Kehf suresi

Kehf suresi, 53. ayet

Kehf suresi, 53. ayet. وَرَءَا ٱلْمُجْرِمُونَ ٱلنَّارَ فَظَنُّوٓا۟ أَنَّهُم مُّوَاقِعُوهَا وَلَمْ يَجِدُوا۟ عَنْهَا مَصْرِفًا

verae-lmücrimûne-nnâra feżannû ennehüm müvâḳi`ûhâ velem yecidû `anhâ maṣrifâ.

Diyanet İşleri

Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 50–56 · surenin 53. ayeti / 110

Konu Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs Kehf 47–59 3

  1. Kehf 50

    Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis'i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

  2. Kehf 51

    Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Saptıranları da hiçbir zaman yardımcı edinmiş değilim.

  3. Kehf 52

    (Ey Muhammed!) Allah'ın, "Ortağım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın" diyeceği, onların da çağıracakları, fakat kendilerine (çağırdıklarının) cevap vermeyecekleri ve bizim de aralarına bir uçurum koyacağımız günü hatırla!

  4. 53

    Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.

  5. Kehf 54

    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlar için her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Fakat insan tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür.

  6. Kehf 55

    İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab'lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur.

  7. Kehf 56

    Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkar edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

53. Yani kıyamet günü hesaplar görülüp de herkes ameline göre diğerlerinden ayrılınca ve günahkârlar aleyhine de azap sözü hak olduğunda cehennemi daha oraya girmeden görecekler ve bundan dehşete kapılıp rahatsız olacaklardır. Çünkü artık oraya düşeceklerini anlayacaklardır. Ayet-i kerimede geçen “فَظَنُّوٓاْ ” kelimesindeki “zan” hakkında müfessirler şöyle demişlerdir: Bu, zan değil yakîn manasınadır. Yani onlar, oraya gireceklerini kesin olarak anlarlar; “ama ondan kaçacak bir yer de bulamazlar.” Yönelip gidecek başka bir yerleri olmayacak. Allah’ın izni olmaksızın da kimse onlara şefaat edemeyecek. Bu ayette kalpleri ürperten ve yürekler titreten bir tehdit söz konusudur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Müşrikler ateşi görünce, ona düşeceklerine kesin olarak anlarlar. Fakat ondan kaçacak bir yer de bulamazlar.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَرَءَا ve raa ve gördüler kök: راي
  2. ٱلْمُجْرِمُونَ l-mucrimune suçlular kök: جرم
  3. ٱلنَّارَ n-nara ateşi kök: نور
  4. فَظَنُّوٓا۟ fe zennu artık iyice anladılar kök: ظنن
  5. أَنَّهُم ennehum kendilerinin
  6. مُّوَاقِعُوهَا muvakiuha içine düşeceklerini kök: وقع
  7. وَلَمْ velem fakat
  8. يَجِدُوا۟ yecidu bulamadılar kök: وجد
  9. عَنْهَا anha ondan
  10. مَصْرِفًۭا mesrifen kaçacak bir yer kök: صرف

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler…

  • Aynı kök: وقع (24 geçiş) · Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Hani dağı sanki bir gölgelikmiş gibi onların üstüne kaldırmıştık da üzerlerine düşecek sanmışlardı. (Onlara:) "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. "Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey…

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu (yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası) inkar edenlerin zannıdır. Cehennem…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad ederler. En güzel sonuç kendilerininmiş diye dilleri de yalan uyduruyor. Hiç şüphe yok ki onlara cehennem…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç) · Ortak kavram: Nûr (Işık)

    "Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah'adır. Şüphesiz,…

  • Aynı kök: وقع (24 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Suçlular ateşi görür görmez, orayı boylayacaklarını iyice anlamış olacaklar; dipnot 1 ondan kaçış (kurtuluş yolu) da bulamayacaklardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayette geçen [zannû] fiili kelimenin asıl anlamı olan "zannetmek" değil, konu mahşerdeki hakikatlerle ilgili olduğu için "anlamak, bilmek" demektir.

Mustafa İslamoğlu

Nihayet günahkarlar ateş görünce, kaçınılmaz olarak oraya gireceklerine akılları kesecek ve oradan kaçıp kurtulacak bir yol bulamayacaklar.

