Diyanet İşleri
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.
Kehf suresi · 27–31. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kehf suresi, 27. ayet. وَٱتْلُ مَآ أُوحِىَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِهِۦ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلْتَحَدًا
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O'ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.
Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni tilavet et (okuyup aktar)! dipnot 1 O'nun sözlerini (kanunlarını) değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka hiçbir sığınak da asla bulamazsın.
O halde, Rabbinin kitabından sana indirilenleri izle ve ilet! O'nun kelimelerini kimse değiştiremez: sen de O'ndan başka sığınacak birini bulamazsın.
Öyleyse, Rabbinin kitabından sana vahyedileni (insanlara) duyur. O'nun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur; Ve sen de O'ndan başka sığınacak kimse bulamazsın.
Rabbinin Kitabından (Hakikatin olan El Esma mertebesindeki BİLGİden) sana (şuuruna) vahyolunanı oku (deşifre et - kavra)! O'nun kelimelerini (açığa çıkardıklarını) değiştirecek yoktur! O'ndan başka sığınak da bulamazsın.
Sana Rabbinin Kitabından vahyedileni oku. O'nun sözlerini değiştirici yoktur ve O'nun dışında kesin olarak bir sığınacak (makam) bulamazsın.
Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
Efendinin Kitabı'ndan sana bildirileni oku. O'nun Sözlerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka sığınak da bulamazsın.
Rabbinin kitabından sana vahyolunanı oku! O'nun kelimelerini değiştirecek kimse yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
Efendinin kitabından sana vahiy edileni oku. Kelimelerini hiçbir şey değiştirip kaldıramaz ve O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. Kelimelerini hiç bir şey değiştirip kaldıramaz ve O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
Rabbinden sana vahyolunanı oku! O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın!
Öyle de ve rabbından sana vahyolunanı tilavet eyle, onun kelimatını tebdil edecek yoktur ve ondan başka bir penah bulamazsın
Ve sen, Rabb'inin Kitap'ından sana vahyedileni oku! O'nun kelimelerini dipnot 1 değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak da bulamazsın.
Ve sen, Rabb'inin Kitap'ından sana vahyedileni oku! O'nun kelimelerini dipnot 1 değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak da bulamazsın.
Ve sen, Rabb'inin Kitap'ından sana vahyedileni oku! O'nun kelimelerini dipnot 1 değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak da bulamazsın.
Sana rabbinin Kitabından vahyedileni oku. O'nun sözlerini değiştirici yoktur ve O'nun dışında kesin olarak bir sığınacak (makam) bulamazsın.
Rabbinin kitabından sana vahy olunanları oku. Onun sözlerini değişdirebilecek yokdur ve sen Ondan başka asla bir melce' de bulamazsın.
Rabbının kitabından sana vahyolunanı oku. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
(27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.
Rabbinin Kitabı'ndan sana vahyedileni oku; O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka sığınılacak bir kimse de bulamazsın.
Rabbinin sana vahyedilen Kitabını bağlantılarıyla birlikte oku. dipnot 1 Onun sözlerine denk sözler getirebilecek kimse yoktur. dipnot 2 O'ndan başka sığınılacak birini de asla bulamazsın. dipnot 3
Rabbinin Kitabından sana vahyedileni oku. O'nun sözlerinin yerine geçecek bir şey yoktur. O'ndan başka sığınacak bir yer de bulamazsın.
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O’ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku! O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O'nun kelimelerini değiştirecek hiçbir kudret yoktur. O'nun dışında bir sığınak/bir dayanak asla bulamazsın.
Kehf suresi, 28. ayet. وَٱصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِٱلْغَدَوٰةِ وَٱلْعَشِىِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُۥ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُۥ عَن ذِكْرِنَا وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ وَكَانَ أَمْرُهُۥ فُرُطًا
Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.
