Kehf suresi

Kehf suresi, 14. ayet

Kehf suresi, 14. ayet. وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا۟ فَقَالُوا۟ رَبُّنَا رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ لَن نَّدْعُوَا۟ مِن دُونِهِۦٓ إِلَٰهًا لَّقَدْ قُلْنَآ إِذًا شَطَطًا

verabaṭnâ `alâ ḳulûbihim iẕ ḳâmû feḳâlû rabbünâ rabbü-ssemâvâti vel'arḍi len ned`uve min dûnihî ilâhel leḳad ḳulnâ iẕen şeṭaṭâ.

Diyanet İşleri

(14-15) Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O'ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?" dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 11–17 · surenin 14. ayeti / 110
  1. Kehf 11

    Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).

  2. Kehf 12

    Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.

  3. Kehf 13

    Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.

  4. 14–15

    (14-15) Kalkıp da, "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başkasına asla ilah demeyiz. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz. Şunlar, şu kavmimiz, O'ndan başka tanrılar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirselerdi ya! Artık kim Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalimdir?" dediklerinde onların kalplerine kuvvet vermiştik.

  5. Kehf 16

    (İçlerinden biri şöyle dedi:) "Mademki onlardan ve Allah'tan başkasına tapmakta olduklarından yüz çevirip ayrıldınız, o halde mağaraya çekilin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve içinde bulunduğunuz durumda yararlanacağınız şeyler hazırlasın."

  6. Kehf 17

    (Orada olsaydın) güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir. Allah, kime hidayet ederse işte o, doğru yolu bulandır. Kimi de şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

14. “Biz kalplerine metanet verdik de” Yani onlara sabır ve sebat verdik, oldukça tedirgin edici bu halde kalplerinde huzur ve sükûn var ettik. Yüce Allah’ın onları iman ve hidâyete, sabır, sebat, huzur ve sükûna muvaffak kılması, onlara olan lütuf ve ihsanının bir parçasıdır. “böylece onlar da (krallarının karşısına) dikilip şöyle dediler: Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir.” Yani bizi yaratan, bizi rızıklandıran, işlerimizi çekip çeviren, bizi besleyip büyüten ancak gökleri ve yeri yaratan, bütün bu muazzam varlıkları tek başına yaratandır. Hiçbir şey yaratamayan, rızık veremeyen, hiçbir fayda ve zarara güç yetiremeyen, öldüremeyen, hayat veremeyen, öldükten sonra diriltemeyen bu putlar, bu heykeller değildir. Böylece onlar, rubûbiyet tevhidini, ulûhiyet tevhidine delil gösterdiler ve şöyle dediler: “Biz, O’ndan başka hiçbir ilâha” yani yaratılmışlardan hiçbirine “yalvarmayız. (Eğer böyle bir şey yaparsak) o takdirde” yani yegane Rab ve kendisinden başkasına ibadetin caiz olmadığı yegâne ilâhın O olduğunu bildikten sonra O’nunla birlikte başka ilâhlara yalvaracak olursak “batıl bir söz söylemiş oluruz.” Haktan alabildiğine uzaklaşmış ve doğrudan oldukça uzak bir yola sapmış oluruz. Onlar, böylelikle hem rubûbiyet tevhidini, hem ulûhiyet tevhidini ikrar etmiş, buna bağlı kaldıklarını, O’nun hak, geri kalanların ise batıl olduğunu açıklamış oldular. Bu da onların Rablerini kemal derecesinde tanımış olduklarına, Yüce Allah’ın da onların hidâyetlerini oldukça artırdığına delildir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'ın birliğine olan imanlarını kâfir kralın huzurunda ilan ettiklerinde biz o gençlerin kalplerini iman ile, iman üzerine sabit kalması ve vatanlarını terk etmeye karşı sabır göstermeleri için sağlamlaştırdık. Onlar o vakit kalkarak şöyle dediler: "İman edip ibadet ettiğimiz Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'dan başka yalan yere ilah oldukları iddia edilenlere asla ibadet etmeyeceğiz. -Şayet O'ndan başkasına ibadet edersek- haktan uzak adaletsiz bir söz söylemiş oluruz."

