Kehf suresi

Kehf suresi, 58. ayet

Kehf suresi, 58. ayet. وَرَبُّكَ ٱلْغَفُورُ ذُو ٱلرَّحْمَةِ لَوْ يُؤَاخِذُهُم بِمَا كَسَبُوا۟ لَعَجَّلَ لَهُمُ ٱلْعَذَابَ بَل لَّهُم مَّوْعِدٌ لَّن يَجِدُوا۟ مِن دُونِهِۦ مَوْئِلًا

verabbüke-lgafûru ẕü-rraḥmeh. lev yüâḫiẕühüm bimâ kesebû le`accele lehümü-l`aẕâb. bel lehüm mev`idül ley yecidû min dûnihî mev'ilâ.

Diyanet İşleri

Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 55–61 · surenin 58. ayeti / 110

Konu Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs Kehf 47–59 3

  1. Kehf 55

    İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab'lerinden mağfiret dilemelerine, ancak, öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına da gelmesi, ya da kendilerine azabın göz göre göre gelmesi (yönündeki beklentileri) engel olmuştur.

  2. Kehf 56

    Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkar edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.

  3. Kehf 57

    Kim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.

  4. 58

    Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.

  5. Kehf 59

    İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.

  6. Kehf 60

    Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."

  7. Kehf 61

    Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

58. Daha sonra Yüce Allah mağfiret ve rahmetinin genişliğini haber vermektedir. O, bütün günahları bağışlar, tevbe edenlerin tevbelerini kabul eder, onları rahmetine alır ve ihsanı onları büsbütün kuşatır. Eğer O, kulları işlemiş oldukları günahları dolayısıyla dünyada hemen sorgulayacak olsa hiç şüphesiz onlara daha dünyadayken azap eder. Ancak Yüce Allah, Halîmdir, çabucak ceza vermez. Aksine -ihmal etmemekle birlikte- mühlet verir. Günahların etkilerinin görülmesi ise kaçınılmaz bir şeydir. Bu etkiler, günahlardan uzun bir süre sonra görülse bile bu böyledir. Bu nedenle Yüce Allah şöyle buyurulmaktadır: “Fakat onlar için belirli bir vade vardır ki (o gelince artık kaçacak) hiçbir sığınak bulamayacaklardır.” Yani onların amellerinin cezasını görecekleri bir vakitleri vardır. Bu zamanın gelmesi kaçınılmazdır ve ondan kurtuluş yoktur. Bundan kaçıp bir yere sığınmaya ve kurtulmaya imkân bulunamaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisini yalanlayanların başına bir an önce azabın gelmesini istememesi için, Allah Teâlâ ona şöyle buyurdu: -Ey Rasûl!- Rabbin, tevbe eden kullarının günahlarını bağışlar. O rahmeti her şeyden geniş olandır. Kendisine isyan eden kulların tevbe etmelerini ümit ederek onlara mühlet vermesi de rahmetindendir. Eğer Allah Teâlâ, kendisinin emirlerinden yüz çevirenleri cezalandırmayı dileseydi onları dünya hayatında cezalandırırdı. Fakat O Halim'dir, Rahim'dir, tevbe etmeleri için onlardan azabı erteler. Bilakis küfürlerine ve haktan uzaklaşmalarına karşılık onlar için belirlenmiş bir mekân ve zaman vardır. Eğer bu yaptıklarından tevbe etmezlerse Allah'tan başka sığınılacak bir yer bulamayacaklardır.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَرَبُّكَ ve rabbuke ve Rabbin kök: ربب
  2. ٱلْغَفُورُ l-gafuru çok bağışlayandır kök: غفر
  3. ذُو zu sahibidir
  4. ٱلرَّحْمَةِ ۖ r-rahmeti rahmet kök: رحم
  5. لَوْ lev eğer
  6. يُؤَاخِذُهُم yuahizuhum onları hemen cezalandırsaydı kök: اخذ
  7. بِمَا bima
  8. كَسَبُوا۟ kesebu yaptıklariyle kök: كسب
  9. لَعَجَّلَ leaccele çabuklaştırırdı kök: عجل
  10. لَهُمُ lehumu onların
  11. ٱلْعَذَابَ ۚ l-azabe azabını kök: عذب
  12. بَل bel fakat
  13. لَّهُم lehum onlar için vardır
  14. مَّوْعِدٌۭ mev'idun va'dedilen bir zaman kök: وعد
  15. لَّن len asla
  16. يَجِدُوا۟ yecidu bulamayacaklardır kök: وجد
  17. مِن min
  18. دُونِهِۦ dunihi ondan başka kök: دون
  19. مَوْئِلًۭا mev'ilen sığınacak bir yer kök: وال

