Kehf suresi

Kehf suresi, 21. ayet

Kehf suresi, 21. ayet. وَكَذَٰلِكَ أَعْثَرْنَا عَلَيْهِمْ لِيَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ وَعْدَ ٱللَّهِ حَقٌّ وَأَنَّ ٱلسَّاعَةَ لَا رَيْبَ فِيهَآ إِذْ يَتَنَٰزَعُونَ بَيْنَهُمْ أَمْرَهُمْ فَقَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ عَلَيْهِم بُنْيَٰنًا رَّبُّهُمْ أَعْلَمُ بِهِمْ قَالَ ٱلَّذِينَ غَلَبُوا۟ عَلَىٰٓ أَمْرِهِمْ لَنَتَّخِذَنَّ عَلَيْهِم مَّسْجِدًا

vekeẕâlike a`ŝernâ `aleyhim liya`lemû enne va`de-llâhi ḥaḳḳuv veenne-ssâ`ate lâ raybe fîhâ. iẕ yetenâza`ûne beynehüm emrahüm feḳâlü-bnû `aleyhim bünyânâ. rabbühüm a`lemü bihim. ḳâle-lleẕîne galebû `alâ emrihim lenetteḫiẕenne `aleyhim mescidâ.

Diyanet İşleri

Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), "Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların halini daha iyi bilir" dediler. Duruma hakim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 18–24 · surenin 21. ayeti / 110
  1. Kehf 18

    Uykuda oldukları halde, sen onları uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde iki kolunu uzatmış (yatmakta idi.) Onları görseydin, mutlaka onlardan yüz çevirip kaçardın ve gördüklerin yüzünden için korku ile dolardı.

  2. Kehf 19

    Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az", dediler. (Diğerleri de) şöyle dediler: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş para ile kente gönderin de baksın; (şehir halkından) hangisinin yiyeceği daha temiz ve lezzetli ise ondan size bir rızık getirsin. Ayrıca, çok nazik davransın (da dikkat çekmesin) ve sizi hiçbir kimseye sakın sezdirmesin."

  3. Kehf 20

    "Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz."

  4. 21

    Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar (olayın mucizevi tarafını ve asıl hikmetini bırakmışlar da) aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. (Bazıları), "Onların üstüne bir bina yapın, Rableri onların halini daha iyi bilir" dediler. Duruma hakim olanlar ise, "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız" dediler.

  5. Kehf 22

    (Ey Muhammed!) Bazıları bilmedikleri şey hakkında atıp tutarak: "Onlar üç kişidirler, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Yine, "Beş kişidirler, altıncıları köpekleridir" diyecekler. Şöyle de diyecekler: "Yedi kişidirler, sekizincileri köpekleridir." De ki: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Zaten onları pek az kimse bilir. O halde, onlar hakkında (Kur'an'daki) apaçık tartışma(yı aktarmak)dan başka tartışmaya girme ve bunlar hakkında onlardan hiçbirine bir şey sorma."

  6. Kehf 23

    Hiçbir şey hakkında sakın "yarın şunu yapacağım" deme!

  7. Kehf 24

    Ancak, "Allah dilerse yapacağım" de. Unuttuğun zaman Rabbini an ve "Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır" de.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

21. Yüce Allah, insanları ashab-ı kehfin durumundan haberdar ettiğini bildirmektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir ama bu, uyanmalarından ve içlerinden birisini kendilerine yiyecek almak üzere göndermelerinden, kendisini saklayıp durumlarını gizli tutmasını söylemelerinden sonra olmuştur. Yüce Allah, insanların faydasına, onların da daha çok ecir almalarına sebep olacak bir hususun gerçekleşmesini murad etmişti. Şöyle ki insanlar, Allah’ın diriliş vaadinin hak olduğuna, onda şüphe ve tereddüt bulunmadığına dair Allah’ın âyetlerinden gözle görülür birini onların şahıslarında somut olarak görmüşlerdir. Halbuki daha önceden onların durumunu kendi aralarında tartışıp duruyorlardı. Onlardan kimi, Allah’ın bu vaadini ve amellerin karşılığının görüleceğini kabul ederken kimi de bunu reddediyordu. Şanı Yüce Allah, onların kıssalarını mü’minlerin basiret ve yakînini arttırıcı bir sebep, inkârcılara karşı da bir delil kıldı. Böylelikle onlar da bu hususta ecir almış oldular ve Allah, durumlarını aşikar etti ve onların kadr-u kıymetlerini yükseltti. Öyle ki hallerini bilenler onları yüceltmeye başladılar ve “üzerlerine bir bina yapın”, onların durumlarını ve âkıbetlerini en iyi bilen Allah’tır, dediler. İdareyi elinde bulunduran emir ve yetki sahibi kimseler ise “biz, mutlaka yanlarında bir mescid edineceğiz” Bu mescidde Allah’a ibadet edecek ve orada onların hallerini, başlarından geçenleri hatırlayacağız, dediler. Ancak böyle bir şey, yasak kılınmıştır. Zira Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bunu yasaklamış ve bunu yapanları yermiştir. Bu olayın burada söz konusu edilmesi, böyle bir işin yerilmediğine delil teşkil etmez. Çünkü ifadeler, ashab-ı kehf’in durumu ve onlardan övgüyle söz edilmesi sadedindedir. O insanlar ise bunda etkilenerek öyle bir hale gelmişlerdir ki “Bunlar üzerinde bir mescid bina edin”, demişlerdir. Oysa daha önce ashab-ı kehf, kavimlerinden yana son derece korkuya kapılmış ve onların kendilerini fark etmesinden çok endişe etmişlerdi. Sonunda ise durum, işte bu hale varmıştı.

