Diyanet İşleri
Musa, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
Kehf suresi
Kehf suresi, 69. ayet. قَالَ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ صَابِرًا وَلَآ أَعْصِى لَكَ أَمْرًا
ḳâle setecidünî in şâe-llâhü ṣâbirav velâ a`ṣî leke emrâ.
Musa, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3
Musa ona, "Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?" dedi.
Adam, şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."
"İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"
Musa, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
O da şöyle dedi: "O halde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın."
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
69. Bunun üzerine Mûsâ şöyle dedi: “İnşaallah, beni sabırlı bulacaksın ve hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim.” Bu ifadeleriyle Mûsâ, kendisiyle sınanacağı hususlar ortaya çıkmadan önce azmedip karar vermiştir. Halbuki karar vermek ayrı bir şeydir, sabır göstermek ayrı bir şey. Bu yüzden de Mûsâ işler ortaya çıkınca sabır ve tahammül gösteremedi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa Hızır'a şöyle demişti: Beni senden gördüğüm işlere karşı sabreden ve sana itaat etmeye devam eden bir kimse olarak bulacaksın. Bana emrettiğin herhangi bir şeye karşı gelmeyeceğim.
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Adam, şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
"İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
Aynı kök: عصي (32 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi.…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O,…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.
Aynı kök: عصي (32 geçiş)
Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa) "İnşallah sen beni sabreder bulacaksın. Senin emrine de karşı gelmeyeceğim." demişti. dipnot 1
(Musa) "İnşaallah beni dirençli biri olarak bulacaksın!" dedi ve ekledi: "Ben senin hiçbir emrine karşı gelmeyeceğim."
(Musa:) "Allah dilerse, beni sabırlı biri olarak bulacaksın" dedi, "ve ben hiçbir konuda sana uyumsuzluk göstermeyeceğim!"
(Musa) dedi: "İnşaAllah beni sabreder bulacaksın; herhangi bir işinde sana itiraz etmem. "
"İnşaallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiç bir işte sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
Musa: İnşaallah dedi, sen beni sabreder bulacaksın. Senin emrine de karşı gelmem.
Dedi ki: "Allah dilerse, beni dirençli bulacaksın. Çünkü hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim!"
Musa, "İnşaallah benim sabırlı olduğumu ve sana hiçbir işte karşı gelmeyeceğimi görürsün" dedi.
Dedi: "ALLAH dilerse beni sabırlı bulacaksın; sana hiçbir işte karşı gelmeyeceğim."
Dedi: 'ALLAH dilerse beni sabırlı bulacaksın; sana hiç bir işte karşı gelmeyeceğim.'
Musa: "İnşallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı gelmem." dedi.
İnşaallah dedi: beni sabırlı bulacaksın ve senin hiç bir emrine ası olmam
"İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı çıkmayacağım." dedi.
"İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı çıkmayacağım." dedi.
"İnşaallah beni sabırlı bulacaksın ve senin hiçbir işine karşı çıkmayacağım." dedi.
(Musa:) "İnşallah, beni sabreden (biri olarak) bulacaksın. Hiç bir buyrukta sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
O da: "Allah dilerse beni sabredici bulacaksın, sana hiç bir işde karşı gelmeyeceğim" dedi.
O da: İnşallah sabrettiğimi göreceksin, sana hiç bir işte karşı gelmeyeceğim, dedi.
(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.
"İnşallah, beni sabırlı olarak bulacaksın ve senin emrine karşı gelmeyeceğim." dedi.
(Musa): "İnşaallah, dedi, beni sabredici bulursun, senin emrine karşı gelmem."
Musa dedi ki: "İnşaallah sabırlı olduğumu göreceksin, hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim."
Musa dedi ki "Allah izin verirse dayandığımı göreceksin, hiçbir işte sana karşı çıkmayacağım dipnot 1 ."
İnşallah, beni sabırlı olarak bulacaksın ve senin emrine karşı gelmeyeceğim, dedi.
-İnşallah, benim sabırlı olduğumu göreceksin ve senin emrine karşı gelmeyeceğim, dedi.
Musa dedi ki: "Allah dilerse beni sabırlı bulacaksın; hiçbir işte sana karşı gelmeyeceğim."
"But you will find me, Allah willing", said Mussa, "forbearing and will not disobey any of your instructions".
Moses said, ‘God willing, you will find me patient. I will not disobey you in any way.’
Moses said: "Thou wilt find me, if Allah so will, (truly) patient: nor shall I disobey thee in aught."
Moses replied: "You shall find me, if Allah wills, patient; and I shall not disobey you in anything."
Musa said, ‘You will find me patient, if Allah wills, and I will not disobey you in any matter. ’
Mûsâ (Moses) said: "If Allâh wills, you will find me patient, and I will not disobey you in aught."
He said, ‘You will find me, God willing, to be patient, and I will not disobey you in any matter. ’
(Moses) said, `You will find me patient, God willing, and I shall not disobey you in any matter. '
He said, 'Yet thou shalt find me, if God will, patient; and I shall not rebel against thee in anything. '
Moses replied: " Please indulge me. God willing I will be patient and will not disobey you."
He said, 'Thou wilt find me, if God will, patient; nor will I rebel against thy bidding. '
He said, "You will find me, God willing, to be patient. I will not disobey any command of yours."
Moses replied, thou shalt find me patient, if God please; neither will I be disobedient unto thee in any thing.
How can you be patient about what you can compass no knowledge (you cannot understand)?"
He said, "You will find me, in case Allah (so) decides, patient; and I will not disobey you in any command (of yours). "
He said: Allah willing, thou shalt find me patient and I shall not in aught gainsay thee.
"You will find me patient if God wills, " said Moses; "and I will not disobey you in any thing. "
Replied [Moses]: "Thou wilt find me patient, if God so wills; and I shall not disobey thee in anything!"
Moses assured ˹him˺, "You will find me patient, Allah willing, and I will not disobey any of your orders."
He said: "You will find me, God willing, to be patient. And I will not disobey any command of yours."
He said, "You will find me, GOD willing, patient. I will not disobey any command you give me."
[Moses] said, "You will find me, if Allah wills, patient, and I will not disobey you in [any] order. "
He said: “Thou wilt find me, if God wills, patient; and I will not disobey thee in any matter.”
Moses said, "God willing, you will find me patient and I will not disobey you. "
[Musa (Moses)] said: "You will find me (really) patient: If Allah so wishes, and I will not disobey you even a little. "
He (Mūsā) said, "You will find me patient, if Allah wills, and I shall not disobey any order from you."
He said: "You will find me, God willing, to be patient. And I will not disobey any command of yours."