Diyanet İşleri
O da şöyle dedi: "O halde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın."
Kehf suresi
Kehf suresi, 70. ayet. قَالَ فَإِنِ ٱتَّبَعْتَنِى فَلَا تَسْـَٔلْنِى عَن شَىْءٍ حَتَّىٰٓ أُحْدِثَ لَكَ مِنْهُ ذِكْرًا
ḳâle feini-tteba`tenî felâ tes'elnî `an şey'in ḥattâ uḥdiŝe leke minhü ẕikrâ.
O da şöyle dedi: "O halde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3
Adam, şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."
"İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"
Musa, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
O da şöyle dedi: "O halde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın."
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
Musa, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
70. Mûsâ, bu sözleri söyleyince Hızır: “O halde bana uyacaksan, ben sana ondan söz açıncaya kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma! dedi.” Yani sen önce bana soru sorup yaptığım işe tepki gösterme. Durumunu sana bildirmem uygun olan vakitte ben sana bildirinceye kadar sabret. Bu sözleriyle kendisine soru sormamasını istedi ve işin iç yüzünden kendisini haberdar edeceğine söz verdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Hızır Musa'ya şöyle dedi: Eğer bana tabi olacaksan, benim yaptığıma şahit olduğunda ilk önce ben o işi yapma sebebini açıklayana kadar bana o şey hakkında bir şey sorma.
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Musa, "Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son…
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Musa ona, "Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?" dedi.
Aynı kök: حدث (36 geçiş) · Aynı kök: سال (129 geçiş)
Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman…
Aynı kök: حدث (36 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Sonra arka arkaya peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete kendi peygamberi geldikçe, onu yalanladılar. Biz de onları birbiri ardından helak ettik ve…
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır
Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
Aynı kök: سال (129 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Sizden hiçbir ücret istemeyen kimselere uyun, onlar hidayete erdirilmiş kimselerdir."
Aynı kök: حدث (36 geçiş)
Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Melek) "Bana uyarsan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma!" demişti.
O "Tamam" dedi; "eğer beni izleyeceksen, olan bitenler hakkında sen bilgilendirinceye kadar bana hiçbir şey sorma!"
(Bilge kişi:) "Pekala" dedi, "O halde, eğer benim peşimden geleceksen, (yapacağım) şeyler hakkında, bu hususta ben sana bir açıklamada bulununcaya kadar bana hiçbir şey sormayacaksın."
(Hızır) dedi: "Eğer bana tabi olacaksan, bana hiçbir şeyden (niye bunu yaptın diye) soru sormayacaksın; ta ki ben sana o işin hakikatine dair söz açıncaya kadar!"
Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle anlatıp söz edinceye kadar."
(O kul:) Eğer bana tâbi olursan, sana o konuda bilgi verinceye kadar hiçbir şey hakkında bana soru sorma! dedi.
"Bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça, hiçbir şey hakkında bana soru sorma!" dedi.
O da: "Eğer bana uyacaksan, hakkında sana açıklama yapıncaya kadar bana hiçbir şey sormayacaksın" dedi.
Dedi: "Bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça bana hiçbir şey hakkında soru sorma."
Dedi: 'Bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça bana hiç bir şey hakkında soru sorma.'
O: "O halde eğer bana uyacaksan, bana hiçbir şey hakkında soru sorma, ta ki ben sana ondan söz açıncaya kadar."
O halde dedi: eğer bana tabi olacaksan bana hiç bir şeyden sual etme ta ben sana ondan bir söz açıncıya kadar
"O halde, eğer bana uyacaksan, hakkında bir açıklama yapıncaya kadar bana hiçbir şey hakkında soru sorma." dedi.
"O halde, eğer bana uyacaksan, hakkında bir açıklama yapıncaya kadar bana hiçbir şey hakkında soru sorma." dedi.
"O halde, eğer bana uyacaksan, hakkında bir açıklama yapıncaya kadar bana hiçbir şey hakkında soru sorma." dedi.
