Diyanet İşleri
Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.
En'âm suresi
En'âm suresi, 104. ayet. قَدْ جَآءَكُم بَصَآئِرُ مِن رَّبِّكُمْ فَمَنْ أَبْصَرَ فَلِنَفْسِهِۦ وَمَنْ عَمِىَ فَعَلَيْهَا وَمَآ أَنَا۠ عَلَيْكُم بِحَفِيظٍ
ḳad câeküm beṣâiru mir rabbiküm. femen ebṣara felinefsih. vemen `amiye fe`aleyhâ. vemâ ene `aleyküm biḥafîż.
Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vahye uy; "putlara sövmeyin" En'âm 104–110 3
O, gökleri ve yeri örnekleri yokken yaratandır. O'nun bir eşi olmadığı halde, nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. O, her şeyi hakkıyla bilendir.
İşte sizin Rabbiniz Allah. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O'na kulluk edin. O, her şeye vekil (her şeyi yöneten, görüp gözeten)dir.
Gözler O'nu idrak edemez ama O, gözleri idrak eder. O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.
Onlar, "Sen iyi ders almışsın" desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur'an'ı) açıklayalım diye ayetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.
Ey Muhammed! Sen, Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Allah'a ortak koşanlardan yüz çevir.
Allah dileseydi ortak koşmazlardı. Biz seni onların başına bir bekçi yapmadık. Sen onlara vekil (onlardan sorumlu) da değilsin.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
104. Yüce Allah, istenen ve maksat olarak gözetilen bütün alanlarda hakka delil olan apaçık âyetleri ve delilleri beyan ettikten sonra kullarının dikkatini bunlara çekmekte, hidâyet bulmalarının da bunun aksi durumu seçmelerinin de kendi ellerinde olduğunu haber vererek şöyle buyurmaktadır: “Doğrusu size Rabbinizden basiretler” yani hakkı açıkça ortaya koyan, onu kalpler için gözler önündeki güneş gibi apaçık bir hale getiren âyetler gelmiştir. Bu apaçık oluş, âyetlerin ihtiva ettiği lafızların fesahati, açıklığı, netliği, bu lafızların üstün ve yüce manalara ve değerli gerçeklere mutabık düşmesinden dolayıdır. Çünkü bu âyet-i kerimeler, yarattıklarını görünen ve görünmeyen çeşitli nimetleri ile besleyen yüce Rabden gelmiştir. Bu nimetlerin en faziletlisi ve en değerlisi ise bu âyetlerin açıklanması ve içinden çıkılmaz meselelerin vuzuha kavuşturulmasıdır.
“Artık kim” bu âyetler sayesinde ibret alınacak yerleri “görürse” ve bunlar gereğince amel ederse “kendi lehinedir.” Çünkü Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; her halde övgüye layık olandır. “Kim de görmezden gelirse” gösterildiği halde görmeye çalışmaz, sakındırıldığı halde sakınmaz, hak kendisi için besbelli olmakla birlikte hakka uymaz ve hakkın önünde alçakgönüllülük göstermezse “kendi aleyhinedir.” Yani onun bu körlüğünün zararı kendisinedir.
“Ben” yani peygamber “başınızda” amellerinizi tespit eden ve sürekli olarak sizi gözetleyen “bir bekçi değilim.” Bana düşen apaçık tebliğden ibarettir. Ben de bunu yerine getirdim ve Allah’ın bana indirdiklerini tebliğ ettim. Benim görevim işte budur. Bunun dışındaki şeyler ise benim görev alanıma girmez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey insanlar!- Kesinlikle size Rabbinizden apaçık delil ve hüccetler gelmiştir. Her kim bunları idrak edip hakkı anlarsa, faydası kendi lehine döner, kim de kör olup idrak etmez ve itaat etmezse onun zararı yalnız kendisinedir. Ben sizin amellerinizin hesabını tutan başınızda bir gözetleyici değilim. Ancak ben Rabbim tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Sizin gözeticiniz olan O'dur.
Aynı kök: عمي (33 geçiş)
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Aynı kök: عمي (33 geçiş)
İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…
Aynı kök: عمي (33 geçiş)
(Bu yaptıklarında) bir bela olmayacağını sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra (tövbe ettiler), Allah da onların tövbesini kabul etti. Sonra…
Aynı kök: حفظ (44 geçiş)
Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gönülden boyun eğerek namaza durun.
