Diyanet İşleri
Hamd, kuluna Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah'a mahsustur.
Kehf suresi · 1–8. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kehf suresi, 1. ayet. ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا
Hamd, kuluna Kitab'ı (Kur'an'ı) indiren ve onda hiçbir eğrilik yapmayan Allah'a mahsustur.
(1, 2, 3, 4) Katından (gelecek) şiddetli azaba karşı (inkârcıları) uyarmak, iyi işler yapan müminlere içinde ebedî kalacakları güzel ödül (cennet) bulunduğunu müjdelemek ve "Allah çocuk edindi!" diyenleri de korkutmak için doğru (bir kelam) olarak içerisine hiçbir eğrilik koymadığı dipnot 1 Kitabı kulu (Muhammed'e) indiren Allah'a hamdolsun.
Hamd tümüyle kuluna ilahi mesajı indiren ve onda hiçbir çarpıklığa yer vermeyen Allah'a mahsustur.
Bütün övgüler Allah'a yakışır; O (Allah) ki, kuluna bu ilahi kelamı indirmiş ve onun anlaşılmasını güçleştirecek hiçbir çapraşıklığa yer vermemiştir:
HAMD o Allah'a mahsustur ki, kuluna Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsini (KİTAP), kendisinde hiçbir tutarsızlık olmaksızın inzal etti.
Hamd, Kitabı kulu üzerine indiren ve onda hiç bir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir.
Hamd; kuluna (Muhammed'e), kendisinde hiçbir (tezat ve) eğrilik bulunmayan dosdoğru Kitab'ı indiren,
Kitap'ı, kuluna indiren ve Onda tutarsızlık bulundurmayan Allah'a övgüler olsun!
Bütün övgüler, kuluna kitabı indiren ve ona hiçbir eğrilik koymayan Allah'a aittir.
ALLAH'a övgü olsun, kuluna kitabı indirmiş ve onda hiçbir eğriliğe yer vermemiştir.
ALLAH'a övgü olsun, kuluna kitabı indirmiş ve onda hiç bir eğriliğe yer vermemiştir.
Hamd o Allah'a mahsustur ki, kuluna Kitab indirdi, içinde hiçbir yamukluk yapmadan,
Hamd o Allaha ki kuluna kitab indirdi, hem ona hiç bir yamıklık yapmaksızın
Hamd, dipnot 1 kendisinde hiçbir çelişki olmayan Kitap'ı indiren Allah'a aittir.
Hamd dipnot 1 , kendisinde hiçbir çelişki olmayan Kitap'ı indiren Allah'a aittir.
Hamd dipnot 1 , kendisinde hiçbir çelişki olmayan Kitap'ı indiren Allah'a aittir.
Hamd, Kitabı kulu üzerine indiren ve onda hiç bir çarpıklık kılmayan Tanrı'ya aittir.
(1-2-3-4) (Kafirleri) canib (-i ilahisi) nden en çetin bir azab ile korkutmak, güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunan mü'minlere de içinde ebedi kalacakları güzel bir ecr (ve mükafat) ı müjdelemek, (hele) "Allah evlad edindi" diyenlere ma'ruz kalacakları kötü aakıbetleri haber vermek için, kendisinde hiç bir eğrilik yapmadığı, o dosdoğru kitabı (Kur'anı) kulu (Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem) üzerine indiren Allaha hamd olsun.
Hamd, O Allah'a ki; kuluna dosdoğru kitabı indirdi ve onda hiç bir eğrilik koymadı.
(1-6) Övgü / Hamd kuluna kitabı indiren Allaha mahsustur , onda hiçbir eğrilik yoktur. Değerlidir, O’nun katında ki şiddetli sertliğe dair uyarıdır. Müminlere ki onlar, s alih amel işlerler, onlara içinde ebedi kalacakları güzel bir ödül ün var olduğunu müjdelemen içindir, Allah evlat edindi diyenleri uyar mak içindir, onların da babalarının da bunda bir bilgisi yoktur, ağızlarından çıkan büyük bir kelimedir, onlar kesinlikle yalan söylüyorlar , üstelik sen onların arkalarından, bu söze iman etmemelerine üzülerek kend ini mahvedecektin , arzda ziynet olarak neyi yaptıysak , hangisi güzel amel işleyecek bilelim diyedir, biz üzerinde ne varsa kupkuru toprak kesinlikle yaparız.
Hamt olsun Allah'a ki, kuluna kitabı indirdi ve onda hiçbir eğrilik koymadı.
Allah'a hamdolsun ki, kuluna Kitabı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
Her şeyi mükemmel yapmak, dipnot 1 kuluna bu kitabı indiren ve onda herhangi bir eğrilik dipnot 2 oluşturmayan Allah'a özgüdür. dipnot 3
Her şeyi güzel yapmak, kuluna bu Kitabı indiren Allah'a mahsustur. O, bunu (Kitabı) anlaşılmayacak biçimde çarpıtılabilecek dipnot 1 bir yapıda oluşturmamıştır.
