Kehf suresi

Kehf suresi, 91. ayet

Kehf suresi, 91. ayet. كَذَٰلِكَ وَقَدْ أَحَطْنَا بِمَا لَدَيْهِ خُبْرًا

keẕâlik. veḳad eḥaṭnâ bimâ ledeyhi ḫubrâ.

Diyanet İşleri

İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 88–94 · surenin 91. ayeti / 110
  1. Kehf 88

    "Her kim de iman eder ve salih amel işlerse, ona mükafat olarak daha güzeli var. (Üstelik) ona emrimizden kolay olanı söyleyeceğiz."

  2. Kehf 89

    Sonra yine (doğuya doğru) bir yol tuttu.

  3. Kehf 90

    Güneşin doğduğu yere ulaşınca, onu kendileriyle güneş arasına örtü koymadığımız bir halk üzerine doğar buldu.

  4. 91

    İşte böyle. Şüphesiz biz onun yanındakileri ilmimizle kuşatmışızdır.

  5. Kehf 92

    Sonra yine bir yol tuttu.

  6. Kehf 93

    İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

  7. Kehf 94

    Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

91. Bununla birlikte bütün bunlar, Yüce Allah’ın takdiri ve bilgisi dahilinde olmuştur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Biz onun elinde ne varsa hepsini ilmimizle kuşatmıştık.” Yani biz, onun sahip olduğu muaazam sebeplerin/yolların ve hayırların ne olduğunu biliyorduk ve biz, Zulkarneyn nereye yönelip giderse bilgimizle onun yanındaydık.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Aynı şekilde ilmimiz ayrıntılı bir şekilde Zülkarneyn'in sahip olduğu güç ve otoriteyi kuşatmıştır.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. كَذَٰلِكَ kezalike işte böyle
  2. وَقَدْ ve kad ve muhakkak
  3. أَحَطْنَا ehatna biliyorduk kök: حوط
  4. بِمَا bima
  5. لَدَيْهِ ledeyhi onun yanındakini
  6. خُبْرًۭا hubran ilmimizle kök: خبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حوط (28 geçiş) · Aynı kök: خبر (52 geçiş)

    "İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn

    (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacağım."

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn

    Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn

    O da (Batı'ya gitmek istedi ve) bir yol tuttu.

  • Aynı kök: حوط (28 geçiş)

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Aynı kök: حوط (28 geçiş)

    Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi…

  • Aynı kök: خبر (52 geçiş)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

  • Aynı kök: خبر (52 geçiş)

    Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.

Mustafa İslamoğlu

onların yaşam tarzı da işte böyleydi; fakat doğrusu Biz, onun sahip olduğu tasavvuru derin bir bilgiyle kuşatmışızdır.

Muhammed Esed

(Biz onları) işte böyle (bir yaşama tarzı içinde, böyle bir düzeyde bırakmıştık ve o da onları öylece kendi hallerine bıraktı;) ve muhakkak ki sınırsız bilgimizle Biz onun zihninden geçenleri kuşatmış bulunuyorduk.

Ahmed Hulusi

İşte böyle. . . Biz Onu, ondaki ile ihata etmiştik.

Ali Bulaç

İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.

Ali Özek ve heyeti

İşte böylece onunla ilgili her şeyden haberdardık.

Ali Rıza Safa

İşte böyle. Kendisinde olan her şeyi bilgimizle kaplamıştık.

Bayraktar Bayraklı

İşte onun durumu böyledir. Onun bilgi olarak sahip olduğu her şeyi biz biliriz.

Edip Yüksel

İşte böyle... Onun her bulduğunu tamamıyla biliyorduk.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İşte böyle... Onun her bulduğunu tamamıyla biliyorduk.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte böyle. Halbuki Biz, onun yanında nelerin bulunduğunu tamamen biliyorduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Böyle, halbuki onun yanında neler vardı temamını biz biliyorduk

Erhan Aktaş

İşte böyle! Biz, onun yanında olan şeyleri bilgimizle kuşatmıştık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte böyle! Biz, onun yanında olan şeyleri bilgimizle kuşatmıştık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte böyle! Biz, onun yanında olan şeyleri bilgimizle kuşatmıştık.

Gültekin Onan

İşte böyle, onun yanında "özü kapsayan bilgi olduğunu" (veya yanında olup biten her şeyi) biz (ilmimizle) büsbütün kuşatmıştık.

Hasan Basri Çantay

İşte (Zülkarneynin işi) böyle idi. Halbuki onun yanında (neler vardı) ki biz hepsini ilm (imiz) le kuşatmışızdır.

İbni Kesir

İşte bunun gibi, onun yaptıklarının hepsini baştan başa biliyorduk Biz.

