En'âm suresi · 56–62. ayetler

Gaybın anahtarları ve uykuda alınan canlar

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. En'âm suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 56. ayet. قُلْ إِنِّى نُهِيتُ أَنْ أَعْبُدَ ٱلَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ قُل لَّآ أَتَّبِعُ أَهْوَآءَكُمْ قَدْ ضَلَلْتُ إِذًا وَمَآ أَنَا۠ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Sizin, Allah'tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Allah'ın peşi sıra yalvardıklarınıza tapmam bana yasaklandı." dipnot 1 De ki: "Ben sizin arzularınıza uymam; aksi hâlde saparım ve doğru yola ulaştırılanlardan olmam."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Mü'min 40:66 ve kâfirûn 109:1-6. ayetlerle birlikte okunmalıdır.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Ben, Allah'ı bırakıp yalvardığınız şeylere kulluk etmekten men olundum." De ki: "Sizin keyfinize uymam! (Eğer uysaydım), asıl o zaman sapıtmış olurdum ve doğru yolda yürüyenlerden olmazdım!"

    Muhammed Esed

    (Hakikati inkar edenlere) de ki: "Allahı bırakıp yalvardığınız (varlıklar)a tapmaktan men olundum". De ki: "Ben sizin mesnetsiz görüşlerinize uymam, yoksa sapkınlığa düşerdim ve doğru yolu bulanlar arasında olmazdım".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Muhakkak ki ben, sizin Allah dunundan taptıklarınıza ibadet etmekten yasaklandım!". . . De ki: "Sizin boş hayallerinize asla uymam! Aksi takdirde gerçekten sapmış olurum ve hidayet bulanlardan olmam. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Ben, sizin Allah'tan başka tapmakta olduklarınıza tapmaktan nehyedildim." De ki: "Ben sizin heva (istek ve tutku)larınıza uymam; yoksa bu durumda ben şaşırıp sapmış ve doğru yolu bulmamışlardan olurum."

    Ali Özek ve heyeti

    (Ey Muhammed! Onlara) de ki: "Ben Allah'ı bırakıp da sizin duâ ettiğiniz (putlar) e ibadet etmekten nehyolundum." Keza de ki: "Sizin heva ve heveslerinize tâbi olmam; olduğum takdirde de sapıtır ve hidayete erenlerden olmam."

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Kuşkusuz, Allah'tan başka bir de ayrıca yakarışlarda bulunduklarınıza hizmet etmek bana yasaklandı!" De ki: "Sizin isteklerinize uymam. Öyle yaparsam sapkınlığa sürüklenirim ve doğru yolu bulamayanlar arasında olurum!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Allah'ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak edildi." De ki: "Ben sizin arzularınıza uymam; aksi halde sapıtırım da,hidayete erenlerden olmam."

    Edip Yüksel

    De: "ALLAH'ın dışında çağırdıklarınıza hizmet etmekten menedildim." De: "Sizin keyfinize uymayacağım. Aksi taktirde sapar ve doğru yolu bulamam." dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Ayrıca bak 42:52; 93:7.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De: 'ALLAH'ın dışında çağırdıklarınıza tapmaktan menedildim.' De: 'Sizin keyfinize uymayacağım. Aksi taktirde sapar ve doğru yolu bulamam.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ben sizin Allah'tan başka taptıklarınıza ibadet etmekten men edildim!" De ki: "Ben sizin çarpık arzularınıza uymam. O zaman şaşırmış ve doğru yoldan gidenlerden olmamış olurum."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki ben sizin Allahdan başka taptıklarınıza ibadet etmekten nehyedildim, de ki: ben sizin hevalarınıza tabi' olmam, o takdirde şaşırmışım ve ben hidayete irenlerden değilmişim demek olur

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ben, Allah'ın yanı sıra yalvardıklarınıza kulluk etmekten men olundum." De ki: "Hevanıza dipnot 1 tabi olmam, yoksa kesinlikle sapmış olurum da o zaman hidayete erenlerden olmamış olurum."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı isteklere uymak. Sahip olduğu zenginlik, makam, ün, güç, bilgi vb. imkanları imtiyaza dönüştürerek üstünlük taslamak. Vahiy yerine din adamları sınıfının uydurduğu dine uymak.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ben, Allah'ın yanı sıra yalvardıklarınıza kulluk etmekten men olundum." De ki: "Hevanıza dipnot 1 tabi olmam, yoksa kesinlikle sapmış olurum da o zaman hidayete erenlerden olmamış olurum."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı istekler, geçici tatminler. Sahip olunan imkanları imtiyaza dönüştürmek. Vahiy yerine din adamları sınıfınca uydurulan şeylere uymak.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben, Allah'ın yanı sıra yalvardıklarınıza kulluk etmekten men olundum." De ki: "Tutkularınıza tabi olmam, yoksa kesinlikle sapmış olurum da o zaman hidayete erenlerden olmamış olurum."

    Gültekin Onan

    De ki: "Ben sizin Tanrı'dan başka tapmakta olduklarınıza tapmaktan nehyedildim." De ki: "Ben sizin hevalarınıza uymam; yoksa bu durumda ben şaşırıp sapmış ve doğru yolu bulmamışlardan olurum."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Allahı bırakıb da tapdığınız şeylere tapmam bana yasak edildi". De ki: "Ben sizin heva (ve heves) lerinize asla uymam. Bu takdirde muhakkak sapmış ve ben doğru yola erenlerden olmamış bulunurum".

    İbni Kesir

    De ki: Allah'ı bırakıp da taptığınız başka şeylere tapmaktan men'olundum. De ki: Sizin heveslerinize asla uymam. O takdirde sapmış olurum da hidayete erenlerden olmam.

    Mehmet Alagaş

    (46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ben, Allah'tan başka yalvardıklarınıza tapmaktan men'olundum." De ki: "Ben sizin keyiflerinize uymam, çünkü o takdirde sapıtmış ve yola gelenlerden olmamış olurum."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki "Allah ile aranıza koyup yardıma çağırdıklarınıza kulluk etmem bana yasaklanmıştır." De ki: "Ben sizin arzularınıza uymam. Öyle yaparsam kesin sapıtırım, doğru yolda gidenlerden olmam dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Allah ile aranıza koyup yardım istediklerinize kul olmam, bana yasaklanmıştır. Ben, sizin arzularınıza da uymam. Öyle yapsam sapıtmış olurum ve doğru yolda olamam."

    Şaban Britch

    De ki: Ben, Allah’tan başka dua ettiklerinize ibadet etmekten yasaklandım. De ki: Sizin hevanıza/arzularınıza uymam, uyduğum takdirde sapıtır ve hidayete erenlerden olmamış olurum.

    Şaban Piriş

    De ki: -Allah'tan başka yalvardıklarınıza benim kulluk etmem yasaklandı. De ki: -Sizin heveslerinize uymam, uyduğum takdirde sapıtır ve hidayete erenlerden olmamış olurum.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ben, Allah'ı bırakıp da yakardıklarınıza kulluk etmekten yasaklandım!" De ki: "Sizin keyiflerinize uymam! Çünkü bunu yaparsam sapıtmış olurum, doğruyu ve güzeli bulanlardan olmam."