Hamd olsun Allah'a ki kuluna, kitabı indirdi ve onda hiçbir eğrilik koymadı.
Kuluna kitabı, onda hiç bir eğrilik bırakmadan, dosdoğru olarak indiren Allah'a hamd olsun.
Hamt o Allah'a ki, kuluna Kitap'ı, kendisinde hiçbir eğiklik ve çelişme yapmaksızın indirdi.
Kehf suresi, 2. ayet. قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا
(2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.
(1, 2, 3, 4) Katından (gelecek) şiddetli azaba karşı (inkârcıları) uyarmak, iyi işler yapan müminlere içinde ebedî kalacakları güzel ödül (cennet) bulunduğunu müjdelemek ve "Allah çocuk edindi!" diyenleri de korkutmak için doğru (bir kelam) olarak içerisine hiçbir eğrilik koymadığı dipnot 1 Kitabı kulu (Muhammed'e) indiren Allah'a hamdolsun.
(Aksine onu) dosdoğru ve dolambaçsız (kıldı) ki, (inkarcıları) kendi katından gelecek şiddetli bir cezayla uyarsın; yararlı ve erdemli davranan mü'minlere de kendilerini bekleyen güzel bir karşılığı müjdelesin:
(Bu) tutarlı ve dosdoğru (kitap, inkarcıları) O'nun katından zorlu bir cezayla uyarmak ve dürüst, erdemli davranışlarda bulunan müminlere hak ettikleri güzel karşılığı müjdelemek içindir,
Dosdoğru (bir Kitap'tır) da. . . O'nun ledünnündendir; şiddetli bir sıkıntıya karşı uyarmak ve de imanın gereği çalışmalar yapan iman edenlere, kendileri için güzel bir karşılık olduğunu müjdelemek içindir.
Dosdoğru (bir Kitaptır) ki, kendi katından şiddetli bir azabla uyarıp korkutmak ve salih amellerde bulunan mü'minlere müjde vermek için (onu indirdi); şüphesiz onlara güzel bir ecir vardır.
(insanları) kendi tarafından çetin bir azap ile ikaz etmek ve iyi iş ve davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için, güzel bir ecir bulunduğunu,
Her şeyin kaynağı olarak, hem O'nun katından yaman bir cezayla uyarmak hem de inanmış olarak erdemli edimler yapanlara güzel bir ödül olduğunu sevinçli bir haber olarak vermek için.
- Onu dosdoğru bir kitap olarak indirdi ki Allah'ın katından gelecek şiddetli azaba karşı uyarsın; iyi işler yapan müminlere de, kendileri için,içinde süreli bulunacakları güzel bir ödül olduğunu müjdelesin ve "Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.
Dosdoğru... O'ndan gelecek şiddetli bir cezaya karşı uyarsın ve erdemli davranan müminlere kendileri için güzel bir ödülü müjdelesin.
Kusursuz bir (kitap)... O'ndan gelecek şiddetli bir cezaya karşı uyarsın ve erdemli davranan müminlere kendileri için güzel bir ödülü müjdelesin.
dosdoğru; tarafından şiddetli bir azap ile korkutmak ve yararlı yararlı işler yapan müminlere şunu müjdelemek için: Kendilerine gerçekten güzel bir mükafat var;
Dosdoğru, ledünnünden şiddetli bir beis ile inzar etmek, ve salih salih ameller yapan mü'minlere şunu müjdelemek için ki kendilerine cidden güzel bir ecir var
Dosdoğru bir gözetici olarak; şiddetli azaba karşı uyarmak, erdemli ve doğru davranışlarda bulunan Mü'minlere, en iyi karşılığın onların olduğunu müjdelemek için katından indirdi.
Dosdoğru bir gözetici olarak; şiddetli azaba karşı uyarmak, erdemli ve doğru davranışlarda bulunan Mü'minlere, en iyi karşılığın onların olduğunu müjdelemek için katından indirdi.
Dosdoğru bir gözetici olarak; şiddetli azaba karşı uyarmak, erdemli ve doğru davranışlarda bulunan müminlere, en iyi karşılığın dipnot 1 onların olduğunu müjdelemek için katından indirdi.
Dosdoğru (bir Kitaptır) ki, kendi katından şiddetli bir azabla uyarıp korkutmak ve salih amellerde bulunan inançlılara müjde vermek için (onu indirdi); şüphesiz onlara güzel bir ecir vardır.