O'nun rızasını isteyerek Rablerine sabah akşam dua edenlerle birlikte olmaya devam et! Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme! Arzusuna uymuş ve işi gücü aşırılık olduğu için kalbini bizi hatırlamaktan habersiz kıldığımız kimseye boyun eğme! dipnot 1
Ve Rablerinin rızasını arzu ederek, sabah akşam O'na yalvarıp yakaran kimselerle birlikte sen de sabret! Dünya hayatının çekiciliğine aldanıp da sakın onları gözden çıkarma! Ve ayartıcı arzularına uyarak, işi gücü aşırı uçlarda dolaşmaya döktüğü için (akleden) kalbi kendisini zikrimize karşı duyarsızlaştıran kimselere de uyma!
Ve Rablerinin hoşnutluğunu umarak sabah akşam O'na yalvarıp yakaranlarla birlikte sen de sabret; ve dünya hayatının cazibesine kapılıp da sakın gözlerini onların üzerinden ayırma; Ve iyi ve güzel olan ne varsa hepsini terk edip (yalnızca) bencil arzularının peşine düştüğü için kalbini zikrimize karşı duyarsız kıldığımız kimseye aldırma.
O'nun vechini dileyerek, sabah - akşam Rablerine dua edenlerle beraber, nefsine (bilincine) sabret! Dünya hayatının süslü gösterilen şeylerine yönelip de, onlardan ilgini kesme! Görüşü kozası içinde bizi hatırlamaktan mahrum bırakılmış; asılsız kabullerine tabi olup, işi yapması gerekenin ötesindeki olan kimseye itaat etme!
Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.
Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme.
Efendilerinin hoşnutluğunu dileyerek, sabah ve akşam, O'na yakarışlarda bulunanlarla birlikte dirençli ol. Dünya yaşamının çekiciliğine kapılıp da gözünü onlardan ayırma. Bizim Öğretimiz konusunda yüreğini duyarsız yaptığımız, kendi tutkularına kapılan ve aşırılıklarla uğraşan kişiye uyma.
SabahakşamRabblerine O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sabret!Dünya hayatının süsünü arayarak gözlerini onlardan ayırma! Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme!
Rab'lerinin rızasını dileyerek sabah akşam hizmet edenlerle birlikte olmaya çalış. Dünya hayatının çekici materyallerini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini mesajımızdan gafil kıldığımız ve hevesine uyarak işlerini karıştıran kimseleri izleme.
Rab'lerinin rızasını dileyerek sabah akşam kulluk edenlerle birlikte olmaya çalış. Dünya hayatının çekici materyallerini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini mesajımızdan gafil kıldığımız ve hevesine uyarak işlerini karıştıran kimseleri izleme.
Sabah akşam Rablerine rızasını dileyerek dua eden kimselerle beraber nefsince sabret! Sen dünya hayatının süsünü arzu ederek onlardan gözlerini ayırma. Kalbini, Bizi anmaktan gafil kıldığımız, keyfinin ardına düşmüş ve işi aşırılık olmuş kimseye uyma!
Nefsince de o kullarla beraber sabret ki sabah akşam (her vakıt) rablarına dua eder cemalini isterler, sen Dünya ziynetini arzu ederek onlardan gözlerini ayırma ve o kimseye itaat etme ki kalbini zikrimizden gafil bırakmışız, keyfinin ardına düşmüş ve işi haddini aşmak olmuştur
Sabah akşam dipnot 1 O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini dipnot 2 zikrimizden gafil kıldığımız dipnot 3 , tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme dipnot 4 .
Sabah akşam dipnot 1 O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini dipnot 2 zikrimizden gafil kıldığımız dipnot 3 , tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme. dipnot 4
Sabah akşam dipnot 1 O'nun yoluna yönelerek, Rabb'ine çağrıda bulunanlarla beraber olmada sabırlı ol. Dünya hayatının çekiciliğine kanarak gözlerini onlardan ayırma. Kalbini dipnot 2 zikrimizden gafil kıldığımız dipnot 3 , tutkularına uymuş, işi aşırılık olan kimseye boyun eğme.
Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi hevasına uyan ve buyrultusunda (isteklerinde) aşırı olana uyma.
Sabah, akşam Rablerine, (sırf) Onun cemalini dileyerek, düaa edenlerle beraber candan sabr (u sebat) et. Dünya hayaatının zinetini arzu edib de gözlerini onlardan ayırma. Kalbine bizi anmakdan gaflet verdiğimiz, heva ve hevesine uymuş, işinde haddi aşmış kimselere boyun eğme.