  2. En'âm suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 57. ayet. قُلْ إِنِّى عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَكَذَّبْتُم بِهِۦ مَا عِندِى مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِۦٓ إِنِ ٱلْحُكْمُ إِلَّا لِلَّهِ يَقُصُّ ٱلْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ ٱلْفَٰصِلِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele istediğiniz azap benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah'a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı batıldan ayırt edenlerin en hayırlısıdır."

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Şüphesiz ki ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanmaktayım; siz ise onu yalanladınız. Acele gelmesini istediğiniz (gün) benim yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah'a aittir. O gerçeği anlatır dipnot 1 ve O doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [yekussu'l-hakka] ifadesi "hükmü O verir" anlamını da içermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Çünkü ben Rabbimden gelen açık bir delile dayanmaktayım; ve siz bu tavrınızla onu da yalanlamış bulunuyorsunuz; sizin acele gerçekleşmesini istediğiniz şey (de) benim elimde değil. Hüküm yalnızca Allah'a aittir. O, hakikati haber verecektir; zira (hak ile batıl arasında) en iyi hükmü O verir."

    Muhammed Esed

    De ki: "Bakın, ben Rabbimden gelen açık bir kanıta dayanmaktayım; ve (bu şekilde) siz Onu yalanlamış oluyorsunuz! (Bilgisizliğiniz yüzünden) bu kadar şiddetle arzuladığınız şey benim elimde değil: Hüküm ancak Allaha aittir. O hakikati ilan edecektir, çünkü (hak ile batıl arasında) en iyi hüküm veren Odur."

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Doğrusu ben Rabbimden apaçık bir delil üzereyim ve siz o hakikati yalanladınız! Acele istediğiniz o (ölüm), benim yanımda değil. . . Hüküm ancak Allah'ındır! Hakk'ı O bildirir! O, (doğru ile yanlışı) ayırt edenlerin en hayırlısıdır. "

    Ali Bulaç

    De ki: "Ben, gerçekten Rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiğiniz (azab) yanımda değildir. Hüküm yalnızca Allah'ındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırd edenlerin en hayırlısıdır."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O hakkı anlatır ve O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "Kuşkusuz, Efendimden gelen açık bir kanıta dayanıyorum; oysa Onu yalanladınız. İvedi olarak istediğiniz şey, benim yanımda değildir. Yargı, yalnızca Allah'a özgüdür; gerçeği açıklayacaktır. Çünkü O, ayırt edenlerin en iyisidir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir kanıta dayanmaktayım ve siz onu yalanlamış oluyorsunuz. Çabucak gelmesini istediğiniz azap, benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, hakkı anlatır ve en iyi hüküm veren O'dur.

    Edip Yüksel

    De: "Ben Efendimden bir delile dayanmaktayım. Siz ise onu yalanladınız. Ona meydan okuyarak istediğiniz şeyi getirmek benim elimde değil. Hüküm, ancak ve ancak ALLAH'ın. Gerçeği anlatıyor. O, en iyi ayırandır. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Çevre, gelenek, çıkar ve duyguların tutsağı olan fanatik inkarcılar Tanrısal delilleri göremezler ve görmek istemezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De: 'Ben Rabbimden bir delile dayanmaktayım. Siz ise onu yalanladınız. Ona meydan okuyarak istediğiniz şeyi getirmek benim elimde değil. Hüküm, ancak ve ancak ALLAH'ın. Gerçeği anlatıyor. O, en iyi ayırandır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "Ben Rabbimden apaçık bir delile dayanmaktayım, siz ise O'na yalan dediniz. Çabuk gelmesini istediğiniz azap benim elimde değil; hüküm ancak Allah'ındır. Gerçeği O anlatır. Hem O, gerçeği batıldan ayırt edenlerin en iyisidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki ben rabbımdan bir beyyine üzerindeyim, siz ise onu tekzib ettiniz, acele istediğiniz azab benim elimde değil, huküm ancak Allahındır, o hakkı anlatır, hem o da'va fasledenlerin en hayırlısıdır

    Erhan Aktaş

    De ki: "Ben, Rabb'imden açık bir kanıt üzerindeyim. Siz onu yalanladınız. Acelece istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm ancak Allah'a aittir. Zira O, hakkı anlatır. Ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Ben, Rabb'imden açık bir kanıt üzerindeyim. Siz onu yalanladınız. Acelece istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm ancak Allah'a aittir. Zira O, hakkı anlatır. Ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Ben, Rabb'imden açık bir kanıt üzerindeyim. Siz onu yalanladınız. Acelece istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm ancak Allah'a aittir. Zira O, hakkı söyler. Ve O, ayırt edenlerin en hayırlısıdır."

    Gültekin Onan

    De ki: "Ben gerçekten rabbimden kesin bir belge üzerindeyim, siz ise onu yalanladınız. Sizin kendisine acele ettiğiniz (azab) yanımda değildir. Hüküm yalnızca Tanrı'nındır. O, doğru haberi verir ve O, ayırdedenlerin en hayırlısıdır."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Şübhesiz ben Rabbinden apaçık bir hüccetin (tam) üstündeyim. Siz ise onu yalan saydınız. Sizin çarçabık (gelmesini) istemekde olduğunuz (azab) benim yanımda değildir. Hüküm de Allahdan başkasının değildir ki doğruyu O haber verir ve O, ayırd edenlerin en hayırlısıdır".

    İbni Kesir

    De ki: Ben, şüphesiz Rabbımdan bir hüccet üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acale istediğiniz şey yanımda değildir. Hüküm; ancak Allah'ındır. Doğrusu O, hakkı verir ve O, ayırdedenlerin en hayırlısıdır.

    Mehmet Alagaş

    (46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: “Şüphesiz ben Rabbimden gelmiş apaçık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele gelmesini istediğiniz şey (azap), benim yanımda değildir. Hüküm yalnız Allah’a aittir. O, hakkı haber verir. O, (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.”

    Süleyman Ateş

    De ki: "Ben, Rabbimden (gelen) açık bir delil üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Acele istediğiniz (azab) da benim yanımda değildir. Hüküm vermek, yalnız Allah'a aittir. (O) gerçeği anlatır ve O, (davayı çözüp) ayırdedenlerin en iyisidir."

    Süleymaniye Vakfı

    De ki: "Ben Rabbimden gelen açık bir delile dayanıyorum ama siz onun karşısında yalana sarılıyorsunuz. Hemen istediğiniz şey (hak ettiğiniz ceza) benim elimde değildir. Onun kararını sadece Allah verir. O, gerçeği tam olarak ortaya koyar. İyi ile kötüyü en iyi ayıran odur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Ben Rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum ama siz yalan yanlış şeylere sarılıyorsunuz. Sizin hemen istediğiniz şeyi yapmak benim elimde değildir. Kararı verecek olan sadece Allah'tır. Doğruyu O anlatır, en iyi ayıklamayı da O yapar.