Aynı kök: حفظ (44 geçiş)
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: حفظ (44 geçiş)
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(De ki:) "Elbette size Rabbiniz tarafından öngörüler dipnot 1 gelmiştir. Artık kim (gerçeği) görürse yararı kendisine, kim de kör davranırsa zararı kendisinedir. Ben üzerinize asla bekçi değilim."
Doğrusu, Rabbinizden size (vahiy gibi) bir bilinç kaynağı gelmiştir. Artık kim (vahyin gösterdiği hakikati) görmek isterse kendi lehine, kim de körlüğü tercih ederse kendi aleyhinedir. Ben sizi engelleyecek değilim.
Şimdi Rabbinizden size (bu ilahi kelam yoluyla) anlama ve kavrama araçları verilmiştir. O halde, kim görmek isterse kendi lehine, ve kim de körlüğü tercih ederse kendi aleyhine davranmış olur. Ve (kalbi katılaşmış olanlara de ki): "Ben sizin bekçiniz değilim!"
Gerçek şu ki, size Rabbinizden değerlendirilesi deliller gelmiştir. . . Kim basiretiyle gelenleri değerlendirirse kendi lehine, kim de basiretsiz olursa kendi aleyhinedir. . . Ben, üzerinize muhafız değilim!
Gerçek şu ki size Rabbinizden basiretler gelmiştir. Kim basiretle-görürse kendi lehine, kim de kör olursa (görmek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde gözetleyici değilim.
Size Rabbinizden basiretler (apaçık deliller) gelmiştir; her kim bunlarla (hakkı) görürse, kendi lehine, kim de kör olur görmezse, kendi aleyhinedir; yoksa ben üzerinize bekçi değilim.
"Gerçek şu ki, Efendinizden, size aydınlanma kaynağı gelmiştir. Artık, kim görmek isterse, kendi yararına; kim körlük ederse, kendi yitimine yönelik olacaktır. Ben, sizin üzerinize gözetmen değilim!"
Doğrusu size Rabbiniz tarafından basiretler/idrak kabiliyeti verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendine, kim de kör olursa zararı kendinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.
Efendinizden size aydınlatıcı belgeler gelmiş bulunuyor. Kim görürse kendi yararına, kim körlük ederse kendi zararınadır. Ben üzerinize bekçi değilim.
Rabbinizden size aydınlatıcı bilgiler gelmiş bulunuyor. Kim görürse kendi yararına, kim körlük ederse kendi zararınadır. Ben üzerinize bekçi değilim.
Gerçekten Rabbinizden size birçok deliller geldi, artık kim gözünü açarak onları görürse kendi lehine, kim de körlük ederse, kendi aleyhinedir. Ve o durumda ben sizin bekçiniz değilim.
Hakıkat Rabbınızdan size bir çok basıretler geldi artık kim gözünü açar görürse kendi lehine, kim de körlük ederse kendi aleyhinedir ve o halde ben size karşı muhafız değilim
Rabb'inizden size basiret dipnot 1 verilmiştir. Kim gerçeği görürse dipnot 2 kendi yararınadır, kim de gerçeği görmezse dipnot 3 kendi aleyhinedir. "Ben üzerinize bekçi değilim."
Rabb'inizden size basiret dipnot 1 verilmiştir. Kim gerçeği görürse dipnot 2 kendi yararınadır, kim de gerçeği görmezse dipnot 3 kendi aleyhinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.
Rabb'inizden size idrak etme yeteneği dipnot 1 verilmiştir. Kim gerçeği görürse dipnot 2 kendi yararınadır, kim de gerçeği görmezse dipnot 3 kendi aleyhinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.
Gerçek şu ki size rabbinizden basiretler gelmiştir. Kim basiretle-görürse kendi lehine, kim de kör olursa (görmek istemezse) kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinize gözetleyici değilim.
Size Rabbinizden muhakkak basıyretler gelmişdir. Artık kim (onlarla hakkı) görür (ve iman eder) se kendi lehine, kim (ondan) kör kalırsa o da kendi aleyhinedir. Ben sizin üzerinizde bir bekci değilim.
