Kehf suresi

Kehf suresi, 81. ayet

Kehf suresi, 81. ayet. فَأَرَدْنَآ أَن يُبْدِلَهُمَا رَبُّهُمَا خَيْرًا مِّنْهُ زَكَوٰةً وَأَقْرَبَ رُحْمًا

feeradnâ ey yübdilehümâ rabbühümâ ḫayram minhü zekâtev veaḳrabe ruḥmâ.

Diyanet İşleri

"Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 78–84 · surenin 81. ayeti / 110

Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3

  1. Kehf 78

    Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."

  2. Kehf 79

    "O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral vardı."

  3. Kehf 80

    "Çocuğa gelince, anası babası mü'min insanlardı. Onları azgınlığa ve küfre sürüklemesinden korktuk."

  4. 81

    "Böylece, Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik."

  5. Kehf 82

    "Duvar ise şehirdeki iki yetim çocuğa ait idi. Altında onlara ait bir define vardı. Babaları da iyi bir insandı. Rabbin, onların olgunluk çağına ulaşmalarını ve Rabbinden bir rahmet olarak definelerini çıkarmalarını istedi. Bunları ben kendi görüşüme göre yapmadım. İşte senin, sabredemediğin şeylerin içyüzü budur."

  6. Kehf 83

    (Ey Muhammed!) Bir de sana Zülkarneyn hakkında soru soruyorlar. De ki: "Size ondan bir anı okuyacağım."

  7. Kehf 84

    Biz onu yeryüzünde kudret sahibi kıldık ve kendisine her konuda (amacına ulaşabileceği) bir yol verdik.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

81. “Bu yüzden de Rablerinin onun yerine onlara daha dindar ve daha merhametli birini vermesini diledik.” Yani salih, tertemiz ve akrabalık bağlarını gözeten bir çocuk ihsan etmesini istedik. Çünkü öldürdüğü çocuk, eğer ergenlik yaşına ulaşmış olsaydı ana-babasını küfre ve azgınlığa sürüklemek suretiyle onlara en ileri derecede kötülük edecekti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah Teâlâ'nın o ikisine dinde ve salih olmada daha hayırlısını ve günahlardan temizlenmiş, ondan (ölen kardeşinden) ana babasına daha merhametli olan bir çocuk vermesini istedik.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَرَدْنَآ feeradna istedik ki kök: رود
  2. أَن en
  3. يُبْدِلَهُمَا yubdilehuma onun yerine versin kök: بدل
  4. رَبُّهُمَا rabbuhuma Rableri kök: ربب
  5. خَيْرًۭا hayran daha hayırlısını kök: خير
  6. مِّنْهُ minhu ondan
  7. زَكَوٰةًۭ zekaten daha temiz kök: زكو
  8. وَأَقْرَبَ ve ekrabe ve daha yakınını kök: قرب
  9. رُحْمًۭا ruhmen merhamete kök: رحم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca, hemen…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş…

  • Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    "O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral…

  • Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa…

  • Aynı kök: بدل (45 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Böylece Rablerinin onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini vermesini istemiştik.

Mustafa İslamoğlu

İşte bu yüzden istedik ki, Rableri onun yerine o ana-babaya karakter temizliği açısından ondan daha hayırlısını ve daha merhametlisini versin."

Muhammed Esed

(onu öldürürken) Rablerinin o ana babaya onun yerine ondan daha temiz seciyeli ve merhamette ondan daha ileri (başka bir çocuk) vermesini istedik."

Ahmed Hulusi

"Böylece istedik ki, Rableri onlara, o çocuktan daha hayırlı, temiz; rahmetine daha yakınını açığa çıkarsın. "

Ali Bulaç

Böylece, onlara Rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik.'

Ali Özek ve heyeti

(Devam etti:) «Böylece istedik ki, Rableri onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini versin.»

Ali Rıza Safa

"Böylece, ondan daha iyi, temiz ve daha merhametli olanı, Efendilerinin, onlara vermesini istedik!"

Bayraktar Bayraklı

"Rabblerinin onlara, ondan daha iyisini ve kendilerine karşı daha merhametli bir çocuk vermesini istedik."

Edip Yüksel

"İstedik ki Efendi'leri onun yerine kendilerine ondan daha temiz ve merhametli birini versin."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'İstedik ki Rab'leri onun yerine kendilerine ondan daha temiz ve merhametli birini versin.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İstedik ki, Rableri onun yerine kendilerine temizlikçe daha hayırlı ve merhamet bakımından daha yakınını versin.

Elmalılı Hamdi Yazır

istedik ki kendilerinin rabbı ona bedel bunlara temizlikçe daha hayırlısını ve merhametce daha yakınını versin

Erhan Aktaş

"Böylece onların Rabb'lerinin, onu, ondan daha hayırlı, daha zekat dipnot 1 ve merhamete daha yakın olanla değiştirmesini istedik."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Daha temiz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Böylece onların Rabb'lerinin, onu, ondan daha hayırlı, daha zekat dipnot 1 ve merhamete daha yakın olanla değiştirmesini istedik."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Daha temiz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Böylece onların Rabb'lerinin, onu, ondan daha hayırlı, arınmış ve merhamete daha yakın olanla değiştirmesini istedik."

