Diyanet İşleri
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
Kehf suresi
Kehf suresi, 33. ayet. كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًٔا وَفَجَّرْنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرًا
kilte-lcenneteyni âtet ükülehâ velem tażlim minhü şey'ev vefeccernâ ḫilâlehümâ neherâ.
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İki bağ sahibi Kehf 32–46 3
Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.
İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!
Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."
Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."
"Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
33. Artık bu iki bahçe hakkında geriye sadece: Peki, bu iki bahçenin meyveleri, mahsülleri nasıldı? Bunların yeterince suları var mıydı? diye sormaktan başka birşey kalmıyor. İşte Yüce Allah, bu iki bahçenin de yemişlerini, mahsüllerini ve ekinlerini kat kat verdiklerini ve “hiçbir şeyi eksik bırakmamış” yani yiyecek mahsüllerinden çok az bir miktarı dahi fire vermemiş olduğunu bildirmektedir. Irmaklar da bu iki bahçenin aralarında bol bir şekilde akıyordu.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Her iki bahçe de hurma, üzüm meyvelerini ve ürünlerini hiçbir şeyi eksik bırakmadan tam bir şekilde vermişlerdi. İkisinin kolayca sulanması için aralarında bir de nehir akıtmıştık.
Aynı kök: كلو (2 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin…
Aynı kök: خلل (13 geçiş) · Aynı kök: فجر (24 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl…
Aynı kıssa: İki Bağ Sahibi · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Ortak kavram: Cennet
Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…
Aynı kıssa: İki Bağ Sahibi · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Ortak kavram: Cennet
Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."
Aynı kıssa: İki Bağ Sahibi · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Ortak kavram: Cennet
(39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan,…
Aynı kök: خلل (13 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş)
Yahut yeryüzünü karar kılma yeri yapan, içinde nehirler akıtan, onun için oturaklı dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan mı? Allah ile…
Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dolunan cennetin durumu şudur: Onun içinden ırmaklar akar, yemişleri ve gölgeleri devamlıdır. İşte bu, Allah'a…
Aynı kök: اكل (109 geçiş) · Aynı kök: نهر (113 geçiş) · Ortak kavram: Cennet
Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkar edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O iki bağ da yemişlerini vermiş, hiçbirini eksik bırakmamıştı. İkisinin arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
Her iki bağ da kendilerinden beklenen ürünü veriyor, verimlilikte en küçük bir düşüş yaşanmıyordu: üstelik her iki bağın arasından bir de dere akıtmıştık.
Bu her iki bahçe de beklenen ürünü veriyor, verimlerinde herhangi bir eksilme göstermiyorlardı; çünkü Biz her birinin içinden bir dere akıtmıştık.
Bağların her ikisi de yemişlerini vermiş, ondan hiçbir şeyi noksan bırakmamış. . . İki bağın ortasından bir de nehir fışkırtmışız.
İki bağ da yemişlerini vermiş, ondan (verim bakımından) hiç bir şeyi noksan bırakmamış ve aralarında bir ırmak fışkırtmıştık.
İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbirini eksik bırakmamıştı. İkisinin arasından bir de ırmak fışkırtmıştık.
Her iki bahçe de ürünlerini vermiş ve ondan hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Ayrıca, ikisinin ortasından bir ırmak akıtmıştık.
İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbirini eksik bırakmamıştı. İkisinin arasından bir de ırmak fışkırtmıştık.
Aralarına bir ırmak yerleştirdiğimiz için, her iki bağ da yemişini hiç esirgemeden cömertçe vermişti.
Aralarına bir ırmak yerleştirdiğimiz için, her iki bağ da yemişini hiç esirgemeden cömertçe vermişti.
İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş hiçbir şey noksan bırakılmamış, ikisinin ortasından bir de nehir akıtmışız.
İki bağın ikisi de yemişlerini vermiş, hiçbir şey noksan bırakmamış, ikisinin ortasından bir de nehir akıtmışız
İki bahçenin ikisi de hiçbir şey eksik bırakmadan meyvelerini verdi. Ve aralarında bir nehir akıttık.
İki bahçenin ikisi de hiçbir şey eksik bırakmadan meyvelerini verdi. Ve aralarında bir nehir akıttık.
