18. sure

Kehf Suresi الكهف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 8 konu
  1. Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler 1–8 karşılaştır — Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler
  2. Ashâb-ı Kehf 9–26 karşılaştır — Ashâb-ı Kehf
  3. Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler 27–31 karşılaştır — Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler
  4. İki bağ sahibi 32–46 karşılaştır — İki bağ sahibi
  5. Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs 47–59 karşılaştır — Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs
  6. Mûsâ ve Hızır 60–82 karşılaştır — Mûsâ ve Hızır
  7. Zülkarneyn 83–101 karşılaştır — Zülkarneyn
  8. Amelce en çok ziyanda olanlar ve kapanış 102–110 karşılaştır — Amelce en çok ziyanda olanlar ve kapanış

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler 1–8

  1. Kehf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا

    elḥamdü lillâhi-lleẕî enzele `alâ `abdihi-lkitâbe velem yec`al lehû `ivecâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hamd o Allah'a mahsustur ki, kuluna Kitab indirdi, içinde hiçbir yamukluk yapmadan,

    Ayet detayı — Kehf suresi, 1. ayet

  2. Kehf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 2. ayet. قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا

    ḳayyimel liyünẕira be'sen şedîdem mil ledünhü veyübeşşira-lmü'minîne-lleẕîne ya`melûne-ṣṣâliḥâti enne lehüm ecran ḥasenâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    dosdoğru; tarafından şiddetli bir azap ile korkutmak ve yararlı yararlı işler yapan müminlere şunu müjdelemek için: Kendilerine gerçekten güzel bir mükafat var;

    Ayet detayı — Kehf suresi, 2. ayet

  3. Kehf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 3. ayet. مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا

    mâkiŝîne fîhi ebedâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ebedi olarak orada kalacaklar.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 3. ayet

  4. Kehf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 4. ayet. وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا

    veyünẕira-lleẕîne ḳâlü-tteḫaẕe-llâhü veledâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de, "Allah çocuk edindi." diyenleri uyarmak için.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 4. ayet

  5. Kehf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 5. ayet. مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِـَٔابَآئِهِمْ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا

    mâ lehüm bihî min `ilmiv velâ liâbâihim. kebürat kelimeten taḫrucü min efvâhihim. iy yeḳûlûne illâ keẕibâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu hususta ne kendilerinin bir bilgisi vardır, ne de babalarının; o, ağızlarından çıkan ne büyük bir sözdür; sadece yalan söylüyorlar!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 5. ayet

  6. Kehf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 6. ayet. فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا

    fele`alleke bâḫi`un nefseke `alâ âŝârihim il lem yü'minû bihâẕe-lḥadîŝi esefâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şimdi bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa belki arkalarından üzülerek kendini tüketeceksin!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 6. ayet

  7. Kehf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 7. ayet. إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا

    innâ ce`alnâ mâ `ale-l'arḍi zînetel lehâ lineblüvehüm eyyühüm aḥsenü `amelâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz yeryüzünde olan şeyleri ona bir süs yaptık ki insanları imtihan edelim: Hangisi daha güzel bir amel yapacak?

    Ayet detayı — Kehf suresi, 7. ayet

  8. Kehf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 8. ayet. وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا

    veinnâ lecâ`ilûne mâ `aleyhâ ṣa`îden cüruzâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bununla beraber şu da bir gerçek ki Biz, onun üzerinde olan herşeyi kupkuru bir toprak yapmaktayız.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 8. ayet

Ashâb-ı Kehf 9–26

  1. Kehf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 9. ayet. أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُوا۟ مِنْ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا

    em ḥasibte enne aṣḥâbe-lkehfi verraḳîmi kânû min âyâtinâ `acebâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa sen Ashab-ı Kehf ve Rakim'ın, ayetlerimizden şaşılacak bir olay olduklarını mı sandın?

    Ayet detayı — Kehf suresi, 9. ayet

  2. Kehf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 10. ayet. إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

    iẕ eve-lfityetü ile-lkehfi feḳâlû rabbenâ âtinâ mil ledünke raḥmetev veheyyi' lenâ min emrinâ raşedâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O vakit o genç yiğitler mağaraya çekildiler ve şöyle dediler: " Ey Rabbimiz, bizlere tarafından bir rahmet ihsan et ve bizim için işimizden bir muvaffakiyet hazırla!"

    Ayet detayı — Kehf suresi, 10. ayet

  3. Kehf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 11. ayet. فَضَرَبْنَا عَلَىٰٓ ءَاذَانِهِمْ فِى ٱلْكَهْفِ سِنِينَ عَدَدًا

    feḍarabnâ `alâ âẕânihim fi-lkehfi sinîne `adedâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine yıllarca mağarada kulakları üzerine vurduk (uyuttuk).

    Ayet detayı — Kehf suresi, 11. ayet

  4. Kehf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 12. ayet. ثُمَّ بَعَثْنَٰهُمْ لِنَعْلَمَ أَىُّ ٱلْحِزْبَيْنِ أَحْصَىٰ لِمَا لَبِثُوٓا۟ أَمَدًا

    ŝümme be`aŝnâhüm lina`leme eyyü-lḥizbeyni aḥṣâ limâ lebiŝû emedâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra da onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri gayeyi daha iyi hesap etmiş olduğunu bilelim.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 12. ayet

  5. Kehf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 13. ayet. نَّحْنُ نَقُصُّ عَلَيْكَ نَبَأَهُم بِٱلْحَقِّ إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ ءَامَنُوا۟ بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَٰهُمْ هُدًى

    naḥnü neḳuṣṣu `aleyke nebeehüm bilḥaḳḳ. innehüm fityetün âmenû birabbihim vezidnâhüm hüdâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz sana onların kıssalarını doğru olarak naklediyoruz: Hakikaten bunlar, Rablerine iman eden birkaç genç yiğitti; Biz de hidayetlerini artırdık.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 13. ayet

  6. Kehf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 14. ayet. وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا۟ فَقَالُوا۟ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَن نَّدْعُوَا۟ مِن دُونِهِۦٓ إِلَٰهًا لَّقَدْ قُلْنَآ إِذًا شَطَطًا

    verabaṭnâ `alâ ḳulûbihim iẕ ḳâmû feḳâlû rabbünâ rabbü-ssemâvâti vel'arḍi len ned`uve min dûnihî ilâhel leḳad ḳulnâ iẕen şeṭaṭâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve kalplerini pekiştirdik. O vakit ayağa kalkıp dediler ki: "Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir; kesinlikle O'ndan başka hiçbir tanrıya tapmayız; yoksa gerçekten saçma sapan konuşmuş oluruz.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 14. ayet

  7. Kehf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 15. ayet. هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمُنَا ٱتَّخَذُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ ءَالِهَةً لَّوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِم بِسُلْطَٰنٍۭ بَيِّنٍ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا

    hâülâi ḳavmüne-tteḫaẕû min dûnihî âliheh. levlâ ye'tûne `aleyhim bisülṭânim beyyin. femen ażlemü mimmeni-fterâ `ale-llâhi keẕibâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Şunlar, bizim kavmimiz, tuttular O'ndan başka tanrılar edindiler; onların tanrı olduğuna açık bir delil getirselerdi ya! Allah'a bir yalanı uydurandan daha zalim kim olabilir?"