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Size ne oluyor da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Allah, onları yaptıkları işlerden dolayı baş aşağı ederek eski konumlarına (küfre)…

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    Bir de senden acele azap istiyorlar. Halbuki Allah asla va'dinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.

  • Aynı kök: عجل (47 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    (Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri…

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    Cennetlikler cehennemliklere, "Rabbimizin bize va'dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va'dettiğini gerçek buldunuz mu?" diye seslenirler.…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş)

    Vay o kimselere ki, elleriyle Kitab'ı yazarlar, sonra da onu az bir karşılığa değişmek için, "Bu, Allah'ın katındandır" derler. Vay ellerinin…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş)

    Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi…

  • Aynı kök: وجد (107 geçiş)

    Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Senin çok bağışlayan Rabbin merhamet sahibidir. Yaptıkları yüzünden onları (hemen) sorumlu tutacak olsaydı, onlara azabı çabucak verirdi. dipnot 1 Fakat kendilerine (tanınmış) belirli bir süre vardır ki O'ndan başka bir sığınak asla bulamayacaklardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Nahl 16:61; Fâtır 35:45.

Mustafa İslamoğlu

Yine de mutlak bağışlayıcı olan Rabbin sonsuz rahmetin de sahibidir. Eğer işledikleri (günahlar) yüzünden onları cezalandıracak olsaydı, azabı başlarına hemen musallat ederdi: Bilakis işte onlar için de, asla onun ötesine geçip kurtulamayacakları bir süre belirlenmiştir.

Muhammed Esed

(Bununla birlikte,) yine de senin Rabbin sınırsız rahmet sahibi, gerçek bağışlayıcıdır. Yoksa, işledikleri (kötülükler) için onları hemen paylayacak olsaydı, kuşkusuz, hak ettikleri azabı çarçabuk başlarına salardı. Ama işte, onlar için, aşıp ötesine geçemeyecekleri bir süre belirlenmiştir;

Ahmed Hulusi

Rabbin Ğafur ve zür Rahmet'tir (Rahmet sahibi)! Eğer kazandıklarının sonuçlarını hemen yaşatmayı dilemiş olsaydı, elbette azabı (vefat ettirmeyi) çabuklaştırırdı! Ancak onlar için vadedilen bir zaman vardır ki, ona ulaşmamaları mümkün değildir.

Ali Bulaç

Senin Rabbin rahmet sahibi (ve) bağışlayıcıdır. Eğer, kazandıklarından dolayı onları (azabla) yakalasaydı, şüphesiz onlara azabı (bir an önce) çabuklaştırırdı. Hayır, onlar için bir buluşma zamanı vardır, onun dışında asla başka bir sığınak bulamayacaklardır.

Ali Özek ve heyeti

Senin, bağışı bol olan Rabbin merhamet sahibidir; şayet yaptıkları yüzünden onları (hemen) muaheze edecek (cezalandıracak) olsaydı, onlara azabı çarçabuk verirdi. Fakat kendilerine tanınmış belli bir süre vardır ki, artık bundan kaçıp kurtulacakları bir sığınak bulamayacaklardır.

Ali Rıza Safa

Efendin, Sınırsız Bağışlayandır; Rahmet Sahibidir. Yaptıkları yüzünden onları hemen hesaba çekseydi, cezayı, kesinlikle çabucak verirdi. Hayır! Onlar için, bir buluşma zamanı vardır; ondan kaçacak yer bulamazlar.

Bayraktar Bayraklı

Rabbin çok bağışlayıcı ve merhamet sahibidir. Eğer onları, yaptıklarından dolayı cezalandıracak olsaydı, onlara azabı hemen indiriverirdi. Fakat onlar için kaçıp kurtulamayacakları bir vakit belirlenmiştir.

