Diyanet İşleri
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.
Kehf suresi
Kehf suresi, 74. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَٰمًا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةًۢ بِغَيْرِ نَفْسٍ لَّقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا نُّكْرًا
fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ leḳiyâ gulâmen feḳatelehû ḳâle eḳatelte nefsen zekiyyetem bigayri nefs. leḳad ci'te şey'en nükrâ.
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
Musa, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.
Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi.
Musa, "Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)" dedi.
Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Musa, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
74. “Yine yola koyuldular. Nihâyet” küçük “bir erkek çocuğa rast geldiler de o” Hızır “çocuğu öldürdü.” Mûsâ bunun üzerine çokça öfkelendi ve hiçbir günahı olmayan küçücük bir çocuğu öldürmesi üzerine dinî gayreti galeyana geldi. “(Mûsâ) dedi ki: “Başka bir can karşılığında olmaksızın masum bir cana mı kıydın?! Gerçekten çok çirkin bir şey yaptın!” Hiçbir günahı olmayan ve kimseyi öldürmemiş küçücük bir çocuğu öldürmek kadar kötü bir iş olabilir mi? Mûsâ’nın ilk itirazı, unutmasından dolayı olmuştu. Bu ise unutmaktan değildi, ama sabırsızlıktan olmuştu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gemiden indikten sonra, birlikte sahilde yürümeye başladılar. Hızır büluğa ermemiş erkek çocuklarla beraber oynayan bir erkek çocuk gördü ve onu öldürdü. Bunun üzerine Musa Hızır'a şöyle dedi: "Günahsız, büluğa ermemiş tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmadan mı öldürdün? Gerçekten sen çok kötü bir iş yaptın."
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
"Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik."
Aynı kök: غلم (13 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Cebrail, "Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim" dedi.
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: غلم (13 geçiş)
"Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: غلم (13 geçiş)
"Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına…
Aynı kök: طلق (23 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…
Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekatı verirler.…
Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü…
Aynı kök: نكر (37 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât
Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayasızlığı ve kötülüğü emreder. Eğer Allah'ın size lütfu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Yeniden) yola koyulmuşlardı. Sonunda bir erkek çocuğa rastladıklarında (melek) onu hemen öldürmüştü. (Musa) şöyle demişti: "Tertemiz (suçsuz) bir canı, bir can karşılığı olmaksızın öldürdün, öyle mi? Şüphesiz ki sen fena bir şey yaptın!"
Tekrar yola koyuldular; en sonunda bir delikanlıya rastladılar; derken, o (alim kişi) onu öldürüverdi. (Musa) "Ne, sen bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana kıydın, öyle mi?" dedi; "Doğrusu sen çok büyük bir yasağı çiğnedin!"
Böylece yeniden yola koyuldular; sonunda genç bir adama rastladılar: (bilge kişi) onu öldürdü, (Musa bunu görünce:) "Bir başka cana karşılık olmaksızın masum bir cana kıydın, öyle mi?" diye çıkıştı, "Gerçekten, çok korkunç bir iş yaptın sen!"
Yollarına devam ettiler. . . Nihayet küçük yaşta bir erkek çocuğa rastgeldiler; (Hızır) onu öldürdü! (Musa) dedi: "Kısas gerekçesi olmaksızın suçsuz birini öldürdün? Gerçekten çok çirkin - yanlış bir şey yaptın!"
Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın."
Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğa rastladıklarında (Hızır) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: Tertemiz bir canı, bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha! Gerçekten sen fena bir şey yaptın!
Ardından yola koyulduklarında, bir delikanlıyla karşılaştılar; birden onu öldürdü. Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, suçsuz birisini mi öldürdün? Gerçek şu ki, çok kötü bir eylem yaptın!"
Yine yürüdüler. Nihayet bir erkek çocuğuna rastladılar. O kul, hemen onu öldürdü. Musa, "Bir can karşılığı olmadan temiz bir çocuğa kıydın ha? Doğrusu sen, çirkin bir iş yaptın!" dedi.