    Ayet detayı — Kehf suresi, 15. ayet

  8. Kehf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 16. ayet. وَإِذِ ٱعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ فَأْوُۥٓا۟ إِلَى ٱلْكَهْفِ يَنشُرْ لَكُمْ رَبُّكُم مِّن رَّحْمَتِهِۦ وَيُهَيِّئْ لَكُم مِّنْ أَمْرِكُم مِّرْفَقًا

    veiẕi-`tezeltümûhüm vemâ ya`büdûne ille-llâhe fe'vû ile-lkehfi yenşür leküm rabbüküm mir raḥmetihî veyüheyyi' leküm min emriküm mirfeḳâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (İçlerinden biri demişti ki): "Madem ki, onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından uzaklaşmayı tercih ettiniz, o halde mağaraya çekilin ki, sizin için Rabbiniz rahmetini yaysın ve size işinizden bir kolaylık hazırlasın."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 16. ayet

  9. Kehf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 17. ayet. وَتَرَى ٱلشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَٰوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَهُمْ فِى فَجْوَةٍ مِّنْهُ ذَٰلِكَ مِنْ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ مَن يَهْدِ ٱللَّهُ فَهُوَ ٱلْمُهْتَدِ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُۥ وَلِيًّا مُّرْشِدًا

    vetera-şşemse iẕâ ṭale`at tezâveru `an kehfihim ẕâte-lyemîni veiẕâ garabet taḳriḍuhüm ẕâte-şşimâli vehüm fî fecvetim minh. ẕâlike min âyâti-llâh. mey yehdi-llâhü fehüve-lmühted. vemey yuḍlil felen tecide lehû veliyyem mürşidâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Güneşi görüyorsun ya, doğduğu vakit mağaralarından sağ tarafa meyleder, battığı vakit de onları sol tarafa makaslar. Onlar mağaranın geniş bir yerindedir. İşte bu Allah'ın mucizelerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o hidayete ermiştir; kimi de saptırırsa artık ona doğru yolu gösterecek bir yardımcı bulamazsın.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 17. ayet

  10. Kehf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 18. ayet. وَتَحْسَبُهُمْ أَيْقَاظًا وَهُمْ رُقُودٌ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ ٱلْيَمِينِ وَذَاتَ ٱلشِّمَالِ وَكَلْبُهُم بَٰسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِٱلْوَصِيدِ لَوِ ٱطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًا

    vetaḥsebühüm eyḳâżav vehüm ruḳûd. venüḳallibühüm ẕâte-lyemîni veẕâte-şşimâl. vekelbühüm bâsiṭun ẕirâ`ayhi bilveṣîd. levi-ṭṭala`te `aleyhim levelleyte minhüm firârav velemüli'te minhüm ru`bâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de onları uyanık sanırdın, halbuki uykudadırlar ve biz onları sağa sola çevirirdik; köpekleri de giriş kısmında iki kolunu uzatmıştı. Onları görseydin mutlaka onlardan kaçar ve elbette için dehşet ile dolardı.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 18. ayet

  11. Kehf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 19. ayet. وَكَذَٰلِكَ بَعَثْنَٰهُمْ لِيَتَسَآءَلُوا۟ بَيْنَهُمْ قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ قَالُوا۟ لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ قَالُوا۟ رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَٱبْعَثُوٓا۟ أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَٰذِهِۦٓ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَآ أَزْكَىٰ طَعَامًا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا

    vekeẕâlike be`aŝnâhüm liyetesâelû beynehüm. ḳâle ḳâilüm minhüm kem lebiŝtüm. ḳâlû lebiŝnâ yevmen ev ba`ḍa yevm. ḳâlû rabbüküm a`lemü bimâ lebiŝtüm feb`aŝû eḥadeküm biveriḳiküm hâẕihî ile-lmedîneti felyenżur eyyühâ ezkâ ṭa`âmen felye'tiküm birizḳim minhü velyeteleṭṭaf velâ yüş`iranne biküm eḥadâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine böylece onları uyandırdık ki, birbirlerine sorsunlar. İçlerinden biri: "Ne kadar durdunuz!" dedi. "Bir gün yahut daha az." dediler. Bir kısmı da: "Ne kadar durduğunuzu Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi siz şu gümüş paranızla birinizi şehre gönderin de, baksın kimin yemeği daha temizse ondan size yiyecek alıp getirsin; hem de çok kurnaz davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 19. ayet

  12. Kehf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 20. ayet. إِنَّهُمْ إِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ يَرْجُمُوكُمْ أَوْ يُعِيدُوكُمْ فِى مِلَّتِهِمْ وَلَن تُفْلِحُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

    innehüm iy yażherû `aleyküm yercümûküm ev yü`îdûküm fî milletihim velen tüfliḥû iẕen ebedâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Çünkü sizi ellerine geçirirlerse muhakkak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman asla kurtuluşa eremezsiniz."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 20. ayet

  13. Kehf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 21. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَآ إِذْ يَتَنَٰزَعُونَ بَيْنَهُمْ أَمْرَهُمْ فَقَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ عَلَيْهِم بُنْيَٰنًا رَّبُّهُمْ أَعْلَمُ بِهِمْ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِم مَّسْجِدًا

    vekeẕâlike a`ŝernâ `aleyhim liya`lemû enne va`de-llâhi ḥaḳḳuv veenne-ssâ`ate lâ raybe fîhâ. iẕ yetenâza`ûne beynehüm emrahüm feḳâlü-bnû `aleyhim bünyânâ. rabbühüm a`lemü bihim. ḳâle-lleẕîne galebû `alâ emrihim lenetteḫiẕenne `aleyhim mescidâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böylece kendilerini haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyamet gününün şüphesiz bulunduğunu bilsinler. O sırada kavimleri kendi aralarında bunların olayını tartışıyorlardı. Bunun üzerine dediler ki: "Üstlerine bir bina yapın; Rableri onları daha iyi bilir!" Düşmanlarına karşı galip gelenler: "Biz muhakkak bunların üzerine bir mescit yaparız." dediler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 21. ayet

  14. Kehf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 22. ayet. سَيَقُولُونَ ثَلَٰثَةٌ رَّابِعُهُمْ كَلْبُهُمْ وَيَقُولُونَ خَمْسَةٌ سَادِسُهُمْ كَلْبُهُمْ رَجْمًۢا بِٱلْغَيْبِ وَيَقُولُونَ سَبْعَةٌ وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ قُل رَّبِّىٓ أَعْلَمُ بِعِدَّتِهِم مَّا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا قَلِيلٌ فَلَا تُمَارِ فِيهِمْ إِلَّا مِرَآءً ظَٰهِرًا وَلَا تَسْتَفْتِ فِيهِم مِّنْهُمْ أَحَدًا

    seyeḳûlûne ŝelâŝetür râbi`uhüm kelbühüm. veyeḳûlûne ḫamsetün sâdisühüm kelbühüm racmem bilgayb. veyeḳûlûne seb`atüv veŝâminühüm kelbühüm. ḳur rabbî a`lemü bi`iddetihim mâ ya`lemühüm illâ ḳalîlün. felâ tümâri fîhim illâ mirâen żâhirâ. velâ testefti fîhim minhüm eḥadâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Kimileri): "Üçtür. Dördüncüleri köpekleridir." diyecekler; (kimileri de): "Beştir, altıncıları köpekleridir." diyecekler. Her ikisi de gaybi taşlama=bilinmeyen şey hakkında tahmin yürütmektir. (Bir kısmı da): "Yedidir, sekizincileri köpekleridir." diyecekler. De ki: "Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir; onları insanlardan ancak pek azı bilir." Artık bunlar hakkında bildirilenin dışında bir tartışmaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye birşey sorma!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 22. ayet

  15. Kehf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 23. ayet. وَلَا تَقُولَنَّ لِشَا۟ىْءٍ إِنِّى فَاعِلٌ ذَٰلِكَ غَدًا

    velâ teḳûlenne lişey'in innî fâ`ilün ẕâlike gadâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hiçbir şey hakkında da: "Ben bunu yarın muhakkak yaparım deme,

    Ayet detayı — Kehf suresi, 23. ayet

  16. Kehf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 24. ayet. إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَٱذْكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِيتَ وَقُلْ عَسَىٰٓ أَن يَهْدِيَنِ رَبِّى لِأَقْرَبَ مِنْ هَٰذَا رَشَدًا

    illâ ey yeşâe-llâh. veẕkür rabbeke iẕâ nesîte veḳul `asâ ey yehdiyeni rabbî liaḳrabe min hâẕâ raşedâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'ın dilemesine bağlamaksızın. Unuttuğun zamanda Allah'ı an ve şöyle de: "Umarım ki, Rabbim beni bundan daha yakın bir zamanda dosdoğru bir başarıya eriştire!"

