En'âm suresi

En'âm suresi, 65. ayet

En'âm suresi, 65. ayet. قُلْ هُوَ ٱلْقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِّن فَوْقِكُمْ أَوْ مِن تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُم بَأْسَ بَعْضٍ ٱنظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ ٱلْـَٔايَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ

ḳul hüve-lḳâdiru `alâ ey yeb`aŝe `aleyküm `aẕâbem min fevḳiküm ev min taḥti ercüliküm ev yelbiseküm şiye`av veyüẕîḳa ba`ḍaküm be'se ba`ḍ. ünżur keyfe nüṣarrifü-l'âyâti le`allehüm yefḳahûn.

Diyanet İşleri

De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir." Bak, anlasınlar diye, ayetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 62–68 · surenin 65. ayeti / 165

Konu Karadan ve denizden kurtaran; dinini oyun edinenler En'âm 63–73 3

  1. En'âm 62

    Sonra hepsi, gerçek sahipleri Allah'a döndürülürler. İyi bilin ki hüküm yalnız O'nundur. O, hesap görenlerin en çabuğudur.

  2. En'âm 63

    De ki: "Sizler, açıktan ve gizlice O'na 'Eğer bizi bundan kurtarırsa, elbette şükredenlerden olacağız' diye dua ederken, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır?"

  3. En'âm 64

    De ki: "Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O'na ortak koşuyorsunuz."

  4. 65

    De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir." Bak, anlasınlar diye, ayetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.

  5. En'âm 66

    O (Kur'an) hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim."

  6. En'âm 67

    Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. İleride bileceksiniz.

  7. En'âm 68

    Ayetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

65. Yani Yüce Allah, her cihetten üzerinize azap göndermeye kadirdir. “Üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da fırkalara ayırıp birbirinize katarak” fitne zamanlarında “kiminizin hıncını kiminize tattırmaya” ve kiminizi kiminize öldürtmeye “kadirdir.” O, bütün bunlara gücü yetendir. O bakımdan O’na isyanı gerektiren işlere devam etmekten sakının. Yoksa sizi yok edecek birtakım azaplar gelip sizi bulur.

Allah bütün bunlara kadir olduğunu haber vermektedir. Ancak O, bu ümmetin üzerinden yukarıdan taş veya çakıl yağması şeklindeki azabı ve buna benzer azapların gelmesini, altlarından da yerin dibine geçirilme azabına uğratılmalarını rahmetinin bir tecellisi olarak kaldırmıştır. Fakat onlardan kimilerine diğerlerinin hıncını tattırmak ve kimini kimine musallat kılmak suretiyle sözü geçen bu cezaların bir kısmını, ibret alanların görmesi ve hayırlı amel işlemek isteyenlerin fark etmeleri için dünyevî bir ceza olarak göndermiştir.