u kıssada fitnelerden kurtulmak kastıyla dinini korumak için yurdundan kaçan kimseleri Allah’ın bu fitnelerden esenliğe kavuşturacağına, afiyet bulmak isteyene Allah’ın afiyet vereceğine, Allah’a sığınan kimseyi Allah’ın himayesine alacağına ve onu başkasına hidâyet sebebi kılacağına delil vardır. Yine Allah yolunda ve O’nun rızası için zillete katlanan kimsenin akıbetinin, ummadığı bir yerden çok büyük bir izzete kavuşmak ve güçlenmek olacağına da delildir. “Allah’ın katındakiler, iyiler için daha hayırlıdır.” (Âl-i İmran, 3/198)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ve onları uzun yıllar boyunca uyutup sonra da uyandırarak kudretimizi gösteren harikulade işleri onlara (Ashâb-ı Kehf) yaptığımız gibi, onları hemşehrilerine de gösterdik ki, hemşehrileri Allah'ın, Müminlere olan yardım vaadinin ve yeniden diriliş vaadinin hak olduğunu bilsinler. Kıyamet mutlaka gerçektir, gelecektir. Bunda bir şüphe yoktur. Ashâb-ı Kehf'in gizli durumları ortaya çıktıktan sonra onlar yaşamlarına devam edip ardından öldüler. Onların bu durumuna şahit olanlar haklarında ne yapacakları hususunda ihtilafa düştüler. İnsanlardan bir grup onları korumak ve himaye etmek için mağaralarının kapısına bir duvarın örülmesini istediler. Rableri onların halini daha iyi bilir. Bu halleri Rablerinin katında onlara ait bir hususiyetin olduğunu gösterir. Nüfuz ve otorite sahiplerinden ilimsiz olup, sahih bir davetleri bulunmayanlar, Ashâb-ı Kehf'e değer vermek ve onlara ait yerlerin hatırlanması adına orada ibadet maksadıyla bir mescit bina edelim dediler.

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَكَذَٰلِكَ ve kezalike ve böylece
  2. أَعْثَرْنَا ea'serna buldurduk kök: عثر
  3. عَلَيْهِمْ aleyhim onları
  4. لِيَعْلَمُوٓا۟ liyea'lemu bilsinler diye kök: علم
  5. أَنَّ enne şüphesiz
  6. وَعْدَ vea'de va'dinin kök: وعد
  7. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  8. حَقٌّۭ hakkun gerçek olduğunu kök: حقق
  9. وَأَنَّ ve enne ve şüphesiz
  10. ٱلسَّاعَةَ s-saate saatin(geleceğinde) kök: سوع
  11. لَا la asla olmadığını
  12. رَيْبَ raybe şüphe kök: ريب
  13. فِيهَآ fiha onda
  14. إِذْ iz o sırada
  15. يَتَنَـٰزَعُونَ yetenazeune tartışıyorlardı kök: نزع
  16. بَيْنَهُمْ beynehum kendi aralarında kök: بين
  17. أَمْرَهُمْ ۖ emrahum onların durumlarını kök: امر
  18. فَقَالُوا۟ fe kalu dediler kök: قول
  19. ٱبْنُوا۟ bnu bina edin kök: بني
  20. عَلَيْهِم aleyhim onların üstüne
  21. بُنْيَـٰنًۭا ۖ bunyanen bir bina kök: بني
  22. رَّبُّهُمْ rabbuhum Rableri kök: ربب
  23. أَعْلَمُ ea'lemu daha iyi bilir kök: علم
  24. بِهِمْ ۚ bihim onları
  25. قَالَ kale dediler ki kök: قول
  26. ٱلَّذِينَ ellezine
  27. غَلَبُوا۟ galebu gâlip gelenler kök: غلب
  28. عَلَىٰٓ ala
  29. أَمْرِهِمْ emrihim onların işine kök: امر
  30. لَنَتَّخِذَنَّ lenettehizenne mutlaka yapacağız kök: اخذ
  31. عَلَيْهِم aleyhim onların üstüne
  32. مَّسْجِدًۭا mesciden bir mescid kök: سجد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عثر (2 geçiş)

