En'âm suresi

En'âm suresi, 158. ayet

En'âm suresi, 158. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأْتِيَهُمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَوْ يَأْتِىَ رَبُّكَ أَوْ يَأْتِىَ بَعْضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ يَوْمَ يَأْتِى بَعْضُ ءَايَٰتِ رَبِّكَ لَا يَنفَعُ نَفْسًا إِيمَٰنُهَا لَمْ تَكُنْ ءَامَنَتْ مِن قَبْلُ أَوْ كَسَبَتْ فِىٓ إِيمَٰنِهَا خَيْرًا قُلِ ٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ

hel yenżurûne illâ en te'tiyehümü-lmelâiketü ev ye'tiye rabbüke ev ye'tiye ba`ḍu âyâti rabbik. yevme ye'tî ba`ḍu âyâti rabbike lâ yenfe`u nefsen îmânühâ lem tekün âmenet min ḳablü ev kesebet fî îmânihâ ḫayrâ. ḳuli-nteżirû innâ münteżirûn.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez. De ki: "Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 155–161 · surenin 158. ayeti / 165

Konu Mûsâ'ya verilen Kitap; dinlerini parçalayanlar En'âm 154–160 3

  1. En'âm 155

    Bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

  2. En'âm 156–157

    (156-157) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz onların okumalarından habersiz idik" demeyesiniz, yahut, "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk" demeyesiniz, diye bu Kur'an'ı indirdik. İşte size Rabbinizden açıkça bir delil, bir hidayet ve bir rahmet geldi. Artık Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve (insanları) onlardan çeviren kimseden daha zalim kimdir? İnsanları ayetlerimizden alıkoymaya kalkışanları, yapmakta oldukları engellemeden dolayı azabın en kötüsü ile cezalandıracağız.

  3. 158

    (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi gözlüyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış olan bir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez. De ki: "Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz."

  4. En'âm 159

    Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra (O), yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.

  5. En'âm 160

    Kim bir iyilik yaparsa, ona on katı vardır. Kim de bir kötülük yaparsa, o da sadece o kötülüğün misliyle cezalandırılır ve onlara zulmedilmez.

  6. En'âm 161

    De ki: "Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk'a yönelen İbrahim'in dinine iletti. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

158. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Şu zulüm ve inatları devam edip giden bu kimseler neyi bekliyorlar? “Kendilerine” azabın öncüleri ve âhiretin habercileri olmak üzere “meleklerin” ruhlarını kabzetmek üzere “gelmesini” ki bu duruma gelecek olurlarsa imanın da salih amellerin de onlara faydası olmayacaktır “yahut Rabbinin” kullar arasında hüküm vermek ve iyilikte bulunanları mükâfaatlandırıp kötülükte bulunanları da cezalandırmak üzere “gelmesini, yahut Rabbinin” kıyametin yaklaştığına delil olan “alametlerinden birisinin gelmesini mi bekliyorlar?”

“Rabbinin” artık kıyametin kopmasının yaklaştığının ve âhiret hayatının başlamasının yakın olduğunun kendisi ile bilineceği olağanüstü “alametlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye imanı fayda vermez.” Yani Allah’ın âyetlerinden herhangi birisi ortaya çıkacak olursa kâfire artık bundan sonra iman etmesinin faydası olmayacağı gibi, iyilikte kusuru bulunan mü’minlerin de hayrını daha çok artırmaya çalışmasının bir faydası olmayacaktır. Ona sadece bundan önce sahip olduğu imanın ve bu âyetlerden herhangi birisinin gelmesinden önce işlemiş olduğu hayırların faydası dokunacaktır.

