En'âm suresi

En'âm suresi, 50. ayet

En'âm suresi, 50. ayet. قُل لَّآ أَقُولُ لَكُمْ عِندِى خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ وَلَآ أَقُولُ لَكُمْ إِنِّى مَلَكٌ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ قُلْ هَلْ يَسْتَوِى ٱلْأَعْمَىٰ وَٱلْبَصِيرُ أَفَلَا تَتَفَكَّرُونَ

ḳul lâ eḳûlü leküm `indî ḫazâinü-llâhi velâ a`lemü-lgaybe velâ eḳûlü leküm innî melek. in ettebi`u illâ mâ yûḥâ ileyy. ḳul hel yestevi-l'a`mâ velbeṣîr. efelâ tetefekkerûn.

Diyanet İşleri

De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum." De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 47–53 · surenin 50. ayeti / 165

Konu "Hazineler yanımda demiyorum"; sabah akşam dua edenler En'âm 50–55 3

  1. En'âm 47

    De ki: "Ne dersiniz, Allah'ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler toplumundan başkası mı helak edilecek?"

  2. En'âm 48

    Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir.

  3. En'âm 49

    Ayetlerimizi yalanlayanlara ise, yapmakta oldukları fasıklık sebebiyle azap dokunacaktır.

  4. 50

    De ki: "Ben size, 'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum." De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?"

  5. En'âm 51

    Kendileri için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rab'lerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar diye, onunla (Kur'an ile) uyar.

  6. En'âm 52

    Rab'lerinin rızasını isteyerek sabah akşam O'na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.

  7. En'âm 53

    Böylece insanların bazısını bazısı ile denedik ki, "Allah, aramızdan şu adamları mı iman nimetine layık gördü?" desinler. Allah, şükreden kullarını daha iyi bilen değil mi?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

50. Yüce Allah, Peygamberine kendisinden mucizeler göstermesini isteyen yahut da ona: Sen bizi seni de Allah ile birlikte bir ilah edinelim diye davet ediyorsun, diyen kimselere hitap etmesini ve şöyle demesini emretmektedir: “Ben size Allah’ın hazineleri” rızık ve rahmetinin anahtarları “benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem.” Çünkü gayb bütünü ile Allah nezdindedir. “Allah insanlara herhangi bir rahmeti açacak olursa onu tutacak kimse olamaz. Tuttuğunu da ondan başka salıverecek olmaz.” (Fatır, 35/2) Gaybı da görüneni de bilen yalnızca O’dur: “O kendi gaybına hiçbir kimseyi muttali kılmaz. Ancak beğenip seçtiği bir peygamber olması hariç.” (el-Cin, 72/26-27)

“Size: Ben bir meleğim de demiyorum”, tasarrufu geçerli ve güçlü bir kimse de değilim. Ben Allah’ın beni yerleştirmiş olduğu gerçek konumumdan daha üstün bir konumda olduğum iddiasında değilim. “Ben ancak bana vahyolunana uyarım.” İşte benim nihai durumum, vardığım son nokta ve en yüksek mevki budur. Ben ancak bana vahyolunana uyarım ve kendi hakkımda onun gereğini yerine getirir, bütün insanları da ona davet ederim. Benim gerçek konumumun ne olduğunu anlaşıldığına göre, bana karşı bir takım şeyleri araştıran neyi araştırmakta yahut da niçin benden iddia etmediğim bir konumun gereğini istemektedir ? İnsan hiç sözünü ettiği şeyin başkasından sorumlu tutulur mu? Ben sizleri bana vahyolunan şeye davet ettiğime göre sizler benim mertebem dışında sahip olduğumu iddia etmediğim şeyleri benden neye dayanarak istemektesiniz? Bu sizin yaptığınız bir haksızlık, bir inat ve bir ayak diretmeden başka bir şey değildir.

Şimdi davetini kabul edip sana vahyolunan şeye bağlılık gösteren kimse ile bu şekilde olmayan kimse arasındaki farkı açıklamak üzere onlara “de ki: hiç körle gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?” Keşke düşünseniz de her şeyi yerli yerince oturtabilseniz ve seçilip tercih edilmeye daha layık olanı seçebilseniz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Bu müşriklere de ki: Ben size Allah'ın rızık hazineleri bendedir ve bunlar hakkında istediğim gibi tasarrufta bulunuyorum demiyorum. Gaybı bildiğimi de söylemiyorum. Şüphesiz ben gaybtan ancak Allah'ın bana vahiyle hakkında bilgilendirdiği kadarını bilirim. Kendimin bir melek olduğunu da söylemiyorum. Şüphesiz ben Yüce Allah'ın bir resulüyüm. Ancak bana vahyedilene tabi olurum. Bana ait olmayanı da iddia etmem. -Ey Resul!- Onlara de ki: Hiç hakkı görmeyen basireti kör olan kâfir ile hakkı gören ve ona iman eden Mümin bir olur mu? Ey müşrikler! Etrafınızdaki mucizeleri ve harika eserleri akıllarınızla hiç düşünmüyor musunuz?

