En'âm suresi

En'âm suresi, 111. ayet

En'âm suresi, 111. ayet. وَلَوْ أَنَّنَا نَزَّلْنَآ إِلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ وَكَلَّمَهُمُ ٱلْمَوْتَىٰ وَحَشَرْنَا عَلَيْهِمْ كُلَّ شَىْءٍ قُبُلًا مَّا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوٓا۟ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ يَجْهَلُونَ

velev ennenâ nezzelnâ ileyhimü-lmelâikete vekellemehümü-lmevtâ veḥaşernâ `aleyhim külle şey'in ḳubülem mâ kânû liyü'minû illâ ey yeşâe-llâhü velâkinne ekŝerahüm yechelûn.

Diyanet İşleri

Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 108–114 · surenin 111. ayeti / 165

Konu Her peygambere düşman şeytanlar; Rabbin kelimesi En'âm 111–117 3

  1. En'âm 108

    Onların, Allah'ı bırakıp tapındıklarına sövmeyin, sonra onlar da haddi aşarak, bilgisizce Allah'a söverler. Böylece her ümmete yaptıklarını süslü gösterdik. Sonra dönüşleri ancak Rablerinedir. O, yapmakta olduklarını kendilerine bildirecektir.

  2. En'âm 109

    Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka ona inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: "Mucizeler ancak Allah katındadır. O mucizeler geldiği vakit de inanmayacaklarını siz ne bileceksiniz?"

  3. En'âm 110

    Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar) ve yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.

  4. 111

    Biz onlara melekleri de indirseydik, kendileriyle ölüler de konuşsaydı ve her şeyi karşılarında (hakikatın şahidleri olarak) toplasaydık, Allah dilemedikçe yine de iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

  5. En'âm 112

    İşte böylece biz her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar aldatmak için birbirlerine yaldızlı laflar fısıldarlar. Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. O halde, onları iftiralarıyla baş başa bırak.

  6. En'âm 113

    Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu yaldızlı sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).

  7. En'âm 114

    "Size Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indiren O iken ben Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım?" (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun, Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde, sakın şüphecilerden olma.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

111. Aynı şekilde onların, imanı yalnızca kendi irade ve meşietlerine bağlı kabul edip bu konuda Yüce Allah’ın iradesini hesaba katmamaları da en büyük yanlışlardan biridir. Çünkü eğer onlara Rasûlullah’ın peygamberliğine tanıklık eden meleklerin indirilmesi, ölülerin diriltilmeleri ve konuşmaları gibi büyük mucizeler gelecek olsa, “ve her şeyi” onlarla konuşsunlar diye “karşılarına” şahit olacakları, doğrudan görecekleri ve peygamberin getirdiklerinin doğruluğunu açıklayacak şekilde “toplasaydık onlar yine de” eğer Allah onların iman etmelerini istemeyecek olursa “iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu bilmezler.” cahillik ederler. Bundan dolayıdır ki iman etmelerini sırf teklif ettikleri mucizelerin gelmesine bağlamışlardır. Halbuki akıl ve ilim, kulun hakka tâbi olması gerektiğini ve Allah’ın açıkladığı yollarla bunu bulmaya çalışmasını, bunun için gayret etmesini, hakka tâbi olma hususunda Rabbinden yardım dileyerek kendi nefsine, güç ve imkânlarına güvenmemesini ve faydasız yere mucizelerin gösterilmesini istememesini gerektirir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onların tekliflerini yerine getirip karşılık vererek, üzerlerine melekleri indirsek ve melekleri gözleriyle görseler, ölüler onlarla konuşup, getirmiş olduğun dinde doğru söylediğini onlara haber verseler, onların teklif ettiği her şeyi gözle görülür bir şekilde karşılarına koyarak bir araya getirsek, yine de onların arasından Allah'ın hidayetini dilediği kimseler dışında, senin getirdiğin dine kimse iman etmezdi. Fakat onların çoğu bu konuda bilgi sahibi değillerdir. Kendilerini hidayete muvaffak kılması için Allah’a yönelip, sığınmazlar.