Bundaki hikmet de gâyet açıktır. Çünkü iman ancak görülmediği halde inanıldığında ve kulun kendi ihtiyarı (seçim ve tercihi) ile olduğu takdirde fayda verir. Bu âyetlerin ortaya çıkmasından sonra ise artık her şey gözle ayan beyan görülür. Bu durumda iman etmenin bir faydası olmaz. Çünkü bu, suda boğulmak üzere yahut yangında yanmak üzere vb. durumda olup da ölümü gördüğü vakit içinde bulunduğu kötü halden vazgeçen kimsenin imanı gibi zaruret halinde mecburiyetten kaynaklanan bir imana benzer. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlar bizim azabımızı gördüklerinde: Bir olarak Allah’a inandık, O’na eş tutmakta olduğumuz şeyleri de inkâr ettik, dediler. Ama bizim azabımızı gördüklerinde imanları onlara fayda vermedi. Bu, Allah’ın kulları hakkında geçerli olagelen sünnetidir/kanunudur.” (el-Mü’min, (40/84-85)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den gelen pek çok sahih hadiste belirtildiğine göre bu kıyamete dair alametlerin birisinden kasıt, güneşin batıdan doğmasıdır. İnsanlar bunu göreceklerinde iman edecekler fakat imanlarının onlara faydası olmayacaktır. İşte o vakit de tevbe kapısı kapatılmış olacaktır.[8] Bu, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i yalanlayanlara gelmesi beklenen bir tehdit olduğundan ve onlar da hem peygambere hem de ona tâbi olanlara zamanla birtakım musibetlerin gelmesini beklediklerinden dolayı: “De ki: Bekleyin, biz de beklemekteyiz” hangimizin güven duymaya layık oldğunu bileceksiniz, diye buyrulmuştur.

Bu âyet-i kerimede Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaatin, yaratılmışların sıfatlarına benzetme söz konusu olmaksızın istiva, nüzul (inme) ve gelme gibi ihtiyarî fiillerin Yüce Allah hakkında söz konusu olduğu yönündeki görüşüne delil vardır. Kitap ve sünnette bu anlamda pek çok buyruk vardır.

Yine bu ayetten kıyamet alametlerinden birinin güneşin batıdan doğması olduğu da anlaşılmaktadır. Hikmeti sonsuz Yüce Allah’ın kanunu, imanın ancak -az önce geçtiği gibi- mecburi değil de ihtiyarî olması halinde fayda vereceği şeklindedir. İnsan, hayrı imanı ile elde eder. İtaat, iyilik ve takva ancak kulun imana sahip olması halinde fayda verir ve artar. Kalpte iman bulunmayacak olursa bunların hiçbirisinin kişiye faydası olmaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- O yalanlayıcılar ancak dünyada ölüm meleği ve yardımcılarının onların ruhlarını almak için onlara gelmesini veya Rabbinin, ahirette aralarındaki davalara hükmetmek üzere kıyamet günü gelmesini veyahut kıyamet gününe işaret eden Rabbinin bazı alametlerinin gelmesini bekliyorlar. Oysa güneşin batıdan doğması gibi, Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, kâfir olan kimsenin iman etmesi ona bir fayda sağlamayacaktır. Mümin olan kimsenin de daha önce yapmadığı hayırlı bir ameli o vakitten sonra yapmasının artık bir faydası olmayacaktır. -Ey Resul!- O yalanlayan müşriklere de ki: “Bunlardan herhangi birisinin gelmesini bekleyip durun bakalım. Bizler de bekliyoruz.”