Mehmet Alagaş

(83-98) Sana İki boynuzludan / zülkarneyn’den sorarlar, de ki size onu ve onla ilgili hatıraları okuyacağım, arzı ona mekân yaptık her şeyi bir sebeple ona verdik , O da bir sebebe uydu / tabi oldu , güneşin battığı yere ulaştığında siyah balçıktan / çamurlu bir gözenin içinde onun / güneşin battığını gördü (gün batımı gözeye aksetmiş) ve gözenin yanında da bir kavim buldu, Ona, Ey Zülkarneyn ya bu kavmi azaba uğratırsın yahut onları güzellikle elde edersin dedik. O da kim zulmediyorsa ona azap ederiz, sonrasında da Rabbine geri gönderilir, O’da nasıl olacağı belirsiz bir azapla onlara azap eder dedi, Kim iman eder de ıslah edici amel işlerse ona güzel bir karşılık vardır , O’na işlerimizden / emirlerimizden kolay olanı söyleyeceğiz , sonra bir sebebe uydu / tabi oldu güneşin doğduğu yere ulaştığındaysa orada bir kavmin üzerine güneşi doğarken buldu, O kavmin güneşine karşı herhangi bir koruyucu siper yapmamıştık, Onun katında olanı her şeyi kuşatmıştık, her şeyden haberimiz vardı, sonra bir sebebe uydu / tabi oldu sonra iki set arasına vardığı zaman, iki setin dışında kalan, söz dahi anlamayan durumda ki bir kavmi buldu, dediler ki Ey Zülkarneyn, gerçekten Ye’cüc ve Me’cüc arzda bozgunculuk çıkarıyorlar, sana onlarla bizim aramızda set yapman karşılığında bir haraç versek olur mu? Rabbimin beni içinde bulundurduğu imkanlar daha hayırlıdır dedi. Bana güç / kuvvet ile yardım edin , bende onlarla sizin aranızda bir sur / radmen yapayım, bana demirin cevherlerini getirin, iki dağın arası yamaçlar, demir cevherleri ile dolarak eşitlenince körükleyin / üfürün dedi, kor haline / nar haline gelince de bana bakır getirin üzerine dökeyim dedi, artık onun arkasına geçmeye de yahut delmeye de güçleri yetmez , dedi ki bu Rabbimden bir esirgemedir / rahmettir, Rabbimin vaadi geldiğindeyse onu dümdüz edecektir, Rabbinin vaadi haktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte böyle. Onun yanında olan her şeyi büsbütün kuşatmıştık.

Süleyman Ateş

İşte (Zu'l-Karneyn) böyle (yüksek bir mevkie ve hükümranlığa sahip) idi. Onun yanında (daha) nice bilgi ve yetki bulunduğunu biliyorduk.

Süleymaniye Vakfı

İşte böyle; Biz onun (Zülkarneyn'in) yanında olan her şeyi tam olarak biliyorduk.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İşte böyle; Biz o topluğun her şeyini biliyorduk.

Şaban Britch

İşte böyle, onun yanındakilerin hepsini ilmimizle kuşattık

Şaban Piriş

İşte böyle, onun yanındakilerin hepsini baştan başa biliyorduk.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte böyle! Biz onun yanında olan her şeyi bilgimizle kuşatmıştık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

For thus We knew his thoughts and feelings as well as his mode of action.

Abdul Haleem

And so it was: We knew all about him.

Abdullah Yusuf Ali

(He left them) as they were: We completely understood what was before him.

Abul A'la Maududi

Thus was the state of those people, and We encompassed in knowledge all concerning Dhu al- Qarnayn.

Aisha Bewley

Our knowledge encompasses all that happened to him.

Al-Hilali & Khan

So (it was)! And We knew all about him (Dhul-Qarnain).

Ali Quli Qarai

So it was, and We comprehended whatever pertained to him.

Amatul Rahman Omar

That is how (it was). As for him, We alone had full knowledge of all that he had with him.

Arthur John Arberry

So; and We encompassed in knowledge what was with him.

Bijan Moeinian

I (God) know well what he was doing (therefore, this is a true story. )

E. Henry Palmer

So! And we comprehended the knowledge of what (forces) he had with him.

Edip-Layth

So it was, and We knew ahead of time about what he intended.

George Sale

Thus it was; and we comprehended with our knowledge the forces which were with him.

Hamid S. Aziz

Until when he reached the rising of the sun (furthest East), he found it rising upon a people to whom We had given no shelter there from.

Mahmoud Ghali

Thus it was, and We already encompassed in cognizance what was close to him.

Marmaduke Pickthall

So (it was). And We knew all concerning him.

Mohamed Ahmed - Samira

It was so, for We were fully informed about him.

Muhammad Asad

thus [We had made them, and thus he left them; and We did encompass with Our knowledge all that he had in mind

Mustafa Khattab

So it was. And We truly had full knowledge of him.

Progressive Muslims

So it was, and We knew ahead of time about what he intended.

Rashad Khalifa

Naturally, we were fully aware of everything he found out.

Sahih International

Thus. And We had encompassed [all] that he had in knowledge.

Sam Gerrans

Thus! — and We have encompassed what is with it in knowledge —

Shabbir Ahmed

So it was, and We knew all about him and his resources. (He helped that nation with his abundant resources that We had given him).

Syed Vickar Ahamed

(He left them) as they were, (and) We completely understood what was before him.

Taqi Usmani

Thus it was, and Our knowledge fully comprehends whatever (wealth and equipment) he had with him.

The Monotheist Group

So it was, and We knew ahead of time about what he intended.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 91. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 91. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 91. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