En'âm suresi

En'âm suresi, 35. ayet

En'âm suresi, 35. ayet. وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ إِعْرَاضُهُمْ فَإِنِ ٱسْتَطَعْتَ أَن تَبْتَغِىَ نَفَقًا فِى ٱلْأَرْضِ أَوْ سُلَّمًا فِى ٱلسَّمَآءِ فَتَأْتِيَهُم بِـَٔايَةٍ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

vein kâne kebüra `aleyke i`râḍuhüm feini-steṭa`te en tebtegiye nefeḳan fi-l'arḍi ev süllemen fi-ssemâi fete'tiyehüm biâyeh. velev şâe-llâhü leceme`ahüm `ale-lhüdâ felâ tekûnenne mine-lcâhilîn.

Diyanet İşleri

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde, sakın cahillerden olma.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 32–38 · surenin 35. ayeti / 165
  1. En'âm 32

    Dünya hayatı ancak bir oyun ve bir eğlencedir. Elbette ki ahiret yurdu Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır. Hala akıllanmayacak mısınız?

  2. En'âm 33

    Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah'ın ayetlerini inadına inkar ediyorlar.

  3. En'âm 34

    Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.

  4. 35

    Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde, sakın cahillerden olma.

  5. En'âm 36

    (Davete), ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Sonra da hepsi O'na döndürülürler.

  6. En'âm 37

    Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!" (Ey Muhammed!) De ki: "Şüphesiz Allah'ın, bir mucize indirmeğe gücü yeter. Fakat onların çoğu bilmiyor."

  7. En'âm 38

    Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. “Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa” onlara düşkünlüğün, iman etmelerini arzu edişin sebebi ile bu tutumları sana ağır geliyorsa sen bu yolda iman etmeleri için elinden geleni yap. Ancak Allah’ın hidâyete erdirmek istemediğini hidâyete erdirmeye gücün yetmez. “haydi yere bir menfez açıp yahut göğe bir merdiven dayayıp da onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa (hiç durma yap)!” Bunun dahi onlara hiçbir faydası olmayacaktır. Bu buyruk ile Peygamber’e bu gibi inatçıların hidâyet bulmalarına dair ümit beslememesi telkin edilmektedir. “Allah dileseydi onları muhakkak hidâyet üzere toplardı” fakat Yüce Allah’ın hikmeti onların sapıklıkları üzere kalmalarını gerektirmektedir. “O halde sakın cahillerden olma!” İşlerin gerçeğini bilmeyen ve onları yerli yerinde değerlendirmeyen bilgisizlerden olma!

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Eğer getirmiş olduğun hakka karşı seni yalanlamaları ve yüz çevirmeleri sana ağır geliyor ise, gücün yettiği takdirde yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven bul ve seni desteklediğimiz (mucizelerin) dışında onlara istedikleri mucizeyi getir. Allah dileseydi, onları elbette senin getirmiş olduğun hidayetin üzerine toplardı. Fakat O derin bir hikmet sebebi ile bunu istemedi. Öyleyse bu durumla ilgi cahillerden olma. Sakın iman etmemelerinden dolayı kendini üzüntüyle yıpratma.