Edip Yüksel

Efendin Bağışlayandır, Merhamet Sahibidir. Yaptıklarıyla hemen onları hesaba çekse onlar için azabı çabuklaştırmış olurdu. Ancak, onlara belirli bir süre verir de onun ötesine kaçamazlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Rabbin Bağışlayandır, Merhamet Sahibidir. Yaptıklarıyla hemen onları hesaba çekse onlar için azabı çabuklaştırmış olurdu. Ancak, onlara belirli bir süre verir de onun ötesine kaçamazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hem o bağışlaması çok, merhamet sahibi Rabbin onları kazandıkları günahlar yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, elbette hemen azap ederdi. Fakat onlar için va'dolunmuş bir zaman vardır ki, o gelince hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem o mağrifeti çok rahmet sahibi rabbın onları kesibleriyle derhal muahaze ediverecek olsa idi haklarında azabı elbette ta'cil buyururdu, fakat onlar için bir miy'ad vardır ki o gelince hiç bir çare-i necat bulamazlar

Erhan Aktaş

Bununla beraber, rahmet sahibi Rabb'in çok bağışlayıcıdır. Eğer O, yaptıkları yüzünden onları hemen hesaba çekseydi, kesinlikle onlara azabı hemen verirdi. Aksine onlar için belirlenmiş bir zaman vardır. Onlar, O'ndan başka sığınılacak bir yer asla bulamazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bununla beraber, rahmet sahibi Rabb'in çok bağışlayıcıdır. Eğer O, yaptıkları yüzünden onları hemen hesaba çekseydi, kesinlikle onlara azabı hemen verirdi. Aksine onlar için belirlenmiş bir zaman vardır. Onlar, O'ndan başka sığınılacak bir yer asla bulamazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bununla beraber, rahmet sahibi Rabb'in çok bağışlayıcıdır. Eğer O, yaptıkları yüzünden onları hemen hesaba çekseydi, kesinlikle onlara azabı hemen verirdi. Aksine onlar için belirlenmiş bir zaman vardır. Onlar, O'ndan başka sığınılacak bir yer asla bulamazlar.

Gültekin Onan

Senin rabbin rahmet sahibi (ve) bağışlayıcıdır. Eğer, kazandıklarından dolayı onları (azabla) yakalasaydı, şüphesiz onlara azabı (bir an önce) çabuklaştırırdı. Hayır, onlar için bir buluşma zamanı vardır, onun dışında asla başka bir sığınak bulamayacaklardır.

Hasan Basri Çantay

(Bununla beraber) Rabbin rahmet saahibi çok yarlığayıcıdır. Eğer onları kazandıkları (günahlar) yüzünden yakalayacak olsaydı elbette onların azabını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için va'd edilen bir zaman vardır ki onun karşısında hiç bir melce' bulamayacaklardır.

İbni Kesir

Bununla beraber Rabbın Gafur'dur, merhamet sahibidir. Eğer onları, yaptıklarından dolayı hemen yakalasaydı; elbette çabucak azaba uğratırdı. Fakat onların bir vadesi vardır ve ondan kaçıp sığınacak yer bulamazlar.

Mehmet Alagaş

(56-62) Biz elçileri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz , inkâr edenler hakkı batıl ile çürütmek isterler , ayetlerle ve uyarıldıkları şeylerle alay ederler. En zalim kişi; Rabbinin ayetleri hatırlatıldığında ondan sırt çeviren ve elleriyle yapıp takdim ettiklerini unutan kişidir , biz onların kalpleri üzerine onu anlamalarını engelleyen bir perde geçirdik, kulaklarında da bir ağırlık vardır , e ğer sen onları hidayete çağırırsan, onlar ebediyen hidayete eremezler , Rabbin bağışlayıcı ve rahmet sahibidir, e ğer Allah, kazandıkları yüzünden onları cezalandıracak olsaydı, onlara azabı hemen verirdi, ama onların belirlenmiş saatleri var , (Randevu saati) Onlar, O'nun dışında hiçbir sığınak bulamayacaklardır , bunlar zalim olduklarında helak ettiğimiz memleketlerdendirler, onları da helak etmek için bir zaman belirledik.

