En'âm suresi

En'âm suresi, 70. ayet

En'âm suresi, 70. ayet. وَذَرِ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَهُمْ لَعِبًا وَلَهْوًا وَغَرَّتْهُمُ ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا وَذَكِّرْ بِهِۦٓ أَن تُبْسَلَ نَفْسٌۢ بِمَا كَسَبَتْ لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلِىٌّ وَلَا شَفِيعٌ وَإِن تَعْدِلْ كُلَّ عَدْلٍ لَّا يُؤْخَذْ مِنْهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أُبْسِلُوا۟ بِمَا كَسَبُوا۟ لَهُمْ شَرَابٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَعَذَابٌ أَلِيمٌۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ

veẕeri-lleẕîne-tteḫaẕû dînehüm le`ibev velehvev vegarrathümü-lḥayâtü-ddünyâ veẕekkir bihî en tübsele nefsüm bimâ kesebet. leyse lehâ min dûni-llâhi veliyyüv velâ şefî`. vein ta`dil külle `adlil lâ yü'ḫaẕ minhâ. ülâike-lleẕîne übsilû bimâ kesebû. lehüm şerâbüm min ḥamîmiv ve`aẕâbün elîmüm bimâ kânû yekfürûn.

Diyanet İşleri

Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur'an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 67–73 · surenin 70. ayeti / 165

Konu Karadan ve denizden kurtaran; dinini oyun edinenler En'âm 63–73 3

  1. En'âm 67

    Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. İleride bileceksiniz.

  2. En'âm 68

    Ayetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.

  3. En'âm 69

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.

  4. 70

    Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur'an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

  5. En'âm 71

    De ki: "Allah'ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah, bizi hidayete kavuşturduktan sonra gerisingeri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları 'bize gel!' diye doğru yola çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?" De ki: "Hiç şüphesiz asıl doğru yol Allah'ın yoludur. Bize alemlerin Rabbine boyun eğmek emrolundu."

  6. En'âm 72

    Bir de, bize, "Namazı dosdoğru kılın ve Allah'a karşı gelmekten sakının" diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah'tır.

  7. En'âm 73

    O, gökleri ve yeri, hak ve hikmete uygun olarak yaratandır. Allah'ın "ol" deyip de her şeyin oluvereceği günü hatırla. O'nun sözü gerçektir. Sur'a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) O'nundur. Gaybı da, görülen alemi de bilendir. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

70. Kullardan istenen tek olan Allah’a, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmeleri, bütün güçlerini O’nun rızası uğrunda ve sevdiği yollarda harcamak sureti ile dinlerini yalnızca Allah’a halis kılmalarıdır. Bu ise kalbin Yüce Allah’a yönelmesini, O’na dönmesini, kulun yaptıklarının faydalı ve ciddi olmasını, oyun olmamasını, riyakarlık ve desinler diye değil de yalnızca Allah’ın rızası için, ihlasla yapılmasını içermektedir. İşte kendisine din denilebilecek, gerçek din budur. Her kim hak üzere olduğunu, dine bağlı ve takva sahibi olduğunu iddia edip de dinini oyuncak ve eğlence edinmiş ise -ki bu da kalbinin Allah’ı sevmekten, O’nu tanımaktan gafil olması, kendisine zarar veren şeylere yönelmesi, batıl yolunda oyalanması, bu uğurda bedeni ile batıl taraftarları gibi hareket etmesi ile olur; çünkü amel ve çalışma eğer Allah’tan başkası için ise bu bir oyundur- işte Yüce Allah böyle birisinin terk edilmesini ve böylesinden sakınılmasını emretmekte; böylelerine aldanılmamasını istemektedir. Onun haline bakıp fiillerinden sakınılmasını, onun Yüce Allah’a yakınlaştırıcı şeyleri engellemesine aldırılmamasını emretmektedir.

“Sen onunla” yani Kur’an ile “öğüt ver.” Kullara onda geçen güzellikleri, fayda verecek hususları emrederek, etraflı bir şekilde açıklayarak ve o emrin güzel niteliklerini anlatarak, diğer taraftan kullara zararlı olan şeyleri yasaklayarak, bu zararlı şeylerin türlerini genişçe açıklayarak, aynı zamanda bu zararlı şeylerde bulunan ve terk edilmesini gerektiren kötü ve çirkin nitelikleri beyan ederek öğüt ver! Bütün bunlar ise “Her bir nefsin kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmemesi için”dir. Yani kullara günahlara yönelmeden ve gaybları bilene karşı cüretkârca hareket edip korkulan sonuçlara götüren şeylere devam etmeden önce sen, gereken şekilde hatırlat ve öğüt ver ki yaptıklarından vazgeçsin, bundan çekinsin ve onları işlemesinler.

