Kehf suresi

Kehf suresi, 6. ayet

Kehf suresi, 6. ayet. فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا

fele`alleke bâḫi`un nefseke `alâ âŝârihim il lem yü'minû bihâẕe-lḥadîŝi esefâ.

Diyanet İşleri

Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 3–9 · surenin 6. ayeti / 110

Konu Kitabın indirilişi ve "Allah çocuk edindi" diyenler Kehf 1–8 3

  1. Kehf 3–4

    (2-4) (Allah onu), katından gelecek şiddetli bir azap ile (inanmayanları) uyarmak, salih ameller işleyen mü'minleri, içlerinde ebedi olarak kalacakları güzel bir mükafat (cennet) ile müjdelemek ve "Allah, bir çocuk edindi" diyenleri de uyarmak için dosdoğru bir kitap kıldı.

  2. Kehf 5

    Bu konuda ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ne büyük bir söz (bu) ağızlarından çıkan! Onlar ancak yalan söylüyorlar.

  3. 6

    Demek sen, bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek adeta kendini tüketeceksin!

  4. Kehf 7

    İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.

  5. Kehf 8

    Biz, elbette (zamanı gelince) yeryüzündeki her şeyi bir kuru toprak haline getireceğiz.

  6. Kehf 9

    Yoksa sen, (sadece) Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim'i mi bizim ibret verici delillerimizden sandın?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

6. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, insanların hidâyet bulmasını çokça arzuladığından ve bu uğurda pek büyük gayret harcadığından dolayı dine girenlerin hidâyet bulması dolayısıyla sevinir, buna karşılık yalanlayan ve sapıklığa düşenler için de şefkati ve merhameti dolayısıyla üzülürdü. İşte Yüce Allah, burada Kur’an’a iman etmeyen bu gibi kimselere üzülmemesini buyurmaktadır. Nitekim başka âyet-i kerimelerde de şöyle buyurmaktadır: “İman etmiyorlar diye neredeyse kendini öldüreceksin!” (eş-Şuarâ, 26/3) “O halde onlar için üzülüp kendini bitirme!” (Fâtır, 35/8) Burada da: “neredeyse arkalarından üzülerek kendini helâk edeceksin” buyurmaktadır. Yani onlar için duyduğun keder ve üzüntüden dolayı neredeyse kendini yiyip bitireceksin. Böyle yapma! Çünkü Allah, senin ecrini vermeyi üstlenmiştir. Onlara gelince eğer Allah, onlarda bir hayır olduğunu bilseydi elbette onlara hidâyet verirdi. Fakat cehennemden başka bir yere yaraşmadıklarını bildiğinden onlara yardımını ihsan etmemiş, böylece onlar da hidâyet bulamamışlardır. O halde kendini onlar için gam ve üzüntü ile doldurup meşgul etmenin sana bir faydası yoktur. Bu âyette ve benzerlerinde bir ibret ve ders vardır. Şöyle ki insanları Allah’a davet etmekle görevli olan kimsenin yerine getirmekle yükümlü olduğu iş, tebliğ etmek, hidâyete ulaştıran yolu ortaya koymak, diğer taraftan elinden gelen bütün imkânlarla sapıklığın ve azgınlığın yollarını tıkamaktır. Bununla birlikte bu hususta Yüce Allah’a tevekkül etmelidir. Eğer bu şartlar altında insanlar hidâyet bulacak olurlarsa ne âla! Zira amaç budur. Aksi takdirde davet yapmakla yükümlü olan kişi üzülmemelidir. Çünkü bu, nefsi zayıf düşürür, gücünü kırar, üstelik bunun bir faydası da yoktur. Aksine davetçi yerine getirmekle yükümlü olduğu ve yöneldiği işini yapmaya devam etmelidir. Çünkü bunun dışında kalan şeyler, onun kudretinin sınırları dışındadır. Yüce Allah, bizzat Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e: “Şüphesiz sen sevdiklerini hidâyete erdiremezsin” (el-Kasas, 28/56) diyorsa, Mûsâ aleyhisselam da: “Rabbim, şüphesiz ki ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum.” (el-Maide, 5/25) diyorsa artık başkalarının durumunu var sen hesap et! Yüce Allah bir başka yerde de: “Artık sen öğüt ver, sen ancak bir öğüt vericisin. Üzerlerine musallat olan bir zorba değilsin” (el-Ğâşiye, 88/21-22) buyurmaktadır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Eğer onlar bu Kur'an'a iman etmeyecek olurlarsa neredeyse onlar için kendini üzüntü, gam ve kederden helak edeceksin. Sen asla üzülme. Onların hidayetinden sorumlu değilsin. Senin üzerine düşen sadece onlara hakkı tebliğ etmektir.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَعَلَّكَ felealleke herhalde sen
  2. بَـٰخِعٌۭ bahiun helak edeceksin kök: بخع
  3. نَّفْسَكَ nefseke kendini kök: نفس
  4. عَلَىٰٓ ala
  5. ءَاثَـٰرِهِمْ asarihim peşlerinde kök: اثر
  6. إِن in diye
  7. لَّمْ lem
  8. يُؤْمِنُوا۟ yu'minu inanmıyorlar kök: امن
  9. بِهَـٰذَا bihaza bu
  10. ٱلْحَدِيثِ l-hadisi söze kök: حدث
  11. أَسَفًا esefen üzüntüden kök: اسف

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بخع (2 geçiş)

    Ey Muhammed! Mü'min olmuyorlar diye adeta kendini helak edeceksin!

