Diyanet İşleri
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
Kehf suresi
Kehf suresi, 61. ayet. فَلَمَّا بَلَغَا مَجْمَعَ بَيْنِهِمَا نَسِيَا حُوتَهُمَا فَٱتَّخَذَ سَبِيلَهُۥ فِى ٱلْبَحْرِ سَرَبًا
felemmâ belegâ mecme`a beynihimâ nesiyâ ḥûtehümâ fetteḫaẕe sebîlehû fi-lbaḥri serabâ.
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3
Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.
Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti" dedi.
Musa: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
61. “Nihâyet onlar” yani Mûsâ ve yanındaki delikanlı “iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular.” Beraberlerinde azık olarak aldıkları ve yedikleri bir balık vardı. Yüce Allah, ona: Bulmak istediğin kulumuz balığı kaybedeceğiniz yerdedir, diye vahyetmişti. Nihâyet bu balık, denizde kanal misali bir yol tutup gözden kayboldu. Bu, bir mucizedir. Müfessirlerin açıkladıklarına göre azık olarak yanlarında aldıkları balık, oraya ulaşınca denizin nemi ona ulaştı ve o da Allah’ın izniyle canlanıp denizde kendisine bir yol bularak denizdeki diğer canlılara katıldı.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yürümeye devam ettiler. İki denizin birleştiği yere ulaştıklarında kendilerine azık olarak almış oldukları balıklarını unuttular. Allah Teâlâ balığı diriltti ve ardından balık denizde suyun kapatmadığı tünel gibi bir yerden yol bulup gitti.
Aynı kök: حوت (5 geçiş) · Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: نسي (45 geçiş)
Genç, "Gördün mü! Kayaya sığındığımız sırada balığı unutmuşum. –Doğrusu onu sana söylememi bana ancak şeytan unutturdu- Balık şaşılacak bir şekilde…
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: بحر (42 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
Aynı kök: حوت (5 geçiş) · Aynı kök: بحر (42 geçiş)
(Ey Muhammed!) Onlara, deniz kıyısında bulunan kent halkının durumunu sor. Hani onlar Cumartesi (yasağı) konusunda haddi aşıyorlardı. Zira tatil…
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: نسي (45 geçiş)
Musa, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: بحر (42 geçiş)
"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral…
Aynı kök: سرب (4 geçiş)
(O'na göre) içinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir.
Aynı kök: سرب (4 geçiş)
İnkar edenlere gelince; onların amelleri ıssız bir çöldeki serap gibidir. Susamış kimse onu su sanır. Yanına geldiğinde hiçbir şey bulamaz. (Tıpkı…
Aynı kök: سرب (4 geçiş)
Dağlar yürütülür, serap haline gelir.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İki denizin birleştiği yere dipnot 1 varınca balıklarını unutmuşlardı. Balık da denizde bir yol tutmuştu (gözden kaybolup gitmişti).
Fakat iki (denizin) birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unutmuşlardı bile; nitekim o (balık) da kendi yoluna koyulup denizde gözden kayboldu.
Fakat iki (denizin) birleştiği yere vardıklarında balıkları bütünüyle akıllarından çıktı ve denize dalıp gözden kayboldu.
Vaktaki iki denizin arasının birleştiği yere vardılar, balıklarını unuttular. . . Bunun üzerine o (balık) da o denizde yolunu bulup gitmişti!
Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.
Her ikisi, iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. Balık, denizde bir yol tutup gitmişti.
İki denizin birleştiği yere ulaştıklarında, balıkları akıllarından çıkmıştı. Bu arada, denizin içine doğru yolunu tuttu.
Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaşınca, balıklarını unuttular. Derken balık da yolunu bulup denize dalarak gözden kayboldu.
İki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Sinsice kayıp denizin yolunu tuttu.
İki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Sinsice kayıp denizin yolunu tuttu.
Bunun üzerine ikisi de iki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. O zaman balık denizde bir deliğe doğru yolunu tutmuştu.
Bunun üzerine ikisi bir vaktaki iki deniz arasının cemolduğu yere vardılar balıklarını unuttular o vakıt o, denizde bir deliğe yolunu tutmuştu
İkisinin arasının dipnot 1 birleştiği yere ulaştıklarında hutlarını dipnot 2 unuttular. O da denizin derinliklerine doğru kendi yolunu tuttu.
İkisinin arasının dipnot 1 birleştiği yere ulaştıklarında hutlarını dipnot 2 unuttular. O da denizin derinliklerine doğru kendi yolunu tuttu.
İkisinin arasının dipnot 1 birleştiği yere ulaştıklarında hutlarını dipnot 2 unuttular. O da denizin derinliklerine doğru kendi yolunu tuttu.
Böylece ikisi, iki (deniz)in birleştiği yere ulaşınca balıklarını unutuverdiler; (balık) denizde bir akıntıya doğru (veya bir menfez bulup) kendi yolunu tuttu.