Böylece yürüdüler. Nihayet bir delikanlıya rastladıklarında onu hemen öldürdü. "Kimseye kıymamış suçsuz bir kimseyi niçin öldürdün? Sen, çok kötü bir iş yaptın" dedi.
Böylece yürüdüler. Nihayet bir delikanlıya rastladıklarında onu hemen öldürdü. 'Kimseye kıymamış suçsuz bir kimseyi niçin öldürdün? Sen, çok kötü bir iş yaptın,' dedi
Yine gittiler nihayet bir oğlana rastgeldiler; tuttu onu öldürüverdi. Musa: "Bir can karşılığı olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu çok kötü birşey yaptın!" dedi.
Yine gittiler, nihayet bir oğlana rast geldiler tuttu onu öldürüverdi, a! dedi: tertemiz bir nefsi bir nefis mukabili olmaksızın öldürdün mü? alimallah çok münker bir şey yaptın
Tekrar yola koyuldular. Nihayet bir delikanlıya dipnot 1 rastladılar. Onu öldürdü. "Bir cana karşılık olmaksızın zekiyye dipnot 2 bir canı öldürdün mü? Gerçekten dehşet verici bir şey yaptın!"
Tekrar yola koyuldular. Nihayet bir delikanlıya dipnot 1 rastladılar. Onu öldürdü. "Bir cana karşılık olmaksızın zekiyye dipnot 2 bir canı öldürdün mü? Gerçekten dehşet verici bir şey yaptın!"
Tekrar yola koyuldular. Nihayet bir delikanlıya dipnot 1 rastladılar. Onu öldürdü. "Bir cana karşılık olmaksızın masum bir canı öldürdün mü? Gerçekten dehşet verici bir şey yaptın!"
Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen benzeri görülmedik (nükra) bir şey yaptın."
Yine gitdiler. Nihayet bir oğlan çocuğuna rast geldikleri zaman o, hemen bunu öldürdü. (Musa) dedi ki: "Tertemiz (ma'sum) bir canı, (diğer) bir can karşılığı olmaksızın, öldürdün ha! Andolsun ki sen kötü bir şey yapdın"!
Yine gittiler, nihayet bir erkek çocuğa rastladılar. O, hemen bunu öldürdü. Cana karşılık olmaksızın masum bir kimseye mi kıydın? Doğrusu, çok kötü bir şey yaptın, dedi.
(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Mûsâ: “Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!” dedi.
Yine yürüdüler. Nihayet bir oğlana rastladılar. (O kul) hemen onu öldürdü. (Musa): "Bir can karşılığı olmadan temiz bir cana kıydın ha? Doğrusu sen, çirkin bir iş yaptın!" dedi.
Sonra yine yola koyuldular. Bir erkek çocuğuyla karşılaştıklarında (o kul) hemen onu öldürdü. Musa dedi ki: "Sen bir cana karşılık olmadan masum bir cana mı kıydın! Sen gerçekten kötü bir şey yaptın!"
Sonra yola koyuldular. Nihayet bir oğlan çocuğuyla karşılaştılar; o hemen çocuğu öldürdü. Musa dedi ki "Sen cana karşılık olmadan suçsuz birinin canına kıydın ha? Doğrusu, anlaşılmaz bir durum meydana getirdin."
Yine yola devam ettiler. Sonunda bir gençle karşılaştılar. O, hemen onu öldürdü: Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın.
Yine yola devam ettiler. Sonunda bir gençle karşılaştılar. O, hemen onu öldürdü: -Bir cana karşılık olmaksızın, masum bir cana mı kıydın? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın.
Yine yola koyuldular. Bir süre sonra bir oğlana rastgeldiler; tuttu onu öldürdü. Musa dedi: "Tertemiz bir insanı, bir cana karşılık olmaksızın öldürdün ha!? Vallahi çok kötü bir iş yaptın!"
Again they made their way onward until they met a youth whom he killed. There and then Mussa exclaimed: "Have you deprived an innocent soul of life when the youth committed no murder, you have indeed committed an act truly abominable".
And so they travelled on. Then, when they met a young boy and the man killed him, Moses said, ‘How could you kill an innocent person? He has not killed anyone! What a terrible thing to do!’