Kelimeler

28 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَإِن ve in ve eğer
  2. كَانَ kane kök: كون
  3. كَبُرَ kebura ağır geldiyse kök: كبر
  4. عَلَيْكَ aleyke sana
  5. إِعْرَاضُهُمْ ia'raduhum onların yüz çevirmesi kök: عرض
  6. فَإِنِ feini haydi
  7. ٱسْتَطَعْتَ stetaa'te yapabilirsen kök: طوع
  8. أَن en
  9. تَبْتَغِىَ tebtegiye ara ki kök: بغي
  10. نَفَقًۭا nefekan bir delik kök: نفق
  11. فِى fi içine
  12. ٱلْأَرْضِ l-erdi yerin kök: ارض
  13. أَوْ ev ya da
  14. سُلَّمًۭا sullemen bir merdiven kök: سلم
  15. فِى fi
  16. ٱلسَّمَآءِ s-semai göğe kök: سمو
  17. فَتَأْتِيَهُم fete'tiyehum onlara getiresin kök: اتي
  18. بِـَٔايَةٍۢ ۚ biayetin bir mu'cize kök: ايي
  19. وَلَوْ velev şayet
  20. شَآءَ şa'e dileseydi kök: شيا
  21. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  22. لَجَمَعَهُمْ lecemeahum elbette onları toplardı kök: جمع
  23. عَلَى ala üzerinde
  24. ٱلْهُدَىٰ ۚ l-huda hidayet kök: هدي
  25. فَلَا fela
  26. تَكُونَنَّ tekunenne o halde olma kök: كون
  27. مِنَ mine -den
  28. ٱلْجَـٰهِلِينَ l-cahiline cahiller- kök: جهل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)

    (Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin…

  • Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İnfak

    Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin. Allah'a ve…

  • Aynı kök: عرض (79 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren kimseye, dünya hayatının geçici menfaatine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise yerde (inebileceğin) bir tünel veya göğe (çıkabileceğin) bir merdiven edinmeye gücün yetseydi ve onlara bir delil getirseydin (yine de inanmazlardı). dipnot 1 Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı; dipnot 2 sakın cahillerden olma!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:25, 109, 111; A‘râf 7:146; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; İsrâ 17:93; Şu‘arâ 26:199, 201; Sebe' 34:31.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Mâide 5:48; En‘âm 6:107, 149; Yûnus 10:99; Hûd 11:118-119; Ra‘d 13:31; Nahl 16:9, 93; Secde 32:13; Şûrâ 42:8.

Mustafa İslamoğlu

Eğer onların yüz çevirmeleri ağırına gidiyorsa ve senin de yeri oymaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün varsa, haydi bunu yap da bir mucize getir bakalım! Oysa ki eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzre buluştururdu, (ama dilemedi). Öyleyse, sakın (Allah'ın yasasını) bilmezden gelme!

Muhammed Esed

Eğer hakikati inkar edenlerin sana sırtlarını dönmeleri seni sıkıntıya sokuyorsa ve o nedenle onlara (daha ikna edici) bir mesaj getirmek için yerin dibine inebilecek yahut merdivenle göğe yükselebilecek durumda isen, (durma yap;) ama (unutma ki) eğer Allah dileseydi onların tümünü (Kendi) rehberliği altında toplardı. O halde, sakın (Allahın yollarını) görmezden gelmeye çalışma.

Ahmed Hulusi

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse; haydi kudretin varsa, arza bir delik yahut semaya bir merdiven ara ki onlara oradan bir mucize getir (de iman etsinler)! Eğer Allah dileseydi elbette onları hakikat üzere toplardı. . . Öyle ise sakın cahillerden olma!

Ali Bulaç

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde bir tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). Eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma.

Ali Özek ve heyeti

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi. O halde sakın cahillerden olma!

Ali Rıza Safa

Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, gücün yetiyorsa, yeryüzünün dibinde bir delik veya gökte bir merdiven arayarak, onlara bir mucize getir. Oysa Allah dileseydi, onların tümünü, doğru yola eriştirirdi. Artık, sakın bilisizler arasında olma.

Bayraktar Bayraklı

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi yerin içine bir tünel aç, ya da göğe bir merdiven daya ki, onlara bir mucize getiresin. Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!