Kelimeler

37 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. هَلْ hel mı?
  2. يَنظُرُونَ yenzurune bekliyorlar kök: نظر
  3. إِلَّآ illa ille
  4. أَن en
  5. تَأْتِيَهُمُ te'tiyehumu gelmesini kök: اتي
  6. ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ l-melaiketu meleklerin kök: ملك
  7. أَوْ ev yahut
  8. يَأْتِىَ ye'tiye gelmesini kök: اتي
  9. رَبُّكَ rabbuke Rabbinin kök: ربب
  10. أَوْ ev ya da
  11. يَأْتِىَ ye'tiye gelmesini kök: اتي
  12. بَعْضُ bea'du bazı kök: بعض
  13. ءَايَـٰتِ ayati ayetlerinin kök: ايي
  14. رَبِّكَ ۗ rabbike Rabbinin kök: ربب
  15. يَوْمَ yevme gün kök: يوم
  16. يَأْتِى ye'ti geldiği kök: اتي
  17. بَعْضُ bea'du bazı kök: بعض
  18. ءَايَـٰتِ ayati ayetleri kök: ايي
  19. رَبِّكَ rabbike Rabbinin kök: ربب
  20. لَا la
  21. يَنفَعُ yenfeu fayda sağlamaz kök: نفع
  22. نَفْسًا nefsen kimseye kök: نفس
  23. إِيمَـٰنُهَا imanuha inanması kök: امن
  24. لَمْ lem hiç
  25. تَكُنْ tekun etmemiş kök: كون
  26. ءَامَنَتْ amenet iman kök: امن
  27. مِن min
  28. قَبْلُ kablu daha önce kök: قبل
  29. أَوْ ev ya da
  30. كَسَبَتْ kesebet kazanmamış olan kök: كسب
  31. فِىٓ fi
  32. إِيمَـٰنِهَا imaniha imanında kök: امن
  33. خَيْرًۭا ۗ hayran bir hayır kök: خير
  34. قُلِ kuli de ki kök: قول
  35. ٱنتَظِرُوٓا۟ nteziru bekleyin kök: نظر
  36. إِنَّا inna biz de
  37. مُنتَظِرُونَ muntezirune beklemekteyiz kök: نظر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نفع (50 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    İşte bugün birbirinize ne fayda ne de zarar verebilirsiniz. Zulmedenlere, "Yalanlamakta olduğunuz cehennem azabını tadın" deriz.

  • Aynı kök: نفع (50 geçiş) · Ortak kavram: Hayır · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    De ki: "Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme ve bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde…

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Ortak kavram: Hayır · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    İki topluluğun karşılaştığı gün, içinizden yüz çevirip kaçanları, şeytan ancak yaptıkları bazı hatalardan dolayı yoldan kaydırmak istemişti. Ama yine…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. Erkeklere kazandıklarından bir pay vardır.…

  • Aynı kök: كسب (67 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz.

  • Aynı kök: نفع (50 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    De ki: "Fetih (Kıyamet) günü, inkar edenlere iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır."

  • Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar ille de kendilerine meleklerin veya Rabbinin (azap emrinin) gelmesini veya Rabbinin bazı delillerinin gelmesini mi bekliyorlar? dipnot 1 Rabbinin bazı delilleri geldiği gün, önceden inanmamış veya imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir yarar sağlamaz. dipnot 2 De ki: "Bekleyin! Şüphesiz ki biz de bekleyenleriz."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:210; Nahl 16:33.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Nisâ 4:18; Yûnus 10:90-91; Secde 32:29; Sebe' 34:52; Mü'min 40:85; Duhân 44:13; Muhammed 47:18.

Mustafa İslamoğlu

Onların, meleklerin kendilerine (ölüm) getirmesinden ya da Rabbinin (azabının) gelmesinden, veya Rabbinin (haber verdiği) kimi (helak) işaretlerinin geldiğini haber vereceği o gün, daha önce inanmamış, yahut inandığı halde imanının hayrını görmemiş olan kimseye imanı hiçbir yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin (o kaçınılmaz günü)! Ama asla unutmayın: Biz de bekliyoruz!

Muhammed Esed

Yoksa onlar, meleklerin kendilerine görünmesini mi bekliyorlar yahut (bizzat) Rabbinin veya Ondan bazı (kesin) işaretlerin? (Ama) Rabbinin (kesin) işaretlerinin ortaya çıkacağı Gün iman etmenin, daha önce inanmamış yahut inandığı halde bir hayır yapmamış olan kimseye hiçbir yararı olmaz. De ki: "Bekleyin (öyleyse Ahiret Gününü, ey inançsızlar:) bakın, biz (mümin)ler de bekliyoruz!"