Doğrusu size, Rabbınızdan basiretler gelmiştir. Kim, onları görürse; kendi lehine, kim de körlük ederse; kendi aleyhinedir. Ve ben, sizin üzerinize bir bekçi değilim.
(100-108) Cinleri, onları da yaratan Allaha ortaklar yaptılar, ilim dışı bir şekilde O’na oğullar ve kızlar yakıştırdılar, O vasıf ettikleri / betimledikleri şeylerden münezzehtir ve yücedir , semaları ve arzı model kullanmadan yaratandır / bediu Onun kız arkadaşı olmadığı halde onun nasıl evladı olabilir ki? Her şeyi O yarattı ve O her şeyi de bilendir, işte bu sizin rabbiniz olan Allah'tır, O ’ndan başka ilah yoktur, her şeyi yaratandır, O ’na kulluk edin / ibadet edin. O her şeyin de sorumluluğunu üzerine alanıdır / vekilidir. O gözlerle idrak edilemez, ama O gözleri idrak eder ve O nazik davranandır / latiftir, haberdar olandır. Size Rabbinizden görülecek şeyler geldi , kim ki görür, kendisinedir, kim de körleşirse onun aleyhinedir, ben üzerinizde bir bekçi/ muhafız değilim. (Basiret kalp ile görebilmek, Ru'yet akıl ile görmek, nazar göz ile bakmak, feraset Allah’ın ilhamıyla görebilmektir) İşte böyle ayetlerimizi elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz ki ders almış desinler diye, bilen bir kavme de onu açıklayalım diye. Rabbinden sana vahyedilene uy / tabi ol, ondan başka ilah yoktur, müşriklere sırtını dön , eğer Allah dileseydi ortak koşmazla rdı, biz seni onlara bekçi yapmadık , sen onların sorumluluğunu alan / vekil değilsin, Allah’ın dışında dua ettiklerine sövmeyin ki onlarda bilgisizce Allaha sövmesinler. Böylece her topluluğa faaliyetlerini süsledik , sonra geri varacağınız Rabbinizdir , size yapıyor olduklarınızı haber verecektir.
Size Rabbinizden apaçık deliller gelmiştir. Artık kim görürse kendi lehine; kim de (hakkı) görmezse kendi aleyhinedir. Ben başınızda bekçi değilim.
Doğrusu size Rabbinizden basiretler geldi. Artık kim (gerçeği) görürse yararı kendisine, kim de (gerçeğe karşı) kör olursa zararı kendisinedir. Ben sizin üzerinize bekçi değilim.
Rabbinizden size, kendisini tanıtan göstergeler gelmiştir. Kim onları görürse kendi lehine olur. Kim de körlük ederse kendi aleyhine olur. (Onlara de ki:) Ben sizin başınızda bekçi değilim.
Rabbinizden size göstergeler (basiretler) geldi. Kim görürse kendi için görür, kim de körlük ederse kendi aleyhine olur. Ben sizi koruyacak değilim.
Size Rabbinizden apaçık deliller gelmiştir. Kim bunları görürse kendisi içindir. Kim de körlük ederse aleyhinedir. Yoksa ben, sizin üzerinizde bir gözetici değilim.
Size Rabbinizden apaçık deliller gelmiştir. Her kim bunları görürse kendisi içindir. Kim de körlük ederse aleyhinedir. Yoksa ben, sizin üzerinizde bir bekçi değilim.
Gerçek şu ki, size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına... Ben sizin üzerinize bekçi değilim.
Say to them O Muhammad: "You people have now received divine evidence engaging the intellect, and enough signs sensed by mental and spiritual vision of those who lift to Allah their inward sight. Therefore, he who exercises his mind’s eyes shall advantage himself, and he who blinds hims elf to the truth shall prejudice his own interests, and you must realize that I am not here to watch over your innocence and folly".
Now clear proof has come to you from your Lord: if anyone sees it, that will be to his advantage; if anyone is blind to it, that will be to his loss- [Say], ‘I am not your guardian.’
"Now have come to you, from your Lord, proofs (to open your eyes): if any will see, it will be for (the good of) his own soul; if any will be blind, it will be to his own (harm): I am not (here) to watch over your doings."
