En'âm suresi

En'âm suresi, 152. ayet

En'âm suresi, 152. ayet. وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَإِذَا قُلْتُمْ فَٱعْدِلُوا۟ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ وَبِعَهْدِ ٱللَّهِ أَوْفُوا۟ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

velâ taḳrabû mâle-lyetîmi illâ billetî hiye aḥsenü ḥattâ yeblüga eşüddeh. veevfü-lkeyle velmîzâne bilḳisṭ. lâ nükellifü nefsen illâ vus`ahâ veiẕâ ḳultüm fa`dilû velev kâne ẕâ ḳurbâ. vebi`ahdi-llâhi evfû. ẕâliküm veṣṣâküm bihî le`alleküm teẕekkerûn.

Diyanet İşleri

Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 149–155 · surenin 152. ayeti / 165
  1. En'âm 149

    De ki: "En üstün delil yalnızca Allah'ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi."

  2. En'âm 150

    De ki: "Haydi, Allah şunu haram kıldı" diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar.

  3. En'âm 151

    (Ey Muhammed!) De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşru bir hak karşılığı olmadıkça, Allah'ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız."

  4. 152

    Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.

  5. En'âm 153

    İşte bu, benim dosdoğru yolum. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O'nun yolundan ayırır. İşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.

  6. En'âm 154

    Sonra iyilik yapanlara nimeti tamamlamak, her şeyi açıklamak, hidayet ve rahmete erdirmek için Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ki, Rablerinin huzuruna varacaklarına iman etsinler.

  7. En'âm 155

    Bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

152. “Yetimin malına rüşdüne erinceye kadar” yani yetim ergenlik yaşına gelip reşid oluncaya, malı nasıl kullanacağını bilinceye kadar “en güzel olandan başka” malını yemek yahut kendi çıkarınıza olacak şekilde malî bir muamelede bulunmak ya da sebepsiz yere malını almak gibi “bir şekilde yaklaşmayın.” Mallarını ıslah edecek ve onlardan yararlanmalarını sağlayacak halden başkası ile mallarına yaklaşmayın. Bu da yetimlere zarar verecek yahut da ne zarar ne de fayda sağlamayacak şekilde onların mallarında tasarrufta bulunmanın caiz olmadığına delildir. Yetim ergenlik yaşına varıp rüşdüne erişecek olursa o zaman malı kendisine verilir, o da uygun gördüğü şekilde malında tasarrufta bulunur. Bu, yetimin reşit olmadan önce hacr altında (kısıtlı) bulunduğuna, velisinin onun malında en uygun şekilde tasarrufta bulunacağına ve bu harcın da reşitliğe ulaşmakla sona ereceğine delildir.

“Ölçüyü ve tartıyı adaletle tastamam yapın.” Adil bir şekilde ve eksiksiz yapın. Bu hususta gayretinizi ortaya koyduğunuz takdirde hiç şüphesiz “biz kimseye gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz.” Ona yüklediğimiz ancak takati ve güç yetirebileceği kadarıdır. Her kim ölçü ve tartıyı tam ve eksiksiz yapmak için gayret gösterir de bilgisi dahilinde olmaksızın ve ihmalkarlığından kaynaklanmaksızın herhangi bir kusuru ortaya çıkarsa şüphesiz ki Allah Ğafurdur, Rahîmdir.

Usûl bilginleri bu ve benzeri âyetleri, Yüce Allah’ın hiçbir kimseyi güç yetiremeyeceği şeylerle mükellef tutmadığına, emrolunduğu hususlarda Allah’tan korkup da bu konuda elinden geleni yapan kimse için de gücünün dışında kalan hususlarda herhangi bir vebal söz konusu olmadığına delil göstermişlerdir.

“Söz söylediğiniz vakit” insanlar arasında hüküm verirken, haklıyı haksızdan ayırt ederken, birtakım görüş ve haller ile ilgili konuşurken bir şey söyleyecek olursanız “akrabanız dahi olsa adaletli olun.” Söylediğiniz sözlerde sevdiğiniz ve sevmediğiniz herkes hakkında doğruyu ve insafı göz önünde bulundurun, adalete riâyet edin. Açıklanması gereken şeyleri gizlemeyin. Çünkü sevilmeyen birinin aleyhinde söz söylemek yahut onun sözünü eleştirmek sureti ile haktan uzaklaşmak, haram kılınmış zulüm çeşitleri arasında yer alır. Hatta alim bir kimse bid’at ehlinin görüşleri aleyhinde konuşacak olursa ona düşen her hak sahibine hakkını vermektir. Bu bid’at görüşlerdeki hakkı ve batılı açıklamak, onların hakka olan yakınlık ve uzaklıklarını nazar-ı itibara almak bir görevdir. Fukahanın naklettiklerine göre hakimin bakışında ve konuşmasında bile hasımlar arasında adaleti gözetmesi gerekir.

