En'âm suresi

En'âm suresi, 25. ayet

En'âm suresi, 25. ayet. وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ وَجَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا وَإِن يَرَوْا۟ كُلَّ ءَايَةٍ لَّا يُؤْمِنُوا۟ بِهَا حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوكَ يُجَٰدِلُونَكَ يَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِنْ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

veminhüm mey yestemi`u ileyk. vece`alnâ `alâ ḳulûbihim ekinneten ey yefḳahûhü vefî âẕânihim vaḳrâ. veiy yerav külle âyetil lâ yü'minû bihâ. ḥattâ iẕâ câûke yücâdilûneke yeḳûlü-lleẕîne keferû in hâẕâ illâ esâṭîru-l'evvelîn.

Diyanet İşleri

İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkar edenler, "Bu (Kur'an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil" derler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 22–28 · surenin 25. ayeti / 165

Konu Mahşerdeki itiraflar; dünya hayatı oyun ve eğlencedir En'âm 21–32 3

  1. En'âm 22

    Onları tümüyle (mahşere) toplayıp da Allah'a ortak koşanlara, "Nerede, ilah olduklarını iddia ettiğiniz ortaklarınız?" diyeceğimiz günü hatırla.

  2. En'âm 23

    Sonunda onların manevraları, "Rabbimiz Allah'a andolsun ki biz (O'na) ortak koşanlar değildik" demelerinden başka bir şey olmayacaktır.

  3. En'âm 24

    Bak, kendilerine karşı nasıl yalan söylediler ve iftira edip durdukları şeyler (uydurma ilahları) onları nasıl yüzüstü bırakıp kayboluverdi?

  4. 25

    İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her türlü mucizeyi görseler de onlara inanmazlar. Hatta tartışmak üzere sana geldiklerinde inkar edenler, "Bu (Kur'an) evvelkilerin masallarından başka bir şey değil" derler.

  5. En'âm 26

    Onlar başkalarını ondan (Kur'an'dan) alıkoyarlar, hem de kendileri ondan uzak kalırlar. Onlar farkına varmaksızın, ancak kendilerini helak ediyorlar.

  6. En'âm 27

    Ateşin karşısında durdurulup da, "Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve mü'minlerden olsak" dedikleri vakit (hallerini) bir görsen!

  7. En'âm 28

    Hayır, (bu yakınmaları) daha önce gizlemekte oldukları şeyler onlara göründü (de ondan). Eğer çevrilselerdi, elbette kendilerine yasaklanan şeylere yine döneceklerdi. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

25. Yani kimi zaman şu müşriklerden bazıları bazı nedenlerden dolayı senin söylediklerini dinleyelebilir. Ancak onların seni dinlemeleri hakka yönelmek, hakka tabi olmak maksadı ile değildir. Onlar hayrı elde etmek istemeyince bu dinlemelerinden de yararlanamazlar. “Kalplerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyduk.” Yani Allah’ın kelamını anlayamasınlar diye kalplerini örtülerle örttük. Böylelikle Yüce Allah bu gibi kimselere karşı kelamını korumuştur. Kulaklarına da sağırlık vermiştir, böylelikle kendilerine fayda sağlayacak sözleri işitemezler.

“Onlar her bir âyeti görseler de ona iman etmezler.” Bu ise zulüm ve inadın en ileri derecesidir. Çünkü onlar hakka açıkça delil olan apaçık âyet ve belgelere itaat ile boyun eğmezler. Onları doğrulamazlar. Aksine hakkı çürütmek amacıyla da batılı ileri sürerek tartışmaya koyulurlar: “Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar da o kâfirler: Bu eskilerin efsanelerinden başka bir şey değildir, derler.” Yani senin bu söylediklerin öncekilerin yazılı sahifelerinden alınmıştır. Allah’tan da gelmiş değildir, peygamberlerinden de. Bu sözleri, küfürlerinden kaynaklanmaktadır. Yoksa geçmişlerin ve geleceklerin haberlerini, peygamber ve rasûllerin getirdikleri gerçekleri ihtiva eden, hakkı ve mutlak adaleti her yönü ile ortaya koyan bu kitap, nasıl öncekilerin efsaneleri olabilir?