Dedi ki: "Eğer bana uyacak olursan, hiç bir şey hakkında bana soru sorma, ben sana öğütle anlatıp söz edinceye kadar."
(O: "Eğer bu suretle) bana tabi' olacaksan ben, sana anıb söyleyinceye kadar, bana hiç bir şey sorma" dedi.
O halde bana uyacaksan; ben sana anlatmadıkça herhangi bir şey hakkında soru sormayacaksın, dedi.
(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.
O da şöyle dedi: “O hâlde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın.”
(O kul): "O halde, dedi, eğer bana tabi olursan ben sana anlatıncaya kadar (yaptığım) hiçbir şey hakkında bana soru sorma."
O da: "Eğer bana tabi olacaksan ben sana bir konu hakkında bilgi verinceye kadar bana onu sormayacaksın!" dedi.
O da "Eğer yanımda kalacaksan, ben anlatıncaya kadar sakın bir şey sorma" dedi.
Eğer bana tabi olacaksan, ben sana anlatmadıkça hiç bir şey sormayacaksın, dedi.
-Eğer bana uyacaksan, ben sana anlatmadıkça hiç bir şey sormayacaksın, dedi.
Dedi: "Bak, eğer bana uyarsan, ben sana kendisinden bahis açıncaya değin hiçbir şey hakkında bana soru sorma!"
"Therefore", said the teacher "if you should follow me, then do not look for the how and the why and the wherefore until I have given you an account of it".
The man said, ‘If you follow me then, do not query anything I do before I mention it to you myself.’
The other said: "If then thou wouldst follow me, ask me no questions about anything until I myself speak to thee concerning it."
He said: "Well, if you follow me, do not ask me concerning anything until I myself mention it to you."
He said, ‘Then if you follow me, do not question me about anything until I myself make mention of it to you. ’
He (Khidr) said: "Then, if you follow me, ask me not about anything till I myself mention of it to you."
He said, ‘If you follow me, do not question me concerning anything until I [myself] make a mention of it to you. ’
He (- the great man) said, `Well, if you would follow me, (mind that) you shall ask me no question about anything unless I myself broach the subject to you. '
Said he, 'Then if thou followest me, question me not on anything until I myself introduce the mention of it to thee. '
The wise man said: "You may follow me on one condition: Do not ask the wisdom behind my behavior. I will tell you myself later!"
He said, 'Then, if thou followest me, ask me not about anything until I begin for them the mention of it. '
He said, "If you follow me, then do not ask about anything until I relate it to you."
He said, if thou follow me therefore, ask me not concerning any thing, until I shall declare the meaning thereof unto thee.
He said, "Allah willing, you will find me patient; nor will I rebel against your bidding. "
Said he, "So in case you closely follow me, then do not ask me about anything until I (myself) effect a mention of it to you. "
He said: Well, if thou go with me, ask me not concerning aught till I myself make mention of it unto thee.
"If you must follow me, " he said, "do not ask me any thing until I speak of it to you myself. "
Said [the sage]: "Well, then, if thou art to follow me, do not question me about aught [that I may do] until I myself give thee an account thereof. "
He responded, "Then if you follow me, do not question me about anything until I ˹myself˺ clarify it for you."
He said: "If you follow me, then do not ask about anything until I relate it to you. "
He said, "If you follow me, then you shall not ask me about anything, unless I choose to tell you about it."
He said, "Then if you follow me, do not ask me about anything until I make to you about it mention. "
Said he: “If thou followest me, ask thou me not about anything until I make mention of it to thee.”
The man said, "Well, if you go with me, ask me not any questions unless I choose to tell you about it. "
The other said: "If then you were to follow me, do not ask me any questions about anything until I, myself speak to you about it. "
He said, "Well, if you follow me, do not ask me about anything unless I myself start telling you about it."
He said: "If you follow me, then do not ask about anything until I relate it to you."