    (Eğer sonradan) o iki kişinin günaha girdikleri (yalan söyledikleri) anlaşılırsa, o zaman, bu öncelikli şahitlerin zarar verdiği kimselerden olan…

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    "Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz.…

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)

    Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)

    Kıyamet günü mutlaka gelecektir, bunda hiç şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu buna inanmazlar.

  • Aynı kök: نزع (20 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    Andolsun, Allah, izniyle, onları (müşrikleri) kırıp geçirdiğiniz sırada size olan va'dini gerçekleştirdi. Nihayet sevdiğiniz şeyi (zaferi) size…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf

    Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf

    Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, "Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluş ve doğruluğa…

  • Aynı kıssa: Ashâb-ı Kehf

    Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını (dış dünyaya) kapattık (Onları uyuttuk).

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Böylece (insanları) onlardan haberdar etmiştik ki Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve o (Son) Saat'te şüphe olmadığını bilsinler. Hani aralarında onların durumunu tartışıyor ve şöyle diyorlardı: "Üzerlerine bir bina yapın! Rableri onları çok iyi bilendir." Onların durumunu bilenler ise "Biz elbette onların üzerlerine (yanlarına) bir mescit yapacağız" dipnot 1 demişlerdi.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu buyruk namaz, oruç, zekât, kurban vs. ibadetlerin eski ümmetlerden beri farz olduğunun delillerindendir. Benzer mesajlar: Bakara 2:83, 183; Al-i İmrân 3:39; Mâide 5:12; Yûnus 10:87; İbrâhîm 14:40; Meryem 19:31, 55, 59; Tâhâ 20:14; Hacc 22:26-30, 34-37; Enbiyâ 21:73; Lokmân 31:17; Şûrâ 42:13.

Mustafa İslamoğlu

İşte bu yöntemle onların hikayesini (insanlara) aktardık ki, Allah'ın vaadinin bütünüyle gerçek olduğunu ve Son Saat'in gelip çatacağından kuşku duyulmaması gerektiğini bilip fark etsinler. O zamanlar, (işin bu yanını bırakıp) onların eylemini aralarında tartışmaya başladılar. Onlardan bir kısmı "Onların hatırasına anıtsal bir kitabe dikin; onların gerçek konumunu Rableri daha iyi bilir" dediler. Onların yönetimini ellerine geçirmiş olan egemen sınıfa mensup berikiler ise "(Kararımız) kesindir: onların üzerine ille de bir mabed yapılacaktır!" dediler.

Muhammed Esed

İşte bu yolla (insanların) dikkatini onların kıssası üzerine çektik, ki onların başına gelenler konusunda aralarında tartıştıkları zaman bilsinler ki, Allah'ın (ölümden sonraki kalkış konusundaki) vaadi bütünüyle gerçektir ve Son Saat'in gelip çatacağına hiç şüphe yoktur. Ve böylece (o şehrin ahalisinden) bazıları: "Onların anısına bir anıt dikin; onların başına gelen her neyse, bunu en iyi Allah bilir" dediler. Görüşleri genel kabul gören başkaları ise: "Doğrusu, onların anısına mutlaka bir mescid yükseltmeliyiz!" dediler.

Ahmed Hulusi

Böylece onlar hakkında bilgilendirdik ki, Allah'ın bildiriminin Hak olduğunu (ba'sı) ve o saatin (ölümün) şüphe götürmez olduğunu bilsinler! Hani onlar, aralarında onların olayını tartışıyorlardı. . . Şöyle dediler: "Onlar üzerine bina yapın; (ne olduklarını) Rableri daha iyi bilir". . . Onların hakkında sözü geçenler ise; "Elbette biz onların (Ashab-ı Kehf'in) üzerine ibadethane yapacağız" dediler.

Ali Bulaç

Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.

Ali Özek ve heyeti

Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vaadinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar aralarında Ashâbı Kehfin durumunu tartışıyorlardı. Dediler ki: «Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir.» Onların durumuna vâkıf olanlar ise: «Bizler, kesinlikle onların yanı başlarına bir mescit yapacağız» dediler.