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَرَبَطْنَا ve rabetna ve metanet bağlamıştık kök: ربط
  2. عَلَىٰ ala üstüne
  3. قُلُوبِهِمْ kulubihim kalblerinin kök: قلب
  4. إِذْ iz
  5. قَامُوا۟ kamu kalktılar kök: قوم
  6. فَقَالُوا۟ fe kalu ve dediler ki kök: قول
  7. رَبُّنَا rabbuna Rabbimiz kök: ربب
  8. رَبُّ rabbu Rabbidir kök: ربب
  9. ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerin kök: سمو
  10. وَٱلْأَرْضِ vel'erdi ve yerin kök: ارض
  11. لَن len
  12. نَّدْعُوَا۟ ned'ue biz asla demeyiz kök: دعو
  13. مِن min
  14. دُونِهِۦٓ dunihi O'ndan başkasına kök: دون
  15. إِلَـٰهًۭا ۖ ilahen Tanrı kök: اله
  16. لَّقَدْ lekad yoksa
  17. قُلْنَآ kulna konuşmuş oluruz kök: قول
  18. إِذًۭا izen o zaman
  19. شَطَطًا şetaten saçma sapan kök: شطط

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: شطط (3 geçiş)

    Hani Davud'un yanına girmişlerdi de Davud onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda…

  • Aynı kök: شطط (3 geçiş)

    "Demek bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş."

  • Aynı kök: ربط (5 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Hani (Allah) kendi tarafından bir güvenlik olarak sizi hafif bir uykuya daldırıyor; sizi temizlemek, sizden şeytanın vesvesesini gidermek,…

  • Aynı kök: ربط (5 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Musa'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Ortak kavram: Kalp

    Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta…

  • Aynı kök: ربط (5 geçiş)

    Ey iman edenler! Sabredin. Sabır yarışında düşmanlarınızı geçin. (Cihat için) hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf

    Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf

    Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onların kalplerini sağlam kılmıştık. Hani onlar ayağa kalkarak şöyle demişlerdi: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz O'nun peşi sıra hiçbir ilaha asla yalvarmayacağız. O takdirde şüphesiz ki saçma konuşmuş oluruz. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada insanların harekete geçmesi için gerekli olan değerlere değinilmektedir. Önce "iman", ardından "hidayet", sonrasında "kalp ile irtibat" yani duygu katkısı sağlanmalıdır. Mağara delikanlılarından alınması gereken en önemli ders bu olsa gerektir (Şaban Ali Düzgün, [Kimliksiz Hakikatler], s. 152).

Mustafa İslamoğlu

ve yüreklerini (imanda) sabit kılmıştık. (Küfre) başkaldırdıkları zaman (aralarında) şöyle konuşmuşlardı: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir! Asla O'nu bırakıp da, ilah diye başkalarına kulluk etmeyiz! Doğrusu eğer böyle yaparsak, asıl o zaman haktan uzaklaşıp haddi aşmış oluruz.

Muhammed Esed

kalplerini pekiştirmiştik; öyle ki, doğrulup (birbirlerine): "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir", demişlerdi "Biz asla O'ndan başkasına yalvarıp yakarmayacağız, (çünkü böyle bir şey yaparsak) çok çirkin bir şey dile getirmiş oluruz!

Ahmed Hulusi

Onların kalplerine rabıta koyduk (şuurlarını, müşahede halinde devamlı kıldık)! İşte (o delikanlılar) ayağa kalktılar da şöyle dediler: "Rabbimiz (aslımız olan El Esma mertebesi), semaların ve arzın Rabbidir (varlıkta olan her şeyi El Esma'sıyla oluşturandır)! O'nun dununda (o kavrama denk olmayan) ilah (varlıkta tasarruf eden) kabul edemeyiz! Andolsun, bunun aksini dillendirirsek o takdirde akıl ve mantığın alamayacağı kadar saçma bir laf etmiş oluruz. "

Ali Bulaç

Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik; (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi'dir; ilah olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun, gerçeğin dışına çıkarız."