Muhammed Esed

Ve günaha gömülüp gitmiş olanlar o zaman ateşi görecek ve oraya girmek zorunda olduklarını anlayacaklar ama ondan kaçmak kurtulmak için bir yol bulamayacaklar.

Ahmed Hulusi

Suçlular ateşi gördüler de, artık onun içine kesin düşeceklerini bildiler. . . Ateş dışında gidebilecekleri bir yol yoktu!

Ali Bulaç

Suçlu günahkarlar ateşi görmüşlerdir, artık içine kendilerinin gireceklerini de anlamışlardır; ancak ondan bir kaçış yolu bulamamışlardır.

Ali Özek ve heyeti

Suçlular ateşi görür görmez, orayı boylayacaklarını iyice anladılar; ondan kurtuluş yolu da bulamadılar.

Ali Rıza Safa

Suçlular, ateşi gördüler; artık içine düşeceklerini anladılar. Fakat ondan kaçış yolu bulamadılar.

Bayraktar Bayraklı

Suçlular ateşi görecekler ve oraya düşmekte olduklarını anlayacaklar; ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.

Edip Yüksel

Suçlular ateşi gördüler ve içine düşeceklerini anladılar; ondan kaçacak bir yer de bulamadılar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Suçlular ateşi gördüler ve içine düşeceklerini anladılar; ondan kaçacak bir yer de bulamadılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Suçlular ateşi görmüş artık ona düşeceklerini anlamışlardır da ondan kaçacak bir yer bulamamışlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve mücrimler ateşi görmüş, artık ona düşeceklerini anlamışlardır da ondan savuşacak bir yer bulamamışlardır

Erhan Aktaş

Mücrimler dipnot 1 ateşi görünce, ona düşeceklerini anlarlar. Ancak ondan bir kaçış yolu bulamazlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlu. Hakikat ile bağını koparmış. Mücrim, "basit suçlu" anlamında değil, Kafir, nankör, Müşrik, sapkın" olmayı da kapsan "suçların hepsini içine alan, onların toplamını ifade eden" bir kavramdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Mücrimler dipnot 1 ateşi görünce, ona düşeceklerini anlarlar. Ancak ondan bir kaçış yolu bulamazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kötüler, ateşi görünce, ona düşeceklerini anlarlar. Ancak ondan bir kaçış yolu bulamazlar.

Gültekin Onan

Suçlu günahkarlar ateşi görmüşlerdir, artık içine kendilerinin gireceklerini de anlamışlardır; ancak ondan bir kaçış yolu bulamamışlardır.

Hasan Basri Çantay

Günahkarlar ateşi görmüşler de onun içerisine düşenlerin kendileri olduklarını anlamışlar, (fakat) ondan savuşacak bir yer bulamamışlardır.

İbni Kesir

Suçlular ateşi görünce; ona düşeceklerini anlarlar, ama ondan kaçacak yer bulamazlar.

Mehmet Alagaş

(50-55) Biz meleklere dedik ki “Ademe secde edin” İblis hariç secde ettiler , O bir cindi, Rabbinin emrinden çıktı, beni bırakıp benim dışımda onun zürriyetini / soyunu mu dost ediniyorsunuz? Onlar sizin düşmanlarınızdır, zalimler için korkunç bir değişim / mübadele , onları göklerin ve yerin yaradılışına ve de kendi yaratılışlarına şahit tutmadım. Ben sapanları destekçi olarak edinmem. Kıyamet günü denilir ki , ortak olduklarını iddia ettiklerinize seslenin, onları çağırırlar fakat onlara cevap veremezler onların ara sına uçurum yaparız, suçlular ateşi görürler oraya düşeceklerini sanarlar o rada herhangi bir güvenli yer bulamazlar. Kesin olan şu ki biz bu kitapta insan için her misali verdik , insan ise çok şey için tartışır / cedelleşir , kendisine yönlendirme / hidayet geldikten sonra insanı inanmaktan ve rablerinden bağışlanma dilemekten men eden nedir? Sadece ve sadece evvelkilerin başlarına gelenin kendilerine de gelmesini yahut bir anda gelen azabın onlara da verilmesini bekliyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Suçlular (o gün) ateşi görünce, onun içine düşeceklerini iyice anlayacaklar ve ondan kurtuluş yolu da bulamayacaklardır.

