Diyanet İşleri
Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse, biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi, onlara vekil kılmışızdır.
En'âm suresi
En'âm suresi, 89. ayet. أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ فَإِن يَكْفُرْ بِهَا هَٰٓؤُلَآءِ فَقَدْ وَكَّلْنَا بِهَا قَوْمًا لَّيْسُوا۟ بِهَا بِكَٰفِرِينَ
ülâike-lleẕîne âteynâhümü-lkitâbe velḥukme vennübüvveh. feiy yekfür bihâ hâülâi feḳad vekkelnâ bihâ ḳavmel leysû bihâ bikâfirîn.
Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse, biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi, onlara vekil kılmışızdır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'e verilen deliller ve peygamber soyu En'âm 80–90 3
İsmail'i, Elyasa'ı, Yunus'u ve Lut'u da doğru yola erdirmiştik. Her birini alemlere üstün kılmıştık.
Babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bir kısmını da. Bütün bunları seçtik ve bunları dosdoğru bir yola ilettik.
İşte bu, Allah'ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah'a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti.
Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şunlar (inanmayanlar) bunları tanımayıp inkar ederlerse, biz onları inkar etmeyecek olan bir kavmi, onlara vekil kılmışızdır.
İşte, o peygamberler, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların tuttuğu yola uy. De ki: "Bu tebliğe karşı sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur'an), bütün alemler için ancak bir uyarıdır."
Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Çünkü, "Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi" dediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) sizin de, babalarınızın da bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab'ı kim indirdi?" (Ey Muhammed!) "Allah" (indirdi) de, sonra bırak onları, içine daldıkları batakta oynayadursunlar.
İşte bu (Kur'an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke'yi) ve bütün çevresini (tüm insanlığı) uyarasın diye indirdiğimiz bir kitaptır. Ahirete iman edenler, ona da inanırlar. Onlar namazlarını vaktinde kılarlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 88–89. ayetler için yazılmıştır.
88. “Bu” sözü geçen hidâyet, hidâyetinden başka doğru yol bulunmayan “Allah’ın hidâyetidir ki O, onunla kullarından dilediğini hidâyete erdirir.” O halde siz de ondan hidâyet isteyin. Çünkü O, sizi hidâyete iletmeyecek olursa O’ndan başka sizi hidâyete erdirecek kimse bulunmaz. İşte bu anılanlar da Allah’ın hidâyete iletmeyi dilediği kimseler arasındadır.
Faraza “eğer onlar da şirk koşsalardı yaptıkları her şey boşa giderdi.” Çünkü şirk koşmak amelleri boşa çıkartır ve cehennemde ebedi kalmayı gerektirir. Bu seçkin ve en hayırlı kimseler bile -hâşâ- şirk koşacak olsalar, amelleri boşa çıkacağına göre başkalarının bu durumda olması daha öncelikle söz konusudur.
[89. “Onlar kendilerine kitap, hikmet ve nübüvvet verdiğimiz kimselerdir.” Yani kendilerine hidayet ve nübüvvet nimeti verdiğimiz peygamberler var ya işte biz kitabı onlara verdik. Mesela İbrahim’in sahifeleri, Musa’nın Tevrat’ı, Davud’un Zebur’u ve İsa’nın İncil’i gibi. Onlara bu kitapları anlama nimetini de verdik ve onları vahyimizi tebliğ için seçtik. “Şimdi bunlar, onları inkâr ederlerse (bilsinler ki) biz onları inkâr etmeyen bir topluluğu onlara vekil kılmışızdır.” Ey Rasul, şimdi senin kavminin kafirleri bu Kur'ân’ın ayetlerini inkar ederlerse şüphe yok ki biz, başka bir topluluğu, yani muhacirleri, ensarı ve kıyamete kadar onlara tabi olanları o ayetler için vekil kılmışızdır. Onlar bu ayetleri inkar etmezler, aksine ona iman ederler ve gösterdiği şeylerle de amle ederler.][3]
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İşte zikredilen bu peygamberlere kitap, hikmet ve peygamberlik verdik. Eğer senin kavmin kendilerine verdiğimiz bu üç şeyden birini küfreder iseler, biz bunları küfredip inkâr etmeyen bir kavmi hazır hale getirdik. Bilakis onlar buna iman edip sımsıkı sarılmışlardır. Onlar muhacir, ensar ve kıyamete kadar onlara iyilikle tabi olanlardır.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
O (Kur'an) hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim."
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hakimiyeti yoktur.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
"Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!"
Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, (senin) onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah'a…
Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
Biz, insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu…
Ortak kavram: Nübüvvet · Ortak kavram: Hikmet
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Ortak kavram: Nübüvvet · Ortak kavram: Hikmet
Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" demesi düşünülemez. Fakat…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) ve peygamberlik verdiğimiz kişilerdir. dipnot 1 Onlar (kâfirler) bunları inkâr ederse elbette yerlerine bunları inkâr etmeyecek bir toplum getiririz.
(Ne ki) Biz onlara vahiy, (onunla) hükmederek yetenek ve peygamberlik verdik. Eğer onlar bu hakikatleri inkar ediyorlarsa, iyi bilsinler ki Biz (çoktan) onların yerine başka bir topluluğu vekil kıldık: onlar asla bu hakikatlerin inkarcısı olmazlar;
(Ama) Biz, onlara vahyi, sağlam muhakemeyi ve peygamberliği bahşettik. Ve şimdi inançsızlar bu hakikatleri inkar etmeyi tercih edebilirler, (ama bilin ki) Biz onları, asla reddetmeyecek olan insanlara bahşetmekteyiz;
İşte Onlar, kendilerine Kitap (Hakikat ve Sünnetullah BİLGİsi), Hüküm ve Nübüvvet verdiğimiz kimselerdir. . . Eğer onlar (halk) bu verdiklerimizi inkar ederlerse; bütün bunları inkar etmeyecek bir halkı onlara vekil kılarız.
Bunlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Eğer bunları tanımayıp küfre sapıyorlarsa, andolsun, biz buna (karşı) inkara sapmayan bir topluluğu vekil kılmışızdır.
İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar (kâfirler) bunları inkâr ederse şüphesiz yerlerine bunları inkâr etmeyecek bir toplum getiririz.
İşte Onlar, kitap, bilgelik ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Bunlar, yine de Onu inkar ederlerse, artık, Onu inkar etmeyecek bir toplumu yerlerine getiririz.
İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer kafirler bunları inkar ederlerse, şüphesiz, yerlerine bunları inkar etmeyecek bir toplum getiririz.
İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Eğer şu halk, bunları inkar ederse, biz onları inkar etmeyecek bir toplumu yerlerine geçiririz.
İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Eğer şu halk, bunları inkar ederse, biz onları inkar etmeyecek bir toplumu yerlerine geçiririz.
İşte bunlar, kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiğimiz kimseler! Şimdi şu karşıdakiler buna inanmıyorlarsa, yerlerine bunları inkar etmeyen bir milleti getirmişizdir!
İşte bunlar kendilerine kitab, huküm, nübüvvet verdiğimiz kimseler, şimdi şu karşıdakiler buna körlük ediyorlarsa biz ona körlük etmiyen bir ümmeti müvekkel kılmışız
İşte bunlar, kendilerine Kitap, Hüküm ve Nubuvvet dipnot 1 verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar, bunları küfrederlerse dipnot 2 yerlerine bunları küfretmeyecek dipnot 2 bir halkı vekil etmişizdir.
İşte bunlar, kendilerine Kitap, Hüküm ve Nubuvvet dipnot 1 verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar, bunları küfrederse dipnot 2 , yerlerine bunları küfretmeyecek dipnot 2 bir halkı vekil etmişizdir.
İşte bunlar, kendilerine Kitap, Hüküm ve Nübüvvet dipnot 1 verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar, bunları inkar ederlerse, yerlerine bunları inkar etmeyecek bir kavmi vekil etmişizdir.
Bunlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Eğer bunlara küfrederlerse, andolsun, biz buna (karşı) kafir olmayan bir topluluğu vekil kılmışızdır / kılarız.
Onlar, kendilerine kitab, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizde. Şimidi bunlar (Kureyş kavmi) bunları (bu delilleri) tanımayıb da kafir olurlarsa (zaten) biz ona, bunu inkar etmeyen bir kavmi vekil (ve me'mur) kılmışızdır.
Onlar; kendilerine kitab, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Şimdi bunlar, onları tanımayıp da küfrederlerse; Biz, onu inkar etmeyen bir kavmi buna vekil kılmışızdır.
