En'âm suresi

En'âm suresi, 20. ayet

En'âm suresi, 20. ayet. ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْرِفُونَهُۥ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَآءَهُمُ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

elleẕîne âteynâhümü-lkitâbe ya`rifûnehû kemâ ya`rifûne ebnâehüm. elleẕîne ḫasirû enfüsehüm fehüm lâ yü'minûn.

Diyanet İşleri

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 17–23 · surenin 20. ayeti / 165

Konu "Göklerdekiler kimindir?" ve en büyük şahitlik En'âm 12–20 3

  1. En'âm 17

    Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O'ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

  2. En'âm 18

    O, kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

  3. En'âm 19

    De ki: "Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur'an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz?" De ki: "Ben şahitlik etmem." De ki: "O, ancak tek bir ilahtır ve şüphesiz ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım."

  4. 20

    Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu (Peygamberi) kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.

  5. En'âm 21

    Kim Allah'a karşı yalan uydurandan, ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki, zalimler kurtuluşa eremez.

  6. En'âm 22

    Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah'a ortak koşanlara, "Nerede, ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?" diyeceğimiz günü hatırla.

  7. En'âm 23

    Sonunda onların manevraları, "Rabbimiz Allah'a andolsun ki biz (O'na) ortak koşanlar değildik" demelerinden başka bir şey olmayacaktır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

20. Allah hem kendisinin ve Rasûlünün tevhide dair şahitliklerini, hem de buna karşılık herhangi bir bilgiye sahip olmayan müşriklerin şahitliklerini açıkladıktan sonra yahudi ve hristiyanlardan olan kitap ehlinden de şöylece söz etmektedir: “Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu” yani tevhidin doğruluğunu “kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar” yani onlar babalar, kendi öz çocuklarından, özellikle de çoğu vakit babaları ile birlikte bulunan oğullarından şüphe etmedikleri gibi tevhid hakkında da herhangi bir şüpheleri yoktur. “onu” buyruğundaki zamirin Allah’ın Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ait olması ve kitap ehlinin onun doğruluğu hususunda herhangi bir şüphe ve tereddüde sahip olmadıkları anlamında olma ihtimali de vardır. Çünkü onlar onun gelişi ile ilgili pek çok müjdeleri ve ona büsbütün uyan ve başkasında bulunmayan nitelikleri bilmektedirler. Esasen bu iki anlam birbirinden ayrı düşünülemez.

“Kendilerini zarara uğratanlar” yani kendilerini yaratılış sebepleri olan iman ve tevhidi kabul etmek fırsatından yoksun bırakarak her şeyin mutlak maliki ve şanı pek yüce (Mecîd) olanın lütfundan mahrum bırakanlar “işte onlar iman etmezler.” İman etmediklerine göre karşı karşıya kalacakları zararın ve kötülüğün boyutlarını hiç sorma.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kendilerine Tevrat'ı verdiğimiz Yahudiler ve İncil'i verdiğimiz Hristiyanlar, kendi oğullarını başkalarının çocuklarından ayırıp tanıdıkları gibi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'i de tam olarak tanırlar. İşte onlar kendi nefislerini cehenneme sokarak hüsrana uğratanlardır. İşte asıl inanmayanlar onlardır.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine kendilerine
  2. ءَاتَيْنَـٰهُمُ ateynahumu verdiklerimiz kök: اتي
  3. ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap kök: كتب
  4. يَعْرِفُونَهُۥ yea'rifunehu onu tanırlar kök: عرف
  5. كَمَا kema gibi
  6. يَعْرِفُونَ yea'rifune tanıdıkları kök: عرف
  7. أَبْنَآءَهُمُ ۘ ebna'ehumu oğullarını kök: بني
  8. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  9. خَسِرُوٓا۟ hasiru ziyana sokan(lar) kök: خسر
  10. أَنفُسَهُمْ enfusehum kendilerini kök: نفس
  11. فَهُمْ fehum onlar
  12. لَا la
  13. يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmazlar kök: امن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında…

  • Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Onlar, Allah'a verdikleri sözü, pekiştirilmesinden sonra bozan, Allah'ın korunmasını emrettiği bağları (iman, akrabalık, beşeri ve ahlaki bütün…

  • Aynı kök: خسر (65 geçiş) · Ortak kavram: Hüsran

    Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğrayanlardan olurdunuz.

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile)…

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Peygamberi) oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken içlerinden birtakımı bile bile gerçeği gizlerler.

