Diyanet İşleri
İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
En'âm suresi
En'âm suresi, 112. ayet. وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِىٍّ عَدُوًّا شَيَٰطِينَ ٱلْإِنسِ وَٱلْجِنِّ يُوحِى بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ زُخْرُفَ ٱلْقَوْلِ غُرُورًا وَلَوْ شَآءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ
vekeẕâlike ce`alnâ likülli nebiyyin `adüvven şeyâṭîne-l'insi velcinni yûḥî ba`ḍuhüm ilâ ba`ḍin zuḫrufe-lḳavli gurûrâ. velev şâe rabbüke mâ fe`alûhü feẕerhüm vemâ yefterûn.
İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Her peygambere düşman şeytanlar; Rabbin kelimesi En'âm 111–117 3
Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?"
Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.
Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).
"Size Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indiren O iken ben Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım?" (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun, Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde, sakın şüphecilerden olma.
Rabbinin kelimesi (Kur'an) doğruluk ve adalet bakımından tamdır. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
112. Yüce Allah, Rasûlünü teselli ederek şöyle buyurmaktadır: Biz sana çağrını reddeden, seninle savaşan ve seni kıskanan düşmanlar var ettiğimiz gibi sünnetimizin/kanunumuzun bir gereği olarak biz, insanlara gönderdiğimiz her bir peygambere ins ve cin şeytanlarından düşmanlar kıldık. Bunlar da peygamberlerin getirdiklerinin karşısında durmuşlardır.
“Onlardan kimi kimine aldatmak için yaldızlı birtakım sözler fısıldarlar” Yani onların kimisi diğerlerine kendisine davet ettikleri batılı süslerler, sözleri allayıp pullarlar ve onu en güzel şekle sokmaya çalışırlar. Tâ ki akılsızlar, bu sözlere aldansın, gerçekleri anlayamayan, anlamları kavrayamayan ahmaklar bunlara bağlanıp itaat etsin. Zira bunlar allı pullu lafızları ve üstü yaldızlanmış ibareleri beğenirler. Bunun sonucunda da hakkı batıl, batılı da hak olarak kabul ederler. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Seni, o müşriklerin düşmanlığıyla imtihan ettiğimiz gibi senden önceki bütün peygamberleri de imtihan ettik ve onlardan her biri için, birbirlerine vesvese veren ve onları aldatmak için batılı onlara süsleyen insan ve cin şeytanlarını düşmanları kıldık. Allah dileseydi bu yaptıklarını yapamazlardı. Fakat O, onlara bir imtihan olması için bunu dilemiştir. Sen onları küfür ve batıl olan iftiralarıyla baş başa bırak. Onlara sakın ehemmiyet verme.
Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Bu suretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla…
Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)
Babası, şöyle dedi: "Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır."
Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Aynı kök: انس (97 geçiş)
Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele…
Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Aynı kök: فري (60 geçiş) · Aynı kök: فعل (109 geçiş)
Yine bunun gibi, Allah'a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helake sürüklesinler ve…
Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan
Şeytan onlara (birçok) vaadde bulunur ve onları kuruntulara sürükler. Oysa şeytan, ancak aldatmak için onlara vaadde bulunuyor.
Aynı kök: غرر (27 geçiş) · Aynı kök: شطن (88 geçiş) · Ortak kavram: Şeytan
"(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Böylece biz (insanları) aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler vahyeden (fısıldayan) dipnot 1 insan ve Cin şeytanlarını her peygambere düşman kıldık. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle bırak!
Ve böylece Biz, görünür-görünmez şeytanları her peygambere düşman kıldık. Onlar aldatmak amacıyla birbirlerine yaldızlı yalanları telkin ediyorlar. Ama eğer Rabbin dileseydi, onlar bunu yapamazlardı: o halde onlardan da, uyduruk teorilerinden de uzak dur!
Ve işte böylece, biz, hem insanlar hem de görünmez varlıklar içinden zihin çelmeyi amaçlayan yaldızlı/parlak yarı hakikatleri birbirine fısıldayan şeytani güçleri peygambere düşman kıldık. Ama Rabbin dilemedikçe onlar bunu yapamazlardı: o halde, onlardan ve onların mesnetsiz hayallerinden uzak durun!
Böylece her Nebiye (ölümsüz sonsuz gelecek yaşam habercisine) insan şeytanlarını (kendini beden kabul edip yalnızca bedenin zevkleri için yaşayanları) ve cin şeytanlarını düşman kıldık. . . Onlardan bazısı bazısına, aldatmak için yaldızlı söz vahyeder! Eğer Rabbin dileseydi onu yapmazlardı. . . Artık bırak onları iftiraları ile baş başa!
Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak.
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
Ve işte böylece, insan ve cin şeytanlarını her peygambere düşmanlar yaptık. Aldatmak için, birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Oysa Efendin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık, onlara ve karalamalarına aldırış etme.