Rowwad Tercüme Merkezi

Rabbin; çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Fakat, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.

Süleyman Ateş

Ama çok bağışlayan, esirgeyen Rabbin eğer onları, yaptıklariyle hemen cezalandıracak olsaydı, onların azabını çabuklaştırırdı. Fakat onlar için va'dedilen bir zaman vardır ki, ondan (kaçıp) sığınacak bir yer bulamayacaklardır.

Süleymaniye Vakfı

Senin Rabbin çokça bağışlayandır, bol ikram sahibidir. dipnot 1 Eğer onlara (insanlara) yaptıklarının cezasını hemen verecek olsaydı onlara anında azap ederdi. dipnot 2 Ama onların cezalandırılacakları ve hiçbir kaçış yolu bulamayacakları bir gün elbette vardır. dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Senin Rabbinin bağışlaması çok, ikramı boldur. Eğer onları kazandıklarına karşılık yakalasaydı vereceği azabı öne alırdı. Ama onların tehdit edildikleri bir gün vardır. O gün gelince ondan başka sığınacak birini bulamayacaklardır.

Şaban Britch

Rabbin ise çok mağfiret edendir, rahmet sahibidir. Eğer onları yaptıkları dolayısıyla hemen (azap ile) yakalayıverseydi elbette onlara azabı çabucak verirdi. Fakat onlara bir süre tanınmıştır. Ondan başka bir sığınak asla bulamazlar.

Şaban Piriş

Rabbin ise bağışlayıcı ve merhametlidir. Eğer onları yaptıkları dolayısıyla hemen sorgulasaydı, elbette onları çabucak cezalandırırdık. Fakat onlara bir süre tanınmıştır. Ondan başka bir sığınak asla bulamazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

O affedici, o rahmet sahibi Rabbin, onları, kazandıkları yüzünden hesaba çekseydi, kendileri için azabı mutlaka çabuklaştırırdı. Böyle olmamıştır, ama onlar için, hiçbir kaçıp kurtulma imkanı bulamayacakları bir hesap sorma zamanı öngörülmüştür.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If Allah, your Creator. the Source of true forgiveness and divine mercy,were to censure them for their demerits which are far above all praises of man, He would have hastened them to their painful end. But We have determined for them a point of time when they shall be reduced to a useless form and besides Allah they shall find no one to afford them refuge.

Abdul Haleem

Your Lord is the Most Forgiving, and full of mercy: if He took them to task for the wrongs they have done, He would hasten their punishment on. They have an appointed time from which they will have no escape,

Abdullah Yusuf Ali

But your Lord is Most forgiving, full of Mercy. If He were to call them (at once) to account for what they have earned, then surely He would have hastened their punishment: but they have their appointed time, beyond which they will find no refuge.

Abul A'la Maududi

Your Lord is All-Forgiving, full of mercy. Had He wished to take them to task for their doings, He would have hastened in sending His scourge upon them. But He has set for them a time-limit which they cannot evade. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is to warn the foolish people that they should not be deluded by the respite that is given to them and presume that they will never be taken to task whatever they may go on doing. They forget that Allah gives them respite because He is Forgiving and Forbearing and does not punish the evil doers on the spot, for His Mercy demands that the evil doers should be given respite so that they may mend their ways.

Aisha Bewley

Your Lord is the Ever-Forgiving, the Possessor of Mercy. If He had taken them to task for what they have earned, He would have hastened their punishment. Instead, they have a promised appointment and they will not find any refuge from it.

Al-Hilali & Khan

And your Lord is Most Forgiving, Owner of Mercy. Were He to call them to account for what they have earned, then surely, He would have hastened their punishment. But they have their appointed time, beyond which they will find no escape.

Ali Quli Qarai

Your Lord is the All-forgiving dispenser of mercy. Were He to take them to task because of what they have committed, He would have surely hastened their punishment. But they have a tryst, [when] they will not find a refuge besides Him.

Amatul Rahman Omar

Your Lord is All-Protecting, Full of mercy. If He were to take them to task for all that they have done He would certainly have hastened for them the punishment. Yet there is a time appointed for them. They will never find an escape from it.