    Şaban Britch

    Ve yine de ki: Ben, Rabbimden gelen apaçık bir belge üzerindeyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin çabucak gelmesini istediğiniz şey benim yanımda değildir. Hüküm yalnız Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, (hakkı batıldan) ayırt edenlerin en hayırlısıdır.

    Şaban Piriş

    Ve yine de ki: -Ben, Rabbimden gelen apaçık bir belge üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Sizin çabucak gelmesini istediğiniz şey benim yanımda değildir. Hüküm yalnız Allah'a aittir. O ayıranların en hayırlısı olarak gerçeği anlatır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    De ki: "Ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeyim. Ama siz onu yalanladınız. Acele istediğiniz şey benim yanımda değil. Hüküm yalnız ve yalnız Allah'ındır. Hakkı o anlatır. Ayırt edip çözüm getirenlerin en hayırlısı O'dur."

  3. En'âm suresi, 58. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 58. ayet. قُل لَّوْ أَنَّ عِندِى مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِۦ لَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ بَيْنِى وَبَيْنَكُمْ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِٱلظَّٰلِمِينَ

    Diyanet İşleri

    De ki: "Sizin acele istediğiniz azap şayet benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu." Allah, zalimleri daha iyi bilir.

    Mehmet Okuyan

    De ki: "Acele istediğiniz (azap) benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş bitirilmiş olurdu. dipnot 1 Allah zalimleri çok iyi bilendir."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet azabın zamanı ve şekli konusunda eğer Hz. Muhammed'de herhangi bir yetki olsaydı cezalarının verileceğini, işlerinin çok önceden bitirileceğini, konunun sonuçlanmış olacağını ifade etmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    De ki: "Eğer acele gerçekleşmesini ısrarla istediğiniz şey benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda hüküm gerçekleşmiş olurdu. Ama Allah kimin zalim olduğunu daha iyi bilir.

    Muhammed Esed

    De ki: "Eğer bu kadar şiddetle arzuladığınız şey benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızda (verilmesi beklenen) hüküm verilmiş olurdu. Ama kimin zulüm işlediğini en iyi Allah bilir".

    Ahmed Hulusi

    De ki: "Eğer o acele istediğiniz benim yanımda olsaydı, aramızdaki mesele çoktan kapanmış olurdu!". . . Allah zalimleri daha iyi bilir.

    Ali Bulaç

    De ki: "Kendisine acele etmekte olduğunuz şey benim yanımda olsaydı, benimle aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. Allah zulmedenleri en iyi bilendir."

    Ali Özek ve heyeti

    De ki: Acele istediğiniz şey benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş bitirilmişti. Allah zalimleri daha iyi bilir.

    Ali Rıza Safa

    De ki: "İvedi olarak istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, aramızda yargı verilmiş olurdu. Allah, haksızlık yapanları zaten bilir!"

    Bayraktar Bayraklı

    De ki: "Acele istediğiniz şey benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş bitirilmişti. Allah, zalimleri hakkıyla bilir."

    Edip Yüksel

    De: "Sizin acele istediğiniz şeye sahip olsaydım aramızda iş biterdi. ALLAH zalimleri iyi biliyor."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    De: 'Sizin acele istediğiniz şeye sahip olsaydım aramızda iş biterdi. ALLAH zalimleri iyi biliyor.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    De ki: "O çabuk gelmesini istediğiniz azap benim elimde olsaydı, aramızdaki iş çoktan sonuçlanmış olurdu. Bununla beraber Allah haksızları daha iyi bilir."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    De ki: O acele istediğiniz benim elimde olsa idi sizinle aramızda iş çoktan huküm giymişti maamafih haksızları Allah daha çok bilir

    Erhan Aktaş

    De ki: "Eğer acelece istediğiniz o şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan olup biterdi." Allah, zalimleri en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    De ki: "Eğer acelece istediğiniz o şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan olup biterdi." Allah, zalimleri en iyi bilendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    De ki: "Eğer acelece istediğiniz o şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan olup biterdi." Allah, zalimleri en iyi bilendir.

    Gültekin Onan

    De ki: "Kendisine acele etmekte olduğunuz şey benim yanımda olsaydı, benimle aranızda buyruk elbette bitirilmiş / yerine getirilmiş olurdu. Tanrı zulmedenleri en iyi bilendir."

    Hasan Basri Çantay

    De ki: "Eğer o acele isteyegeldiğiniz şey benim yanımda (elimde) olsaydı iş benimle sizin aranızda elbette olub bitirilmiş olurdu". (Bununla beraber) Allah zaalimleri çok iyi bilendir.

    İbni Kesir

    De ki: Acele istediğiniz şey, benim yanımda olsaydı; benimle aranızdaki iş bitmiş olurdu. Allah; zalimleri çok iyi bilendir.

    Mehmet Alagaş

    (46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    De ki: Sizin çabukça gelmesini istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızda iş elbette bitirilmiş olurdu. Allah, zalimleri en iyi bilendir.

    Süleyman Ateş

    De ki: "Eğer acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş, şimdi (çoktan) bitirilmişti." Allah zalimleri daha iyi bilir.

    Süleymaniye Vakfı

    De ki "Hemen istediğiniz şey (sizi cezalandırmak) elimde olsaydı aramızdaki her şey biterdi. Ama yanlış yapanların kimler olduğunu en iyi bilen Allah'tır."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    De ki "Bir an önce olmasını istediğiniz şey benim elimde olsaydı aramızdaki bu iş bitmiş olurdu. Kimin yanlış yaptığını en iyi bilen Allah'tır."

    Şaban Britch

    De ki: Sizin çabukça gelmesini istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, iş benimle sizin aranızda bitmiş olurdu. Allah, zalimleri en iyi bilendir.

    Şaban Piriş

    De ki: -Sizin çabukça gelmesini istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, iş benimle sizin aranızda bitmiş olurdu. Allah, zalimleri en iyi bilendir,

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şunu da söyle: "Acele istediğiniz şey benim yanımda olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan bitirilmiş olurdu. Zalimleri, Allah daha iyi bilir."

  4. En'âm suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 59. ayet. وَعِندَهُۥ مَفَاتِحُ ٱلْغَيْبِ لَا يَعْلَمُهَآ إِلَّا هُوَ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ وَمَا تَسْقُطُ مِن وَرَقَةٍ إِلَّا يَعْلَمُهَا وَلَا حَبَّةٍ فِى ظُلُمَٰتِ ٱلْأَرْضِ وَلَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِى كِتَٰبٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Gaybın anahtarları yalnızca O'nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah'ın bilgisi dahilinde, Levh-i Mahfuz'da) olmasın.

    Mehmet Okuyan

    Gaybın (bilinemeyen şeylerin) anahtarları, yalnızca O'nun yanındadır; onları O'ndan başkası bilemez. Karada ve denizde ne varsa hepsini bilir; O'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Bakara 2:33 ve Neml 27:65. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Buradaki amaç zerreden kürreye her ne varsa, her şeyin Yüce Allah'ın bilgisinde olduğunu, hiçbir şeyin O'nun bilgisinin dışında kalmayacağını, her şeyin O'nun yasalarında ve bilgi sisteminde olduğunu bildirmektir. Benzer mesajlar: Ra‘d 13:8-10; Lokmân 31:16; Mücâdele 58:7; Mülk 67:13-14.