Kelimeler

22 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev ve eğer
  2. أَنَّنَا ennena biz
  3. نَزَّلْنَآ nezzelna indirseydik kök: نزل
  4. إِلَيْهِمُ ileyhimu onlara
  5. ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ l-melaikete melekleri kök: ملك
  6. وَكَلَّمَهُمُ ve kellemehumu ve kendilerine konuşsaydı kök: كلم
  7. ٱلْمَوْتَىٰ l-mevta ölüler kök: موت
  8. وَحَشَرْنَا ve haşerna ve toplayıp getirseydik kök: حشر
  9. عَلَيْهِمْ aleyhim onlara
  10. كُلَّ kulle her kök: كلل
  11. شَىْءٍۢ şey'in şeyi kök: شيا
  12. قُبُلًۭا kubulen karşılarına kök: قبل
  13. مَّا ma
  14. كَانُوا۟ kanu onlar yine de kök: كون
  15. لِيُؤْمِنُوٓا۟ liyu'minu inanmazlardı kök: امن
  16. إِلَّآ illa dışında
  17. أَن en
  18. يَشَآءَ yeşa'e dilemesi kök: شيا
  19. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  20. وَلَـٰكِنَّ velakinne ve fakat
  21. أَكْثَرَهُمْ ekserahum çokları kök: كثر
  22. يَجْهَلُونَ yechelune cahillik ederler kök: جهل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Ölüm

    Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.

  • Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Mesih de, Allah'a yakın melekler de, Allah'a kul olmaktan asla çekinmezler. Kim Allah'a kulluk etmekten çekinir ve büyüklük taslarsa, bilsin ki, O,…

  • Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    Allah'ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, "Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?" diyeceği günü bir hatırla!

  • Aynı kök: جهل (24 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)

    Hani inkar edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Mülk (Egemenlik)

    (Ey Muhammed!) De ki: "Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah'ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. O'ndan…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    (99-100) Nihayet onlardan birine ölüm gelince, "Rabbim! Beni dünyaya geri gönderiniz ki, terk ettiğim dünyada salih bir amel yapayım" der. Hayır! Bu,…

  • Aynı kök: كلم (75 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    O gün Allah, şöyle diyecek: "Ey Meryem oğlu İsa! Senin üzerindeki ve annen üzerindeki nimetimi düşün. Hani, seni Ruhu'l-Kudüs (Cebrail) ile…

  • Ortak kavram: Diriliş · Ortak kavram: Ölüm

    Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler onlara konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi dipnot 1 fakat çoğu bilmezler.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: En‘âm 6:25, 109; A‘râf 7:146; Yûnus 10:33, 96; Hicr 15:13-15; İsrâ 17:93; Şu‘arâ 26:199; Sebe' 34:31.

Mustafa İslamoğlu

Eğer Biz onlara melekleri indirmiş olsaydık, ölüler de onlarla konuşmuş olsalardı, (gerçeği isbat edecek) her şeyi de onların önüne sermiş olsaydık, Allah dilemedikçe yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezden gelirler.

Muhammed Esed

Biz onlara melekler göndermiş olsaydık ve ölüler kendileriyle konuşmuş olsaydı, ve (hakikati kanıtlayabilecek) her şeyi karşılarına çıkarıp önlerinde bir araya toplamış olsaydık (bile), Allah dilemediği sürece yine inanmazlardı. Ama onların çoğu (bundan) tamamen habersizdir.

Ahmed Hulusi

Eğer biz onlara melekleri inzal etseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve onlara her şeyiyle haşrı yaşatsaydık; Allah dilemedikçe (gene de) iman etmezlerdi. . . Ne var ki, onların çoğu cahilce yaşıyor!

Ali Bulaç

Gerçek şu ki, biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık, -Allah'ın dilediği dışında- yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar.

Ali Özek ve heyeti

Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine de inanacak değillerdi; fakat çokları bunu bilmezler.

Ali Rıza Safa

Onlara melekler indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe inanmazlardı. Fakat onların çoğu bilmez.

Bayraktar Bayraklı

Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikten sonra yine inanmazlardı; fakat çokları cehalet üretiyorlar.

