Kehf suresi

Kehf suresi, 59. ayet

Kehf suresi, 59. ayet. وَتِلْكَ ٱلْقُرَىٰٓ أَهْلَكْنَٰهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِم مَّوْعِدًا

vetilke-lḳurâ ehleknâhüm lemmâ żalemû vece`alnâ limehlikihim mev`idâ.

Diyanet İşleri

İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 56–62 · surenin 59. ayeti / 110

Konu Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs Kehf 47–59 3

  1. Kehf 56

    Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkar edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.

  2. Kehf 57

    Kim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.

  3. Kehf 58

    Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.

  4. 59

    İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.

  5. Kehf 60

    Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."

  6. Kehf 61

    Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.

  7. Kehf 62

    Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

59. Bu, Allah’ın öncekilerde de sonrakilerde de geçerli olagelen bir kanunudur. Şöyle ki O, günahkârları çabucak cezalandırmaz, ancak onlara tevbe etmeleri ve Allah’a dönmeleri için mühlet verir, davet eder. Eğer tevbe eder, Allah’a yönelirlerse onların günahlarını bağışlar, onlara rahmetini ihsan eder ve onlardan cezayı uzaklaştırır. Şâyet zulüm ve inatlarını sürdürecek olur da onlar için tespit edilmiş bulunan azap vakti gelirse o vakit de üzerlerine azabını indirir. Bundan dolayı O, şöyle buyurmaktadır: “İşte (yakınınızdaki) şu ülkeleri zulmettikleri vakit helak etmiştik” Yani biz, onları zulümleri sebebiyle helâk ettik. Onlara zulmederek helâk etmedik. “onların helâkleri için de belirli bir vade tayin etmiştik.” Bu süre takdir edilmiş, belirli bir süredir. Ondan önce helak edilmedikleri gibi, ondan sonraya da bırakılmamışlardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İşte size yakın olan şu kâfir ülkeler; Hûd kavmi, Salih kavmi ve Şuayb kavminin ülkeleri gibileri kendilerine küfrederek ve isyan ederek zulmettiklerinde helak ettik. Onların helak olmaları için belli bir vakit kıldık.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَتِلْكَ ve tilke ve işte
  2. ٱلْقُرَىٰٓ l-kura (şu) kentleri kök: قري
  3. أَهْلَكْنَـٰهُمْ ehleknahum helak ettik kök: هلك
  4. لَمَّا lemma
  5. ظَلَمُوا۟ zelemu zulmetmeğe başlayınca kök: ظلم
  6. وَجَعَلْنَا ve cealna ve belirledik kök: جعل
  7. لِمَهْلِكِهِم limehlikihim onları helak etmek için kök: هلك
  8. مَّوْعِدًۭا mev'iden bir süre kök: وعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah'ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helak etmeyeceği içindir.

  • Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.

  • Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk

    Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk · Ortak kavram: Vaad

    Hani siz vadinin (Medine'ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şayet…

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk · Ortak kavram: Vaad

    Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helak ettik.

  • Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk · Ortak kavram: Vaad

    (Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri…

  • Ortak kavram: Vaad

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

  • Ortak kavram: Vaad

    (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İşte haksızlık ettikleri zaman şu şehirler(in halkları)nı helak etmiştik. Onları helak etmek için de belirli bir zaman belirlemiştik.

Mustafa İslamoğlu

Nitekim işte o şehirlerin (harabeleri)!.. Zulümde ısrar edince onların tümünü yok ettik; ki Biz onların helakı için de (sınırlı) bir zaman takdir etmiştik.

Muhammed Esed

tıpkı, zulüm üstüne zulüm işlediklerinde yok ettiğimiz önceki toplumlar gibi: ki Biz onların ortadan kaldırılması için de bir süre belirlemiştik.

Ahmed Hulusi

İşte sana, zulmettiklerinden dolayı yok ettiğimiz şehirler ki onların helakı için de bir süreç tayin etmiştik.