  • Aynı kök: اسف (5 geçiş)

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: اسف (5 geçiş)

    Onlardan yüz çevirdi ve, "Vah! Yusuf'a vah!" dedi ve üzüntüden iki gözüne ak düştü. O artık acısını içinde saklıyordu.

  • Aynı kök: اسف (5 geçiş)

    Bunun üzerine Musa, öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz, size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok…

  • Aynı kök: اثر (21 geçiş)

    O peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu İsa'yı, önündeki Tevrat'ı doğrulayıcı olarak gönderdik. Ona, içerisinde hidayet ve nur bulunan, önündeki…

  • Aynı kök: اثر (21 geçiş)

    Dediler ki: "Allah'a andolsun, gerçekten Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz suç işlemiştik."

  • Aynı kök: اثر (21 geçiş)

    Musa: "İşte aradığımız bu idi" dedi. Bunun üzerine tekrar izlerini takip ederek gerisingeri döndüler.

  • Aynı kök: حدث (36 geçiş)

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

69 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bu söze (Kitaba) inanmıyorlar (diye) arkalarından üzüntüden neredeyse kendini harap edeceksin. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Şu‘arâ 26:4 ve Fâtır 35:8. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

Mustafa İslamoğlu

Hal böyleyken demek sen kalkıp, -bu hitaba inanmamaları durumunda- onların verdiği tepkiler üzerine kızıp kendini helake sürükleyeceksin.

Muhammed Esed

Peki ama, onlar bu mesaja inanmak istemiyorlarsa, (inansınlar diye) kendini mi paralayacaksın?

Ahmed Hulusi

Şimdi bu olaya iman etmezlerse, arkalarından, kendini harap edercesine üzecek misin?

Ali Bulaç

Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmayacak olurlarsa sen, onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)?

Ali Özek ve heyeti

Bu yeni Kitab'a inanmazlarsa (ve bu yüzden helâk olurlarsa) arkalarından üzüntüyle neredeyse kendini harap edeceksin.

Ali Rıza Safa

Şimdi, onlar bu söze inanmıyorlar diye, arkalarından üzülerek, neredeyse kendini tüketeceksin.

Bayraktar Bayraklı

Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye üzüntüden kendini helak edeceksin.

Edip Yüksel

Bu hadisi onaylamazlarsa onların ardından kendini sorumlu tutarak suçlayıp üzülecek misin?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bu söze inanmazlarsa onların ardından kendini sorumlu tutarak suçlayacaksın, üzüleceksin (öyle mi)?

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa belki arkalarından üzülerek kendini tüketeceksin!

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi bu söze inanmazlarsa belki arkalarından esef ile kendini üzeceksin

Erhan Aktaş

Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, bu söze inanmıyorlar diye, onların durumlarına üzüntünden neredeyse kendini harap edeceksin!

Gültekin Onan

Şimdi onlar bu söze (Kuran'a) inanmayacak olurlarsa, sen onların peşi sıra esef ederek kendini kahredeceksin (öyle mi)?

Hasan Basri Çantay

Demek, bu söze (Kur'ana) inanmazlarsa bir üzüntü duyarak arkalarından kendini aadeta tüketeceksin!

İbni Kesir

Demek ki bu söze inanmayanların ardından üzülerek neredeyse kendini mahvedeceksin.

Mehmet Alagaş

(1-6) Övgü / Hamd kuluna kitabı indiren Allaha mahsustur , onda hiçbir eğrilik yoktur. Değerlidir, O’nun katında ki şiddetli sertliğe dair uyarıdır. Müminlere ki onlar, s alih amel işlerler, onlara içinde ebedi kalacakları güzel bir ödül ün var olduğunu müjdelemen içindir, Allah evlat edindi diyenleri uyar mak içindir, onların da babalarının da bunda bir bilgisi yoktur, ağızlarından çıkan büyük bir kelimedir, onlar kesinlikle yalan söylüyorlar , üstelik sen onların arkalarından, bu söze iman etmemelerine üzülerek kend ini mahvedecektin , arzda ziynet olarak neyi yaptıysak , hangisi güzel amel işleyecek bilelim diyedir, biz üzerinde ne varsa kupkuru toprak kesinlikle yaparız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Belki de sen, bu kitaba iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helâk edeceksin.

Süleyman Ateş

Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye, peşlerinde üzüntüden kendini helak edeceksin!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa üzülüyor, arkalarından kendini tüketecek gibi oluyorsun.

