En'âm suresi

En'âm suresi, 149. ayet

En'âm suresi, 149. ayet. قُلْ فَلِلَّهِ ٱلْحُجَّةُ ٱلْبَٰلِغَةُ فَلَوْ شَآءَ لَهَدَىٰكُمْ أَجْمَعِينَ

ḳul felillâhi-lḥuccetü-lbâligah. felev şâe lehedâküm ecme`în.

Diyanet İşleri

De ki: "En üstün delil yalnızca Allah'ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

En'âm 146–152 · surenin 149. ayeti / 165

Konu Yahudilere haram kılınanlar; kaderi bahane etmek En'âm 146–150 3

  1. En'âm 146

    Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.

  2. En'âm 147

    Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: "Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan O'nun azabı geri çevrilmez."

  3. En'âm 148

    Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: "Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz."

  4. 149

    De ki: "En üstün delil yalnızca Allah'ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi."

  5. En'âm 150

    De ki: "Haydi, Allah şunu haram kıldı" diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar.

  6. En'âm 151

    (Ey Muhammed!) De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşru bir hak karşılığı olmadıkça, Allah'ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız."

  7. En'âm 152

    Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

149. Kaza ve kaderi lehlerine delil olarak gösterenlerin bu delillendirmelerinin tutarsız ve yanlış olduğunu ortaya koyan hususlardan birisi de şudur:

3. Hiç kimsenin ileri sürecek bir mazeretinin bulunmasına imkân bırakmayan tam ve kesin delil, Allah’ındır. Öyle ki bütün peygamberler, rasûller, ilâhi kitaplar, peygamberlerin mirası, sağlıklı akıllar, istikamet üzere yürüyen fıtratlar, dosdoğru ahlaklar, Allah’ın bu kesin delilini ittifakla kabul etmektedir. Böylelikle bu kesin delile muhalefet eden her şeyin batıl olduğu da ortaya çıkmaktadır. Çünkü hakkın zıddı ancak batıl olabilir.

4. Yüce Allah her bir insana kudret ve irade vermiştir ki o, bununla mükellef olduğu şeyleri yapabilme imkânını bulur. Yüce Allah, hiçbir kimseye yapmaya güç yetiremeyeceği şeyleri farz kılmadığı gibi terk etme imkânını bulamadığı şeyleri de kimseye haram kılmış değildir. Artık bundan sonra kaza ve kaderi delil diye göstermek, katıksız bir zulüm ve sırf bir inattır.

5. Yüce Allah kulları yaptıkları işlere mecbur tutmaz. Onlar bu işleri kendi tercihlerine bağlı olarak yaparlar. İsterlerse o işi yaparlar, istemezlerse ondan uzak dururlar. Bu, gözle görülen açık bir husustur ve bile bile yanlış iddialarda bulunup somut gerçekleri inkâr eden kimseler dışında bunu kimse inkâr etmez. Çünkü herkes tercih ile yapılan hareket ile zorunlu ve mecburi olarak yapılan hareketi birbirinden ayırt edebilir. Hepsi de Allah’ın meşieti kapsamı içerisinde ve O’nun iradesi altında olmakla birlikte bu, böyledir.

6. Diğer taraftan işledikleri masiyetlere, kaza ve kaderi delil gösterenler bu konuda çelişki içerisindedirler. Çünkü onlar bu iddiaları doğrultusunda hareket etmezler. Aksine bir kimse onlara kötülük yapacak olursa mesela, onları dövse yahut mallarını alsa veya buna benzer bir zarar verse buna karşılık da kaza ve kaderi onlara delil olarak gösterse hiçbir şekilde kendileri böyle bir mazereti kabul etmezler. Yapılan bu kötülükten dolayı alabildiğine kızar ve öfkelenirler. Hayret doğrusu! Nasıl olur da Allah’a isyana ve O’nu gazaplandıran şeylere kaza ve kaderi delil gösterirler de herhangi bir kimsenin kendilerini kızdıracak türden yaptıkları işlere aynı şekilde kaza ve kaderi delil göstermesine razı olmazlar!