“Ki (o vakit) onun Allah’tan başka hiçbir dost ve şefaatçisi olmaz..” Yani her bir nefsi günahları kuşatıp helâke sürüklemeden önce uyar ki o zaman ona ne yakını, ne arkadaşı, ne de dostu… kısaca hiçbir kimsenin faydası olmaz. Allah’tan başka hiçbir dost bulamaz ve hiçbir şefaatçinin şefaati işe yaramaz. “Ne kadar fidye verirse versin ondan alınmaz.” Yeryüzü dolusu altını feda edecek olsa dahi hiçbir türlü fidye ondan kabul edilmez ve bunun ona faydası olmaz.

“İşte böyleleri” sözü geçen niteliklere sahip olanlar “kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş” ve hayırdan ümitlerini kesmiş “kimselerdir. Küfre saplanmalarından dolayı onlar için kaynar sudan” yüzlerini yakıp kavuracak, bağırsaklarını parçalayacak son derece sıcak sudan “bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Rasûl- Dinlerini oyun ve eğlence edinen, onunla alay edip dalga geçen müşrikleri bırak. Dünya hayatının geçici serveti onları aldattı. -Ey Peygamber!- İnsanlara Kur'an ile nasihat et ki, kazandığı günahlar sebebi ile hiçbir nefis helak olmaya sürüklenmesin. Zira o, nefis için Allah'tan başka yardım alacağı ne bir dost, ne de kıyamet gününde kendisinden Allah'ın azabını engelleyecek bir şefaatçi vardır. O, Allah'ın azabından kurtulmak için neyi fidye olarak verse, yine de ondan alınıp kabul edilmez. İşte işlemiş oldukları günahlarla kendi nefislerini helaka sürükleyenler için kıyamet gününde yakıp kavuran içecek ve içinde bulundukları küfürden dolayı can yakıcı azap vardır.

Kelimeler

45 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَذَرِ ve zeri ve bırak kök: وذر
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri
  3. ٱتَّخَذُوا۟ ttehazu yerine koyan(ları) kök: اخذ
  4. دِينَهُمْ dinehum dinlerini kök: دين
  5. لَعِبًۭا leiben oyun kök: لعب
  6. وَلَهْوًۭا velehven ve eğlence kök: لهو
  7. وَغَرَّتْهُمُ ve garrathumu ve aldattığı kimseleri kök: غرر
  8. ٱلْحَيَوٰةُ l-hayatu hayatının kök: حيي
  9. ٱلدُّنْيَا ۚ d-dunya dünya kök: دنو
  10. وَذَكِّرْ vezekkir ve öğüt ver kök: ذكر
  11. بِهِۦٓ bihi o (Kur'an) ile
  12. أَن en diye
  13. تُبْسَلَ tubsele helake gider kök: بسل
  14. نَفْسٌۢ nefsun bir kişi kök: نفس
  15. بِمَا bima dolayı
  16. كَسَبَتْ kesebet kazandığından kök: كسب
  17. لَيْسَ leyse olmaz kök: ليس
  18. لَهَا leha onun
  19. مِن min
  20. دُونِ duni başka kök: دون
  21. ٱللَّهِ llahi Allah'tan kök: اله
  22. وَلِىٌّۭ veliyyun ne bir dostu kök: ولي
  23. وَلَا ve la ne de
  24. شَفِيعٌۭ şefiun bir yardımcısı kök: شفع
  25. وَإِن ve in ve eğer
  26. تَعْدِلْ tea'dil verse kök: عدل
  27. كُلَّ kulle her türlü kök: كلل
  28. عَدْلٍۢ adlin fidyeyi kök: عدل
  29. لَّا la
  30. يُؤْخَذْ yu'haz kabul edilmez kök: اخذ
  31. مِنْهَآ ۗ minha ondan
  32. أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike işte onlar
  33. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerdir
  34. أُبْسِلُوا۟ ubsilu helake uğrayan(lardır) kök: بسل
  35. بِمَا bima dolayı
  36. كَسَبُوا۟ ۖ kesebu kazandıklarından kök: كسب
  37. لَهُمْ lehum onlar için vardır
  38. شَرَابٌۭ şerabun bir içki kök: شرب
  39. مِّنْ min -dan
  40. حَمِيمٍۢ hamimin kaynar su- kök: حمم
  41. وَعَذَابٌ ve azabun ve bir azab kök: عذب
  42. أَلِيمٌۢ elimun acıklı kök: الم
  43. بِمَا bima dolayı
  44. كَانُوا۟ kanu olduklarından kök: كون
  45. يَكْفُرُونَ yekfurune inkar ediyor kök: كفر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: لهو (16 geçiş) · Aynı kök: لعب (20 geçiş) · Aynı kök: غرر (27 geçiş)

    Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve…

  • Aynı kök: لهو (16 geçiş) · Aynı kök: لعب (20 geçiş) · Aynı kök: غرر (27 geçiş)

    Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir.…

  • Aynı kök: عدل (28 geçiş) · Aynı kök: ليس (89 geçiş) · Aynı kök: دين (101 geçiş)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: حمم (21 geçiş) · Aynı kök: شرب (39 geçiş) · Aynı kök: الم (75 geçiş)

    Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Allah, bunu bir gerçek olarak va'detmiştir. Şüphesiz O, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra, iman edip salih ameller…

  • Aynı kök: عدل (28 geçiş) · Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…

  • Aynı kök: عدل (28 geçiş) · Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Kimsenin kimse namına bir şey ödemeyeceği, hiç kimseden fidye alınmayacağı, kimseye şefaatin (aracılığın) yarar sağlamayacağı ve hiç kimsenin hiçbir…

  • Aynı kök: لهو (16 geçiş) · Aynı kök: لعب (20 geçiş) · Ortak kavram: Dünya

    Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak…

  • Aynı kök: حمم (21 geçiş) · Aynı kök: شفع (31 geçiş) · Ortak kavram: Şefaat

    Yaklaşmakta olan gün konusunda onları uyar. O gün yürekler gam ve tasa ile dolu, (sanki) gırtlaklara dayanmıştır. Zalimlerin ne sıcak bir dostu, ne…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Dinlerini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kişileri terk et! dipnot 1 (Yine de) kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin (mahşerde) alıkonmaması için onunla (Kur'an'la) gerçeği hatırlat! dipnot 2 O (inkârcı her nefis) için Allah'tan başka hiçbir dost ve şefaatçı yoktur. (Her nefis), bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. dipnot 3 Onlar, kazandıkları (günahlar) yüzünden (mahşerde) alıkonulmuş olacaklardır. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet Necm 53:29. ayetle birlikte okunmalıdır. Verilmek istenen mesajda dikkat çeken nokta, dinlerini oyun ve eğlence edinmeleri sebebiyle bunun bir hak edişin karşılığı olduğudur.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:51; İbrahim 14:52; Enbiyâ 21:45; Furkân 25:52; Sebe' 34:50; Kâf 50:45.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Al-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15; Me‘âric 70:11-14.

Mustafa İslamoğlu

Dünya hayatına dalarak eğlenceyi ve geçici zevklerini din haline getiren kimseleri kendi haline bırak. Fakat şunu da onlara hatırlat ki, her insan işlediklerine karşılık ipotek altına alınacak, ve ne kendisini Allah'a karşı koruyacak, ne de kayıracak kimsesi olacaktır. Ve kendisi için en yüksek fidyeyi verse bile, bu ondan asla kabul edilmeyecektir. İşte bunlardır işlediklerine karşılık ipotek edilecekler; ısrarlı inkarları sebebiyle onlar (gelecek için) yakıp kavurucu bir (umutsuzluk) zehiri içecekler, (geçmiş için) şiddetli bir azap çekecekler.

Muhammed Esed

Dünya hayatının rahatına dalarak eğlenceyi ve geçici zevkleri dinleri haline getiren kimseleri kendi haline bırak; ama bu durumda (onlara) hatırlat ki (ahirette) her insan yaptığı yanlışlardan (ve haksızlıklardan) dolayı rehin tutulacak ve kendisini ne Allaha karşı koruyacak, ne de kayırıp kollayacak bir kimse bulunmayacaktır. Ve düşünülebilecek her türlü fidyeyi vermek istese bile bu kendisinden kabul edilmeyecektir. İşte yaptıkları yanlışlardan dolayı rehin tutulacak olanlar bu (gibi insan)lardır; onlar için (ahirette) yakıcı bir ümitsizlik iksiri vardır ve onları, hakikati inatla inkar ettikleri için şiddetli bir azap beklemektedir.

Ahmed Hulusi

Dinlerini bir oyun ve eğlence edinmiş, kendilerini dünya hayatının aldatmış olduğu kimseleri, kendi hallerine bırak. Ancak bununla beraber hatırlat ki; bir nefs, yaptıkları sonucu helake düşmesin! Onun Allah dunundan ne bir Veliyy'i ve ne de bir şefaatçisi olmaz. . . Her fidyeyi verse de, ondan alınmaz! İşte bunlar yaptıklarının getirisi yüzünden rehin tutulacak olanlardır. . . Onlar için yakıcı bir içecek ve hakikat bilgisini inkar etmeleri nedeniyle de acı bir azap vardır.

