Kehf suresi

Kehf suresi, 96. ayet

Kehf suresi, 96. ayet. ءَاتُونِى زُبَرَ ٱلْحَدِيدِ حَتَّىٰٓ إِذَا سَاوَىٰ بَيْنَ ٱلصَّدَفَيْنِ قَالَ ٱنفُخُوا۟ حَتَّىٰٓ إِذَا جَعَلَهُۥ نَارًا قَالَ ءَاتُونِىٓ أُفْرِغْ عَلَيْهِ قِطْرًا

âtûnî zübera-lḥadîd. ḥattâ iẕâ sâvâ beyne-ṣṣadefeyni ḳâle-nfüḫû. ḥattâ iẕâ ce`alehû nâran ḳâle âtûnî üfrig `aleyhi ḳiṭrâ.

Diyanet İşleri

"Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, "Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım" dedi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 93–99 · surenin 96. ayeti / 110
  1. Kehf 93

    İki dağ arasına ulaşınca, bunların önünde, neredeyse hiçbir sözü anlamayan bir halk buldu.

  2. Kehf 94

    Dediler ki: "Ey Zülkarneyn! Ye'cüc ve Me'cüc (adlı kavimler) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktadırlar. Onlarla bizim aramıza bir engel yapman karşılığında sana bir vergi verelim mi?"

  3. Kehf 95

    Zülkarneyn, "Rabbimin bana verdiği (imkan ve kudret, sizin vereceğiniz vergiden) daha hayırlıdır. Şimdi siz bana gücünüzle yardım edin de, sizinle onların arasına sağlam bir engel yapayım" dedi.

  4. 96

    "Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, "Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım" dedi.

  5. Kehf 97

    Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.

  6. Kehf 98

    Zülkarneyn, "Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir" dedi.

  7. Kehf 99

    O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

96. “Bana demir kütleleri getirin” dedi. Onlar da bu demir parçalarını getirip verdiler. “Nihâyet” aralarında seddi bina ettiği “dağların iki yanını (demir kütleleriyle doldurtup) denkleştirdiği vakit: “Körükleyin!” dedi.” Çok büyük bir ateş yaktılar ve içinde bakırı eritmek maksadı ile ateşin daha da alevlenmesi için körükler kullandılar. Demir kütlelerinin birbirine kaynaşmasını için hazırladığı bakır eridikten sonra da “Getirin de üzerine erimiş bakır dökeyim, dedi.” Böylelikle demirin üzerine erimiş bakırı döktü ve bu suretle set müthiş bir sağlamlığa kavuştu. Böylece onun öte tarafında bulunan insanlar Ye’cüc ile Me’cüc’den gelecek zararlara karşı korunmuş oldular.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bana demir madeni getirin. Ona demir madeni getirdiler, iki dağ arasında inşa etmeye başlayıp iki dağ arasındaki boşluğu dağlarla bir hizaya getirince çalışan işçilere: "Bu demir madenin üzerine ateşi körükleyin." dedi. Demir madenini eritip kor gibi yapınca: "Bana bakır getirin bunun üzerine dökeyim." dedi.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ءَاتُونِى atuni bana getirin kök: اتي
  2. زُبَرَ zubera kütleleri kök: زبر
  3. ٱلْحَدِيدِ ۖ l-hadidi demir kök: حدد
  4. حَتَّىٰٓ hatta o kadar ki
  5. إِذَا iza
  6. سَاوَىٰ sava aynı seviyeye getirince kök: سوي
  7. بَيْنَ beyne arasını kök: بين
  8. ٱلصَّدَفَيْنِ s-sadefeyni iki dağın kök: صدف
  9. قَالَ kale dedi kök: قول
  10. ٱنفُخُوا۟ ۖ nfuhu üfleyin! kök: نفخ
  11. حَتَّىٰٓ hatta nihayet
  12. إِذَا iza
  13. جَعَلَهُۥ cealehu onu sokunca kök: جعل
  14. نَارًۭا naran bir ateş haline kök: نور
  15. قَالَ kale dedi kök: قول
  16. ءَاتُونِىٓ atuni getirin bana kök: اتي
  17. أُفْرِغْ ufrig dökeyim kök: فرغ
  18. عَلَيْهِ aleyhi üzerine
  19. قِطْرًۭا kitran erimiş katran kök: قطر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: نفخ (20 geçiş)

