Diyanet İşleri
Bir de, bize, "Namazı dosdoğru kılın ve Allah'a karşı gelmekten sakının" diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah'tır.
En'âm suresi
En'âm suresi, 72. ayet. وَأَنْ أَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّقُوهُ وَهُوَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
veen eḳîmu-ṣṣalâte vetteḳûh. vehüve-lleẕî ileyhi tuḥşerûn.
Bir de, bize, "Namazı dosdoğru kılın ve Allah'a karşı gelmekten sakının" diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah'tır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Karadan ve denizden kurtaran; dinini oyun edinenler En'âm 63–73 3
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.
Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur'an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
De ki: "Allah'ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları 'bize gel!' diye doğru yola çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?" De ki: "Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah'ın yoludur. Bize alemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu."
Bir de, bize, "Namazı dosdoğru kılın ve Allah'a karşı gelmekten sakının" diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah'tır.
O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah'ın "ol" deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O'nundur. Gaybı da, görülen alemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.
Hani İbrahim, babası Azer'e, "Sen putları ilah mı ediniyorsun? Şüphesiz, ben seni de, kavmini de apaçık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti.
İşte böylece İbrahim'e göklerdeki ve yerdeki hükümranlığı ve nizamı gösteriyorduk ki kesin ilme erenlerden olsun.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
72. “Bir de: Namazı dosdoğru kılın” yani namazı rükünleri, şartları, sünnetleri ve tamamlayıcı unsurları ile eda ederek kılın “ve” emrettiklerini yerine getirerek ve yasaklarından uzak durarak “O’ndan korkup sakının.” diye” emrolunduk. “Toplanıp huzuruna varacağınız, yalnız O’dur.” Kıyamet gününde O’nun huzurunda toplanacaksınız. O da hayrı ile şerri ile amellerinizin karşılığını verecektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah bize en güzel bir şekilde namaz kılmamızı, emirlerine uymamızı ve yasaklarından sakınarak takvalı olmamızı emretti. İşlemiş oldukları amellerinin karşılığını vermek için kıyamet günü, huzurunda kullarını tek başına toplayacak olan O'dur.
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât) · Ortak kavram: Diriliş
Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim.…
Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Sayılı günlerde Allah'ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan Mekke'ye) dönerse, ona günah yoktur. Kim geri…
Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
İnkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!"
Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)
Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
Ortak kavram: Diriliş
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Ortak kavram: Diriliş
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Bize) ‘Namazı doğru kılın ve takvâlı (duyarlı) olun' (diye de emredilmiştir). (Huzurunda) toplanacağınız da yalnızca O'dur.
ve namazı hakkını vererek kılmak ve O'na karşı sorumluluk duymakla..." Çünkü sonunda huzurunda toplanacağınız varlık yalnızca O'dur.
namazlarımızda dikkatli ve devamlı olmakla ve kendimizi Ona karşı sorumluluk bilinci içinde tutmakla: Çünkü hepimiz sonunda Onun huzurunda toplanacağız".
Ve "Salatı ikame edin ve O'nun azabından korunun; O ki (sizi toplayacak), O'na haşrolunursunuz!
Bir de: "Namazı kılın ve O'ndan korkup sakının (diye de emrolunduk.) Huzuruna (götürülüp) toplanacağınız O'dur.
«Namazı dosdoğru kılın ve Allah'tan korkun» (diye de emredildik ). O, huzuruna varıp toplanacağınız Allah'tır.
"Ve namazı dosdoğru kılmak!" "O'na karşı sorumluluk bilinci taşıyın; O'nun karşısında toplanacaksınız!"
"Namazı kılınız, Allah'a saygı duyunuz" diye de emrolunduk. O, huzuruna varıp toplanacağımız Allah'tır.
"Salatı gözetmeli ve O'nu sayıp dinlemelisiniz. Huzurunda toplanacağınız O'dur."
'Namazı gözetmeli ve O'nu sayıp dinlemelisiniz. Huzurunda toplanacağınız O'dur.'
Bir de: "Namazı kılın ve O'ndan korkun!" Haşrolunup varacağınız O!
Hem namazı kılın ve ondan korkun, haşrolunub varacağınız o.
"Bir de salatı ikame edin dipnot 1 ve O'na karşı takvalı dipnot 2 olun. O'dur huzuruna varıp toplanacağınız."
"Bir de salatı ikame edin dipnot 1 ve O'na karşı takvalı dipnot 2 olun. O'dur huzuruna varıp toplanacağınız."