    Mustafa İslamoğlu

    Zira gaybın anahtarları yalnızca O'nun katındadır; onu başkası değil, yalnızca O bilir. O, karada ve denizde olan-biten her şeyi bilir; hiç bir yaprak düşmez ki O bunu bilmesin; yerin derinliklerinde bir tek tohum, yaş-kuru hiçbir şey yoktur ki O'nun apaçık yasasına dahil olmasın.

    Muhammed Esed

    Çünkü, yaratılmış varlıkların idrakini aşan şeylerin anahtarları Onun katındadır: onları Allahtan başka kimse bilemez. O, karada ve denizde olan her şeyi bilir; bir yaprak düşmez ki O bundan haberdar olmasın; ve ne yeryüzünün derin karanlığında bir habbe, ne de canlı veya ölü hiçbir şey yoktur ki (Onun) apaçık fermanında kaydedilmiş olmasın.

    Ahmed Hulusi

    Gaybın (algılayamadıklarınızın) anahtarları (bilgisi) "HU"nun indindedir! (Hiç kimse) bilmez onları, ancak "HU"! Karada (açığa çıkmış - algılanabilen) ve denizde (derinde - ilimde) ne var ise O bilir. . . O'nun bilgisi dışında bir yaprak düşmez (çünkü her bir şey "HU"nun Esma'sıyla açığa çıkmıştır). . . Ne Arz'ın karanlıklarında bir habbe (tane), ne de yaş ve kuru (bir şey) yoktur ki Kitab-ı Mubiyn'de (apaçık evren kitabında) bulunmasın.

    Ali Bulaç

    Gaybın anahtarları O'nun katındadır, O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir, O, bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez; yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve her şey) apaçık bir kitaptadır.

    Ali Özek ve heyeti

    Gaybın anahtarları O'ndadır ve onları O'ndan başkası bilmez; karada ve denizde olan her şeyi bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin; yeryüzünün karanlıklarında hiçbir dane, hiçbir yaş ve kuru olmasın ki apaçık Kitapta bulunmasın.

    Ali Rıza Safa

    Gizli gerçeklerin anahtarları da O'nun katındadır; Kendisinden başkası onları bilmez. O, karada ve denizde olan her şeyi bilir. O'nun bilgisi dışında, bir yaprak bile düşmez. Toprağın altındaki karanlıklarda bir çekirdek veya hem yaş hem de kuru hiçbir şey yoktur ki, Apaçık Kitap'ta olmasın.

    Bayraktar Bayraklı

    Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onları O'ndan başkası bilemez. O, karada ve denizde ne varsa bilir. O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.

    Edip Yüksel

    Gizliliklerin anahtarı onun elinde. O'ndan başkası onları bilmez. Karada ve denizde ne varsa onları bilir. Bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlığında bir tane, yaş veya kuru hiçbir şey yok ki apaçık bir kitapta kayıtlı olmasın.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Gizliliklerin anahtarı onun elinde. O'ndan başkası onları bilmez. Karada ve denizde ne varsa onları bilir. Bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlığında bir tane, yaş veya kuru hiçbir şey yok ki apaçık bir kitapta kayıtlı olmasın.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Gaybın anahtarları O'nun yanındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde ne varsa yine O bilir. Bir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarına bir tane gitmez ki O bilmesin. Yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki, o herşeyi açıklayan kitapta bulunmasın.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gaybin anahtarları onun yanındadır, onları ancak o bilir, hem kara ve denizde ne varsa bilir, bir yaprak düşmez, ve Arzın zulümatı içine bir habbede gitmez ki o bilmesin, ne bir yaş ne de bir kuru yoktur ki her hal bir kitabı mübinde olmasın

    Erhan Aktaş

    Gaybın dipnot 1 anahtarı yalnızca O'nun yanındadır. O'ndan başka hiç kimse onları bilemez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Bir yaprak düşse mutlaka onu bilir. Yerin karanlığında tek bir dane, canlı ve cansız yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaratılmış varlıkların idraklerini aşan, gizli, görünmeyen, bilinmez olan ve duyularla kavranamayan şeyler. Gelecekte olacak şeyler. Ahiret hayatına dair bilgiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Gaybın dipnot 1 anahtarı yalnızca O'nun yanındadır. O'ndan başka hiç kimse onları bilemez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Bir yaprak düşse mutlaka onu bilir. Yerin karanlığında tek bir dane, canlı ve cansız yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ebedi hayata dair verilen bilgiler. Gizli, görünmeyen, bilinemeyen, algılanamayan, gelecekte olacak şeyler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Gaybın anahtarı yalnızca O'nun yanındadır. O'ndan başka hiç kimse onları bilemez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Bir yaprak düşse mutlaka onu bilir. Yerin karanlığında tek bir dane, canlı ve cansız yoktur ki apaçık bir kitapta olmasın.

    Gültekin Onan

    Gaybın anahtarları O'nun katındadır. O'ndan başka hiç kimse gaybı bilmez. Karada ve denizde olanların tümünü O bilir. O bilmeksizin bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıklarındaki bir tane, yaş ve kuru dışta olmamak üzere hepsi (ve her şey) apaçık bir kitaptadır.

    Hasan Basri Çantay

    Gaybın anahtarları Onun yanındadır. Kendinden başkası bunları bilmez. Karada ve denizde varsa hepsini O bilir. Onun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru (hiç bir şey) müstesna olmamak üzere hepsi apaçık bir kitabdadır.

    İbni Kesir

    Gaybın anahtarları O'nun katındadır. O'ndan başka kimse bilmez. Karada ve denizde olanı da O bilir. Bir yaprak düşmez ki; onu bilmesin. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru müstesna olmamak üzere her şey apaçık bir kitabtadır.

    Mehmet Alagaş — bu ayetin karşılığı kaynakta yok.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları, kendisinden başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Onun ilmi olmadan hiçbir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarında hiçbir tane, hiçbir yaş ve hiçbir kuru yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

    Süleyman Ateş

    Gayb'ın (görünmez bilginin) anahtarları, O'nun yanındadır, onları O'ndan başkası bilmez. (O) karada ve denizde olan herşeyi bilir. Düşen bir yaprak, ki mutlaka onu bilir, yerin karanlıkları içinde gömülen dane, yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir Kitapta olmasın.