7. Onların kaza ve kaderi delil göstermeleri asıl maksatları değildir. Bunun delil olmayacağını da bilirler. Bu delillendirmeden maksatları hakkı reddetmektir. Onlar hakkı, kendilerine haksızca hücum eden kişi gibi görürler. Bu sebeple de hakkı başlarından savmaya çalışırlar. Yanlış olduğunu bilseler bile hatırlarına gelen isabetli isabetsiz her türlü sözü söyleyerek bunu gerçekleştirmeye gayret ederler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Müşriklere de ki: “Eğer sizlerin bu zayıf delillerinizden başka bir hüccetiniz yoksa elbette Yüce Allah’ın kesin kanıtları vardır. Bu kesin kanıtlar ileri sürdüğünüz mazeretlerinizi ortadan kaldırır, ortaya koyduğunuz şüphelerinizi iptal eder. Ey müşrikler! Eğer Allah hepinizin hakka erişmesini dileseydi sizleri buna muvaffak kılardı.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قُلْ kul de ki kök: قول
  2. فَلِلَّهِ felillahi Allah'ındır kök: اله
  3. ٱلْحُجَّةُ l-huccetu delil kök: حجج
  4. ٱلْبَـٰلِغَةُ ۖ l-baligatu üstün olan kök: بلغ
  5. فَلَوْ fe lev eğer
  6. شَآءَ şa'e dileseydi kök: شيا
  7. لَهَدَىٰكُمْ lehedakum elbette doğru yola iletirdi kök: هدي
  8. أَجْمَعِينَ ecmeiyne hepinizi kök: جمع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)

    Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de…

  • Aynı kök: حجج (33 geçiş)

    Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş)

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş)

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…

  • Aynı kök: بلغ (77 geçiş)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

70 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

De ki: "İyi bilin ki, yalnız Allah katındadır hakikaten en kesin delili; ve O dileseydi, hepinizi doğru yola yöneltirdi.

Muhammed Esed

De ki: "Öyleyse (bilin ki) yalnız Allah katındadır (her hakikatin) kesin delili; O dileseydi tümünüzü doğru yola yöneltirdi".

Ahmed Hulusi

De ki: "Hüccetül'Baliğa (açık kesin delil) Allah'ındır". . . Eğer dileseydi, elbette hepinizi hidayete erdirirdi.

Ali Bulaç

De ki: "En 'üstün ve apaçık' delil Allah'ındır. Eğer O dileseydi elbette tümünüzü hidayete yöneltip iletirdi."

Ali Özek ve heyeti

De ki: Kesin delil, ancak Allah’ındır. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi.

Ali Rıza Safa

De ki: "En üstün kanıt, Allah'a özgüdür. O dileseydi, kesinlikle, tümünüzü doğru yola eriştirirdi!"

Bayraktar Bayraklı

De ki: "Kesin delil Allah'a aittir. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi."

Edip Yüksel

De ki: "En güçlü delil ALLAH'ındır. Dileseydi, elbette hepinizi doğruya ulaştırırdı." dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Allah'ın delili, otuz beş ayet önce bildirildiği gibi tam detaylı olan kitabındadır. Saçma sapan hikayeler ve çelişkili haramlar ile dolu olan Hadis kitaplarında değil.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

De ki: 'En güçlü delil ALLAH'ındır. Dileseydi, elbette hepinizi doğruya ulaştırırdı.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

De ki: "Kesin ve açık delil ancak Allah'ındır. O, dileseydi, sizi hep birden doğru yola iletirdi."

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte, de, hucceti baliğa ancak Allahın; evet, o dilese idi sizi hep birden hidayete erdirirdi

Erhan Aktaş

De ki: "Üstün hüccet dipnot 1 Allah'ındır. Eğer Allah dileseydi dipnot 2 elbette hepinizi doğru yola iletirdi."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dayanak. Tutanak, kanıt, belge.
  2. metne dön, dipnot 2
    Siz, seçme hakkı ve özgür irade vermeyerek. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

De ki: "Üstün hüccet dipnot 1 Allah'ındır. Eğer Allah dileseydi dipnot 2 elbette hepinizi doğru yola iletirdi."

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dayanak. Tutanak, kanıt, belge.
  2. metne dön, dipnot 2
    Siz, seçme hakkı vermeyerek. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir.

Gültekin Onan

De ki: "En 'üstün ve apaçık' delil Tanrı'ındır. Eğer O dileseydi elbette tümünüzü hidayete yöneltip iletirdi."

Hasan Basri Çantay

Söyle (onlara): "(Madem ki öyle bir ilminiz yokdur) o halde tam ve kamil hüccet Allahın (hücceti) dir. İşte eğer O, dileseydi topunuzu birden elbette hidayete kavuşdururdu".

İbni Kesir

De ki: Üstün ve mükemmel hüccet Allah'ındır. Eğer O, dileseydi hepinizi birden hidayete kavuştururdu.