    Ayet detayı — Kehf suresi, 24. ayet

  17. Kehf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 25. ayet. وَلَبِثُوا۟ فِى كَهْفِهِمْ ثَلَٰثَ مِا۟ئَةٍ سِنِينَ وَٱزْدَادُوا۟ تِسْعًا

    velebiŝû fî kehfihim ŝelâŝe mietin sinîne vezdâdû tis`â.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar mağaralarında üçyüz sene durdular, dokuz da ilave ettiler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 25. ayet

  18. Kehf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 26. ayet. قُلِ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا۟ لَهُۥ غَيْبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَبْصِرْ بِهِۦ وَأَسْمِعْ مَا لَهُم مِّن دُونِهِۦ مِن وَلِىٍّ وَلَا يُشْرِكُ فِى حُكْمِهِۦٓ أَحَدًا

    ḳuli-llâhü a`lemü bimâ lebiŝû. lehû gaybü-ssemâvâti vel'arḍ. ebṣir bihî veesmi`. mâ lehüm min dûnihî miv veliyy. velâ yüşrikü fî ḥukmihî eḥadâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir!" Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O Öyle güzel görür, öyle güzel işitir ki, onlara O'ndan başka yardımcı yoktur; O hiçbir kimseyi hükmünde ortak kabul etmez!"

    Ayet detayı — Kehf suresi, 26. ayet

Rabbinin kitabını oku; sabah akşam dua edenler 27–31

  1. Kehf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 27. ayet. وَٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا

    vetlü mâ ûḥiye ileyke min kitâbi rabbik. lâ mübeddile likelimâtihî velen tecide min dûnihî mülteḥadâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinden sana vahyolunanı oku! O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 27. ayet

  2. Kehf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 28. ayet. وَٱصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُۥ عَن ذِكْرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمْرُهُۥ فُرُطًا

    vaṣbir nefseke me`a-lleẕîne yed`ûne rabbehüm bilgadâti vel`aşiyyi yürîdûne vechehû velâ ta`dü `aynâke `anhüm. türîdü zînete-lḥayâti-ddünyâ velâ tüṭi` men agfelnâ ḳalbehû `an ẕikrinâ vettebe`a hevâhû vekâne emruhû füruṭâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sabah akşam Rablerine rızasını dileyerek dua eden kimselerle beraber nefsince sabret! Sen dünya hayatının süsünü arzu ederek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, Bizi anmaktan gafil kıldığımız, keyfinin ardına düşmüş ve işi aşırılık olmuş kimseye uyma!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 28. ayet

  3. Kehf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 29. ayet. وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا

    veḳuli-lḥaḳḳu mir rabbiküm femen şâe felyü'miv vemen şâe felyekfür innâ a`tednâ liżżâlimîne nâran eḥâṭa bihim sürâdiḳuhâ. veiy yestegîŝû yügâŝû bimâin kelmühli yeşvi-lvucûh. bi'se-şşerâb. vesâet mürtefeḳâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve de ki: "O hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin! Çünkü Biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki, serdakları (duvarları) kendilerini kuşatmıştır. Eğer yardım isterlerse, yüzleri çeviren erimiş cesed gibi bir su ile yardım edilirler. O ne fena içki ve o ne kötü kurultay!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 29. ayet

  4. Kehf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 30. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti innâ lâ nüḍî`u ecra men aḥsene `amelâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip iyi iyi amel işleyenlerin, şüphesiz ki, Biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 30. ayet

  5. Kehf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 31. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا

    ülâike lehüm cennâtü `adnin tecrî min taḥtihimü-l'enhâru yüḥallevne fîhâ min esâvira min ẕehebiv veyelbesûne ŝiyâben ḫuḍram min sündüsiv veistebraḳim müttekiîne fîhâ `ale-l'erâik. ni`me-ŝŝevâb. veḥasünet mürtefeḳâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte onlara Adn cennetleri vardır; altlarından ırmaklar akar; orada altın bileziklerle süslenecekler; ince ve kalın ipeklerden yeşil elbiseler giyecekler; tahtlar üzerine dayanıp kurulacaklar. O ne güzel mükafat, ne güzel kurultay!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 31. ayet

İki bağ sahibi 32–46

  1. Kehf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 32. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا رَّجُلَيْنِ جَعَلْنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيْنِ مِنْ أَعْنَٰبٍ وَحَفَفْنَٰهُمَا بِنَخْلٍ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعًا

    vaḍrib lehüm meŝeler racüleyni ce`alnâ lieḥadihimâ cenneteyni min a`nâbiv veḥafefnâhümâ binaḫliv vece`alnâ beynehümâ zer`â.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve onlara iki adamı temsil getir: Birisine her türlü üzümden iki bağ vermişiz, her ikisini hurmalarla donatmışız; ikisinin arasına da bir ekinlik yapmışız.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 32. ayet

  2. Kehf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 33. ayet. كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًٔا وَفَجَّرْنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرًا

    kilte-lcenneteyni âtet ükülehâ velem tażlim minhü şey'ev vefeccernâ ḫilâlehümâ neherâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş hiçbir şey noksan bırakılmamış, ikisinin ortasından bir de nehir akıtmışız.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 33. ayet

  3. Kehf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 34. ayet. وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٌ فَقَالَ لِصَٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكْثَرُ مِنكَ مَالًا وَأَعَزُّ نَفَرًا

    vekâne lehû ŝemer. feḳâle liṣâḥibihî vehüve yüḥâviruhû ene ekŝeru minke mâlev vee`azzü neferâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Başka geliri de vardı; bu yüzden bu adam arkadaşıyla konuşurken: "Ben senden malca daha zengin, taraftarca daha güçlüyüm." dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 34. ayet

  4. Kehf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 35. ayet. وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدًا

    vedeḫale cennetehû vehüve żâlimül linefsih. ḳâle mâ eżunnü en tebîde hâẕihî ebedâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve bağına girdi; kendine yazık ediyordu ve: "Bunun yok olacağını asla sanmam;

    Ayet detayı — Kehf suresi, 35. ayet

  5. Kehf suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 36. ayet. وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّى لَأَجِدَنَّ خَيْرًا مِّنْهَا مُنقَلَبًا

    vemâ eżunnü-ssâ`ate ḳâimetev veleir rudittü ilâ rabbî leecidenne ḫayram minhâ münḳalebâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    kıyametin kopacağını da zannetmem. Bununla beraber şayet Rabbime döndürülürsem, mutlaka bundan daha hayırlı bir sonuç bulurum." dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 36. ayet

  6. Kehf suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 37. ayet. قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرْتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلًا

    ḳâle lehû ṣâḥibühû vehüve yüḥâviruhû ekeferte billeẕî ḫaleḳake min türâbin ŝümme min nuṭfetin ŝümme sevvâke racülâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Arkadaşı da ona karşılık vererek dedi ki: "Sen, seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da insan şekline koyan Rabbini inkar mı ediyorsun?

    Ayet detayı — Kehf suresi, 37. ayet

  7. Kehf suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 38. ayet. لَّٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

    lâkinnâ hüve-llâhü rabbî velâ üşrikü birabbî eḥadâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak o Allah benim Rabbim ve ben Rabbime kimseyi ortak koşmam.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 38. ayet

  8. Kehf suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 39. ayet. وَلَوْلَآ إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالًا وَوَلَدًا

    velevlâ iẕ deḫalte cenneteke ḳulte mâ şâe-llâhü lâ ḳuvvete illâ billâh. in terani ene eḳalle minke mâlev veveledâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bağına girdiğin zaman: "Maşallah, Allah'ın yardımından başka hiçbir kuvvet yoktur!" deseydin olmaz mıydı? Eğer malca ve evlatça beni kendinden az görüyorsan,

    Ayet detayı — Kehf suresi, 39. ayet

  9. Kehf suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 40. ayet. فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا

    fe`asâ rabbî ey yü'tiyeni ḫayram min cennetike veyürsile `aleyhâ ḥusbânem mine-ssemâi fetuṣbiḥa ṣa`îden zeleḳâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ne biliyorsun belki Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir; seninkinin de üstüne gökten bir afet indiriverir de yalçın bir toprak haline gelir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 40. ayet