Ali Özek ve heyeti

Onların kalplerini metin kıldık. O yiğitler (o yerin hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak:"Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz, O'ndan başkasına asla yalvarmayız; aksi halde bâtıl söz söylemiş oluruz".

Ali Rıza Safa

Yüreklerini sağlamlaştırdık. Karşısına dikilip, şöyle dediler: "Bizim Efendimiz, Göklerin ve Yeryüzünün Efendisidir. O'ndan başkasına tanrı demeyiz. Gerçek şu ki, eğer öyle yaparsak, gerçeğe aykırı bir şey söylemiş oluruz!"

Bayraktar Bayraklı

Onların kalplerini sağlamlaştırdık. O yiğitler, o ülkenin hükümdarı karşısında ayağa kalkarak dediler ki: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz O'ndan başkasına tanrı demeyiz. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz."

Edip Yüksel

Kalktıklarında kalplerini sağlamlaştırmıştık. "Efendimiz, göklerin ve yerin Efendisidir. O'ndan başka tanrı edinmeyeceğiz. Yoksa, yanlış söz söylemiş oluruz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kalktıklarında kalplerini sağlamlaştırmıştık. 'Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. O'ndan başka tanrı edinmeyeceğiz. Yoksa, yanlış söz söylemiş oluruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve kalplerini pekiştirdik. O vakit ayağa kalkıp dediler ki: "Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir; kesinlikle O'ndan başka hiçbir tanrıya tapmayız; yoksa gerçekten saçma sapan konuşmuş oluruz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki kıyam ettiler de dediler: bizim rabbımız Göklerin ve Yerin rabbı, biz ıhtimali yok ondan başka bir ilahe tapmayız, doğrusu o surette cidden saçma söylemiş oluruz

Erhan Aktaş

Onların kalplerini pekiştirdik. Kıyam ederek dipnot 1 : "Bizim Rabb'imiz, göklerin ve yeryüzünün Rabb'idir" dediler. "Ondan başkasını asla ilah diye çağırmayız. Yoksa kesinlikle saçmalamış oluruz."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşrik yönetime başkaldırarak.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların kalplerini pekiştirdik. Kıyam ederek dipnot 1 : "Bizim Rabb'imiz, göklerin ve yeryüzünün Rabb'idir" dediler. "Ondan başkasını asla ilah diye çağırmayız. Yoksa kesinlikle saçmalamış oluruz."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşrik yönetime başkaldırarak.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların kalplerini pekiştirdik. Kıyam ederek dipnot 1 : "Bizim Rabb'imiz, göklerin ve yeryüzünün Rabb'idir" dediler. Ondan başkasını asla ilah diye çağırmayız. Yoksa kesinlikle saçmalamış oluruz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşrik yönetime başkaldırarak.

Gültekin Onan

Onların kalpleri üzerinde (sabrı ve kararlılığı) rabtetmiştik; (Krala karşı) Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki: "Bizim rabbimiz, göklerin ve yerin rabbidir; tanrı olarak biz O'ndan başkasına kesinlikle tapmayız, (eğer tersini) söyleyecek olursak, andolsun gerçeğin dışına çıkarız."

Hasan Basri Çantay

(14-15) Ve (zaalim hükümdarın önünde) dikilib de: "Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Biz ondan başkasına Tanrı demeyiz. (Dersek) o halde, andolsun ki, hakıykatden uzaklaşmış oluruz. Şunlar, şu bizim kavmimiz Ondan (Allahdan) başka Tanrılar edindiler. Bunların üzerine baari açık bir bürhan getirselerdi ya. Artık Allaha karşı yalan yere iftira edenlerden daha zaalim kimdir?" dedikleri zaman onların kalblerini (sabr ve sebat ile tamamen Hakka) bağlamışdık.