    Süleymaniye Vakfı

    Gaybın /gizli bilgilerin dipnot 1 anahtarları Allah katındadır; onları ondan başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi o bilir. Onun bilgisi olmadan bir tek yaprak bile düşmez. Yerin karanlıkları içinde bir dane, yaş veya kuru herhangi bir şey yoktur ki apaçık yazılı bir kaydı olmasın.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Var olduğu halde duyu organlarından uzak olana veya kişinin bilmediği şeylere 'gayb' denir. (Mufredat)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gizli bilgilerin (gaybın) dipnot 1 anahtarları, Allah'ın yanındadır. Onları, O'ndan başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi, O bilir. O'nun bilgisi olmadan düşen bir tek yaprak yoktur. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş veya kuru ne varsa mutlaka apaçık bir kitapta (defterde) yer alır.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Gayb kelimesinin açıklaması için Bkz:Al-i İmran 3/44 ve dipnotu

    Şaban Britch

    Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. Onları, kendisinden başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Onun ilmi olmadan hiçbir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarında hiçbir tane, hiçbir yaş ve hiçbir kuru yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

    Şaban Piriş

    Gaybın anahtarları O'nun yanındadır. Onları, kendisinden başkası bilmez. Karada ve denizde olan her şeyi bilir. Onun bilgisi olmadan hiç bir yaprak düşmez ve yerin karanlıklarında hiçbir tane, hiç bir yaş ve hiç bir kuru yoktur ki apaçık bir kitapta bulunmasın.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gaybın anahtarları O'nun yanındadır; onları O'ndan başkası bilmez. O, karada ve denizde olanı da bilir. O'nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Toprağın karanlıklarındaki bir dane, yaş ve kuru her şey apaçık bir Kitap'ın içindedir.

  5. En'âm suresi, 60. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 60. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى يَتَوَفَّىٰكُم بِٱلَّيْلِ وَيَعْلَمُ مَا جَرَحْتُم بِٱلنَّهَارِ ثُمَّ يَبْعَثُكُمْ فِيهِ لِيُقْضَىٰٓ أَجَلٌ مُّسَمًّى ثُمَّ إِلَيْهِ مَرْجِعُكُمْ ثُمَّ يُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    Diyanet İşleri

    O, geceleyin sizi ölü gibi kendinizden geçirip alan (uyutan) ve gündüzün kazandıklarınızı bilen, sonra da belirlenmiş eceliniz tamamlanıncaya kadar gündüzleri sizi tekrar diriltendir (uyandırandır). Sonra dönüşünüz yalnız O'nadır. Sonra O, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.

    Mehmet Okuyan

    Geceleyin sizi vefat ettiren dipnot 1 (uyutan), gündüzün de ne işlediğinizi bilen; sonra belirlenmiş süre tamamlansın diye onda (gündüz) sizi dirilten (uyandıran) O (Allah)'tır. Sonra dönüşünüz yine yalnızca O'nadır. Sonunda yaptıklarınızı size bildirecektir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki [yeteveffâ] fiili [el-leyl] kelimesiyle kullanıldığı için "öldürmek" değil, "ölüm gibi uyutmak" demektir.

    Mustafa İslamoğlu

    Nitekim, geceleyin sizi ölü (gibi) yapan ve gündüzün neler işlediğinizi bilen O'dur. Sonra tayin edilen ömrü yaşamak üzere, sizi her gün hayata O geri döndürür. En sonunda dönüşünüz O'nadır ve nihayet yaptığınız her bir şeyi size bildirecektir.

    Muhammed Esed

    Odur sizi geceleyin ölü (gibi) yapan ve gündüzün ne yaptığınız bilen. O, sizi (Kendisi tarafından) tespit edilen ömrü tamamlamak üzere her gün hayata geri döndürür. En sonunda Ona döndürüleceksiniz: ve o zaman (hayatta) yaptığınız bütün şeyleri size gösterecektir.

    Ahmed Hulusi

    O'dur ki, sizi gecenin içinde vefat (beden farkındalıksız yaşam) ettirir (uyku ölümün kardeşidir: Hadis); gündüzde ne yaptığınızı bilir. . . Sonra takdir edilmiş ömür tamamlanıncaya kadar sizi gündüzleri ba's eder. . . Sonra dönüşünüz O'nadır. . . Sonra yaptıklarınızı size haber verir (yaşamınızı işin hakikati yönünden değerlendirtir)!

    Ali Bulaç

    Sizi geceleyin öldüren (uyutan) ve gündüzün 'güç yetirip etkilemekte (yapıp kazanmakta) olduklarınızı' bilen, sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten (uyandıran) O'dur. Sonra 'en son dönüşünüz' O'nadır. Sonra yapmakta olduklarınızı size O haber verecektir.

    Ali Özek ve heyeti

    Geceleyin sizi öldüren (öldürür gibi uyutan), gündüzün de ne işlediğinizi bilen sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten (uyandıran) O'dur. Sonra dönüşünüz yine O'nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir.

    Ali Rıza Safa

    O, geceleyin sizi öldürür ve gündüz yaptıklarınızı bilir. Sonra, belirlenmiş süre tamamlanıncaya değin sizi yaşama döndürür. Sonra, O'na döneceksiniz. Sonra, yaptıklarınızı size bildirecektir.

    Bayraktar Bayraklı

    Geceleyin sizi öldüren, gündüzün de ne işlediğinizi bilen, sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten O'dur. Sonra dönüşünüz yine O'nadır. Ardından O, yaptıklarınızı size haber verecektir.

    Edip Yüksel

    O'dur, geceleyin sizi öldüren, gündüzün ne işlediğinizi bilen, belli yaşam süresi dolsun diye gündüzün sizi dirilten... Sonra dönüşünüz O'nadır ve yaptıklarınızı size haber verecektir. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Bak 39:42.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'dur, geceleyin sizi öldüren, gündüzün ne işlediğinizi bilen, belli yaşam süresi dolsun diye gündüzleyin sizi dirilten... Sonra dönüşünüz O'nadır ve yaptıklarınızı size haber verecektir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'dur sizleri geceleyin kendinizden geçiren, bununla beraber gündüz kazandıklarınızı bilen, sonra belirlenmiş olan bir ecel (ölüm süreci) tamamlansın diye gündüzleri sizi uyandırıp kaldıran. Sonra O'nadır yine dönüşünüz. Sonra size neler yaptığınızı haber verecektir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O odur ki sizleri geceleyin kendinizden geçirir alır, bununla beraber gündüz kazandıklarınızı bilir tutar, sonra sizi onun içinde ba'seder ki mukadder olan bir ecel tamamlansın, sonra onadır yine nihayet dönümünüz, sonra size haber verecek neler işliyordunuz

    Erhan Aktaş

    O'dur geceleyin sizi öldüren, dipnot 1 gündüz elde ettiğiniz şeyleri bilen. Sonra, bilinen ecelin gerçekleşmesi için diriltendir. dipnot 2 Sonunda O'nadır dönüşünüz. Sonra da her ne yaptıysanız onu size haber verecektir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölü gibi uyutan. Uyku ile canlı hayatla bağlantınızı kesen.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gündüz uyandıran.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O'dur geceleyin sizi öldüren dipnot 1 , gündüz elde ettiğiniz şeyleri bilen. Sonra, bilinen ecelin gerçekleşmesi için diriltendir. dipnot 2 Sonunda O'nadır dönüşünüz. Sonra da her ne yaptıysanız onu size haber verecektir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölü gibi uyutan. Uyku ile canlı hayatla bağlantınızı kesen.
    2. metne dön, dipnot 2
      Gündüz uyandıran.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O'dur geceleyin sizi öldüren dipnot 1 , gündüz elde ettiğiniz şeyleri bilen. Sonra, bilinen ecelin gerçekleşmesi için diriltendir. Sonunda O'nadır dönüşünüz. Sonra da her ne yaptıysanız onu size haber verecektir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölü gibi uyutan. Uyku ile canlı hatla bağlantınızı kesen.