Ali Bulaç

Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kur'an'la) hatırlat ki, bir nefis, kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; (böylesinin) Allah'tan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır.

Ali Özek ve heyeti

Dinlerini bir oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri(bir tarafa) bırak! Sen Kur'ân ile, kişinin, kendi kazancı yüzünden, Allah'tan başka bir dost ve şefaatçinin bulunmadığı âhirette (cehennem azabı içinde) hapsedilmemesi için vaaz ve nasîhat et; zira (böyle bir yerde hapsolunduktan sonra) o kişi, bütün varlığını fidye olarak verse bile, kendisinden alınıp kabul edilmez, işte bunlar, kendi kazandıkları yüzünden (cehennem azabında) hapsolunan kimselerdir. Küfretmiş olmaları dolayısıyle, onlar için, kaynar bir içecek ve elîm bir azâb vardır.

Ali Rıza Safa

Dinlerini oyun ve eğlence edinenlere, dünya yaşamı kendilerini aldatmış olanlara aldırış etme. Ve hiç kimsenin kendi kazandıkları yüzünden yıkıma uğramaması için, Onunla hatırlat. Allah'tan başka ayrıca, ne bir dost ne de bir ara bulucu yoktur. Her türlü kurtulmalık verseler de kabul edilmez. İşte onlar, kazandıkları yüzünden yıkıma uğramışlardır. Nankörlük ettikleri için, kaynar sudan bir içecek ve acı bir ceza vardır.

Bayraktar Bayraklı

Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete duçar olmaması için Kur'an ile öğüt ver! O kimse için Allah'tan başka ne dost vardır, ne de şefaatçi. O, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları günahlar yüzünden helake sürüklenmişlerdir. İnkar ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.

Edip Yüksel

Dinlerini oyun eğlenceye alanları ve dünya hayatına aldananları bırak. Sen bununla hatırlat ki, bir kişi kazandığının felaketli sonucunu çekmesin. Onun ALLAH'tan başka bir sahibi ve şefaatçisi yoktur. Her türlü fidyeyi verse bile kendisinden kabul edilmez. Bunlar, kazandıklarından dolayı felaketli sonuca uğrayanlardır; inkarları yüzünden kaynar sudan bir içkiyi ve acı verici bir azabı hak etmişlerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dinlerini oyun eğlenceye alanları ve dünya hayatına aldananları bırak. Sen bununla (Kuran'la) hatırlat ki, bir kişi kazandığının felaketli sonucunu çekmesin. Onun ALLAH'tan başka bir Sahibi ve Şefaatçisi yoktur. Her türlü fidyeyi verse bile kendisinden kabul edilmez. Bunlar, kazandıklarından dolayı felaketli sonuca uğrayanlarlardır; inkarları yüzünden kaynar sudan bir içkiyi ve acı verici bir azabı hakketmişlerdir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dinlerini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının kendilerini aldattığı kimseleri bırak! Bu vesile ile şunu da ihtar et ki: "Bir kimse yaptıkları yüzünden azabın pençesine düşmeye görsün, o zaman Allah'ın yüce huzurunda O'ndan başka ne bir koruyucu, ne de bir şefaatçi bulunur. Her türlü fidyeyi denkleştirse bile kabul edilmez. Onlar azabın pençesine düşmüş kimselerdir. Nankörlük ettiklerinden dolayı onlara kaynar sudan bir içecek ve gayet acı bir azap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bırak o dinlerini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatı kendilerini aldatmış bulunan kimseleri de bu vesiyle ile şunu ıhtar et ki bir nefis kendi kesbiyle besalet kabzasına düşmeye görsün o vakıt Allahın huzurı celalinde ona başka ne bir sahabet eden bulunur ne bir şefaat, her dürlü fidyeyi denkleştirse bile kabul edilmez, onlar azabın kabzai besaletine teslim olunmuş kimselerdir, nankörlük ettiklerinden dolayı onlara sade hamimden bir şerab ve elim bir azab vardır

