En'âm suresi

En'âm suresi, 39. ayet

En'âm suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا صُمٌّ وَبُكْمٌ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ مَن يَشَإِ ٱللَّهُ يُضْلِلْهُ وَمَن يَشَأْ يَجْعَلْهُ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

velleẕîne keẕẕebû biâyâtinâ ṣummüv vebükmün fi-żżulümât. mey yeşei-llâhü yuḍlilh. vemey yeşe' yec`alhü `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Diyanet İşleri

Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır. Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 36–42 · surenin 39. ayeti / 165
  1. En'âm 36

    (Davete), ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Sonra da hepsi O'na döndürülürler.

  2. En'âm 37

    Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!" (Ey Muhammed!) De ki: "Şüphesiz Allah'ın, bir mucize indirmeğe gücü yeter. Fakat onların çoğu bilmiyor."

  3. En'âm 38

    Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler.

  4. 39

    Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır. Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar.

  5. En'âm 40

    (Ey Muhammed!) De ki: "Söyleyin bakalım. Acaba size Allah'ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah'tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz (haydi onları yardıma çağırın).

  6. En'âm 41

    Hayır! (Bu durumda) yalnız O'na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah'a ortak koştuklarınızı unutursunuz.

  7. En'âm 42

    Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

39. Bu buyruk, Allah’ın âyetlerini ve O’nun peygamberlerini yalanlayanların halini beyan etmekte, kendi kendilerine hidâyet kapısını kapatmış olduklarını ve helâke götüren kapıyı açtıklarını açıklamaktadır. Onlar hakkı işitmekten yana “sağır”, hakkı ifade etmekten yana da “dilsiz kimselerdir”, konuşurlarsa ancak batıl konuşurlar. Üstelik “karanlıklarda kalmış” kimselerdirler. Yani cahilliğin, küfrün, zulmün, inadın ve günahların karanlıklarına gömülmüşlerdir. Bu da Yüce Allah’ın onları saptırmasına dahildir. Çünkü “Allah dilediğini saptırır, dilediğini de dosdoğru yol üzerinde tutar.” Lütuf ve hikmetinin gereğine göre hidâyete ileten ve dalâlette bırakan yalnızca O’dur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ayetlerimizi yalanlayanlar; duymayan sağırlar, konuşamayan dilsizler gibidir. Bununla birlikte onlar karanlıkta da göremezler. Bu halde olan hiç hidayet bulabilir mi? Allah insanlardan kimleri saptırmak isterse saptırır ve kimlere hidayet etmek isterse de onları hiçbir eğriliği olmayan dosdoğru yola yönelterek hidayet üzerine kılar.

Kelimeler

17 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱلَّذِينَ vellezine kimseler
  2. كَذَّبُوا۟ kezzebu yalanlayan(lar) kök: كذب
  3. بِـَٔايَـٰتِنَا biayatina bizim ayetlerimizi kök: ايي
  4. صُمٌّۭ summun sağırdırlar kök: صمم
  5. وَبُكْمٌۭ ve bukmun ve dilsizdirler kök: بكم
  6. فِى fi içinde
  7. ٱلظُّلُمَـٰتِ ۗ z-zulumati karanlıklar kök: ظلم
  8. مَن men kimseyi
  9. يَشَإِ yeşei dilediği kök: شيا
  10. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  11. يُضْلِلْهُ yudlilhu şaşırtır kök: ضلل
  12. وَمَن ve men ve kimseyi de
  13. يَشَأْ yeşe' dilediği kök: شيا
  14. يَجْعَلْهُ yec'alhu koyar kök: جعل
  15. عَلَىٰ ala üzerine
  16. صِرَٰطٍۢ siratin yol kök: صرط
  17. مُّسْتَقِيمٍۢ mustekimin doğru kök: قوم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بكم (6 geçiş) · Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet…

  • Aynı kök: بكم (6 geçiş) · Aynı kök: صمم (15 geçiş)

    Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  • Aynı kök: بكم (6 geçiş) · Aynı kök: صمم (15 geçiş)

    İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…

  • Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?

  • Aynı kök: صرط (45 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Aynı kök: صمم (15 geçiş)

    (Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra…

  • Aynı kök: صمم (15 geçiş)

    Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?