  • Aynı kök: عرف (71 geçiş)

    Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu dipnot 1 kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. dipnot 2 Kendilerine yazık edenler var ya işte onlar inanmazlar.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada kastedilen, "Kur'an" veya "Hz. Muhammed" olabilir. Bağlam gereği "Kur'an" anlamı önceliklidir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer şekilde "kıble" ile ilgili olmak üzere bir ayet için bkz. Bakara 2:146.

Mustafa İslamoğlu

Daha önce vahye muhatap kıldıklarımıza gelince: onlar onu kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini kaybeden kimseler var ya: işte onlardır inanmaya yanaşmayanlar.

Muhammed Esed

Daha önce vahiy verdiklerimiz, bunu, kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; ama (onlar arasından) kendilerine yazık edenler (var ya), işte onlardır inanmayı reddedenler.

Ahmed Hulusi

O kendilerine hakikat bilgisi verdiklerimiz var ya, O'nu (Hz. Rasulullah'ı), kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. . . Nefslerini hüsrana uğratanlar, işte onlar, iman etmezler.

Ali Bulaç

Bizim kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu, çocuklarını tanır gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar; işte onlar inanmayanlardır.

Ali Özek ve heyeti

Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Rasûlullah'ı ve O'nun risaletinin doğruluğunu) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.

Ali Rıza Safa

Kitap verdiklerimiz, kendi oğullarını tanıdıkları gibi Onu tanırlar. Kendilerini yitime uğratanlar; onlar, artık inanmazlar.

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine kitap verdiklerimiz,Peygamberi kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.

Edip Yüksel

Kendilerine kitap verdiklerimiz, çocuklarını tanır gibi bunu tanır. Kişiliklerini yitirenler onaylamayanlardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine kitap verdiklerimiz, çocuklarını tanır gibi bunu tanır. Kişiliklerini yitirenler inanmıyanlardır

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Kendilerine kitap verdiğimiz milletlerin bilginleri, Peygamber'i kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerine yazık edenler ancak iman getirmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kendilerine kitab verdiğimiz ümmetlerin uleması o Peygamberi kendi oğullarını bilir gibi bilirler, kendilerine yazık edenlerdir ki ancak iyman getirmezler

Erhan Aktaş

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar. O kimseler, kendi nefislerine hüsran dipnot 1 ettiler, işte onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanın, ömrünü boş şeyler uğruna tüketip, ebedi kayba uğraması.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar. O kimseler, kendi nefislerine hüsran dipnot 1 ettiler, işte onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanın, ömrünü boş şeyler uğruna tüketip, ebedi kayba uğraması.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar. O kimseler, kendi nefislerine hüsran dipnot 1 ettiler, işte onlar iman etmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnsanın, ömrünü boş şeyler uğruna tüketip, ebedi kayba uğraması.

Gültekin Onan

Bizim kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar; işte onlar inanmayanlardır.

Hasan Basri Çantay

Kendilerine kitab verdiğimiz kimseler onu (o hak peygamberi) öz oğullarını nasıl tanıyorlarsa öyle tanırlar. Nefislerini hüsrana uğratanlar (yok mu?) işte onlardır ki (peygambere) inanmazlar.

İbni Kesir

Kendilerine kitab verdiklerimiz; onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Nefislerini ziyana uğratanlar, işte onlar inanmazlar.

Mehmet Alagaş

(1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar ise iman etmezler.

Süleyman Ateş

Kendilerine Kitap verdiklerimiz, oğullarını tanıdıkları gibi onu tanırlar (onun Allah tarafından vahyedildiğini bilirler), ama kendilerini ziyana sokanlar inanmazlar.

Süleymaniye Vakfı

Kitap verdiğimiz kimseler onu dipnot 1 kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana uğratanlar, ona inanmayanlardır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Onu" kelimesi hem son kitap Kur'an'ı hem de son elçi Muhammed aleyhisselamı işaret etmektedir (Bakara 2/89, 146, Araf 7/157, Saf 61/6).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kitap verdiğimiz kimseler onu dipnot 1 , kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerine yazık edenler, ona inanıp güvenecek değillerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın elçisi Muhammed'i (sav). Çünkü kendi kitaplarında gelecek son nebi ile ilgili bilgiler bulunmaktaydı.

Şaban Britch

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana sokanlar, işte onlar iman etmezler.

Şaban Piriş

Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler Resulü, oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini hüsrana atanlar, işte onlar iman etmezler.

Yaşar Nuri Öztürk

O kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanıyıp bilirler. Ama öz benliklerini hüsrana uğratan bunlar, iman etmezler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those who were recipients of Our Word -Jews and Christians- to whom We gave the Book -AL-Tawrah and AL-Injil (Torah and Bible) do recognize this Book -the Quran- as well as the Messenger to whom it is sent. They assert the existence of this reality as much as they are able to assert the identity of their sons, but those who are cheaply vicious to the perdition of their own souls refuse to recognize the truth.