Edip Yüksel

Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, bilesin ki, yerin içine bir delik açmaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün yetse de bir mucize ortaya koysan yine kar etmez.. ALLAH dileseydi onları doğru yola toplardı. Öyleyse cahillerden olma.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, bilesin ki, yerin içine bir delik açmaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün yetse de bir mucize ortaya koysan yine kar etmez.. ALLAH dileseydi onları doğru yola toplardı. Öyleyse cahillerden olma

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer onların omuz dönmeleri sana ağır geliyorsa, haydi kendi kendine yerin dibine inecek bir baca veya göklere çıkacak bir merdiven arayıp da onlara bambaşka bir mucize getirmeye gücün yettiği takdirde hiç durma, bunu yap! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer onların omuz dönmeleri, sana pek ağır geliyorsa haydi kendi kendine yerin dibine inecek bir baca veya göklere çıkacak bir merdiven arayıb da onlara bam başka bir ayet getirmeğe gücün yettiği takdirde hiç durma, Allah dilemiş olsa idi elbette onları hidayet üzre toplardı o halde sakın cahillerden olma

Erhan Aktaş

Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet dipnot 1 getir! Eğer Allah dileseydi, dipnot 2 elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hak etselerdi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet dipnot 1 getir! Eğer Allah dileseydi dipnot 2 , elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hak etselerdi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet dipnot 1 getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize.

Gültekin Onan

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). Eğer Tanrı dileseydi, onların tümünü hidayet üzerine toplardı.

Hasan Basri Çantay

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır gelmiş olub da kendilerine bir ayet (bir mu'cize) getirmen için yerde bir baca veya gökde bir merdiven araman (gibi ham ve icabsız tekliflere) uymak istersen (şunu bil ki) eğer Allah dileseydi onların hepsini muhakkak hidayet üzerinde toplardı. O halde sakın bilmeyenlerden olma.

İbni Kesir

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa; yeri delmeğe ve göğe merdiven dayamaya gücün yetmiş olsaydı; onlara bir ayet gösterirdin. Şayet Allah dileseydi; onları hidayet üzerinde birleştirirdi. Sakın bilgisizlerden olma.

Mehmet Alagaş

(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.

Rowwad Tercüme Merkezi

Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, bir tünel açıp yerin dibine inerek yahut göğe de bir merdiven dayayıp onlara bir ayet getirmeye gücün yeterse (hiç durma yap)! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma!

Süleyman Ateş

Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi (yapabilirsen) yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mu'cize getiresin! Allah, dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı, o halde cahillerden olma!

Süleymaniye Vakfı

Onların yüz çevirmeleri sana ağır mı geliyor! Öyleyse hadi bakalım, gücün yetiyorsa yer altına inen bir delik veya göğe doğru bir merdiven bul da onlara bir mucize getir. Tercihi (insanlara bırakmayıp) Allah yapsaydı elbette onları doğru yolda toplardı dipnot 1 . O halde sakın cahillik edenlerden olma dipnot 2 !

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae (شاء) fiili, "bir şey yapmak" anlamındaki şey (شيء) mastarından türemiştir. Allah'ın yapması o şeyi var etmesi, insanın yapması da o şey için gereken çabayı göstermesidir (Müfredat). Allah, her şeyi bir ölçüye göre var eder (Kamer 54/49, Ra'd 13/8). İmtihanla ilgili şeyleri iyi ve kötü diye ikiye ayırmıştır (Enbiya 21/35). Allah, herkesin doğru yolda olmasını ister (Nisa 4/26) ama sadece doğru şeyler yapanı doğru yolda sayar (Nur 24/46). Yaptığının doğru veya yanlış olduğunu da kişiye ilham eder. Onun için doğru davrananın içi rahat, yanlış davrananın içi de sıkıntılı olur (Şems 91/7-10). Buna göre şae (شاء) fiilinin öznesi Allah olursa "gerekeni yaptı veya yarattı", insan olursa "gerekeni yaptı" anlamında olur. Allah insanlara, tercihlerine göre davranma hürriyeti vermeseydi hiç kimse yanlış bir şey yapamaz ve imtihan diye bir şey de olmazdı (Nahl 16/93). Yanlış kader anlayışını imanın bir esası gibi İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak şae (شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş; bunu, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Bkz: https://www.suleymaniyevakfi.org/akaid-arastirmalari/kuranda-sey-mesiet-irade-ve-fitrat.html
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir kanal veya gökte bir merdiven bulup gücün de yetiyorsa gider bir mucize getirirsin. Allah, zorlayıcı düzen koysaydı dipnot 1 elbette bunların hepsini doğru yolda toplardı dipnot 2 . Sakın kendini bilmezlerden (cahillerden) dipnot 3 olma.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    tercihini o yönde kullansaydı
  2. metne dön, dipnot 2
    Bkz. Bakara 2/20 ve Maide 5/48 ve dipnotları.
  3. metne dön, dipnot 3
    "Onların ayetleri görmezlikten gelmelerine kızıp ta kendine hakim olamayıp (kontrolünü kaybedip) sakın sana verdiğimiz görevin dışında (uyarmak ve öğretmek) istek ve zorlamalarda bulunma" anlamına gelir. Arapça olan ‘cahil' kelimesine verdiğimiz "kendini bilmez, kendini tutamayan" anlamı için Bkz. Hud 11/46 ve Yunus 12/33 ayetleri ve dipnotları