Sabah akşam Rabblarının rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber, sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini onlardan ayırma. Bizi anmasını unutturduğumuz, heva ve hevesine uymuş, haddi aşmış kimselere itaat etme.
(27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.
Sabah, akşam Rablerinin yüzünü dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini arzulayarak, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, heva/arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme!
Nefsini, sabah akşam, rızasını isteyerek Rablerine yalvaranlarla beraber tut (onlarla beraber bulunmağa candan sabret). Gözlerin, dünya hayatının süsünü isteyerek onlardan başka yana sapmasın. Kalbini bizi anmaktan alıkoyduğumuz keyfine uyan ve işi, hep aşırılık olan kişiye itaat etme.
Rablerinin rızasını kazanmaya odaklanarak öğlen vakti ve akşam üzeri ona dua edenlerle beraber sen de sabret / duruşunu bozma! Dünya hayatının süsüne kapılarak gözlerin onlardan başka tarafa kaymasın. dipnot 1 Kalbini zikrimize (Kur'an'a) karşı ilgisiz bulduğumuz, arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olanlara da boyun eğme. dipnot 2
Rablerinin yüzlerine bakmasını isteyerek sabah akşam ona yalvaranlarla birlikte sen de sabret dipnot 1 . Dünya hayatının çekiciliğine kapılıp gözlerini onlardan ayırma. Gönlünü zikrimize (Kur'an'a) karşı ilgisiz bulduğumuz, arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kişiye uyma.
Sabah, akşam Rablerinin yüzünü/rızasını dileyerek O’na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini arzulayarak, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, heva/arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme!
Sabah, akşam Rab'lerinin rızasını dileyerek O'na dua edenlerle beraber sen de sabret. Dünya hayatının süslerini isteyip, gözünü onlardan ayırma. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, arzularına uymuş ve işi taşkınlık olan kimseye itaat etme!
Benliğini, sabah akşam yüzünü isteyerek rablerine yalvaranlarla beraber tut. İğreti dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırıp uzaklaştırma. Ve sakın, kalbini bizim zikrimizden / Kur'anımızdan gafil koyduğumuz, boş arzularına uymuş kişiye boyun eğme. Böylesinin işi hep aşırılıktır.
Kehf suresi, 29. ayet. وَقُلِ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ إِنَّآ أَعْتَدْنَا لِلظَّٰلِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا۟ يُغَاثُوا۟ بِمَآءٍ كَٱلْمُهْلِ يَشْوِى ٱلْوُجُوهَ بِئْسَ ٱلشَّرَابُ وَسَآءَتْ مُرْتَفَقًا
De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin." Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.
De ki: "Hak (gerçek), Rabbinizdendir." dipnot 1 Öyle ise dileyen iman etsin; dileyen inkâr etsin! dipnot 2 Biz, zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki (ateşten) duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Yardım dileyecek olsalar, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile yardım edilir. Ne fena bir içecektir o ve ne kötü bir kalma yeridir orası!
Ve de ki: "Mutlak hakikate (atıf olan bu mesaj) Rabbimizdendir: Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin!" İşin gerçeği Biz, (nefislerine kıyan) o zalimler için kendilerini kat kat sarıp sarmalayacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar susayıp da su istediklerinde, suratlarını kavuran yanık yağ tortusu gibi bir su sunulur: ne berbat bir içecektir o ve ne fena bir makamdır orası...
Ve de ki: "(Bu) hak, Rabbinizden (gelmiş)tir: Artık ona dileyen inansın, dileyen reddetsin". Gerçek şu ki, Biz, (sunduğumuz hakikati teperek kendi kendilerine) yazık edenler için dalga dalga yükselen alev katmanlarıyla onları çepeçevre kuşatacak bir ateş hazırladık; öyle ki, onlar su istediklerinde ergimiş kurşunu andıran ve yüzlerini kavuran bir su verilecek onlara: ne korkunç bir sudur o ve ne kötü bir duraktır orası!