Süleyman Ateş

Suçlular ateşi gördüler, artık içine düşeceklerini iyice anladılar, fakat ondan kaçacak bir yer bulamadılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O suçlular ateşi görürler ve içine düşeceklerini anlarlar ama oradan dönme imkanı bulamazlar.

Şaban Britch

Suçlular ateşi görünce, ona düşeceklerini anlarlar. Ondan çıkış yolu da bulamazlar.

Şaban Piriş

Suçlular ateşi görünce, ona düşeceklerini anlarlar. Ama ondan kaçacak bir yer de bulamazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Suçlular, ateşi gördüler de onun içine düşeceklerini anladılar; fakat ondan kaçıp kurtulmaya bir yol bulamadılar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And the wicked shall see Hell open to view and realize that they shall have to cast themselves head-long therein and that there is no escape.

Abdul Haleem

The evildoers will see the Fire and they will realize that they are about to fall into it: they will find no escape from it.

Abdullah Yusuf Ali

And the Sinful shall see the fire and apprehend that they have to fall therein: no means will they find to turn away therefrom.

Abul A'la Maududi

and the guilty shall behold the Fire and know that they are bound to fall into it, and will find no escape from it.

Aisha Bewley

The evildoers will see the Fire and realise they are going to fall into it and find no way of escaping from it.

Al-Hilali & Khan

And the Mujrimûn (criminals, polytheists, sinners) shall see the Fire and apprehend that they have to fall therein. And they will find no way of escape from there.

Ali Quli Qarai

The guilty will sight the Fire and know that they will fall into it, for they will find no means to circumvent it.

Amatul Rahman Omar

And those who cut off their ties (with Allâh) will see the fire and realize that they are going to fall into it, and they shall find no way of escape from it.

Arthur John Arberry

Then the evildoers will see the Fire, and think that they are about to fall into it, and will find no escape from it.

Bijan Moeinian

The guilty ones will see the Fire and understand that soon they will fall into it, yet they cannot escape the inescapable.

E. Henry Palmer

and the sinners shall see the fire, and shall think that they are going to fall therein, and shall find no escape therefrom.

Edip-Layth

The criminals saw the fire; realizing that they would be placed in it. They did not find any way to avert it.

George Sale

And the wicked shall see hell fire; and they shall know that they shall be thrown into the same, and they shall find no way to avoid it.

Hamid S. Aziz

(Be mindful) Of the day when He shall say, "Call you upon My pretend partners" and they shall call on them, but they shall not answer them; and We will set the vale of perdition between them;

Mahmoud Ghali

And the criminals will see the Fire; so they expect that they are falling into it and will find no turning (of refuge) from it.

Marmaduke Pickthall

And the guilty behold the Fire and know that they are about to fall therein, and they find no way of escape thence.

Mohamed Ahmed - Samira

The sinners will see the Fire and know that they will be thrown into it and will not find a way of escape from it.

Muhammad Asad

And those who were lost in sin will behold the fire, and will know that they are bound to fall into it, and will find no way of escape therefrom.

Mustafa Khattab

The wicked will see the Fire and realize that they are bound to fall into it, and will find no way to avoid it.

Progressive Muslims

And the criminals saw the Fire, and they realized they will be placed in it, and they did not find any way to avert it.

Rashad Khalifa

The guilty will see Hell, and will realize that they will fall into it. They will have no escape therefrom.

Sahih International

And the criminals will see the Fire and will be certain that they are to fall therein. And they will not find from it a way elsewhere.

Sam Gerrans

And the lawbreakers will see the Fire and realise that they are to fall therein; and they will not find an escape therefrom.

Shabbir Ahmed

Those who thrived on the fruit of others' toil will gaze at the Fire, and will realize that they are bound to fall into it, and will find no way to escape.

Syed Vickar Ahamed

And the criminals shall see the Fire and know that they have to fall in there: And they will not find any way to turn away from it.

Taqi Usmani

And the sinners will see the Fire; so they will know that they will have to fall into it, and they will find no way to bypass it.

The Monotheist Group

And the criminals saw the Fire, and they realized they will be placed in it, and they did not find any way to avert it.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 53. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 53. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 53. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