(1-2-3-4) (Kafirleri) canib (-i ilahisi) nden en çetin bir azab ile korkutmak, güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunan mü'minlere de içinde ebedi kalacakları güzel bir ecr (ve mükafat) ı müjdelemek, (hele) "Allah evlad edindi" diyenlere ma'ruz kalacakları kötü aakıbetleri haber vermek için, kendisinde hiç bir eğrilik yapmadığı, o dosdoğru kitabı (Kur'anı) kulu (Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem) üzerine indiren Allaha hamd olsun.
Kendi katından şiddetli bir baskını haber vermek ve salih amel işleyen mü'minlere güzel bir mükafat olduğunu müjdelemek için.
(1-6) Övgü / Hamd kuluna kitabı indiren Allaha mahsustur , onda hiçbir eğrilik yoktur. Değerlidir, O’nun katında ki şiddetli sertliğe dair uyarıdır. Müminlere ki onlar, s alih amel işlerler, onlara içinde ebedi kalacakları güzel bir ödül ün var olduğunu müjdelemen içindir, Allah evlat edindi diyenleri uyar mak içindir, onların da babalarının da bunda bir bilgisi yoktur, ağızlarından çıkan büyük bir kelimedir, onlar kesinlikle yalan söylüyorlar , üstelik sen onların arkalarından, bu söze iman etmemelerine üzülerek kend ini mahvedecektin , arzda ziynet olarak neyi yaptıysak , hangisi güzel amel işleyecek bilelim diyedir, biz üzerinde ne varsa kupkuru toprak kesinlikle yaparız.
Dosdoğru (bir kitap olarak), katından (gelecek) şiddetli bir azapla korkutmak ve salih amellerde bulunan Müminlere güzel bir ecir olduğunu müjde vermek için (indirdi).
Onu dosdoğru (bir Kitap) olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları) uyarsın ve iyi işler yapan mü'minlere de kendileri için güzel mükafat bulunduğunu müjdelesin.
(Onu) dosdoğru bir kitap olarak indirmiştir ki kendi katından gelecek çetin dipnot 1 bir baskıya karşı uyarıda bulunsun ve iyi işler yapan müminler için de güzel bir ödül (cennet) olduğunu müjdelesin; dipnot 2
Sapasağlam dipnot 1 oluşturmuştur ki bu Kitap, Allah katından gelecek sert cezalara karşı uyarıda bulunsun, iyi işler yapan müminler için de güzel bir ödül olduğunu müjdelesin
Dosdoğru (bir kitap olarak), katından (gelecek) şiddetli bir azapla korkutmak ve salih amellerde bulunan müminlere güzel bir ecir olduğunu müjde vermek için (indirdi).
(2-3) Kitabı, O'ndan gelecek şiddetli bir azabın uyarısını yapması ve doğruları yapan müminlere de içinde ebedi kalacakları güzel bir mükafaatın olduğunu müjdelemesi
Katından dosdoğru gelen açık bir söz olarak indirdi onu. Ki, zorlu bir iş ve oluş konusunda uyarsın ve barışa yönelik hayırlı ameller sergileyen müminlere, kendileri için güzel bir ödül öngörüldüğünü muştulasın...
Kehf suresi, 3. ayet. مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا
(2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.
(1, 2, 3, 4) Katından (gelecek) şiddetli azaba karşı (inkârcıları) uyarmak, iyi işler yapan müminlere içinde ebedî kalacakları güzel ödül (cennet) bulunduğunu müjdelemek ve "Allah çocuk edindi!" diyenleri de korkutmak için doğru (bir kelam) olarak içerisine hiçbir eğrilik koymadığı dipnot 1 Kitabı kulu (Muhammed'e) indiren Allah'a hamdolsun.
içinde ebedi kalacakları (bir karşılığı)...
içinde sonsuza kadar kalacakları (bir mutluluk esenlik halini müjdelemek için).
Ki (bu iman edenler) onun içinde sonsuza dek kalacaklardır.
Onlar orda ebedi olarak kalıcıdırlar.
içinde ebedî kalacakları (cennetle) müjdeleyen
Sonsuza dek orada kalacaklardır.
- Onu dosdoğru bir kitap olarak indirdi ki Allah'ın katından gelecek şiddetli azaba karşı uyarsın; iyi işler yapan müminlere de, kendileri için,içinde süreli bulunacakları güzel bir ödül olduğunu müjdelesin ve "Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.
Ki orada sürekli kalacaklardır.
Ki orada sürekli kalacaklardır.
ebedi olarak orada kalacaklar.
Ebediyyen onda aram edecekler
Onlar, orada dipnot 1 ebediyen kalıcıdırlar.
Onlar, orada dipnot 1 ebediyen kalıcıdırlar.
Onlar, orada ebediyen kalıcıdırlar.
(Onlar) Orada ebediyen kalıcıdırlar.