    O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

  • Aynı kök: صدف (5 geçiş)

    De ki: "Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah'tan başka onu size (geri) getirecek ilah…

  • Aynı kök: صدف (5 geçiş)

    (156-157) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik" demeyesiniz,…

  • Aynı kök: قطر (5 geçiş) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Gömlekleri katrandandır. Yüzlerini de ateş bürüyecektir.

  • Aynı kök: نفخ (20 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    (28-29) Hani Rabbin meleklere, "Ben kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Onu düzenleyip içine ruhumdan üflediğim…

  • Aynı kök: نفخ (20 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    Sonra onu şekillendirip ona ruhundan üfledi. Sizin için işitme, görme ve idrak duygularını yarattı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!

  • Aynı kök: نفخ (20 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş)

    "Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin."

  • Aynı kök: قطر (5 geçiş)

    Eğer Medine'nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bana demir kütleleri getirin!" Sonunda dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince "Üfleyin (körükleyin)!" demişti. Onu kor hâline sokunca da "Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim." demişti.

Mustafa İslamoğlu

(şimdi) bana demir plakalar getirin!" Nihayet iki dik yamaç arasındaki (boşluk) doldurulup düz hale gelince onlara "Körükleyin!" dedi. Sonunda demir akkor halini alınca, "Onun üzerine dökmek için bana ergimiş bakır getirin!" dedi.

Muhammed Esed

"Bana demir külçeleri getirin!" derken, demir (külçelerini) yığıp, iki yar arasındaki boşluğa doldurunca (onlara) "(Bir ocak kurun ve) körükleyin!" dedi. Nihayet, (demir iyice) kor haline gelince, "Bana ergimiş bakır getirin bunun üzerine dökeyim" dedi.

Ahmed Hulusi

Bana demir kütleleri getirin. . . Nihayet iki taraf arasını eşitleyince: "Nefhedin = körükleyin" dedi. . . Ta ki onu (demiri) kor haline getirince, "Getirin bana, üzerine eritilmiş bakır dökeyim" dedi.

Ali Bulaç

"Bana demir kütleleri getirin", iki dağın arası eşit düzeye gelince, "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra:) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim."

Ali Özek ve heyeti

«Bana, demir kütleleri getirin.» Nihayet dağın iki yanı arasını aynı seviyeye getirince (vadiyi doldurunca): «Üfleyin (körükleyin)!» dedi. Artık onu kor haline sokunca: «Getirin bana, üzerine bir miktar erimiş bakır dökeyim» dedi.

Ali Rıza Safa

"Bana, demir kütleleri getirin!" İki dağın arasını aynı düzeye getirince, "Körükleyin!" dedi. Ateş durumuna getirince de şöyle dedi: "Bana, erimiş bakır getirin; bunun üstüne dökeceğim!"

Bayraktar Bayraklı

"Bana demir kütleleri getirin!" Kütleler iki dağın arasını doldurunca,"Körükleyin!" dedi. Demirler akkor haline gelince, "Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim" dedi.

Edip Yüksel

"Bana demir kütleleri getirin." Her iki barikatın arasını doldurunca, "Üfleyin!" dedi. Onu bir ateş haline sokunca da, "Getirin, üstüne erimiş bakır dökeyim" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Bana demir kütleleri getirin.' Her iki barikatın arasını doldurunca, 'Üfleyin!,' dedi. Onu bir ateş haline sokunca da, 'Getirin, üstüne erimiş bakır dökeyim,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bana demir kütleleri getirin. İki ucu denkleştirdiği vakit: "Körükleyin!" dedi. Demiri bir ateş haline getirince: "Getirin bana üzerine erimiş bakır dökeyim!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bana demir kütleleri getirin, tam iki ucu denkleştirdiği vakit körükleyin dedi, tam onu bir ateş haline koyduğu vakit getirin bana dedi: üzerine erimiş bakır dökeyim