Edip Yüksel

Onlara melekleri indirsek, kendileriyle ölüler konuşsa ve her şeyi getirip önlerine toplasak, ALLAH'ın diledikleri hariç, yine onaylayacak değillerdir. Fakat çoğu bu gerçeği bilmez.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara melekleri indirsek, kendileriyle ölüler konuşsa ve her şeyi getirip önlerine toplasak, ALLAH'ın diledikleri hariç, yine inanacak değillerdir. Fakat çoğu bu gerçeği bilmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz onlara, dedikleri gibi melekler indirmiş olsak da ölüler kendileriyle konuşsa da bütün varlıkları karşılarında kümeler halinde toplasak da, Allah dilemedikçe iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu bu gerçeği bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onlara dedikleri gibi Melekler indirmiş olsak da, ölüler kendilerile konuşsa da, ve bütün mevcudatı karşılarında fevc fevc haşrederek kefil göstersek de yine ihtimali yok iyman edecek değillerdi, meğer ki Allah dilemiş olsun, lakin çokları bu hakıkatin cahili bulunuyorlar

Erhan Aktaş

Eğer onlara gerçekten melekleri indirmiş olsaydık, ölüler onlarla konuşsaydı, her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe dipnot 1 , yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu cahillik dipnot 2 ederler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zorunlu kılmadıkça, imanı tercih etmek zorunda bırakmadıkça.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hevalarına uymayı, çıkarlarını, bencilliklerini, şeytana tabi olmayı, dünyanın aldatıcı imkanlarını tercih ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Eğer onlara gerçekten melekleri indirmiş olsaydık, ölüler onlarla konuşsaydı, her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe dipnot 1 , yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu cahillik dipnot 2 ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zorunlu kılmadıkça, imanı tercih etmek zorunda bırakmadıkça.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hevalarına uymayı, çıkarlarını, bencilliklerini, şeytana tabi olmayı, dünyanın aldatıcı imkanlarını tercih ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Eğer onlara gerçekten melekleri indirmiş olsaydık, ölüler onlarla konuşsaydı, her şeyi karşılarında toplasaydık, Allah dilemedikçe dipnot 1 , yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu cahillik ederler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Zorunlu olarak, imanı tercih etmek zorunda bırakmadıkça.

Gültekin Onan

Gerçek şu ki, biz onlara melekler indirseydik, onlarla ölüler konuşsaydı ve herşeyi karşılarına toplasaydık, -Tanrı'nın dilediği dışında- yine onlar inanmayacaklardı. Ancak onların çoğu cahillik ediyorlar.

Hasan Basri Çantay

Eğer hakıykaten biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı, her şey'i de onlara karşı (senin söylediklerine) kefiller (ve şahidler) olmak üzere bir araya getirib toplasaydık onlar, Allah dilemedikçe, yine iman edecek değillerdi. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

İbni Kesir

Eğer biz, onlara gerçekten melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve herşeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, onlar yine de inanacak değillerdi. Fakat onların çoğu bilmezler.

Mehmet Alagaş

(109-117) Var güçleriyle Allaha yemin ettiler ki bir mucize gelirse eğer iman edeceklermiş. De ki Mucizeleri n tümü Allah ’ın yanındadır, bilincinde / şuurunda değilsiniz. Kesinlikle O, size geldiğinde de iman etmezsiniz, (Sen kendin diyorsun ki Musa’nın asası vardı , İsa’nın ölüleri dirilttiğini sen söylüyorsun, peki senin ne mucizen var ? mesela Sâfâ ve Merve’yi altınlaştır, önceki bir Resulü dirilt soralım ona, sen, onlara göre de Resul müsün? O, Resulden anlar) İlk defasında ona inanmadıkları gibi onların kalplerini ve görmelerini değişime uğratırız, onları taşkınlıklarında terk ederiz bocalar dururlar. Şayet onlara melekleri indirsek te ölüler onlarla konuşsalar bile ve her şeyi kabileler halinde bir arada onlara toparlasak da Allah ’ın dilemesi hariç inanacak değiller ve fakat onların çoğu bi lgisizdir / cahildir. Böylece her peygambere ins ve cin şeytanları düşman ettik, bazısı bazısına aldatıcı yaldızlı sözlerle telkinde bulunur , Rabbin eğer isteseydi onu da yapamazlardı, onları ve iftira ettikleri şeyleri bırak, ahirete inanmayanların kalpleri ona kaysın, ondan razı olsunlar ve ne yapacaklarsa da yapsınlar , Allah’tan başka ilah mı arayacağım / araştıracağım , geniş geniş ayrıntılanmış / detaylandırılmış kitabı size indiren O ’dur, kendilerine kitap verilenler biliyorlar ki kesinlikle Rabbinden indirilen bir gerçektir, Asla tereddüt edenlerden olma! Rabbinin kelimeleri doğrulukça ve denklik / adalet bakımından tamamlandı. Onun kelimelerinin yerine bir başkası getirilemez / mübadele edilemez , O işiten ve bilendir. Arzda insanların çoğuna uyarsan seni Allah ’ın yolundan saptırırlar, s adece zanlarına uyuyorlar, onlar kesinlikle tahmin ediyorlar, Muhakkak ki Rabbin yolundan kimlerin saptığını en iyi bilendir. O yola girmiş olanları da en iyi bilendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz, onlara melekleri de indirsek, onlarla ölüler de konuşsa ve her şeyi toplayıp önlerine de koysak, Allah dilemedikçe onlar yine de iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Süleyman Ateş

Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendilerine konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikten sonra yine inanmazlardı; fakat çokları cahillik eder(kaprislerine uyar)lar.

Süleymaniye Vakfı

Biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi önlerine döksek, yine de inanıp güvenmezler; tercihi Allah yaparsa dipnot 1 başka. Ama (tercihi onlara bıraktığı için) çoğu cahilce davranır.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    (şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz En'am 6/35. ayetin dipnotu. Allah sadece "doğruya yöneleni kendine yöneltir" (Ra'd 13/27) ama insanların çoğu, kendini düzeltmeden mümin sayılmak ister.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi önlerine döksek, yine de inanıp güvenmezler. Allah'ın öyle olmasını tercih etmesi (zorlayıcı düzen kurması) dipnot 1 başka. Fakat onların pek çoğu (gerçeği bilmelerine rağmen) kendilerine hakim olamazlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Şae fiiline anlam verilmesi ile ilgili olarak Bkz. Bakara 2/20 ve dipnotu.

Şaban Britch

Biz, onlara melekleri de indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe yine iman etmezlerdi. Fakat, onların çoğu cahillik ederler.

Şaban Piriş

Biz, onlara melekleri de indirseydik, ölüler onlarla konuşsaydı ve her şeyi de onlara karşı delil olarak bir araya getirseydik, Allah dilemedikçe yine iman etmezlerdi. Fakat, onların çoğu cahillik ederler.

Yaşar Nuri Öztürk

Eğer biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve herşeyi toplayıp karşılarına dikseydik, Allah'ın dilemesi dışında, yine de inanmazlardı. Ne var ki, çokları cehalet sergiliyorlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Had We sent down angels whom they could perceive by sight and resurrected for them the dead to discourse with them practical divinity, and thronged before their eyes, beings, matters and affairs of the spiritual world, they would not have acknowledged the truth nor would they have conformed to Islam unless it be the will of Allah. But most of them are so ignorant to realize this fact.

Abdul Haleem

Even if We sent the angels down to them, and the dead spoke to them, and We gathered all things right in front of them, they still would not believe, unless God so willed, but most of them are ignorant [of this].

Abdullah Yusuf Ali

Even if We did send unto them angels, and the dead did speak unto them, and We gathered together all things before their very eyes, they are not the ones to believe, unless it is in Allah's plan. But most of them ignore (the truth).

Abul A'la Maududi

Even if We had sent angels down to them and the dead had spoken to them, and even if We had assembled before them all the things, face to face, they would still not believe unless it be Allah's will that they believe. dipnot 1 Most of them behave in utter ignorance.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The people under discussion are so perverse that they do not prefer to embrace the Truth in preference to falsehood by rightly exercising their choice and volition. The only way that is left for them to become lovers of the Truth is, therefore, that by His overpowering will God should render them truth-loving not by their choice and volition, but by metamorphizing their very nature. Such a course, however, goes against the wisdom which underlies the creation of man. Hence it is futile to expect God to intervene in the matter and to force those people to believe by the exercise of His will.

Aisha Bewley

Even if We sent down angels to them, and the dead spoke to them, and We gathered together everything in front of them right before their eyes, they would still not have iman unless Allah willed. The truth is that most of them are ignorant.

Al-Hilali & Khan

And even if We had sent down unto them angels, and the dead had spoken unto them, and We had gathered together all things before their very eyes, they would not have believed, unless Allâh willed, but most of them behave ignorantly.

Ali Quli Qarai

Even if We had sent down angels to them, and the dead had spoken to them, and We had gathered before them all things manifestly, they would [still] not believe unless Allah wished. But most of them are ignorant.