  • Aynı kök: صرط (45 geçiş)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. dipnot 1 Allah dilediğini (layık olanı) saptırır; dilediğini (layık olanı) da doğru yola ulaştırır. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Bakara 2:18, 171; Hûd 11:24.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesaj: A‘râf 7:155. Bu ayet imanın bir "alın yazısı" olmayıp irade ile tercihin sonucu olduğu gerçeğine aykırı değildir. Çünkü Yüce Allah'ın müdahalesi dileyene ve dilediğine yani layık olanadır. Zaten ayetin ilk kısmında, ayetleri yalanlayan ve karanlıklar içinde kalmayı tercih edenlerden söz edilmektedir. Bu ayetteki saptırma ve hidayet fiilleriyle ilgili ifadeler, sonuçta Yüce Allah'ın yarattığı şeyler olarak görülmelidir. Ancak konuyla ilgili diğer pek çok ayette yer alan bilgilere bakıldığında Yüce Allah'ın yarattığı hidayet ve sapkınlık, kulların tercihinin (iradesinin) ve Yüce Allah'ın layık görmesinin sonucudur. Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:129; Mâide 5:18, 40; Ra‘d 13:27; İbrâhîm 14:4; Nahl 16:93; Hacc 22:16; Fâtır 35:8; Fetih 48:14; Teğâbun 64:11; Müddessir 74:31.

Mustafa İslamoğlu

Mesajlarımızı yalanlayanlar, karanlığa mahkum olmuş sağırlar ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır; ve kimi de dilerse onu dosdoğru bir yola yönlendirir.

Muhammed Esed

Mesajlarımızı yalanlayanlar, zifiri karanlığa gömülmüş sağırlar ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır; ve dilediğini de dosdoğru yola yöneltir.

Ahmed Hulusi

İşaretlerimizdekileri yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağırlar (hakikatlerini algılayamayanlar) ve dilsizlerdirler (Hakk'ı itiraf etmeyenler). Allah dilediğini saptırır, dilediğini de sırat-ı müstakimde tutar!

Ali Bulaç

Bizim ayetlerimizi yalan sayanlar karanlıklar içinde sağırdırlar, dilsizdirler. Allah, kimi dilerse onu şaşırtıp saptırır, kimi dilerse de onu dosdoğru yol üzerinde kılar.

Ali Özek ve heyeti

Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola iletir.

Ali Rıza Safa

Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içindeki sağırlar ve dilsizlerdir. Çünkü Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de dosdoğru yola eriştirir.

Bayraktar Bayraklı

Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklara gömülmüş sağır ve dilsizlerdir. Allah, sapmayı dileyeni saptırır; doğru yola girmeyi dileyeni de doğru yola yöneltir.

Edip Yüksel

Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde bulunan birer sağır ve dilsizdirler. ALLAH kimi dilerse saptırır, kimi de dilerse doğru yola iletir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ayetlerimizi yalan diyenler karanlıklar içinde bulunan birer sağır ve dilsizdirler. ALLAH kimi dilerse saptırır, kimi de dilerse doğru yola koyar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ayetlerimize yalan diyenler karanlıklar içinde bir sürü sağırlar ve dilsizlerdir. Kim dilerse Allah onu şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru bir yol üzerinde bulundurur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ayetlerimize yalan diyenler, bir takım sağırlar ve dilsizlerdir, zulmetler içindedirler, kimi dilerse Allah şaşırtır, kimi de dilerse bir tarikı müstekim üzerinde bulundurur

Erhan Aktaş

Ayetlerimizi yalanlayan kimseler, karanlıklar dipnot 1 içinde kalmış, sağırlar ve dilsizlerdir. Allah hak edeni saptırır dipnot 2 hak edeni dipnot 2 de dosdoğru yola iletir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Küfür, şirk, nifak…
  2. metne dön, dipnot 2
    Kelimesi kelimesine, dilediğini. "Dilediğini demek: Hak edeni demektir; Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Allah, "dilediğimi" demekle," kimin neyi hak ettiğine en doğru kararı Ben veririm, demeyi kastetmektedir. Zira burada Allah'ın "dilemesi" insanın "dilemesine", "insanın seçimine" bağlı olarak gerçekleşmektedir. Dilemek anlamına gelen "Şae" kelimesinin ayetteki anlamı; "gayret göstereni, bir şey yapmak isteyeni" yani "bir şeyi dileyeni" anlamındadır. Seçim insana aittir ve belirleyici olan insanın "dilemesi"dir (Bkz. 76:3).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Âyetlerimizi yalanlayan kimseler, karanlıklar dipnot 1 içinde kalmış, sağırlar ve dilsizlerdir. Allah hak edeni saptırır dipnot 2 hak edeni dipnot 2 de dosdoğru yola iletir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Küfür, şirk, nifak...
  2. metne dön, dipnot 2
    Literal olarak dilediğini: Dilediğini demek; hak edeni, doğru yolu bulma çabasında olanı anlamındadır. Allah, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir, demektir. Kimin neyi hak ettiğine kararı Allah verir. Ayetteki "Şae" sözcüğü, "dilediğini" anlamının yanı sıra, "şey edeni", "gayret göstereni", "bir şey yapmak isteyeni" anlamına da gelmektedir.