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Kurân'ı okuduğun zaman müşriklerin içerisinden sana kulak verip dinleyenler vardır. Fakat dinlediklerinden faydalanmazlar. Çünkü biz kalpleri üzerine perdeler koyduk ki inatları ve yüz çevirmelerinden dolayı Kur'an'ı anlamasınlar ve kulaklarına da faydalı olanı duymamaları için ağırlık koymuşuzdur. Her ne kadar hakkı gösteren apaçık deliller ve net kanıtlar görseler bile ona iman etmezler. Hatta sana geldiklerinde batıl ile hakkı tartışarak şöyle derler: Senin bu getirdiğin geçmişlerin kitaplarındaki alıntılardan başka bir şey değildir.

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمِنْهُم ve minhum içlerinden vardır
  2. مَّن men kimseler
  3. يَسْتَمِعُ yestemiu dinleyen kök: سمع
  4. إِلَيْكَ ۖ ileyke seni
  5. وَجَعَلْنَا vecealna fakat biz koyduk kök: جعل
  6. عَلَىٰ ala üstüne
  7. قُلُوبِهِمْ kulubihim kalblerinin kök: قلب
  8. أَكِنَّةً ekinneten perdeler kök: كنن
  9. أَن en
  10. يَفْقَهُوهُ yefkahuhu onu anlamalarına engel kök: فقه
  11. وَفِىٓ ve fi ve içine
  12. ءَاذَانِهِمْ azanihim kulaklarının kök: اذن
  13. وَقْرًۭا ۚ vekran ağırlık kök: وقر
  14. وَإِن ve in ve eğer
  15. يَرَوْا۟ yerav görseler de kök: راي
  16. كُلَّ kulle her kök: كلل
  17. ءَايَةٍۢ ayetin mu'cizeyi kök: ايي
  18. لَّا la asla
  19. يُؤْمِنُوا۟ yu'minu inanmazlar kök: امن
  20. بِهَا ۚ biha ona
  21. حَتَّىٰٓ hatta hatta
  22. إِذَا iza zaman
  23. جَآءُوكَ ca'uke sana geldikleri kök: جيا
  24. يُجَـٰدِلُونَكَ yucadiluneke seninle tartışırlar kök: جدل
  25. يَقُولُ yekulu derler kök: قول
  26. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  27. كَفَرُوٓا۟ keferu inkar eden(ler) kök: كفر
  28. إِنْ in
  29. هَـٰذَآ haza bu
  30. إِلَّآ illa başka değildir
  31. أَسَـٰطِيرُ esatiru masallarından kök: سطر
  32. ٱلْأَوَّلِينَ l-evveline eskilerin kök: اول

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وقر (9 geçiş) · Aynı kök: كنن (12 geçiş) · Aynı kök: فقه (20 geçiş)

    Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın…

  • Aynı kök: وقر (9 geçiş) · Aynı kök: كنن (12 geçiş) · Aynı kök: فقه (20 geçiş)

    Kim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları…

  • Aynı kök: وقر (9 geçiş) · Aynı kök: كنن (12 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş)

    Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir…

  • Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Aynı kök: اذن (102 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…

  • Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

  • Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Bir sure indirildi mi, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından…

  • Aynı kök: جدل (29 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Allah'ın ayetleri hakkında inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. Onların şehirlerde gezip dolaşmaları seni aldatmasın.

  • Aynı kök: جدل (29 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Onlar kendilerine gelmiş hiçbir delil olmaksızın, Allah'ın ayetleri hakkında tartışan kimselerdir. Bu ise Allah katında ve iman edenler katında büyük…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlardan seni dinleyenler de vardır. (İnkâra şartlanmış oldukları için) onu (Kur'an'ı) anlamaları konusunda kalplerine perdeler ve kulaklarına bir (s)ağırlık veririz. (Çünkü) onlar, her bir delili görseler de onlara iman etmezler. dipnot 1 Hatta o kâfir olanlar sana geldiklerinde "Bu (Kur'an), öncekilerin masallarından başka bir şey değildir!" diyerek seninle tartışırlar.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:109, 111; A‘râf 7:146; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; İsrâ 17:93; Şu‘arâ 26:199; Sebe' 34:31.