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُل kul de ki kök: قول
  2. لَّآ la
  3. أَقُولُ ekulu ben demiyorum kök: قول
  4. لَكُمْ lekum size
  5. عِندِى indi yanımdadır kök: عند
  6. خَزَآئِنُ hazainu hazineleri kök: خزن
  7. ٱللَّهِ llahi Allah'ın kök: اله
  8. وَلَآ ve la ve
  9. أَعْلَمُ ea'lemu bilmem kök: علم
  10. ٱلْغَيْبَ l-gaybe gaybı kök: غيب
  11. وَلَآ ve la ve
  12. أَقُولُ ekulu demiyorum kök: قول
  13. لَكُمْ lekum size
  14. إِنِّى inni ben
  15. مَلَكٌ ۖ melekun meleğim kök: ملك
  16. إِنْ in
  17. أَتَّبِعُ ettebiu ben uyuyorum kök: تبع
  18. إِلَّا illa sadece
  19. مَا ma şeye
  20. يُوحَىٰٓ yuha vahyolunan kök: وحي
  21. إِلَىَّ ۚ ileyye bana
  22. قُلْ kul de ki kök: قول
  23. هَلْ hel midir?
  24. يَسْتَوِى yestevi eşit kök: سوي
  25. ٱلْأَعْمَىٰ l-ea'ma kör kök: عمي
  26. وَٱلْبَصِيرُ ۚ velbesiru ve gören kök: بصر
  27. أَفَلَا efela
  28. تَتَفَكَّرُونَ tetefekkerune düşünmüyor musunuz? kök: فكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خزن (13 geçiş) · Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Size ben, "Allah'ın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah,…

  • Aynı kök: عمي (33 geçiş) · Aynı kök: سوي (83 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" "Allah'tır" de. De ki: "O'nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar)…

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah'a…

  • Aynı kök: غيب (60 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a ortak koşanlardan yüz çevir.

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    (Ey Muhammed!) Onlara (istedikleri) bir ayet getirmediğin zaman (alay ederek) derler ki: "Onu (da) bir yerlerden derleyip toplasaydın ya." De ki:…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

De ki: "Ben size ‘Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Gaybı (bilinemeyeni) de bilmem. Size ‘Şüphesiz ki ben bir meleğim' de demiyorum. dipnot 1 Ben, bana vahyolunandan başkasına uymuyorum." dipnot 2 De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?"

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hz. Nuh'la ilgili benzer mesaj: Hûd 11:31.
  2. metne dön, dipnot 2
    Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Al-i İmrân 3:103, dipnot 1.

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Size ben ne 'Allah'ın hazineleri bana aittir', ne de 'Gaybı ben bilirim' diyorum; yine size, 'Ben bir meleğim' de demiyorum: Benim görevim, sadece bana bildirilene uymaktır!" De ki: "Hiç görmeyenle gören bir olur mu? Siz hala düşünmeyecek misiniz?

Muhammed Esed

De ki (ey Peygamber:) "Ben size 'Allahın hazineleri bendedir! demiyorum; ne insan idrakini aşan şeyleri bildiğimi söylüyorum ve ne de size 'Ben bir meleğim! diyorum: Ben sadece bana vahyedileni yerine getiriyorum". De ki: "Hiç gören ile görmeyen bir olur mu? Siz düşünmez misiniz?"

Ahmed Hulusi

De ki: "Size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. . . Gaybı da bilmem! Size 'Muhakkak ki ben bir meleğim' de demiyorum. . . Ben, sadece bana vahyolunana tabi olurum". . . De ki: "Hiç ama ile gören eşit olur mu? Hala tefekkür etmiyor musunuz?"

Ali Bulaç

De ki: "Size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam." De ki: "Kör olanla, gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?"

Ali Özek ve heyeti

De ki: Ben size, Allah'ın hâzineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım. De ki: Kör ile gören hiç bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?