Ali Bulaç

İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tesbit ettik.

Ali Özek ve heyeti

İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helâk ettik. Onları helâk etmek için de belli bir zaman tayin etmiştik.

Ali Rıza Safa

İşte, haksızlık yaptıkları için yıkıma uğrattığımız kentler. Zaten onların yıkıma uğratılmaları için bir zaman belirlemiştik.

Bayraktar Bayraklı

İşte, zulmettiklerinden dolayı helak ettiğimiz ve helakleri için bir süre tayin ettiğimiz şehirler.

Edip Yüksel

İşte, haksızlık ettikleri için yok ettiğimiz toplumlar... Hepsinin helakı için belli bir süre belirlemiştik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İşte, haksızlık ettikleri için yok ettiğimiz toplumlar... Hepsinin helakı için belli bir süre belirlemiştik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İşte o memleketler ki, Biz onları zulmettiklerinde helak etmiş ve helakları için de bir zaman belirlemiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Daha o memleketler ki biz onları zulmettiklerinde helak etmişiz ve helaklarıne bir miy'ad ta'yin eylemişiz

Erhan Aktaş

İşte zulmettikleri zaman yok ettiğimiz beldeler. Biz onların yok edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İşte zulmettikleri zaman yok ettiğimiz beldeler. Biz onların yok edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İşte zulmettikleri zaman yok ettiğimiz beldeler. Biz onların yok edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.

Gültekin Onan

İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tesbit ettik.

Hasan Basri Çantay

İşte (halkı) zulmetdikleri zaman helak etdiğimiz memleketler! Biz bunların helakleri için de bir zaman ta'yin etmişizdir.

İbni Kesir

İşte zulmettiklerinden dolayı helak ettiğimiz kasabalar. Onları yok etmek için, bir süre tayin etmiştik.

Mehmet Alagaş

(56-62) Biz elçileri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz , inkâr edenler hakkı batıl ile çürütmek isterler , ayetlerle ve uyarıldıkları şeylerle alay ederler. En zalim kişi; Rabbinin ayetleri hatırlatıldığında ondan sırt çeviren ve elleriyle yapıp takdim ettiklerini unutan kişidir , biz onların kalpleri üzerine onu anlamalarını engelleyen bir perde geçirdik, kulaklarında da bir ağırlık vardır , e ğer sen onları hidayete çağırırsan, onlar ebediyen hidayete eremezler , Rabbin bağışlayıcı ve rahmet sahibidir, e ğer Allah, kazandıkları yüzünden onları cezalandıracak olsaydı, onlara azabı hemen verirdi, ama onların belirlenmiş saatleri var , (Randevu saati) Onlar, O'nun dışında hiçbir sığınak bulamayacaklardır , bunlar zalim olduklarında helak ettiğimiz memleketlerdendirler, onları da helak etmek için bir zaman belirledik.

Rowwad Tercüme Merkezi

İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helâk ettik. Onları helâk etmek için de belli bir zaman tayin etmiştik.

Süleyman Ateş

İşte şu kentler de zulmetmeğe başlayınca onları helak ettik. Onları helak etmek için de bir süre belirlemiştik.

Süleymaniye Vakfı

İşte (halklarını helak ettiğimiz) kentler… Onları, yanlışlara daldıklarında helak etmiştik. dipnot 1 Helak edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Enbiya 21/11-15. Helak edilenler; Ad, Semud gibi kavimlerdir (Hakka 69/4-8). Bunların tek istisnası Yunus'un (a.s.) kavmidir. Onlar azap gelmeden yanlışlarından dönmüş ve kurtulmuşlardır (Yunus 10/98).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yanlış yaptıkları için etkisiz bıraktığımız o kentler... Onlar için etkisiz bırakılma ile tehdit edildikleri bir gün belirlemiştik.

Şaban Britch

İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helak ettik. Onları helak etmek için de belli bir zaman belirledik.

