Diyanet İşleri
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
Kehf suresi
Kehf suresi, 25. ayet. وَلَبِثُوا۟ فِى كَهْفِهِمْ ثَلَٰثَ مِا۟ئَةٍ سِنِينَ وَٱزْدَادُوا۟ تِسْعًا
velebiŝû fî kehfihim ŝelâŝe mietin sinîne vezdâdû tis`â.
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ashâb-ı Kehf Kehf 9–26 3
(Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir" diyecekler. Şöyle de diyecekler: "Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir." De ki: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O halde, onlar hakkında (Kur'an'daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma."
Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!
Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez."
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.
Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 25–26. ayetler için yazılmıştır.
25-26. Allah Teala, Peygamber’e ashab-ı kehf hakkında Kitap ehline bilgileri olmadığı için soru sormayı yasakladıktan sonra ve Allah da gizli açık her şeyi bildiğinden dolayı ona ashab-ı kehf’in mağarada uyudukları süreyi haber vermekte ve buna dair bilginin yalnızca kendi nezdinde olduğunu bildirmektedir. Çünkü bu da göklerdeki ve yerdeki gaybın bir parçasıdır. Bunların gaybını bilmek ise Allah'a mahsustur. O’nun rasulleri vasıtasıyla bildirdiği gaybe dair haberlerde herhangi bir şüphe söz konusu olmaz, bunlar kesin doğrudur ve gerçektir. Kullarını muttali kılmadığı herhangi bir gaybı ise hiçbir yaratılmışın bilmesine imkân yoktur. “O ne iyi görür, ne iyi işitir!” buyruğu, Yüce Allah’ın kemal derecedeki işitme ve görmesinin, işitilecek ve görülecek türden olan her şeyi kuşatmasının gerçekten hayret edilecek bir konumda olduğunu ifade eder ki bu da Yüce Allah’ın bilinme özelliği bulunan her şeyi bilgisiyle kuşattığının haber verilmesinden sonra zikredilmiştir.
aha sonra Allah, genel ve özel gerçek dost ve yardımcının da sadece kendisi olduğunu haber vermektedir. Bütün kainatın işlerini üstlenmiş olan mutlak yönetici O’dur. Mü’min kullarının dostu da O’dur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkartır. En kolay olana doğru yol almalarını kolaylaştırır ve zor olandan da onları uzak tutar. Bundan dolayı Yüce Allah: “Onların O’ndan başka hiçbir dostları yoktur” buyurmaktadır. Yani lütfu ve keremiyle, ashab-ı kehf’in, işlerini üstlenen ve hiçbir yaratılmışa onları terk etmeyen yalnızca O’dur. “O, kimseyi hükmüne ortak yapmaz.” Bu, hem kevnî ve kaderî hükmü, hem de şer’î ve dinî hükmü içine alır. Kaza ve kaderiyle, yaratma ve tedbiriyle, bütün mahlukatın yegane hakimi O olduğu gibi, emir ve yasaklarıyla, sevap ve cezası ile de onların gerçek hakimi yalnızca O’dur. Allah, göklerin ve yerin gaybının yalnızca kendisine ait olduğunu, herhangi bir mahlukun -bizzat kendisinin kullarına haber verdiği yolun dışında- bunu bilmeye yol bulmasının imkânsız olduğunu haber verdikten sonra Kur’an, pek çok gaybî hususu kapsadığından dolayı ona yönelmeyi emrederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ashâb-ı Kehf mağaralarında üç yüz dokuz sene kaldılar.
Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: سنو (20 geçiş)
Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).
Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf
Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?
Aynı kök: كهف (6 geçiş) · Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf
Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa…
Aynı kök: ماي (10 geçiş) · Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Aynı kök: ماي (10 geçiş) · Aynı kök: زيد (61 geçiş)
Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az",…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf · Aynı kök: لبث (31 geçiş)
De ki: "Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O'na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O'ndan…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bazıları şöyle diyor): "Onlar, mağaralarında üç yüz sene kadar kalmış ve dokuz (sene) de buna ilave etmişlerdir."
İmdi (kimileri) "Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar" (diye iddia ederlerken), bir (başkaları) da bu sayıya dokuz yıl daha ekledi.
Ve (bazıları,) onlar(ın) mağaralarında üçyüz yıl kaldı(ğını ileri sürüyor) ve kimileri de (bu sayıya) dokuz yıl daha ekliyorlar.
