Diyanet İşleri
De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."
En'âm suresi
En'âm suresi, 11. ayet. قُلْ سِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ ثُمَّ ٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ
ḳul sîrû fi-l'arḍi ŝümme-nżurû keyfe kâne `âḳibetü-lmükeẕẕibîn.
De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yaratılış; yalanlayanların hâli ve helâk edilenler En'âm 1–11 3
Bir de dediler ki: "Ona (açıktan göreceğimiz) bir melek indirilse ya!" Eğer (öyle) bir melek indirseydik artık iş bitirilmiş olurdu, sonra da kendilerine göz açtırılmazdı. (Hemen helak edilirlerdi.)
Eğer onu (Peygamberi) bir melek kılsaydık yine onu bir adam (suretinde) yapardık ve onları yine içinde bulundukları karmaşaya düşürmüş olurduk.
(Ey Muhammed!) Andolsun, senden önce de birçok peygamber alaya alınmıştı da onlarla alay edenleri, alay ettikleri şey kuşatıp mahvetmişti.
De ki: "Yeryüzünde gezin dolaşın da (Peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün."
De ki: "Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?" "Allah'ındır" de. O, merhamet etmeyi kendine gerekli kıldı. Andolsun sizi mutlaka kıyamet gününe toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini ziyana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.
Gece ve gündüzde barınan her şey O'nundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
De ki: "Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah'tan başkasını mı dost edineceğim." De ki: "Bana, (Allah'a) teslim olanların ilki olmam emredildi ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma (denildi)."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
11. “De ki:” Eğer bu konuda sizin bir şüphe ya da bir tereddüdünüz varsa haydi “Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da yalanlayanların sonu nice oldu bir bakın.” Siz ancak helâk edilmiş kavimlerle ve ibretlik cezalar içinde yok olup gitmiş ümmetlerle karşılaşacaksınız. Meskenleri ıssız kalmıştır; o geniş alanlarda sevinç ile konaklayıp nimetlerden yararlanan hiçbir kimse yoktur. Her şeyin mutlak sahibi ve hükümranı, onları yok etti. Onlara dâir haberler gerçeği gören basiret sahipleri için bir ibrettir. Burada emrolunan gezip dolaşma, ibret alma sonucunu veren kalp ve bedenle gezip dolaşmadır. İbret almaksızın sadece gezip görmek ise hiçbir fayda sağlamaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Bu yalanlayıp alay edenlere de ki: Yeryüzünde geziniz; sonra Allah'ın resullerini yalanlayanların akıbetinin nasıl olduğunu düşünüp taşının. Güçlü ve dayanıklı olmalarına rağmen başlarına Allah'ın azabı gelmiştir.
Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)
Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün.
Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)
Biz senden önce de, memleketler halkından ancak kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Yeryüzünde dolaşıp da,…
Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş)
Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
"Bir de, tehdit ederek Allah'ın yolundan O'na iman edenleri çevirmek, Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermek üzere her yol üstüne oturmayın.…
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Sonra onların ardından Musa'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri)…
Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Bak, Allah'a karşı nasıl yalan uyduruyorlar. Apaçık bir günah olarak bu yeter.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Yeryüzünde dolaşın; sonra yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!" dipnot 1
De ki: "Dolaş yeryüzünü, sonra görün gerçeği yalanlayanların sonunun ne olduğunu!"
De ki: "Yeryüzünde dolaşın ve hakikati yalanlayanların sonlarının ne olduğunu görün!"
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bakın bakalım, (hakikati) yalanlayanların sonları nasıl oldu. "
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün."
De ki: Yeryüzünde dolaşın, sonra (peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bakın!
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!"
De ki: "Yeryüzünde dolaşınız ve hakikati yalanlayanların sonlarının ne olduğunu görünüz."
De: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayıcıların sonu nasıl olmuş bir bakın."
De: 'Yeryüzünü dolaşın da yalanlayıcıların sonu nasıl olmuş bir bakın.'
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da peygamberlere yalancı diyenlerin sonunun nasıl olduğunu bir görün!
De ki: yer yüzünde dolaşın da bakın o Peygamberlere yalancı diyenlerin akıbeti nasıl olmuş?"
De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"
De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"
De ki: "Yeryüzünü dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün!"
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra yalanlayanların sonu nasıl oldu, bir görün."
De ki: "Yer (yüzün) de gezib dolaşın, sonra da bakın ki (peygamberleri) yalanlayanların sonu nice olmuşdur".
De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da sonra bir görün, yalanlayanların sonu nice olmuştur?