Gültekin Onan

Bizim ayetlerimizi yalan sayanlar karanlıklar içinde sağırdırlar, dilsizdirler. Tanrı kimi dilerse onu şaşırtıp saptırır, kimi dilerse onu dosdoğru yol üzerinde kılar.

Hasan Basri Çantay

Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda (kalmış) sağırlar, dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu şaşırtır, kimi de dilerse onu doğru yol üstünde tutar.

İbni Kesir

Ayetlerimizi yalanlayanlar ise; karanlıklarda kalmış sağırlar, dilsizlerdir. Allah; kimi dilerse, onu şaşırtır. Kimi de dilerse; onu dosdoğru yol üstünde tutar.

Mehmet Alagaş

(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de dosdoğru yol üzerinde tutar.

Süleyman Ateş

Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyar.

Süleymaniye Vakfı

Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlar; sağırdırlar, dilsizdirler, karanlıklar içindedirler. Allah sapıttığına onay verdiği kişiyi sapık sayar, doğru davrandığına onay verdiğini de doğru bir yola koyar dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette geçen (yeşe' = يشأ) fiilinin kökü, "var etme" anlamında olan (şey = شيء)'dir (Müfredat). Allah her şeyi, bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). Onaylarını, bu ölçülere göre verir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanlar, karanlığa gömülmüş sağırlar ve dilsizlerdir. Kim sapıklığı tercih ederse Allah onu sapık sayar. Kim de doğru yolu tercih ederse onu da doğru bir yola koyar.

Şaban Britch

Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de dosdoğru yola yöneltir.

Şaban Piriş

Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir; Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de dosdoğru yola yöneltir.

Yaşar Nuri Öztürk

Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklara gömülmüş sağır ve dilsizlerdir. Allah, dilediği/dileyen kişiyi şaşırtır, dilediğini/dileyeni de dosdoğru yol üzerine koyar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Those who denied Our revelations and signs betokening Omnipotence and Authority, and denied your mission O Muhammad are indeed deaf and dumb; they are shrivelled into the darkness of want of spiritual and intellectual sight. But Allah misguides the minds of whom He. Will and guides to His path of righteousness whom He will.

Abdul Haleem

Those who reject Our signs are deaf, dumb, and in total darkness. God leaves whoever He will to stray, and sets whoever He will on a straight path.

Abdullah Yusuf Ali

Those who reject our signs are deaf and dumb,- in the midst of darkness profound: whom Allah willeth, He leaveth to wander: whom He willeth, He placeth on the way that is straight.

Abul A'la Maududi

Those who gave the lie to Our signs are deaf and dumb and blunder about in darkness. dipnot 1 Allah causes whomsoever He wills to stray in error, and sets whomsoever He wills on the straight way.' dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    If they are concerned with miraculous signs in order to determine whether or not the message of the Prophet (peace be on him) is indeed true, then, let them look around with open and attentive eyes. If they actually do so they will find the world full of such signs. Let them take any species of animal or bird they like. They can reflect upon the superbness of its organic structure. They will notice how its instinctive urges are in complete conformity with its natural requirements. They will also observe how wonderfully adequate are the arrangements for providing it with nourishment; how marvellously well-determined are the limits within which -it lives; how tremendously efficient is the system under which each living creature is protected, provided for, looked after and directed towards self-fulfilment; how strictly each one is fitted into the framework of the discipline devised for it, and how very smooth is the operation of the whole system of birth, procreation and death. Were one to reflect on this alone from among the innumerable signs of God, one would perceive fully how true the teaching of the Prophet (peace he on him) is concerning the unity and other attributes of God and how necessary it is to live a righteous life in conformity with the concept of God propounded by him. But their eyes were neither open to perceive the Truth nor their ears open to heed admonition. Instead, they remained ignorant, preferring to be entertained by the performance of wondrous feats.
  2. metne dön, dipnot 2
    God's act of misguiding a man consists in not enabling one who cherishes his ignorance to observe the signs of God. The fact is that if a biased person - one who has no real love of the Truth - were to observe the signs of God, he might still fail to perceive it. Indeed, all those things which cause misconception and confusion would probably continue to alienate him from it. God's act of true guidance consists in enabling a seeker after the Truth to benefit from the sources of true knowledge, so that he constantly discovers sign after sign, leading him ultimately to the Truth. A myriad of cases are encountered daily to illustrate this. We notice that a great many people pass inattentively over the countless signs of God that are scattered all over the world, and ignore even those signs which are manifest in human beings as well as in animals. It is little wonder, then, that they derive no lesson from all these signs. There are many who study zoology, botany, biology, geology, astronomy, physiology, anatomy and other branches of natural science. Others study history, archaeology and sociology. During the course of such studies they come across many signs of God which, if they cared to look at them in the correct perspective, might fill their hearts with faith. But since they commence their study with a bias, and are actuated only by the desire to acquire earthly advantages, they fail to discover the signs which could lead them to the Truth. On the contrary, each of those very signs of God contributes to pushing them towards atheism, materialism and naturalism. At the same time, the world is not empty of those truly wise ones who view the universe with open eyes. For them even the most ordinary phenomenon of the universe directs them to God.