Erhan Aktaş

Dinlerini oyun ve eğlence edinen, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Hiç kimsenin kazandığı şeyle bir felaket yaşamaması için Kur'an ile uyar. O kimse için Allah'tan başka ne bir veli dipnot 1 ne de bir şefaatçi dipnot 2 vardır. O, bütün varlığını fidye olarak verse de ondan kabul edilmez. Onlar, kazandıklarından dolayı mahvolan kimselerdir. Onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 5:51. ayetin 2. dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Şefaatin kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir (Bkz. 2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dinlerini oyun ve eğlence edinen, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Hiç kimsenin kazandığı şeyle bir felaket yaşamaması için Kur'an ile uyar. O kimse için Allah'tan başka ne bir veli dipnot 1 ne de bir şefaatçi dipnot 2 vardır. O, bütün varlığını fidye olarak verse de ondan kabul edilmez. Onlar, kazandıklarından dolayı mahvolan kimselerdir. Onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Koruyucu, yardımcı, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "Veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" sözcüklerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu sözcükler, etik anlamdaki dostluğu değil; siyasi bağlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" sözcüğünü kullanmaktadır. (Örneğin: 2:254; 4:125; 17:73; 25:28.)
  2. metne dön, dipnot 2
    Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin şefaat edebileceğine inanmak kesinlikle şirktir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dinlerini oyun ve eğlence edinen, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Hiçbir kimsenin kazandığı şeyle bir felaket yaşamaması için onunla dipnot 1 uyar. O kimse için Allah'tan başka ne bir veli ne de bir şefaatçi vardır. O, bütün varlığını fidye olarak verse de ondan kabul edilmez. Onlar, kazandıklarından dolayı mahvolan kimselerdir. Gerçeği yalanlayarak nankörlük etmelerinden dolayı onlar için kaynar sudan bir içecek ve can yakıcı bir azap vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an.

Gültekin Onan

Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kuran'la) hatırlat ki, bir nefs kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; (böylesinin) Tanrı'dan başka ne bir velisi, ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfretmelerinden dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır.

Hasan Basri Çantay

Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen, kendilerini dünya hayaatı aldatmış bulunan kimseleri (öylece haaline) bırak. Sen yalınız onunla (Kur'an ile) va'z et ki hiç bir kimse kazandığı (günah) yüzünden helake sürüklenib atılmasın. Ona Allahdan ne bir yar, ne de bir şefaatçi yokdur. O, bütün varını fidye olarak verse yine ondan alın (ıb kabul olun) maz. Onlar (dünyada) kazandıkları (günahlar) yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfr-ü inkar etmekde oldukları (hakıykatler) den dolayı kaynar su ve acıklı azab onlar içindir.

İbni Kesir

Bırak o dinlerini oyun ve eğlence edinenleri; dünya hayatının aldattığı kimseleri. Sen, onunla öğüy ver ki Allah'tan başka dostu ve şefaatçısı olmayan bir kimse; kazandığından ötürü yok olmasın. O, bütün varını fidye olarak verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıklarından ötürü yok olanlardır. Küfür edegeldiklerinden dolayı onlara, kaynar sudan içecek ve elim bir azab vardır.

Mehmet Alagaş

(46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Allah’dan başka bir dost ve bir şefâatçısı olmayan her bir nefsin, kazandıkları (günahlar) yüzünden helâke sürüklenmemesi için sen onunla (Kur’ân’la) öğüt ver.(Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helâke sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara kaynar bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.

Süleyman Ateş

Bırak o dinlerini oyun, eğlence yerine koyan ve dünya hayatının aldattığı kimseleri de, sen o (Kur'an) ile (şunu) hatırlat ki, bir kişi, yaptığı işin eline teslim edilmeye görsün, (yoksa) Allah'tan başka onun ne bir dostu, ne de bir yardımcısı olmaz. (Amelinin elinden kurtulmak için) her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte onlar, kazandıklarının eline teslim edilmişlerdir. Onlar için kaynar sudan bir içki ve inkarlarından dolayı da acı bir azab vardır!

Süleymaniye Vakfı

Dünya hayatına aldanıp dinlerini oyun ve eğlence haline getirenleri bırak. Kimse yaptığı şeyden dolayı bir mahrumiyet yaşamasın diye Kur'an ile bilgilendir. Allah ile aralarına girecek ne bir dost ne de şefaatçileri olacak, bedel olarak ne verseler kabul edilmeyecektir. Yaptıkları sebebiyle mahrum edilecek olanlar onlardır. Ayetleri görmezlikte direnmelerine karşılık hak ettikleri, kaynar sudan bir içecek ve acıklı bir azaptır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dünya hayatına aldanıp oyun ve eğlenceyi kendine din edinenleri bırak dipnot 1 ve onlara Kur'an'dan şunu bildir: Kimsenin yapıp ettiği yakasını bırakmayacak, Allah ile arasına girecek dostu da şefaatçisi de olmayacak, bedel olarak ne verse kabul edilmeyecektir. Ayetleri görmezlikte direnmelerine karşılık bunların kurtulamayacakları şey, kaynar sudan bir içecek ve acıklı bir cezadır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Dünya hayatına aldanıp dinlerini oyun ve eğlence haline getirenleri bırak" şeklinde de anlam verilebilir. Bkz: Maturidi Tevilat