Ali Rıza Safa

Ve işte böylece, onların bilinmesini sağladık ki, Allah'ın verdiği sözün kesinlikle gerçek olduğunu ve evrenlerin sonu hakkında kuşku olmadığını bilsinler. Onların durumunu aralarında tartıştıklarında, "Üstlerine bir yapı kurun!" dediler. Efendileri, onları bilir. Görüşleri öne çıkanlar ise şöyle dediler: "Üstlerine kesinlikle bir yakarış yeri yapacağız!"

Bayraktar Bayraklı

Böylece Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyametin kopacağından şüphe edilemeyeceğini bilmeleri için, insanların onları bulmalarını sağladık. Çünkü, halk onların durumunu aralarında tartışıyorlardı. "Onların adına bir bina yapın" diyorlardı. Oysa, onları en iyi Rabbleri bilir. Tartışmayı kazananlar, "Onlaradına elbette bir mescit yapacağız" dediler.

Edip Yüksel

Böylece onları buldurduk ki ALLAH'ın sözünün gerçek olduğunu öğrensinler ve o an konusunda da kuşkuları kalmasın. Halk onların durumunu aralarında tartışırken bir kısmı, "Onların üzerine bir bina yapın" dedi. Efendi'leri onları daha iyi bilir. Onların durumuna karar verme yetkisini ellerine geçirenler, "Onların üstüne bir mescid yapacağız" dediler. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Bu olay ile ilgili sayısal bilgiler tarihin sonuna ışık tutar. * Bak 18:25.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylece onları (halka) buldurduk ki ALLAH'ın sözünün gerçek olduğunu öğrensinler ve Saat (dünyanın sonu) konusunda da kuşkuları kalmasın. Halk onların durumunu aralarında tartışırken bir kısmı, 'Onların üzerine bir bina yapın,' dedi. Rab'leri onları daha iyi bilir. Onların durumuna karar verme yetkisini ellerine geçirenler, 'Onların üstüne bir mescid yapacağız,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Böylece kendilerini haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyamet gününün şüphesiz bulunduğunu bilsinler. O sırada kavimleri kendi aralarında bunların olayını tartışıyorlardı. Bunun üzerine dediler ki: "Üstlerine bir bina yapın; Rableri onları daha iyi bilir!" Düşmanlarına karşı galip gelenler: "Biz muhakkak bunların üzerine bir mescit yaparız." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle de kendilerine vukuf peyda ettirdik ki Allahın va'di hakk olduğunu ve saat, hakıkaten şüphesiz bulunduğunu bilsinler, o sırada aralarında emirlerine niza' ediyorlardı, bunun üzerine dediler ki: üstlerine bir bina yapın, rabları onları daha iyi bilir, onların emri üzerine galebe etmiş olanlar elbette, dediler: biz bunların üzerine bir mescid ediniriz

Erhan Aktaş

Böylece, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o Sa'at'in dipnot 1 kesin olduğunu bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı. "Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb'leri, onları daha iyi bilir." dediler. Düşünceleri kabul edilenler: "Onların üzerlerine bir mescid yapalım." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyamet.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Böylece, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o Sa'at'in dipnot 1 kesin olduğunu bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı. "Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb'leri, onları daha iyi bilir." dediler. Düşünceleri kabul edilenler: "Onların üzerlerine bir mescid yapalım." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyamet.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Böylece, Allah'ın verdiği sözün gerçek olduğunu, o saat dipnot 1 hakkında hiç kuşku olmadığını bilmeleri için onları haberdar ettik. O zaman, onların durumu hakkında aralarında tartışıyorlardı." Onların üzerlerine bir bina yapın; onların Rabb'leri, onları daha iyi bilir." dediler. Düşünceleri kabul edilenler: "Onların üzerlerine bir mescid dipnot 2 yapalım." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıyamet.
  2. metne dön, dipnot 2
    Tapınak

Gültekin Onan

Böylece, Tanrı'nın vaadinin hak olduğunu ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında buyruklarını / buyrultularını (isteklerini) tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin, rableri onları daha iyi bilir." Onların buyrultularına galip gelen (sözleri geçen)ler ise: "Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.

Hasan Basri Çantay

Böylece (kullarımızı ve mü'minleri) onlar (ın ahvaaline) muttali' kıldık ki Allahın (tekrar dirilteceğine dair olan) va'dinin şübhesiz bir hak olduğunu, kıyamet (in vukuunda) da hiç bir şübhe bulunmadığını bilmiş olsunlar. O sırada onlar, bunların işini aralarında niza'laşıyorlardı. Bunun üzerine "Onların etrafına bir bina yapın" dediler. Rabları onları daha iyi bilendir. Onların işine gaalib (ve vaakıf) olanlar ise: "Mutlakaa yanlarında bir mescid edineceğiz" dedi (ler).