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi, onu da yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.
Böylece, her peygambere insanlardan ve cinlerden olan sapkınları düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözleri vahiy ederler. Efendin dileseydi bunu yapamazlardı. Onlara ve ettikleri iftiralara aldırma. dipnot 1
Böylece, her peygambere insanlardan ve cinlerden olan şeytanları düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözleri vahyederler. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Onlara ve ettikleri iftiralara aldırma.
Böylece Biz, her peygambere insanların ve cinlerin şeytanlarını düşman etmişizdir; bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Eğer Rabbin dileseydi bunları yapmazlardı. O halde onları iftiraları ile başbaşa bırak!
Ve böyle biz her peygambere ins-ü cinn şeytanlarını düşman kılmışızdır, bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını telkın eder dururlar, eğer rabbın dilese idi bunu yapmazlardı, o halde bırak şunları uydurdukları hurafat ile haşrolsunlar
Böylece her Nebi'ye ins dipnot 1 ve cinn dipnot 1 şeytanları düşman yaptık. Onların kimileri kimilerine aldatıcı yaldızlı sözler vahyederler. dipnot 2 Eğer Rabb'in dileseydi bunu yapamazlardı. Onları iftiralarıyla baş başa bırak.
Böylece her nebiye ins dipnot 1 ve cinn şeytanları düşman yaptık. Onların kimileri kimilerine aldatıcı yaldızlı sözler vahyederler. dipnot 2 Eğer Rabb'in dileseydi bunu yapamazlardı. Onları iftiralarıyla baş başa bırak.
Böylece her nebiye ins dipnot 1 ve cinn şeytanları düşman yaptık. Onların kimileri kimilerine aldatıcı yaldızlı sözler vahyederler. dipnot 2 Eğer Rabb'in dileseydi bunu yapamazlardı. Onları iftiralarıyla baş başa bırak.
Böylece her peygambere insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yap(a)mazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla başbaşa bırak.
Biz, (sana yapdığımız gibi) her peygambere de insan ve cin şeytanlarını böylece düşman yapdık. Onlardan kimi kimine, aldatmak için, yaldızlı bir takım söz (ler ve vesveseler) telkıyn eder. Eğer Rabbin dileseydi bunu (bu telkıyni) yapmazlardı. Öyle ise onları düzmekde oldukları yalanlarıyla beraber (baş başa) bırak.
İşte böylece Biz, her peygambere insan ve cinn şeytanlarını düşman yaptık. Onlardan kimi, kimini aldatmak için cazip sözler fısıldarlar. Eğer Rabbın dileseydi; bunu yapamazlardı. Öyleyse onları iftiraları ile başbaşa bırak.
(109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Aldatmak için birbirlerine süslü sözler telkin ederler. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse sen onları iftiraları ile baş başa bırak.
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.
İşte böyle. Her nebiye, insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık dipnot 1 . Şeytanlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Tercihi (onlara bırakmasa da) Rabbin yapsa bunu yapamazlar. Sen onları iftiralarıyla baş başa bırak.
Her nebiye insan ve cin şeytanlarından, tıpkı bunlar gibi düşmanlar oluşturmuşuzdur. Bu, yaldızlı sözler fısıldayarak (yanlışlar içindeki o kimselerin) birbirlerini aldatmaları içindir. Rabbinin tercihi farklı olsaydı (zorlayıcı bir düzen kursaydı) dipnot 1 bunu yapamazlardı. Onları uydurduklarıyla baş başa bırak.
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler telkin ederler. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurdukları şeylerle baş başa bırak.
Böylece, Biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler telkin ederler, Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
İşte böyle, biz peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman yaptık. Bunlar aldatmak için birbirlerine lafın yaldızlısını fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu yapamazlardı. Bırak onları, düzdükleri iftiralarla başbaşa kalsınlar;
Thus did We apply to every Prophet enemies characterized with Satanic attributes among both mankind and the Jinn who actuate each other with the feeling of confidence pertaining to fair-spoken discourse with implication of deceit. Had Allah willed they would never have dwelled on such settled behaviour as representative of feeling or opinion nor lingered round it. Therefore, let them sink under the vexations of their thoughtless minds and befool the minds and judgement of the people so as to cause what is false to be accepted as true.
In the same way We assigned to each prophet an enemy, evil humans and evil jinn. They suggest alluring words to one another in order to deceive- if it had been your Lord’s will, [Prophet], they would not have done this: leave them to their inventions-
Likewise did We make for every Messenger an enemy,- evil ones among men and jinns, inspiring each other with flowery discourses by way of deception. If thy Lord had so planned, they would not have done it: so leave them and their inventions alone.
And so it is that against every Prophet We have set up the evil ones from among men and jinn, some of them inspire others with specious speech only by way of. delusion. dipnot 1 Had it been your Lord's will, they would not have done it. dipnot 2 Leave them alone to fabricate what they will.