Ali Rıza Safa

De ki: "Allah'ın kaynaklarının benim yanımda olduğunu söylemiyorum. Gizli gerçekleri de bilmiyorum. Kuşkusuz, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben, yalnızca bana bildirilene bağlı kalırım!" De ki: "Görmeyen ile gören bir olur mu? Yine de düşünmüyor musunuz?"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Ben size,'Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size 'ben bir meleğim' de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım." De ki: "Kör ile gören hiç bir olur mu? Hala düşünmüyor musunuz?"

Edip Yüksel

De: "ALLAH'ın hazineleri benim yanımda demiyorum size. Gizlilikleri de bilmiyorum. Size, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Sadece bana vahiy edileni izliyorum." Şunu da söyle: "Kör ile gören bir mi?"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De: 'ALLAH'ın hazineleri benim yanımda demiyorum size. Gizlilikleri de bilmiyorum. Size, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Sadece bana vahyedileni izliyorum.' Şunu da söyle: 'Kör ile gören bir mi?'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Ben size "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum; gaybı da bilmem, size "Ben meleğim." de demiyorum; ben ancak bana verilen vahye uyarım." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Artık biraz düşünmez misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki "ben size Allahın hazineleri benim yanımdadır demem gaybı da bilmem, size ben melekim de demem, ben ancak bana verilen vahye ittiba' ederim"; de ki: "Kör, görenle bir olur mu? Artık bir düşünmez misiniz?"

Erhan Aktaş

De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Niçin düşünmüyorsunuz?"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Niçin düşünmüyorsunuz?"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Kör ile gören bir olur mu? Niçin düşünmüyorsunuz?"

Gültekin Onan

De ki: "Size Tanrı'nın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam." De ki: "Kör olanla gören bir olur mu? Yine de düşünmüyor musunuz (tetefekkerun)?"

Hasan Basri Çantay

De ki: "Size benim yanımda Allahın hazineleri var demiyorum. Ben gaybı bilmem. Size hakıykat ben bir meleğim de demiyorum. Ben, bana vahyolunmakda olan (Kur'an) dan başkasına uymam. De ki: "Görmeyenle gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz"?

İbni Kesir

De ki: Size, Allah'ın hazineleri benim yanımdadır, demiyorum. Ben, gaybı da bilmem. Ve size bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben; bana vahyolunandan başkasına uymam. De ki: Hiç görenle görmeyen bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?

Mehmet Alagaş

(46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

De ki: “Ben size yanımda Allah’ın hazineleri vardır, demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size, şüphesiz ben bir meleğim de demiyorum. Ben, ancak bana vahyolunan (Kur’an) a uyarım.” De ki: “Hiç görmeyenle gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?”

Süleyman Ateş

De ki: "Ben size, Allah'ın hazineleri yanımdadır, demiyorum. Gaybı da bilmem. Size 'Ben meleğim' de demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Körle, gören bir olur mu? Düşünmüyor musunuz?"

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Size 'Allah'ın hazineleri yanımdadır' demiyorum. Gaybı /gizli şeyleri de bilmem. Size, 'Ben bir meleğim' de demiyorum. Ben sadece bana vahyedilen Kur'an'a uyarım." De ki: "Gören ile görmeyen bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gizli bilgileri (gaybı) de bilmem. Size, ben bir meleğim de demiyorum. Bana ne vahyedilirse ben ona uyarım." De ki "Gören ile görmeyen bir olur mu? Hiç düşünmez misiniz?"

Şaban Britch

De ki: Size, yanımda Allah’ın hazinelerinin olduğunu söylemiyorum. Gaybı bilmem; size, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. De ki: Hiç görmeyen ile gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?

Şaban Piriş

De ki: -Size, yanımda Allah'ın hazinelerinin olduğunu söylemiyorum. Gaybı bilmem; size, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. De ki: "Hiç görmeyen ile gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara şunu söyle: "Ben size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum. Gaybı da bilmem ben! Size ben bir meleğim de demiyorum. Yalnız bana vahyedilene uyarım ben!" Sor onlara: "Körle gören bir olur mu? Hala düşünmüyor musunuz?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say to your people O Muhammad: "I do not claim to be in possession of the treasuries of Allah nor do I indulge in prophecy or claim to foretell future events nor do I say I am an angel. I only follow what is inspired to me of truth to guide all people into all truth". And ask them: "Shall they be esteemed alike, those who are lacking in intellectual, moral and spiritual perception, and those who perceive mentally and apprehend the truth by thought! Can you people not employ the faculty of reason in forming conclusions!"