De ki: "Hak Rabbinizdendir! İsteyen iman etsin, isteyen inkar etsin!" Doğrusu biz, zalimler için dev dalgalar halinde öyle bir ateş hazırlamışız ki, onları her yönden kuşatmıştır! Eğer yardıma çağırsalar; erimiş maden benzeri, yüzleri pişiren bir su ile yardımlarına koşulur! O ne kötü içecek, o ne kötü yaşam ortamı!
Ve de ki: "Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.
Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!
De ki: "Gerçek, Efendinizdendir. Artık, isteyen inansın; isteyen inkar etsin!" Aslında, haksızlık yapanları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir suyla yardım edilir. Ne kötü bir içecektir; ne kötü bir dinlenme yeridir.
De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Susuzluktan imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!"
De ki: "Bu gerçek senin Efendindendir." Dileyen onaylasın, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için onları çepeçevre saracak bir ateş hazırladık. Onlar her ne zaman feryad ederek yardım isteseler, derişik asit gibi yüzleri haşlayan bir su sunulur. Ne kötü bir içecek, ne kötü bir son!
De ki, 'Bu gerçek senin Rabbindendir.' Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için onları çepeçevre saracak bir ateş hazırladık. Onlar her ne zaman feryad ederek yardım isteseler, derişik asit gibi yüzleri haşlayan bir su sunulur. Ne kötü bir içecek, ne kötü bir son!
Ve de ki: "O hak Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin! Çünkü Biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışızdır ki, serdakları (duvarları) kendilerini kuşatmıştır. Eğer yardım isterlerse, yüzleri çeviren erimiş cesed gibi bir su ile yardım edilirler. O ne fena içki ve o ne kötü kurultay!
Ve de ki: o hak rabbınızdandır, artık dileyen iyman etsin, dileyen küfr, çünkü biz, zalimler için öyle bir ateş müheyya kılmışızdır ki sertakları kendilerini kuşatmaktadır ve eger istigase ederlerse erimiş cesed gibi bir su ile imdad edilirler, yüzleri civirir, o ne fena içki ve o ne fena kurultay!
De ki: "Hakk dipnot 1 Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.
De ki: "Hakk dipnot 1 Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Kuşkusuz Biz, zalimler için bir ateş hazırladık. Çadır gibi onları kuşatan. Eğer yardım isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.
De ki: "Hakk dipnot 1 Rabb'inizdendir. O halde dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." Biz, zalimler için duvar gibi onları çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Eğer yağmur yağsın isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir! Ve ne kötü bir barınma yeridir.
Ve de ki: "Hak rabbinizdendir; artık dileyen inansın, dileyen küfretsin. Şüphesiz biz zalimlere bir ateş hazırlamışız, onun duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Eğer onlar yardım isterlerse, katı bir sıvı gibi yüzleri kavurup yakan bir su ile yardım edilirler. Ne kötü bir içkidir o ve ne kötü bir destektir.
De ki: "O (Kur'an) Rabbimizden (gelen bir) hakdır. Artık dileyen iman etsin, dileyen gavur olsun. Hakıykat biz, zaalimlere öyle bir ateş hazırladık ki (etrafını saran) dıvar (lar) ı çepçevre kendilerini kuşatmış (kuşatacak) dır. Eğer onlar (susuzlukdan) feryad ve istimdad ederlerse (kaynamış ve) kalın bir mayi'a benzeyen, yüzleri kavuran bir su ile imdad olunacaklardır. O, ne fena içecekdir! (O ateş) ne kötü bir dayanakdır!
De ki: Gerçek, Rabbınızdandır. İsteyen inansın, isteyen inkar etsin. Şüphesiz ki zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmış bir ateş hazırlamışızdır. Onlar feryad edip yardım dilediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. O, ne kötü içecek ve ne kötü duraktır.
(27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.
De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen kâfir olsun.” Biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir sığınaktır.
De ki: "Bu gerçek, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Çünkü biz zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı onları kuşatmıştır. Eğer (susuzluktan) feryad edip yardım isteseler erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile kendilerine yardım edilir! O ne kötü bir içecektir ve ne kötü bir dayanacak(koltuk)dur!
