Diyanet İşleri
Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi.
Kehf suresi
Kehf suresi, 75. ayet. قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكَ إِنَّكَ لَن تَسْتَطِيعَ مَعِىَ صَبْرًا
ḳâle elem eḳul leke inneke len testeṭî`a me`iye ṣabrâ.
Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Hızır Kehf 60–82 3
Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
Musa, "Unuttuğum için bana çıkışma ve bu işimde bana güçlük çıkarma!" dedi.
Yine yola koyuldular. Nihayet bir erkek çocukla karşılaştıklarında, adam (hemen) onu öldürdü. Musa, "Bir cana karşılık olmaksızın suçsuz birini mi öldürdün? Andolsun çok kötü bir iş yaptın!" dedi.
Adam, "Sana, benimle beraberliğe asla sabredemezsin demedim mi?" dedi.
Musa, "Eğer bundan sonra sana bir şey hakkında soru sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme. Doğrusu, tarafımdan (dilenecek son) özre ulaştın (bu son özür dileyişim)" dedi.
Yine yola koyuldular. Nihayet bir şehir halkına varıp onlardan yiyecek istediler. Halk onları konuk etmek istemedi. Derken orada yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar gördüler. Adam hemen o duvarı doğrulttu. Musa, "İsteseydin bu iş için bir ücret alırdın" dedi.
Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
75-76. Bunun üzerine Hızır, ona hem serzenişte bulunarak hem de hatırlatmada bulunarak şöyle dedi: “Ben sana, sen benimle bir arada olmaya asla sabredemezsin, dememiş miydim?” deyince Mûsâ ona: “Eğer bundan sonra” yani bu defadan sonra “sana bir şey soracak olursam, artık benimle arkadaşlık etme!” Yani benimle arkadaşlığı terk etmen halinde mazur görüleceksin. “O zaman benden yana mazur sayılırsın.” Ben senin mazur olduğunu ve herhangi bir kusur işlemediğini kabul edeceğim.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Hızır Musa -aleyhisselam-'a şöyle dedi: "Şüphesiz ki ben sana dedim ki: - Ey Musa!- Yapacağım şeylere sabredemezsin."
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)
Adam, şöyle dedi: "Doğrusu sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin."
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)
Adam, "Sen benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?" dedi.
Aynı kıssa: Mûsâ ve Hızır · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)
Adam, "İşte bu birbirimizden ayrılmamız demektir" dedi. "Şimdi sana sabredemediğin şeylerin içyüzünü anlatacağım."
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Allah'a ve Resul'üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zinetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bilge melek) "Ben sana benimle beraberliğe sabredemezsin dememiş miydim?" diye sormuştu.
O (kişi) "Ben sana dememiş miydim" dedi; "sen benimle birlikteliğe asla katlanamazsın diye?!"
Beriki: "Ben sana, bana asla katlanamayacağını söylememiş miydim?" dedi.
(Hızır) dedi: "Ben sana, benimle beraberliğe katlanamazsın demedim mi?"
Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"
(Hızır:) Ben sana, benimle beraber (olacaklara) sabredemezsin, demedim mi? dedi.
"Aslında, benimle birlikte asla dirençli olamayacağını söylemedim mi?" dedi.
O kul, "Ben sana, sen benimle beraber bulunmaya dayanamazsın, dememiş miydim?" dedi.
"Bana dayanamayacağını sana söylememiş miydim?" diye tekrarladı.
'Bana dayanamıyacağını sana söylememiş miydim,' diye tekrarladı.
"Doğrusu sen benimle asla sabredemezsin demedim mi sana?" dedi.
doğrusu sen benimle sabredemezsin demedim mi sana? dedi
Sana, "Sen, kesinlikle benimle birlikte olmaya sabretmeye asla güç yetiremezsin, demedim mi?" dedi.
Sana, "Sen, kesinlikle benimle birlikte olmaya sabretmeye asla güç yetiremezsin, demedim mi?" dedi.
Sana, "Sen, kesinlikle benimle birlikte olmaya sabretmeye asla güç yetiremezsin, demedim mi?" dedi.
Dedi ki: "Gerçekte benimle birlikte olma sabrını göstermeye kesinlikle güç yetiremeyeceğini ben sana söylemedim mi?"
(O zat şöyle) dedi: "Ben sana beraberimde sabretmiye asla muktedir olamazsın demedim mi?"
O: Ben, sana; yaptığım işlere dayanamazsın, demedim mi? dedi.