“Allah’ın ahdini yerine de getirin.” Bu, kulların Allah’a haklarını yerine getirmeye ve bunlara tastamam riâyet etmeye dair verdikleri sözü de diğer insanlar arasında meydana gelen sözleşmeleri de kapsar. Bunların hepsine tamamıyla riâyet etmek gerekir. Bu ahitlerin bozulması ve ihlal edilmeleri ise haramdır.

“İşte” açıklamış olduğu bu hükümleri “düşünüp öğüt alasınız” ve Allah’ın size vermiş olduğu bu emirleri hakkıyla yerine getirip bunlardaki hikmetleri ve hükümleri öğrenesiniz “diye O, size bunları” zikri geçen bu hükümleri “emretmiştir.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yetimin malına -büluğ çağına erişmeden babasını kaybeden kimse- malının ıslahı, faydası ve arttırılması dışında, büluğ çağına erinceye ve reşit olduğu hissedilinceye kadar müdahale etmenizi de haram kılmıştır. Sizlere ölçü ve tartıda haksızlık etmeyi de haram kılmıştır. Bilakis alışveriş esnasında alırken veya verirken adil olmanız gerekir. Biz, her bir nefse ancak gücünün yettiği kadar sorumluluk yükleriz. Tartı ve bunun dışında kullanılan ölçülerde fazlalık veya noksanlık hususunda kaçınılması mümkün olmayan miktarda bir sorumluluk yoktur. Sizlere bir yakın yahut arkadaşın hatırını göz önünde bulundurarak doğru olmayan sözler söylemenizi ya da şahitlikte bulunmanızı da haram kıldı. Allah’a söz verdiğiniz veya Allah adına söz verdiğiniz zaman Allah’ın ahdini bozmanızı da haram kıldı. Bilakis sizin buna vefa göstermeniz gerekir. Bu zikredilenleri Yüce Allah sizlere, sonunuzu düşünüp, öğüt almanız için kesin bir emirle emretti.

Kelimeler

35 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la
  2. تَقْرَبُوا۟ tekrabu yaklaşmayın kök: قرب
  3. مَالَ male malına kök: مول
  4. ٱلْيَتِيمِ l-yetimi yetimin kök: يتم
  5. إِلَّا illa müstesna
  6. بِٱلَّتِى billeti (olması)
  7. هِىَ hiye onun
  8. أَحْسَنُ ehsenu en güzel biçimde kök: حسن
  9. حَتَّىٰ hatta kadar
  10. يَبْلُغَ yebluga erişinceye kök: بلغ
  11. أَشُدَّهُۥ ۖ eşuddehu erginlik çağına kök: شدد
  12. وَأَوْفُوا۟ ve evfu ve tam yapın kök: وفي
  13. ٱلْكَيْلَ l-keyle ölçü kök: كيل
  14. وَٱلْمِيزَانَ velmizane ve tartıyı kök: وزن
  15. بِٱلْقِسْطِ ۖ bil-kisti adaletle kök: قسط
  16. لَا la
  17. نُكَلِّفُ nukellifu biz teklif etmeyiz kök: كلف
  18. نَفْسًا nefsen kişiye kök: نفس
  19. إِلَّا illa dışındakini
  20. وُسْعَهَا ۖ vus'aha gücünün yettiğinden kök: وسع
  21. وَإِذَا ve iza ve zaman
  22. قُلْتُمْ kultum söylediğiniz kök: قول
  23. فَٱعْدِلُوا۟ fea'dilu adalet yapın kök: عدل
  24. وَلَوْ velev eğer
  25. كَانَ kane olsa da kök: كون
  26. ذَا za
  27. قُرْبَىٰ ۖ kurba akrabanız kök: قرب
  28. وَبِعَهْدِ ve biahdi ve tutun kök: عهد
  29. ٱللَّهِ llahi Allah'a kök: اله
  30. أَوْفُوا۟ ۚ evfu verdiğiniz sözü kök: وفي
  31. ذَٰلِكُمْ zalikum işte
  32. وَصَّىٰكُم vessakum size tavsiye etti. kök: وصي
  33. بِهِۦ bihi bunları
  34. لَعَلَّكُمْ leallekum umulur ki
  35. تَذَكَّرُونَ tezekkerune öğüt alırsınız kök: ذكر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: يتم (23 geçiş) · Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş)

    Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.

  • Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: قسط (25 geçiş)

    "Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak…

  • Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş)

    Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir.

  • Aynı kök: يتم (23 geçiş) · Aynı kök: عهد (46 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: كيل (16 geçiş) · Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş)

    Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber olarak gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah…

  • Aynı kök: وزن (23 geçiş) · Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Aynı kök: شدد (102 geçiş)

    Andolsun, biz elçilerimizi açık mucizelerle gönderdik ve beraberlerinde kitabı ve mizanı (ölçüyü) indirdik ki, insanlar adaleti yerine getirsinler.…

  • Aynı kök: يتم (23 geçiş) · Aynı kök: قسط (25 geçiş) · Aynı kök: عدل (28 geçiş)

    Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helal olan (başka)…

  • Aynı kök: وصي (32 geçiş) · Aynı kök: عدل (28 geçiş) · Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanlar) sizden adaletli iki kişidir. Yahut; seferde…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yetimin malına, yetişkinlik zamanına ulaşıncaya kadar en güzel olanın dışında sakın yaklaşmayın! dipnot 1 Ölçü ve tartıyı adaletle yapın! Biz kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemeyiz. dipnot 2 Söz söylediğiniz zaman, akraba bile olsa adil olun! dipnot 3 Allah'a (verdiğiniz) sözü tutun! dipnot 4 İşte bunlar (O'nun) size emrettikleridir. Umulur ki (gerçeği) hatırlarsınız.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Nisâ 4:2, 6; İsrâ 17:34.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Bakara 2:233, 286; Nisâ 4:84; Mâide 5:48; En‘âm 6:165; A‘râf 7:42; Mü'minûn 23:62; Talâk 65:7.
  3. metne dön, dipnot 3
    Benzer mesajlar: Nisâ 4:135; Mâide 5:8, 42; Nahl 16:90; Hucurât 49:9; Mümtehine 60:8.
  4. metne dön, dipnot 4
    Benzer mesajlar: Mâide 5:1; Ra‘d 13:20; Nahl 16:91; İsrâ 17:34; Mü'minûn 23:8; Me‘âric 70:32.

Mustafa İslamoğlu

Rüştüne erinceye kadar, lehine olmadıkça yetimin malına dokunmayın; (maddi manevi her alanda) ölçüp tartarken hikmet ve hakkinayeti gözetin; (bilin ki) Biz insana gücünün yettiğinden fazlasını yüklemeyiz; ve biri hakkında konuşacaksanız yakınınız da olsa adil olun; Allah'la olan sözleşmenize sadakat gösterin! Bütün bunları Allah size emretti ki, sorumluluğunuzu aklınızdan çıkarmayasınız.

Muhammed Esed

ve rüşd yaşına erişmeden önce yetimin mal varlığına -onun iyiliği için olmadıkça- dokunmayın". (Bütün alış verişlerinizde) ölçü ve tartıya tam olarak, adaletle uyun; (Biz) hiçbir insana taşıyabileceğinden daha fazla yük yüklemeyiz; ve bir görüş belirttiğinizde, yakın akrabanıza (karşı) olsa da, adil olun. Allaha karşı taahhütlerinize (daima) riayet edin: bunu Allah size emretti ki ders alabilesiniz.

Ahmed Hulusi

(Yetim) olgunluk yaşına ulaşıncaya kadar, en güzel şekilde idare amacı hariç, yetimin malına yaklaşmayın. . . Ölçme ve tartmayı adaletle tam yapın. . . Hiçbir nefse kapasitesinin üstündekini teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da hakkı söyleyin, isterse yakınınız olsun! Allah'a olan sözünüzü yaşayın! Aklınızı kullanmanız için, (Allah) size bu uyarıyı yapar!

Ali Bulaç

"Yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yapın. Hiç bir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun. Allah'ın ahdine vefa gösterin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz."

Ali Özek ve heyeti

Rüşd çağına erişinceye kadar, yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşın; ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olun, Allah’a verdiğiniz sözü tutun. İşte Allah size, iyice düşünesiniz diye bunları emretti.

