Diyanet İşleri
Musa, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
Kehf suresi
Kehf suresi, 73. ayet. قَالَ لَا تُؤَاخِذْنِى بِمَا نَسِيتُ وَلَا تُرْهِقْنِى مِنْ أَمْرِى عُسْرًا
ḳâle lâ tüâḫiẕnî bimâ nesîtü velâ türhiḳnî min emrî `usrâ.
Musa, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3
O da şöyle dedi: "O halde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın."
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
Musa, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.
Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi.
Musa, "Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
73. Mûsâ, bu sözlerini unutarak söylediğinden şöyle demişti: “Unuttuğum bir şeyden ötürü beni azarlama ve işimde bana güçlük çıkarma!” Yani bu işimi zorlaştırma, beni hoş karşıla! Çünkü unutarak bu itirazı yaptım, o bakımdan bu ilk seferinde beni sorumlu tutma! Böylelikle Mûsâ, hem ikrarda bulunmuş, hem de mazeretini belirtmiş oluyordu. Ey Hızır! Senin, arkadaşına zorluk çıkarmaman gerekir, demişti. Hızır da onu hoş karşılamıştı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam- Hızır'a şöyle dedi: Unutarak sana vermiş olduğum sözümü yerine getiremediğimden dolayı beni sorgulama! Sana arkadaşlık/eşlik etmemde beni sıkıştırma ve bana güçlük çıkarma!
Aynı kök: رهق (10 geçiş) · Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır
"Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: نسي (45 geçiş)
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: نسي (45 geçiş)
Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde…
Aynı kök: رهق (10 geçiş)
Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar…
Aynı kök: رهق (10 geçiş)
Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır
Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
Aynı kök: عسر (12 geçiş)
(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur'an'ın…
Aynı kök: عسر (12 geçiş)
Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa) "Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma; (bu) işimden dolayı beni ağır bir şekilde kınama." demişti.
(Musa) "Bir anlığına boş bulundum diye beni azarlama ve beni yaptığım bu yanlıştan dolayı köşeye sıkıştırma!" dedi.
(Musa:) "(Kendimi) kaybettim diye beni paylama ve beni yaptığım işten dolayı zora koşma!" dedi.
(Musa) dedi: "(Sözümü) unutmamdan dolayı beni paylama; işimde bana zorluk çıkarma. "
(Musa:) "Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma" dedi.
Musa: Unuttuğum şeyden dolayı beni muaheze etme; işimde bana güçlük çıkarma, dedi.
Dedi ki: "Unuttuğum için beni azarlama ve yaptığımdan dolayı bana zorluk çıkarma!"
Musa, "Unuttuğum şeyden dolayı beni kınama ve bana bu işimden dolayı bir güçlük çıkarma" dedi.
"Unuttuğum şeyden dolayı beni kınama; bu işimde bana güçlük çıkarma" dedi.
'Unuttuğum şeyden dolayı beni kınama; bu işimde bana güçlük çıkarma,' dedi.
Musa: "Unuttuğum şeyle beni suçlama ve bu işimden dolayı bana güçlük çıkarma!" dedi.
Beni dedi: unuttuğumla muahaze etme ve bana bu işimden dolayı güçlük çıkarma
"Unutmuş olmamdan dolayı beni kınama ve bu işimden dolayı güçlük çıkarma." dedi.
"Unutmuş olmamdan dolayı beni kınama ve bu işimden dolayı güçlük çıkarma." dedi.
"Unutmuş olmamdan dolayı beni kınama ve bu işimden dolayı güçlük çıkarma." dedi.
(Musa:) "Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu buyrultumdan (isteğimden, tasarrufumdan, irademden) dolayı bana zorluk çıkarma" dedi.
(Musa): "Unutduğum şeyden dolayı, dedi, beni muaheze etme. Şu işimde (arkadaşlığımızda) bana güçlük yükleme".
Unuttuğum şeyden dolayı bana çıkışma, gücümün yetmediği şeyden beni sorumlu tutma, dedi.
(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.
Mûsâ: “Unuttuğum için beni sorgulama ve bu işimde bana güçlük çıkarma!” dedi.
(Musa): "Unuttuğum şeyden ötürü beni kınama ve bana bu işimden dolayı bir güçlük çıkarma." dedi.
Musa dedi ki: "Unuttuğum için beni sorumlu tutma; bu işte beni zora sokma."
Musa dedi ki "Unuttuğum şeyi yüzüme vurma; işimde beni zora sokma."
Unuttuğum şeyden dolayı beni sorgulama, işimde bana güçlük çıkarma, dedi.
-Unuttuğum şeyden dolayı beni suçlama, zor olan işimden dolayı bana süre tanı,dedi.
Musa dedi: "Unuttuğum için beni azarlama; bu yaptığımdan dolayı da bana zorluk çıkarma."
"My apologies", said Mussa, "please do not reproach me for my lapse of memory, nor impose on me an action hard to understand".
Moses said, ‘Forgive me for forgetting. Do not make it too hard for me to follow you.’
Moses said: "Rebuke me not for forgetting, nor grieve me by raising difficulties in my case."
Moses said: "Do not take me to task at my forgetfulness, and do not be hard on me."
Musa said, ‘Do not take me to task because I forgot. Do not demand of me something which is too difficult.’
[Mûsâ (Moses)] said: "Call me not to account for what I forgot,[1] and be not hard upon me for my affair (with you)."
He said, ‘Do not take me to task for my forgetting, and do not be hard upon me. ’
(Moses) said, `Do not take me to task for what I forgot; do not be too hard on me for this lapse of mine. '
He said, 'Do not take me to task that I forgot, neither constrain me to do a thing too difficult. '
Moses said: "Forgive me having forgotten it. Please do not be hard upon me."
Said he, 'Rebuke me not for forgetting, and impose not on me a difficult command. '
He said, "Forgive me for what I forgot, and do not be hard upon my request with you."
Moses said, rebuke me not, because I did forget; and impose not on me a difficulty in what I am commanded.
Said he, "Did I not tell you, truly, you can never bear with me?"
He said, "Do not take me to task that I forgot, nor oppress me with a command (too) difficult (for me). "
(Moses) said: Be not wroth with me that I forgot, and be not hard upon me for my fault.
(Moses) said: "Do not hold me for having forgotten, and do not reprove me and make my task difficult. "
Said [Moses]: "Take-me not to task for my having forgotten [myself], and be not hard on me on account of what I have done!"
Moses pleaded, "Excuse me for forgetting, and do not be hard on me."
He said: "Forgive me for what I forgot, and do not be hard upon my request with you. "
He said, "I am sorry. Do not punish me for my forgetfulness; do not be too harsh with me."
[Moses] said, "Do not blame me for what I forgot and do not cover me in my matter with difficulty. "
He said: “Take thou me not to task for what I forgot, nor burden thou me in my affair with difficulty.”
Said Moses, "Do not rebuke me for forgetting. And be not hard on me for my fault."
[Musa (Moses)] said: "Do not be angry with me for forgetting, nor make me sad by causing difficulties on my part. "
He (Mūsā) said, "Do not hold me punishable for what I forgot, and do not make my course too difficult for me."
He said: "Forgive me for what I forgot, and do not be hard upon my request with you."