Şaban Britch

Dinlerini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri terk et; sen Kur’an ile kişinin kendi kazancı yüzünden, Allah’tan başka bir dost ve şefaatçinin bulunmadığı ahirette azaba düşmemesi için öğüt ver. Zira o kişi, bütün varlığını fidye olarak verse bile, kendisinden alınıp kabul edilmez. İşte bunlar, kendi kazandıkları yüzünden azaba girmiş kimselerdir. Kâfir olmaları dolayısıyla onlar için kaynar bir içecek ve acı bir azap vardır.

Şaban Piriş

Dinlerini oyun ve eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak; sen Kur'an ile, kişinin, kendi kazancı yüzünden, Allah'tan başka bir dost ve şefaatçinin bulunmadığı ahirette tehlikeye düşmemesi için öğüt ver. Zira o kişi, bütün varlığını fidye olarak verse bile, kendisinden alınıp kabul edilmez. İşte bunlar, kendi kazandıkları yüzünden tehlikeye girmiş kimselerdir. Kafir olmaları dolayısıyla onlar için kaynar bir içecek ve acı bir azap vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur'an ile şunu hatırlat: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir dostu kalır ne de şefaatçısı. Her türlü fidyeyi verse de ondan kabul edilmez. İşte bunlar, kazandıklarına teslim edilmişlerdir. Nankörlük ettiklerinden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve korkunç bir azap vardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And dismiss O Muhammad from your thoughts those who do not justify faith as a conviction operative on their character and will and treat it mockingly and amuse themselves with its principles pinning it ostentatiously to their sleeves. They are deceived by the sensuous enjoyment they regarded as the chief object of life. But put them in mind of the truth, it may hopefully bring them to their senses and they come to realize that every soul shall be requited with what is commensurate with its deeds and shall have no tutelary protector besides Allah. Nor shall humble intercession be accepted from any on behalf of another, nor shall the equivalent in ransom pay for the expiation of the guilt of the one or the other. These persons of common attributes, qualities and actions shall be requited with what is commensurate with their deeds. Their uneasy and painful sensation of thirst shall only be quenched with boiling water and they shall suffer the torment laid on the damned who grew daily more and more wicked, intentionally denying the truth and asserting falsehood.

Abdul Haleem

Leave to themselves those who take their religion for a mere game and distraction and are deceived by the life of this world, but continue to remind them with the [Quran], lest any soul be damned by what it has done- it will have no one to protect it from God and no one to intercede; whatever ransom it may offer will not be accepted. Such are those who are damned by their own actions: they will have boil-ing water to drink and a painful punishment, because they used to defy [God].

Abdullah Yusuf Ali

Leave alone those who take their religion to be mere play and amusement, and are deceived by the life of this world. But proclaim (to them) this (truth): that every soul delivers itself to ruin by its own acts: it will find for itself no protector or intercessor except Allah: if it offered every ransom, (or reparation), none will be accepted: such is (the end of) those who deliver themselves to ruin by their own acts: they will have for drink (only) boiling water, and for punishment, one most grievous: for they persisted in rejecting Allah.

Abul A'la Maududi

Leave alone those who have made a sport and a pastime of their religion and whom the life of the world has beguiled. But continue to admonish them (with the Qur'an) lest a man should be caught for what he has himself earned for there shall neither be any protector nor intercessor apart from Allah; and though he may offer any conceivable ransom it shall not be accepted from him, for such people have been caught for the deeds that they have themselves earned. Boiling water to drink and a painful chastisement to suffer for their unbelief is what awaits them.

Aisha Bewley

Say: ‘Are we to call on something besides Allah which can neither help nor harm us, and to turn on our heels after Allah has guided us, like someone the shaytans have lured away in the earth, leaving him confused and stupefied, despite the fact that he has companions calling him to guidance, saying, "Come with us!"?’ Say: ‘Allah's guidance, that is true guidance. We are commanded to submit as Muslims to the Lord of all the worlds,

Al-Hilali & Khan

And leave alone those who take their religion as play and amusement, and whom the life of this world has deceived. But remind (them) with it (the Qur’ân) lest a person be given up to destruction for that which he has earned, when he will find for himself no protector or intercessor besides Allâh, and even if he offers every ransom, it will not be accepted from him. Such are they who are given up to destruction because of that which they have earned. For them will be a drink of boiling water and a painful torment because they used to disbelieve.

