Kehf suresi

Kehf suresi, 99. ayet

Kehf suresi, 99. ayet. وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ فِى بَعْضٍ وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَجَمَعْنَٰهُمْ جَمْعًا

veteraknâ ba`ḍahüm yevmeiẕiy yemûcü fî ba`ḍiv venüfiḫa fi-ṣṣûri fecema`nâhüm cem`â.

Diyanet İşleri

O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 96–102 · surenin 99. ayeti / 110
  1. Kehf 96

    "Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor (gibi) yapınca da, "Bana erimiş bakır getirin, bunun üzerine boşaltayım" dedi.

  2. Kehf 97

    Artık onu ne aşabildiler, ne de delebildiler.

  3. Kehf 98

    Zülkarneyn, "Bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin vaadi (kıyametin kopma vakti) gelince onu yerle bir eder. Rabbimin vaadi gerçektir" dedi.

  4. 99

    O gün biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sonra sura üfürülür de onları toptan bir araya getiririz.

  5. Kehf 100–101

    (100-101) O gün cehennemi; gözleri Zikr'ime (Kur'an'a) karşı perdeli olan ve onu dinleme zahmetine dahi katlanamayan kafirlerin karşısına (bütün dehşetiyle) dikeriz!

  6. Kehf 102

    İnkar edenler, beni bırakıp da kullarımı dost edineceklerini mi sandılar? Biz cehennemi kafirlere konak olarak hazırladık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

99. “O gün onları birbiri içine dalgalanır bir halde bırakmışızdır.” Buradaki “onları” zamirinin Ye’cüc ile Me’cüc’e ait olma ihtimali vardır. Yani onlar, sayıca çok kalabalık olmaları ve bütün yeryüzünü doldurmaları dolayısıyla insanların yanına çıkacakları vakit birbirleri içinde âdeta dalgalanıp duracaklardır. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Nihâyet Ye’cüc ile Me’cüc açılıp da her yüksek tepeden akın ettiklerinde...” (el-Enbiya, 21/96) Zamirin kıyamet günündeki insanlara ait olması ihtimali de vardır. Buna göre onlar, o günde bir araya gelip toplanacaklar, sayıca çok kalabalık olacaklarından, dehşetli haller ve büyük sarsıntılar geçireceklerinden dolayı birbirleri içinde dalgalanıp duracaklardır. Buna da bu ayetin devamı delildir:

99. “Sûrâ üfürülmüş olacaktır” Yani İsrafil aleyhisselam Sûr’a üfürmüş olacak, Allah da ruhları cesetlere geri çevirmiş olacaktır. Daha sonra insanları kıyamet günü mahşer meydanında bir araya toplayacaktır. Öncekileriyle, sonrakileriyle, kâfirleriyle, mü’minleriyle hepsi sorgulanmak, hesaba çekilmek ve amellerinin karşılıklarını almak üzere toplanacaklardır. Farklı türleriyle tüm kâfirlerin cezası, içinde ebediyen kalacakları cehennem olacaktır. İşte bundan dolayı Allah şöyle buyurmaktadır:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ahir zamanda onları bırakırız da (kalabalık olmalarından dolayı) diğerleri ile birbirlerine dalgalar halinde karışırlar. Sûr'a üflendiği zaman da bütün hepsini hesap ve karşılıklarını vermek için bir araya toplarız.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَتَرَكْنَا ve terakna biz bırakırız kök: ترك
  2. بَعْضَهُمْ bea'dehum birbirlerini kök: بعض
  3. يَوْمَئِذٍۢ yevmeizin o gün kök: يوم
  4. يَمُوجُ yemucu dalgalanır bir halde kök: موج
  5. فِى fi içinde
  6. بَعْضٍۢ ۖ bea'din birbiri kök: بعض
  7. وَنُفِخَ ve nufiha ve üflenir kök: نفخ
  8. فِى fi
  9. ٱلصُّورِ s-suri Sur'a kök: صور
  10. فَجَمَعْنَـٰهُمْ fecemea'nahum ve onları toplarız kök: جمع
  11. جَمْعًۭا cem'an hepsini kök: جمع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Zülkarneyn · Aynı kök: نفخ (20 geçiş)

    "Bana (yeterince) demir madeni getirin" dedi. İki yamacın arasındaki boşluğu (dağlarla) bir hizaya getirince, "körükleyin!" dedi. Demiri eritip kor…

  • Aynı kök: موج (7 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) onu dalga üstüne dalga kaplıyor, üstünde de…

  • Aynı kök: صور (19 geçiş) · Aynı kök: نفخ (20 geçiş)

    O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah'ın "ol" deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O'nun sözü gerçektir. Sur'a…

  • Aynı kök: صور (19 geçiş) · Aynı kök: نفخ (20 geçiş)

    O gün günahkarları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz.