  10. Kehf suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 41. ayet. أَوْ يُصْبِحَ مَآؤُهَا غَوْرًا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًا

    ev yuṣbiḥa mâühâ gavran felen testeṭî`a lehû ṭalebâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yahut suyu çekiliverir de bir daha onu aramakla bulamazsın."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 41. ayet

  11. Kehf suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 42. ayet. وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

    veüḥîṭa biŝemerihî feaṣbeḥa yüḳallibü keffeyhi `alâ mâ enfeḳa fîhâ vehiye ḫâviyetün `alâ `urûşihâ veyeḳûlü yâ leytenî lem üşrik birabbî eḥadâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken bütün serveti istilaya uğradı. Bunun üzerine bağına yaptığı masraflara karşı ellerini oğuşturmaya başladı. Bağ, çardakları üzerine çökmüş kalmıştı; "Ah! Keşke Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım!" diyordu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 42. ayet

  12. Kehf suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 43. ayet. وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا

    velem tekül lehû fietüy yenṣurûnehû min dûni-llâhi vemâ kâne münteṣirâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Allah'tan başka kendisine yardım edecek bir topluluk da bulunmadı; kendi kendini de kurtaramadı.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 43. ayet

  13. Kehf suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 44. ayet. هُنَالِكَ ٱلْوَلَٰيَةُ لِلَّهِ ٱلْحَقِّ هُوَ خَيْرٌ ثَوَابًا وَخَيْرٌ عُقْبًا

    hünâlike-lvelâyetü lillâhi-lḥaḳḳ. hüve ḫayrun ŝevâbev veḫayrun `uḳbâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte burada hakimiyet gerçekten Allah'ındır. O sevapça da daha hayırlıdır, sonuçça da daha hayırlıdır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 44. ayet

  14. Kehf suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 45. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَآءٍ أَنزَلْنَٰهُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ فَٱخْتَلَطَ بِهِۦ نَبَاتُ ٱلْأَرْضِ فَأَصْبَحَ هَشِيمًا تَذْرُوهُ ٱلرِّيَٰحُ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقْتَدِرًا

    vaḍrib lehüm meŝele-lḥayâti-ddünyâ kemâin enzelnâhü mine-ssemâi faḫteleṭa bihî nebâtü-l'arḍi feaṣbeḥa heşîmen teẕrûhü-rriyâḥ. vekâne-llâhü `alâ külli şey'im muḳtedirâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara dünya hayatının misalini şöyle ver (Dünya hayatı) gökten indirdiğimiz bir suya benzer ki. onunla yeryüzünün bitkileri birbirine karışmış, nihayet rüzgarların savurup götürdüğü bir çöp kırıntısı olmuştur. Allah herşeye muktedirdir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 45. ayet

  15. Kehf suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 46. ayet. ٱلْمَالُ وَٱلْبَنُونَ زِينَةُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱلْبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيْرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ أَمَلًا

    elmâlü velbenûne zînetü-lḥayâti-ddünyâ. velbâḳiyâtu-ṣṣâliḥâtü ḫayrun `inde rabbike ŝevâbev veḫayrun emelâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Mal ve oğullar dünya hayatının süsüdür; ebedi kalacak iyi işler ise, Rabbinin katında sevapça da hayırlıdır, ümitçe de hayırlıdır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 46. ayet

Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs 47–59

  1. Kehf suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 47. ayet. وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا

    veyevme nüseyyiru-lcibâle vetera-l'arḍa bârizetev veḥaşernâhüm felem nügâdir minhüm eḥadâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Düşün o günü ki, dağları yürüteceğiz; yeryüzünü çırılçıplak göreceksin. Onları mahşer meydanına toplamışızdır, hiçbir kimseyi geride bırakmamışızdır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 47. ayet

  2. Kehf suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 48. ayet. وَعُرِضُوا۟ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّا لَّقَدْ جِئْتُمُونَا كَمَا خَلَقْنَٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍۭ بَلْ زَعَمْتُمْ أَلَّن نَّجْعَلَ لَكُم مَّوْعِدًا

    ve`uriḍû `alâ rabbike ṣaffâ. leḳad ci'tümûnâ kemâ ḫalaḳnâküm evvele merrah. bel za`amtüm ellen nec`ale leküm mev`idâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hepsi saf saf Rabbine arzedilecekler; (O da şöyle) buyurur: "İşte andolsun ki, ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz; fakat siz va'd ettiğimiz zamanı gerçekleştiremeyeceğimizi sanmıştınız, değil mi?"

    Ayet detayı — Kehf suresi, 48. ayet

  3. Kehf suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 49. ayet. وَوُضِعَ ٱلْكِتَٰبُ فَتَرَى ٱلْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ وَيَقُولُونَ يَٰوَيْلَتَنَا مَالِ هَٰذَا ٱلْكِتَٰبِ لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّآ أَحْصَىٰهَا وَوَجَدُوا۟ مَا عَمِلُوا۟ حَاضِرًا وَلَا يَظْلِمُ رَبُّكَ أَحَدًا

    vevuḍi`a-lkitâbü fetere-lmücrimîne müşfiḳîne mimmâ fîhi veyeḳûlûne yâ veyletenâ mâ lihâẕe-lkitâbi lâ yügâdiru ṣagîratev velâ kebîraten illâ aḥṣâhâ. vevecedû mâ `amilû ḥâḍirâ. velâ yażlimü rabbüke eḥadâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Defter de (ortaya) konulmuştur; artık suçluların korku yüzünden heyecan içinde titrediklerini görürsün. Ve şöyle derler: "Vay halimize! Bu nasıl defter ki, ne küçük koymuş, ne büyük, hepsini saymış dökmüş!" Ve bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır; Rabbin kimseye zulmetmez.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 49. ayet

  4. Kehf suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 50. ayet. وَإِذْ قُلْنَا لِلْمَلَٰٓئِكَةِ ٱسْجُدُوا۟ لِـَٔادَمَ فَسَجَدُوٓا۟ إِلَّآ إِبْلِيسَ كَانَ مِنَ ٱلْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِۦٓ أَفَتَتَّخِذُونَهُۥ وَذُرِّيَّتَهُۥٓ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِى وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّۢ بِئْسَ لِلظَّٰلِمِينَ بَدَلًا

    veiẕ ḳulnâ lilmelâiketi-scüdû liâdeme fesecedû illâ iblîs. kâne mine-lcinni fefeseḳa `an emri rabbih. efetetteḫiẕûnehû veẕürriyyetehû evliyâe min dûnî vehüm leküm `adüvv. bi'se liżżâlimîne bedelâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine o vakti hatırla ki, meleklere: "Adem için secde edin!" demiştik, hemen secde ettiler, ancak İblis cinlerden idi Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz beni bırakıp da onu ve soyunu kendinize dost mu ediniyorsunuz? Onlar size düşman iken! Zalimler için ne kötü bir değişme!

    Ayet detayı — Kehf suresi, 50. ayet

  5. Kehf suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 51. ayet. مَّآ أَشْهَدتُّهُمْ خَلْقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَا خَلْقَ أَنفُسِهِمْ وَمَا كُنتُ مُتَّخِذَ ٱلْمُضِلِّينَ عَضُدًا

    mâ eşhettühüm ḫalḳa-ssemâvâti vel'arḍi velâ ḫalḳa enfüsihim. vemâ küntü mütteḫiẕe-lmüḍillîne `aḍudâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına ne de kendilerinin yaratılışına şahit tutmadım; ve hiçbir zaman yoldan saptıranları yardımcı edinmiş değilim.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 51. ayet

  6. Kehf suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 52. ayet. وَيَوْمَ يَقُولُ نَادُوا۟ شُرَكَآءِىَ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ فَدَعَوْهُمْ فَلَمْ يَسْتَجِيبُوا۟ لَهُمْ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُم مَّوْبِقًا

    veyevme yeḳûlü nâdû şürakâiye-lleẕîne za`amtüm fede`avhüm felem yestecîbû lehüm vece`alnâ beynehüm mevbiḳâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o gün diyecek ki: "Ünleyin (çağırın) bakalım, bana ortak olduklarını sandığınız şeyleri!" Derken onları çağırırlar, yalvarırlar, fakat kendilerine cevap verilmez. Ve biz aralarına bir uçurum koymuşuzdur.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 52. ayet