Ali Quli Qarai

Leave alone those who take their religion for play and diversion and whom the life of this world has deceived, and admonish with it, lest any soul should perish because of what it has earned: It shall not have any guardian besides Allah, nor any intercessor; and though it should offer every kind of ransom, it shall not be accepted from it. They are the ones who perish because of what they have earned; they shall have boiling water for drink and a painful punishment because of what they used to defy.

Amatul Rahman Omar

And leave alone those who take their religion as a futile and frivolous thing causing diversion (from Allâh). Present life has beguiled them, therefore go on admonishing (such people) by means of this (Qur'ân) lest a soul should be consigned to perdition because of its misdeeds. There is no patron for it (-the soul) apart from Allâh, nor intercessor, and even if it may offer every compensation it will not be accepted from it. It is these who are destroyed for what they accomplished. There awaits them a drink of boiling water and a grievous punishment because they disbelieved.

Arthur John Arberry

Leave alone those who take their religion for a sport and a diversion, and whom the present life has deluded. Remind hereby, lest a soul should be given up to destruction for what it has earned; apart from God, it has no protector and no intercessor; though it offer any equivalent, it shall not be taken from it. Those are they who are given up to destruction for what they have earned; for them awaits a draught of boiling water and a painful chastisement, for that they were unbelievers.

Bijan Moeinian

Leave alone those who are so seriously involved in their worldly affairs that consider their religion as "another social function" [going to the church on Sunday (or Mosque on Friday) and once the service is over, taking "business is business" attitude. ] Let them know that their evil deeds destroy their souls. They will find none but God as their Lord and intercessor [on the Day of Judgment] and even if they can offer a huge ransom, it will not be accepted from them. Such people who have destroyed their souls with their wrongdoings have to drink boiling water and submit themselves to a painful punishment in account of their denial.

E. Henry Palmer

Leave those who have taken their religion for a play and a sport, whom this world's life hath deceived, and remind them thereby that a soul shall be given up for what it has earned; nor has it, beside God, patron or intercessor; and though it should compensate with the fullest compensation, it would not be accepted. Those who are given up for what they have gained, for them is a drink of boiling water, and grievous woe for that they have misbelieved.

Edip-Layth

Leave alone those who have taken their system as a game and diversion, and this worldly life has tempted them. Remind with it that a person will suffer for what s/he has earned, s/he will not have besides God any supporter nor intercessor; and even if s/he offers every ransom, none will be accepted from it. These are the ones who have suffered with what they have earned; for them will be a boiling drink, and a painful retribution for what they had rejected.

George Sale

And leave alone those who take their religion to be a sport and a pastime, and whom worldly life has beguiled. And admonish people thereby lest a soul be consigned to perdition for what it has earned. It shall have no helper nor intercessor beside Allah; and even if it offer every ransom it shall not be accepted from it. These are they who have been delivered over to destruction for their own acts. They will have a drink of boiling water and a grievous punishment, because they disbelieved.

Hamid S. Aziz

Leave alone (forsake, abandon) those who have taken their religion for a play (pastime) and a sport (jest, amusement), whom the life of the world has deceived, and remind them hereby lest a soul be destroyed by what it has earned. It has, beside Allah, no patron or intercessor; and though it should offer every compensation (or ransom) it will not be accepted. Those are they who perish by their own deserts. For them is (the similitude of) a drink of boiling water, and grievous woe because they persisted in their disbelief.

Mahmoud Ghali

And leave out the ones who have taken to themselves their religion for a plaything and a diversion, and whom the present (Literally: lowly life, i. e., the life of this world) life has deluded. And remind with it (i.e., with the true religion ( Islam) so that a self should not be discomfited for what it has earned. Apart from Allah, it has no patron or intercessor. And in case it has (performed) all (acts) of justice, (Literally: if it does Justice with all Justice) it will not be taken from it. Those are they who are discomfited for what they have earned; they will have a drink of scalding (water) and a painful torment for what they used to disbelieve.

Marmaduke Pickthall

And forsake those who take their religion for a pastime and a jest, and whom the life of the world beguileth. Remind (mankind) hereby lest a soul be destroyed by what it earneth. It hath beside Allah no protecting ally nor intercessor, and though it offer every compensation it will not be accepted from it. Those are they who perish by their own deserts. For them is drink of boiling water and a painful doom, because they disbelieved.