Ahmed Hulusi

(İman etmek için) illa kendilerine meleklerin gelmesini yahut Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin olağanüstülüklerinden bazısı geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanı yarar sağlamamış (dilinde kalmış) kimseye, (o anki) imanı hiçbir fayda sağlamaz! De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyiz. "

Ali Bulaç

Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz."

Ali Özek ve heyeti

Onlar ancak kendilerine meleklerin (ölüm emriyle) gelmesini veya Rabbinin (Kıyâmet Günü) gelmesini yahut Rabbinin bazı alâmetlerinin (gelmesini yani güneşin batıdan gelmesini mi) bekliyorlar. Rabbinin bazı alâmetleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. De ki: Bekleyin, şüphesiz biz de beklemekteyiz!

Ali Rıza Safa

Meleklerin, kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? Yoksa Efendinin gelmesini veya Efendinden mucizelerin gelmesini mi? Efendinin mucizeleri geldiği gün, daha önce inanmamış veya inancıyla bir iyilik kazanmamış kimsenin inanması, artık ona yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin! Aslında, biz de bekliyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar ancak kendilerine meleklerin veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazı alametlerinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyiniz, şüphesiz biz de beklemekteyiz."

Edip Yüksel

Kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Efendinin, yahut Efendinin bazı işaretlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Efendinin bazı işaretleri geldiği gün, daha önce onaylamamış veya onaylamasında bir hayır kazanmamış kişiye bir yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin, biz de beklemekteyiz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin, yahut Rabbinin bazı işaretlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı işaretleri geldiği gün, daha önce inanmamış veya imanında bir hayır kazanmamış kişiye bir yarar sağlamaz. De ki: 'Bekleyin, biz de beklemekteyiz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar, ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini ya da Rablerinin bir takım alametlerinin gelmesini gözetliyorlar. Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, önceden iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış bir kimseye o günkü imanı hiçbir yarar sağlamaz. De ki: "Gözetin! Çünkü biz de şüphesiz gözetiyoruz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ancak şunu gözetiyorlar: ki kendilerine Melekler geliversin veya rabbın geliversin veya rabbının ba'zı alametleri geliversin, rabbının ba'zı alametleri geldiği gün, evvelce iyman etmemiş veya iymanında bir hayır kazanmamış bir nefse o günkü iymanı hiç bir faide vermez, de ki gözetin, çünkü biz şüphesiz gözetiyoruz

Erhan Aktaş

Onlar, kendilerine; meleklerin gelmesini, Rabb'inin gelmesini veya Rabb'inin bazı ayetlerinin dipnot 1 gelmesini mi bekliyorlar? Rabb'inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış dipnot 2 kimseye, imanı fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, kuşkusuz biz de beklemekteyiz."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yok edici ceza.
  2. metne dön, dipnot 2
    İmanında bir hayır kazanmamış kimse, imanı ile amel etmemiş kimsedir. Ayetten de anlaşıldığına göre, iman ettiği halde "imanın" buyruklarını yerine getirmeyen diğer bir ifade ile imanı ile amel etmeyen bir kimsenin, iman etmiş olmasının kendisine bir yararı olmayacaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, kendilerine; meleklerin gelmesini, Rabb'inin gelmesini veya Rabb'inin bazı ayetlerinin dipnot 1 gelmesini mi bekliyorlar? Rabb'inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış dipnot 2 kimseye, imanı fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, kuşkusuz biz de beklemekteyiz."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yok edici ceza.
  2. metne dön, dipnot 2
    İmanında bir hayır kazanmamış kimse, imanı ile amel etmemiş kimsedir. Ayetten de anlaşıldığına göre, iman ettiği halde "imanın" buyruklarını yerine getirmeyen, onun kurallarını yaşamayan bir kimsenin, iman etmiş olmasının kendisine bir yararı olmayacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, kendilerine; meleklerin gelmesini, Rabb'inin gelmesini veya Rabb'inin bazı ayetlerinin dipnot 1 gelmesini mi bekliyorlar? Rabb'inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış dipnot 2 kimseye, imanı fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, kuşkusuz biz de beklemekteyiz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yok edici ceza(mucize).
  2. metne dön, dipnot 2
    İmanında bir hayır kazanmamış kimse, imanı ile amel etmemiş kimsedir. Ayetten de anlaşıldığına göre, iman ettiği halde "imanın" buyruklarını yerine getirmeyen, onun kurallarını yaşamayan bir kimsenin, iman etmiş olmasının kendisine bir yararı olmayacaktır.