Şaban Piriş

İşte zulmettikleri için helak ettiğimiz şehirler, onlara da yok etmek için bir süre tanıdık.

Yaşar Nuri Öztürk

İşte sana bir yığın kent/medeniyet. Zulme saptıklarında onları helak ettik. Onları helak etmek için de bir süre belirlemiştik.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Such were the towns of old whose inhabitants We did away with when they proved themselves wrongful of actions and We determined the point of time at which We carried this punishment into effect.

Abdul Haleem

[just like] the former communities We destroyed for doing wrong: We set an appointed time for their destruction.

Abdullah Yusuf Ali

Such were the populations we destroyed when they committed iniquities; but we fixed an appointed time for their destruction.

Abul A'la Maududi

All the townships afflicted with scourge are before your eyes. dipnot 1 When they committed wrong, We destroyed them. For the destruction of each We had set a definite term.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The ruined habitations were of Saba, Thamud, Midian and the people of Prophet Lot, which were visited by the Quraish during their trade journeys, and which were quite well known to other Arabs also.

Aisha Bewley

Those cities: We destroyed them when they did wrong and fixed a promised time for their destruction.

Al-Hilali & Khan

And these towns (population, - ‘Âd, Thamûd) We destroyed them when they did wrong. And We appointed a fixed time for their destruction.

Ali Quli Qarai

Those are the towns that We destroyed when they were wrongdoers, and We appointed a tryst for their destruction.

Amatul Rahman Omar

And these are townships (of the people committed to punishment), We destroyed them when they committed inequities and wrong. And We appointed a fixed time for their destruction.

Arthur John Arberry

And those cities, We destroyed them when they did evil, and appointed for their destruction a tryst.

Bijan Moeinian

Thus I destroyed many towns (Sodom, Gomorrah, etc. ) after having given ample time to its unjust people.

E. Henry Palmer

These cities, we destroyed them when they were unjust; and for their destruction we set an appointed time.

Edip-Layth

Such are the towns which We had destroyed when they transgressed. We made for their destruction an appointed time.

George Sale

And those former cities did We destroy, when they acted unjustly; and We gave them previous warning of their destruction.

Hamid S. Aziz

But your Lord is Forgiving, endowed with Mercy; were He to punish them for what they have earned He would have hastened for them the doom. Nay rather, they have their appointed term from which they have no escape.

Mahmoud Ghali

And those towns, We caused them to perish as soon as they did injustice, and We made for their perishing an appointment.

Marmaduke Pickthall

And (all) those townships! We destroyed them when they did wrong, and We appointed a fixed time for their destruction.

Mohamed Ahmed - Samira

As for these habitations, We destroyed them only when they transgressed; even so We had fixed a time for their annihilation.

Muhammad Asad

as [was the case with all] those communities that We destroyed when they went on and on doing wrong: for We had set a time-limit for their destruction.

Mustafa Khattab

Those ˹are the˺ societies We destroyed when they persisted in wrong,[1] and We had set a time for their destruction.

Progressive Muslims

And such are the towns which We had destroyed when they transgressed. And We made for their destruction an appointed time.

Rashad Khalifa

Many a community we annihilated because of their transgressions; we designated a specific time for their annihilation.

Sahih International

And those cities - We destroyed them when they wronged, and We made for their destruction an appointed time.

Sam Gerrans

And those cities: We destroyed them when they did wrong; and We made for their destruction an appointment.

Shabbir Ahmed

Our Law of Requital annihilated many communities when they went on and on with their unjust systems. They were all given a due period of respite (in order to make amends) and We set up a time-limit for their annihilation.

Syed Vickar Ahamed

And such were the peoples, We destroyed when they committed injustices; But We fixed a definite time for their destruction.

Taqi Usmani

These are the towns that We destroyed when they (i.e. their people) transgressed, and We had appointed a time for their destruction.

The Monotheist Group

And those towns, We destroyed them when they transgressed. And We made for their destruction an appointed time.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 59. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 59. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 59. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