“İyice idrak etsinler” ne için yaratıldıklarını anlasınlar, şer’î gerçekleri ve ilâhi istekleri kavrasınlar “diye âyetleri nasıl açıkladığımıza” türlü türlü beyan ettiğimize “bir bak!” Ve bizim bunları nasıl pek çok şekillerde açıkladığımıza bir bak ki bunların hepsi de hakka delâlet etmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Onlara de ki: Allah, üstünüzden (gökten) taş, yıldırım, tufan gibi veya altınızdan deprem, yere geçirme ve kalplerinizin arasında ihtilaf sokarak herkesin kendi hevâsına uyup birbirinizle savaşması gibi azap göndermeye kadirdir. -Ey Resul! Dikkatli bir şekilde düşün: Onlar senin getirdiğinin hak olduğunu anlasınlar diye delilleri ve burhanları nasıl da çeşitli kılıp açıklıyoruz. Şüphesiz onların yanında bulunanlar batılın ta kendisidir.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُلْ kul de ki kök: قول
  2. هُوَ huve O
  3. ٱلْقَادِرُ l-kadiru kadirdir kök: قدر
  4. عَلَىٰٓ ala üzerine
  5. أَن en
  6. يَبْعَثَ yeb'ase göndermeğe kök: بعث
  7. عَلَيْكُمْ aleykum sizin üzerinize
  8. عَذَابًۭا azaben bir azab kök: عذب
  9. مِّن min
  10. فَوْقِكُمْ fevkikum üstünüzden kök: فوق
  11. أَوْ ev yahut
  12. مِن min
  13. تَحْتِ tehti altından kök: تحت
  14. أَرْجُلِكُمْ erculikum ayaklarınızın kök: رجل
  15. أَوْ ev ya da
  16. يَلْبِسَكُمْ yelbisekum sizi birbirinize düşürüp kök: لبس
  17. شِيَعًۭا şiyean parti parti kök: شيع
  18. وَيُذِيقَ ve yuzika ve taddırmağa kök: ذوق
  19. بَعْضَكُم bea'dekum kiminize kök: بعض
  20. بَأْسَ be'se hıncını kök: باس
  21. بَعْضٍ ۗ bea'din kiminizin kök: بعض
  22. ٱنظُرْ unzur bak kök: نظر
  23. كَيْفَ keyfe nasıl kök: كيف
  24. نُصَرِّفُ nusarrifu açıklıyoruz kök: صرف
  25. ٱلْـَٔايَـٰتِ l-ayati ayetleri kök: ايي
  26. لَعَلَّهُمْ leallehum diye
  27. يَفْقَهُونَ yefkahune anlasınlar kök: فقه

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

  • Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Aynı kök: صرف (30 geçiş) · Aynı kök: بعض (158 geçiş)

    Bir sure indirildi mi, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından…

  • Aynı kök: فوق (43 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: ذوق (63 geçiş)

    (54-55) Senden azabın çabucak gelmesini istiyorlar. Oysa azap kafirleri üstlerinden ve ayaklarının altından bürüyeceği gün, şüphesiz cehennem onları…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Sonra onların ardından Musa'yı, apaçık mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber olarak gönderdik de onları (mucizeleri)…

  • Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Andolsun biz, her ümmete, "Allah'a kulluk edin, tağuttan kaçının" diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine…

  • Aynı kök: فوق (43 geçiş) · Aynı kök: تحت (51 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş)

    Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur'an'ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının…

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Kader

    De ki: "Yeryüzünde dolaşın da Allah'ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır.…

  • Aynı kök: كيف (83 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Kader

    Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor. Şüphe yok ki O, ölüleri de elbette diriltecektir. O, her şeye…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

82 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

De ki: "O'nun size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp birbirinizin öfkesini tattırmaya da gücü yeter." Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl açıklıyoruz!

Mustafa İslamoğlu

De ki: "Size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azap gönderme ya da sizi birbirinize düşürüp paramparça bir toplum haline getirme gücü yalnızca O'nundur. Bak, iyice kavrasınlar diye mesajlarımızı nasıl çok boyutlu dile getiriyoruz?

Muhammed Esed

De ki: "Yalnız Odur sizi tepenizden ve ayaklarınızın altından azapla kuşatma kudretinde olan; sizi birbirine muhalif topluluklar haline getirip birbirinizin üzerine salan". Bak, iyice anlasınlar diye, mesajları nasıl her yönüyle açıklıyoruz!

Ahmed Hulusi

De ki: "O, fevkinizden (gökten - derununuzdan) yahut ayaklarınızın altından (yeraltından - dıştan) size bir azap ba'sedip göndermeye ya da bölünmüş topluluklar halinde sizi birbirinize düşürüp, bazınızın şiddetini bazınıza tattırmaya Kaadir'dir. " Bak nasıl türlü şekillerle anlatıyoruz işaretleri, derinliğine düşünüp anlasınlar diye.

Ali Bulaç

De ki: "O, size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azab göndermeye veya sizi parça parça birbirinize kırdırıp kiminizin şiddetini kiminize taddırmaya güç yetirendir." Bak, iyice kavrayıp anlamaları için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz?