Erhan Aktaş

"Bana demir parçaları getirin. İki dağın arası eşit seviyeye gelinceye kadar körükleyin." dedi. Onu bir ateş haline getirince, "Bana erimiş bakır getirin, onun üzerine dökeceğim." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Bana demir parçaları getirin. İki dağın arası eşit seviyeye gelinceye kadar körükleyin." dedi. Onu bir ateş haline getirince, "Bana erimiş bakır getirin, onun üzerine dökeceğim." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Bana demir parçaları getirin. İki dağın arası eşit seviyeye gelinceye kadar körükleyin." dedi. Onu bir ateş haline getirince, "Bana erimiş bakır getirin, onun üzerine dökeceğim." dedi.

Gültekin Onan

"Bana demir kütleleri getirin"; iki dağın arası eşit düzeye gelince "Körükleyin" dedi. Onu ateş haline getirinceye kadar (bu işi yaptı, sonra) dedi ki: "Bana getirin, üzerine eritilmiş bakır dökeyim."

Hasan Basri Çantay

"Bana demir kütleleri getirin". (O karşılıklı iki dağın) iki yanı tam denkleşdiği vakit "üfleyin" dedi. Nihayet onu (demiri) bir ateş haaline koyduğu zaman da "Getirin bana, dedi, üstüne erimiş bakır dökeyim".

İbni Kesir

Bana demir kütleleri getirin. Bunlar iki dağın arasını doldurunca; körükleyin, dedi. Nihayet o, bir ateş haline gelince; bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim, dedi.

Mehmet Alagaş

(83-98) Sana İki boynuzludan / zülkarneyn’den sorarlar, de ki size onu ve onla ilgili hatıraları okuyacağım, arzı ona mekân yaptık her şeyi bir sebeple ona verdik , O da bir sebebe uydu / tabi oldu , güneşin battığı yere ulaştığında siyah balçıktan / çamurlu bir gözenin içinde onun / güneşin battığını gördü (gün batımı gözeye aksetmiş) ve gözenin yanında da bir kavim buldu, Ona, Ey Zülkarneyn ya bu kavmi azaba uğratırsın yahut onları güzellikle elde edersin dedik. O da kim zulmediyorsa ona azap ederiz, sonrasında da Rabbine geri gönderilir, O’da nasıl olacağı belirsiz bir azapla onlara azap eder dedi, Kim iman eder de ıslah edici amel işlerse ona güzel bir karşılık vardır , O’na işlerimizden / emirlerimizden kolay olanı söyleyeceğiz , sonra bir sebebe uydu / tabi oldu güneşin doğduğu yere ulaştığındaysa orada bir kavmin üzerine güneşi doğarken buldu, O kavmin güneşine karşı herhangi bir koruyucu siper yapmamıştık, Onun katında olanı her şeyi kuşatmıştık, her şeyden haberimiz vardı, sonra bir sebebe uydu / tabi oldu sonra iki set arasına vardığı zaman, iki setin dışında kalan, söz dahi anlamayan durumda ki bir kavmi buldu, dediler ki Ey Zülkarneyn, gerçekten Ye’cüc ve Me’cüc arzda bozgunculuk çıkarıyorlar, sana onlarla bizim aramızda set yapman karşılığında bir haraç versek olur mu? Rabbimin beni içinde bulundurduğu imkanlar daha hayırlıdır dedi. Bana güç / kuvvet ile yardım edin , bende onlarla sizin aranızda bir sur / radmen yapayım, bana demirin cevherlerini getirin, iki dağın arası yamaçlar, demir cevherleri ile dolarak eşitlenince körükleyin / üfürün dedi, kor haline / nar haline gelince de bana bakır getirin üzerine dökeyim dedi, artık onun arkasına geçmeye de yahut delmeye de güçleri yetmez , dedi ki bu Rabbimden bir esirgemedir / rahmettir, Rabbimin vaadi geldiğindeyse onu dümdüz edecektir, Rabbinin vaadi haktır.