İbni Kesir

Kalkıp da; Bizim Rabbımız göklerin ve yerin Rabbıdır; biz O'ndan başkasına tanrı demeyiz, yoksa andolsun ki; batıl söz söylemiş oluruz, dedikleri zaman kalblerini pekiştirmiştik.

Mehmet Alagaş

(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ayağa kalkarak: "Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başka bir ilaha dua etmeyeceğiz" O takdirde gerçekten son derece batıl bir söz söylemiş oluruz” dediklerinde Biz onların kalplerini sağlamlaştırdık.

Süleyman Ateş

Kalblerinin üstüne metanet bağlamıştık. Kalktılar, dediler ki: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Biz O'ndan başkasına Tanrı demeyiz. Yoksa saçma söylemiş oluruz."

Süleymaniye Vakfı

Kalkıp (muhataplarına) şunları söyledikleri sırada kalplerinizi metanetli kılmıştık: "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz O'nunla aramıza başka bir ilah koyup da onu asla yardıma çağırmayız. dipnot 1 Öyle yaparsak gerçeğe aykırı bir şey söylemiş oluruz.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kalplerini de sağlamlaştırmıştık. Kalkıp demişlerdi ki "Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir dipnot 1 . Biz onunla aramıza bir ilah koyup yalvarmayız. Öyle olsa gerçek dışı bir konuşma yapmış oluruz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sahibidir

Şaban Britch

Ayağa kalkarak: "Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başka bir ilaha dua etmeyeceğiz" dedikleri zaman onların kalplerini sağlamlaştırmıştık. Yoksa hak olmayan, batıl bir söz söylemiş oluruz,

Şaban Piriş

Ayağa kalkarak: -Bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir. Ondan başka bir ilaha dua etmeyeceğiz. Yoksa batıl söz söylemiş oluruz, dedikleri zaman onların kalplerini sağlamlaştırmıştık.

Yaşar Nuri Öztürk

Kalpleriyle aramızda bir bağ kurduk/kalplerini dayanıklı kıldık. Kalkıp şöyle dediler: "Rabbimiz, göklerin ve yerin rabbidir. O'ndan başka hiçbir ilaha yakarmayız. Aksini yaparsak saçma söz söylemiş oluruz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We confirmed their purpose and made them have the heart and We roused their spirits that they stood firm and declared themselves and revealed their true belief; they said: "Our Allah is the Ilah and Creator of the Heavens and the earth. Never will We invoke besides Him another god for then We will have uttered grievous error against Him".

Abdul Haleem

We gave strength to their hearts when they stood up and said, ‘Our Lord is the Lord of the heavens and earth. We shall never call upon any god other than Him, for that would be an outrageous thing to do.

Abdullah Yusuf Ali

We gave strength to their hearts: Behold, they stood up and said: "Our Lord is the Lord of the heavens and of the earth: never shall we call upon any god other than Him: if we did, we should indeed have uttered an enormity!

Abul A'la Maududi

and strengthened their hearts when they stood up and proclaimed: "Our Lord is the Lord of the heavens and the earth. We shall call upon no other god beside Him; (for if we did so), we shall be uttering a blasphemy."

Aisha Bewley

We fortified their hearts when they stood up and said, ‘Our Lord is the Lord of the heavens and the earth and We will not call on any god apart from Him. We would in that case have uttered an abomination.

Al-Hilali & Khan

And We made their hearts firm and strong (with the light of Faith in Allâh and bestowed upon them patience to bear the separation of their kith and kin and dwellings) when they stood up and said: "Our Lord is the Lord of the heavens and the earth, never shall we call upon any ilâh (god) other than Him; if we did, we should indeed have uttered an enormity in disbelief.

Ali Quli Qarai

and fortified their hearts, when they stood up and said, ‘Our Lord is the Lord of the heavens and the earth. We will never invoke any god besides Him, for then we shall certainly have said an atrocious lie.

Amatul Rahman Omar

And We strengthened their hearts when they stood up (in the cause of God) and (said), `Our Lord is the Lord of the heavens and the earth. Never shall we call upon any god apart from Him (for in that case) we would certainly be uttering a preposterous thing far from the truth.