(1-2-3-4) (Kafirleri) canib (-i ilahisi) nden en çetin bir azab ile korkutmak, güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunan mü'minlere de içinde ebedi kalacakları güzel bir ecr (ve mükafat) ı müjdelemek, (hele) "Allah evlad edindi" diyenlere ma'ruz kalacakları kötü aakıbetleri haber vermek için, kendisinde hiç bir eğrilik yapmadığı, o dosdoğru kitabı (Kur'anı) kulu (Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem) üzerine indiren Allaha hamd olsun.
Orada temelli kalacaklardır.
(1-6) Övgü / Hamd kuluna kitabı indiren Allaha mahsustur , onda hiçbir eğrilik yoktur. Değerlidir, O’nun katında ki şiddetli sertliğe dair uyarıdır. Müminlere ki onlar, s alih amel işlerler, onlara içinde ebedi kalacakları güzel bir ödül ün var olduğunu müjdelemen içindir, Allah evlat edindi diyenleri uyar mak içindir, onların da babalarının da bunda bir bilgisi yoktur, ağızlarından çıkan büyük bir kelimedir, onlar kesinlikle yalan söylüyorlar , üstelik sen onların arkalarından, bu söze iman etmemelerine üzülerek kend ini mahvedecektin , arzda ziynet olarak neyi yaptıysak , hangisi güzel amel işleyecek bilelim diyedir, biz üzerinde ne varsa kupkuru toprak kesinlikle yaparız.
Onlar onda ebedî olarak kalıcıdırlar.
Onlar sürekli olarak o mükafat içinde bulunacaklardır.
içinde sonsuza dek kalacakları (bir ödül /cennet)... dipnot 1
Onlar orada sonsuza dek kalacaklardır dipnot 1 .
Onlar onda ebedi olarak kalıcıdırlar.
(2-3) Kitabı, O'ndan gelecek şiddetli bir azabın uyarısını yapması ve doğruları yapan müminlere de içinde ebedi kalacakları güzel bir mükafaatın olduğunu müjdelemesi
Onlar, o hal üzere sonsuza dek kalıcıdırlar.
Kehf suresi, 4. ayet. وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا
(2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.
(1, 2, 3, 4) Katından (gelecek) şiddetli azaba karşı (inkârcıları) uyarmak, iyi işler yapan müminlere içinde ebedî kalacakları güzel ödül (cennet) bulunduğunu müjdelemek ve "Allah çocuk edindi!" diyenleri de korkutmak için doğru (bir kelam) olarak içerisine hiçbir eğrilik koymadığı dipnot 1 Kitabı kulu (Muhammed'e) indiren Allah'a hamdolsun.
Bir de "Allah çocuk edindi" diyen kimseleri uyarsın…
Ayrıca, (bu ilahi kelam,) "Allah kendine bir oğul edindi" iddiasında bulunanları uyarmak için(dir).
"Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için.
(Bu Kur'an) "Allah çocuk edindi" diyenleri uyarıp korkutur.
ve «Allah evlât edindi» diyenleri de uyarmak için kitabı indiren Allah'a mahsustur.
"Allah, çocuk edindi!" diyenleri de uyarmak için.
- Onu dosdoğru bir kitap olarak indirdi ki Allah'ın katından gelecek şiddetli azaba karşı uyarsın; iyi işler yapan müminlere de, kendileri için,içinde süreli bulunacakları güzel bir ödül olduğunu müjdelesin ve "Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.
Ve "ALLAH çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.
Ve 'ALLAH çocuk edindi,' diyenleri de uyarsın.
Bir de, "Allah çocuk edindi." diyenleri uyarmak için.
Hem şunları inzar etmek için ki "Allah veled edindi" demekteler
Ve "Allah, çocuk edindi." diyenleri uyarmak için.
Ve "Allah, çocuk edindi." diyenleri uyarmak için.
Ve "Allah, çocuk edindi." diyenleri uyarmak için.
(Bu Kuran) "Tanrı çocuk edindi" diyenleri uyarıp korkutur.
(1-2-3-4) (Kafirleri) canib (-i ilahisi) nden en çetin bir azab ile korkutmak, güzel güzel amel (ve hareket) lerde bulunan mü'minlere de içinde ebedi kalacakları güzel bir ecr (ve mükafat) ı müjdelemek, (hele) "Allah evlad edindi" diyenlere ma'ruz kalacakları kötü aakıbetleri haber vermek için, kendisinde hiç bir eğrilik yapmadığı, o dosdoğru kitabı (Kur'anı) kulu (Muhammed sallellahü aleyhi ve sellem) üzerine indiren Allaha hamd olsun.
Ve: Allah çocuk edindi, diyenleri uyarman için.