Mohamed Ahmed - Samira

Leave those alone who have made a sport and frolic of their faith, and have been seduced by the life of this world. Remind them hereby lest a man is doomed for what he has done. He will have none to help him, or intercede for him, other than God; and even if he offer all the ransoms they will not be accepted from him. They are those who will be destroyed by their own acts. There will be scalding water to drink for them and painful punishment, for they had disbelieved.

Muhammad Asad

And leave to themselves all those who, beguiled by the life of this world, have made play and passing delights their religion; but remind [them] herewith that [in the life to come] every human being shall be held in pledge for whatever wrong he has done, and shall have none to protect him from God, and none to intercede for him; and though he offer any conceivable ransom, it shall not be accepted from him. It is [people such as] these that shall be held in pledge for the wrong they have done; for them there is [in the life to come] a draught of burning despair and grievous suffering awaits them because of their persistent refusal to acknowledge the truth.

Mustafa Khattab

And leave those who take this[1] faith ˹of Islam˺ as mere play and amusement and are deluded by ˹their˺ worldly life. Yet remind them by this ˹Quran˺, so no one should be ruined for their misdeeds. They will have no protector or intercessor other than Allah. Even if they were to offer every ˹possible˺ ransom, none will be accepted from them. Those are the ones who will be ruined for their misdeeds. They will have a boiling drink and painful punishment for their disbelief.

Progressive Muslims

Leave alone those who have taken their system as fun and games, and this worldly life has tempted them. And remind with it that a soul will suffer for what it has earned, it will not have besides God any supporter nor intercessor; and even if it brings all justice, none will be accepted from it. These are the ones who have suffered with what they have earned; for them will be a boiling drink, and a painful retribution for what they had rejected.

Rashad Khalifa

You shall disregard those who take their religion in vain, as if it is a social function, and are totally absorbed in this worldly life. Remind with this (Quran), lest a soul may suffer the consequences of its evil earnings. It has none beside GOD as a Lord and Master, nor an intercessor. If it could offer any kind of ransom, it would not be accepted. They suffer the consequences of the evil works they earn; they have incurred hellish drinks, and a painful retribution because of their disbelief.

Sahih International

And leave those who take their religion as amusement and diversion and whom the worldly life has deluded. But remind with the Qur'an, lest a soul be given up to destruction for what it earned; it will have other than Allah no protector and no intercessor. And if it should offer every compensation, it would not be taken from it. Those are the ones who are given to destruction for what they have earned. For them will be a drink of scalding water and a painful punishment because they used to disbelieve.

Sam Gerrans

And leave thou those who take their doctrine as play and diversion, and whom the life of this world has deluded; and remind thou with it lest a soul be given up to destruction for what it earned; it has not, besides God, ally or intercessor. And though it offer in compensation every equivalence, it will not be accepted from it: those are they who are given up to destruction for what they earned; they have scalding water and a painful punishment for what they denied.

Shabbir Ahmed

Leave to themselves those who take their religion as nothing but pastime, amusement, games of ritual, and social partying; their life revolving around quick gains of the worldly life. But follow up with reminders with the Qur'an on appropriate occasions. Remind people lest a "Self" be ruined for its own actions. No "Self" has a protecting friend, master or intercessor against the Law of Allah even if it offered any conceivable ransom. Such is the end of those who land themselves into ruin with their own actions. For them is a draught of burning despair and a painful doom. They had kept denying the Truth.

Syed Vickar Ahamed

And leave (them) alone, those who take their religion to be mere play and joke, and (those who) are deceived by the life of this world. But remind (them) thereby: That every soul takes itself to ruin by its own actions: It will find for itself no protector or benefactor (or intercessor) except Allah: If it offered every ransom, (or gift), none will be accepted: Such is (the end of) those who take themselves to ruin by their own acts: They will have (only) boiling water to drink, and for punishment, one most painful because they continued to disbelieve.

Taqi Usmani

Avoid those who have taken their faith as fun and games. The worldly life has deceived them. Preach with it (the Qur’ān), lest one should be seized for what he did, in a way that he should have neither a helper besides Allah, nor an intercessor. Should he offer every (sort of) ransom, it will not be accepted from him. Those are the ones who are seized for what they themselves earned. For them there is a drink of boiling water, and a painful punishment, because they used to disbelieve.

The Monotheist Group

Leave alone those who have taken their system for play and distraction, and this worldly life has tempted them. And remind with it that a soul will suffer for what it has earned, it will not have besides God any supporter nor intercessor; and even if it brings all justice, none will be accepted from it. These are the ones who have suffered with what they have earned; for them will be a boiling drink, and a painful retribution for what they had rejected.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 70. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 70. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 70. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