  7. Kehf suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 53. ayet. وَرَءَا ٱلْمُجْرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا۟ عَنْهَا مَصْرِفًا

    verae-lmücrimûne-nnâra feżannû ennehüm müvâḳi`ûhâ velem yecidû `anhâ maṣrifâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Suçlular ateşi görmüş artık ona düşeceklerini anlamışlardır da ondan kaçacak bir yer bulamamışlardır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 53. ayet

  8. Kehf suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 54. ayet. وَلَقَدْ صَرَّفْنَا فِى هَٰذَا ٱلْقُرْءَانِ لِلنَّاسِ مِن كُلِّ مَثَلٍ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ أَكْثَرَ شَىْءٍ جَدَلًا

    veleḳad ṣarrafnâ fî hâẕe-lḳur'âni linnâsi min külli meŝel. vekâne-l'insânü ekŝera şey'in cedelâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, gerçekten Biz bu Kuran'da insanlara ibret olacak her türlü misali tekrar tekrar açıklamışızdır. İnsan ise herşeyden çok mücadelecidir.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 54. ayet

  9. Kehf suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 55. ayet. وَمَا مَنَعَ ٱلنَّاسَ أَن يُؤْمِنُوٓا۟ إِذْ جَآءَهُمُ ٱلْهُدَىٰ وَيَسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّهُمْ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمْ سُنَّةُ ٱلْأَوَّلِينَ أَوْ يَأْتِيَهُمُ ٱلْعَذَابُ قُبُلًا

    vemâ mene`a-nnâse ey yü'minû iẕ câehümü-lhüdâ veyestagfirû rabbehüm illâ en te'tiyehüm sünnetü-l'evvelîne ev ye'tiyehümü-l`aẕâbü ḳubülâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber geldiğinde insanları iman etmekten ve günahlarının bağışlanmasını istemekten alıkoyan şey, sadece kendilerine, öncekilere gelen dünya azabının gelmesi veya ahiret azabının gözleri önüne serilmesini beklemek olmuştur.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 55. ayet

  10. Kehf suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 56. ayet. وَمَا نُرْسِلُ ٱلْمُرْسَلِينَ إِلَّا مُبَشِّرِينَ وَمُنذِرِينَ وَيُجَٰدِلُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِٱلْبَٰطِلِ لِيُدْحِضُوا۟ بِهِ ٱلْحَقَّ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَٰتِى وَمَآ أُنذِرُوا۟ هُزُوًا

    vemâ nürsilü-lmürselîne illâ mübeşşirîne vemünẕirîn. veyücâdilü-lleẕîne keferû bilbâṭili liyüdḥiḍû bihi-lḥaḳḳa vetteḫaẕû âyâtî vemâ ünẕirû hüzüvâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Halbuki, Biz gönderdiğimiz peygamberleri ancak müjdeleyici ve uyarıcı olmak üzere göndeririz. Küfredenler ise, hakkı batılla kaydırmak için mücadele ediyorlar; ayetlerimizi ve kendilerine yapılan tehdidi alaya aldılar.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 56. ayet

  11. Kehf suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 57. ayet. وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِۦ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِىَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِن تَدْعُهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَن يَهْتَدُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

    vemen ażlemü mimmen ẕükkira biâyâti rabbihî fea`raḍa `anhâ venesiye mâ ḳaddemet yedâh. innâ ce`alnâ `alâ ḳulûbihim ekinneten ey yefḳahûhü vefî âẕânihim vaḳrâ. vein ted`uhüm ile-lhüdâ feley yehtedû iẕen ebedâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O kimseden daha zalim kim olabilir ki, kendisine Rabbinin ayetleri anlatılmıştır da o, onlardan yüz çevirmiş ve ellerinin önceden yaptığı şeyleri unutmuştur. Çünkü Biz onların kalpleri üzerine onu iyi anlamalarına engel birtakım kabuklar ve kulaklarına bir ağırlık koymuşuzdur; sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla yola gelmezler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 57. ayet

  12. Kehf suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 58. ayet. وَرَبُّكَ ٱلْغَفُورُ ذُو ٱلرَّحْمَةِ لَوْ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلْعَذَابَ بَل لَّهُم مَّوْعِدٌ لَّن يَجِدُوا۟ مِن دُونِهِۦ مَوْئِلًا

    verabbüke-lgafûru ẕü-rraḥmeh. lev yüâḫiẕühüm bimâ kesebû le`accele lehümü-l`aẕâb. bel lehüm mev`idül ley yecidû min dûnihî mev'ilâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Hem o bağışlaması çok, merhamet sahibi Rabbin onları kazandıkları günahlar yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, elbette hemen azap ederdi. Fakat onlar için va'dolunmuş bir zaman vardır ki, o gelince hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 58. ayet

  13. Kehf suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 59. ayet. وَتِلْكَ ٱلْقُرَىٰٓ أَهْلَكْنَٰهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِم مَّوْعِدًا

    vetilke-lḳurâ ehleknâhüm lemmâ żalemû vece`alnâ limehlikihim mev`idâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte o memleketler ki, Biz onları zulmettiklerinde helak etmiş ve helakları için de bir zaman belirlemiştik.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 59. ayet

Mûsâ ve Hızır 60–82

  1. Kehf suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 60. ayet. وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِفَتَىٰهُ لَآ أَبْرَحُ حَتَّىٰٓ أَبْلُغَ مَجْمَعَ ٱلْبَحْرَيْنِ أَوْ أَمْضِىَ حُقُبًا

    veiẕ ḳâle mûsâ lifetâhü lâ ebraḥu ḥattâ eblüga mecme`a-lbaḥrayni ev emḍiye ḥuḳubâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir vakit Musa genç hizmetçisine demişti ki: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, yahut senelerce gideceğim."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 60. ayet

  2. Kehf suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 61. ayet. فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ سَرَبًا

    felemmâ belegâ mecme`a beynihimâ nesiyâ ḥûtehümâ fetteḫaẕe sebîlehû fi-lbaḥri serabâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. O zaman balık denizde bir deliğe doğru yolunu tutmuştu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 61. ayet

  3. Kehf suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 62. ayet. فَلَمَّا جَاوَزَا قَالَ لِفَتَىٰهُ ءَاتِنَا غَدَآءَنَا لَقَدْ لَقِينَا مِن سَفَرِنَا هَٰذَا نَصَبًا

    felemmâ câvezâ ḳâle lifetâhü âtinâ gadâenâ. leḳad leḳînâ min seferinâ hâẕâ neṣabâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu şekilde geçtikleri zaman genç hizmetçisine: "Getir kuşluk yemeğimizi; gerçekten biz bu yolculuğumuzda yorulduk." dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 62. ayet

  4. Kehf suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 63. ayet. قَالَ أَرَءَيْتَ إِذْ أَوَيْنَآ إِلَى ٱلصَّخْرَةِ فَإِنِّى نَسِيتُ ٱلْحُوتَ وَمَآ أَنسَىٰنِيهُ إِلَّا ٱلشَّيْطَٰنُ أَنْ أَذْكُرَهُۥ وَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ عَجَبًا

    ḳâle era'eyte iẕ eveynâ ile-ṣṣaḫrati feinnî nesîtü-lḥût. vemâ ensânîhü ille-şşeyṭânü en eẕkürah. vetteḫaẕe sebîlehû fi-lbaḥr. `acebâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Genç: "Gördün mü dedi kayaya sığındığımız vakit doğrusu ben balığı unuttum; onu hatırlamamı muhakkak şeytan unutturdu. O şaşılacak bir şekilde denizdeki yolunu tutmuştur."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 63. ayet

  5. Kehf suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 64. ayet. قَالَ ذَٰلِكَ مَا كُنَّا نَبْغِ فَٱرْتَدَّا عَلَىٰٓ ءَاثَارِهِمَا قَصَصًا

    ḳâle ẕâlike mâ künnâ nebgi. ferteddâ `alâ âŝârihimâ ḳaṣaṣâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa da dedi ki: "İşte aradığımız oydu!" Bunun üzerine izlerini takip ederek gerisin geri döndüler;