İbni Kesir

Böylece, insanların onları bulmalarını sağladık ki Allah'ın sözünün gerçek olduğunu ve kıyametin kopmasından şüphe edilmeyeceğini bilsinler. Nitekim bunlar hakkında çekişip duruyorlar: Onların mağaralarının önüne bir bina kurun, diyorlardı. Halbuki Rabbları onları çok daha iyi bilendir. Onların yerlerine galib gelenler ise: Onların mağaralarının önüne mutlaka bir mescid yapacağız, dediler.

Mehmet Alagaş

(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.

Rowwad Tercüme Merkezi

Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki, Allah'ın vâdinin hak olduğunu, kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar kendi meselelerini aralarında tartışıyorlardı. Bunun üzerine: “Üzerlerine bir bina yapın” demişlerdi. Rableri onları daha iyi bilendir. Fakat onların işine galip gelenler ise, “Mutlaka onların üstüne bir Mescid edineceğiz” dediler.

Süleyman Ateş

(Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa yine) böylece onları (bazı insanlara) buldurduk ki, Allah'ın (öldükten sonra diriltme) va'dinin gerçek olduğunu ve (Duruşma) saatin(in geleceğin)de asla şüphe olmadığını bilsinler. (Bulanlar), o sırada kendi aralarında onların durumlarını tartışıyorlardı: "Onların üstüne bir bina yapın!" dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onların işine gaalip gelen(yetkili)ler: "Mutlaka onların üstüne bir mescid yapacağız" dediler.

Süleymaniye Vakfı

Bu yolla dipnot 1 insanları onların durumundan haberdar ettik ki Allah'ın vaadinin doğru olduğunu, tekrar dirilip kalkış saatinden şüphe edilemeyeceğini bilsinler. dipnot 2 Bir gün insanlar onların durumunu tartışıyorlardı. Neticede: "Üzerlerine bir anıt yapın. Onları, (gerçekten kim olduklarını) en iyi Rableri bilir." dediler. Sözleri dinlenenler ise "Üzerlerine mutlaka bir mescit yapacağız." dediler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yüzyıllar önce kullanılan bir gümüş para ile şehre giden genç, alışveriş yapmak istediği kişilerde şüphe uyandırmış ve onun kimliğinin sorgulanmasına sebep olmuştur. Gencin, kendisi ve arkadaşlarının durumu hakkında bilgi vermesi kaçınılmaz olmuş, bu şekilde Ashab-ı Kehf'in mağarada yüzyıllarca uyudukları ortaya çıkmıştır.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Öteki insanlar bunların durumunu aralarında tartıştıkları bir sırada, bunları birden bire karşılarına çıkardık ki böylece Allah'ın sözünün doğru olduğunu, kıyamet saatinde şüphe edilemeyeceğini bilsinler. Sonra dediler ki "Onların üzerine bir anıt yapın. Rableri onları çok iyi bilir." Sözü dinlenenler dediler ki "Onların üzerine bir mescit dipnot 1 yapacağız".

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mescid: Secde edilen yere mescid denir.

Şaban Britch

İşte bu şekilde insanları onlardan haberdar kıldık ki Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyamet saatinde hiç bir şüphe olmadığını bilsinler. Hani onlar aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. Onların (mağaralarının) çevresine bina yapın. Onları en iyi Rableri bilir, diyorlardı. Onlar durumuna galip gelen (krallar): Oraya mescid yapacağız, dediler.

Şaban Piriş

İşte bu şekilde insanların onları bulmalarını sağladık ki Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyamet hakkında şüphe olmayacağını bilsinler. Aralarında onların durumunu tartışıyorlardı. -Onların üzerine bina yapın. Onları en iyi Rableri bilir, diyorlardı. Onlar hakkında tartışmada galip gelenler: -Oraya mescid yapacağız, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Böylece insanları onlar hakkında bilgilendirdik ki, Allah'ın vaadinin hak, kıyamet saatinin de kuşkusuz olduğunu bilsinler. Çünkü onlar, aralarında mağara yaranının durumunu tartışıyorlardı. "Onların üstüne bir bina kurun." dediler. Rableri onları daha iyi bilir. Onlar hakkında görüşleri galip gelenlerse şöyle dediler: "Üzerlerine mutlaka bir mescit edineceğiz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

To serve Our purpose We ordained that their identity be revealed so that they, as well as others, would realize that the promise of Allah is truth personified and that the Day of Judgement is a certainty. The aftermath of the event resolved itself in the manner that was inevitably expected. The people who by then had conformed to Allah's will –Christians- debated the number and the event and its significance, some concluding to construct a memorial on the site, others whose decision prevailed resolved to erect a house of worship thereon.