Gültekin Onan

Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da rabbinin gelmesini mi veya rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden bazılarının geleceği gün, daha önce inanmamışsa veya inancıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye inancı yarar sağlamaz. De ki: "Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz."

Hasan Basri Çantay

Onlar haala kendilerine ille (azab yapacak) meleklerin gelmesini, yahud (bizzat) Rabbinin gelmesini veya Rabbinin ayet (ve mu'cize) lerinden birinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinden biri geldiği gün, daha evvelden iman etmiş veya imanında bir hayır kazanmış olmayan hiç bir kimseye (o günkü) imanı asla faide vermez. De ki: "Bekleyin! Çünkü biz (de) şübhesiz bekleyicileriz".

İbni Kesir

Onlar; hala kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbının gelmesini veya Rabbının ayetlerinden birinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbının ayetleri geldiği gün; kişi daha önceden inanmamış veya imanından bir hayır kazanmamışsa; imanı, ona hiç fayda vermez. De ki: Bekleyin, doğrusu biz de bekleyenlerdeniz.

Mehmet Alagaş

(154-159) Sonra Musa’ya en güzel üzere tamamlanmış, her şeyi için ayrıntılandırma, yola iletici ve rahmet olan kitabı verdik , böylelikle onlar, Rableri ile buluşmaya belki inanırlar. İşte bu da kitaptır onu bizler bereket üzere indirdik, ona uyun ve sakının ki böylelikle belki sizlere acınır / merhamet edilir . Sizlerin bizden önce sadece bu iki gruba / taifeye mi indi , (Hristiyan ve Yahudi) bizler de onların öğrendiklerinden / ders aldıklarından habersizdik / gafildik dememeniz için yahut bize de bir kitap inseydi de bizler de onlardan olup , yola girseydik dememeniz için. Sizlere kesinlikle Rabbinizden açıklayıcı yola iletici / rehber ve esirgeme / rahmet geldi. Allah ’ın ayetlerini yalanlayandan ve ona rastlamaktan / tesadüf etmekten kaçınandan daha zalim kim olabilir ki? Ayetlerimizden kaçınanları , kaçınmaları nedeniyle azabın kötüsü ile cezalandıracağız. Meleklerin onlara gelmesini m i ya da Rablerinin gelmesini mi yahut Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinin bazısının geldiği gün daha önceden inanmamış ise yahut imanı nedeniyle bir hayır elde etmemişse, o kişiye iman etmesi fayda etmez. De ki bekleyin bakalım bizler de bekliyoruz. Muhakkak ki dinlerini farklılaştırıp ayrık bir grup olanlar herhangi bir şey üzre değildirler , Onların işleri Allah’a kalmıştır sonra onlara yaptıkları bildirilecek / haber verilecek.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar kendilerine meleklerin gelmesinden yahut Rabbinin gelmesinden yahut Rabbinin âyetlerinden birisinin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Rabbinin ayetlerinin geldiği gün, daha önceden iman etmemiş ya da imanıyla bir iyilik kazanmamış kimseye artık imanı bir fayda sağlamayacaktır. De ki: "Bekleyin bakalım, biz de bekliyoruz!"

Süleyman Ateş

(İnanmak için) ille meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin gelmesini ya da Rabbinin bazı ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabbinin bazı ayetleri geldiği gün, daha önce inanmamış, ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye, artık inanması, fayda sağlamaz. De ki: "Bekleyin, biz de beklemekteyiz."