Ali Rıza Safa

"Yetimin malına, kendisi erginlik çağına erişinceye değin, güzel bir amaç dışında yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle yapın. Hiç kimseye, gücünün yeteceğinden aşırısını yüklemeyiz. Konuştuğunuz zaman, yakınlarınız bile olsa adaletli olun. Allah'a verdiğiniz sözü yerine getirin!" İşte, bunları size öğütlüyor; belki öğüt alırsınız diye.

Bayraktar Bayraklı

"Rüşd çağına erişinceye kadar yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşınız; ölçü ve tartıyı adaletle yapınız! Biz, herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olunuz; Allah'a verdiğiniz sözü tutunuz. İşte, düşünüp öğüt alasınız diye Allah size bunları emretti."

Edip Yüksel

Erginlik çağına erişinceye kadar yetim malına yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru dürüst yapın. Kişiye kapasitesinin yetmediğini yüklemeyiz. Konuştuğunuz zaman akrabanız aleyhinde bile olsa doğru olun. ALLAH'a verdiğiniz sözü tutunuz. Bunlar, ders alasınız diye O'nun size verdiği öğütlerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Erginlik çağına erişinceye kadar yetim malına yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru dürüst yapın. Kişiye gücünün yetmediğini yüklemeyiz. Konuştuğunuz zaman akrabanız aleyhinde bile olsa doğru olun. ALLAH'a verdiğiniz sözü tutunuz. Bunlar, ders alasınız diye O'nun size verdiği öğütlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yetimin malına, rüşdüne erinceye kadar en güzel şekilden başka türlü yaklaşmayın; ölçeği ve tartıyı tam ve denk tutun. Biz, hiçbir kimseye gücünün yettiğinden başkasını teklif etmeyiz. Söz sahibi olduğunuz zaman yakınlarınıza ait de olsa adaleti gözetin. Allah'a verdiğiniz sözü yerine getirin. Duydunuz ya, O, düşünüp tutasınız diye bunları size emretti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve yetim malına yaklaşmayın, ancak rüşdüne erinceye kadar en güzel suretle başka, ölçeği tartıyı tam ve denk tutun, bir nefse ancak vüs'ünü teklif ederiz, söz sahibi olduğunuz vakit de hep adaleti gözetin velevse hısım olsun, Allahın ahdını yerine getirin, işittiniz a işte size o bunları ferman buyurdu, gerektir ki düşünür tutarsınız

Erhan Aktaş

Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ölçü ve tartıyı hakkaniyetle yapın. Biz, gücünün yettiğinden fazlasını kişiye teklif etmeyiz. Yakın akrabanız da olsa konuştuğunuz zaman adaleti gözetin. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. O, size bunları böylece öğütte bulundu, umulur ki öğüt alırsınız.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ölçü ve tartıyı hakkaniyetle yapın. Biz, gücünün yettiğinden fazlasını kişiye teklif etmeyiz. Yakın akrabanız da olsa konuştuğunuz zaman adaleti gözetin. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. O, size bunları böylece öğütte bulundu, umulur ki öğüt alırsınız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Olgunluk çağına erişinceye kadar, iyiliği için olmadıkça yetimin malına dokunmayın. Ölçü ve tartıyı hakkaniyetle yapın. Biz, gücünün yettiğinden fazlasını kişiye teklif etmeyiz. Yakın akrabanız da olsa konuştuğunuz zaman adaleti gözetin. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. O, size bunları böylece öğütte bulundu, umulur ki öğüt alırsınız.

Gültekin Onan

"Yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yapın. Hiç bir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun. Tanrı'nın ahdine vefa gösterin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz."

Hasan Basri Çantay

Yetimin malına, rüşdüne erişinceye kadar, o en güzel olanından başka bir suretle, yaklaşmayın. Ölçüyü, tartıyı tam ve doğru tartın. Biz bir kimseye gücünün yetdiğinden başkasını teklif etmeyiz. Söz söylediğiniz vakit — (leh ve aleyhinde söyleyeceğiniz kimse) hısım dahi olsa — adaleti gözetin. Allahın ahdini (verdiğiniz sözü) yerine getirin. İşte (Allah) size, iyice düşünesiniz diye, bunları emretdi.

İbni Kesir

Yetimin malına; erginlik çağına gelinceye kadar o en güzel olanından başka bir şekilde yaklaşmayın. Ölçüyü, tartıyı da tam ve doğru yapın. Biz kimseye, gücünün yettiğinden başkasını yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman da -akraba dahi olsa-adil olun. Allah'ın ahdini de yerine getirin. İşte iyice düşünesiniz diye size bunları emretti.

