Diyanet İşleri
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Kehf suresi
Kehf suresi, 71. ayet. فَٱنطَلَقَا حَتَّىٰٓ إِذَا رَكِبَا فِى ٱلسَّفِينَةِ خَرَقَهَا قَالَ أَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ أَهْلَهَا لَقَدْ جِئْتَ شَيْـًٔا إِمْرًا
fenṭaleḳâ. ḥattâ iẕâ rakibâ fi-ssefîneti ḫaraḳahâ. ḳâle eḫaraḳtehâ litugriḳa ehlehâ. leḳad ci'te şey'en imrâ.
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3
"İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?"
Musa, "İnşaallah beni sabırlı bulacaksın. Hiçbir işte de sana karşı gelmeyeceğim" dedi.
O da şöyle dedi: "O halde, eğer bana tabi olacaksan, ben sana söylemedikçe hiçbir şey hakkında bana soru sormayacaksın."
Derken yola koyuldular. Nihayet, bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Musa, "Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
Musa, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
71. “Bunun üzerine ikisi de yola koyuldular. Nihâyet bir gemiye bindiler ve o (kul) gemide bir delik açtı.” Yani Hızır gemiden bir tahta parçası söktü. Onun bundan -ilerde açıklayacağı üzere- bir maksadı vardı. Ancak Mûsâ aleyhisselam buna tahammül edemedi. Çünkü bu iş, zahiren kötü bir işti. Zira bu, gemi için bir kusurdur. O gemide yolculuk yapanların da batmalarına bir sebeptir. O yüzden Mûsâ: “İçindekileri suda boğmak için mi onu deldin? Gerçekten çok kötü bir iş yaptın.” Yani oldukça büyük çapta kötü bir iş yaptın, demişti.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa ve Hızır bunun üzerine görüş birliğine vardıktan sonra bir gemi bulana kadar deniz kenarına doğru yola koyuldular. Hızır'ın saygınlığından dolayı ücret ödemeden gemiye bindiler. Hızır geminin bir tahtasını yerinden çıkararak deldi. Bunun üzerine Musa sabretmeden Hızır'a dedi ki: "Sen bunu, bizi ücretsiz taşıyan gemiyi ve içindeki yolcuları batırmak için mi yaptın? Kesinlikle sen büyük bir iş yaptın."
Aynı kök: سفن (4 geçiş) · Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır
"O gemi, denizde çalışan birtakım yoksul kimselere ait idi. Onu yaralamak istedim, çünkü onların ilerisinde, her gemiyi zorla ele geçiren bir kral…
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: طلق (23 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)
Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş…
Aynı kök: خرق (4 geçiş)
Bir de cinleri Allah'a birtakım ortaklar yaptılar. Oysa onları O yarattı. Bilgisizce Allah'a oğullar ve kızlar da uydurdular. O, onların…
Aynı kök: خرق (4 geçiş)
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin.
Aynı kök: سفن (4 geçiş)
Biz de onu (Nuh'u) ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu alemlere bir ibret kıldık.
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: طلق (23 geçiş)
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi…
Aynı kök: غرق (23 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)
Bunun üzerine Nuh'a, "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap" diye vahyettik. "Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca,…
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır
Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yola çıkmışlardı. Sonunda gemiye bindikleri zaman (melek) gemiyi delmişti. (Musa) "Halkını boğmak için mi onu deldin? Şüphesiz ki sen çok çirkin (tehlikeli) bir iş yaptın!" demişti.
Birlikte yola koyuldular (ve) nihayet bir gemiye bindiler. O, gemide bir delik açtı. (Musa) dedi ki: "Yolcuları boğmak için mi onu deldin? Doğrusu, çok tehlikeli bir şey yaptın!"
Bu ikisi böylece yola koyuldular; sonunda (bir kıyıya vardılar; ve onları karşı kıyıya taşıyan) tekneden inecekleri zaman, bilge kişi teknede bir delik açtı, (Musa bunu görünce:) "İçindekileri boğmak için mi onu deldin? Doğrusu, çok vahim bir şey yaptın!" diye çıkıştı.
Bunun üzerine ikisi (Musa ve Hızır) birlikte yola koyulup gittiler. . . Nihayet bir tekneye bindiklerinde, (Hızır) teknede yara açtı. (Musa) dedi: "Onun yolcuları boğulsun diye mi yara açtın teknede? Yemin olsun çok müthiş bir şey yaptın!"
Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın."
Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o (Hızır) gemiyi deldi. Musa: Halkını boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen (ziyanı) büyük bir iş yaptın! dedi.
Böylece, ikisi yola koyuldular. Ardından bir gemiye bindiklerinde, onu deldi. Dedi ki: "İçindekileri boğmak için mi onu deldin? Gerçek şu ki, şaşılacak bir eylem yaptın!"
Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman o, gemiyi deliverdi. Musa, "Gemidekileri boğmak için mi gemiyi deldin? Gerçekten sen çok tehlikeli bir iş yaptın!" dedi.
Böylece yürüdüler. Nihayet gemiye bindiklerinde, onda delik açtı. "Halkını boğmak için mi gemide delik açtın? Gerçekten müthiş bir iş yaptın" dedi.
Böylece yürüdüler. Nihayet gemiye bindiklerinde, onda delik açtı. 'Halkını boğmak için mi gemide delik açtın? Gerçekten müthiş bir iş yaptın,' dedi.
Bunun üzerine ikisi beraber gittiler; nihayet gemiye bindiklerinde tuttu gemiyi yaraladı. Musa: "A, içindekileri boğmak için mi yaraladın onu? Doğrusu kötü bir şey yaptın!" dedi.
Bunun üzerine ikisi bir gittiler, nihayet gemiye bindiklerinde tuttu gemiyi yaraladı, a, dedi: ehalisini gark etmek için mi yaralandın onu? Alimallah müdhiş bir şey yaptın
Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet bir gemiye bindiklerinde onu deldi. Musa: "İçindekilerini boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet bir gemiye bindiklerinde onu deldi. Musa: "İçindekilerini boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Böylece ikisi gittiler. Nihayet bir gemiye bindiklerinde onu deldi. Musa:"İçindekileri boğmak için mi onu deldin? Gerçekten sen şaşılacak bir iş yaptın." dedi.
Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "Ehlini (içindekilerini) batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı / acayip / tuhaf (imra) (bir iş) yaptın."
Bunun üzerine gitdiler. Nihayet (bir) gemiye bindikleri zaman o, bunu deliverdi. (Musa) dedi ki: "Sahihlerini (suda) boğasın diye mi onu deldin? Andolsun, sen büyük bir iş yapdın".
Bunun üzerine kalkıp gittiler. Nihayet bir gemiye bindiklerinde; o, bu gemiyi deliverdi. Musa: Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın, dedi.
(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.
Derken yola koyuldular. Nihayet bir gemiye bindiklerinde (adam) gemiyi deldi. Mûsâ: “Sen onu içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, sen büyük bir iş yaptın.” dedi.
Bunun üzerine yürüdüler. Nihayet gemiye bindikleri zaman gemiyi deliverdi. (Musa): "Halkını boğmak için mi gemiyi deldin? Gerçekten sen çok tehlikeli bir iş yaptın!" dedi.
Bunun üzerine ikisi yola koyuldu. dipnot 1 Sonra gemiye bindiklerinde (o kul) gemide bir delik açtı. Musa dedi ki: "İçindekileri boğmak için mi delik açtın? Sen gerçekten korkunç bir şey yaptın!"
Bunun üzerine ikisi de kalkıp gittiler; derken bir gemiye bindiler. O kişi gemiyi deldi. Musa dedi ki "Onu, içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu, çok garip bir durum meydana getirdin."
Kalkıp yürüdüler. Sonunda bir gemiye bindiler. O kul, gemiyi deldi. Musa: Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Gerçekten sen büyük bir iş yaptın, dedi.
Musa da bu şartı kabul etti. Bunun üzerine kalkıp yürüdüler. Sonunda bir gemiye bindiler. O kul, gemiyi deldi. Musa: -Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Acayip bir iş yaptın, dedi.
İkisi birlikte yola koyudular. Bir süre sonra gemiye bindiklerinde, tuttu gemiyi deliverdi. Musa dedi: "İçindekileri boğmak için mi deldin onu? Vallahi korkunç bir iş yaptın!"
And there, they made their way onward until they went on board ship in the bottom of which he -the teacher bore a hole for the purpose of sinking it-. There, did Mussa exclaim: "Have you scuttled it to drown its passengers!" "You have indeed committed yourself to an evil line of conduct".