Then they proceeded: until, when they met a young man, he slew him. Moses said: "Hast thou slain an innocent person who had slain none? Truly a foul (unheard of) thing hast thou done!"
Then the two went forth until they met a lad whom he slew, whereupon Moses exclaimed: "What! Have you slain an innocent person without his having slain anyone? Surely you have done a horrible thing."
So they went on until they met a youngster whom he killed. Musa said, ‘Have you killed a boy who has done no wrong, without it being in retaliation for someone else? This is truly an appalling thing that you have done!’
Then they both proceeded, till they met a boy, and he (Khidr) killed him. Mûsâ (Moses) said: "Have you killed an innocent person who had killed none? Verily, you have committed a thing Nukr (a great Munkar - prohibited, evil, dreadful thing)!"
So they went on. When they encountered a boy, he slew him. He said, ‘Did you slay an innocent soul, without [his having slain] anyone? You have certainly done a dire thing!’
Then they both set out again till when they met a boy, he (- the great man) slew him. (At this Moses) said, `Why have you slain an innocent person without (his having slain) any one. Most certainly, it is a strangely wondrous act you have committed.'
So they departed; until, when they met a lad, he slew him. He said, 'What, hast thou slain a soul innocent, and that not to retaliate for a soul slain? Thou hast indeed done a horrible thing.'
Then they continued their journey until they met a young man. Suddenly, the wise man killed him! Moses said: "Why did you kill an innocent man who had not done no harm to anyone? What a horrible thing to do."
So they set out until they met a boy, and he killed him. And he (Moses) said, 'Hast thou killed a pure person without (his killing) a person? thou hast produced an unheard-of thing.'
So they ventured forth until they came upon a youth, and he killed him. He said, "Have you killed an innocent person without justice? You have truly come with something awful!"
Wherefore they left the ship and proceeded, until they met with a youth; and he slew him. Moses said, hast thou slain an innocent person, without his having killed another? Now hast thou committed an unjust action.
Moses said (pleaded), "Rebuke me not for forgetting, and be not hard on me. "
So they (both) went off until, when they (both) met a youth, then he killed him. He said, "Have you killed a most cleansed self without (his having killed another) self? Indeed you have already come with a (highly) maleficent thing."
So they twain journeyed on till, when they met a lad, he slew him. (Moses) said: What! Hast thou slain an innocent soul who hath slain no man? Verily thou hast done a horrid thing.
The two went on till they came to a boy, whom he killed. Moses exclaimed: "You have killed an innocent soul who had taken no life. You have done a most abominable thing!"
And so the two went on, till, when they met a young man, [the sage] slew him -(whereupon Moses] exclaimed: "Hast thou slain an innocent human being without [his having taken] another man's life? Indeed, thou hast done a terrible thing!"
So they proceeded until they came across a boy, and the man killed him. Moses protested, "Have you killed an innocent soul, who killed no one? You have certainly done a horrible thing."
So they ventured forth until they came upon a youth, and he killed him. He said: "Have you killed an innocent person without justice You have truly come with something awful!"
So they went. When they met a young boy, he killed him. He said, "Why did you kill such an innocent person, who did not kill another person? You have committed something horrendous."
So they set out, until when they met a boy, al-Khidh r killed him. [Moses] said, "Have you killed a pure soul for other than [having killed] a soul? You have certainly done a deplorable thing."
So they went forth. When they had met a lad, he killed him. He said: “Hast thou killed a pure soul for other than a soul? Thou hast done a terrible thing.”
So they went on till, when they met a lad, he slew him. Moses said, "What! Have you slain an innocent person who had slain none? Verily, you have done a horrible thing."
Then they proceeded further: Until, when they met a boy, he (Khidr) killed him. Musa (Moses) said: "Have you killed an innocent person who has killed no one? Truly a wicked thing have you done!"
So, they moved ahead until when they met a boy, he killed him (the boy). He (Mūsā) said, "Did you kill an innocent soul while he did not kill anyone? You have committed a heinous act indeed."
So they ventured forth until they came upon a youth, and he killed him. He said: "Have you killed an innocent person without justice? You have done something awful!"