Mehmet Alagaş

(147-153) Eğer seni yalanlıyorlarsa de ki Rabbim geniş bir rahmet sahibidir , Onun katılığı / sertliği suçlularca geri çevrilemez / reddedilemez. Ortak koşanlar diyecekler ki Allah isteseydi bizler ve de babalarımız ortak koşmazdık (istemiş ki ortak koşuyoruz başka ilahlar adına hayvan kesiyoruz) ve de kendimize bir şey haram kılmazdık (Allah istemiş ki haram kılıyoruz bazılarını yemiyoruz) Böylelikle bizim sertliğimizi / katılığımızı tadıncaya değin kendilerinden öncekiler gibi bunlarda yalanladılar. De ki sizin yanınızda bir bilgi / bir ilim varsa (bunların bu şekilde olabileceğine dair babalarınıza böyle bir din mi indirmişiz ) onu bize çıkarın , siz sadece sandıklarınıza / zannettiklerinize uyuyorsunuz, sizler sadece tahminde bulunuyorsunuz. De ki ulaşılabilen kesin delil Allah’ındır, evet eğer isteseydi hepinizi yola sokardı , (yoldan çıkmanıza müsaade eder lakin razı olmaz böyle bir kural koymuş kendine, yapmaktan aciz değil) De ki Allah ’ın bunu haram kıldığına şahit olmuşlar varsa, o şahitlerinizi hadi getrin, eğer ki şahitlik ederlerse de sen onlarla beraber şahitlik etme, ayetlerimizi yalanlayanların ahirete inanmayanların havai arzularına uyma, onlar Rablerine denk tutuyorlar. De ki Rabbiniz size neyi haram kıldı sıralayayım; Asla O’na herhangi bir şeyi ortak koşmayın, anne ve babaya güzellikte bulunun, geçim sıkıntısı / yoksul luk / iml âk kaygısı il e evlatlarınızı katletmeyin , onları da sizleri de bizler rızıklandırıyoruz, İğrençliğin / Fuhşiyâtın (Yasaklanmış cinsel ilişkiler in) açığına da gizlisine de yakınlaşmayın, Allah ’ın haram kıldığı kişiyi, hakkınız olan (kısas) kişi hariç, öldürmeyin, işte bunlar, O’ndan size vasiyet edilenlerdir böylelikle belki akledersiniz. Yetim malına yetişkin oluncaya / rüşte erinceye kadar güzellikle yaklaşın , ölçümde ve ölçü aletinde adalet üzere ifada bulunun, her kişiyi güç genişliği üzere sorumlu tutarız , akrabalığınız olsa bile konuştuğunuzda adil olun, sözleşmelerinize / ahitlerinize vefalı davranın , bunlar da sizlere onun vasiyetidir böylelikle belki hatırlarsınız. Muhakkak ki bu benim yolumdur , ona uyun, sizleri O’nun yolunda parçalara ayıran yollara uymayın , işte bunu da O, sizlere vasiyet etti, böylelikle belki sakınırsınız.

Rowwad Tercüme Merkezi

De ki: "En kesin delil Allah’ındır. O, dileseydi elbette hepinize hidayet ederdi."

Süleyman Ateş

De ki: "Üstün delil, Allah'ındır. Allah dileseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi."

Süleymaniye Vakfı

De ki: "Kesin delil Allah'ın delilidir. Tercihi (size bırakmayıp) Allah yapsaydı dipnot 1 elbette hepinizi yola getirirdi."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kur'an'da olmayan kader inancını İslam'a yerleştirmek isteyenler, büyük bir çarpıtma yaparak (şae = شاء) fiiline irade yani isteme ve dileme anlamı vermiş, bu yanlış anlamı, tefsirlere hatta sözlüklere bile yerleştirerek birçok ayetin mealini bozmuşlardır. Yukarıdaki ayete de şu meali vermişlerdir: "De ki: Kesin delil ancak Allah'ındır. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi" Bunu yapanlar Kur'an'ı, çelişkili bir kitap gibi göstermeyi de başarmışlardır. Ayette geçen (şae = شاء) fiili ile ilgili ayrıntılı bilgi için bkz En'am 6/35. ayetin dipnotu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

De ki "Susturucu delil Allah'ınkidir: Eğer tercihi Allah yapsaydı elbette hepinizi yola getirirdi dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Çünkü Allah emrini verdikten sonra bir şeyin olmaması mümkün değildir. İnsanların müslüman olmaları için emir çıksa o emir herkes için çıkardı. O zaman da imtihanın bir anlamı kalmazdı.

Şaban Britch

De ki: Kesin delil Allah’ındır. O, dileseydi hepinize hidayet ederdi.

Şaban Piriş

De ki: -Tam ve kamil delil Allah'ın delilidir. O, dileseydi hepinizi doğru yola çıkarırdı.

Yaşar Nuri Öztürk

En mükemmel kanıt Allah'ındır. O dileseydi hepinizi toptan doğru yola iletirdi.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Say to them: "The final and authoritative proof and pronouncement lie in the hands of Allah; had He willed, He would have guided you all to His path of righteousness".

Abdul Haleem

Say, ‘The conclusive argument belongs to God alone. Had He so willed He would have guided you all.’

Abdullah Yusuf Ali

Say: "With Allah is the argument that reaches home: if it had been His will, He could indeed have guided you all."