De ki: Bu gerçek /Kur'an Rabbinizdendir. Artık (inanmayı) tercih eden inansın, (inanmamayı) tercih eden kafirlik etsin. dipnot 1 Biz yanlışlara dalan kimseler için alevleri kendilerini kuşatacak bir ateş hazırladık. (Susuzluktan) feryad ederlerse erimiş madene benzeyen ve yüzleri kavuran bir su ile imdatlarına yetişilir. Ne kötü içecektir o su, ne kötü bir dinlenme yeridir orası! dipnot 2
De ki "Bu doğrular Rabbinizdendir. İmanı tercih eden inanıp güvensin, görmezlikten gelmeyi tercih eden de kafir olsun dipnot 1 . Yanlış yapanlar için perdesi kendilerini kuşatacak dipnot 2 bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse onlara, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su verilir. Ne kötü içecektir o; ne kötü yerdir orası!
De ki: Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen küfretsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş kurşun gibi yüzleri kavuran bir su verilir. O, ne kötü bir içecektir, (ateş) ne kötü bir dayanaktır.
De ki: -Hak Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Biz zalimler için, duvarları kendilerini çepeçevre kuşatan bir ateş hazırladık. Yardım isterlerse, onlara erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardım edilir. O, ne kötü bir içecektir, ne kötü bir dayanaktır.
Ve de ki: "Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen inansın, dileyen inkar etsin." Biz, zalimler için öyle bir ateş hazırladık ki, çadırı/duvarı/dumanı onları çepeçevre kuşatmıştır. Eğer yardım dileseler, erimiş maden gibi yüzleri pişiren bir su ile yardımlarına koşulur. O ne kötü içecek, o ne kötü sığınak/dayanak!
Kehf suresi, 30. ayet. إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا
Gerçek şu ki, iman edip iyi işler yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.
İman edip iyi işler yapanlar (bilmelidir ki), biz güzel iş yapanların ödülünü boşa çıkarmayacağız. dipnot 1
Ne ki, iman eden ve (o imana uygun) değerler üreten kimselere gelince: Şu kesin ki Biz, güzel bir eylem ortaya koyanın emeğini asla zayi etmez.
(Ama) imana erip de dürüst ve erdemli davrananlara gelince: iyi ve güzel olanı yapmakta sebat gösterenlerin emeğini elbette zayi etmeyiz:
Muhakkak ki (Allah ismiyle işaret edilenin Esma özellikleriyle zahir oluşuna, Ahad - Samed oluşuna) iman edip imanın gereği olan düzgün çalışmalar yapanlar var ya; doğrusu iyi çalışmalarının karşılığını asla boşa çıkarmayız!
Şüphesiz iman edip salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.
İman edenler ve salih ameller işleyenler (bilmelidirler ki) biz, salih amel işleyenlerin ecrini zâyi etmeyiz.
Aslında, inanmış olarak erdemli edimler yapanlar; kuşkusuz, güzel edimler yapanları ödülsüz bırakmayız.
İman edip de iyi davranışlarda bulunanlar bilmelidirler ki biz, güzel iş yapanların ödülünü vermemezliketmeyiz.
Gerçeği onaylayıp erdemli davrananlara gelince, elbette biz iyi işlerde bulunanların ödülünü yitirmeyiz.
İnanıp erdemli davrananlara gelince, elbette biz iyi işlerde bulunanların ödülünü yitirmeyiz.
İman edip iyi iyi amel işleyenlerin, şüphesiz ki, Biz öyle güzel işler yapanların mükafatını zayi etmeyiz.
Amma iyman edip salih salih ameller işliyenler, şüphe yok ki biz öyle güzel amel işliyenin ecrini zayi' etmeyiz
Gerçek şu ki; iman edip salihatı dipnot 1 yapanlara gelince, Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.
Gerçek şu ki; iman edip salihatı dipnot 1 yapanlara gelince, Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.
Gerçek şu ki; iman edip salihatı dipnot 1 yapanlara gelince; Biz, iyi bir iş yapan hiç kimsenin yaptığını karşılıksız bırakmayız.