Mehmet Alagaş

(147-153) Eğer seni yalanlıyorlarsa de ki Rabbim geniş bir rahmet sahibidir , Onun katılığı / sertliği suçlularca geri çevrilemez / reddedilemez. Ortak koşanlar diyecekler ki Allah isteseydi bizler ve de babalarımız ortak koşmazdık (istemiş ki ortak koşuyoruz başka ilahlar adına hayvan kesiyoruz) ve de kendimize bir şey haram kılmazdık (Allah istemiş ki haram kılıyoruz bazılarını yemiyoruz) Böylelikle bizim sertliğimizi / katılığımızı tadıncaya değin kendilerinden öncekiler gibi bunlarda yalanladılar. De ki sizin yanınızda bir bilgi / bir ilim varsa (bunların bu şekilde olabileceğine dair babalarınıza böyle bir din mi indirmişiz ) onu bize çıkarın , siz sadece sandıklarınıza / zannettiklerinize uyuyorsunuz, sizler sadece tahminde bulunuyorsunuz. De ki ulaşılabilen kesin delil Allah’ındır, evet eğer isteseydi hepinizi yola sokardı , (yoldan çıkmanıza müsaade eder lakin razı olmaz böyle bir kural koymuş kendine, yapmaktan aciz değil) De ki Allah ’ın bunu haram kıldığına şahit olmuşlar varsa, o şahitlerinizi hadi getrin, eğer ki şahitlik ederlerse de sen onlarla beraber şahitlik etme, ayetlerimizi yalanlayanların ahirete inanmayanların havai arzularına uyma, onlar Rablerine denk tutuyorlar. De ki Rabbiniz size neyi haram kıldı sıralayayım; Asla O’na herhangi bir şeyi ortak koşmayın, anne ve babaya güzellikte bulunun, geçim sıkıntısı / yoksul luk / iml âk kaygısı il e evlatlarınızı katletmeyin , onları da sizleri de bizler rızıklandırıyoruz, İğrençliğin / Fuhşiyâtın (Yasaklanmış cinsel ilişkiler in) açığına da gizlisine de yakınlaşmayın, Allah ’ın haram kıldığı kişiyi, hakkınız olan (kısas) kişi hariç, öldürmeyin, işte bunlar, O’ndan size vasiyet edilenlerdir böylelikle belki akledersiniz. Yetim malına yetişkin oluncaya / rüşte erinceye kadar güzellikle yaklaşın , ölçümde ve ölçü aletinde adalet üzere ifada bulunun, her kişiyi güç genişliği üzere sorumlu tutarız , akrabalığınız olsa bile konuştuğunuzda adil olun, sözleşmelerinize / ahitlerinize vefalı davranın , bunlar da sizlere onun vasiyetidir böylelikle belki hatırlarsınız. Muhakkak ki bu benim yolumdur , ona uyun, sizleri O’nun yolunda parçalara ayıran yollara uymayın , işte bunu da O, sizlere vasiyet etti, böylelikle belki sakınırsınız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bir de yetimin malına, rüştüne erinceye kadar en güzel olandan başka bir şekilde yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı dosdoğru yapın. Biz hiç kimseye gücünün üzerinde sorumluluk yüklemeyiz. Akraba bile olsa konuştuğunuz zaman adaletli olun ve Allah’a verdiğiniz sözünüzü yerine getirin! Umulur ki, düşünüp öğüt alırsınız diye size, işte bunları emrediyor.

Süleyman Ateş

Yetimin malına yaklaşmayın: yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (onun malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir, onu uygun tarzda sarfedebilirsiniz); ölçü ve tartıyı tam adaletle (dengeli) yapın. Biz, kişiye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da akrabanız da olsa adalet yapın ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Hatırlayıp öğüt alasınız diye (Allah) size bunları tavsiye etti.