(1-6) Övgü / Hamd kuluna kitabı indiren Allaha mahsustur , onda hiçbir eğrilik yoktur. Değerlidir, O’nun katında ki şiddetli sertliğe dair uyarıdır. Müminlere ki onlar, s alih amel işlerler, onlara içinde ebedi kalacakları güzel bir ödül ün var olduğunu müjdelemen içindir, Allah evlat edindi diyenleri uyar mak içindir, onların da babalarının da bunda bir bilgisi yoktur, ağızlarından çıkan büyük bir kelimedir, onlar kesinlikle yalan söylüyorlar , üstelik sen onların arkalarından, bu söze iman etmemelerine üzülerek kend ini mahvedecektin , arzda ziynet olarak neyi yaptıysak , hangisi güzel amel işleyecek bilelim diyedir, biz üzerinde ne varsa kupkuru toprak kesinlikle yaparız.
Ve; “Allah çocuk edinmiştir.” diyen kimseleri uyarması için indirmiştir.
Ve: "Allah çocuk edindi" diyenleri de uyarsın.
(Onu) bir de "Allah çocuk edindi." diyenleri dipnot 1 uyarsın diye indirmiştir.
Bunun bir sebebi de Kitabın, "Allah çocuk edindi" diyenleri dipnot 1 uyaracak olmasıdır.
Ve “Allah çocuk edinmiştir.” diyen kimseleri uyarması için indirmiştir.
Ve "Allah çocuk edinmiştir." diyen kimseleri uyarması için indirmiştir.
Ve "Allah bir çocuk edindi" diyenleri uyarsın diye indirdi onu.
Kehf suresi, 5. ayet. مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِـَٔابَآئِهِمْ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا
Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.
Onların da atalarının da bu konuda hiçbir bilgisi yoktur! Ağızlarından çıkan söz ne de büyük (çirkin)! dipnot 1 Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
(Kaldı ki) ne onlar ne de ataları, bu konuda (sahih) bir bilgiye sahip değildirler; ağızlarından öylesine çıkmış pek dehşet bir söz bu: onlar bunu demekle sadece yalan söylemiş oluyorlar.
(Oysa,) O'nun hakkında ne kendilerinin, ne de atalarının doğru bir bilgisi var: Ne ağır bir söz, bu ağızlarından çıkan! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar!
O konuda ne onların ne de atalarının bir ilmi vardır! Ağızlarından çıkan, ne büyük laftır! (Dolayısıyla) onlar yalandan başka şey konuşmuyorlar!
Bu konuda ne kendilerinin, ne atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
Ne onların (Allah evlât edindi, diyenlerin), ne de atalarının bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz ne büyük oldu! Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Ne onların ne de atalarının bu konuda bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz çok büyüktür; yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Bu hususta ne kendilerinin ne de atalarının bir bilgisi vardır. Ağızlarından ne büyük söz çıkıyor! Onlar yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Ne onların, ne de atalarının bu konuda bir bilgileri yoktur. Ağızlarından ne büyük bir söz çıkıyor! Yalandan başka şey söylemiyorlar.
Ne onların, ne de atalarının bu konuda bir bilgileri yoktur. Ağızlarından ne büyük bir söz çıkıyor! Yalandan başka şey söylemiyorlar.
Bu hususta ne kendilerinin bir bilgisi vardır, ne de babalarının; o, ağızlarından çıkan ne büyük bir sözdür; sadece yalan söylüyorlar!
Buna dair ne kendilerinin ılmi vardır ne de babalarının, o ne büyük bir kelime ki ağızlarından çıkıyor, sırf bir yalan söylüyorlar
Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur. Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur. Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Buna dair kendilerinin de atalarının da hiçbir bilgileri yoktur. Çok büyük söz ediyorlar. Yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Bu konuda ne kendilerinin, ne atalarının hiç bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne (kadar da) büyük. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
Ne onların, ne atalarının buna dair hiç bir ilgisi yokdur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük! Onlar yalandan başkasını söylemezler.
Ne onların, ne de babalarının buna dair bilgileri vardır. O, ağızlarından çıkan ne büyük bir sözdür. Onlar yalnız ve yalnız yalan söylerler.
(1-6) Övgü / Hamd kuluna kitabı indiren Allaha mahsustur , onda hiçbir eğrilik yoktur. Değerlidir, O’nun katında ki şiddetli sertliğe dair uyarıdır. Müminlere ki onlar, s alih amel işlerler, onlara içinde ebedi kalacakları güzel bir ödül ün var olduğunu müjdelemen içindir, Allah evlat edindi diyenleri uyar mak içindir, onların da babalarının da bunda bir bilgisi yoktur, ağızlarından çıkan büyük bir kelimedir, onlar kesinlikle yalan söylüyorlar , üstelik sen onların arkalarından, bu söze iman etmemelerine üzülerek kend ini mahvedecektin , arzda ziynet olarak neyi yaptıysak , hangisi güzel amel işleyecek bilelim diyedir, biz üzerinde ne varsa kupkuru toprak kesinlikle yaparız.
Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz pek büyüktür. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından ne büyük (küstahça) söz çıkıyor! Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar.
Bu hususta onların da atalarının da elinde bir bilgi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne de büyük! dipnot 1 Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Allah'ın çocuğu olduğuna dair onların elinde bir bilgi olmadığı gibi atalarının elinde de yoktur. Ağızlarından ne ağır sözler çıkıyor! Onlar sadece yalan söylüyorlar.
Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz pek büyüktür. Onlar yalandan başkasını söylemiyorlar.
Onların da atalarının da o konu hakkında bir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz büyük bir günahtır. Çünkü söyledikleri yalandan başka bir şey değildir.
Ona ilişkin ne kendilerinin bir ilmi vardır ne de atalarının. Söz olarak ne büyüktür ağızlarından çıkıveren! Onlar bir yalandan başka şey söylemiyorlar.
Kehf suresi, 6. ayet. فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا
Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!
Bu söze (Kitaba) inanmıyorlar (diye) arkalarından üzüntüden neredeyse kendini harap edeceksin. dipnot 1
Hal böyleyken demek sen kalkıp, -bu hitaba inanmamaları durumunda- onların verdiği tepkiler üzerine kızıp kendini helake sürükleyeceksin.
Peki ama, onlar bu mesaja inanmak istemiyorlarsa, (inansınlar diye) kendini mi paralayacaksın?
Şimdi bu olaya iman etmezlerse, arkalarından, kendini harap edercesine üzecek misin?
Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)?
Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.
Şimdi, onlar bu söze inanmıyorlar diye, arkalarından üzülerek, neredeyse kendini tüketeceksin.
Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye üzüntüden kendini helak edeceksin.
Bu hadisi onaylamazlarsa onların ardından kendini sorumlu tutarak suçlayıp üzülecek misin?
Bu söze inanmazlarsa onların ardından kendini sorumlu tutarak suçlayacaksın, üzüleceksin (öyle mi)?
Şimdi bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa belki arkalarından üzülerek kendini tüketeceksin!
Şimdi bu söze inanmazlarsa belki arkalarından esef ile kendini üzeceksin
Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!
Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!
Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!
Şimdi onlar bu söze (Kuran'a) inanmayacak olurlarsa, sen onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)?
Demek, bu söze (Kur'ana) inanmazlarsa bir üzüntü duyarak arkalarından kendini aadeta tüketeceksin!
Demek ki bu söze inanmayanların ardından üzülerek neredeyse kendini mahvedeceksin.
(1-6) Övgü / Hamd kuluna kitabı indiren Allaha mahsustur , onda hiçbir eğrilik yoktur. Değerlidir, O’nun katında ki şiddetli sertliğe dair uyarıdır. Müminlere ki onlar, s alih amel işlerler, onlara içinde ebedi kalacakları güzel bir ödül ün var olduğunu müjdelemen içindir, Allah evlat edindi diyenleri uyar mak içindir, onların da babalarının da bunda bir bilgisi yoktur, ağızlarından çıkan büyük bir kelimedir, onlar kesinlikle yalan söylüyorlar , üstelik sen onların arkalarından, bu söze iman etmemelerine üzülerek kend ini mahvedecektin , arzda ziynet olarak neyi yaptıysak , hangisi güzel amel işleyecek bilelim diyedir, biz üzerinde ne varsa kupkuru toprak kesinlikle yaparız.
Belki de sen, bu kitaba iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helâk edeceksin.
Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye, peşlerinde üzüntüden kendini helak edeceksin!
Bu söze (Kur'an'a) inanmıyorlar diye arkalarından üzülerek neredeyse kendini yiyip bitireceksin! dipnot 1
Bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa üzülüyor, arkalarından kendini tüketecek gibi oluyorsun.
Belki de sen, bu kitaba iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helak edeceksin.
-Belki de sen, bu söze iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helak edeceksin.
Şimdi sen, bu söze inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.
Kehf suresi, 7. ayet. إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا
İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.
Biz, (insanların) hangisinin daha güzel iş(ler) yapacağını deneyelim diye yerdeki her şeyi ona ait bir süs yaptık. dipnot 1
Gerçekten de Biz yeryüzünde bulunan şeyleri, onlardan hangisinin daha güzel davranacağını sınayalım diye oraya (cazibe katan) birer süs unsuru kıldık;
Gerçek şu ki, yeryüzünde güzel olan ne varsa Biz hepsini, hangisinin daha iyi davrandığını ortaya koymak üzere, insanları sınamak için bir araç kıldık;
En güzel davranışı kimin ortaya koyacağı açığa çıksın diye, arzda bulunan her şeyi (veya bedensellik yaşamını) kendisine süsledik!