Abul A'la Maududi

'Then say to them: '(As against your argument) Allah's is the conclusive argument. Surely, had He willed, He would have guided you all to the Truth. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This provides a complete refutation of their apology. In order to appreciate it fully, careful analysis is required. In the first place they are told that citing God's will to justify one's errors and misdeeds, and making it a pretext for refusing to accept true guidance was the practice of the evil-doers before them. But they should remember that this had led to their ruin and they themselves were witnesses to the evil consequences of deviation from the Truth. Furthermore, it is being clarified that the plea of the unbelievers that the only reason for their error was that God had not willed that they be guided to the Truth, is based on fancy and conjecture rather than on sound knowledge. They refer to God's will without understanding the relationship between God's will and man's action. They entertain the misconception that if a man commits theft under the will of God, that does not mean that he will not be reckoned a criminal. For the fact is that whichever path a man chooses, be it that of gratitude or ungratitude to God of guidance or error, obedience or disobedience, God will open that path for him, and thereafter God will permit and enable him within the framework of His universal scheme, and to the extent that He deems fit - to do whatever he chooses to do whether it is right or wrong. If their forefathers had been enabled by God's will to associate others with Him in His divinity and prohibit clean things, that did not mean that they were not answerable for their misdeeds. On the contrary, everyone will be held responsible for choosing false ways, for having a false intent, and for having striven for false ends. The crucial point is succinctly made at the end in the words: 'Then say to- them, (As against your argument) Allah's is the conclusive argument. Surely, had He willed, He would have guided you all to the Truth.' The argument which they put forward, viz. 'If Allah had willed, neither we nor our forefathers could have associated others with Allah in His divinity', does not embody the whole truth. The whole truth is that 'had He willed, He would have guided you all to the Truth'. In other words, they were not prepared to take the Straight Way of their own choice and volition. As it was not God's intent to create them with inherent right guidance like the angels, they would be allowed to persist in the error they had chosen for themselves.

Aisha Bewley

Say: ‘Allah’s is the conclusive argument. If He had willed He could have guided every one of you.’

Al-Hilali & Khan

Say: "With Allâh is the perfect proof and argument, (i.e. the Oneness of Allâh, the sending of His Messengers and His Holy Books to mankind); had He so willed, He would indeed have guided you all."

Ali Quli Qarai

Say, ‘To Allah belongs the conclusive argument. Had He wished, He would have surely guided you all.’

Amatul Rahman Omar

Say, `Then with Allâh is the conclusive argument. Had He (enforced) His will, He would have surely guided you all.'

Arthur John Arberry

Say: 'To God belongs the argument conclusive; for had He willed, He would have guided you all. '

Bijan Moeinian

Say: "God has the most decisive argument. If He willed, you would all have been guided. [But His will is to let you have the freedom of choice.]

E. Henry Palmer

Say, 'God's is the searching argument; and had He pleased He would have guided you all. '

Edip-Layth

Say, "God has the conclusive argument. If He wished He would have guided you all."

George Sale

Say, therefore unto God belongeth the most evident demonstration; for if he had pleased, he had directed you all.

Hamid S. Aziz

Say, "Allah's is the final (searching, conclusive, decisive) argument; and had He pleased He would have guided you all. "

Mahmoud Ghali

Say, "So to Allah is the consummately proclaimed argument; then, if He had (so) decided, He would indeed have guided you altogether. "

Marmaduke Pickthall

Say - For Allah's is the final argument - Had He willed He could indeed have guided all of you.

Mohamed Ahmed - Samira

Say: "To God belongs the consummate argument. Had He willed He would surely have guided all of you aright."

Muhammad Asad

Say: "[Know, ] then, that the final evidence [of all truth] rests with God alone; and had He so willed, He would have guided you all aright.

Mustafa Khattab

Say, "Allah has the most conclusive argument. Had it been His Will, He would have easily imposed guidance upon all of you."

Progressive Muslims

Say: "With God is the greatest argument. If He wished He would have guided you all."

Rashad Khalifa

Say, "GOD possesses the most powerful argument; if He wills He can guide all of you."

Sahih International

Say, "With Allah is the far-reaching argument. If He had willed, He would have guided you all."

Sam Gerrans

Say thou: “Then to God belongs the conclusive argument: had He willed, He would have guided you all together.”

Shabbir Ahmed

Say, "The most Powerful Reasoning, the Final Evidence belongs to Allah. If He Willed, He could have made all of you innately guided (like other creation who spontaneously follow Divine Laws (16:49), (41:11))."

Syed Vickar Ahamed

Say: "With Allah is the argument that reaches the end: If it had been His Will, He could have really guided you all. "

Taqi Usmani

Say, "Then, Allah’s is the conclusive proof. So, had He willed, He would have brought all of you on the right path".

The Monotheist Group

Say: "With God is the greatest argument. If He wished He would have guided you all."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 149. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 149. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — En'âm suresi, 149. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