(60-82) Ve bir zaman Musa genç arkadaşına demişti ki: "Ben iki denizin birleştiği yere varıncaya kadar veya uzun bir süre geçene kadar durmam. “Denizlerin Aralarında birleştikleri yere vardıklarında balıklarını unutmuşlardı ve balık da deniz de yol almış, akıp gitmişti. Onlar geçip gittikten sonra gence, bu yolculuğumuzda çok zahmet çektik "Öğle yemeğimizi getir" dedi. "Kayaya sığındığımız zamanı hatırlıyor musun? işte o zaman balığı unuttum." Ve bunu hatırlamayı bana unutturansa sadece Şeytan’dı dedi. Şaşırmış halde denize doğru yol aldı. İşte bu tamda beklediğimiz şey buydu dedi. Gerisin geri izleri üzere takip ederek döndüler. Derken, tarafımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve yanımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul u buldular. Musa ona, "Sana öğretilen yetiştirici / rüşte erdirici ilimden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim?" dedi. Dedi ki: "Senin benimle beraberliğe sabretmeye gücün / istidadın yetmez." İç yüzünü kavrayamadığın / havsalanın almadığı bir şeye n asıl sabredeceksin? Dedi ki Allah'ın istemesi ile / inşallah beni sabırlı bulacaksın , hiçbir emrinde sana karşı gelmeyeceğim, dedi ki eğer ki bana tabi olacaksan ben hatırlayıp ta bir şey anlatmadıkça bana bir şey sorma , böylece yola koyuldular, nihayetinde bir gemiye bindiler onda bir delik açtı, dedi ki onu, içindekiler boğulsun diye mi deldin? Gerçekten yaptığın büyük önemde bir şey dedi, sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki Unuttuğum şeyden dolayı beni sorumlu tutma ve işimi bana zorlaştırma, Böylece tekrar yola koyuldular, nihayetinde bir oğlan çocuğa rastladılar onu öldürdü, "Saf / Temiz bir kişiyi sebepsiz yere öldürdün, gerçekten nankörce bir şey yaptın." dedi. Dedi ki sana, benimle sabretmeye gücünün yetmeyeceğini söylememiş miydim? Dedi ki: "Eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam, artık benimle arkadaşlık etme." Artık özrün iyice belirgin oldu , böylece tekrar yola koyuldular, bir köy halkı geldiklerinde halkından yemek istediler , b unları misafir etmekten çekindiler , nihayetinde orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular, onu ayağa kaldırdı / doğrulttu , dileseydin bunun için bir ücret alırdın dedi , işte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır dedi , sana sabretmeye dayanamadığın konuların mânâlarını açıklayacağım , g emiye gelince; o, denizde çalışan yoksul kişilerindi, onların artlarında / peşlerinde her bir gemiyi gasbeden bir hükümdar / melik vardı bu nedenle gemiyi delmeyi istedim , erkek evlada gelince, onun anne babası mümin iki kişiydi , onların taşkınlık ve küf re sürüklemesinden endişe duyduk, istedik ki Rableri bu ikisine ondan daha temiz ve hayırlı birini, daha merhametli birini versin, duvara / cidara gelince, O duvar, şehirde yetim iki oğlanın idi , altında o ikisine ait altın vardı , babaları da Salih biri idi, Rabbin istedi ki ikisi de olgunluğa erişsinler ve Rabbinden bir rahmet olarak ta altınlarını çıkarabilsinler, bunları kendimin işi olarak yapmadım, işte bu sabretmeye dayanamadıklarının yorumudur.
“Ben sana benimle beraberliğe asla sabredemezsin, demedim mi?” dedi.
(O kul): "Ben sana, sen benimle beraber bulunmağa dayanamazsın, dememiş miydim? dedi.
O da "Ben sana, benim yanımda olmaya asla sabredemezsin dememiş miydim!" dedi.
"Sana demedim mi benimle birlikte olmaya dayanamazsın?" dedi.
Ben sana, benimle birlikte olmaya sabredemezsin demedim mi? dedi.
-Ben sana, benimle birlikte olmaya sabredemezsin demedim mi? dedi.
Dedi: "Ben sana söylemedim mi, sen benimle beraberliğe asla dayanamazsın."
The teacher said: "Did I not tell you, you would not be able to bear with me nor show forbearance with my actions!"
He replied, ‘Did I not tell you that you would never be able to bear with me patiently?’
He answered: "Did I not tell thee that thou canst have no patience with me?"
He said: "Did I not tell you that you will not be able to patiently bear with me?"
He said, ‘Did I not tell you that you would not be able to bear with me?’
(Khidr) said: "Did I not tell you that you can have no patience with me?"
He said, ‘Did I not tell you, indeed you cannot have patience with me?’
He (- the great divine being) said, `Did I not tell you that you would not certainly be able to bear with me patiently?'
Said he, 'Did I not say that thou couldst never bear with me patiently?'
The wise man replied: "Did I not tell you that you are not patient enough to bear with me?"
Said he, 'Did I not tell thee, verily, thou canst not have patience with me?'
He said, "Did I not tell you that you will not be able to have patience with me?"
He answered, did I not tell thee that thou couldest not bear with me?
So they set out until they met a boy, and he killed him. Moses said, "What! Have you killed an innocent soul who has killed no one? Verily, you have done a foul (evil) deed."
Said he, "Did I not say to you that surely you would never be able to (endure) with me patiently?"
He said: Did I not tell thee that thou couldst not bear with me?
He said: "Did I not tell you you will not be able to bear with me?"
He replied: "Did I not tell thee that thou wilt never be able to have patience with me?"
He answered, "Did I not tell you that you cannot have patience with me?"
He said: "Did I not tell you that you will not be able to have patience with me"
He said, "Did I not tell you that you cannot stand to be with me?"
[Al-Khidh r] said, "Did I not tell you that with me you would never be able to have patience?"
Said he: “Said I not to thee that thou canst never be patient with me?”
The man said, "Didn't I tell you that you could not bear with me?"
He answered: "Did I not tell you that you can have no patience with me?"
He said, "Did I not tell you that you can never bear with me patiently?"
He said: "Did I not tell you that you will not be able to have patience with me?"