    Ayet detayı — Kehf suresi, 64. ayet

  6. Kehf suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 65. ayet. فَوَجَدَا عَبْدًا مِّنْ عِبَادِنَآ ءَاتَيْنَٰهُ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَعَلَّمْنَٰهُ مِن لَّدُنَّا عِلْمًا

    fevecedâ `abdem min `ibâdinâ âteynâhü raḥmetem min `indinâ ve`allemnâhü mil ledünnâ `ilmâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    derken kullarımızdan bir kul buldular ki, Biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 65. ayet

  7. Kehf suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 66. ayet. قَالَ لَهُۥ مُوسَىٰ هَلْ أَتَّبِعُكَ عَلَىٰٓ أَن تُعَلِّمَنِ مِمَّا عُلِّمْتَ رُشْدًا

    ḳâle lehû mûsâ hel ettebi`uke `alâ en tü`allimeni mimmâ `ullimte ruşdâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa ona: "Sana öğretilen ilimden bana da öğretmen şartıyla sana tabi olabilir miyim" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 66. ayet

  8. Kehf suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 67. ayet. قَالَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

    ḳâle inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O: "Doğrusu sen benimle beraber olmaya sabredemezsin.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 67. ayet

  9. Kehf suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 68. ayet. وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلَىٰ مَا لَمْ تُحِطْ بِهِۦ خُبْرًا

    vekeyfe taṣbiru `alâ mâ lem tüḥiṭ bihî ḫubrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Havsalanın almadığı şeye nasıl sabredeceksin!" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 68. ayet

  10. Kehf suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 69. ayet. قَالَ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ صَابِرًا وَلَآ أَعْصِى لَكَ أَمْرًا

    ḳâle setecidünî in şâe-llâhü ṣâbirav velâ a`ṣî leke emrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa: "İnşallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmem." dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 69. ayet

  11. Kehf suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 70. ayet. قَالَ فَإِنِ ٱتَّبَعْتَنِى فَلَا تَسْـَٔلْنِى عَن شَىْءٍ حَتَّىٰٓ أُحْدِثَ لَكَ مِنْهُ ذِكْرًا

    ḳâle feini-tteba`tenî felâ tes'elnî `an şey'in ḥattâ uḥdiŝe leke minhü ẕikrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O: "O halde eğer bana uyacaksan, bana hiçbir şey hakkında soru sorma, ta ki ben sana ondan söz açıncaya kadar."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 70. ayet

  12. Kehf suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 71. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِى ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَا قَالَ أَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ أَهْلَهَا لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا إِمْرًا

    fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ rakibâ fi-ssefîneti ḫaraḳahâ. ḳâle eḫaraḳtehâ litugriḳa ehlehâ. leḳad ci'te şey'en imrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine ikisi beraber gittiler; nihayet gemiye bindiklerinde tuttu gemiyi yaraladı. Musa: "A, içindekileri boğmak için mi yaraladın onu? Doğrusu kötü bir şey yaptın!" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 71. ayet

  13. Kehf suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 72. ayet. قَالَ أَلَمْ أَقُلْ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

    ḳâle elem eḳul inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O: "Demedim mi ki sen benimle beraber olmaya sabredemezsin?" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 72. ayet

  14. Kehf suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 73. ayet. قَالَ لَا تُؤَاخِذْنِى بِمَا نَسِيتُ وَلَا تُرْهِقْنِى مِنْ أَمْرِى عُسْرًا

    ḳâle lâ tüâḫiẕnî bimâ nesîtü velâ türhiḳnî min emrî `usrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa: "Unuttuğum şeyle beni suçlama ve bu işimden dolayı bana güçlük çıkarma!" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 73. ayet

  15. Kehf suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 74. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا لَقِيَا غُلَٰمًا فَقَتَلَهُۥ قَالَ أَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةًۢ بِغَيْرِ نَفْسٍ لَّقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا نُّكْرًا

    fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ leḳiyâ gulâmen feḳatelehû ḳâle eḳatelte nefsen zekiyyetem bigayri nefs. leḳad ci'te şey'en nükrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yine gittiler nihayet bir oğlana rastgeldiler; tuttu onu öldürüverdi. Musa: "Bir can karşılığı olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu çok kötü birşey yaptın!" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 74. ayet

  16. Buradan itibaren cüz 16

    Kehf suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 75. ayet. قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا

    ḳâle elem eḳul leke inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 75. ayet

  17. Kehf suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 76. ayet. قَالَ إِن سَأَلْتُكَ عَن شَىْءٍۭ بَعْدَهَا فَلَا تُصَٰحِبْنِى قَدْ بَلَغْتَ مِن لَّدُنِّى عُذْرًا

    ḳâle in seeltüke `an şey'im ba`dehâ felâ tüṣâḥibnî. ḳad belagte mil ledünnî `uẕrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Musa: "Eğer bundan sonra sana birşey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme! Doğrusu tarafımdan beyan edilecek son özre erdin."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 76. ayet

  18. Kehf suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 77. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَآ أَتَيَآ أَهْلَ قَرْيَةٍ ٱسْتَطْعَمَآ أَهْلَهَا فَأَبَوْا۟ أَن يُضَيِّفُوهُمَا فَوَجَدَا فِيهَا جِدَارًا يُرِيدُ أَن يَنقَضَّ فَأَقَامَهُۥ قَالَ لَوْ شِئْتَ لَتَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْرًا

    fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ eteyâ ehle ḳaryetin-staṭ`amâ ehlehâ feebev ey yüḍayyifûhümâ fevecedâ fîhâ cidâray yürîdü ey yenḳaḍḍa feeḳâmeh. ḳâle lev şi'te letteḫaẕte `aleyhi ecrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine yine gittiler. Nihayet bir köy halkına varınca onlardan yemek istediler. Ancak onlar, kendilerini misafir etmekten kaçındılar. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, tutup onu doğrulttu. Musa: "İsteseydin bunun karşılığında mutlaka bir ücret alırdın" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 77. ayet

  19. Kehf suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 78. ayet. قَالَ هَٰذَا فِرَاقُ بَيْنِى وَبَيْنِكَ سَأُنَبِّئُكَ بِتَأْوِيلِ مَا لَمْ تَسْتَطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

    ḳâle hâẕâ firâḳu beynî vebeynik. seünebbiüke bite'vîli mâ lem testeṭi` `aleyhi ṣabrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O: "İşte bu, seninle benim ayrılmamız olacak! Şimdi sana o sabredemediğin şeylerin iç yüzünü haber vereyim.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 78. ayet

  20. Kehf suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 79. ayet. أَمَّا ٱلسَّفِينَةُ فَكَانَتْ لِمَسَٰكِينَ يَعْمَلُونَ فِى ٱلْبَحْرِ فَأَرَدتُّ أَنْ أَعِيبَهَا وَكَانَ وَرَآءَهُم مَّلِكٌ يَأْخُذُ كُلَّ سَفِينَةٍ غَصْبًا

    emme-ssefînetü fekânet limesâkîne ya`melûne fi-lbaḥri feerattü en e`îbehâ vekâne verâehüm meliküy ye'ḫuẕü külle sefînetin gaṣbâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Önce gemi, denizde çalışan birtakım zavallılarındı. Ben onu kusurlu hale getirmek istedim; çünkü ötelerinde bütün sağlam gemileri gaspedip alan bir hükümdar vardı.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 79. ayet

  21. Kehf suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 80. ayet. وَأَمَّا ٱلْغُلَٰمُ فَكَانَ أَبَوَاهُ مُؤْمِنَيْنِ فَخَشِينَآ أَن يُرْهِقَهُمَا طُغْيَٰنًا وَكُفْرًا

    veemme-lgulâmü fekâne ebevâhü mü'mineyni feḫaşînâ ey yürhiḳahümâ ṭugyânev veküfrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Oğlana gelince, anne babası mümin kimselerdi. Onun bunları azgınlık ve küfür ile sarmasından korktuk.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 80. ayet

  22. Kehf suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 81. ayet. فَأَرَدْنَآ أَن يُبْدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيْرًا مِّنْهُ زَكَوٰةً وَأَقْرَبَ رُحْمًا

    feeradnâ ey yübdilehümâ rabbühümâ ḫayram minhü zekâtev veaḳrabe ruḥmâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İstedik ki, Rableri onun yerine kendilerine temizlikçe daha hayırlı ve merhamet bakımından daha yakınını versin.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 81. ayet