(74-90) Bir vakit İbrahim babası Azer’e dedi ki heykelleri / putları ilah mı ediniyorsunuz? Muhakkak ki ben, seni ve kavmini apaçık bir sapmışlıkta görüyorum, b öylece İbrahim'e semaları ve yeri idaresi altında bulundurmayı / melekutu gösteriyorduk ki yakinen bilen / yaşayarak bilen olsun. Üzerine gece kapatınca / cenn olunca (cin cenin cenne karanlıkta kalan) bir gezegen gördü / kevkeben gördü (yıldız değil gezegen) bu benim Rabbim dedi, battığında batanları sevmem dedi, Ay’ı ortaya çıkarken gördüğünde, bu benim Rabbim dedi, battığında ise eğer ki Rabbim bana yol göstermez ise sapmışlar kavminden olacaktım dedi, güneşi ortaya çıkarken gördüğünde, bu benim Rabbim bu çok büyük dedi , battığında ise ey kavmim sizin ortak koştuklarınızdan ben uzağım / beriyim dedi, kesinlikle ben, yüzümü yönelip arayan / hanif bir şekilde semaların ve arzın yaratıcısına çevirdim, ben ortak koşanlardan değilim dedi , kavmi onla uğraştı (Hacet / uğraşı) A llah konusunda hem de beni yola da iletmişken benimle mi uğraşıyorsunuz dedi , O’na orta k koştuklarınızdan korkmam ancak Rabbim isterse eğer, bir şey yapabilirler, Rabbim de bilgisiyle / ilmen her şeyi kuşatır / kapsar, hâlâ düşünmeyecek misiniz? Allah’a Ortak koştuklarınızdan haklarında herhangi bir delil de inmemişlerden sizler bile korkmuyorsunuz ki ben nasıl korkayım , eğer biliyorsanız hangi bölüm / hangi fırka gerçekten güvendedir / imandadır? İman edenler ve imanlarına zulmü giydirmeyenler, işte bunlar emniyettedirler ve yola iletilmişlerdir / yola girmişlerdir. Bu bizim kanıtımız / deli limizdir, onu İbrahim ’e kavmi için verdik , isteğimiz kişinin derecesini yükseltiriz muhakkak ki Rabbin yargıçtır / hâkimdir, bilgedir / alimdir. Ona İshak ve Yakub ’u hibe ettik, hepsi de yola iletilmişti , önceden Nuh’u da soyunu da / zürriyetini de yola ilettik, Davud’u Süleyman’ı ve Eyyub’u da Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u da ve işte böyle, güzel davrananları karşılıklandırırız, Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas (Harun’un kardeşinin oğlu- yeğeni) hepsi Islah edici idi / Salih idi, İsmail, Elyas, Yunus ve Lut hepsini alemlerden üstün kıldık / faziletli kıldık ve Babalarından soylarından ve kardeşlerinden de onları seçtik ve doğru yola ilettik , bu Allah’ın yola iletmesidir, kullarından istediğini yola iletir, eğer onlar şirk koşsalardı, yaptıkları ne olursa olsun boşa giderdi, işte onlar kendilerine kitap , hüküm ve nebilik / bildiricilik verdiklerimiz eğer onları / nebileri inkâr ederlerse, kesin olan şu ki biz onları / nebileri, yok saymayan bir kavmin vekili yaparız. İşte onlar Allah’ın yola ilettikleridir, onlar hidayet olurlarken yanlarında sen de uy ve sizden bir ücret sual etmiyorum bu sadece alemlere bir hatırlatmadır de.
Onlar, kendilerine kitap, hikmet ve nübüvvet verdiğimiz kimselerdir. Şimdi bunlar (Kureyşliler) onları inkâr edip, küfre sapıyorlarsa biz de yerlerine onları inkâr edip, küfre sapmayan bir topluluğu onlara vekil kılarız.
İşte onlar, kendilerine Kitap, hüküm ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Şimdi şunlar, (yani Kureyş kavmi), bunları inkar ederse, (bilsinler ki) biz, bunları inkar etmeyecek (koruyacak) bir toplumu, bunlara vekil bırakmışızdır.
İşte bunlar kendilerine kitap, hikmet ve nebilik verdiğimiz kimselerdir dipnot 1 . Eğer bu insanlar onları (onlara verilen kitapları, hikmeti ve onların nebiliğini) görmezlikte direnirlerse, görmezlik etmeyecek bir topluluğu, onları korumakla görevlendiririz[2].
Adı geçenler, kendilerine kitap, hikmet ve nebilik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şu insanlar bütün bunları görmezlik ederlerse, biz onları, görmezlik etmeyecek bir topluluğun korumasına bırakırız.
İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer (kâfirler) bunlara küfrederse, şüphesiz, onların yerlerine bunlara küfretmeyecek bir kavmi (Muhacir ve Ensar'ı), vekil kılarız.
Kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiğimiz işte bu kimselerdir. Bunu işte onlar inkar ederse, biz de onları inkar etmeyecek bir kavmi vekil kılarız.
İşte bunlardır kendilerine kitap, hükmetme gücü ve peygamberlik verdiklerimiz. Şimdi şu insanlar bütün bunları inkar ederlerse biz, bunları inkar etmeyecek bir topluluğu onlara vekil ederiz.