İki bahçenin ikisi de hiçbir şey eksik bırakmadan meyvelerini verdi. Ve aralarında bir nehir akıttık.
İki bağ da yemişlerini vermiş, ondan (verim bakımından) hiç bir şeyi noksan bırakmamış ve aralarında bir nehir fışkırtmıştık (feccerna).
Bu iki bağ (her sene aleddevam) mahsulünü vermiş, bundan bir şey'i eksik bırakmamışdı. Onların arasından bir de ırmak fışkırtmışdık.
Her iki bahçe de ürünlerini vermişler ve hiç bir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından bir de ırmak akıtmıştık.
(32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.
Her iki bahçe de ürünlerini vermiş, hiçbir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından da bir ırmak akıtmıştık.
Her iki bağ da yemişini vermiş, ondan hiçbir şey eksik etmemişti. Aralarından bir de ırmak akıtmıştık.
Her iki bağ, ürünlerini eksiksiz olarak vermişti. Aralarından da bir ırmak çıkarıp akıtmıştık.
Bağların ikisi de ürününü vermiş, hiçbir kusuru da yok. İkisinin arasından akıttığımız bir de ırmak var.
Her iki bahçe de ürünlerini vermiş, hiç bir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından da bir ırmak akıtmıştık.
Her iki bahçe de ürünlerini vermiş, hiç bir şeyi eksik bırakmamışlardı. İkisinin arasından da bir ırmak akıtmıştık.
İki bağ da yemişlerini vermiş o adamdan hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. İkisinin ortasından bir de nehir fışkırtmışız.
Both orchards yielded their produce in due season and never failed to yield all that both will hold, and in their midst We caused a river to flow with a copious stream.
both gardens yielded fruit and did not fail in any way; We made a stream flow through them,
Each of those gardens brought forth its produce, and failed not in the least therein: in the midst of them We caused a river to flow.
Both the vineyards yielded abundant produce without failure and We caused a stream to flow in their midst
Both gardens yielded their crops and did not suffer any loss, and We made a river flow right through the middle of them.
Each of those two gardens brought forth its produce, and failed not in the least therein, and We caused a river to gush forth in the midst of them.
Both gardens yielded their produce without stinting anything of it. And We had set a stream gushing through them.
Each of the two gardens brought forth its fruit (in abundance); failing not the least in them. And We had made a stream to flow (as well) in between the two.
each of the two gardens yielded its produce and failed naught in any wise; and We caused to gush amidst them a river.
A river was passing through his gardens which would insure the highest level of production.
Each of the two gardens brought forth its food and did not fail in aught. And we caused a river to gush forth amidst them;
Both gardens brought forth their fruit, and none failed in the least. We caused a river to pass through them.
Each of the gardens brought forth its fruit every season, and failed not at all; and we caused a river to flow in the midst thereof:
Strike out for them a Similitude: Two men, unto one of whom We have assigned two gardens of grapes, and surrounded them both with date-palms, and put corn-fields (or tilled fields) between the two.
Both of these gardens brought forth their crop and did not fail (Literally: did not do injustice in any thing) in any of it, and amidst them both We caused a river to erupt forth,
Each of the gardens gave its fruit and withheld naught thereof. And We caused a river to gush forth therein.
Each of the gardens yielded its fruit and did not withhold the least; and We made a stream flow in between them.
Each of the two gardens yielded its produce and never failed therein in any way, for We had caused a stream to gush forth in the midst of each of them.
Each garden yielded ˹all˺ its produce, never falling short. And We caused a river to flow between them.
Both gardens brought forth their fruit, and none failed in the least. And We caused a river to pass through them.
Both gardens produced their crops on time, and generously, for we caused a river to run through them.
Each of the two gardens produced its fruit and did not fall short thereof in anything. And We caused to gush forth within them a river.
Each of the two gardens produced its fruit and were wronged nothing thereof. And We caused to flow in the midst of them a river.
Both gardens produced plenty of fruit on time, as We caused a rivulet to flow through them.
Each of the gardens grew its crops, and did not fail even a little in it (the crops) in the middle of them We caused a river to flow.
Both the gardens brought forth their fruit, and suppressed nothing from it, and We caused a stream to flow through them.
Each of the two gardens brought forth its produce, and none failed in the least. And We caused a river to gush through them.