Mustafa İslamoğlu

Onlar arasında öyleleri var ki, sana kulak verir(miş gibi yapar). Fakat kalplerinin üzerine, onları hakikati kavramaktan aciz bırakan örtüler yerleştirdik, kulaklarına da kurşun. Ve hakikatin bütün belgelerini görseler dahi artık iman etmezler. Öyle ki, tartışmak için sana geldiklerinde inkara saplanmış olanlar derler ki: "Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir."

Muhammed Esed

Onlar arasında öyleleri var ki (ey Peygamber) seni dinler (görünür)ler: Ama kalplerinin üstüne, onları hakikati kavramaktan alıkoyan perdeler yerleştirdik, kulaklarına da sağırlık. Ve (hakikatin) bütün işaretleri(ni) görselerdi yine de ona inanmazlardı; o kadar ki, onlar tartışmak için sana geldiklerinde, hakikati inkara şartlanmış olanlar, "Bu, eski zamanların masallarından başka bir şey değil!" derler.

Ahmed Hulusi

Onlardan seni duyanlar vardır. . . Fakat biz, O'nu algılamalarına engel olması için kalplerinin (şuurlarının - anlayışlarının) üstüne perdeler, kulaklarının içine de (anlayışlarına) ağırlık koyduk! Ne kadar delil görseler yine de iman etmezler. . . Üstelik sana geldiklerinde seninle tartışan o hakikat inkarcıları şöyle derler: "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değil!"

Ali Bulaç

Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa biz, onu kavrayıp anlamalarına (bir engel olarak) kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık. Onlar, hangi 'apaçık-belgeyi' görseler, yine ona inanmazlar. Öyle ki, o inkar etmekte olanlar, sana geldiklerinde, seninle tartışmaya girerek: "Bu, öncekilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir" derler.

Ali Özek ve heyeti

Onlardan seni (okuduğun Kur'an'ı) dinleyenler de vardır. Fakat onu anlamalarına engel olmak için kalplerinin üstüne perdeler, kulaklarına da ağırlık verdik. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile yine de ona inanmazlar. Hatta o kâfirler sana geldiklerinde: «Bu Kur'an eskilerin masallarından başka bir şey değildir» diyerek seninle tartışırlar.

Ali Rıza Safa

Onların arasında, seni dinleyenler de vardır. Ama Onu anlamamaları için, yüreklerine örtü ve kulaklarına ağırlık koyduk. Her türlü mucizeyi görseler de Ona inanmazlar. Öyle ki, seninle tartışmak için geldiklerinde, nankörlük edenler, şöyle derler: "Öncekilerin söylencelerinden başka bir şey değil bu!"

Bayraktar Bayraklı

İçlerinden seni dinleyenler vardır; fakat biz onu anlamalarına engel olmak için kalplerinin üstüne kılıflar, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar her mucizeyi görseler de yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde, seninle tartışırlar. O kafirler, "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" derler.

Edip Yüksel

Onların bir kısmı seni dinler. Fakat, kalpleri üzerine anlamalarına engel olacak örtüler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Her bir mucizeyi görseler de onu onaylamazlar. Bundan ötürü sana geldiklerinde seninle tartışır ve inkarcılar, "Bu ancak bir efsanedir" der. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Hadis ve Sünneti Kuran'a eş koşanlar, 19 mucizesini "Efsane" diye tanımlayarak bu ayetin kapsamına girmişlerdir. Bu mucizeyi inkar ettiklerini ifade edebilecek başka bir kelime mi bulamadılar? * Allah, ikiyüzlüleri işte böyle ele verir (47:29).