Rowwad Tercüme Merkezi

“Bana (yeterince) demir madeni getirin” dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince; “Körükleyin!” dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da; “Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım.” dedi.

Süleyman Ateş

"Bana demir kütleleri getirin." (Zu'l-Karneyn) iki dağın arasını (demir kütleleriyle doldurtup dağlarla) aynı seviyeye getirince: "Üfleyin!" dedi. Nihayet o(demir kütleleri)ni bir ateş haline sokunca "Getirin bana, üzerine erimiş katran dökeyim," dedi.

Süleymaniye Vakfı

Bana demir kütleleri getirin." İki seddin etekleri arası dolup düzlenince "Körükleyin!" dedi. Demiri kora çevirince "Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim." dedi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bana demir parçaları getirin." İki yakası eşitlenince "Ateşi körükleyin" dedi. Demiri ateşe çevirince "Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim" dedi.

Şaban Britch

Bana demir kütleleri getirin de bunlar iki dağın arasını aynı seviyeye getirince: Körükleyin, dedi. Sonunda onu ateş haline getirdi. Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim, dedi.

Şaban Piriş

(95-96) -Rabbimin bana verdikleri, sizinkinden daha hayırlıdır. Bana gücünüzle yardım edin, bana demir kütleleri getirin de sizinle onlar arasına sağlam bir duvar yapayım, dedi. Bunlar iki dağın arasını doldurunca: -Körükleyin, dedi. Sonunda onu ateş haline getirdi. -Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim, dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

"Bana demir kütleleri getirin!" İki ucu tam denkleştirince, "Körükleyin!" dedi. Onu ateş haline koyunca da "Getirin bana, üzerine erimiş bakır/katran dökeyim!" diye seslendi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Bring me blocks or sheets of iron", he said, "to fill up the space between the two natural barriers", then he said to them "Now you may subject it to fire and use your bellows to make it red hot, and when it softened he asked them for molten brass to pour on the iron to weld in solid mass".

Abdul Haleem

bring me lumps of iron!’ and then, when he had filled the gap between the two mountainsides [he said], ‘Work your bellows!’ and then, when he had made it glow like fire, he said, ‘Bring me molten metal to pour over it!’

Abdullah Yusuf Ali

"Bring me blocks of iron." At length, when he had filled up the space between the two steep mountain-sides, He said, "Blow (with your bellows)" Then, when he had made it (red) as fire, he said: "Bring me, that I may pour over it, molten lead."

Abul A'la Maududi

Bring me ingots of iron." Then after he had filled up the space between the two mountain-sides, he said: "(Light a fire) and ply bellows." When he had made it (red like) fire, he said: "Bring me molten copper which I may pour on it."

Aisha Bewley

Bring me ingots of iron!’ Then, when he had made it level between the two high mountain-sides, he said,‘Blow!’ and when he had made it a red hot fire, he said, ‘Bring me molten brass to pour over it. ’

Al-Hilali & Khan

"Give me pieces (blocks) of iron;" then, when he had filled up the gap between the two mountain-cliffs, he said: "Blow;" then when he had made them (red as) fire, he said: "Bring me molten copper to pour over them."

Ali Quli Qarai

Bring me pieces of iron!’ When he had levelled up between the flanks, he said, ‘Blow!’ When he had turned it into fire, he said, ‘Bring me molten copper to pour over it. ’

Amatul Rahman Omar

(Then he said, ) `Bring me ingots of iron. ' (So that when all was provided for and) he had filled the space between the two barriers, he said, `Now blow (with your bellows).' (They blew) till when he had made it (- the ignots red hot as) fire, he said, `Bring me molten copper that I may pour (it) thereon.'