Amatul Rahman Omar

Even if We should send down the angels to them, and the dead should speak to them, and even if We should bring all things together face to face (to them), they would not believe unless Allâh had (enforced) His will. The thing is that most of them persist in ignorance.

Arthur John Arberry

Though We had sent down the angels to them, and the dead had spoken with them, had We mustered against them every thing, face to face, yet they would not have been the ones to believe, unless God willed; but most of them are ignorant.

Bijan Moeinian

Even if I send the angles to them (as this miracle was presented to the previous nations), even if I make the dead to speak (as this miracle was presented through Jesus), even if I present all unknown things to them, they will not believe unless God wills it (and it is not the will of God to deprive them of their freedom of choice so that they do not have any choice but to believe. ) Indeed most of them are [and choose to remain] ignorant.

E. Henry Palmer

And had we sent down unto them the angels, or the dead had spoken to them, or we had gathered everything unto them in hosts, they would not have believed unless that God pleased - but most of them are ignorant.

Edip-Layth

If We had sent down to them the controllers, and the dead spoke to them, and We had gathered before them everything, they still would not acknowledge except if God wills. But most of them are ignorant.

George Sale

And though We had sent down angels unto them, and the dead had spoken unto them, and We had gathered together before them all things in one view; they would not have believed, unless God had so pleased: But the greater part of them know it not.

Hamid S. Aziz

And had We sent down unto them angels, or the dead had spoken to them, or We had gathered together the hosts before their very eyes, they would not have believed unless Allah so willed - but most of them are ignorant.

Mahmoud Ghali

And if We Ourselves had been sending down the Angels to them, and the dead had spoken to them, and We had mustered against them everything, face to face, (Or: in array) in no way indeed would they have been to believe except (when) Allah decides; but most of them are ignorant.

Marmaduke Pickthall

And though We should send down the angels unto them, and the dead should speak unto them, and We should gather against them all things in array, they would not believe unless Allah so willed. Howbeit, most of them are ignorant.

Mohamed Ahmed - Samira

Even if We send down the angels to them, and the dead should speak to them, and We gather all things before their eyes, they will not believe, unless God should will, for most of them are ignorant.

Muhammad Asad

And even if We were to send down angels unto them, and if the dead were to speak unto them and [even if] We were to assemble before them, face to face, all the things [that can prove the truth], they would still not believe unless God so willed But [of this] most of them are entirely unaware.

Mustafa Khattab

Even if We had sent them the angels, made the dead speak to them, and assembled before their own eyes every sign ˹they demanded˺, they still would not have believed—unless Allah so willed. But most of them are ignorant ˹of this˺.

Progressive Muslims

And if We had sent down to them the Angels, and the dead spoke to them, and We had gathered before them everything, they still would not believe except if God wills. But most of them are ignorant.

Rashad Khalifa

Even if we sent down the angels to them; even if the dead spoke to them; even if we summoned every miracle before them; they cannot believe unless GOD wills it. Indeed, most of them are ignorant.

Sahih International

And even if We had sent down to them the angels [with the message] and the dead spoke to them [of it] and We gathered together every [created] thing in front of them, they would not believe unless Allah should will. But most of them, [of that], are ignorant.

Sam Gerrans

And were We to send down to them the angels, and the dead to speak to them, and We to gather everything to them before their very eyes, they would not believe save if God wills; but most of them are ignorant.

Shabbir Ahmed

Even if We caused the angels to descend to them, and the dead to speak to them, and We lined up all the miracles before them, they would not believe. People can be guided only according to Allah's Laws, but most of them choose the way of ignorance.

Syed Vickar Ahamed

And even if We did send angels to them, and the dead did speak to them, and We gathered together all things before their very eyes, they are not the ones to believe, unless it is in Allah’s Will. But most of them are ignorant (towards the Message).

Taqi Usmani

If We had sent down to them the angels, and the dead had spoken to them, and (even if) We had gathered everything before them face to face, still, they were not to believe, unless Allah would have so willed. But, most of them adopt the way of ignorance.

The Monotheist Group

And if We had sent down to them the angels, and the dead spoke to them, and We had gathered before them everything, they still would not believe except if God wills. Alas, most of them are ignorant.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 111. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 111. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 111. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