Abdul Haleem

In this way We brought them to people’s attention so that they might know that God’s promise [of resurrection] is true and that there is no doubt about the Last Hour, [though] people argue among themselves. [Some] said, ‘Construct a building over them: their Lord knows best about them.’ Those who prevailed said, ‘We shall build a place of worship over them.’

Abdullah Yusuf Ali

Thus did We make their case known to the people, that they might know that the promise of Allah is true, and that there can be no doubt about the Hour of Judgment. Behold, they dispute among themselves as to their affair. (Some) said, "Construct a building over them": Their Lord knows best about them: those who prevailed over their affair said, "Let us surely build a place of worship over them."

Abul A'la Maududi

Thus did We make their case known to the people of the city dipnot 1 so that they might know that Allah's promise is true, and that there is absolutely no doubt that the Hour will come to pass. dipnot 2 But instead of giving thought to this, they disputed with one another concerning the People of the Cave, some saying: "Build a wall over them. dipnot 3 Their Lord alone knows best about them." But those who prevailed over their affairs dipnot 4 said: "We shall build a place of worship over them." dipnot 5

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The secret of their sleep was revealed when one of them went to Ephesus to buy food for them and offered a coin of the period of Emperor Decius. As it was a changed world, he naturally attracted attention for he was wearing a costume of 300 year old fashion and spoke a language different from that in vogue. This was because during those two centuries the language, culture, dress etc. had undergone a marked change. So the shopkeeper looked askance at him and, according to a Syriac tradition, he suspected that he had dug up some ancient treasure. Accordingly, he gathered some people of his neighborhood and they took him before the ruler. On questioning, it was discovered that he was one of those followers of Christ, who had fled the city 300 years ago to save their faith. As most of the population had embraced Christianity, the news immediately spread throughout the city and a big crowd of the people along with the Christian Roman Ruler, arrived at the cave. It was then that the sleepers of the cave came to know that they had slept for about three hundred years. So after making salutations to their Christian brothers they lay down and their souls left their bodies.
  2. metne dön, dipnot 2
    According to the Syriac tradition, at the time of this occurrence, hot discussions were going on in Ephesus about Resurrection and the Hereafter. Though the people had embraced Christianity under the influence of the Roman Empire, yet traces of shirk and idolatry of the Romans and the effects of the Greek philosophy were still very powerful. So in spite of the Christian creed of the Hereafter, many people denied this, or at least were skeptical about this. To add to this the Sadducee sect of the Jews, who formed a great part of the population of the city, openly denied the Hereafter and professed to base this on the Torah. The Christian scholars, however, could not put forward any strong arguments to refute them: so much so that the reports of the polemical discussion given in Matthew, Mark and Luke, attributed to Prophet Jesus (peace be upon him), are admittedly very weak even according to the Christian scholars. (Please refer to
    Matthew 22: 23-33 — Yeni Ahit, Matta; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Matta 22:23

    Ölümden sonra diriliş olmadığını söyleyen Sadukiler, aynı gün İsaya gelip şunu sordular: “Öğretmenimiz, Musa şöyle buyurmuştur: ‹Eğer bir adam çocuk sahibi olmadan ölürse, kardeşi onun karısını…

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

    ,
    Mark 12: 18- 27 — Yeni Ahit, Markos; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Markos 12:18

    Ölümden sonra diriliş olmadığını söyleyen Sadukiler İsaya gelip şunu sordular: “Öğretmenimiz, Musa yazılarında bize şöyle buyurmuştur: ‹Eğer bir adam ölür, geride bir dul bırakır, ama çocuk…

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

    ,
    Luke 20: 27-40 — Yeni Ahit, Luka; alıntıyı aç

    Yeni Ahit · Luka 20:27

    Ölümden sonra dirilişi yadsıyan Sadukilerden bazıları İsaya gelip şunu sordular: “Öğretmenimiz, Musa yazılarında bize şöyle buyurmuştur: ‹Eğer bir adamın evli kardeşi çocuksuz ölürse, adam ölenin…

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. Alıntı 200 karakterde kesilmiştir. tam metin