Şaban Britch

Eğer, onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir delik veya gökte bir merdiven bulmaya gücün yeterse onlara (başka) bir mucize getir. Allah dileseydi, onları hidayet üzerinde toplardı. Öyleyse, cahillerden olma!

Şaban Piriş

Eğer, onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir delik veya gökte bir merdiven bulmaya gücün yeterse onlara bir mucize gösterirsin. Allah dileseydi, onları hidayet üzerinde toplardı. Öyleyse, cahillerden olma!

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If their natural aversions and antipathies perturb you, and you are able to excavate a roadway underground or set up a ladder to ascend heavenward to bring about a sign to convince them of the truth of your mission, then by all means do it. Had Allah willed He would have united their thoughts and feelings to meditate reverence and obedience to Him and seek His guidance and spiritual union. Therefore, do not be one of those destitute of Allah's knowledge.

Abdul Haleem

If you find rejection by the disbelievers so hard to bear, then seek a tunnel into the ground or a ladder into the sky, if you can, and bring them a sign: God could bring them all to guidance if it were His will, so do not join the ignorant.

Abdullah Yusuf Ali

If their spurning is hard on thy mind, yet if thou wert able to seek a tunnel in the ground or a ladder to the skies and bring them a sign,- (what good?). If it were Allah's will, He could gather them together unto true guidance: so be not thou amongst those who are swayed by ignorance (and impatience)!