Süleymaniye Vakfı

Ergin hale gelinceye kadar yetimin malına yaklaşmayın dipnot 1 , onun için en yararlı bir yolla olursa başka dipnot 2 . Ölçüyü ve tartıyı hassas olarak tam yapın. Biz kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemeyiz. En yakınınızın aleyhine de olsa dipnot 3 , konuştuğunuzda adaletli olun. Allah'a verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin. Onun size yüklediği görev budur. Belki aklınızdaki bilgiyi kullanırsınız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Rüşt çağına ulaşıncaya kadar yetimin malına yaklaşmayın dipnot 1 , onun iyiliğine olan bir yolla olursa başka. Ölçeği ve tartıyı hakka uygun yapın. Biz kimseyi gücünden fazlasıyla yükümlü tutmayız. Yakınınız da olsa söz söylediğinizde adaletli olun dipnot 2 . Allah'a verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin. İşte Allah, sizden bir de bunları istemiştir. Belki bilginizi kullanırsınız.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. Nisa 4/6
  2. metne dön, dipnot 2
    Şahitlik ettiğinizde veya bir yetkili olarak hüküm verdiğinizde yakınlarınızı kayırmayın anlamına gelir. Bkz.Tevbe 9/75-77

Şaban Britch

Yetimin malına, ancak rüşt/bulüğ çağına erinceye kadar, en güzel şekliyle yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz, bir kimseyi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. Konuştuğunuz zaman akraba bile olsa adaletli olun. Ve Allah’a verdiğiniz sözü yerine getirin! İşte, (Allah) size bunları düşünür, öğüt alırsınız diye emrediyor.

Şaban Piriş

Yetimin malına, rüşt çağına ulaşıncaya kadar, en güzel tarzın dışında yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz, bir kimseyi ancak gücünün yettiği kadar mükellef tutarız. Konuştuğunuz zaman akraba bile olsa adaletli olun. Ve Allah'a verdiğiniz sözü yerine getirin! İşte, (Allah) size bunları düşünür, öğüt alırsınız diye tavsiye ediyor.

Yaşar Nuri Öztürk

"Yetimin malına yaklaşmayın! Ancak rüştüne erişinceye kadar en güzel yolla ilgilenme hali müstesna. Ölçme ve tartmayı tam bir dürüstlükle yerine getirin. Hiç kimseye yaratılış kapasitesinin üstünde yükümlülük getirmiyoruz. Konuştuğunuz zaman, yakınlarınız/aleyhine de olsa, adaleti gözetin. Ve Allah'a verdiğiniz söze sadık kalın. Düşünüp öğüt alasınız diye O size bunları önerdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

e) "You must not encroach upon the property of the orphan, unless it be with the motive of improving, advancing or raising it to a better quality or condition, until he or she reaches maturity and be able to take charge of it".

Abdul Haleem

Stay well away from the property of orphans, except with the best [intentions], until they come of age; give full measure and weight, according to justice’- We do not burden any soul with more than it can bear- ‘ when you speak, be just, even if it concerns a relative; keep any promises you make in God’s name. This is what He commands you to do, so that you may take heed’-

Abdullah Yusuf Ali

And come not nigh to the orphan's property, except to improve it, until he attain the age of full strength; give measure and weight with (full) justice;- no burden do We place on any soul, but that which it can bear;- whenever ye speak, speak justly, even if a near relative is concerned; and fulfil the covenant of Allah: thus doth He command you, that ye may remember.

Abul A'la Maududi

(vi) and do not even draw near to the property of the orphan in his minority except in the best manner; dipnot 1 (vii) and give full measures and weight with justice; We do not burden anyone beyond his capacity; dipnot 2 (viii) When you speak, be just, even though it concern a near of kin; (ix) and fulfil the covenant of Allah. dipnot 3 That is what He has enjoined upon you so that you may take heed.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, one's handling of the property of orphans should be based on maximum selflessness, sincerity and well-wishing for the orphans; it should be of a kind which lends itself to no reproach, either from God or man.
  2. metne dön, dipnot 2
    Even though this is a full-fledged postulate of the law of God, it is mentioned here in order to stress that one who tries to remain fair and just to the utmost of his ability, in giving weight and measure and in his dealings with people, will be acquitted of responsibility for error. If any mistakes in weight or measure occur out of oversight, and thus involuntarily, he will not be punished.
  3. metne dön, dipnot 3
    'Covenant of Allah' signifies, in the first place, the commitment to God, as well as to human beings, to which man binds himself in His name. It also signifies that covenant between man and God, as well as between one human being and another which automatically takes place the moment a person is born onto God's earth and into human society. The first two covenants mentioned are voluntary and deliberate whereas the last one is natural. The last one is no less binding than the first two, even though man does not make it of his own volition. For when man enjoys his own existence, makes use of his physical and mental energy, benefits from the means of sustenance and natural resources - in other words, when he benefits from the world created by God and avails himself of the opportunities provided for him by the operation of natural laws - he incurs certain obligations towards God. In the same way, when one derives nourishment and sustenance from the blood of one's mother while in her womb, when one opens one's eyes in a family which is supported by the toil of one's father, when one benefits from the various institutions of human society, one is placed in varying degrees of obligation towards those individuals and institutions. This covenant between man and God and between man and society is inscribed, not on a piece of paper, but on every fibre of man's being. Man has not entered into this covenant consciously and deliberately, yet the whole of his being owes itself to it. (Surah al-Baqarah 2:27) alludes to this covenant when it says that it is the transgressors 'who break the covenant of Allah after its firm binding, and cut asunder what Allah has commanded to be joined, and spread mischief on earth'. It is also mentioned in (Surah al-A'raf 7:172 )in the following words: 'And recall when your Lord took the children of Adam from their loins and made them testify as to themselves saying, "Am I not your Lord?" (to which) they answered, "Yes, we do bear witness thereto. "