Bunun üzerine onlar bu iki (deniz) arasının birleşik yerine ulaşınca balıklarını unutdular. (Balık) denizde bir deliğe doğru yolunu tutmuşdu.
İkisi, iki denizin birleştiği yere gelince; balıklarını unuttular. O, bir delikten kayıp denizi boyladı.
(56-62) Biz elçileri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz , inkâr edenler hakkı batıl ile çürütmek isterler , ayetlerle ve uyarıldıkları şeylerle alay ederler. En zalim kişi; Rabbinin ayetleri hatırlatıldığında ondan sırt çeviren ve elleriyle yapıp takdim ettiklerini unutan kişidir , biz onların kalpleri üzerine onu anlamalarını engelleyen bir perde geçirdik, kulaklarında da bir ağırlık vardır , e ğer sen onları hidayete çağırırsan, onlar ebediyen hidayete eremezler , Rabbin bağışlayıcı ve rahmet sahibidir, e ğer Allah, kazandıkları yüzünden onları cezalandıracak olsaydı, onlara azabı hemen verirdi, ama onların belirlenmiş saatleri var , (Randevu saati) Onlar, O'nun dışında hiçbir sığınak bulamayacaklardır , bunlar zalim olduklarında helak ettiğimiz memleketlerdendirler, onları da helak etmek için bir zaman belirledik.
Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular. O da denizde bir yol tutup gitti.
İkisi (yürüdüler), iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular, (balık) sıyrılıp denizde yolunu tuttu.
İki denizin birleştiği yere vardıklarında balıklarını unuttular. Balık kayıp giderek denize doğru bir yol buldu.
İki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. O da kayarak denize doğru yollandı.
Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular. O da denizde bir yol tutup gitti.
Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında balıklarını unuttular. O da denizde kaybolup gitti.
Bu ikisi, iki denizin birleştiği yere vardıklarında, balıklarını unuttular. Bunun üzerine balık da denizde bir deliğe doğru yola koyuldu.
And when they had reached the junction of the two waters they forgot that they had carried a fish for their meal –Mussa was probably ordered to carry a fish-. The fish in a supernatural way, had stealthily found its way to the sea where it disappeared.
but when they reached the place where the two seas meet, they had forgotten all about their fish, which made its way into the sea and swam away.
But when they reached the Junction, they forgot (about) their Fish, which took its course through the sea (straight) as in a tunnel.
But when they reached the point where the two rivers meet, they forgot their fish, and it took its way into the sea, as if through a tunnel.
But when they reached their meeting-place, they forgot their fish which quickly burrowed its way into the sea.
But when they reached the junction of the two seas, they forgot their fish, and it took its way through the sea as in a tunnel.
So when they reached the confluence between them, they forgot their fish, which found its way into the sea, sneaking away.
But when they reached the confluence (where the two rivers met) they forgot (all about) their fish (which they had brought with them) so that it took its way straight into the river burrowing (in to it).
Then, when they reached their meeting, they forgot their fish, and it took its way into the sea, burrowing.
When they reached the point [where they were supposed to meet the wise man, ] they totally forgot about the fish that they were carrying. The fish, thus jumped into the water and disappeared.
But when they reached the confluence of the two they forgot their fish, and it took its way in the sea with a free course.
But when they did reach the junction between, they forgot their fish, and it was able to make its way back to the sea in a stream.
But when they were arrived at the meeting of the two seas, they forgot their fish, which they had taken with them; and the fish took its way freely in the sea.
And when Moses said to his servant, "I will not cease until I reach the confluence of the two seas, though I go on for years. "
Then, as soon as they reached the junction between the two (seas), they forgot their whale; (Or: large fish) so it took for itself its way into the sea, burrowing.
And when they reached the point where the two met, they forgot their fish, and it took its way into the waters, being free.
When they reached the confluence they forgot the fish (they had brought as food) which swiftly made its way into the sea.
But when they reached the junction between the two [seas], they forgot all about their fish, and it took its way into the sea and disappeared from sight.
But when they ˹finally˺ reached the point where the seas met, they forgot their ˹salted˺ fish, and it made its way into the sea, slipping away ˹wondrously˺.
But when they did reach the junction between, they forgot their fish, and it was able to make its way back to the sea in a stream.
When they reached the point where they met, they forgot their fish, and it found its way back to the river, sneakily.
But when they reached the junction between them, they forgot their fish, and it took its course into the sea, slipping away.
Then when they reached their meeting between them, they forgot their fish; and it took its path into the sea, tunnelling.
But when Moses with his young friend reached the junction of the two streams, they forgot all about the fish, and it took its way into the sea and disappeared from sight. (Moses found himself caring little for the delicacies of life from then on).
But when they reached the Junction of two seas, they forgot their Fish, which made its way through the sea (straight) as if (it was) in a tunnel.
So, when they reached the meeting point of the two seas, they forgot their fish, and it made its way into the sea as in a tunnel.
But when they reached the junction that was in-between, they forgot their fish, and it was able to make its way back to the sea in a stream.