Şüphesiz biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye.
Biz, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye yer yüzündeki her şeyi dünyanın kendine mahsus bir ziyneti yaptık.
Aslında, hangisinin daha güzel edimler yaptığını sınamak için, yeryüzündeki şeyleri çekici gösterdik.
Biz yeryüzündeki şeyleri, kendisine süs olsun diye yarattık ki, onların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim.
Biz, kimlerin erdemli davranacağını sınamak için, üzerindeki maddelerle yeryüzünü süsledik.
Biz, kimlerin erdemli davranacağını sınamak için, üzerindeki maddelerle yeryüzünü süsledik.
Biz yeryüzünde olan şeyleri ona bir süs yaptık ki insanları imtihan edelim: Hangisi daha güzel bir amel yapacak?
Biz Yer yüzündeki şeyleri ona bir ziynet yaptık ki insanları imtihan edelim: hangisi daha güzel bir amel yapacak?
Biz, hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye, yeryüzünde olan şeyleri ilgi çekici yaptık.
Biz, hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye, yeryüzünde olan şeyleri ilgi çekici yaptık.
Biz, hangisinin daha iyi şeyler yapacağına sınav olsun diye, yeryüzünde olan şeyleri ilgi çekici yaptık.
Şüphesiz biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye.
Biz yer üzerinde olan şeylere, onlara mahsus, birer zinet verdik, (insanların) hangisinin ameli daha güzel, onları imtihan edelim diye.
İnsanlardan hangisinin daha güzel amel işlediğini deneyelim diye, yeryüzünde olan şeylere bir süs verdik.
(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.
İnsanların hangisi daha güzel amel işleyecek diye imtihan etmek için yeryüzünde bulunanları, oranın süsü yaptık.
Biz yeryüzündeki şeyleri, kendisine süs olsun diye yarattık ki onların, hangisinin daha güzel iş yaptığını deneyelim.
Hangisi daha güzel iş yapacak diye insanları yıpratıcı bir imtihandan geçirmek için, dipnot 1 biz yerin üzerinde olanları onun süsü yaptık.
(Üzülmene gerek yok çünkü) Biz, yeryüzündeki her şeye bir çekicilik verdik ki kimin işi daha güzel olacak diye onları yıpratıcı bir imtihandan geçirelim.
İnsanların hangisi daha güzel amel işleyecek diye imtihan etmek için yeryüzünde bulunanları, oranın süsü yaptık.
İnsanların hangisi daha güzel hareket edecek diye denemek için yeryüzünde bulunanları, oranın süsü yaptık.
Biz, yeryüzündeki şeyleri ona bir süs yaptık ki, insanları, içlerinden hangisi amel yönünden daha güzeldir diye imtihan edelim.
Kehf suresi, 8. ayet. وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا
Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.
Biz mutlaka onun üzerindeki her şeyi kupkuru bir toprak yapacağız.
ama hiç şüphesiz yine Biz, (günü gelince) orada bulunan her şeyi kupkuru bir toprak haline çevirmeyi biliriz.
ve hiç şüphe yok ki (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi kupkuru toprak haline getireceğiz.
Muhakkak ki biz arzda (bedende) bulunan her şeyi çorak bir toprak haline getireceğiz!
Biz gerçekten (yeryüzü) üzerinde olanları kupkuru, çorak bir toprak yapabiliriz.
(Bununla beraber) biz mutlaka oradaki her şeyi kupkuru bir toprak yapacağız.
Ve kuşkusuz, onun üzerinde olanları kupkuru toprak yapacağız.
Biz, elbette yerin üzerindekileri kupkuru bir toprak yapacağız.
Ve elbette biz onun üzerinde bulunanları çorak bir toprak haline dönüştüreceğiz. dipnot 1
Ve elbette biz onun üzerinde bulunanları çorak bir toprak haline dönüştüreceğiz.
Bununla beraber şu da bir gerçek ki Biz, onun üzerinde olan herşeyi kupkuru bir toprak yapmaktayız.
Bununla beraber şu da muhakkak ki biz onun üzerinde ne varsa hepsini bir kuru toprak etmekteyiz
Yeryüzünde olan güzellikleri kupkuru toprak haline getireceğiz.
Yeryüzünde olan güzellikleri kupkuru toprak haline getireceğiz.
Yeryüzünde olan güzellikleri kupkuru toprak haline getireceğiz.
Biz gerçekten yeryüzü üzerinde olanları kupkuru, çorak bir toprak yapabiliriz.