Süleymaniye Vakfı

Bunlar kendilerine meleklerin gelmesi veya Rabbinin gelmesi dipnot 1 ya da Rabbinin katından bazı göstergelerin gelmesi dışında bir şey mi bekliyorlar? Rabbinin katından bazı göstergeler geldiği gün evvelce inanmamış kimsenin o andaki imanı veya imanlı olarak iyilik etmemiş olanın o an yapacağı iyilik kendine fayda vermez dipnot 2 . De ki "Siz bekleyin, biz de bekliyoruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlar ne bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi ya da Rabbinden ölüm belirtilerinin(ayetlerinin) gelmesini mi? Rabbinden ölüm belirtileri geldiği dipnot 1 gün evvelce inanıp güvenmemiş kimsenin imanı veya imanlı olarak iyilik etmemiş olanın iyiliği kendine fayda vermeyecektir dipnot 2 . De ki "Bekleyin, biz de bekliyoruz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. Nisa 4/18, Vakıa 56/83
  2. metne dön, dipnot 2
    لاَ يَنفَعُ نَفْسًا إِيمَانُهَا لَمْ تَكُنْ آمَنَتْ مِن قَبْلُ أَوْخيرها لم يكن  كَسَبَتْ(ه) فِي إِيمَانِهَا

Şaban Britch

Onlar, illâ da kendilerine meleklerin gelmesini ya da Rabbinin gelmesini veya Rabbinin bazı (kıyamet) alametlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin (kıyamet) alametlerinin geldiği gün, daha önceden iman etmemiş ya da imanıyla bir iyilik kazanmamış kimseye imanı fayda sağlamayacaktır. De ki: Bekleyin, biz de bekliyoruz!

Şaban Piriş

Onlar, illa da kendilerine meleklerin gelmesini ya da Rabbinin gelmesini veya Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün, daha önceden iman etmemiş ya da imanıyla bir iyilik kazanmamış kimseye imanı fayda sağlamayacaktır. De ki: -Bekleyin, biz de bekliyoruz!

Yaşar Nuri Öztürk

Neyi bekliyorlar? Kendilerine meleklerin gelmesini mi, Rabbinin gelmesini mi, yoksa Rabbinin bazı mucizelerinin gelmesini mi? Rabbinin bazı mucizeleri geldiği gün, daha önce iman etmemiş yahut imanında bir hayır sahibi olamamış kişiye imanı hiçbir yarar sağlamayacaktır. De ki: "Bekleyin! Doğrusu biz de bekliyoruz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Do they purpose to wait until some fitting event presents itself and they distinctly perceive the angels or perceive Allah, your Creator, Himself by sight or. Some of His signs evincing both His Omnipotence and the truth of your mission! But when such overwhelming signs present themselves, no soul which did not surrender itself earlier to Allah's Authority nor accomplished a useful purpose in virtue of its faith, shall profit of its submission now. Say to them: "Await the justice prepared above in heaven's realm and we will await it also"

Abdul Haleem

Are they waiting for the very angels to come to them, or your Lord Himself, or maybe some of His signs? But on the Day some of your Lord’s signs come, no soul will profit from faith if it had none before, or has not already earned some good through its faith. Say, ‘Wait if you wish: we too are waiting.’

Abdullah Yusuf Ali

Are they waiting to see if the angels come to them, or thy Lord (Himself), or certain of the signs of thy Lord! the day that certain of the signs of thy Lord do come, no good will it do to a soul to believe in them then if it believed not before nor earned righteousness through its faith. Say: "Wait ye: we too are waiting."