  23. Kehf suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 82. ayet. وَأَمَّا ٱلْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَٰمَيْنِ يَتِيمَيْنِ فِى ٱلْمَدِينَةِ وَكَانَ تَحْتَهُۥ كَنزٌ لَّهُمَا وَكَانَ أَبُوهُمَا صَٰلِحًا فَأَرَادَ رَبُّكَ أَن يَبْلُغَآ أَشُدَّهُمَا وَيَسْتَخْرِجَا كَنزَهُمَا رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ وَمَا فَعَلْتُهُۥ عَنْ أَمْرِى ذَٰلِكَ تَأْوِيلُ مَا لَمْ تَسْطِع عَّلَيْهِ صَبْرًا

    veemme-lcidâru fekâne ligulâmeyni yetîmeyni fi-lmedîneti vekâne taḥtehû kenzül lehümâ vekâne ebûhümâ ṣâliḥâ. feerâde rabbüke ey yeblügâ eşüddehümâ veyestaḫricâ kenzehümâ. raḥmetem mir rabbik. vemâ fe`altühû `an emrî. ẕâlike te'vîlü mâ lem tesṭi` `aleyhi ṣabrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gelelim duvara; o, şehirde iki yetim oğlanındı, altında onlar için saklanmış bir define vardı ve babaları iyi bir zat idi. Onun için Rabbin onların erginlik çağına ermelerini, definelerini çıkarmalarını diledi. Bütün bunlar, Rabbinden bir rahmet olmak üzeredir ve ben hiçbirini kendi görüşümle yapmadım. İşte senin sabredemediğin şeylerin açıklaması!" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 82. ayet

Zülkarneyn 83–101

  1. Kehf suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 83. ayet. وَيَسْـَٔلُونَكَ عَن ذِى ٱلْقَرْنَيْنِ قُلْ سَأَتْلُوا۟ عَلَيْكُم مِّنْهُ ذِكْرًا

    veyes'elûneke `an ẕi-lḳarneyn. ḳul seetlû `aleyküm minhü ẕikrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de sana Zulkarneyn'den soruyorlar. Dedi: "Size ondan bir hatıra okuyacağım."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 83. ayet

  2. Kehf suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 84. ayet. إِنَّا مَكَّنَّا لَهُۥ فِى ٱلْأَرْضِ وَءَاتَيْنَٰهُ مِن كُلِّ شَىْءٍ سَبَبًا

    innâ mekkennâ lehû fi-l'arḍi veâteynâhü min külli şey'in sebebâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz onun için yeryüzünde bir iktidar hazırladık ve ona ulaşmak istediği şeyden bir sebep verdik.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 84. ayet

  3. Kehf suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 85. ayet. فَأَتْبَعَ سَبَبًا

    feetbe`a sebebâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Derken o bir sebebi izledi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 85. ayet

  4. Kehf suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 86. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِى عَيْنٍ حَمِئَةٍ وَوَجَدَ عِندَهَا قَوْمًا قُلْنَا يَٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِمَّآ أَن تُعَذِّبَ وَإِمَّآ أَن تَتَّخِذَ فِيهِمْ حُسْنًا

    ḥattâ iẕâ belega magribe-şşemsi vecedehâ tagrubü fî `aynin ḥamietiv vevecede `indehâ ḳavmâ. ḳulnâ yâ ẕe-lḳarneyni immâ en tü`aẕẕibe veimmâ en tetteḫiẕe fîhim ḥusnâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Güneşin battığı yere vardığında onu, balçıklı bir kaynakta batıyor buldu. Ayrıca onun yanında bir kavim gördü. Dedik ki: "Ey Zulkarneyn, ya onları cezalandırırsın veya haklarında bir güzel muamelede bulunursun."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 86. ayet

  5. Kehf suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 87. ayet. قَالَ أَمَّا مَن ظَلَمَ فَسَوْفَ نُعَذِّبُهُۥ ثُمَّ يُرَدُّ إِلَىٰ رَبِّهِۦ فَيُعَذِّبُهُۥ عَذَابًا نُّكْرًا

    ḳâle emmâ men żaleme fesevfe nü`aẕẕibühû ŝümme yüraddü ilâ rabbihî feyü`aẕẕibühû `aẕâben nükrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O şöyle dedi: "Her kim haksızlık ederse, onu muhakkak cezalandırırız, sonra Rabbine iade edilir ve O da onu görülmedik bir azaba çeker.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 87. ayet

  6. Kehf suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 88. ayet. وَأَمَّا مَنْ ءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحًا فَلَهُۥ جَزَآءً ٱلْحُسْنَىٰ وَسَنَقُولُ لَهُۥ مِنْ أَمْرِنَا يُسْرًا

    veemmâ men âmene ve`amile ṣâliḥan felehû cezâen-lḥusnâ. veseneḳûlü lehû min emrinâ yüsrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak her kim de iman edip iyi bir iş yaparsa, buna da mükafat olarak en güzel akibet vardır ve ona emrimizin kolayını söyleriz."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 88. ayet

  7. Kehf suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 89. ayet. ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

    ŝümme etbe`a sebebâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra yine bir sebebi takip etti.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 89. ayet

  8. Kehf suresi, 90. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 90. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ مَطْلِعَ ٱلشَّمْسِ وَجَدَهَا تَطْلُعُ عَلَىٰ قَوْمٍ لَّمْ نَجْعَل لَّهُم مِّن دُونِهَا سِتْرًا

    ḥattâ iẕâ belega maṭli`a-şşemsi vecedehâ taṭlü`u `alâ ḳavmil lem nec`al lehüm min dûnihâ sitrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nihayet güneşin doğduğu yere vardığında, güneşin kendilerini ondan koruyacak bir siper yapmadığımız bir kavim üzerine doğmakta olduğunu gördü.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 90. ayet

  9. Kehf suresi, 91. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 91. ayet. كَذَٰلِكَ وَقَدْ أَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْرًا

    keẕâlik. veḳad eḥaṭnâ bimâ ledeyhi ḫubrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte böyle. Halbuki Biz, onun yanında nelerin bulunduğunu tamamen biliyorduk.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 91. ayet

  10. Kehf suresi, 92. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 92. ayet. ثُمَّ أَتْبَعَ سَبَبًا

    ŝümme etbe`a sebebâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra da başka bir sebebi takip etti.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 92. ayet

  11. Kehf suresi, 93. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 93. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا بَلَغَ بَيْنَ ٱلسَّدَّيْنِ وَجَدَ مِن دُونِهِمَا قَوْمًا لَّا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ قَوْلًا

    ḥattâ iẕâ belegae beyne-sseddeyni vecede min dûnihimâ ḳavmel lâ yekâdûne yefḳahûne ḳavlâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Nihayet iki set arasına vardığı zaman, önlerinde neredeyse hiç söz anlamayan bir kavim buldu.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 93. ayet

  12. Kehf suresi, 94. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 94. ayet. قَالُوا۟ يَٰذَا ٱلْقَرْنَيْنِ إِنَّ يَأْجُوجَ وَمَأْجُوجَ مُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ فَهَلْ نَجْعَلُ لَكَ خَرْجًا عَلَىٰٓ أَن تَجْعَلَ بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمْ سَدًّا

    ḳâlû yâ ẕe-lḳarneyni inne ye'cûce veme'cûce müfsidûne fi-l'arḍi fehel nec`alü leke ḫarcen `alâ en tec`ale beynenâ vebeynehüm seddâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar: "Ey Zulkarneyn, haberin olsun, Ye'cuc ve Me'cuc bu yerde fesat çıkarıyorlar; bu yüzden onlarla bizim aramızda bir set yapman şartıyla sana bir vergi ödesek olur mu?" dediler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 94. ayet

  13. Kehf suresi, 95. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 95. ayet. قَالَ مَا مَكَّنِّى فِيهِ رَبِّى خَيْرٌ فَأَعِينُونِى بِقُوَّةٍ أَجْعَلْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُمْ رَدْمًا