Abdul Haleem

Say, ‘I do not have the treasures of God, nor do I know the unseen, nor do I tell you that I am an angel. I only follow what is revealed to me.’ Say, ‘Is a blind person like one who can see? Why will you not reflect?’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "I tell you not that with me are the treasures of Allah, nor do I know what is hidden, nor do I tell you I am an angel. I but follow what is revealed to me." Say: "can the blind be held equal to the seeing?" Will ye then consider not?

Abul A'la Maududi

(O Muhammad!) Say: 'I do not say to you I have the treasures of Allah. Nor do I have knowledge of what is beyond the reach of human perception. Nor do I say to you: I am an angel. I only follow what is revealed to me.' dipnot 1 Then ask them: 'Are the blind and the seeing alike?' dipnot 2 Do you not then reflect?

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Feeble-minded people have always entertained the foolish misconception that the more godly a man is, the more liberated he should be from the limitations of human nature. They expect a godly person to be able to work wonders. By a mere sign of his hand, whole mountains should be transmuted into gold. At his command, the earth should begin to throw up all its hidden treasures. He should have miraculous access to all relevant facts about people. He should be able to point out the locations of things which have been lost, and show how they can be retrieved. He should be able to predict whether or not a patient will survive his disease; whether a pregnant woman will deliver a boy or a girl. Moreover, he should be above all human disabilities and limitations. How can a genuinely godly person feel hunger or thirst? How can he be overcome by sleep? How can he have a wife and children? How can he engage in buying and selling to meet his material requirements? How can he be impelled by force of circumstances to resort to such mundane acts as making money? How can he feel the pinch of poverty and paucity of resources? False conceptions such as these dominated the minds of the contemporaries of the Prophet (peace be on him). When they heard of his claim, in order to test his veracity they asked him regarding things that lie beyond the ken of human perception and to work wonders, and blamed him when they saw him engaged in such acts as eating and drinking, and taking care of his wife and children, and walking about the bazaars like other ordinary human beings. It is misconceptions such as these that this verse seeks to remove.
  2. metne dön, dipnot 2
    The statement of a Prophet in such matters amounts to a testimony based on first-hand observation. For the truths which a Prophet propounds are those which he himself has observed and experienced and which have been brought within the range of his knowledge by means of revelation. On the contrary, those who are opposed to the truths propounded by the Prophets are blind since the notions they entertain are based either on guess-work and conjecture or on blind adherence to ideas hallowed by time. Thus the difference between a Prophet and his opponents is as that between a man who has sound vision and a man who is blind. Obviously the former is superior, by dint of this gift of knowledge from God rather than because he has access to hidden treasures, because of his knowledge of the unseen world, and because of his freedom from physical limitations.

Aisha Bewley

Say: ‘I do not say to you that I possess the treasuries of Allah, nor do I know the Unseen, nor do I say to you that I am an angel. I only follow what has been revealed to me.’ Say: ‘Are the blind the same as those who can see? So will you not reflect?’

Al-Hilali & Khan

Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "I don’t tell you that with me are the treasures of Allâh, nor (that) I know the Unseen; nor I tell you that I am an angel. I but follow what is revealed to me." Say: "Are the blind and the one who sees equal? Will you not then take thought?"

Ali Quli Qarai

Say, ‘I do not say to you that I possess the treasuries of Allah, nor do I know the Unseen, nor do I say to you that I am an angel. I follow only what is revealed to me.’ Say, ‘Are the blind one and the seer equal? So do you not reflect?’

Amatul Rahman Omar

Say, `I do not say to you that with me are the treasures of Allâh, nor do I know the unseen; and I do not say to you (that) I am an angel. I indeed follow only what is revealed to me.' Say, `Can a blind person and one gifted with sight be alike?' Will you not even then give thought?

Arthur John Arberry

Say: 'I do not say to you, "I possess the treasuries of God"; I know not the Unseen. And I say not to you, "I am an angel"; I only follow what is revealed to me. Say: 'Are the blind and the seeing man equal? Will you not reflect?'

Bijan Moeinian

Say: "I do not claim that I have access to the Lord's treasures, nor that I have knowledge over the world of unseen nor that I am an angel. I simply obey whatever revealed to me." Say: "Is the one who [closes his eyes to the truth and] is blind equal [in sight] to the one who is capable to see? Do you ever [use your brain to] think"

E. Henry Palmer

Say, 'I do not say to you, mine are the treasuries of God, nor that I know the unseen; I do not say to you, I am an angel - if I follow aught but what I am inspired with -:' say, 'Is the blind equal to him who sees?' what! do ye not reflect?