Ali Özek ve heyeti

"Allah, size üstünüzden yahut ayaklarınızın altından herhangi bir azâp göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp birbirinize düşürerek kötülüklerinizi birbirinize tattırmaya kadirdir!" Bak, belki anlarlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz.

Ali Rıza Safa

De ki: "O, üstünüzden veya ayaklarınızın altından ceza göndermeye veya sizi ayrılıklar biçiminde birbirinize düşürüp, bir bölümünüzün gücünü, diğerlerinize tattırmaya Gücü Yetendir!" Ayetlerimizi, onlara nasıl açıklıyoruz bak; belki anlarlar diye.

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Allah'ın size üstünüzden/gökten veya ayaklarınızın altından/yerden bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter." Bak, anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz!

Edip Yüksel

De ki: "Üstünüzden veya ayaklarınızın altından size bir azap göndermeye, yahut sizleri mezheplere bölüp birbirinizin kötülüğünü tattırmaya O'nun gücü yeter." Bak, anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl da açıklıyoruz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De ki: 'Üstünüzden veya ayaklarınızın altından size bir azap göndermeğe, yahut sizleri mezheplere bölüp birbirinizin kötülüğünü tattırmağa O'nun gücü yeter.' Bak, anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl da açıklıyoruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "O'nun size üstünüzden veya altınızdan bir azap salıvermeye yahut sizi birbirinize katıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter." Bak, ayetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, gereği gibi anlasınlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki o size üstünüzden veya altınızdan bir azab salıvermeğe, yahud birbirinize katıb ba'zınızın ba'zınızdan hıncını tattırmaya da kadirdir, bak ayetleri nasıl tasrif ediyoruz, gerek ki fıkhiyle anlasınlar

Erhan Aktaş

De ki: "Sizin üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye, sizi topluluklar halinde ayırıp kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kadir olan O'dur." Bak, iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl her yönüyle açıklıyoruz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Sizin üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye, sizi topluluklar halinde ayırıp kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kadir olan O'dur." Bak, iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl her yönüyle açıklıyoruz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

De ki: "Sizin üstünüzden ve ayaklarınızın altından azap göndermeye, sizi topluluklar halinde ayırıp kiminizin hıncını kiminize tattırmaya kadir olan O'dur." Bak, iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl her yönüyle açıklıyoruz.

Gültekin Onan

De ki: "O, size üstünüzden ya da ayaklarınızın altından azab göndermeye veya sizi parça parça birbirinize kırdırıp kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya güç yetirendir." Bak, iyice kavramaları (yefkahun) için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz.

Hasan Basri Çantay

De ki: "O, size üstünüzden, yahud ayaklarınızın altından bir azab göndermiye veya sizi birbirinize katıb kiminizden kiminin hıncını tatdırmıya kaadirdir". Bak, ayetleri, onlar iyice anlasınlar diye, nasıl türlü türlü açıklıyoruz!

İbni Kesir

De ki: Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeye, sizi fırka fırka yapıp kiminizin hıncını kimine tattırmaya Kadir olan O'dur. Bak; onlar iyice anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz.

Mehmet Alagaş

(46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.

Rowwad Tercüme Merkezi

De ki: "Üzerinizden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi gruplara ayırarak kiminizin şiddetini kiminize (savaş ve fitne ile) tattırmaya kadîr olan O’dur. (ibret alıp) anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıkladığımıza bir bak!"

Süleyman Ateş

De ki: "O, sizin üzerinize üstünüzden, yahut ayaklarınızın altından bir azab göndermeğe, ya da sizi parti parti birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını taddırmağa kadirdir." Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl açıklıyoruz?!

Süleymaniye Vakfı

De ki "Üstünüzden veya ayaklarınızın altından azap göndermenin, sizi farklı topluluklara ayırmanın ve birinize diğerinin baskısını tattırmanın kuralını koyan odur." Baksana anlasınlar diye ayetlerimizi değişik şekillerde nasıl açıklıyoruz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Üstünüzde veya altınızda olanlardan dolayı başınızı sıkıntılara sokmanın veya sizi bölükler halinde birbirinize düşürüp birinizin baskısını diğerinize tattırmanın ölçüsünü koyan O'dur." Baksana ayetlerimizi evire çevire nasıl açıklıyoruz. Belki anlarlar.