These were they to whom We entrusted the Book, the spirit of truth guiding people into all truth and ministering to their material and spiritual lives. We graced them with the divinely - given wisdom and sovereignty and with the special prerogative of Prophethood. If these people* - reject these divinely - given advantages, others have been entrusted with them; they fulfilled the requirements and proved worthy of the trust. * Meccans
Those are the ones to whom We gave the Scripture, wisdom, and prophethood. Even if these people now disbelieve in them, We have entrusted them to others who do not disbelieve.
These were the men to whom We gave the Book, and authority, and prophethood: if these (their descendants) reject them, Behold! We shall entrust their charge to a new people who reject them not.
Those are the ones to whom We gave the Book, and judgement and prophethood. dipnot 1 And if they refuse to believe in it now, We will bestow this favour on a people who do believe in it. dipnot 2
They are the ones to whom We gave the Book, Judgement and Prophethood. If these people reject it We have already entrusted it to a people who did not.
They are those whom We gave the Book, Al-Hukm (understanding of the religious laws), and Prophethood. But if these disbelieve therein (the Book, Al-Hukm and Prophethood), then, indeed We have entrusted it to a people (such as the Companions of Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم) who are not disbelievers therein.
They are the ones whom We gave the Book, the judgement and prophethood. So if these disbelieve in them, We have certainly entrusted them to a people who will never disbelieve in them.
It is these (Messengers) to whom We gave the Scripture, the decisive authority and the prophethood. But if these (the so called preservers of the Book) reject these (blissful things - the Book, the authority and the prophecy, it matters little) for We have now entrusted them to a people (-the Muslims) who are not at all ungrateful for these (blessings).
Those are they to whom We gave the Book, the Judgment, the Prophethood; so if these disbelieve in it, We have already entrusted it to a people who do not disbelieve in it.
The above mentioned were the ones who are given the Scripture, prophet hood and wisdom. Now if they (the Jews) choose to disregard this guidance (Qur'an), then I have to entrust this (mission of spreading the will of God) to another nation (as it was entrusted to the Muslims.)
It is to these we give the Book and judgment and prophecy; and if these disbelieve therein we have given them in charge to a people who shall not disbelieve.
Those to whom We have given the book, the law, and the prophethood, if they reject it, then We will entrust it to a people who will not reject it.
It is to these whom We gave the Book and dominion and Prophethood. But if they are ungrateful for these favours it matters not, for We have now entrusted them to a people who are not ungrateful for them.
It is to these We gave the Book and the Judgment and Prophethood. But if they disbelieve therein, then, indeed, We shall entrust it to a people who will not disbelieve. (See Matthew 8:11-12, Galatians 3:7-16)
Those are they to whom We brought the Book, and the Judgment, and the Prophethood; yet, in case these disbelieve in it, then We have already entrusted it to a people who are not disbelievers in it (at all).
Those are they unto whom We gave the Scripture and command and prophethood. But if these disbelieve therein, then indeed We shall entrust it to a people who will not be disbelievers therein.
Those were the people to whom We gave the Book and the Law and the Prophethood. But if they reject these things We shall entrust them to a people who will not deny.
[but] it was to them that We vouchsafed revelation, and sound judgment, and prophethood. And now, although the unbelievers may choose to deny these truths, [know that] We have entrusted them to people who will never refuse to acknowledge them-
Those were the ones to whom We gave the Scripture, wisdom, and prophethood. But if these ˹pagans˺ disbelieve in this ˹message˺, then We have already entrusted it to a people who will never disbelieve in it.[1]
Those to whom We have given the Scripture, and the law, and the prophethood, if they reject it, then We will entrust it to a people who will not reject it.
Those were the ones to whom we have given the scripture, wisdom, and prophethood. If these people disbelieve, we will substitute others in their place, and the new people will not be disbelievers.
Those are the ones to whom We gave the Scripture and authority and prophethood. But if the disbelievers deny it, then We have entrusted it to a people who are not therein disbelievers.
Those are they to whom We gave the Writ and judgment and prophethood; so if these deny them, We have already entrusted them to people who do not deny them.
They were the ones to whom We gave the Scripture, Sound Judgment and Prophethood. Now, if these people reject these truths, We have entrusted these truths to people who will not refuse to acknowledge them.
These were the men to whom We gave the Book, authority, and prophet hood: If these (their descendants) reject them, look! We shall entrust their charge to a new People who do not reject them (the Book, and authority, and prophet hood).
They are those whom We have given the Book and wisdom and prophethood. So, if these people disbelieve this (concept of Prophet-hood), then (be not grieved, because) We have deputed for (believing in) it a people who do not reject it.
Those to whom We have given the Book, and the law, and the prophethood, if they reject it, then We will entrust it to a people who will not reject it.