    ). That is why the disbelievers in the Hereafter were having the upper hand and even the believers were being involved in doubts about it. It was at that time that the sleepers of the cave were raised up and furnished an absolute proof of the life after death and turned the scales in favor of the believers in this dispute.
  3. metne dön, dipnot 3
    It appears from the context that this was the saying of the righteous people from among the Christians. They were of the opinion that a wall should be raised at the entrance of the cave in order to let the sleepers remain in the same condition in which they were, for they argued that their Lord alone knew best about their rank and position and the reward they deserved.
  4. metne dön, dipnot 4
    The people "those who prevailed in their matter" were the Roman rulers and the priests of the Christian Church, who did not let the righteous Christians have their way. This was because by the middle of the fifth century, the common people, especially the orthodox among the Christians, had become fully involved in shirk and the worship of saints and tombs. They used to visit the tombs of the saints to worship them and kept the statues of Jesus, Mary and the apostles in their churches: so much so that a few years before the rising up of the sleepers of the cave, in 431 A.D., a great council of the representatives of the Christian world had been held in Ephesus itself, in which it was resolved that the creed of the divinity of Christ and of Mary as the mother of God, should be included in the articles of the Christian Church. If we keep in view the year 431, it becomes clear that by “those who prevailed in their matter” are meant the leaders of the Church and the officers of the government, who had the reins of the religious and political powers in their hands. In fact these were the people who were the upholders of shirk and who decided that a mausoleum should be built over the cave of the sleepers to make it a place of worship.
  5. metne dön, dipnot 5
    It is an irony that some people among the Muslims have misconstrued this verse of the Quran so as to make it lawful for themselves to build mausoleums, monuments and mosques over the tombs of the righteous persons and saints. The Quran has, in fact, pointed out the deviation of the workers of iniquity who prevailed upon others and built a place of worship over the cave of the sleepers, who were indeed a sign of Resurrection and of the life after death. But they abused this good opportunity and produced another means of practicing shirk.

Aisha Bewley

Accordingly We made them chance upon them unexpectedly so they might know that Allah’s promise is true and that there is no doubt about the Hour. When they were arguing among themselves about the matter, they said, ‘Wall up their cave, their Lord knows best about them.’ But those who got the better of the argument concerning them said, ‘We will build a place of worship over them.’

Al-Hilali & Khan

And thus We made their case known (to the people), that they might know that the Promise of Allâh is true, and that there can be no doubt about the Hour. (Remember) when they (the people of the city) disputed among themselves about their case, they said: "Construct a building over them; their Lord knows best about them;" (then) those who won their point said (most probably the disbelievers): "We verily shall build a place of worship over them."

Ali Quli Qarai

So it was that We let them come upon them, that they might know that Allah’s promise is true, and that there is no doubt in the Hour. As they were disputing among themselves about their matter, they said, ‘Build a building over them. Their Lord knows them best.’ Those who had the say in their matter said, ‘We will set up a place of worship over them.’

Amatul Rahman Omar

That is how We let (other people) know about them (- their intentions and the real state of their affairs), that people might know that the promise of Allâh is true and that as to the (coming of the promised) hour there is no doubt about it. And (recall the time) when the people (that followed) argued among themselves about their affairs and they said, `Build a monument over them;' their Lord knows them best. Those (of them) who won their point said, `We will certainly build a mosque (- place of worship) over them.'

Arthur John Arberry

And even so We made them stumble upon them, that they might know that God's promise is true, and that the Hour -- there is no doubt of it. When they were contending among themselves of their affair then they said, 'Build over them a building; their Lord knows of them very well.' Said those who prevailed over their affair, 'We will raise over them a place of worship.'

Bijan Moeinian

Thus (when the man went to the city) I revealed their secret (which they, themselves, had not discovered yet) to every one in town (who had embraced Christianity while they were sleeping for some two hundred years) so that they know that the Lord’s promise (about the Resurrection) is nothing but the truth. Then people started to dispute about what they should do with their bodies (when they died shortly after.) Some (the true believers) said: "Let us construct a building over them (and leave them in peace) as this is the Lord’s business. The others (who succeeded in imposing their opinion) said: “Let us build a place of worship over them."

E. Henry Palmer

Thus did we make their people acquainted with their story, that they might know that God's promise is true; and that the Hour, there is no doubt concerning it. When they disputed amongst themselves concerning their affair, and said, 'Build a building over them, their Lord knows best about them;' and those who prevailed in their affair said, 'We will surely make a mosque over them.'

Edip-Layth

Thus We let them be discovered so that they would know that God's promise is true and that there is no doubt regarding the moment. They argued amongst themselves regarding them, so they said, "Erect a monument for them!" Their Lord is fully aware of them. Those who managed to win the argument said, "We will construct a temple over them."

George Sale

And so We made their people acquainted with what had happened to them; that they might know that the promise of God is true, and that there is no doubt of the last hour; when they disputed among themselves concerning their matter. And they said, erect a building over them: Their Lord best knoweth their condition. Those who prevailed in their affair answered, we will surely build a chapel over them.