Abul A'la Maududi

Nevertheless, if their turning away grieves you, then seek - if you can - either a way down into the earth or a ladder to the heavens, and try to bring to them some sign. dipnot 1 Had Allah so willed, He would have gathered them all to the true guidance. Do not, then, be among the ignorant. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The Prophet (peace be on him) saw that even though he had spent a long time admonishing his people, they did not seem inclined to heed his call. As a result he sometimes wished for the appearance of some extraordinary sign of God that would undermine the stubbornness of his people and lead them to accept his guidance. This verse embodies God's response to the Prophet's desire. He is told not to be impatient. He must persist in his striving and continue to work. in conformity with God's directive. Had it been God's purpose to work miracles, He would have done so. But God did not consider that to be either the appropriate method for bringing to a successful completion the required intellectual and moral revolution or for the evolution of a sound, healthy civilization. Well, then, if the Prophet (peace be on him) could not bear patiently with the attitude of stubbornness and rejection prevalent among his people, and if he thought it necessary to make them witness a tangible sign of God, let him muster all his strength and try to cleave the earth, or climb a ladder to the heaven and bring forth a miracle powerful enough to change the unbelief of the unbelievers into belief. He is told, however, that in this regard he should not expect God to fulfil his wish, for such things have no place in God's scheme.
  2. metne dön, dipnot 2
    Had it been required that all people should be driven to the Truth, there would have been no need to send Prophets, to reveal heavenly Books, to direct believers to engage in struggles against unbelievers, and to make the message of Truth pass through the necessary stages until fulfilment is reached. The result could have been achieved by a single sign of God's creative will. God, however, did not want things to happen that way. He preferred the Truth to be set before people with its supporting arguments so that by a proper exercise of their rational judgement, they should recognize it for what it was and thereafter freely choose to embrace it as their faith. By moulding their lives in conformity with this Truth such people should demonstrate their moral superiority over the devotees of falsehood. They should continually attract men of sound morals by the force of their arguments, by the loftiness of their ideals, by the excellence of their principles and by the purity of their lives. They should thus reach their goal - the establishment of the hegemony of the true faith - by the natural and gradual escalation of strife against falsehood. God will guide them in the performance of this task and will provide them with whatever help they merit during the various stages of their struggle. But if anyone wishes to evade this natural course and wants God to obliterate corrupt ideas and to spread healthy ones in their stead, to root out a corrupt civilization and put a healthy one in its place by exercising His omnipotent will, let him know that this will not come about. The reason is that such is contrary to the scheme according to which God has created man as a responsible being, bestowed upon him a degree of power which he may exercise, granted him the freedom to choose between obedience and disobedience to God, awarded him a certain term of life in order to demonstrate his worth, and determined that at an appointed hour He will judge him for either reward or punishment in the light of his deeds.

Aisha Bewley

If their turning away is hard on you, then go down a tunnel deep into the earth, if you can, or climb up a ladder into heaven, and bring them a Sign. If Allah had wanted to He would have gathered them all to guidance. So do not be among the ignorant.

Al-Hilali & Khan

If their aversion (from you, O Muhammad صلى الله عليه وسلم and from that with which you have been sent) is hard on you, (and you cannot be patient of their harm to you), then if you were able to seek a tunnel in the earth or a ladder to the sky, so that you may bring them a sign (and you cannot do it, so be patient). And had Allâh willed, He could have gathered them together (all) on true guidance, so be not you one of those who are Al-Jâhilûn (the ignorant).

Ali Quli Qarai

And should their aversion be hard on you, find, if you can, a tunnel into the ground, or a ladder into sky, that you may bring them a sign. Had Allah wished, He would have brought them together on guidance. So do not be one of the ignorant.

Amatul Rahman Omar

If their (-of the disbelievers) turning away in aversion is hard on you (to bear) then you may, if you can, seek a tunnel into the earth or a ladder into the heaven and then bring them some sign (to bring all to guidance); but if Allâh had willed, He could surely have brought them all together (by force) to the guidance, so do not be of those who lack knowledge.

Arthur John Arberry

And if their turning away is distressful for thee, why, if thou canst seek out a hole in the earth, or a ladder in heaven, to bring them some sign but had God willed, He would have gathered them to the guidance; so be not thou one of the ignorant.

Bijan Moeinian

If their denial of the truth bothers you too much, rest assured that you can do nothing about changing their mind. Even if you could dig a deep tunnel in the earth or take a tall ladder to the heavens in order to bring an undeniable miracle, they would not believe in. If God wanted, He could have easily guided them all [but He does not want to deprive the man of his freedom of choice.] Therefore, do not join the ignorant people [by asking God to reconsider His global plan and questioning His Wisdom.]

E. Henry Palmer

And if their turning from thee be hard for thee, and if thou canst seek for a shaft down into the earth, or a ladder up into the sky, to bring them a sign - but if God pleased He would bring them all to guidance, be thou not then of the ignorant.

Edip-Layth

If their aversion has become too much for you, then perhaps you could make a tunnel in the earth, or a ladder to the heavens, and bring them a sign. Had God willed, He would have summoned them to the guidance; so do not be of the ignorant ones.

George Sale

And if their turning away is hard on thee, then, if thou art able to seek a passage into the earth or a ladder unto heaven and bring them a Sign, thou canst do so. And had Allah enforced His will, He could surely have brought them all together to the guidance. So be thou not of those who lack knowledge.