  • Aynı kök: صور (19 geçiş) · Aynı kök: نفخ (20 geçiş)

    Sur'a üfürüldüğü zaman, (işte) o gün ne aralarında soy sop yakınlığı kalacak, ne de birbirlerini arayıp soracaklardır.

  • Aynı kök: موج (7 geçiş)

    O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgarla…

  • Aynı kök: موج (7 geçiş)

    Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin,…

  • Aynı kök: ترك (43 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek gelseydi ya!" demelerinden dolayı sana…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

O gün geldiğinde, Biz onları birbirini kıran dalgalar (gibi) çalkalanmaya terkederiz. Nihayet sur borusu çalınır; sonunda hepsini bir araya toplarız.

Muhammed Esed

O gün onları bırakırız, dalga dalga yürüyüp birbirlerine karışsınlar; ve sura üflenir: Böylece hepsini bir araya toplarız.

Ahmed Hulusi

O gün onları serbest bırakırız, dalgalar halinde (iki tür) birbirlerine girerler! Sur'a da üflenmiştir; artık hepsini cem etmişizdir.

Ali Bulaç

Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sur'a da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir arada toparlamışız.

Ali Özek ve heyeti

O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır, Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.

Ali Rıza Safa

O gün, onları bırakırız; dalgalar biçiminde birbirlerine karışırlar. Çünkü boruya üflenmiştir. Sonunda, tümünü bir araya toplarız.

Bayraktar Bayraklı

O gün biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır. Sur'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.

Edip Yüksel

O gün onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Boruya üflenir; hepsini bir araya toplarız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

O gün onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Boruya üflenir; hepsini bir araya toplarız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve o gün Biz onları, birbirlerinin içinde dalgalanır bir durumda bırakıvermişizdir Sura da üfürülmüştür, artık hepsini toplamış da toplamışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o gün onları bırakıvermişizdir, bir kısmı diğerinin içinde dalgalanıyorlar, Sura da üfürülmüştür, artık hepsini toplamış da toplamışızdır

Erhan Aktaş

O Gün dipnot 1 onları terk ederiz. Dalga dalga birbirlerine karışırlar. Ve Sur'a üfürülür. Hepsini bir araya toplarız.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hesap sorma günü, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İzin günü dipnot 1 onları terk ederiz. Dalga dalga birbirlerine karışırlar. Ve Sur'a üfürülür. Hepsini bir araya toplarız.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün, "

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O gün onları terk ederiz. Dalga dalga birbirlerine karışırlar. Ve Sur'a üfürülür. Hepsini bir araya toplarız.

Gültekin Onan

Biz o gün, bir kısmını bir kısmı içinde dalgalanırcasına bırakıvermişiz. Sura da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir arada toparlamışız.

Hasan Basri Çantay

O gün biz onları birbiri içinde dalgalanır bir halde bırakmışızdır (bırakacağız. Artık) "Şuur" da üfürülmüşdür (üfürülecekdir.) Bu suretle hepsini (mahşerde) derleyip toparlamışızdır (toplayacağız).

İbni Kesir

O gün; Biz, onları bırakırız, dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur'a üflenince hepsini bir araya toplarız.

Mehmet Alagaş

(99-108) Onların bazılarını bazıları içinde izdiham halinde / dalgalanır halde bırakırız, sûra üfürülmüştür, onları topluca biraraya getirmişizdir, o gün sunu olarak cehennemi kafirlere sunmuşuzdur, onların gözleri, hatırlatmama / zikrime karşı kapaklı idi, i şitmeye güçleri yetmiyordu , kafirler, benim dışımda , kullarımı, dost olarak edinebilecekler ini mi hesap ettiler ? Kesinlikle inecekleri yer olarak cehennemi, kafirlere hazırladık , de ki amel olarak hasara uğrayacak olanları bildirelim mi? Dünya hayatındaki çabaları sapmıştır , onlar güzel işler üretiyoruz (san’ an / sanayi ediyoruz) hesap ederler, i şte onlar Rablerinin ayetlerini ve onunla buluşmayı yok sayıyorlardı , amelleri işe yaramadı / b oşa gitti, onlar için kıyamet günü terazi / ölçüm olmayacaktır, işte bu; yok saymalarından ve ayetlerimizle ve elçilerimizle alay etmelerinden dolayı onların cezası olan cehennemdir, iman edenler ve salih amel işleyenler onların indirileceği yer ise Firdevs cennetleridir. Orada kalıcıdırlar, onlarda oradan ayrılmak / başka bir yerle değiştirmek istemezler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Günü gelince biz onları bırakırız, dalga dalga birbirlerine karışırlar. Sûr’a üflendiği zaman da hepsini bir araya toplarız.

Süleyman Ateş

Biz o gün (Ye'cuc ve Me'cuc'u) bırakmışızdır: Birbiri içinde dalgalanır(lar). Sur'a da üflenmiştir ve onları hep bir araya toplamışızdır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O gün onlardan biri diğerinin içinde dalgalanacaktır. Sura üflenince de tamamını bir araya toplayacağız.