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onların bir kısmı seni dinler. Fakat, kalpleri üzerine anlamalarına engel olacak örtüler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Her bir mucizeyi görseler de ona inanmazlar. Bundan ötürü sana geldiklerinde seninle tartışır ve inkarcılar, 'Bu ancak bir efsanedir,' der.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İçlerinden bazıları da seni Kur'an okurken dinlerler, fakat Biz, kalplerine onu zevkiyle anlamalarına engel kabuklar geçirmişizdir. Kulaklarında da bir ağırlık vardır. Bütün mucizeleri görseler de iman etmezler. Hatta sana geldiklerinde, seninle tartışmaya kalkışarak, o hak tanımaz kafirler: "Bu, eskilerin masallarından başka birşey değildir." derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

İçlerinden kimi de vardır seni Kur'an okurken dinler fakat biz onların kalblerine onu zevkıyle anlamalarına mani' kabuklar geçirmişizdir, kulaklarında da bir ağırlık vardır, her mu'cizeyi görseler de iyman etmezler, hatta sana geldiklerinde seninle cidal yapmağa kalkışarak der ki o hak tanımaz kafirler: "bu, eskilerin esatırinden başka bir şey değil"

Erhan Aktaş

Onlardan seni dinleyenler dipnot 1 vardır; oysa onu anlamalarına engel olmak için kalplerine perde, kulaklarına ağırlık koyduk. dipnot 2 Onlar her türlü ayeti dipnot 3 görseler de yine de ona inanmazlar. Kafirler sana geldiklerinde, "Bunlar ancak geçmişin masallarıdır." diye seninle tartışırlar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dinliyormuş gibi yapan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Küfürde kalmaya israr etmeleri ve bunu kararlılıkla sürdürmeleri nedeniyle.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gösterge, kanıt.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlardan seni dinleyenler dipnot 1 vardır; oysa onu anlamalarına engel olmak için kalplerine perde, kulaklarına ağırlık koyduk. dipnot 2 Onlar her türlü ayeti dipnot 3 görseler de yine de ona iman etmezler. Kafirler sana geldiklerinde, "Bunlar ancak geçmişin masallarıdır." diye seninle tartışırlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dinliyormuş gibi yapan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Küfürde kalmaya israr etmeleri ve bunu kararlılıkla sürdürmeleri nedeniyle.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gösterge, kanıt.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlardan seni dinleyenler dipnot 1 vardır; oysa onların kalplerine perde, kulaklarına ağırlık koyduk. dipnot 2 Onlar her türlü ayeti dipnot 3 görseler de yine de ona iman etmezler. Gerçeği yalanlayan nankörler sana geldiklerinde, "Bunlar ancak geçmişin masallarıdır." diye seninle tartışırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dinliyormuş gibi yapan.
  2. metne dön, dipnot 2
    Küfürde kalmaya inat etmeleri ve bunu kararlılıkla sürdürmeleri nedeniyle.
  3. metne dön, dipnot 3
    Gösterge, kanıt.

Gültekin Onan

Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa biz onu kavramalarına (yefkahuhü) (bir engel olarak) kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık kıldık. Onlar, hangi ayeti görseler, yine ona inanmazlar. Öyle ki, o küfredenler sana geldiklerinde, seninle tartışmaya girerek: "Bu, öncekilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir" derler.

Hasan Basri Çantay

İçlerinden sana kulak verib de (okuduğun Kur'anı) dinleyenler vardır. Halbuki biz, onu iyice anlayabilmelerine mani olmak için yüreklerinin üstüne perdeler, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar (istedikleri) her mu'cizeyi görseler yine ona inanmazlar. Hatta o küfredenler sana geldikleri zaman seninle çekişmiye kalkışarak: "Bu (Kur'an), eskilerin masallarından başka (bir şey) değildir der (ler).

İbni Kesir

İçlerinden seni dinleyenler vardır. Halbuki Biz, onu anlarlar diye, kalblerine örtüler, kulaklarına da ağrılık koyduk. Onlar her ayeti görseler de yine inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde, seninle çekişirler. O küfredenler derler ki; Bu, eskilerin masallarından başka birşey değildir.