The lights of clear perception have now come to you from your Lord. Then, he who chooses to see clearly, does so for his own good; and he who chooses to remain blind, does so to his own harm. I am not your keeper. dipnot 1
‘Clear insights have come to you from your Lord. Whoever sees clearly, does so to his own benefit. Whoever is blind, it is to his own detriment. I am not here as your keeper.’
Verily, proofs have come to you from your Lord, so whosoever sees, will do so for (the good of) his ownself, and whosoever blinds himself, will do so to his own harm, and I (Muhammad صلى الله عليه وسلم) am not a watcher over you.
[Say, ] ‘Certainly insights have come to you from your Lord. So whoever sees, it is to the benefit of his own soul, and whoever remains blind, it is to its detriment, and I am not a keeper over you.’
(Say, ) `There has already come to you enlightenment and clear proofs from your Lord, then whosoever sees clearly (and is enlightened), it is for his own good, and whosoever chooses to remain blind, it is to his own loss. I am not a guardian over you (as I should ward off all evil by force).'
Clear proofs have come to you from your Lord. Whoso sees clearly, it is to his own gain, and whoso is blind, it is to his own loss; I am not a watcher over you.
[Say:] "Undeniable proofs have thus been presented to you. If you choose to see them, good for you. If, on the contrary, you choose to act like the blind, you have simply lost your own soul. I (Mohammad) am not your guardian [and responsible for the consequences of your choice.]"
Now has an insight from your Lord come unto you, and he who looks therewith it is for himself; but he who is blind thereto, it is against his soul; and I am not your keeper.
"Visible proofs have come to you from your Lord; so whoever can see, does so for himself, and whoever is blinded, does the same. I am not a guardian over you."
Proofs have indeed come to you from your Lord; so whoever sees, it is for His own good; and whoever becomes blind, it is to his own loss. And I am not a guardian over you.
Now has insight (or proof) come unto you from your Lord, and he who sees therewith it is for his own good; but he who is blind thereto, it is against his own soul. And I am not your keeper.
Demonstrations have already come to you from your Lord; so whoever beholds, it is for his own good, (Literally: foe his "own" self) and whoever is blind, it is to his own harm, (Literally: upon his "own" self) and in no way am I (i. e. the prophet) a constant preserver over you.
Proofs have come unto you from your Lord, so whoso seeth, it is for his own good, and whoso is blind is blind to his own hurt. And I am not a keeper over you.
To you have come signs from your Lord, (and the light of understanding). So any one who sees (and understands) does so for himself, and any one who turns blind shall suffer the consequences alone. (Say:) "I am not a guardian over you (to make you understand)."
Means of insight have now come unto you from your Sustainer [through this divine writ]. Whoever, therefore, chooses to see, does so for his own good; and whoever chooses to remain blind, does so to his own hurt. And [say unto the blind of heart]: "I am not your keeper."
Indeed, there have come to you insights from your Lord. So whoever chooses to see, it is for their own good. But whoever chooses to be blind, it is to their own loss. And I am not a keeper over you.
"Visible proofs have come to you from your Lord; so whoever can see, does so for himself, and whoever is blinded, does the same. I am not a watcher over you."
Enlightenments have come to you from your Lord. As for those who can see, they do so for their own good, and those who turn blind, do so to their own detriment. I am not your guardian.
There has come to you enlightenment from your Lord. So whoever will see does so for [the benefit of] his soul, and whoever is blind [does harm] against it. And [say], "I am not a guardian over you."
Means of insight have come to you from your Lord; and whoso sees, it is for his soul; and whoso is blind, it is against it; and: “I am not a custodian over you.”
(You are not expected to know His Person. ) Say (O Prophet), "The manifest Enlightenment has come to you from your Lord. Whoever sees the Truth, does so for his own good. And whoever turns blind, hurts himself. I am not your keeper or guardian."
"Surely, now the proofs have come to you, from your Lord, (to open your eyes): If any (one of you) will see, it will be for (the good of) his own soul; If any (one) will be blind, it will be to his own (harm): I am not (here) to watch over your doings. "
(Say, O Prophet :) There have come to you insights from your Lord. Now, whoever uses his sight, does so for his own self, and whoever remains blind does so against his own self. I do not stand guard over you.
"Visible proofs have come to you from your Lord; so whoever can see, does so for himself, and whoever is blinded, will be such. I am not a watcher over you."