Bununla beraber biz onun üstünde olan şeyleri elbet kupkuru bir toprak yapanlarız.
Şüphesiz ki Biz, yeryüzünde olanları kupkuru bir toprak haline getirebiliriz.
(7-22) Kehf halkı ve Rakiimi nasıl değerlendirdin / ne hesap ettin? Onlar şaşırılacak / acayip ayetlerimizdendi , gençler mağaraya sığındı klarında d ediler ki ; Rabbimiz katından bize bir rahmet gönder , işlerimizde doğruyu göster / rüşte eriştir. Ve bizde mağarada onları kulakları üzere senelerce yatırdık, sonra hangi iki taraftan kimin ne kadar müddet kaldığını hesap edebildiğini bilelim diye onları dirilttik , o nların haberlerini sana gerçek olarak anlatıyoruz. Onlar Rablerine iman etmiş gençler idi, onların hidayetlerini artırdık, kalktıklarımda ise kalpleriyle bağlantı kurduk, dediler ki Rabbimiz, semaların ve arzın Rabbi, senden başkasına ilah olarak çağrıda bulunmayız , eğer ki böyle bir şey dersek, saçmalamış oluruz / şatata. İşte bunlar, Ondan başka ilah edinen kavmimizdir, onlar hakkında apaçık bir delil / bir ispat aracı getirirseler ya , Allah'a yalanı iftira edenden daha zalim kim olabilir ? Onlardan ve Allahtan başka ibadet ettiklerinden geri çekilip uzaklaştıklarında / muğtezile iken , mağaraya sığının Rabbiniz sizi de rahmetinden vererek diriltsin, sizin işlerinizi kolaylaştı rıcı şeyler hazırlasın denildi. Güneşi doğarken mağaranın sağ tarafına meylettiğini görürsün batarken de sol taraflarını aşındırırdı , onlar mağaranın yarık boşluğunda idiler , Bu Allah'ın ayet lerindendi, Allah kime hidayet etmişse işte o yola iletilendir, kimi de saptırmış ise, ona ne dost ne de irşat edici / mürşit bulunabilir, sen onları uyanık sanırsın onlar uykudadırlar , o nları sağlarına ve sollarına döndürüyorduk , k öpekleri mağaranın ön eşiğine ayaklarını uzatmıştı , onların durumunu kavrasaydın / muttali olsaydın onlardan kaçar / firar eder dönerdin , onlardan için ürperirdi, Böylece onları, birbirlerine sorsunlar diye tekrar dirilttik, onlardan kalkan biri dedi ki ne kadar kaldınız? Bir gün yahut günün bir kısmı kadar dediler, ne kadar kaldığımızı en iyi Rabbimiz bilir dediler, sizden birini bu gümüş paralarla şehre gönderin ve hangi yemek daha temiz ise baksın ve bize getirsin ondan rızıklanalım , dikkat etsin sizi, herhangi birine sezdirmesin , muhakkak ki onlar sizin farkınıza varırlarsa taşlarlar yahut sizi kendi milletlerine / dinlerine iade ederler artık asla/ ebedi kurtulamazsınız / iflah olmazsınız. Bu şekilde onları bulurduk ki Allah'ın vadi haktır bilinsin ve saat hakkında kuşku olmadığı bilinsin. Aralarında işleri hakkında tartışırlarken bir ara, onların üzerlerine kubbe / bina yapalım dediler. Rableri onların durumlarını daha iyi bilir. İşlerinde başarılı olanlar / galip olanlar dediler ki üzerlerine bir mescit yapacağız. Diyecekler ki, ü çtüler dördüncüleri köpekleriydi , beştiler altıncıları köpekleriydi, Gaybe taş atmaktır, diyecekler ki yediydiler sekizincileri köpekleriydi. De ki adetlerini Rabbim bilir onlar az şey biliyorlar. Görünenin dışında onlarla bu konuda tartışma yapma. Onlardan herhangi birin den kanaat isteme / fetva isteme.
Bununla beraber Biz bunun üstünde olan şeyleri elbet kupkuru bir toprak yaparız.
Biz elbette (bir gün) yerin üzerindekileri kupkuru bir toprak yaparız.
(Gün gelecek) Onun üzerinde olanları mutlaka kupkuru bir yüzeye çevireceğiz. dipnot 1
Halbuki orada olan her şeyi yok edip kuru bir yüzeye çevireceğiz.
Biz mutlaka (yeryüzü) üzerinde olanları kupkuru çorak bir toprak kılıcılarız.
Aynı zamanda biz, yerin üzerindekileri çorak bir arazi de yapabiliriz.
Ve şu da bir gerçek ki biz, yeryüzündeki her şeyi, bitki bitirmeyen/kıtlık ve ölüme yol açan kupkuru bir toprak haline elbette getireceğiz.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.