Şaban Britch

De ki: Üzerinizden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi gruplara ayırarak kiminizin şiddetini kiminize (savaş ve fitne ile) tattırmaya kadîr olan O’dur. Bak, (ibret alıp) anlasınlar diye ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz!

Şaban Piriş

De ki: -Üzerinizden veya ayaklarınızın altından bir azap göndermeye ya da sizi gruplara ayırarak birbirinizle denemeye kadir olan O'dur. Belki anlayış gösterirler diye ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak!

Yaşar Nuri Öztürk

De ki: "O size, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeye yahut sizi fırka fırka birbirinize düşürerek/fırkalara bölüp içinden çıkılmaz durumlara düşürerek/fırkaları elbise gibi size giydirerek kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya Kaadir'dir." Bak nasıl sıralıyoruz ayetleri, iyice kavrayabilsinler diye.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "He is the Omnipotent Who is able to drive against you a retributive punishment from the realm above you or from beneath your feet, or to fan the flow of discord among you and split you into adversative factions and make some of you iniquitous and oppressive to the others and make some of you taste the hostilities launched out by others". See O Muhammad how We expound and orient Our revelations to circumstances and requirements that they may hopefully reflect!

Abdul Haleem

Say, ‘He has power to send punishment on you from above or from under your very feet, or to divide you into discordant factions and make some taste the violence of others.’ See how We explain Our revelation in various ways, so that they may understand,

Abdullah Yusuf Ali

Say: "He hath power to send calamities on you, from above and below, or to cover you with confusion in party strife, giving you a taste of mutual vengeance - each from the other." See how We explain the signs by various (symbols); that they may understand.

Abul A'la Maududi

Say: "It is He Who has the power to send forth chastisement upon you from above you, or from beneath your feet, or split you into hostile groups and make some of you taste each others' violence. Behold, how We set forth Our signs in diverse forms, so that maybe they will understand the Truth". dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    God's punishment can strike in an instant. This is the warning to those who, supposing such punishment to he remote, were growing bolder in their hostility towards the Truth. They could be destroyed in a moment by a hurricane. Just a few earthquake trernors could raze villages and cities to the ground. Likewise, a few spark, of hostility could ultimately wreak such havoc among tribes. nations and countries that bloodshed and lawlessness plague them for years on end. Hence if they are spared punishments for a while that should not drug them to heedlessness and lead them to live in total disregard of distinctions between right and wrong. They should rather he grateful that God had given thern respite and by means of a number of signs He was making it possible for thern to recognize the Truth and foliow it.

Aisha Bewley

Say: ‘He possesses the power to send you punishment from above your heads or from beneath your feet, or to confuse you in sects and make you taste one another’s violence. ’ Look how We vary the Signs so that hopefully they will understand.

Al-Hilali & Khan

Say: "He has power to send torment on you from above or from under your feet, or to cover you with confusion in party strife, and make you to taste the violence of one another." See how variously We explain the Ayât (proofs, evidence, lessons, signs, revelations, etc.), so that they may understand.

Ali Quli Qarai

Say, ‘He is able to send upon you a punishment from above you or from under your feet, or confound you as [hostile] factions, and make you taste one another’s violence. ’ Look, how We paraphrase the signs variously so that they may understand!

Amatul Rahman Omar

Say, `He has power to send upon you a calamity from above and from beneath your feet or He may throw you into confusion by making you confront with conflicting parties, and make you taste the dissension (and violence) of one another. ' Behold! how We explain Our Messages in different ways so that they may give thought.

Arthur John Arberry

Say: 'He is able to send forth upon you chastisement, from above you or from under your feet, or to confuse you in sects and to make you taste the violence of one another. ' Behold how We turn about the signs; haply they will understand.

Bijan Moeinian

Say: "He is capable of sending you a disaster from the above (like a tornado) or from the beneath of your feet (such as an earthquake. ) He may also let you divide yourselves into different sects and, in such confusion, let you fight against each other (for stupid reasons.)" Note how I clearly make my point so that you understand them.