(Kimileri diyor ki) mağaralarında 300 yıl kaldılar; 9 da eklediler.
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.
Onlar mağaralarında üç yüzyıl ve buna ilaveten dokuz yıl kalmışlardır.
"Büyük mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar!" dediler; dokuz daha eklediler. dipnot 227
Onlar mağaralarında üç yüzyıl ve buna ilaveten dokuz yıl kalmışlardır.
Mağaralarında üç yüz yıl kalıp dokuz arttırdılar. dipnot 1
Mağaralarında üç yüz yıl kalıp dokuz arttırdılar.
Onlar mağaralarında üçyüz sene durdular, dokuz da ilave ettiler.
Onlar kehiflerinde üçyüz sene durdular, dokuz da ziyade ettiler
Onlar, mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar ve dokuz yıl ilave ettiler. dipnot 1
Onlar, mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar ve dokuz yıl ilave ettiler. dipnot 1
Onlar, mağaralarında, üç yüz yıl kaldılar ve dokuz yıl ilave ettiler. dipnot 1
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.
Onlar mağaralarında üç yüz sene eğleşdiler. (Buna) dokuz (yıl) daha katdılar.
Onlar mağaralarında üçyüz sene eğleştiler. Buna dokuz daha kattılar.
(25-26) Mağarada dokuz ilavesiyle üç yüz sene durdular , Allah ne kadar kaldıklarını daha iyi bilendir , semaların ve arzın saklı bilgileri ondadır onu görür ve işitir, O’nun dışında bir dost yoktur, O’nun hükmünde herhangi bir ortağı da yoktur.
Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha kattılar.
"Mağaralarında üçyüz yıl kaldılar. Dokuz (yıl) da ilave ettiler."
"Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar." (diyenler de vardır) buna dokuz (sene) daha ilave edenler de. dipnot 1
Onlar mağaralarında üç yüz sene kaldılar. Buna dokuz sene daha eklediler dipnot 1 .
Onlar, mağarada üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz sene daha eklediler.
Onlar, mağarada üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz sene daha eklediler.
Onlar, mağaralarında üçyüz yıl kaldılar; dokuz da ilave ettiler.
They (Ahl AL- Kitab surmised that they -the young men-) remained dormant in the Cave for three hundred years -solar calendar- with an additional nine years -lunar calendar-.
[Some say], ‘The sleepers stayed in their cave for three hundred years,’ some added nine more.
So they stayed in their Cave three hundred years, and (some) add nine (more)
They remained in the Cave for three hundred years; and others added nine more years. dipnot 1
They stayed in their Cave for three hundred years and added nine.
And they stayed in their Cave three hundred (solar) years, adding nine (for lunar years). (Tafsir Al-Qurtubi)
They remained in the Cave for three hundred years, and added nine more [to that number].
And they (- the early Christians) stayed in this Place of Refuge three hundred years and extended (their stay) another nine (years).
And they tarried in the Cave three hundred years, and to that they added nine more.
Some say, The Refugees in the Cave spend (solar) years ([lunar] year and 9 months) in the cave.
They tarried in their cave three hundred years and nine more.
They remained in their cave for three hundred years, and increased nine.
And they remained in their cave three hundred years, and nine years over.
Except (by adding) "If Allah please;" and remember your Lord when you have forgotten, and say, "It may be that my Lord will guide me to what is nearer than this to the right way. "
And they lingered in their cave three hundred years, and to that they increased nine (more).
And (it is said) they tarried in their Cave three hundred years and add nine.
(It is said) they stayed in the cave three hundred years and nine.
AND [some people assert], "They remained in their cave three hundred years"; and some have added nine [to that number].
They had remained in their cave for three hundred years, adding nine.[1]
And they remained in their cave for three hundred years, and increased by nine.
They stayed in their cave three hundred years, increased by nine.
And they remained in their cave for three hundred years and exceeded by nine.
“And they tarried in their cave three hundred years!” And they increased by nine.
And it is said they lived in the Cave for three hundred years. Others say, "Nay, add nine to that number."
And they (the Sleepers) stayed in their Cave three hundred years, adding nine (more).
They stayed in their Cave for three hundred years and added nine.
And they remained in their cave for three hundred years, and increased by nine.