Şüphesiz inanıp salih amellerde bulunanlar ise; biz gerçekten en güzel davranışta bulunanın ecrini kayba uğratmayız.
İman edib de güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunanlarla gelince:) Biz, şübhe yok ki, iyi amel ve hareket edenin mükafatını zaayi etmeyiz.
Muhakkak ki iman edip, salih amel işleyenlere gelince; muhakkak ki Biz; iyi hareket edenlerin ecrini zayi etmeyiz.
(27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.
Gerçek şu ki, iman edip salih ameller yapanlara gelince, elbette biz iyi iş yapanların ecrini zayi etmeyiz.
Onlar ki inandılar ve iyi işler yaptılar; elbette biz işi güzel yapanın ecrini zayi etmeyiz.
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlara gelince, biz güzel işler yapanların ödülünü zayi etmeyiz. dipnot 1
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar bilsinler ki biz, güzel işler yapanların ödülünü eksiltmeyiz.
İman edip, salih amellerde bulunanlar, elbette biz, güzel amel işleyenlerin ecrini zayi etmeyiz.
İman edip, doğruları yapanlar, elbette biz, iyi hareket edenlerin ecrini zayi etmeyiz.
İman edip hayra ve barışa yönelik ameller sergileyenlere gelince, kuşkusuz ki biz, güzel iş yapanların ödülünü yitirmeyeceğiz.
Kehf suresi, 31. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا
İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!
İşte onlara, altlarından ırmaklar akan durmaya değer cennetler dipnot 1 vardır. Onlar orada koltuklara kurularak altın bileziklerle süslenip bezenecek; ince ve kalın ipekli kumaştan yeşil elbiseler giyecekler. dipnot 2 Ne güzel karşılıktır o ve ne güzel kalma yeridir orası!
İşte ayaklarının altından ırmakların çağladığı ve mutluluğun üretildiği merkezler olan cennetleri böyleleri için hazırladık. Orada onlara altın künyeler-bilezikler takılacak; dahası ince ve kalın ipekten sırmalı yeşil elbiseler giyerek oradaki tahtlarına kurulacaklar: Ne güzel bir ödül ve ne hoş bir makamdır orası...
İçlerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı ebedi mutluluk, esenlik bahçeleri işte böylelerinin olacaktır; orada onlara altın bilezikler takılacak; yeşil ipekli ve işlemeli giysiler giyinecekler ve orada (yumuşak) divanlarda yaslanıp oturacaklar: Bu ne güzel bir karşılık, bu ne güzel bir dinlenme yeri!
İşte bunlar için altlarından ırmaklar akan ADN cennetleri vardır; orada altın bileziklerle süslenirler; ince veya kalın ipekten yeşil giysiler giyip koltuklar üzerine dayanıp kurulurlar. . . O ne güzel karşılık ve ne güzel yararlanma yeri. (Misal yollu cennet yaşamı anlatımı; bakınız: Ra'd: 35, Muhammed: 15. A. H. )
Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.
İşte böyleleri için,(ağaçları) altından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezik takınırlar; sedirler üzerinde oturmuş oldukları halde, ince ve kalın ipekten yeşil bir elbise giyerler. Ne güzel karşılık ve ne güzel kalma yeri!
İşte onlar için, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Altın bileziklerle süslenirler, yeşil ince ipekten ve işlenmiş atlastan giysiler giyinirler, divanlara uzanırlar. Ne güzel bir karşılıktır; ne güzel bir dinlenme yeridir.
İşte onlara, içinde ırmaklar akan adn cennetleri vardır. Onlar 'Adn cennetlerinde tahtlar üzerinde kurularak orada altın bileziklerle bezenecekler; ince ve kalın ipeklerden yeşil elbiseler giyecekler. Ne güzel karşılık ve ne güzel bir kalma yeri!
Onlar için, içlerinden ırmaklar akan Adn bahçeleri vardır. Orada altından bileziklerle süslenirler, ipek ve kadifeden dokunmuş yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir ödül ve ne güzel bir durak...
