

Verily We established his power on earth, and We gave him the ways and the means to all ends.

Abul A'la Maududi

We granted him power in the land and endowed him with all kinds of resources.

Aisha Bewley

We gave him power and authority on the earth and granted him a way to everything.

Al-Hilali & Khan

Verily, We established him in the earth, and We gave him the means of everything.

Ali Quli Qarai

Indeed We had granted him power in the land and given him the means to all things.

Amatul Rahman Omar

Verily, We granted him authority on the earth, (his empire extended from Persia to the Black Sea on one side and from Asia Minor to Afghanistan and Baluchistan on the other) and provided him with all sorts of means.

Arthur John Arberry

We established him in the land, and We gave him a way to everything;

Bijan Moeinian

I (God) gave him all kind of means and tools to establish his authority on the earth.

E. Henry Palmer

verily, we established for him in the earth, and we gave him a way to everything;

Edip-Layth

We had facilitated for him in the land, and We had given him the means of everything.

George Sale

We made him powerful in the earth, and We gave him means to accomplish every thing he pleased.

Hamid S. Aziz

And they will ask you about Zul'qarneyn (The Two-horned one, perhaps an ancient Persian Emperor). Say, "I will recite to you a remembrance of him.

Mahmoud Ghali

Surely We established him in the earth, and We brought him means to (accomplish) everything.

Marmaduke Pickthall

Lo! We made him strong in the land and gave him unto every thing a road.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "I will cite before you his commemoration. " We gave him authority in the land and means of accomplishing every end.

Muhammad Asad

Behold, We established him securely on earth, and endowed him with [the knowledge of] the right means to achieve anything [that he might set out to achieve];

Mustafa Khattab

Surely We established him in the land, and gave him the means to all things.

Progressive Muslims

We had facilitated for him in the land, and We had given him the means of everything.

Rashad Khalifa

We granted him authority on earth, and provided him with all kinds of means.

Sahih International

Indeed We established him upon the earth, and We gave him to everything a way.

Sam Gerrans

We established him in the earth, and gave him to everything a way;

Shabbir Ahmed

We established him in power on earth and granted him the ways and means to accomplish his objectives.

Syed Vickar Ahamed

Surely, We established his power on earth, and We gave him the ability to do everything.

Taqi Usmani

Surely, We gave him power on earth and gave him means to (have) everything (he needs).

The Monotheist Group

We had facilitated for him in the land, and We had given him the means to all things.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 84. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 84. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 84. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