Gültekin Onan

"Böylece, onlara rablerinin ondan temiz olmak bakımından daha hayırlısı, merhamet bakımından da daha yakın olanını vermesini diledik."

Hasan Basri Çantay

Diledik ki bunun yerine Rableri kendilerine temizlikçe daha hayırlısını, merhametçe daha yakınını versin".

İbni Kesir

Rabblarının o çocuktan daha temiz ve daha çok merhametli birini vermesini istedik.

Mehmet Alagaş

(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.

Rowwad Tercüme Merkezi

'Böylece Rablerinin onlara, bu çocuğun yerine daha hayırlı ve daha merhametli bir çocuk vermesini diledik.''

Süleyman Ateş

"İstedik ki Rableri onun yerine onlara ondan daha temiz, daha merhametli (ana babasına iyilik eden) birini versin."

Süleymaniye Vakfı

İstedik ki Rableri onun yerine, ondan daha temiz huylu ve merhametli olmaya daha yatkın bir çocuk versin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İstedik ki Rableri, onun yerine daha gelişkin bir yapıda dipnot 1 ve daha merhametli olabilecek bir çocuk versin.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gelişkin yapıda diye tercüme ettiğimiz زَكَاةً kelimesinin sözlük anlamı hayırlı ve berektli bir şekilde gelişmektir. (Müfredat) Bu ayetten çocukta bir gelişme probleminin olduğu ve bunun ailesini sıkıntıya soktuğu anlaşılıyor.

Şaban Britch

Rablerinin onun yerine kendilerine, ondan daha temiz ve daha merhametlisini vermesini istedik.

Şaban Piriş

Rab'lerinin ondan daha temiz ve daha merhamete yakın, hayırlı bir evlat vermesini istedik.

Yaşar Nuri Öztürk

"Diledik ki, Rableri onlara o çocuktan temizlikçe daha üstün, merhametçe daha gelişmişini versin."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"We decided", -Allah decrees and I am the instrument- to replace him by another child who would be a symbol of faith and stands manifest of kindness and mercy".

Abdul Haleem

we wished that their Lord should give them another child- purer and more compassionate- in his place.

Abdullah Yusuf Ali

"So we desired that their Lord would give them in exchange (a son) better in purity (of conduct) and closer in affection.

Abul A'la Maududi

and we desired that their Lord should grant them another in his place, a son more upright and more tender hearted.

Aisha Bewley

We wanted their Lord to give them in exchange a purer son than him, one more compassionate.

Al-Hilali & Khan

"So we intended that their Lord should change him for them for one better in righteousness and nearer to mercy.

Ali Quli Qarai

So We desired that their Lord should give them in exchange one better than him in respect of purity and closer in mercy.

Amatul Rahman Omar

`So we desired that their Lord should give them in his place (a child) superior to him in virtue and purity and more regardful to attend to the right of relationships.

Arthur John Arberry

so we desired that their Lord should give to them in exchange one better than he in purity, and nearer in tenderness.

Bijan Moeinian

It was the will of the Lord to replace him with a better, more righteous, and kinder son. "

E. Henry Palmer

So we desired that their Lord would give them in exchange a better one than him in purity, and nearer in filial affection.

Edip-Layth

"So we wanted their Lord to replace for them with one who is better than him in purity and closer to mercy."

George Sale

Wherefore we desired that their Lord might give them a more righteous child in exchange for him, and one more affectionate towards them.

Hamid S. Aziz

And as for the youth, his parents were believers, and we feared lest he should oppress them with rebellion and disbelief.

Mahmoud Ghali

So we willingly (intended) that their Lord would give them (both) in exchange a more charitable (person) in cleansing (i. e., a better, purer son) than he and nearer in tenderness.

Marmaduke Pickthall

And we intended that their Lord should change him for them for one better in purity and nearer to mercy.

Mohamed Ahmed - Samira

We hoped their Lord would give them a substitute better than him in virtue and goodness.

Muhammad Asad

and so we desired that their Sustainer grant them in his stead [a child] of greater purity than him, and closer [to them] in loving tenderness.

Mustafa Khattab

So we hoped that their Lord would give them another, more virtuous and caring in his place.

Progressive Muslims

"So we wanted their Lord to replace for them with one who is better than him in purity and closer to mercy. "

Rashad Khalifa

"We willed that your Lord substitute in his place another son; one who is better in righteousness and kindness.

Sahih International

So we intended that their Lord should substitute for them one better than him in purity and nearer to mercy.

Sam Gerrans

“And we desired that their Lord should give them in exchange one better than him in purity, and nearer in affection.

Shabbir Ahmed

And so we desired that their Sustainer grant them instead of him, a child better in purity of conduct and affection.

Syed Vickar Ahamed

"So we wanted that their Lord would give them in exchange (a son) with more purity (of actions) and closer (to them) in (his) affection.

Taqi Usmani

We, therefore, wished that their Lord would replace him with someone better than him in piety, and more akin to affection.

The Monotheist Group

"So we wanted their Lord to replace for them with one who is better than him in purity and closer to mercy."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 81. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 81. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 81. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