Hamid S. Aziz

And if their aversion be hard for you, and if you can, seek for a shaft down into the earth, or a ladder up into the sky, to bring them a sign - if Allah pleased He could have brought them all to guidance - be you not then of the ignorant.

Mahmoud Ghali

And in case their veering away from you is greatly (annoying) to you, so in case you are able to seek out a tunnel in the earth, or a ladder in the heaven, then you would come up to them with a sign. And if Allah had so decided, He would indeed have gathered them to the guidance. So definitely do not be one of the ignorant.

Marmaduke Pickthall

And if their aversion is grievous unto thee, then, if thou canst, seek a way down into the earth or a ladder unto the sky that thou mayst bring unto them a portent (to convince them all)! - If Allah willed, He could have brought them all together to the guidance - So be not thou among the foolish ones.

Mohamed Ahmed - Samira

If their aversion still weighs upon you, seek out a tunnel (going deep) into the earth, or a ladder reaching out to the skies, and bring them a sign: (Even then they will not believe). If God had willed He would have brought them all to the right path. So be not like the pagans.

Muhammad Asad

And if it distress thee that those who deny the truth turn their backs on thee - why, then, if thou art able to go down deep into the earth or to ascend a ladder unto heaven in order to bring them a [yet more convincing] message, [do so;] but [remember that] had God so willed, He would indeed have gathered them all unto [His] guidance. Do not, therefore, allow thyself to ignore [God's ways].

Mustafa Khattab

If you find their denial unbearable, then build—if you can—a tunnel through the earth or stairs to the sky to bring them a ˹more compelling˺ sign. Had Allah so willed, He could have guided them all. So do not be one of those ignorant ˹of this fact˺.

Progressive Muslims

And if their aversion has become too much for you, then perhaps you could make a tunnel in the Earth, or a ladder to the heavens, and bring them a sign. Had God willed, He would have gathered them to the guidance; so do not be of the ignorant ones.

Rashad Khalifa

If their rejection gets to be too much for you, you should know that even if you dug a tunnel through the earth, or climbed a ladder into the sky, and produced a miracle for them (they still would not believe). Had GOD willed, He could have guided them, unanimously. Therefore, do not behave like the ignorant ones.

Sahih International

And if their evasion is difficult for you, then if you are able to seek a tunnel into the earth or a stairway into the sky to bring them a sign, [then do so]. But if Allah had willed, He would have united them upon guidance. So never be of the ignorant.

Sam Gerrans

And if their evasion be hard for thee: if thou art able to seek a tunnel in the earth or a stairway in the sky to bring to them a proof[...]. And had God willed, He would have gathered them together to the guidance; so be thou not of the ignorant.

Shabbir Ahmed

If their rejection is hard on you, know that even if you dug a tunnel in the ground, or climbed a ladder into the sky and brought a miracle for them, they still will not believe. If it were Allah's Will, He could assemble them to Guidance. But, He wants them to make free decisions (10:98-99). Be not among those who are carried away to ignore the Law.

Syed Vickar Ahamed

If their (the disbeliever’s) rejection (of the Message) is hard on your mind, and even if you were able to find a tunnel in the ground or a ladder to the sky and bring them a Sign— (What will be the good?). If it was Allah’s Will, He could gather them together to (His) true guidance: So you (O Prophet,) do not be among the ignorant!

Taqi Usmani

If their aversion is too hard on you, then seek, if you can, a tunnel into the earth or a ladder unto the sky in order to bring them a sign. Had Allah so willed, He would have brought all of them to the right path. So, never be one of the ignorant.

The Monotheist Group

And if their aversion has become too much for you, then perhaps you could make a tunnel in the earth, or a ladder to the heavens, and bring them a sign. Had God willed, He would have gathered them to the guidance; so do not be of the ignorant ones.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