    Gültekin Onan

    Sizi geceleyin öldüren (uyutan) ve gündüzün 'güç yetirip etkilemekte (yapıp kazanmakta) olduklarınızı' bilen, sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten (uyandıran) O'dur. Sonra 'en son dönüşünüz' O'nadır. Sonra yapmakta olduklarınızı size O haber verecektir.

    Hasan Basri Çantay

    Geceleyin sizi öldüren (öldürür gibi uyutan), gündüzün ne elde etdiğinizi bilen, sonra sizi o zaman (diriltircesine) uyandıran Odur. Taki (böyle böyle) muayyen olan bir ecelin (bir ömrün) hükmü icra ve itmam edilmiş olsun. Yine dönüşünüz ancak Onadır. (Bundan) sonra ise O, size (dünyada) ne yapardınız haber verecekdir.

    İbni Kesir

    O'dur, geceleyin sizi kendinizden geçiren. Gündüzün de ne yaptığınızı bilir. Sonra sizi oraya geri dönderir ki, belirli bir ecelin hükmü yerine gelsin. Sonra sizin dönüşünüz O'nadır. Sonra da ne yaptığınızı size haber verecektir.

    Mehmet Alagaş

    (46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, geceleyin sizi öldüren (ölümü andıran bir halde uyutan), gündüz de ne işlediğinizi bilendir. Sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten (uyandıran) O'dur. Sonra dönüşünüz yine O'nadır. Sonunda O, yaptıklarınızı size haber verecektir.

    Süleyman Ateş

    O'dur ki, geceleyin sizi öldürür (gibi uyutur), gündüzün ne işlediğinizi bilir; sonra belirlenmiş süre geçirilip tamamlansın diye gündüzün sizi diriltir. Sonra dönüşünüz O'nadır; sonra (O, dünyada) yaptıklarınızı size haber verecektir.

    Süleymaniye Vakfı

    Geceleyin sizi vefat ettiren dipnot 1 ve gündüzün nelerle uğraştığınızı bilen odur. Gündüz sizi kaldırır ki belirlenmiş eceliniz dipnot 2 tamamlansın. Sonra dönüp geleceğiniz yer onun huzurudur. Daha sonra da size neler yaptığınızı bildirecektir.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ölüm, bedenin canlılığının son bulması, vefat ise ruhun bedenden ayrılmasıdır. Bu ayete göre her gece vefat edilmektedir ancak bu esnada beden ölmüş değil uyku halindedir. Ölen bir bedene ruh geri dönemez. Ölüm (mevt) ve vefat kelimelerinin aynı cümle içinde kullanıldığı 61. ayetten anlaşılacağı üzere ikisi aynı şey değildir. Konu ile ilgili olarak detaylı açıklama Zümer 39/42 ve dipnotunda verilmiştir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ecel-i Müsemma: Belirlenmiş ecel. Bkz.: En'am 6/2 ve dipnotu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Geceleyin sizi vefat ettiren dipnot 1 ve gündüz ne yapıp ettiğinizi bilen O'dur. Gündüz sizi kaldırır ki belirlenmiş ecelinizi dipnot 2 tamamlasın. Sonra dönüşünüz O'na olacaktır. Daha sonra da yapmış olduklarınızı size O bildirilecektir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ruh'un bedenden alınması vefat, canlılığın son bulması ölüm(mevt)'tir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ecel-i Müsemma: Belirlenmiş ecel. Bkz.: En'am 6/2 ve dipnotu.

    Şaban Britch

    Geceleyin sizi vefat ettiren O’dur. Gündüzleri de ne yaptığınızı bilir. Sonra belirlenmiş süre tamamlansın diye sizi yeniden (uyandırarak) diriltir. Sonra dönüşünüz O’na olacak ve O size ne yapmış olduğunuzu haber verecektir.

    Şaban Piriş

    Geceleyin sizi öldüren O'dur. Belirli bir sürenin geçmesi için sizi yeniden dirilttiği gündüzleri de ne yaptığınızı bilir. Sonra dönüşünüz O'na olacak ve O size ne yapmış olduğunuzu haber verecektir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    O, odur ki, geceleyin sizi öldürür. Gün boyunca neler yapıp neler kazandığınızı bilir. Sonra, belirlenmiş süre işletilip tamamlansın diye, gün içinde sizi diriltir. Nihayet O'nadır dönüşünüz. Sonra, yapıp ettiklerinizi size haber verecektir.

  6. En'âm suresi, 61. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 61. ayet. وَهُوَ ٱلْقَاهِرُ فَوْقَ عِبَادِهِۦ وَيُرْسِلُ عَلَيْكُمْ حَفَظَةً حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَكُمُ ٱلْمَوْتُ تَوَفَّتْهُ رُسُلُنَا وَهُمْ لَا يُفَرِّطُونَ

    Diyanet İşleri

    O, kullarının üstünde mutlak hakimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.

    Mehmet Okuyan

    O, kullarının üzerinde her türlü etkinliğe sahiptir ve size koruyucular göndermektedir. dipnot 1 Sonunda birinize ölüm geldiğinde elçilerimiz (melekler) dipnot 2 onu vefat ettirirler. Onlar (görevlerinde) kusur etmezler. dipnot 3

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Ra‘d 13:11. ayetle birlikte okunmalıdır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ölüm melekleriyle ilgili benzer kullanımlar için bkz. Nisâ 4:97; En‘âm 6:93; A‘râf 7:37; Enfâl 8:50; Nahl 16:28, 32; Muhammed 47:27.
    3. metne dön, dipnot 3
      Melekler kendi tercihlerine göre hareket edemezler; Yüce Allah'ın verdiği emirleri harfiyyen uygularlar. Benzer mesajlar: Nahl 16:50; Meryem 19:64; Enbiyâ 21:27; Tahrîm 66:6.

    Mustafa İslamoğlu

    Çünkü kulları üzerinde mutlak otorite sahibi olan yalnızca O'dur. İçinizden birine ölüm gelip de elçilerimiz onun canını alıncaya dek size kol kanat geren koruyucular gönderir ve bunlar hiç bir şeyi gözden kaçırmazlar.

    Muhammed Esed

    Yalnız Odur kulları üzerinde hüküm sahibi olan. Ve O, birinize ölüm yaklaştığında elçilerimiz onun canını alıncaya kadar sizi gözetlemek için semavi güçler gönderir: ve bu güçler (hiç kimseyi) atlamazlar.