E. Henry Palmer

Say, 'He is able to send torment on you from above you and from beneath your feet, and to confuse you in sects, and to make some of you taste the violence of others. ' See how we turn about the signs, that haply they may discriminate.

Edip-Layth

Say, "He is able to send retribution from above you or from below your feet, or He will make you belong to opposing factions, then He will let you taste the might of each other." See how We cite the signs, perhaps they may comprehend.

George Sale

Say, 'He has the power to send punishment upon you from above you or from beneath your feet, or to confound you by splitting you into sects and make you taste the violence of one another. See how We expound the Signs in various ways that they may understand!

Hamid S. Aziz

Say, "He is able to send calamities on you from above you and from beneath your feet, and to confuse you with dissenting sects, and to make you taste the violence of each other. " See how We explain the Signs, in various ways that per chance (or possibly) they may understand.

Mahmoud Ghali

Say, "He is The Determiner over sending forth upon you a torment, from above you or from beneath your legs, (i. e., under your feet) or to confound you in sects and to make you taste the violence of one another." (Literally: some of you… the violence of some) Look how We propound the signs that possibly they would comprehend.

Marmaduke Pickthall

Say: He is able to send punishment upon you from above you or from beneath your feet, or to bewilder you with dissension and make you taste the tyranny one of another. See how We display the revelations so that they may understand.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "He has power to send you retribution from the skies above, or the earth beneath your feet, or confound you with divisions among you, and give one the taste of the vengeance of the other. " See, how distinctly We explain Our signs that they may understand.

Muhammad Asad

Say: "It is He alone who has the power to let loose upon you suffering from above you or from beneath your feet, or to confound you with mutual discord and let you taste the fear of one another. " Behold how many facets we give to these messages, so that they might understand the truth.

Mustafa Khattab

Say, "He ˹alone˺ has the power to unleash upon you a torment from above or below you or split you into ˹conflicting˺ factions and make you taste the violence of one another." See how We vary the signs, so perhaps they will comprehend.

Progressive Muslims

Say: "He is able to send retribution from above you or from below your feet, or He will make you belong to opposing factions, then He will let you taste the might of each other. " See how We cite the revelations, perhaps they may comprehend.

Rashad Khalifa

Say, "He is certainly able to pour upon you retribution from above you, or from beneath your feet. Or He can divide you into factions and have you taste each others' tyranny. Note how we explain the revelations, that they may understand."

Sahih International

Say, "He is the [one] Able to send upon you affliction from above you or from beneath your feet or to confuse you [so you become] sects and make you taste the violence of one another. " Look how We diversify the signs that they might understand.

Sam Gerrans

Say thou: “He is the one able to send punishment upon you from above you or from beneath your feet, or to confound you through sects and let some of you taste the might of others.” See thou how We expound the proofs, that they might understand,

Shabbir Ahmed

Say, "He is Able to send punishment upon you from above you or from beneath your feet, or to bewilder you with dissension and make you taste the tyranny one of another. (Violation of His Laws can inflict you from the top in the form of tyrannical rule, or from the bottom in the form of popular rebellion. You could then divide into hateful parties, and taste smite of one another). Note how We use TASREEF, explaining Our Verses from various vantage points, that men and women may understand.

Syed Vickar Ahamed

Say: "He has the power to send serious harm to you from above you or from under your feet, or to cover you with confusion within the sects, (or conflict), giving you a taste of mutual evil to suffer one from the other. " See how We explain the Signs by various (symbols); That you may understand.

Taqi Usmani

Say, "He is fully capable that He should send a punishment from above you or from beneath your feet, or to put you in confusion through divisions, and make some of you taste troubles through some others." See how We bring forth explaining verses from different angles, so that they may understand.

The Monotheist Group

Say: "He is able to send retribution from above you or from below your feet, or He will make you belong to opposing factions, then He will let you taste the might of each other." See how We dispatch the signs, perhaps they may understand.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 65. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 65. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 65. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