Mehmet Alagaş

(22-32) O gün hepsini toplayacağız, ortak koşanlara diyeceğiz ki nerede ortak koştuğunuzu iddia ettikleriniz? Sonra da onları ayrıştırıcı sınama konusu /fitne konusu yapmadık (Bir tarafta Allah diğer tarafta bunlar , hadi seçin bakalım demedik, bunlar Allah'ın bir tür alternatifi değildi ki) onlar Rabbimiz ancak Allah’tır dediler, biz ortak koşanlar değildik dediler (Peki siz değilseniz kim ortak koştu?) b ak, kendilerine nasıl da yalan söylüyorlar, iftira e ttikleri de onlardan saptı . Onlardan seni kim dinliyor ise biz onların kalplerine onu anlamamaları için siper yaptık, kulaklarına da tıpa. Her bir ayeti görseler dahi ona inanmazlar ve dahi sana geldiklerinde senle de mücadele ederler / cedelleşirler. Örtbas edenler / yok sayan kimseler / kafirler bu sadece evvelkilerin masallarıdır diyorlar. Ondan uzaklaştırıyorlar, kendileri de ondan uzak duruyorlar, böylece sadece kendilerini yok ediyorlar, bilincinde de / şuurunda da değiller , ateşe vakıf oldukları nda / ateş başında dikeldiklerinde hele onları bir görsen, derler ki yazıklar olsun bize ret edilirsek / geri döndürülürsek Rabbimizin ayetlerini yalanlamayalım ve iman edenlerden olalım, önceden gizledikleri nedir ortaya çıktı / belirdi, eğer ki tekrar döndürülseler yasaklanmış oldukları şeylerde yine döneklik ederlerdi /Âd ederlerdi. Onlar kesinlikle yalancıdır, yine derlerdi ki sadece dünya hayatımız var ve biz yeniden diriltilmeyeceğiz. Rablerinde dikeldiklerinde / vâkıf olduklarında onları bir görsen? Der ki bu gerçek değil mi? derler ki evet ve Rabbimi de gerçek. Yok saymanızdan / örtbas etmenizden dolayı azabı tadın der . Allah’la buluşmayı yalanlayanlar hasara uğradılar, saat onlara ansızın / birden geldiğinde oradaki (yapmayıp) eksik bıraktıklarımız nedeniyle p işmanlık bize dediler. Onlar sırtlarında yüklerini taşıyorlar, ne kötü şey yükleniyorlar, dünya hayatı oyun ve eğlence den başka bir şey değildir, Ahiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır, akletmez misiniz?

Rowwad Tercüme Merkezi

İçlerinden sana kulak verenler vardır. Halbuki Biz, onu anlayamasınlar diye kalblerine perdeler, kulaklarına ağırlık koyduk. Her türlü ayeti/mucizeyi görseler de ona yine iman etmezler. Hatta sana gelseler seninle mücadele ederler. O kâfirler: “Bu (Kur’ân), eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” derler.

Süleyman Ateş

İçlerinden seni dinleyenler vardır; fakat biz onu anlamalarına engel olmak için kalblerinin üstüne kılıflar, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. (Onlar) her mu'cizeyi görseler de yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle tartışırlar; o kafirler: "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir" derler.