    Ahmed Hulusi

    "HU"dur, kullarının fevkinde (boyutsal derinliğinden açığa çıkan bir yolla) Kaahir! İrsal eder üzerinize hafazayı (koruyucu kuvveleri). . . Nihayet sizden birinin ölüm vakti geldiğinde, Rasullerimiz (kuvvelerimiz - işlevlendirdiklerimiz) onu vefat ettirir! Onlar geç kalmazlar!

    Ali Bulaç

    O, kulları üzerinde kahredici (kahhar) olandır. Size koruyucular gönderiyor. Sonunda sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, elçilerimiz onun 'hayatına son verirler.' Onlar (bu işte, ne eksik ne fazla) kusur etmezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi elçilerimiz (görevli melekler) onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler.

    Ali Rıza Safa

    O, kullarının üzerinde, Yaptırım Gücü Olandır; üzerinize gözetmenler gönderir. Birinize ölüm geldiğinde, elçilerimiz onun canını alır. Onlar, zaten yanlış yapmazlar.

    Bayraktar Bayraklı

    O, kullarının üstünde yegane kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi, elçilerimiz onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler.

    Edip Yüksel

    O, kulları üzerinde egemendir ve üzerinize koruyucu melekler gönderir. Sizden birine ölüm geldiği zaman elçilerimiz onun canını hiç vakit geçirmeden alırlar. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * İnsanların kişilik ve bilincini oluşturan programı ölüm anında kişinin beyninden alıp bir daha döndürülmemek üzere ana kitaba yükleyenler çoğul ifadesiyle anılıyor. Demek ki Azrail adında bir tek meleğin bu işle görevli olduğu inancı bir bidattir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O, kulları üzerinde egemendir ve üzerinize koruyucu melekler gönderir. Sizden birine ölüm geldiği zaman elçilerimiz onun canını hiç vakit geçirmeden alırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, kulları üzerinde hükümranlığını sürdürür ve üzerinize hareketlerinizi kaydeden koruyucular gönderir. Sonunda birinize ölüm geldiği vakit, gönderdiğimiz ve görevlerinde kusur yapmayan melekler canını alırlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kullarının fevkında kahir o, üzerinize harekatınızı zabteden hafaza gönderir, hatta birinize ölüm geldiği vakit onu gönderdiğimiz Melekler kabzederler ve onlar vazifelerinde kusur etmezler

    Erhan Aktaş

    O'dur kulları üzerinde kahir dipnot 1 olan. Üzerinize gözeticiler gönderir. Sonra da sizden birine ölüm vakti geldiği zaman, Resullerimiz dipnot 2 hiç zaman geçirmeden onun canını alırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karşı konulmaz güce sahip olan; tek hakim olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ölüm melekleri.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O'dur kulları üzerinde kahir dipnot 1 olan. Üzerinize gözeticiler gönderir. Sonra da sizden birine ölüm vakti geldiği zaman, resullerimiz dipnot 2 hiç zaman geçirmeden onun canını alırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karşı konulmaz güce sahip olan; tek hakim olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ölüm melekleri.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O'dur kulları üzerinde kahir dipnot 1 olan. Üzerinize gözeticiler gönderir. Sonra da sizden birine ölüm vakti geldiği zaman, rasullerimiz dipnot 2 hiç zaman geçirmeden onun canını alırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Karşı konulmaz güce sahip olan; tek hakim olan.
    2. metne dön, dipnot 2
      Ölüm melekleri.

    Gültekin Onan

    O, kulları üzerinde kahhar olandır. Size koruyucular gönderiyor. Sonunda sizden birine ölüm gelip çattığı zaman, elçilerimiz onun 'hayatına son verirler'. Onlar (bu işte ne eksik, ne fazla) kusur etmezler.

    Hasan Basri Çantay

    O, kullarının üzerine (yegane) kahr-u galebe (ve tasarruf) saahibidir. Size bekçi (melek) ler yolluyor. Nihayet her hangi birinize ölüm geldi mi (o) elçilerimiz, onlar artık ve eksik bir şey yapmaksızın, onun ruhunu alırlar.

    İbni Kesir

    O, kulları üzerinde yegane hakimdir. Ve size, koruyucular yollar. Nihayet herhangi birinize ölüm gelince; elçilerimiz bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar.

    Mehmet Alagaş

    (46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O, kullarının üstünde yegâne hâkimiyet sahibidir. Üzerinize de koruyucu melekler gönderir. Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde asla kusur etmezler.

    Süleyman Ateş

    O, kulların üstünde tek hakimdir. Size koruyucu(melek)ler gönderir, nihayet birinize ölüm gelince elçilerimiz onun canını alırlar, onlar (bu hususta) hiç geri kalmazlar.

    Süleymaniye Vakfı

    O, kulları üzerinde tam hakimdir; size korumalar gönderir dipnot 1 . Birinize ölüm gelince elçilerimiz bir kusur etmeksizin onu vefat ettirirler dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Halk arasında, Azrail adında tek bir ölüm meleği olduğuna inanılır. Bu ayete ve daha bir çok ayete göre, insanların canını almakla görevli meleklerler birden fazladır (Nahl 16/28-33,Secde 32/11). Hadislerde de durum aynıdır (Buhari, Cenaiz, 69, Enbiya, 31; Müslim, Feżail, 157, 158; Tirmizi, Tefsir, 7; İbn Mace, Cihad, 10; Müsned, II, 269, 351; IV, 287; V, 395). Azrail kelimesi Kur'an-ı Kerim'de ve sahih hadislerde yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O, kulları üzerinde tam hakimdir; size korumalar gönderir. Sizden birine ölüm gelince elçilerimiz dipnot 1 onu vefat ettirirler dipnot 2 . Onlar (ölüm melekleri olan o elçiler) hata yapmazlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      iltifat
    2. metne dön, dipnot 2
      Ölüm(mevt) ve vefat kelimelerin aynı cümle içinde kullanıldığı bu ayetten anlaşılacağı üzere ikisi aynı şey değildir. Ölüm, bedenin canlılığının son bulmasıdır. Vefat ise ruhun bedenden ayrılmasıdır. 60. ayete göre her gece vefat edilmektedir ancak bu esnada beden ölü değil uyku halindedir. Ölen bir bedene ruh geri dönemez. Konu ile ilgili olarak detaylı açıklama Zümer 39/42 ve dipnotunda verilmiştir.

    Şaban Britch

    Kulları üzerinde yegane galip odur. Size gözetleyiciler (melekler) gönderir. Sonunda birinize ölüm geldiği zaman, elçilerimiz hiçbir kusur etmeden onun canını alırlar.

    Şaban Piriş

    Kulları üzerinde yegane hakim odur. Size gözetleyiciler (melekler) gönderir. Sonunda birinize ölüm geldiği zaman, elçilerimiz hiç bir kusur etmeden onun canını alırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kulları üzerinde egemenlik sahibi Kaahir'dir O. Üzerinize koruyucular gönderir. Nihayet ölüm birinize geldiğinde, elçilerimiz onu vefat ettirirler. Ne vaktinden önce iş yaparlar onlar ne de vaktinden sonra.