Abul A'la Maududi

What! Do they wait either for the angels to appear before them or for your Lord to come unto them or for some clear signs of your Lord1 dipnot 1 to appear before them? When some clear signs of your Lord will appear, believing will be of no avail to anyone who did not believe before, or who earned no good deeds through his faith. dipnot 2 Say: 'Wait on; we too are waiting.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, either tokens of the approach of the Day of Reckoning or God's scourge or any other sign that will uncover the Truth, after which there will be no reason left for testing man.
  2. metne dön, dipnot 2
    Those tokens will be so clear that after their appearance it will neither avail the unbeliever to repent of his unbelief nor the disobedient to forsake his disobedience. For faith and obedience have meaning and value only as long as the Truth remains hidden, as long as the tenure of life granted to people does not seem to have approached its end and the world with all its vanities continues to delude man that, as there may neither be God nor After-life, one should eat, drink and enjoy oneself as best one can.

Aisha Bewley

What are they waiting for but for the angels to come to them or for your Lord Himself to come, or for one of your Lord’s Signs to come? On the day that one of your Lord’s Signs does come, no iman which a self professes will be of any use to it if it did not have iman before and earn good in its iman. Say: ‘Wait, then; We too are waiting.’

Al-Hilali & Khan

Do they then wait for anything other than that the angels should come to them, or that your Lord (Allâh) should come, or that some of the Signs of your Lord should come (i.e. portents of the Hour e.g., rising of the sun from the west)! The day that some of the Signs of your Lord do come, no good will it do to a person to believe then, if he believed not before, nor earned good (by performing deeds of righteousness) through his Faith. Say: "Wait you! we (too) are waiting."[1]

Ali Quli Qarai

Do they await anything but that the angels should come to them, or your Lord should come, or some of your Lord’s signs should come? The day when some of your Lord’s signs do come, faith shall not benefit any soul that had not believed beforehand and had not earned some goodness in its faith. Say, ‘Wait! We too are waiting!’

Amatul Rahman Omar

Do they await only that the angels should come to them (with wars), or that (complete destruction from) your Lord should come (upon them), or that some of the signs of your Lord should visit them (with earthly calamities). The day when some of the signs of your Lord shall come, no soul, that did not believe earlier or accomplished some good deeds through (his) belief, will ever benefit by his faith. Say, `Wait, we too are waiting.'

Arthur John Arberry

What, do they look for the angels to come to them, nothing less, or that thy Lord should come, or that one of thy Lord's signs should come? On the day that one of thy Lord's signs comes it shall not profit a soul to believe that never believed before, or earned some good in his belief. Say: 'Watch and wait; We too are waiting.'

Bijan Moeinian

What else do they expect? That the angels should come down before them or that your Lord Himself appear to them or another [and another and another] miracle? If such day comes, then no disbeliever's belief at that time [like Pharaoh's belief at the moment when he was being drowned] will benefit him. Your only response to these disbelievers should be: "Wait, if you will: We too will wait."

E. Henry Palmer

What do they expect but that the angels should come for them, or that thy Lord should come, or that some signs of thy Lord should come? On the day when some signs do come, its faith shall profit no soul which did not believe before, unless it has earned some good by its faith. Say, 'Wait ye expectant, then we wait expectant too.'

Edip-Layth

Do they wait until the controllers will come to them, or your Lord comes, or some signs from your Lord? The day some signs come from your Lord, it will do no good for any person to acknowledge if s/he did not acknowledge before, or s/he gained good through his/her acknowledgement. Say, "Wait, for we too are waiting."

George Sale

Do they wait for any other than that the angels should come unto them, to part their souls from their bodies; or that thy Lord should come to punish them; or that some of the signs of thy Lord should come to pass, shewing the day of judgement to be at hand? On the day whereon some of thy Lord's signs shall come to pass, its faith shall not profit a soul which believed not before, or wrought not good in its faith. Say, wait ye for this day; we surely do wait for it.

Hamid S. Aziz

Do they wait, expecting that the angels should come for them, or that your Lord (Himself) should come, or that one of the Signs of your Lord should come? On the day when the Sign does come, its faith shall profit no soul which did not believe before, nor earned, by its faith, from good works. Say, "Wait you expectant, we wait expectant too."

Mahmoud Ghali

Do they look for (nothing) except that the Angels should come up to them, or that your Lord should come up, or that some of the signs of your Lord should come up? On the Day some of the signs of your Lord come up, its belief will not profit a self that did not believe earlier or earned some charity, (i. e., benefits) in its belief. Say, "Wait! Surely we (too) are waiting."