Süleymaniye Vakfı

Bunlardan seni dinleyenler olur; ama (sanki) anlamasınlar diye kalplerinin üzerinde kat kat örtüler oluşturmuşuz, kulaklarında da tıkaç var dipnot 1 . Bütün ayetleri görseler inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle çekişirler. Ayetleri görmezlikte direnen bu kimseler: "Bu, öncekilerin yazılarından dipnot 2 başka bir şey değil ki!" derler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kafirlerin ön yargıları, istiare-i temsiliyye /alegori ile canlandırılmıştır (Tefsir'ul-menar). İstiarede benzetme edatı gizlenir. Buradaki mecaz gerçek sanıldığı için benzetme edatı, tarafımızdan "sanki" sözüyle açığa çıkarılmıştır (Yasin 36/8-10, Lokman 31/6-7, Casiye 45/6-7). "Sanki" edatı yazılmazsa bazı insanlar, Allah'ın kafirlere, tövbe kapısını kapattığını ve özgürce karar almalarını engellediğini sanacaklardır (Nisa 4/18). Oysa tövbe edildiği yani yanlıştan dönüldüğü takdirde (Bakara 2/160) affedilmeyecek bir günah yoktur (Zümer 39/53). Ayetleri görmezlikte direnenler, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini gereği gibi kullanmaz; gerçekleri görmek, duymak ve anlamak istemezler (Fussilet 41/5). Sanki Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerine de perde çekmiş gibi davranırlar. Ayrıca Allah, kafirleri, en'ama yani koyun, keçi, sığır ve deveye benzetmiştir. Bunun sebebi de kalplerini, kulaklarını ve gözlerini bir insan gibi kullanmamalarıdır (A'raf 7/179, Furkan 25/43-44). Ayrıca bakınız: Nisa 4/155, Maide 5/13, En'am 6/46, Araf 7/100-101, Tevbe 9/87,93, Yunus 10/74, Nahl 16/106-108, Rum 30/58-59, Mümin 40/35, Casiye 45/23, Muhammed 47/16, Saf 61/5, Münafikun 63/3, Mutaffifin 83/14.
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette geçen esatir (أَسَاطِيرُ) kelimesi, "bir şeye hiza vermek, saf tutturmak" anlamına gelen satr (سطر) kökünden türemiş olan usture (اسطورة) kelimesinin çoğuludur (Müfredat). Satara (سَطَرَ) fiilinin "yazı yazmak" anlamına gelmesi, harflerin hizaya sokulması, anlamlı bir şekilde sıralanması sebebiyledir. Dokuz yerde geçen esatiru'l-evvelin (أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ) ifadesi, Kur'an'da anlatılanların yeni olmadığını, önceki ilahi kitaplarda, diğer kitaplarda, yazıtlarda ya da anlatılarda zaten var olduğunu belirtmek için ayetleri görmezden gelenler tarafından kullanılan alaycı bir ifadedir. Bunu söyleyerek Kur'an'ın önceki ilahi kitapları tasdik etmesini de istismar etmişlerdir (Enfal 8/31, Nahl 16/24, Mü'minun 23/83, Furkan 25/5, Neml 27/68, Ahkaf 46/17, Kalem 68/15, Mutaffifin 83/13).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunların içinde seni dinleyenler vardır ama Kur'an'a yaklaşım biçimlerini kalpleri üzerinde örtülere ve kulaklarında ağırlığa dönüştürmüş oluruz dipnot 1 . Bütün delilleri (ayetleri) görseler inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde seninle çekişirler. Ayetleri görmezlikten gelen o kimseler derler ki "Bunlar, olsa olsa eskilerin masallarıdır."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an duygusallıkla kavranmaz, bu sebeple bütün vurgular insan aklına yapılmaktadır.

Şaban Britch

İçlerinden sana kulak verenler vardır. Biz onların kalpleri üzerine, anlamamaları için örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Her türlü ayeti/mucizeyi görseler de ona yine iman etmezler. Seninle tartışmak için sana geldiklerinde, o küfredenler derler ki: Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.

Şaban Piriş

İçlerinden seni dinleyenler vardır. Biz onların kalpleri üzerine, anlamamaları için örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Her mucizeyi görseler de ona yine inanmazlar. Seninle tartışmak için sana geldiklerinde, o küfredenler derler ki: - Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

İçlerinden sana kulak verenler vardır; ama biz onu gereğince anlamamaları için kalplerine kılıflar geçirmiş, kulaklarına bir ağırlık koymuşuzdur. Tüm mucizeleri görseler de onlara inanmazlar. Nihayet sana gelip seninle çekişerek söyle derler küfre sapanlar: "Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And among them are some who listen to your discourse on practical divinity and to the Quran when you recite it, not to profit by it but to pick holes in it and be able to tell their evil minds. The fact is that We have closed their hearts’ ears and deafened their ears to reason. They just would not apprehend with their senses any revelation or any sign no matter how convincing to the mind they be. And when they come to you O Muhammad they do not humble themselves but in arrogance they are more ready to argue than to obey. Vested with infidelity, they interpret their thoughts in words: "This is nothing", they say, "but fables of old".

Abdul Haleem

Among them are some who [appear to] listen to you, but we have placed covers over their hearts- so they do not understand the Quran- and deafness in their ears. Even if they saw every sign they would not believe in them. So, when they come to you, they argue with you: the disbelievers say, ‘These are nothing but ancient fables,’

Abdullah Yusuf Ali

Of them there are some who (pretend to) listen to thee; but We have thrown veils on their hearts, So they understand it not, and deafness in their ears; if they saw every one of the signs, not they will believe in them; in so much that when they come to thee, they (but) dispute with thee; the Unbelievers say: "These are nothing but tales of the ancients."