"Bir de salatı ikame edin dipnot 1 ve O'na karşı takvalı dipnot 2 olun." O'dur huzuruna varıp toplanacağınız.
Bir de: "Namazı kılın ve O'ndan korkup sakının (diye de emrolunduk.) Huzuruna (götürülüp) toplanacağınız O'dur."
Bir de "Namaz kılın, Ondan (Allahdan) korkun" (diye emrolunmuşuzdur). Huzuruna varıb toplanacağınız (Zat-i kibriya) Odur.
Ve bir de namaz kılın ve O'ndan korkun diye. O'dur kendisine varıp toplanacağınız.
(46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.
Bir de bize; “Namazı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının” diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah’tır.
"Namazı kılın ve O'ndan korkun (diye emredilmiştir)!" Varıp huzuruna toplanacağınız O'dur.
(Bir de şu emri aldık) namazı özenli ve sürekli kılın ve Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının; huzurunda toplanacağınız odur."
(Bir de şu dendi:) "Namazı düzgün ve sürekli kılın ve Allah'a saygılı olun; huzurunda toplanacağınız O'dur."
Namaz kılmak ve Allah’tan sakınıp takvalı olmakla emrolunduk. Huzurunda toplanacağınız O’dur.
(71-72). De ki: -Allah, bize hidayet verdikten sonra, şeytanların yeryüzünde ayartıp, şaşkın bir vaziyette bıraktıkları, dostlarının ise "bize gel" diyerek doğru yola davet ettikleri kimse gibi, topuklarımız üzerinde geri dönelim de bize faydası da zararı da dokunmayan Allah'tan başka şeylere mi yalvaralım? Yine de ki: -Allah'ın hidayeti, işte asıl hidayet odur. Biz, alemlerin Rabbine teslim olmakla, namaz kılmak ve Allah'tan korkmakla emrolunduk. Huzurunda toplanacağınız O'dur.
Ve "Namazı kılın, O'ndan sakının!" diye emrolunduk. Huzurunda haşrolunacağınız O'dur.
And we have been commanded to engage in the act of worship and entertain the profound reverence dutiful to Him, for to Him We shall all be thronged.
to establish regular prayers and be mindful of Him.’ It is to Him that you will all be gathered.
"To establish regular prayers and to fear Allah: for it is to Him that we shall be gathered together."
and to establish Prayer, and to have fear of Him. It is to Him that all of you shall be gathered.
It is He Who created the heavens and the earth with truth. The day He says ‘Be!’ it is.
And to perform As-Salât (Iqâmat-as-Salât), and to be obedient to Allâh and fear Him, and it is He to Whom you shall be gathered.
and that ‘‘Maintain the prayer and be wary of Him, and it is He toward whom you will be gathered. ’’ ’
`And (we are also commanded by Him, ) "Observe Prayer and take Him as a shield. And it is He to Whom you shall all be gathered".'
and: "Perform the prayer, and fear Him; it is unto Him you shall be mustered. "
"He has ordered us to worship Him on regular daily basis, keep Him with the utmost respect in mind and know that we will be returned back to Him. "
and be ye steadfast in prayer and fear Him, for He it is to whom we shall be gathered. '
Hold the contact prayer, and be aware; and to Him you will be summoned.
And we have been given the command: Observe Prayers and fear Him;' and He it is Whom you shall all be gathered. '
"And to be steadfast in prayer and to fear Him (avoiding evil), for He it is to whom we shall be gathered. "
And to keep up the prayer (s), and be pious to Him, and He is (The One) to Whom you will be mustered. "
And to establish worship and be dutiful to Him, and He it is unto Whom ye will be gathered.
Observe (your) devotional obligations and fear (God), for it is He before whom you will be gathered (in the end). "
and to be constant in prayer and conscious of Him: for it is He unto whom you all shall be gathered. "
establish prayer, and be mindful of Him. To Him you will all be gathered together.
And hold the contact-method, and be aware; and to Him you will be gathered.
"And to observe the Contact Prayers (Salat), and to reverence Him - He is the One before whom you will be summoned (for the reckoning)."
And to establish prayer and fear Him. " And it is He to whom you will be gathered.
And: “Uphold the duty, and be in prudent fear of Him”; and He it is to whom you will be gathered.
"And to establish the Divine System and walk aright. He it is to Whom you will be summoned."
"To establish regular prayers and to fear Allah: For it is to Him that we shall be gathered together. "
and establish Salāh, and heed Him. He is the One before whom you are to be gathered.
And you shall hold the contact prayer, and be aware; and to Him you will be gathered.