In this way We have appointed as enemies to every Prophet shaytans from both mankind and from the jinn, who inspire each other with delusions by means of specious words – if your Lord had willed, they would not have done it, so abandon them and all they fabricate –
And so We have appointed for every Prophet enemies - Shayâtîn (devils) among mankind and jinn, inspiring one another with adorned speech as a delusion (or by way of deception). If your Lord had so willed, they would not have done it; so leave them alone with their fabrications. (Tafsîr Qurtubi)
That is how for every prophet We appointed as enemy the devils from among humans and jinn, who inspire each other with flashy words, deceptively. Had your Lord wished, they would not have done it. So leave them with what they fabricate,
And in the same manner have We made the evil ones from among (ordinary) human beings and the jinns enemies to every prophet; some of them suggest one to another gilded speech to beguile (them). Had your Lord (enforced) His will, they would not have done so; so leave them alone with what they forge;
So We have appointed to every Prophet an enemy -- Satans of men and jinn, revealing tawdry speech to each other, all as a delusion; yet, had thy Lord willed, they would never have done it. So leave them to their forging,
Thus, I have appointed for every prophet, men and Jinns (extra-terrestrials) of evil nature to oppose them. They glorify the vain desires to mislead the people. If God had willed, they would not have done it. Therefore, leave them do their "job".
So have we made for every prophet an enemy, - devils of men and ginns; some of them inspire others with specious speech to lead astray; but had thy Lord pleased they would not have done it; so leave them with what they do devise.
We have permitted the enemies of every prophet, human and Jinn devils, to inspire in each other fancy words in order to deceive. Had your Lord willed, they would not have done it. You shall disregard them and their fabrications.
Thus have We appointed unto every prophet an enemy; the devils of men, and of genii: Who privately suggest the one to the other specious discourses to deceive; but if thy Lord pleased, they would not have done it. Therefore leave them, and that which they have falsely imagined;
So have We appointed for every Prophet an enemy - devils of men and Jinns; who inspire each other with seductive, deceptive speech which leads astray; but had your Lord willed they would not have done so. So leave them with what they do devise.
And thus We have made to every Prophet an enemy: Shayatîn All-vicious (ones), i. e., devils) of humankind and jinn, revealing fanciful (Literally: decorated) speech to each other, (all) as delusion. And if your Lord had (so) decided, in no way would they have performed it. So leave them out to whatever they fabricate.
Thus have We appointed unto every prophet an adversary - devils of humankind and jinn who inspire in one another plausible discourse through guile. If thy Lord willed, they would not do so; so leave them alone with their devising;
That is how We have made for each apostle opponents, the satans among men and jinns, who inspire one another with deceitful talk. But if your Lord had willed they would not have done so. Pay no attention to them and to what they fabricate.
AND THUS it is that against every prophet We have set up as enemies the evil forces from among humans as well as from among invisible beings that whisper unto one another glittering half-truths meant to delude the mind But they could not do this unless thy Sustainer had so willed: stand, therefore, aloof from them and from all their false imagery!
And so We have made for every prophet enemies—devilish humans and jinn—whispering to one another with elegant words of deception. Had it been your Lord’s Will, they would not have done such a thing. So leave them and their deceit,
We have permitted the enemies of every prophet, human and Jinn devils, to inspire in each other with fancy words in order to deceive. Had your Lord willed, they would not have done it. You shall disregard them and their fabrications.
We have permitted the enemies of every prophet - human and jinn devils - to inspire in each other fancy words, in order to deceive. Had your Lord willed, they would not have done it. You shall disregard them and their fabrications.
And thus We have made for every prophet an enemy - devils from mankind and jinn, inspiring to one another decorative speech in delusion. But if your Lord had willed, they would not have done it, so leave them and that which they invent.
And thus have We appointed for every prophet an enemy — satans of servi and domini — instructing one another in the decoration of speech as delusion, (and had thy Lord willed, they would not have done it; so leave thou them and what they fabricate)
Thus We have appointed to every Prophet enemies. The rebellious among the urban and the rural populations rose in opposition, (since the Message struck at their vested interests). They plotted and inspired each other with fancy words. If your Lord willed, they won't do that. (But, challenges come your way only to expand your personalities (2:286)). (O Prophet) Leave them alone with their fabrications.
In this way, for every messenger, We did make an enemy— Satans' among men and jinns', confusing each other with flowery talk, with lies that mislead. If your Lord had so willed, they would not have done it: So leave them and their inventions alone.
So it is that, for every prophet, We have set up enemies,-the devils of mankind and jinn-who seduce one another with alluring rhetoric in order to deceive-Had Allah willed, they would have not done it. So, leave them alone with what they forge-
And as such, We have permitted the enemies of every prophet mankind and Jinn devils to inspire each other with fancy words in order to deceive. Had your Lord willed, they would not have done it. You shall disregard them and their fabrications.