Şaban Britch

Günü gelince biz onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur’a üflendiği zaman da hepsini bir araya toplarız.

Şaban Piriş

Günü gelince biz onları bırakırız. Dalgalar halinde birbirlerine girerler. Sur'a üflendiği zaman da hepsini bir araya toplarız.

Yaşar Nuri Öztürk

O gün onları bırakmışızdır, birbirleri içinde dalgalanırlar. Sura da üflenmiştir; hepsini bir araya toplamışızdır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And on the Day when the promise is fulfilled, we will leave them -the people- in an undulating conformation until the trumpet is sounded and then We assemble them all together in throngs.

Abdul Haleem

On that Day, We shall let them surge against each other like waves and then the Trumpet will be blown and We shall gather them all together.

Abdullah Yusuf Ali

On that day We shall leave them to surge like waves on one another: the trumpet will be blown, and We shall collect them all together.

Abul A'la Maududi

And on that Day dipnot 1 We shall let some of them surge like waves against others, and the Trumpet shall be blown. Then We shall gather them all together.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "That Day": “The Day of Resurrection”. As if to continue the theme of life after death to which Zul-Qarnain referred as the time of my Lord’s promise, the Quran has added (verses 99-101) to it.

Aisha Bewley

We will abandon them, that Day, to pound against each other in surging waves and the Trumpet will be blown and We will gather them all together.

Al-Hilali & Khan

And on that Day [i.e. the Day Ya’jûj and Ma’jûj (Gog and Magog) will come out], We shall leave them to surge like waves on one another; and the Trumpet will be blown, and We shall collect them (the creatures) all together.

Ali Quli Qarai

That day We shall let them surge over one another, and the Trumpet will be blown, and We shall gather them all,

Amatul Rahman Omar

And We shall leave them (- Gog and Magog) alone at that time surging as waves (in furious attacks) one over another. And the trumpet shall be blown. Then shall We gather them all together.

Arthur John Arberry

Upon that day We shall leave them surging on one another, and the Trumpet shall he blown, and We shall gather them together,

Bijan Moeinian

Yes; on that Day (Gog and Magog will come out and) I will let loose the people to come close together (like the waves;) then the horn will be blown, and I will summon them all together.

E. Henry Palmer

And we left some of them to surge on that day over others, and the trumpet will be blown, and we will gather them together.

Edip-Layth

We left them till that day to surge like waves on one another. The horn was blown so We gathered them together.

George Sale

On that day We will suffer some of them to press tumultuously like waves on others; and the trumpet shall be sounded, and We will gather them in a body together.

Hamid S. Aziz

Said he, "This is a mercy from my Lord; but when the promise of my Lord comes to pass, He will make it as dust, for the promise of my Lord is true. "

Mahmoud Ghali

And upon that Day We will leave some of them surge against others; (Literally: Some of them against some others) and the Trumpet will be blown; then We will gather them in (one) gathering.

Marmaduke Pickthall

And on that day we shall let some of them surge against others, and the Trumpet will be blown. Then We shall gather them together in one gathering.

Mohamed Ahmed - Samira

We shall leave them on that day surging like waves pressing one against the other, and the trumpet blast will be sounded, when We shall gather them all together.

Muhammad Asad

AND ON that Day" We shall [call forth all mankind and] leave them to surge like waves [that dash] against one another; and the trumpet [of judgment] will be blown, and We shall gather them all together.

Mustafa Khattab

On that Day, We will let them[1] surge ˹like waves˺ over one another. Later, the Trumpet will be blown,[2] and We will gather all ˹people˺ together.

Progressive Muslims

And We left them till that day to surge like waves on one another. And the horn was blown so We gathered them together.

Rashad Khalifa

At that time, we will let them invade with one another, then the horn will be blown, and we will summon them all together.

Sahih International

And We will leave them that day surging over each other, and [then] the Horn will be blown, and We will assemble them in [one] assembly.

Sam Gerrans

And We will leave them, that day, to surge one upon another; and the Trumpet will be blown, and We will gather them together

Shabbir Ahmed

(Zul-Qarnain was correct that such obstructions would become immaterial with time. ) We will let some nations to invade others on a day when the trumpets of war will be blown. Then We will gather them together in battle-fields. (Gog and Magog, the powerful imperialist nations will exploit one another and the weaker nations and great wars will take place).

Syed Vickar Ahamed

And on that Day, We shall leave them (Gog and Magog) to climb like waves one upon another: And the Trumpet will be blown, and We shall bring them (the creatures) all together.

Taqi Usmani

And on that day, (i.e. the Doomsday) We will leave them (all the people including Ya’jūj and Ma’jūj) surging over one another. And the Horn shall be blown, then We shall gather them together.

The Monotheist Group

And We left them until that day to surge like waves on one another. And the horn was blown, so We gathered them together.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 99. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 99. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 99. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