Abul A'la Maududi

And of them there are some who appear to pay heed to you, but upon their hearts We have laid coverings so they understand it not; and in their ears, heaviness (so they hear not). dipnot 1 Even if they were to witness every sign, they would still not believe in it so much so that when they come to you, they dispute with you, those who disbelieve contend: 'This is nothing but fables of the ancient times.' dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It is noteworthy that God attributes to Himself all that happens in the world as a result of the laws of nature. Since these laws were made by God Himself, the effects which result from their operation are also ultimately due to the will and permission of God. The refusal on the part of unbelievers to heed the call of the Truth even when it is clear and audible stems from their obstinacy, prejudice, mental rigidity and inertia. It is a law of nature that when a man is not prepared to rise above prejudice in his quest for the Truth, his heart closes to every truth which is opposed to his desires. We can describe this condition by saying that the heart of that person has become sealed and when God describes it He does so by saying that He had sealed the heart of the person concerned. The explanation of this Paradox is that whereas we describe merely an incident, God describes its ultimate cause.
  2. metne dön, dipnot 2
    Whenever ignorant people are called to the Truth they are liable to say that there is nothing novel about it, that it is merely a repetition of things that have come down from the past, as if in their view every truth must be new, and whatever is old must of necessity be false, although Truth has always been one and the same and will remain so. All those who have come forward to lead people in the light of God-given knowledge have been preaching one and the same Truth from time immemorial, and all those who will benefit from this valuable source of human knowledge in the future are bound to repeat the same old truths. Novelties can be invented only by those who, being bereft of the light of Divine guidance, are incapable of perceiving the eternal Truth, preferring to weave altogether new ideas out of their imagination and to put them forward as truth.

Aisha Bewley

Some of them listen to you but We have placed covers on their hearts, preventing them from understanding it, and heaviness in their ears. Though they see every Sign, they still have no iman, so that when they come to you, disputing with you, those who are kafir say, ‘This is nothing but the myths of previous peoples!’

Al-Hilali & Khan

And of them there are some who listen to you; but We have set veils on their hearts, so they understand it not, and deafness in their ears; and even if they see every one of the Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) they will not believe therein; to the point that when they come to you to argue with you, the disbelievers say: "These are nothing but tales of the men of old."

Ali Quli Qarai

There are some of them who prick up their ears at you, but We have cast veils on their hearts lest they should understand it, and a deafness into their ears; and though they should see every sign, they will not believe in it. When they come to you, to dispute with you, the faithless say, ‘These are nothing but myths of the ancients.’

Amatul Rahman Omar

Some of these (disbelievers pretend to) listen to you but We have put veils over their hearts (due to their own hard-heartedness) that they do not understand and there is heaviness in their ears (to listen to the truth). Even if they see every sign (of Ours), they would not believe therein: (their hard-heartedness has reached) such an extent that when they come to you, they dispute with you. Those who disbelieve say, `This (Qur'ân) is nothing but fables of the ancients.'

Arthur John Arberry

And some of them there are that listen to thee, and We lay veils upon their hearts lest they understand it, and in their ears heaviness; and if they see any sign whatever, they do not believe in it, so that when they come to thee they dispute with thee, the unbelievers saying, 'This is naught but the fairy-tales of the ancient ones. '

Bijan Moeinian

Among them there are the ones who come to you pretending that they are listening; but [in account of their unforgivable sins] I have already made them blind and deaf to the truth. As they cannot understand it, their only "natural" response will be: "These versus are nothing than mythological stories of the past."

E. Henry Palmer

And they are some who listen unto thee, but we have placed a veil upon their hearts lest they should understand it, and in their ears is dullness of hearing; and though they saw each sign they would not believe therein; until when they come to thee to wrangle with thee, the unbelievers say, 'These are but old folks' tales. '

Edip-Layth

Among them are those who listen to you; and We have made covers over their hearts to prevent them from understanding it, and deafness in their ears; and if they see every sign they will not acknowledge; even when they come to you they argue, those who reject say, "This is nothing but the tales from the past!"

George Sale

And among them are some who give ear to thee; but We have put veils on their hearts, that they should not understand, and deafness in their ears. And even if they see every Sign, they would not believe therein, so much so that when they come to thee, disputing with thee, those who disbelieve say, 'This is nothing but fables of the ancients.'