    ḳâle mâ mekkennî fîhi rabbî ḫayrun fee`înûnî biḳuvvetin ec`al beyneküm vebeynehüm radmâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Dedi ki: "Rabbimin beni içinde bulundurduğu iktidar daha hayırlıdır; haydi siz bana bedenen yardım edin de sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 95. ayet

  14. Kehf suresi, 96. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 96. ayet. ءَاتُونِى زُبَرَ ٱلْحَدِيدِ حَتَّىٰٓ إِذَا سَاوَىٰ بَيْنَ ٱلصَّدَفَيْنِ قَالَ ٱنفُخُوا۟ حَتَّىٰٓ إِذَا جَعَلَهُۥ نَارًا قَالَ ءَاتُونِىٓ أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًا

    âtûnî zübera-lḥadîd. ḥattâ iẕâ sâvâ beyne-ṣṣadefeyni ḳâle-nfüḫû. ḥattâ iẕâ ce`alehû nâran ḳâle âtûnî üfrig `aleyhi ḳiṭrâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bana demir kütleleri getirin. İki ucu denkleştirdiği vakit: "Körükleyin!" dedi. Demiri bir ateş haline getirince: "Getirin bana üzerine erimiş bakır dökeyim!" dedi.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 96. ayet

  15. Kehf suresi, 97. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 97. ayet. فَمَا ٱسْطَٰعُوٓا۟ أَن يَظْهَرُوهُ وَمَا ٱسْتَطَٰعُوا۟ لَهُۥ نَقْبًا

    feme-sṭâ`û ey yażherûhü veme-steṭâ`û lehû naḳbâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Artık ne onu aşabildiler, ne de delebildiler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 97. ayet

  16. Kehf suresi, 98. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 98. ayet. قَالَ هَٰذَا رَحْمَةٌ مِّن رَّبِّى فَإِذَا جَآءَ وَعْدُ رَبِّى جَعَلَهُۥ دَكَّآءَ وَكَانَ وَعْدُ رَبِّى حَقًّا

    ḳâle hâẕâ raḥmetüm mir rabbî. feiẕâ câe va`dü rabbî ce`alehû dekkâ'. vekâne va`dü rabbî ḥaḳḳâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Zulkarneyn: "Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin va'dettiği an gelince, onu dümdüz edecektir. Rabbimin va'di de haktır."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 98. ayet

  17. Kehf suresi, 99. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 99. ayet. وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِى بَعْضٍ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَجَمَعْنَٰهُمْ جَمْعًا

    veteraknâ ba`ḍahüm yevmeiẕiy yemûcü fî ba`ḍiv venüfiḫa fi-ṣṣûri fecema`nâhüm cem`â.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o gün Biz onları, birbirlerinin içinde dalgalanır bir durumda bırakıvermişizdir Sura da üfürülmüştür, artık hepsini toplamış da toplamışızdır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 99. ayet

  18. Kehf suresi, 100. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 100. ayet. وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِّلْكَٰفِرِينَ عَرْضًا

    ve`araḍnâ cehenneme yevmeiẕil lilkâfirîne `arḍâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve o gün cehennemi kafirlere öyle bir gösteriş göstermişizdir ki...

    Ayet detayı — Kehf suresi, 100. ayet

  19. Kehf suresi, 101. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 101. ayet. ٱلَّذِينَ كَانَتْ أَعْيُنُهُمْ فِى غِطَآءٍ عَن ذِكْرِى وَكَانُوا۟ لَا يَسْتَطِيعُونَ سَمْعًا

    elleẕîne kânet a`yünühüm fî giṭâin `an ẕikrî vekânû lâ yesteṭî`ûne sem`â.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar ki, gözleri, Beni hatırlatan ayetlerin karşısında bir örtü içindeydi, işitmeye de tahammül edemiyorlardı.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 101. ayet

Amelce en çok ziyanda olanlar ve kapanış 102–110

  1. Kehf suresi, 102. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 102. ayet. أَفَحَسِبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن يَتَّخِذُوا۟ عِبَادِى مِن دُونِىٓ أَوْلِيَآءَ إِنَّآ أَعْتَدْنَا جَهَنَّمَ لِلْكَٰفِرِينَ نُزُلًا

    efeḥasibe-lleẕîne keferû ey yetteḫiẕû `ibâdî min dûnî evliyâ'. innâ a`tednâ cehenneme lilkâfirîne nüzülâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa o kafirler, Beni bırakıp da kullarımı kendilerine dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi o kafirlere bir konukluk hazırladık.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 102. ayet

  2. Kehf suresi, 103. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 103. ayet. قُلْ هَلْ نُنَبِّئُكُم بِٱلْأَخْسَرِينَ أَعْمَٰلًا

    ḳul hel nünebbiüküm bil'aḫserîne a`mâlâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Size amelleri en çok hüsrana gidenleri haber vereyim mi?

    Ayet detayı — Kehf suresi, 103. ayet

  3. Kehf suresi, 104. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 104. ayet. ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا

    elleẕîne ḍalle sa`yühüm fi-lḥayâti-ddünyâ vehüm yaḥsebûne ennehüm yuḥsinûne ṣun`â.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kendilerinin gerçekten güzel sanat yaptıklarını sandıklan halde dünya hayatında çabaları boşa gitmiş olanları.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 104. ayet

  4. Kehf suresi, 105. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 105. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَلِقَآئِهِۦ فَحَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فَلَا نُقِيمُ لَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَزْنًا

    ülâike-lleẕîne keferû biâyâti rabbihim veliḳâihî feḥabiṭat a`mâlühüm felâ nüḳîmü lehüm yevme-lḳiyâmeti veznâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunlar, işte o kimselerdir ki, Rablerinin ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar etmişlerdir de hayır adına yaptıkları bütün işleri boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü Biz onlara hiçbir tartı tutturmayız.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 105. ayet

  5. Kehf suresi, 106. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 106. ayet. ذَٰلِكَ جَزَآؤُهُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا۟ وَٱتَّخَذُوٓا۟ ءَايَٰتِى وَرُسُلِى هُزُوًا

    ẕâlike cezâühüm cehennemü bimâ keferû vetteḫaẕû âyâtî verusülî hüzüvâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İşte böyle, onların cezası cehennemdir. Çünkü küfretmişler, benim ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya almışlardır.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 106. ayet

  6. Kehf suresi, 107. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 107. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّٰتُ ٱلْفِرْدَوْسِ نُزُلًا

    inne-lleẕîne âmenû ve`amilu-ṣṣâliḥâti kânet lehüm cennâtü-lfirdevsi nüzülâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İman edip güzel güzel işler yapan kimselere gelince, onlar için Firdevs cennetleri bir konukluk olmuştur.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 107. ayet

  7. Kehf suresi, 108. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 108. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يَبْغُونَ عَنْهَا حِوَلًا

    ḫâlidîne fîhâ lâ yebgûne `anhâ ḥivelâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    İçlerinde sonsuza dek kalırlar, onlardan çıkmak istemezler.

    Ayet detayı — Kehf suresi, 108. ayet

  8. Kehf suresi, 109. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 109. ayet. قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا

    ḳul lev kâne-lbaḥru midâdel likelimâti rabbî lenefide-lbaḥru ḳable en tenfede kelimâtü rabbî velev ci'nâ bimiŝlihî mededâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsaydı, kesinlikle Rabbimin sözleri tükenmeden deniz tükenirdi, bir misli de yardımcı getirsek bile."

    Ayet detayı — Kehf suresi, 109. ayet

  9. Kehf suresi, 110. ayet — tek başına aç

    Kehf suresi, 110. ayet. قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا

    ḳul innemâ ene beşerum miŝlüküm yûḥâ ileyye ennemâ ilâhüküm ilâhüv vâḥid. femen kâne yercû liḳâe rabbihî felya`mel `amelen ṣâliḥav velâ yüşrik bi`ibâdeti rabbihî eḥadâ.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ben ancak sizin gibi bir insanım, bana ancak ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor, onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse, güzel bir amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiçbir şirk karıştırmasın!"

    Ayet detayı — Kehf suresi, 110. ayet