  7. En'âm suresi, 62. ayet — bütün mealleriyle aç

    En'âm suresi, 62. ayet. ثُمَّ رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ مَوْلَىٰهُمُ ٱلْحَقِّ أَلَا لَهُ ٱلْحُكْمُ وَهُوَ أَسْرَعُ ٱلْحَٰسِبِينَ

    Diyanet İşleri

    Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah'a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O'nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.

    Mehmet Okuyan

    Sonra insanlar gerçek sahipleri olan dipnot 1 Allah'a döndürülmüş (olacaklar)dır. Dikkat edin! Hüküm yalnızca O'na aittir ve O, hesap görenlerin en hızlısıdır.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesajlar: Yûnus 10:30, 32; Kehf 18:44; Hacc 22:6, 62; Mü'minûn 23:116; Nûr 24:25; Lokmân 31:30.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonunda onlar gerçek sahipleri olan Allah'a teslim edilirler: İşte mutlak hüküm yalnızca O'nundur; ve O hesabı en seri görendir.

    Muhammed Esed

    O (ölmüş ola)nlar, bunun üzerine Allahın, gerçek Yüce Efendilerinin huzuruna getirilirler. Doğrusu, nihai hüküm yalnız Onundur: ve O, hesap görenlerin en hızlısıdır!

    Ahmed Hulusi

    Sonra Hak Mevlaları olan Allah'a döndürülürler. . . Kesinlikle bilin ki, hüküm O'nundur ve O, hesap görenlerin en süratlisidir.

    Ali Bulaç

    Sonra gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülürler. Haberiniz olsun; hüküm yalnızca O'nundur. Ve O, hesap görenlerin en süratli olanıdır.

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalnız O'nundur ve O hesap görenlerin en çabuğudur.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, onların Sahibi olan Allah'a geri gönderilirler. İyi bilin ki, yargı, yalnızca O'na özgüdür. Ve O, hesabı çok hızlı görür.

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Bilesiniz ki, hüküm yalnız O'nundur ve O, hesap görenlerin en çabuğudur.

    Edip Yüksel

    Sonra gerçek Mevla'ları olan ALLAH'a döndürülürler. Bilesiniz ki yargı O'nundur ve O, en hızlı hesap görendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra gerçek Mevlaları olan ALLAH'a döndürülürler. Bilesiniz ki yargı O'nundur ve O, en hızlı hesap görendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Sonra o vefat edenler Mevlaları Allah'a döndürülürler. İyi bilin ki, hüküm O'nundur ve O, hesap görenlerin en sür'atlisidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra o kabzolunanlar hak mevlaları Allaha redd-ü teslim edilirler, agah olun, huküm onun, ve o hisab görenlerin en seri'ı

    Erhan Aktaş

    Sonra onlar, gerçek mevlaları dipnot 1 olan Allah'a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm yalnız O'nundur ve O, hesabı çabuk görendir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kendisine dayanılan, gözetici, destekleyici, koruyan, sırdaş, yakın olan, koruyan, yol gösteren, yönetici. Mevla, yalnızca Allah'tır. Allah'tan başkasına Mevla, Mevlana demek şirktir. Veli kelimesinin eş anlamlısıdır. "El-Mevla" Allah'ın isimlerindendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Sonra onlar, gerçek mevlaları dipnot 1 olan Allah'a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm yalnız O'nundur ve O, hesabı çabuk görendir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren, veli, efendi, yönetici. Mevla, yalnızca Allah'tır. Allah'tan başkasına Mevla, Mevlana demek şirktir. Veli sözcüğünün eş anlamlısıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Sonra onlar, gerçek mevlaları dipnot 1 olan Allah'a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm yalnız O'nundur ve O, hesabı çabuk görendir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yakın olan, yardım eden, koruyan, yol gösteren. Mevla yalnızca Allah'tır. Allah'tan başkasına Mevla, Mevlana demek şirktir. Veli sözcüğünün eş anlamlısıdır.

    Gültekin Onan

    Sonra gerçek Mevlaları olan Tanrı'ya döndürülürler. Bilesiniz ki yargı O'nundur ve O, en hızlı hesap görendir.

    Hasan Basri Çantay

    Sonra (görürsünüz ki) bunlar, bütün işlerine hak ve adl ile malik olan Allaha, (Allahın hükmüne ve cezasına) döndürü (lüb götürü) lmüşlerdir. Gözünüzü açın ki bütün hüküm Onundur. O, hesab görücülerin en sür'atlisidir.

    İbni Kesir

    Sonra onlar, gerçek mevlalarına döndürülürler. Dikkat edin; hüküm O'nundur. Ve; O hesab görenlerin en sü'ratlisidir.

    Mehmet Alagaş

    (46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra gerçek mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm O’na aittir. O, hesap görenlerin en hızlısıdır.

    Süleyman Ateş

    Sonra o(ca)nlar, gerçek Tanrıları olan Allah'a döndü(rülüp götü)rülürler. Doğrusu hüküm, yalnız O'nundur; O hesap görenlerin en çabuğudur.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra onlar, üzerlerinde gerçek yetkili olan Allah'a döndürülürler. Bilin ki karar onun kararıdır. O, hesabı en çabuk görendir dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah burada ve daha nice ayette (Bakara 2/202, Al-i İmran 3/199, Maide 5/4, Ra'd 13/41, İbrahim 14/51), hesabı çabuk göreceğini bildirdiği ve mahşerde şefaatin olmayacağını açıkça ifade ettiği halde (Bakara 2/48,254, En'am 6/70, İnfitar 82/19) kendi içerisinde de tutarsızlığı olan birtakım rivayetlere dayanılarak mahşer yerinde hesabın geciktirilmesinden bunalan insanların, arabuluculuk yapsınlar diye bütün nebilere başvuracağı ama hepsinin birer bahane ile arabuluculuğu reddedeceği, bunu sadece Muhammed aleyhisselamın kabul edeceği ama onun da diğerlerini dikkate almadan şefaati kendi ümmeti için yapacağı söylenmiş ve buna şefaat-i kübra denmiştir. (Buhari, Enbiya 3, 8, Tefsir, Beni İsrail 5; Müslim İman 327; Tirmizi, Kıyamet 11) Halbuki Muhammed aleyhisselamın, kendinin bile nasıl bir muamele ile karşılaşacağını bilemeyeceği (Ahkaf 46/9), gaybı da bilmediği açıkça bildirilmiştir (En'am 6/50, Araf 7/188, Hud 11/31).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra onlar, gerçek dostları olan Allah'a döndürülürler. Bilin ki karar O'nun kararıdır. Hesabı en çabuk görecek olan da O'dur.

    Şaban Britch

    Sonra gerçek mevlâları olan Allah’a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm O’na aittir. O, hesap görenlerin en hızlısıdır.

    Şaban Piriş

    Sonra gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm O'na aittir. O, hesap görenlerin en hızlısıdır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nihayet onlar gerçek Mevla'ları olan Allah'a götürülürler. Gözünüzü açın! Hüküm yalnız O'nundur. Ve hesap görenlerin en süratlisi de O'dur.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.