Diyanet İşleri
Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
Kehf suresi
Kehf suresi, 43. ayet. وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا
velem tekül lehû fietüy yenṣurûnehû min dûni-llâhi vemâ kâne münteṣirâ.
Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İki bağ sahibi Kehf 32–46 3
(39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."
"Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile."
Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: "Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım.."
Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah'a mahsustur. O'nun mükafatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.
Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.
Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
43. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “O, Allah’tan başka kendisine yardım edecek bir topluluk bulamadı, kendi kendisini de kurtaramadı.” Yani o azap, bağının bahçesinin üzerine inince daha önce arkadaşına karşı övünerek söylediği: “Ben, malca senden zenginim, sayıca da senden güçlüyüm” sözlerinin faydasını görmedi. Övündüğü o kimseler, onlara son derece ihtiyacı olduğu o anda onun başına gelen azabı kısmen dahi olsun uzaklaştıramadı. O, kendi kendisine de yardımcı olamadı. Hem Allah’ın kaza ve kaderine karşı kendi kendisine nasıl yardım edebilir veya herhangi bir yardım nasıl alabilir ki? Çünkü Allah, kaderini uygulamaya koydu mu artık gök ve yer ehli onun bir kısmını bile ortadan kaldırmak için gelecek olsalar yine de buna güçleri yetmez. Bu şekilde serveti yok edilen bu bahçe sahibinin durumunun düzelmiş olması, Rabbinin O’na kendisine dönmeyi, aklını başına almayı nasip ve ihsan etmiş olması, azgınlığının ve inadının sona ermiş olması, Yüce Allah’ın rahmet ve lütfu bakımından uzak bir ihtimal değildir. Buna delil de onun, Rabbine ortak koşmasına duyduğu pişmanlığı açıklamasıdır. Ayrıca Yüce Allah onu azgınlığa iten şeyleri ondan almış ve o kimseyi dünyada iken cezalandırmıştır ki Allah, bir kul hakkında hayır diledi mi onu dünyada hemen cezalandırır. Yüce Allah’ın lütfunu akıllar ve hayaller kuşatamaz. Ancak zalim ve çok cahil kimseler bu lütfu inkâr eder.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu kâfirin başına gelen cezayı durdurup engel olacak bir topluluk da yoktu. Hâlbuki kendisi cemaatinin çokluğu ile iftihar ediyordu. Allah Teâlâ'nın ona ait bahçeyi helak etmesinden kurtarması imkansızdı.
Aynı kıssa: İki Bağ Sahibi · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…
Aynı kıssa: İki Bağ Sahibi · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
Aynı kıssa: İki Bağ Sahibi · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."
Aynı kök: فاي (11 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda çarpışıyordu. Öteki ise kafirdi. (Onları) göz…
Aynı kök: فاي (11 geçiş) · Ortak kavram: Yardım (nusret)
Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de…
Aynı kök: فاي (11 geçiş)
Talut, ordu ile hareket edince, "Şüphesiz Allah, sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmazsa işte o…
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden…
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
(Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri yoktu. Kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.
Artık onun Allah'tan gayrı kendisine destek çıkacak hiç kimsesi yoktu. Üstelik kendi başının çaresine bakacak durumda da değildi.
Çünkü şimdi artık onun ne Allah yerine kendisine yardım ulaştıracak kimsesi vardı, ne de kendi başının çaresine bakabilecek durumdaydı.
Allah dununda ne bir yardımcısı vardı ne de kendi kendine yetecek gücü!
Allah'ın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.
Kendisine Allah’tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.
Allah'ın karşısında ona yardım edebilecek yardakçıları da yoktu; kendisi de kendisine yardım edemedi.
Kendisine Allah'tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi, kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
ALLAH'tan aşağı kendisine yardım edecek bir destek bulamadı. Kendini de kurtaramadı.
ALLAH'tan başka kendisine yardım edecek bir destek bulamadı. Kendini de kurtaramadı.
Allah'tan başka kendisine yardım edecek bir topluluk da bulunmadı; kendi kendini de kurtaramadı.
Allahdan başka yardım edecek bir cemaati de olmadı, kendi kendine de kurtaramadı
Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.
Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.
Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.
Tanrı'nın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.
Ona Allahdan başka yardım edecek bir cemaat yokdu. Kendisi de öc alabilecek değildi.
Allah'tan başka ona yardım edecek adamları da yoktu. Yardım edilen de olmadı.
(32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.
Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.
Allah'tan başka, kendisine yardım eden bir topluluğu da olmadı, kendi kendisini de kurtaramadı.
Onun, Allah'tan başka yardım edecek kimsesi olmadı. Kendi kendine de bir şey yapamadı. dipnot 1
Zaten Allah'tan başka ona yardım edecek kimse olmadı ve bir yardım da görmedi.
Allah’tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Kendindi kendine bile yardım edemedi.
Allah'tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Yardım edilen de olmadı.
Allah dışında kendisine yardım edecek bir topluluğu da çıkmadı. Kendi kendini de kurtaramadı.
Nor did he have a co-operative group to afford him help besides Allah nor could he help himself.
He had no forces to help him other than God- he could not even help himself.
Nor had he numbers to help him against Allah, nor was he able to deliver himself.
And there was no host, beside Allah, to help him, nor could he be of any help to himself.
There was no group to come to his aid, besides Allah, and he was not given any help.
And he had no group of men to help him against Allâh, nor could he defend (or save) himself.
He had no party to help him, besides Allah, nor could he help himself.
But (then) there was no party left to defend him against Allâh, nor could he defend himself, (for it was Allâh alone Who could help him).
But there was no host to help him, apart from God, and he was helpless.
There was none to help him against the Lord, nor could he save himself.
And he had not any party to help him beside God, nor was he helped.
He had no group which could help against God, and he would not have had victory.
And he had no party to assist him, besides God, neither was he able to defend himself against his vengeance.
And his fruits were beset (with ruin). Then began he to wring his hands for all that he had spent thereon, for now it had crumbled down to its foundations. And he said, "Would that I had ascribed no partner with my Lord!"
And he had no community to vindicate him, apart from All'ah, and in no way could he vindicate (himself).
And he had no troop of men to help him as against Allah, nor could he save himself.
He had no body to help him other than God, nor was he able to save himself.
-for now he had nought to succour him in God's stead, nor could he succour himself.
And he had no manpower to help him against Allah, nor could he ˹even˺ help himself.
And he had no group which could help against God, and he would not have had victory.
No force on earth could have helped him against GOD, nor was it possible for him to receive any help.
And there was for him no company to aid him other than Allah, nor could he defend himself.
And he had no band to help him, besides God, and he could not help himself.
Now he had none to help him against the Divine Laws, nor could he help himself.
And he did not have number (of his men) to help him against Allah, and he was not able to save himself.
There were no supporters for him beside Allah, who could come to his help, nor was he able to defend himself.
And he had no group which could help against God, and he would not have had victory.