(1-21) Hamd semaları ve arzı yaratan Allah içindir, karanlık ve aydınlığı yapandır, sonra da örtbas edenler / kafirler rablerine denkler tutuyorlar, sizi çamurdan yaratan, sonra süreyi / eceli koyan O dur, tanımlanmış süre onun yanındadır, siz de tereddüt içindesiniz, semalarda ve yerde olan O, Allah'tır , sizin gizlinizi de açığınızı da bilir, ne kazandığınızı da bili r. Rablerinin ayetlerinden hiçbir ayet onlara gelmiyor ki ondan sadece sırt çevirmiş olmasınlar , kesin olan şu ki onlara gerçek geldiğinde yalanladılar, ilerde onlara alay ettikleri şeylerin haberleri verilecektir, kendilerinden önce nice kuşak / nesil h elak ettik görmediler mi? Size vermediğimiz imkanlarla arzda onları imk ânlandırdık, semadan onlara bol yağmurlu buluttan yağmur indirdik, altlarından akan nehirler yaptık, günahlarından ötürü onları yok ettik / helak ettik, onların ardından başkaca kuşaklar / nesiller inşa ettik. Eğer sana yazılı bir kitap indirseydik onlarda ona dokunsalardı, yine kafirler derlerdi ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir, dediler ki ona bir melek indirilse ya, şayet / ola ki melek indirsek, iş gerçekleşir / emir oluşur sonra onlar da bekletilmezdiler, (Musa’ya tablet üstüne yazılı indi Muhammed ’e yazılı inmiyor, muayene / kontrol imkânı istiyorlar) eğer ki Onu melek yapsa idik onu yine adam şeklinde yapardık onlar düştükleri şüpheye yine düşerlerdi Yemin olsun ki resullerle senden önce de alay ettiler, Onunla alay ediyor olmaları nedeniyle alay ettikleri şeyle kuşatıldılar, de ki Arzda gezin ve sonra da yalanlayanların sonu nasıl olmuş bakın. De ki semalarda ki ve arzdakiler kim içindir? Allah içindir de. Allah kendine rahmeti yazdı / farz kıldı, içinde şüphe taşımaz bir şeki lde sizi kıyamet günü biraraya getirecektir , kendilerini hasara uğratanlar, onlar ki iman etmiyorlar , g ecede ve gündüz de duran ne varsa Onundur, O işitendir , bilendir. Semaları v e arzı yaratandan Allahtan başkasını mı dost edineceğim? O doyrulmaz doyurur (niçin O’na yemesi için yiyecek taktim edersiniz) de ki ben ilk teslim olan kişi olmakla ve de ortak koşanlardan olmamakla kesin bir şekilde emrolundum . D e ki ben Rabbime asi / isyan eden olursam büyük günün azabından korkuyorum, O gün kimden azap giderilir ise o esirgenmiştir / ona rahmet edilmiştir , bu apaçık kurtuluştur. Sana eğer Allah, bir zarar dokundurursa Ondan başka onu giderecek yoktur, sana eğer bir hayır dokundurursa ki O her şeyi güç yetirip ayarlayandır, Onun kudreti kullarının üstündedir ve O Yargıçtır / Hâkimdir, haberi olandır. (Allah görmek için ne göze ne de ışığa ihtiyaç duyar , Her güçlü olanın güçsüz bi r anı olabilir Allah daima güçlüdür.) Tanıklık / Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür, Allah benimle sizin aranızda Şahittir de. Bana bu okunan / kuran kavuşan / ulaşan kimseyi uyarayım diye vahyoluyor, şimdi siz Allah’la beraber başkaca bir ilah olduğuna şahitlik eder misiniz? Ben şahitlik etmem de . K esinlikle ondan başka ilah yoktur ve ben de ortak koştuklarınızdan uzağım de . Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu babalarını tanıdıkları gibi tanırlar kendilerini hasara uğratanlar ise, işte onlar iman etmezler, Allaha yalanı iftira eden yahut O ’nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalim kimdir ? Kesinlikle O, zalimleri başarılı sonuca ulaştırmaz.
De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın; sonra da yalanlayanların sonu nice oldu, bir bakıverin.”
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da yalanlayanların sonu nasıl olmuş, görün!"
De ki "Yeryüzünde dolaşın da yalana sarılanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
De ki "Yeryüzünde dolaşın da o yalancıların sonunun nasıl olduğunu bir görün."
De ki: Yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!
De ki: -Yeryüzünde gezin, de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!
Şunu söyle: Dolaşın yeryüzünde de bakın nasıl olmuş gerçeği yalanlayanların sonu!
Say to them: "Journey the land and open your mind’s eyes to see for yourselves the fatal consequence which united all those who persisted in their intentional assertion of falsehood".
Say, ‘Travel throughout the earth and see what fate befell those who rejected the truth.’
Say: "Travel through the earth and see what was the end of those who rejected Truth."
Say: 'Go about journeying the earth, and behold the end of those who gave the lie (to the Truth).' dipnot 1
Say: ‘Travel about the earth and see the final fate of the deniers. ’
Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم): "Travel in the land and see what was the end of those who rejected truth."
Say, ‘Travel over the land, and then observe how was the fate of the deniers. ’
Say, `Go about in the land and see how (evil) was the end of those who treated (the Prophets) as liars.
Say: 'Journey in the land, then behold how was the end of them that cried lies. '
Say: "Roam the earth and see [with your own eyes] what the destiny of those who chose to disbelieve was.
Say, 'Go about in the earth, then wilt thou see how has been the end of those who called them liars. '
Say, "Roam the earth, then see what the punishment of the ingrates was!"
Say, 'Go about in the earth and see what was the end of those who treated the Prophets as liars. '
Say, "Travel in the land and see the nature of the consequences for the rejecters (for those who called them liars). "
Say, "Travel in the earth; thereafter look into how was the end of the beliers. "
Say (unto the disbelievers): Travel in the land, and see the nature of the consequence for the rejecters!
Say: "Travel in the land and see what happened to those who disbelieved. "
Say: "Go all over the earth, and behold what happened in the end to those who gave the lie to the truth!"
Say, "Travel throughout the land and see the fate of the deniers."
Say: "Roam the Earth, then see what the punishment of the rejecters was!"
Say, "Roam the earth and note the consequences for the rejectors."
Say, "Travel through the land; then observe how was the end of the deniers. "
Say thou: “Travel in the earth, then see how was the final outcome of the deniers.”
Say, "Travel through the earth taking lessons from history (in order to comprehend the Laws of the Rise and Fall of nations), and notice the outcome of those who belied these Laws. "
Say: "Travel through the earth and see what was the end of those who rejected Truth. "
Say, "Go about the earth, and see what was the fate of those who rejected (the prophets)."
Say: "Roam the earth, then see what the punishment of the rejecters was!"