Edip-Layth

Say, "I do not say to you that I posses God's treasures, nor do I know the future, nor do I say to you that I am an controller. I merely follow what is inspired to me." Say, "Are the blind and the seer the same? Do you not think?"

George Sale

Say, 'I do not say to you: 'I possess the treasures of Allah, nor do I know the unseen; nor do I say to you: 'I am an angel, I follow only that which is revealed to me. ' Say, 'Can a blind man and one who sees be alike?' Will you not then reflect.

Hamid S. Aziz

Say (O Muhammad), "I do not say unto you that mine are the treasuries of Allah, nor that I know the unseen, and I do not say unto you, I am an angel. I follow only that which is inspired in me." Say, "Is the blind man equal to him who sees? Will ye, then not reflect?

Mahmoud Ghali

Say, "I do not say to you I have in my presence (i. e., with me) the treasuries of Allah, and I do not know the Unseen, and I do not say to you that surely I am an Angel. Decidedly I closely follow (nothing) except what has been revealed to me." Say, "Are the blind and the constantly beholding (man) equal? Will you then not meditate?"

Marmaduke Pickthall

Say (O Muhammad, to the disbelievers): I say not unto you (that) I possess the treasures of Allah, nor that I have knowledge of the Unseen; and I say not unto you: Lo! I am an angel. I follow only that which is inspired in me. Say: Are the blind man and the seer equal? Will ye not then take thought?

Mohamed Ahmed - Samira

Tell them: "I do not say that I possess the treasures of God, or have knowledge of the Unknown, or that I am an angel. I only follow what is sent down to me." And say: "How can a blind man and a man who can see, be alike? Will you not reflect?"

Muhammad Asad

Say [O Prophet]: "I do not say unto you, 'God's treasures are with me,'; nor [do I say], 'I know the things that are beyond the reach of human perception'; nor do I say unto you, 'Behold, I am an angel': I but follow what is revealed to me. " Say: "Can the blind and the seeing be deemed equal? Will you not, then, take thought?"

Mustafa Khattab

Say, ˹O Prophet,˺ "I do not say to you that I possess Allah’s treasuries or know the unseen, nor do I claim to be an angel. I only follow what is revealed to me." Say, “Are those blind ˹to the truth˺ equal to those who can see? Will you not then reflect?”

Progressive Muslims

Say: "I do not say to you that I posses God's treasures, nor do I know the future, nor do I say to you that I am an Angel. I merely follow what is inspired to me." Say: "Are the blind and the seer the same do you not think"

Rashad Khalifa

Say, "I do not say to you that I possess the treasures of GOD. Nor do I know the future. Nor do I say to you that I am an angel. I simply follow what is revealed to me." Say, "Is the blind the same as the seer? Do you not reflect?"

Sahih International

Say, [O Muúammad], "I do not tell you that I have the depositories [containing the provision] of Allah or that I know the unseen, nor do I tell you that I am an angel. I only follow what is revealed to me." Say, "Is the blind equivalent to the seeing? Then will you not give thought?"

Sam Gerrans

Say thou: “I say not to you: ‘I possess the treasuries of God,’ or: ‘I know the Unseen,’ nor do I say to you: ‘I am an angel.’ I follow only what is revealed to me.” Say thou: “Are the blind and the seeing equal?” Will you then not take thought!

Shabbir Ahmed

Say, (O Messenger), "I do not claim that I have the Treasures of Allah, nor do I have the knowledge of the Unseen, nor do I tell you that I am an angel. I follow what is revealed to me. (You blindly follow your ancestors). Say, "Is the blind of the heart the same as the seer who uses reason? Won't you reflect?"

Syed Vickar Ahamed

Say: "I do not tell you that the treasures of Allah are with me, and I do not know the unseen, also I do not tell you that I am an angel. I only follow what is revealed to me." Say: "Can the blind be held equal to the seeing man? Will you then not consider?"

Taqi Usmani

Say, "I do not say to you that I have the treasures of Allah, nor do I have the knowledge of the Unseen, nor do I say to you that I am an angel. I only follow what is revealed to me." Say, “Are the blind and the seeing alike? Do you, then, not reflect?”

The Monotheist Group

Say: "I do not say to you that I possess the treasures of God, nor do I know the future, nor do I say to you that I am an angel. I merely follow what is inspired to me." Say: "Are the blind and the seer the same? Do you not think?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 50. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 50. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 50. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