Arthur John Arberry

But thy Lord is the All-forgiving, full of mercy. If He should take them to task for that they have earned, He would hasten for them the chastisement; but they have a tryst, from which they will find no escape.

Bijan Moeinian

How Forgiving and Merciful of your Lord not to destroy them on the spot. He allows them to finish their pre-destined life span and, then, subjects them to their inescapable punishment.

E. Henry Palmer

But thy Lord is forgiving, endowed with mercy; were He to punish them for what they have earned He would have hastened for them the torment. Nay rather, they have their appointed time, and shall never find a refuge beside Him.

Edip-Layth

Your Lord is forgiving, with mercy. If He were to judge the people for what they had already earned, He would hasten for them the retribution. No, they have an appointment, beyond which they will find no escape.

George Sale

Thy Lord is gracious, indued with mercy; if He would have punished them for that which they have committed, He would doubtless have hastened their punishment: But a threat hath been denounced against them, and they shall find no refuge, besides Him.

Hamid S. Aziz

Who is more unjust than he who, being reminded of the revelations of his Lord, turns away there from, and forgets what his hands have sent forward? Verily, We have placed veils upon their heart lest they should understand, and deafness in their ears! And if you should call them to the guidance, they can never be guided.

Mahmoud Ghali

And your Lord is The Ever-Forgiving, The Owner of mercy. If He should take them to task for what they have earned, He would (quickly) hasten for them the torment; no indeed, (but) they have an appointment, apart from which they will never find any safe retreat.

Marmaduke Pickthall

Thy Lord is the Forgiver, Full of Mercy. If He took them to task (now) for what they earn, He would hasten on the doom for them; but theirs is an appointed term from which they will find no escape.

Mohamed Ahmed - Samira

But your Lord is forgiving, full of benevolence. If He had pleased to punish them for their doings He would have punished them immediately. But a term is fixed for them from which they will find no escape.

Muhammad Asad

Yet, [withal,] thy Sustainer is the Truly-Forgiving One, limitless in His grace. Were He to take them [at once] to task for whatever [wrong] they commit, He would indeed bring about their speedy punishment [then and there]: but nay, they have a time-limit beyond which they shall find no redemption

Mustafa Khattab

Your Lord is the All-Forgiving, Full of Mercy. If He were to seize them ˹immediately˺ for what they commit, He would have certainly hastened their punishment. But they have an appointed time, from which they will find no refuge.

Progressive Muslims

And your Lord is forgiving, with mercy. If He were to judge the people for what they had already earned, He would hasten for them the retribution. No, they have an appointment, beyond which they will find no escape.

Rashad Khalifa

Yet, your Lord is the Forgiver, full of mercy. If He called them to account for their deeds, He would annihilate them right there and then. Instead, He gives them a respite until a specific, predetermined time; then they can never escape.

Sahih International

And your Lord is the Forgiving, full of mercy. If He were to impose blame upon them for what they earned, He would have hastened for them the punishment. Rather, for them is an appointment from which they will never find an escape.

Sam Gerrans

But thy Lord is the Forgiver, the Possessor of Mercy; were He to take them to task for what they have earned, He would hasten for them the punishment. But they have an appointment; they will not find, besides it, an escape.

Shabbir Ahmed

Yet, your Lord is the Truly-Forgiving One, full of Grace. He could task the rejecters right away for whatever wrong they commit, and punish them then and there. But He gives them a period of respite beyond which they shall find no refuge.

Syed Vickar Ahamed

And your Lord is Most Forgiving (Ghafoor), Owner of Mercy. If He were to call them (now) to account for what they have earned, then surely, He would have hastened their punishment: But they have their fixed time, after which they will have no place to hide.

Taqi Usmani

Your Lord is the Most Forgiving, the Lord of Mercy. If He seizes them for what they did, He may cause the punishment to befall them sooner, but there is an appointed time for them, from which they can never find a place of refuge.

The Monotheist Group

And your Lord is forgiving, with mercy. If He were to evaluate the people for what they had already earned, He would hasten for them the retribution. No, they have an appointment, beyond which they will find no escape.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 58. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 58. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 58. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