Marmaduke Pickthall

Wait they, indeed, for nothing less than that the angels should come unto them, or thy Lord should come, or there should come one of the portents from thy Lord? In the day when one of the portents from thy Lord cometh, its belief availeth naught a soul which theretofore believed not, nor in its belief earned good (by works). Say: Wait ye! Lo! We (too) are waiting.

Mohamed Ahmed - Samira

What are the people waiting for? For the angels to come down, or your Lord to appear, or some signs from your Lord? The day when certain signs appear from your Lord, the embracing of faith shall not be of any avail to one who did not come to belief at first, or who did not perform good deeds by virtue of his faith. Tell them: "Wait on, we are waiting too (for the good and evil to become distinct)."

Muhammad Asad

Do they, perchance, wait for the angels to appear unto them, or for thy Sustainer [Himself] to appear, or for some of thy Sustainer's [final] portents to appear? [But] on the Day when thy Sustainer's [final] portents do appear, believing will be of no avail to any human being who did not believe before, or who, while believing, did no good works. Say: "Wait, [then, for the Last Day, O unbelievers:] behold, we [believers] are waiting, too!"

Mustafa Khattab

Are they awaiting the coming of the angels, or your Lord ˹Himself˺, or some of your Lord’s ˹major˺ signs? On the Day your Lord’s signs arrive, belief will not benefit those who did not believe earlier or those who did no good through their faith.[1] Say, "Keep waiting! We too are waiting."

Progressive Muslims

Do they wait until the Angels will come to them, or your Lord comes, or some signs from your Lord The day some signs come from your Lord, it will do no good for any soul to believe if it did not believe before, or it gained good through its belief. Say: "Wait, for we are waiting."

Rashad Khalifa

Are they waiting for the angels to come to them, or your Lord, or some physical manifestations of your Lord? The day this happens, no soul will benefit from believing if it did not believe before that, and did not reap the benefits of belief by leading a righteous life. Say, "Keep on waiting; we too are waiting.",

Sahih International

Do they [then] wait for anything except that the angels should come to them or your Lord should come or that there come some of the signs of your Lord? The Day that some of the signs of your Lord will come no soul will benefit from its faith as long as it had not believed before or had earned through its faith some good. Say, "Wait. Indeed, we [also] are waiting."

Sam Gerrans

Look they save for the angels to come to them, or thy Lord to come, or for there to come some of the proofs of thy Lord? The day there come some of the proofs of thy Lord, the faith of a soul will benefit it nothing which had not believed before, nor by its faith earned good. Say thou: “Wait — we are waiting.”

Shabbir Ahmed

Are they waiting for angels, your Lord, or some physical miracles to come to them? On the Day one of such Signs comes, no person will benefit from declaring belief if he did not believe before. Or who, while believing, did not do good works. (Belief has to be based on Reason and it must lead you to a productive life). Say, "Keep on waiting (for miracles), we too are waiting (for the results of our efforts)".

Syed Vickar Ahamed

Are they waiting to see if angels come to them or your Lord (Himself), or certain of the Signs of your Lord! The day that certain of the Signs of your Lord do come, it will not do good to a soul to believe in them then, if it did not believe before nor earned righteousness through its Faith. Say: "You wait: We are also waiting."

Taqi Usmani

They are waiting for nothing less than that the angels should come to them, or your Lord or some signs of your Lord should come. The day some signs of your Lord will come, the believing of a person shall be of no use to him who had never believed before, or had not earned some good through his faith. Say, "Wait. Of course, we are waiting."

The Monotheist Group

Do they wait until the angels come to them, or your Lord comes, or certain signs come from your Lord? The day certain signs come from your Lord, it will do no good for any soul to believe if it did not believe before, or it gained good through its belief. Say: "Wait, for we are waiting."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 158. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 158. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 158. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