Aisha Bewley

And that you do not go near the property of orphans before they reach maturity – except in a good way; that you give full measure and full weight with justice – We impose on no self any more than it can bear; that you are equitable when you speak – even if a near relative is concerned; and that you fulfil Allah’s contract. That is what He instructs you to do, so that hopefully you will pay heed.

Al-Hilali & Khan

"And come not near to the orphan’s property, except to improve it, until he (or she) attains the age of full strength; and give full measure and full weight with justice. We burden not any person, but that which he can bear. And whenever you give your word (i.e. judge between men or give evidence), say the truth even if a near relative is concerned, and fulfil the Covenant of Allâh. This He commands you, that you may remember[1].

Ali Quli Qarai

Do not approach the orphan’s property, except in the best [possible] manner, until he comes of age. And observe fully the measure and the balance with justice.’ We task no soul except according to its capacity. ‘And when you speak, be fair, even if it were a relative; and fulfill Allah’s covenant. This is what He enjoins upon you so that you may take admonition.’

Amatul Rahman Omar

And (He has enjoined you) that you do not approach the property of an orphan except in the fairest manner; until he attains his maturity, and give full measure and weight with equity. We charge no soul except to its capacity, and that when you speak (giving your verdict), observe justice even though the person concerned be a relative (of yours), and fulfill the covenant (you made) with Allâh. That is what He enjoins upon you so that you may take heed,

Arthur John Arberry

And that you approach not the property of the orphan, save in the fairer manner, until he is of age. And fill up the measure and the balance with justice. We charge not any soul save to its capacity. And when you speak, be just, even if it should be to a near kinsman. And fulfil God's covenant. That then He has charged you with; haply you will remember.

Bijan Moeinian

Do not approach an orphan's property [say using it as a short-term loan with the best intention of repaying for the simple reason that you may not be able pay it back] except with the best intention [such as investing it on their behalf, put it in a trust account, etc. ] until they grow up [then you can ask them whether or not they are willing to give you a loan.] Give full weight and full measure when you trade. See I am not demanding more than what your soul can bear. Never lie; even though telling the truth may hurt your dearest ones. Deliver what you have promised to the Lord. These are the Lord’s commandments, may you be mindful.

E. Henry Palmer

And draw not nigh unto the wealth of the orphan, save so as to better it, until he reaches full age; and give weight and measure with justice. We do not compel the soul save what it can compass; and when ye pronounce, then be just, though it be in the case of a relative.

Edip-Layth

"Do not come near the money of the orphan, except for what is best, until he reached his maturity; and give honestly full measure and weight equitably. We do not burden a person beyond its capacity. When you speak you must observe justice, even if against a relative. You shall also observe the pledges you made to God. He has enjoined you this so that you may take heed."

George Sale

And meddle not with the substance of the orphan, otherwise than for the improving thereof, until he attain his age of strength; and use a full measure, and a just balance. We will not impose a task on any soul, beyond its ability. And when ye pronounce judgement observe justice, although it be for or against one who is near of kin, and fulfill the covenant of God. This hath God commanded you, that ye may be admonished;

Hamid S. Aziz

And draw not nigh unto the property of the orphan, except to improve it, until he reaches full age; and give weight and measure with justice - We place not a greater burden on the soul than he can bear - and when you speak (or give your word), then speak justly (or do it justice), even if it be against a near relative; and fulfil the covenant with Allah. This He commands you that per chance (or possibly) you may be mindful.