Aisha Bewley

Those who deny Our Signs are deaf and dumb in utter darkness. Allah misguides whoever He wills, and puts whoever He wills on a straight path.

Al-Hilali & Khan

Those who reject Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, etc.) are deaf and dumb in the darkness. Allâh sends astray whom He wills and He guides on the Straight Path whom He wills.

Ali Quli Qarai

Those who deny Our signs are deaf and dumb, in a manifold darkness. Allah leads astray whomever He wishes, and whomever He wishes He puts him on a straight path.

Amatul Rahman Omar

And those who cry lies to Our signs are deaf and dumb, (grouping) in utter darkness. Allâh allows to perish whom He will. And whom He will, He sets on the right and exact path.

Arthur John Arberry

And those who cry lies to Our signs are deaf and dumb, dwelling in the shadows. Whomsoever God will, He leads astray, and whomsoever He will, He sets him on a straight path.

Bijan Moeinian

Those who choose to disregard My Revelations are like deaf and blind people in the absolute darkness. Whoever God decides [based upon the person's "merit"], will be left in the darkness and whoever He decides, will be guided to the straight path.

E. Henry Palmer

Those who say our signs are lies - deafness, dumbness, in the dark! whom He pleases does God lead astray, and whom He pleases He places on the right way.

Edip-Layth

Those who deny Our signs, they are deaf and dumb, in darkness. Whoever God wishes He misguides, and whoever He wishes He makes him on a straight path.

George Sale

Those who have rejected Our signs are deaf and dumb, in utter darkness. Whom Allah wills He lets go astray and whom He wills He places on the right path.

Hamid S. Aziz

Those who rejected Our signs are deaf and dumb, in darkness! Whom He pleases does Allah sends astray, and whom He pleases He places on the Straight Way.

Mahmoud Ghali

And the ones who have cried lies to Our signs are deaf and dumb in the darkness (es). Whomever Allah decides, He leads away into error, and whomever He decides, He sets (Literally: makes) him on a straight Path.

Marmaduke Pickthall

Those who deny Our revelations are deaf and dumb in darkness. Whom Allah will sendeth astray, and whom He will He placeth on a straight path.

Mohamed Ahmed - Samira

Those who deny Our revelations are deaf, dumb, and lost in the dark. God sends whosoever He wills astray, and leads whom He will to the straight path.

Muhammad Asad

And they who give the lie to Our messages are deaf and dumb, in darkness deep. Whomever God wills, He lets go astray; and whomever He wills, He places upon a straight way.

Mustafa Khattab

Those who deny Our signs are ˹wilfully˺ deaf and dumb—lost in darkness. Allah leaves whoever He wills to stray and guides whoever He wills to the Straight Way.

Progressive Muslims

And those who deny Our signs, they are deaf and dumb, in darkness. Whoever God wishes He misguides, and whoever He wishes He makes him on a straight path.

Rashad Khalifa

Those who reject our proofs are deaf and dumb, in total darkness. Whomever GOD wills, He sends astray, and whomever He wills, He leads in a straight path.

Sahih International

But those who deny Our verses are deaf and dumb within darknesses. Whomever Allah wills - He leaves astray; and whomever He wills - He puts him on a straight path.

Sam Gerrans

And those who deny Our proofs are deaf and dumb, in darkness. Whom God wills, He leads him astray; and whom He wills, He sets him on a straight path.

Shabbir Ahmed

Those who deny Our Signs are deaf and dumb, in total darkness. Straying, and Guidance take place according to the Divine Laws (4:88).

Syed Vickar Ahamed

Those who reject Our Signs are deaf and dumb— Dwelling in the middle of entire darkness: Whomsoever Allah wills, He leaves to wander: Whomsoever He wills, He places on a Straight Path.

Taqi Usmani

Those who gave the lie to Our signs are deaf and dumb, in layers of darkness. He lets whomsoever He wills go astray, and brings whomsoever He wills on the straight path.

The Monotheist Group

And those who deny Our revelations, they are deaf and dumb, in darkness. Whoever God wishes He misguides, and whoever He wishes He puts him on a straight path.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