Onlar için, içlerinden ırmaklar akan Adn bahçeleri (cennetleri) vardır. Orada altından bileziklerle süslenirler, ipek ve kadifeden dokunmuş yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir ödül ve ne güzel bir durak…
İşte onlara Adn cennetleri vardır; altlarından ırmaklar akar; orada altın bileziklerle süslenecekler; ince ve kalın ipeklerden yeşil elbiseler giyecekler; tahtlar üzerine dayanıp kurulacaklar. O ne güzel mükafat, ne güzel kurultay!
Öyleler, işte onlara Adn Cennetleri var, altlarından nehirler akar, orada altın bileziklerden ziynetlenecekler, sündüs ve istebraktan yeşil esvab giyecekler, erikeler üzerine dayanıp kurulacaklar o, ne güzel sevab ve ne güzel kurultay!
İşte onlara Adn Cennetleri vardır. Onların içinden nehirler akar. Orada, altından bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma yeri!
İşte onlara Adn Cennetleri vardır. Onların içinden nehirler akar. Orada, altından bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma yeri!
İşte onlara Adn Cennetleri vardır. Onların içinden nehirler akar. Orada, altından bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma yeri!
Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup dayanırlar. (Bu) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.
Onlar (işte böyledir). Altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır. Orada tahtlar üzerinde kurularak, orada altın bileziklerle belertecekler, ince dibadan, kalın dibadan yeşil elbiseler giyeceklerdir. Ne güzel sevab, ne güzel dayanak!
İşte onlara; altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerine otururlar. O ne güzel mükafat ve ne güzel duraktır.
(27-31) Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku , O’nun kelime lerinde değişim yoktur , O’nun dışında bir sığınak ta bulamazsın, Rablerinin yüzünü murad ederek sabah akşam Rablerine dua edenlerle beraber kendinde sabret , Dünya hayatının süsünü murad ederek asla onlardan gözlerini ayırma, Kalbini bizi hatırlamaktan gafil ettiğimize de asla uyma / itaat etme, O, havai keyfine uymaktadır işinde de aşırıya kaçar / ifrata kaçar. Gerçek olan / hak olan Rabbinizdendir, İsteyen iman eder isteyen yok sayar, zalimler için ateş hazırladık. Yoğun dumanı onları çevreler. Yardım dilediklerinde onlara erimiş maden gibi bir su ile yardım edilir, O erimiş maden , yüzleri kavurur / haşlar ne kötü içecektir ne kötü refakat yeridir. İman edenleri ve ıslah edici ameller işleyenler i, biz güzel amel işleyenler den kim varsa ücretlerini zayi etmeyiz, onlar adn cennetindedirler onların altlarından nehirler akar, orada altından bilezikler ile süslenecekler İnce ve kalın ipek kumaşlardan yeşil kıyafetler giyecekler, orada koltuklar üzere oturacaklardır, ne güzel ödül / sevap, ne güzel refakat yeri.
Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükâfat! (Cennet) Ne güzel bir konak!
Onlar öyle kimselerdir ki kendileri için Adn cennetleri vardır. Altlarından ırmaklar akar. Orada altın bileziklerle bezenirler; ince ipekten yeşil giysiler giyerek koltuklar üzerine yaslanırlar. Ne güzel sevap ve ne güzel dayanacak (koltuk)!
İşte Adn cennetleri onlar içindir. Alt taraflarından ırmaklar akacak, onlara altın bileklikler takılacak, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyecekler ve orada koltuklara kurulacaklardır. dipnot 1 Ne güzel ödüldür o, ne güzel dinlenme yeridir orası! dipnot 2
Kalıcı cennetler (bahçeler) işte onlar içindir. Önlerinden ırmaklar akacak, altın bilekliklerle süslenecekler, ince ipekten ve atlastan yeşil elbiseler giyecekler ve koltuklara kurulacaklardır. Ne güzel karşılıktır o, ne güzel çevredir orası!
Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükâfat! (Cennet) Ne güzel bir barınak!
Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükafat, Ne güzel nimetler!
Bunlar için, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyip koltuklar üzerine kurulacaklar. O ne güzel karşılık, o ne güzel dayanak!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.