Mahmoud Ghali

And do not draw near the wealth of the orphan, except in the fairest (manner), until he has reached full age. And fill up the measure and the balance with equity. We do not charge (any) self except to its capacity; and when you say (anything), then be just (i.e., do justice) even if he were a near kinsman. And fulfil the covenant of Allah. That is what He has enjoined you with, that possibly you would be mindful.

Marmaduke Pickthall

And approach not the wealth of the orphan save with that which is better, till he reach maturity. Give full measure and full weight, in justice. We task not any soul beyond its scope. And if ye give your word, do justice thereunto, even though it be (against) a kinsman; and fulfil the covenant of Allah. This He commandeth you that haply ye may remember.

Mohamed Ahmed - Samira

Do not spend the belongings of the orphans but for their betterment, until they come of age; and give in full measure, and weigh justly on the balance. God does not burden a soul beyond capacity. When you say a thing, let it be just, even though the matter relate to a relative of yours, and fulfil a promise made to God. These are the things that He has enjoined that you may take heed.

Muhammad Asad

and do not touch the substance of an orphan - save to improve it-before he comes of age. " And [in all your dealings] give full measure and weight, with equity: [however,] We do not burden any human being with more than he is well able to bear; and when you voice an opinion, be just, even though it be [against] one near of kin. And [always] observe your bond with God: this has He enjoined upon you, so that you might keep it in mind.

Mustafa Khattab

And do not come near the wealth of the orphan—unless intending to enhance it—until they attain maturity. Give full measure and weigh with justice. We never require of any soul more than what it can afford. Whenever you speak,[1] maintain justice—even regarding a close relative. And fulfil your covenant with Allah. This is what He has commanded you, so perhaps you will be mindful.

Progressive Muslims

"And do not come near the money of the orphan, except for what is best, until he reached his maturity; and give honestly full measure and weight equitably. We do not burden a soul except by what it can bear, and if you speak then be just even if against a relative; and regarding the pledges made to God, you shall observe them. This He has enjoined you that you may remember."

Rashad Khalifa

You shall not touch the orphans' money except in the most righteous manner, until they reach maturity. You shall give full weight and full measure when you trade, equitably. We do not burden any soul beyond its means. You shall be absolutely just when you bear witness, even against your relatives. You shall fulfill your covenant with GOD. These are His commandments to you, that you may take heed.

Sahih International

And do not approach the orphan's property except in a way that is best until he reaches maturity. And give full measure and weight in justice. We do not charge any soul except [with that within] its capacity. And when you testify, be just, even if [it concerns] a near relative. And the covenant of Allah fulfill. This has He instructed you that you may remember.

Sam Gerrans

“And approach not the property of the fatherless save with what is better before he reaches his maturity; and fulfil the measure and the balance with equity,” — We burden not any soul save to its capacity — “and when you speak, be just (though he be a relative); and the covenant of God fulfil; — that He commanded you, that you might take heed.”

Shabbir Ahmed

Allah Commands you further: Approach not the wealth of the orphan except for their own benefit until they come of age with full maturity of body and mind. Give full weight and full measure in all your dealings. Uphold justice in all aspects of your life. Our Commands are meant to widen your human potential. We do not assign any "Self" responsibility beyond its means. And when you voice an opinion, be just, even if it is against a relative. Fulfill your Covenant with Allah, the unwavering allegiance to the Divine System (1:4-5), (9:111). This He Commands for you to bear in mind.

Syed Vickar Ahamed

And do not come near to the orphans property except to improve it (or to make it better), till he (or she) attains the age of full strength; Give full measure and full weight with (total) justice— No burden do We place on any soul, except that what it can bear— And whenever you speak, speak justly, even if a near relative is concerned; And fulfill the duty (and promise) to Allah: Thus does He command you, that you may remember.

Taqi Usmani

Do not approach the property of the orphan, except with the best possible conduct, until he reaches maturity. Give full measure and full weight in all fairness- We do not obligate anyone beyond his capacity - and be just when you speak, even though the one (against whom you are speaking) is a relative; and fulfill the covenant of Allah. This is what He has enjoined upon you, so that you may observe the advice.

The Monotheist Group

"And do not come near the money of the orphan, except for what is best, until he reaches his independence; and give honestly full measure and weight equitably. We do not burden a soul except with what it can bear, and if you speak then be just even if against a relative; and regarding the pledges made to God, you shall observe them. This He has enjoined you that you may remember."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 152. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 152. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 152. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