Arthur John Arberry

Bring me ingots of iron!' Until, when he had made all level between the two cliffs, he said, 'Blow!' Until, when he had made it a fire, he said, 'Bring me, that I may pour molten brass on it. '

Bijan Moeinian

"Now bring me masses of iron, blow heat on it till it turns red and then pour melted copper on top of it. "

E. Henry Palmer

'Bring me pigs of iron until they fill up the space between the two mountain sides. ' Said he, 'Blow until it makes it a fire.' Said he, 'Bring me, that I may pour over it, molten brass.'

Edip-Layth

"Bring me iron ore." Until he leveled between the two walls, he said, "Blow," until he made it a furnace, he said, "Bring me tar so I can pour it over."

George Sale

Bring me iron in large pieces, until it fill up the space between the two sides of these mountains. And he said to the workmen, blow with your bellows, until it make the iron red hot as fire. And he said further, bring me molten brass, that I may pour upon it.

Hamid S. Aziz

He said, "The power my Lord hath established me in is better than tribute; help me, therefore, with strength (labour), and I will set a barrier between you and them.

Mahmoud Ghali

Bring me ingots of iron. " Until, when he had leveled up between the two cliffs, he said, "Blow!" Until, when he made it a fire, he said, "Bring me, that I may pour out molten brass on it."

Marmaduke Pickthall

Give me pieces of iron - till, when he had levelled up (the gap) between the cliffs, he said: Blow! - till, when he had made it a fire, he said: Bring me molten copper to pour thereon.

Mohamed Ahmed - Samira

Bring me ingots of iron, " (which they did) until the space between two mountain sides was filled up. "Blow your bellows," he said; (and they blew) until it was red hot. "Bring me molten brass," he said, "that I may pour over it."

Muhammad Asad

Bring me ingots of iron!" Then, after he had [piled up the iron and] filled the gap between the two mountain-sides, he said: "[Light a fire and] ply your bellows!" At length, when he had made it [glow like] fire, he commanded: "Bring me molten copper which I may pour upon it. "

Mustafa Khattab

Bring me blocks of iron!" Then, when he had filled up ˹the gap˺ between the two mountains, he ordered, "Blow!” When the iron became red hot, he said, “Bring me molten copper to pour over it.”

Progressive Muslims

"Bring me iron ore. " Until he levelled between the two walls, he said: "Blow," until he made it a furnace, he said: "Bring me tar so I can pour it over."

Rashad Khalifa

"Bring to me masses of iron." Once he filled the gap between the two palisades, he said, "Blow." Once it was red hot, he said, "Help me pour tar on top of it."

Sahih International

Bring me sheets of iron" - until, when he had leveled [them] between the two mountain walls, he said, "Blow [with bellows]," until when he had made it [like] fire, he said, "Bring me, that I may pour over it molten copper. "

Sam Gerrans

“Give me sheets of iron.” When he had made level between the two openings, he said: “Blow.” When he had made it a fire, he said: “Bring me to pour thereon molten brass.”

Shabbir Ahmed

"Bring me pieces of iron. " (His engineers worked their skills using dirt and molten iron and filled the gap between the mountains). When he had filled up the space between the two steep mountainsides, he said, "(Light a fire and) blow with your bellows!" When it was red hot, he said, "Bring me molten copper and tar to pour over it."

Syed Vickar Ahamed

"Bring me blocks of iron;" At length, when he had filled the space between the two steep mountain-sides, he said, "Blow (with your bellows into the fire. )" Then, when he had made them (red) as fire; He said: "Bring me the molten lead, that I may pour over them."

Taqi Usmani

Bring me big pieces of iron." (They proceeded accordingly) until when he leveled up (the gap) between the two cliffs, he said, "Blow.” (They complied) until when he made it (like) fire, he said, “Bring me molten copper, and I will pour it upon this.”

The Monotheist Group

"Bring me iron ore." Until he leveled between the two walls, he said: "Blow," until he made it a furnace, he said: "Bring me tar so I can pour it over."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 96. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 96. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 96. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