Hamid S. Aziz

And among them are some who listen unto you, but We have placed a veil upon their heart lest they should understand it, and in their ears is deafness; and though they saw each sign they would not believe therein, to the point that when they come to you to argue with you, the unbelievers say, "These are but old folks' tales. "

Mahmoud Ghali

And among them are they who listen to you, and We set (Literally: make) upon their hearts lids, (so) they do not comprehend it, and in their ears obstruction; and in case they see every sign, they do not believe in it, until (the time) when they come to you, they dispute with you. The ones who have disbelieved say, "Decidedly this is nothing except the myths of the earliest (peoples)."

Marmaduke Pickthall

Of them are some who listen unto thee, but We have placed upon their hearts veils, lest they should understand, and in their ears a deafness. If they saw every token they would not believe therein; to the point that, when they come unto thee to argue with thee, the disbelievers say: This is naught else than fables of the men of old.

Mohamed Ahmed - Samira

There are some among them who listen to you; but We have put a covering on their hearts so that they fail to understand it, and a deafness appears in their ears. Even if they saw all the signs they would not believe in them; and even when they come to you to dispute with you, the unbelievers say: "This is nothing but fables of antiquity."

Muhammad Asad

And there are among them such as [seem to] listen to thee [O Prophet]: but over their hearts We have laid veils which prevent them from grasping the truth, and into their ears, deafness. And were they to see every sign [of the truth], they would still not believe in it-so much so that when they come unto thee to contend with thee, those who are bent on denying the truth say, "This is nothing but fables of ancient times!"

Mustafa Khattab

There are some of them who ˹pretend to˺ listen to your recitation ˹of the Quran˺, but We have cast veils over their hearts—leaving them unable to comprehend it—and deafness in their ears. Even if they were to see every sign, they still would not believe in them. The disbelievers would ˹even˺ come to argue with you, saying, "This ˹Quran˺ is nothing but ancient fables!"

Progressive Muslims

And from them are those who listen to you; and We have made covers over their hearts to prevent them from understanding it, and a deafness in their ears; and if they see every sign they will not believe; even when they come to you they argue, those who reject Say: "This is nothing but the tales from the past!"

Rashad Khalifa

Some of them listen to you, but we place veils on their hearts to prevent them from understanding, and deafness in their ears. Thus, no matter what kind of proof they see, they cannot believe. Thus, when they come to argue with you, the disbelievers say, "These are tales from the past."

Sahih International

And among them are those who listen to you, but We have placed over their hearts coverings, lest they understand it, and in their ears deafness. And if they should see every sign, they will not believe in it. Even when they come to you arguing with you, those who disbelieve say, "This is not but legends of the former peoples."

Sam Gerrans

And among them are some who listen to thee, but We have placed upon their hearts coverings lest they should understand it, and in their ears deafness; and if they see every proof, they will not believe in it. When they have come to thee, they argue against thee, those who ignore warning, saying: “This is only legends of the former peoples.”

Shabbir Ahmed

Some of them pretend to listen to you, but Our Law has already veiled their hearts from understanding and caused deafness in their ears. Blind followers fail to believe even when they see all kinds of proofs. When they come to argue with you, they say about the Qur'an, "These are stories of the bygones."

Syed Vickar Ahamed

And among them there are some who (pretend) to listen to you; But We have thrown veils over their hearts, so they do not understand it, and deafness in their ears; And even if they saw any of the Signs, they will not believe in it; However, when they come to you, they will only dispute with you; The disbelievers say: "These are nothing but (fairy) tales from the ancient ones. "

Taqi Usmani

There are those among them who (apparently) listen to you, but We have put coverings on their hearts, so that they do not understand, and heaviness in their ears. If they were to see all the signs, they would still not believe in them, so much so that, when they come to quarrel with you, the disbelievers say (of the Qur’ān), "It is nothing but tales of the ancients."

The Monotheist Group

And from them are those who listen to you; and We have made covers over their hearts to prevent them from understanding it, and a deafness in their ears; and if they see every sign they will not believe; even when they come to you they argue, those who reject say: "This is nothing except fictional tales of old!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 25. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 25. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 25. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