Şaban Britch

Belki de sen, bu kitaba iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helak edeceksin.

Şaban Piriş

-Belki de sen, bu söze iman etmiyorlar diye onların arkasından üzüntüden kendini helak edeceksin.

Yaşar Nuri Öztürk

Şimdi sen, bu söze inanmazlarsa, belki de arkalarından kendini eritircesine üzüleceksin.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Seemingly, you Muhammad are betaking yourself in pursuit of their train of thought with distress, constant regret and discontent and torturing yourself lest they should refuse credit to this divine discourse.

Abdul Haleem

But [Prophet] are you going to worry yourself to death over them if they do not believe in this message?

Abdullah Yusuf Ali

Thou wouldst only, perchance, fret thyself to death, following after them, in grief, if they believe not in this Message.

Abul A'la Maududi

(O Muhammad), if they do not believe in this Message, dipnot 1 you will perhaps torment yourself to death with grief, sorrowing over them.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This refers to the real cause of the anxiety of the Prophet (peace be upon him) at the time of the revelation of this Surah. It clearly shows that the Prophet (peace be upon him) did not grieve at the persecution from which he and his companions were suffering but at the deviation and moral degeneration of his people. What was consuming him was that, though he was trying to bring them out from their disgraceful state, they persisted in it. He was grieved because he was convinced that their deviation would inevitably lead them to destruction and scourge of Allah. Therefore he was working day and night to save them but it appeared that they were bent upon incurring the chastisement of Allah. The Prophet (peace be upon him) himself has described this state of his mind in a tradition to this effect: I may describe this thing in a parable. A person kindled a fire to spread light but the moths persist in falling over it to burn themselves alive. He tries to save them from the fire but the moths reduce his efforts to failure. The same is true of me and you. I hold you by your skirts to keep you away from the fire, but you are bent upon falling into it. (Bukhari, Muslim).

Aisha Bewley

Perhaps you may destroy yourself with grief, chasing after them, if they do not have iman in these words.

Al-Hilali & Khan

Perhaps, you, would kill yourself (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) in grief, over their footsteps (for their turning away from you), because they believe not in this narration (the Qur’ân).

Ali Quli Qarai

You are liable to imperil your life for their sake, if they should not believe this discourse, out of grief.

Amatul Rahman Omar

Will you worry yourself to death sorrowing after them, if they do not believe in this (great) discourse (- the Qur'ân).

Arthur John Arberry

Yet perchance, if they believe not in this tiding, thou wilt consume thyself, following after them, of grief.

Bijan Moeinian

O’ Mohammad I (God) understand your frustration that makes you so depressed when you see these people turn down God’s own word (Qur’an).

E. Henry Palmer

Haply thou wilt grieve thyself to death for sorrow after them, if they believe not in this new revelation.

Edip-Layth

Perhaps you will torment yourself in grief over them, because they will not acknowledge this saying at all.

George Sale

Peradventure thou wilt kill thy self with grief after them, out of thy earnest zeal for their conversion, if they believe not in this new revelation of the Koran.

Hamid S. Aziz

Yet it may be that you (Muhammad) will torment your soul with grief (or fret thyself to death) if they believe not in this new revelation.

Mahmoud Ghali

Yet, it may be that you will consume yourself of sorrow over their tracks (i. e., their tracks or footprints when they turn away) in case they do not believe in this discourse.

Marmaduke Pickthall

Yet it may be, if they believe not in this statement, that thou (Muhammad) wilt torment thy soul with grief over their footsteps.

Mohamed Ahmed - Samira

Will you kill yourself for grief of them if they do not believe in this presentation?

Muhammad Asad

But wouldst thou, perhaps, torment thyself to death with grief over them if they are not willing to believe in this message?

Mustafa Khattab

Now, perhaps you ˹O Prophet˺ will grieve yourself to death over their denial, if they ˹continue to˺ disbelieve in this message.

Progressive Muslims

Perhaps you will torment yourself in grief over them, because they will not believe in this saying at all.

Rashad Khalifa

You may blame yourself on account of their response to this narration, and their disbelieving in it; you may be saddened.

Sahih International

Then perhaps you would kill yourself through grief over them, [O Muúammad], if they do not believe in this message, [and] out of sorrow.

Sam Gerrans

Then mightest thou destroy thy soul — in their footsteps — from grief, if they believe not in this narrative.

Shabbir Ahmed

(O Messenger) Should you (in your compassion) grieve yourself to death if they are not willing to believe in this Message?

Syed Vickar Ahamed

Perhaps you will only sadden yourself to death, in case (you are) following after them, in grief, if they do not believe in this Message.

Taqi Usmani

So, (O Prophet) perhaps you are going to kill yourself after them, out of grief, if they do not believe in this discourse.

The Monotheist Group

Perhaps you will torment yourself in grief over them, because they will not believe in this narrative at all.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 6. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 6. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 6. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