Arthur John Arberry

And We strengthened their hearts, when they stood up and said, 'Our Lord is the Lord of the heavens and earth; we will not call upon any god, apart from Him, or then we had spoken outrage.

Bijan Moeinian

I gave them the strength so that they stand up (against the pagans of Ephesus in Asia Minor, who were worshipping goddess Diana) and say: "We bear witness that God is the Lord of the heavens and the earth. We will never adopt another lord beside Him; It will be very indecent of us to do so."

E. Henry Palmer

and we braced up their hearts, when they stood up and said, 'Our Lord is the Lord of the heavens and the earth, we will not call upon any god beside Him, for then we should have said an extravagant thing.

Edip-Layth

We made firm their hearts when they stood and said, "Our Lord, the Lord of heavens and earth, we will not call besides Him any god. Had We said so then it would be far astray."

George Sale

And We fortified their hearts with constancy when they stood before the tyrant; and they said, our Lord is the Lord of heaven and earth: We will by no means call on any god besides Him; for then should we surely utter an extravagance.

Hamid S. Aziz

And We strengthened their heart, when they stood up and said, "Our Lord is the Lord of the heavens and the earth, never will we call upon any god beside Him, for then we should have said an extravagant thing.

Mahmoud Ghali

And We braced (Literally: tied upon their hearts) their hearts as they rose up and said, "Our Lord is The Lord of the heavens and the earth; we will never invoke any god, apart from Him, for indeed, we had already spoken unjudiciously.

Marmaduke Pickthall

And We made firm their hearts when they stood forth and said: Our Lord is the Lord of the heavens and the earth. We cry unto no Allah beside Him, for then should we utter an enormity.

Mohamed Ahmed - Samira

And strengthened their hearts when they stood up and said: "Our Lord is the Lord of the heavens and the earth. We shall invoke no god beside Him, for we shall have uttered a blasphemy then.

Muhammad Asad

and endowed their hearts with strength, so that they stood up and said [to one another]: "Our Sustainer is the Sustainer of the heavens and the earth. Never shall we invoke any deity other than Him: [if we did,] we should indeed have uttered an enormity!

Mustafa Khattab

And We strengthened their hearts when they stood up and declared, "Our Lord is the Lord of the heavens and the earth. We will never call upon any god besides Him, or we would truly be uttering an outrageous lie."

Progressive Muslims

And We made firm their hearts when they stood and said: "Our Lord, the Lord of heavens and Earth, we will not call besides Him any god. If we have done so then it was in error."

Rashad Khalifa

We strengthened their hearts when they stood up and proclaimed: "Our only Lord is the Lord of the heavens and the earth. We will never worship any other god beside Him. Otherwise, we would be far astray.

Sahih International

And We made firm their hearts when they stood up and said, "Our Lord is the Lord of the heavens and the earth. Never will we invoke besides Him any deity. We would have certainly spoken, then, an excessive transgression.

Sam Gerrans

And We strengthened their hearts when they stood up and said: “Our Lord is the Lord of the Heavens and the Earth; we will not call, besides Him, to any god, for then would we have said a wanton falsehood.”

Shabbir Ahmed

We strengthened their hearts, and they took a firm stand. They said to one another, "Our only Lord is the Sustainer of the heavens and the earth. Never shall we submit to any 'authority' other than Him. If we did or even uttered such wrong, we would be splitting our own personalities."

Syed Vickar Ahamed

And We affirmed (the courage in) their hearts: And they stood up and said: "Our Lord is the Lord of the heavens and of the earth: We shall never call upon any god other than Him: If we did, we would have truly said extreme wickedness!

Taqi Usmani

We made their hearts firm when they stood up and said, "Our Lord is the Lord of the heavens and the earth. We shall never invoke any god other than Him, otherwise we would be saying something far from the truth.

The Monotheist Group

And We made firm their hearts when they stood and said: "Our Lord, the Lord of the heavens and the earth, we will not call besides Him any god. If we have done so then it was in error."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 14. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 14. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 14. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