Abdul Haleem

Those to whom We have given the Scripture know this as well as they know their own sons. Those who have lost their souls will not believe.

Abdullah Yusuf Ali

Those to whom We have given the Book know this as they know their own sons. Those who have lost their own souls refuse therefore to believe.

Abul A'la Maududi

Those whom We have given the Book will recognize this just as they recognize their own ofspring; dipnot 1 but those who have courted their own ruin will not believe.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Those who have knowledge of the Scriptures know for sure that God is One alone and that no one shares His godhead with Him. It is true that one can spot one's own child even in the midst of a large crowd of children. The same can be said about those well-versed in the Scriptures. Even if the true concept of godhead were interspersed among numerous false beliefs and concepts about God, those well-versed in the scriptural lore would be able to recognize without doubt which doctrine was true.

Aisha Bewley

Those We have given the Book recognise it as they recognise their own children. As for those who have lost their own selves, they have no iman.

Al-Hilali & Khan

Those to whom We have given the Scripture (Jews and Christians) recognize him (i.e. Muhammad صلى الله عليه وسلم as a Messenger of Allâh, and they also know that there is no Ilâh (God) but Allâh and Islâm is Allâh’s Religion), as they recognize their own sons. Those who have lost (destroyed) themselves will not believe.[1] (Tafsir At-Tabarî).

Ali Quli Qarai

Those whom We have given the Book recognize him just as they recognize their sons. Those who have ruined their souls will not have faith.

Amatul Rahman Omar

Those whom We have given this perfect Book recognise him (-the Prophet Muhammad) as they recognise their own sons. Yet those who have lost their souls will not believe.

Arthur John Arberry

Those to whom We have given the Book recognize it as they recognize their sons. Those who have lost their own souls, they do not believe.

Bijan Moeinian

Those who have received the Scriptures (Jews & Christians) recognize this [that Qur'an is the word of God] as clearly as they recognize their own children. Only those [among them] choose to disagree that have lost their souls.

E. Henry Palmer

Those to whom we have brought the Book know him as they know their sons;- those who lose their souls do not believe.

Edip-Layth

Those to whom We have given the book know it as they know their children. Those who lost themselves, they do not acknowledge.

George Sale

Those to whom We gave the Book recognize him as they recognize their sons. But those who ruin their souls -- they will not believe.

Hamid S. Aziz

Those to whom We have brought the Book know this (revelation) as they know their own sons - those who ruin their souls do not believe.

Mahmoud Ghali

The ones to whom We have brought the Book recognize it (just) as they recognize their sons. The ones who lost their (own) selves, so they do not believe.

Marmaduke Pickthall

Those unto whom We gave the Scripture recognise (this revelation) as they recognise their sons. Those who ruin their own souls will not believe.

Mohamed Ahmed - Samira

Those to whom We have given the Book know it distinctly as they know their sons; but those who are lost of soul do not believe.

Muhammad Asad

They unto whom we have vouchsafed revelation aforetime know this as they know their own children; yet those [of them] who have squandered their own selves -it is they who refuse to believe.

Mustafa Khattab

Those to whom We gave the Scripture recognize him ˹to be a true prophet˺ as they recognize their own children. Those who have ruined themselves will never believe.

Progressive Muslims

Those to whom We have given the Scripture know it as they know their children. Those who lost their souls, they do not believe.

Rashad Khalifa

Those to whom we have given the scripture recognize this as they recognize their own children. The ones who lose their souls are those who do not believe.

Sahih International

Those to whom We have given the Scripture recognize it as they recognize their [own] sons. Those who will lose themselves [in the Hereafter] do not believe.

Sam Gerrans

Those to whom We gave the Writ recognise it as they recognise their sons. Those who lose their souls, they do not believe.

Shabbir Ahmed

Those who have been given the Scripture, recognize this fact as they recognize their sons (the fact of God's Transcendental Uniqueness and Oneness). Yet those who have squandered their own "Self" fail to accept such undeniable Truth.

Syed Vickar Ahamed

Those to whom We have given the Book (Scripture) know this as they know their own sons. Those who have lost their own souls (and they) therefore refuse to believe.

Taqi Usmani

Those to whom We have given the Book recognize him (the Messenger) as (certainly as) they would recognize their sons. Those who have brought loss to themselves, they are not going to believe.

The Monotheist Group

Those to whom We have given the Book know it as they know their children. Those who lost their souls, they do not believe.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 20. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 20. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 20. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