Hamid S. Aziz

"For should they perceive you, they would stone you, or would force you back again unto their faith, and you would never prosper (or succeed). "

Mahmoud Ghali

And thus We made the (people of the city) discover them that they might know that the promise of Allah is true and that the Hour, there is no suspicion about it. As they were contending among themselves their Command, (The Command of Allah concerning Resurrection; or: their affair) (then) they said, "Build over them a structure; their Lord knows them best." (But) the ones who prevailed over their Command (Literally: overcame them in their Command; or: in their affair) said, "Indeed we will definitely build (Literally: take to ourselves) over them a mosque."

Marmaduke Pickthall

And in like manner We disclosed them (to the people of the city) that they might know that the promise of Allah is true, and that, as for the Hour, there is no doubt concerning it. When (the people of the city) disputed of their case among themselves, they said: Build over them a building; their Lord knoweth best concerning them. Those who won their point said: We verily shall build a place of worship over them.

Mohamed Ahmed - Samira

Thus did We inform the people about them that they may know the promise of God is true, and there is no doubt that the Hour will come. As they were arguing among themselves as to what should be done with them, (some) said: "Erect a monument over them. Their Lord is best cognisant of them." Those who prevailed, said: "We shall build a place of worship over their (sepulchre)."

Muhammad Asad

AND IN THIS way have We drawn [people's] attention to their story, so that they might know - whenever they debate among themselves as to what happened to those [Men of the Cave] that God's promise [of resurrection] is true, and that there can be no doubt as to [the coming of] the Last Hour. And so, some [people] said: "Erect a building in their memory; God knows best what happened to them." Said they whose opinion prevailed in the end: "Indeed, we must surely raise a house of worship in their memory!"

Mustafa Khattab

That is how We caused them to be discovered so that their people might know that Allah’s promise ˹of resurrection˺ is true and that there is no doubt about the Hour.[1] When the people disputed with each other about the case of the youth ˹after their death˺,[2] some proposed, "Build a structure around them. Their Lord knows best about them." Those who prevailed in the matter said, “We will surely build a place of worship over them.”

Progressive Muslims

And as such, We revealed their case so that they would know that God's promise is true and that there is no doubt regarding the Hour. They argued amongst themselves regarding them, so they said: "Erect a monument for them!" Their Lord is fully aware of them, those who managed to win the argument said: "We will construct a temple over them."

Rashad Khalifa

We caused them to be discovered, to let everyone know that GOD's promise is true, and to remove all doubt concerning the end of the world. The people then disputed among themselves regarding them. Some said, "Let us build a building around them." Their Lord is the best knower about them. Those who prevailed said, "We will build a place of worship around them."

Sahih International

And similarly, We caused them to be found that they [who found them] would know that the promise of Allah is truth and that of the Hour there is no doubt. [That was] when they disputed among themselves about their affair and [then] said, "Construct over them a structure. Their Lord is most knowing about them." Said those who prevailed in the matter, "We will surely take [for ourselves] over them a masjid."

Sam Gerrans

“And thus did He acquaint us with them: that they might know that the promise of God is true, and that the Hour — there is no doubt concerning it.” When they contended with one another about their affair, then they said: “Build over them a structure; their Lord best knows concerning them.” Those who prevailed over their affair said: “We will take for them a place of worship.”

Shabbir Ahmed

And in this way We caused them to be discovered (their mission had succeeded), and everyone realized that Allah's Promise is always true. There remained no doubt about the Revolution. (The Dwellers of the Cave were revered by their nation as the Divine Order was restored. Time went by and they passed on. The reverence of the people took a turn). Some people said, "Erect a building in their memory. God knows best their true stature." Others, whose opinion prevailed, said, "Indeed, we must raise a house of worship in their memory." The building in which they would submit to the One True God, like a Masjid. (But they converted the building into a monastery and placed huge tombstones with superstitious inscriptions, another RAQEEM but man-made. The sanctuary became a haven for nuns and monks).

Syed Vickar Ahamed

Thus We made their story known to the people, that they might know that the Promise of Allah is true, and that there may be no doubt about the Hour of Judgment. (Remember) they argued within about their affair. (Some) said, "Construct a building over them:" Their Lord knows best about them: Then those who were in control over their affair said, "Surely, let us build a place of worship over them."

Taqi Usmani

And in this way, We made them known to the people (of the city), so that they realize that Allah’s promise is true, and that there is no doubt about the Hour (the Day of Resurrection). When they were disputing among themselves in their matter, they said, "Erect a building over them. Their Lord knows them best." Said those who prevailed in their matter, “We will certainly make a mosque over them.”

The Monotheist Group

And as such, We revealed their case so that they would know that the promise of God is true and that there is no doubt regarding the Hour. They argued among themselves regarding them, so they said: "Erect a monument for them!" Their Lord is fully aware of them, those who managed to win the argument said: "We will construct a temple over them."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 21. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 21. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 21. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