They travelled on. Later, when they got into a boat, and the man made a hole in it, Moses said, ‘How could you make a hole in it? Do you want to drown its passengers? What a strange thing to do!’
So they both proceeded: until, when they were in the boat, he scuttled it. Said Moses: "Hast thou scuttled it in order to drown those in it? Truly a strange thing hast thou done!"
Then the two went forth until, when they embarked on the boat, he made a hole in it, whereupon Moses exclaimed: "Have you made a hole in it so as to drown the people in the boat? You have certainly done an awful thing."
They continued until they boarded a boat and he scuppered it. Then Musa said, ‘Did you scupper it so that its owners would be drowned? This is truly a dreadful thing that you have done!’
So they both proceeded, till, when they embarked the ship, he (Khidr) scuttled it. Mûsâ (Moses) said: "Have you scuttled it in order to drown its people? Verily, you have committed a thing "Imr" (a Munkar - evil, bad, dreadful thing)."
So they went on. When they boarded the boat, he made a hole in it. He said, ‘Did you make a hole in it to drown its people? You have certainly done a monstrous thing!’
So both of them set out until when they embarked in a boat he scuttled it. (Thereupon Moses) said, `Have you scuttled it that you may drown (its) occupants? It is indeed a strangely grievous thing you have done.'
So they departed; until, when they embarked upon the ship, he made a hole in it. He said, 'What, hast thou made a hole in it so as to drown its passengers? Thou hast indeed done a grievous thing.'
So they went. When they boarded a boat, the man made a hole in it. Moses said: "Why do you want to drawn the people? What a terrible thing to do."
So they set out until when they rode in the bark, he scuttled it. Said he, 'Hast thou scuttled it to drown its crew? Thou hast produced a strange thing.'
So they ventured forth until they rode in a boat and he made a hole in it. He said, "Did you make a hole in it to drown its people? You have done something dreadful!"
So they both went on by the sea shore, until they went up into a ship; and he made a hole therein. And Moses said unto him, hast thou made a hole therein, that thou mightest drown those who are on board? Now hast thou done a strange thing.
He said, "Well then, if you follow me, ask me not about anything until I myself begin to mention it. "
So they (both) went off until, when they embarked in the ship, he pierced it. He said, "Have you pierced it so as to drown its population (i.e., a passengers). Indeed you have already come with a grave thing."
So they twain set out till, when they were in the ship, he made a hole therein. (Moses) said: Hast thou made a hole therein to drown the folk thereof? Thou verily hast done a dreadful thing.
So they set out till they (came to the quay) and went on board a ship in which he made a hole, (and Moses said:) "You have made a hole in the boat to drown its passengers? You have done a strange thing!"
And so the two went on their way, till (they reached the seashore; and] when they disembarked from the boat [that had ferried them across], the sage made a hole in it-[whereupon Moses] exclaimed: "Hast thou made a hole in it in order to drown the people who may be [travelling] in it? Indeed, thou hast done a grievous thing!"
So they set out, but after they had boarded a ship, the man made a hole in it. Moses protested, "Have you done this to drown its people? You have certainly done a terrible thing!"
So they ventured forth until they rode in a boat and he made a hole in it. He said: "Did you make a hole in it to drown its people You have done something dreadful!"
So they went. When they boarded a ship, he bore a hole in it. He said, "Did you bore a hole in it to drown its people? You have committed something terrible."
So they set out, until when they had embarked on the ship, al-Khidh r tore it open. [Moses] said, "Have you torn it open to drown its people? You have certainly done a grave thing."
So they went forth. When they had embarked on the boat, he made a hole therein. He said: “Hast thou made a hole therein to drown its people? Thou hast done a grievous thing.”
So they went on until they were in a boat and he made a hole in it. Moses said, "Did you make a hole to drown people? You have done something terrible!"
So they both proceeded on: Until, when they boarded in the boat, (and) he (Khidr) damaged it. ; [Musa (Moses)] said: "Have you damaged it in order to drown those in it? Truly a strange thing have you done!"
So, they both moved ahead, until when they boarded a boat, he sliced it (by removing one of its planks). He (Mūsā) said, "Did you slice it to drown its people? In fact, you have done a terrible act."
So they ventured forth until they rode in a boat and he made a hole in it. He said: "Have you made a hole in it to drown its people? You have done something dreadful!"