Diyanet İşleri
De ki: "En üstün delil yalnızca Allah'ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi."
En'âm suresi
En'âm suresi, 149. ayet. قُلْ فَلِلَّهِ ٱلْحُجَّةُ ٱلْبَٰلِغَةُ فَلَوْ شَآءَ لَهَدَىٰكُمْ أَجْمَعِينَ
ḳul felillâhi-lḥuccetü-lbâligah. felev şâe lehedâküm ecme`în.
De ki: "En üstün delil yalnızca Allah'ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Yahudilere haram kılınanlar; kaderi bahane etmek En'âm 146–150 3
Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağırsaklarında bulunanlar, ya da kemiklerine karışanlar dışındaki içyağlarını (yine) onlara haram kıldık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.
Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: "Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. (Bununla beraber) suçlu bir toplumdan O'nun azabı geri çevrilmez."
Allah'a ortak koşanlar diyecekler ki: "Eğer Allah dileseydi, biz de ortak koşmazdık, babalarımız da. Hiçbir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) böyle yalanlamışlardı da sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: "Sizin (iddialarınızı ispat edecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya uyuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz."
De ki: "En üstün delil yalnızca Allah'ındır. O, dileseydi elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi."
De ki: "Haydi, Allah şunu haram kıldı" diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin. Onlar şahitlik etseler de sen onlarla beraber şahitlik etme. Ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların arzularına uyma. Onlar Rablerine, başka şeyleri denk tutuyorlar.
(Ey Muhammed!) De ki: "Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşru bir hak karşılığı olmadıkça, Allah'ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız."
Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil olun. Allah'a verdiğiniz sözü tutun. İşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
149. Kaza ve kaderi lehlerine delil olarak gösterenlerin bu delillendirmelerinin tutarsız ve yanlış olduğunu ortaya koyan hususlardan birisi de şudur:
3. Hiç kimsenin ileri sürecek bir mazeretinin bulunmasına imkân bırakmayan tam ve kesin delil, Allah’ındır. Öyle ki bütün peygamberler, rasûller, ilâhi kitaplar, peygamberlerin mirası, sağlıklı akıllar, istikamet üzere yürüyen fıtratlar, dosdoğru ahlaklar, Allah’ın bu kesin delilini ittifakla kabul etmektedir. Böylelikle bu kesin delile muhalefet eden her şeyin batıl olduğu da ortaya çıkmaktadır. Çünkü hakkın zıddı ancak batıl olabilir.
4. Yüce Allah her bir insana kudret ve irade vermiştir ki o, bununla mükellef olduğu şeyleri yapabilme imkânını bulur. Yüce Allah, hiçbir kimseye yapmaya güç yetiremeyeceği şeyleri farz kılmadığı gibi terk etme imkânını bulamadığı şeyleri de kimseye haram kılmış değildir. Artık bundan sonra kaza ve kaderi delil diye göstermek, katıksız bir zulüm ve sırf bir inattır.
5. Yüce Allah kulları yaptıkları işlere mecbur tutmaz. Onlar bu işleri kendi tercihlerine bağlı olarak yaparlar. İsterlerse o işi yaparlar, istemezlerse ondan uzak dururlar. Bu, gözle görülen açık bir husustur ve bile bile yanlış iddialarda bulunup somut gerçekleri inkâr eden kimseler dışında bunu kimse inkâr etmez. Çünkü herkes tercih ile yapılan hareket ile zorunlu ve mecburi olarak yapılan hareketi birbirinden ayırt edebilir. Hepsi de Allah’ın meşieti kapsamı içerisinde ve O’nun iradesi altında olmakla birlikte bu, böyledir.
6. Diğer taraftan işledikleri masiyetlere, kaza ve kaderi delil gösterenler bu konuda çelişki içerisindedirler. Çünkü onlar bu iddiaları doğrultusunda hareket etmezler. Aksine bir kimse onlara kötülük yapacak olursa mesela, onları dövse yahut mallarını alsa veya buna benzer bir zarar verse buna karşılık da kaza ve kaderi onlara delil olarak gösterse hiçbir şekilde kendileri böyle bir mazereti kabul etmezler. Yapılan bu kötülükten dolayı alabildiğine kızar ve öfkelenirler. Hayret doğrusu! Nasıl olur da Allah’a isyana ve O’nu gazaplandıran şeylere kaza ve kaderi delil gösterirler de herhangi bir kimsenin kendilerini kızdıracak türden yaptıkları işlere aynı şekilde kaza ve kaderi delil göstermesine razı olmazlar!
7. Onların kaza ve kaderi delil göstermeleri asıl maksatları değildir. Bunun delil olmayacağını da bilirler. Bu delillendirmeden maksatları hakkı reddetmektir. Onlar hakkı, kendilerine haksızca hücum eden kişi gibi görürler. Bu sebeple de hakkı başlarından savmaya çalışırlar. Yanlış olduğunu bilseler bile hatırlarına gelen isabetli isabetsiz her türlü sözü söyleyerek bunu gerçekleştirmeye gayret ederler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- Müşriklere de ki: “Eğer sizlerin bu zayıf delillerinizden başka bir hüccetiniz yoksa elbette Yüce Allah’ın kesin kanıtları vardır. Bu kesin kanıtlar ileri sürdüğünüz mazeretlerinizi ortadan kaldırır, ortaya koyduğunuz şüphelerinizi iptal eder. Ey müşrikler! Eğer Allah hepinizin hakka erişmesini dileseydi sizleri buna muvaffak kılardı.
Aynı kök: حجج (33 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: حجج (33 geçiş) · Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de…
Aynı kök: حجج (33 geçiş)
Onlar iman edenlerle karşılaşınca, "İman ettik" derler. Birbirleriyle baş başa kaldıklarında da şöyle derler: "Rabbinizin huzurunda delil olarak…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…
Aynı kök: بلغ (77 geçiş)
İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "Kesin (en üstün) delil, yalnızca Allah'a aittir. (Allah) dileseydi elbette hepinizi doğru yola ulaştırırdı." dipnot 1
De ki: "İyi bilin ki, yalnız Allah katındadır hakikaten en kesin delili; ve O dileseydi, hepinizi doğru yola yöneltirdi.
De ki: "Öyleyse (bilin ki) yalnız Allah katındadır (her hakikatin) kesin delili; O dileseydi tümünüzü doğru yola yöneltirdi".
De ki: "Hüccetül'Baliğa (açık kesin delil) Allah'ındır". . . Eğer dileseydi, elbette hepinizi hidayete erdirirdi.
De ki: "En 'üstün ve apaçık' delil Allah'ındır. Eğer O dileseydi elbette tümünüzü hidayete yöneltip iletirdi."
De ki: Kesin delil, ancak Allah’ındır. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi.
De ki: "En üstün kanıt, Allah'a özgüdür. O dileseydi, kesinlikle, tümünüzü doğru yola eriştirirdi!"
De ki: "Kesin delil Allah'a aittir. Allah dileseydi elbette hepinizi doğru yola iletirdi."
De ki: "En güçlü delil ALLAH'ındır. Dileseydi, elbette hepinizi doğruya ulaştırırdı." dipnot 1
De ki: 'En güçlü delil ALLAH'ındır. Dileseydi, elbette hepinizi doğruya ulaştırırdı.'
De ki: "Kesin ve açık delil ancak Allah'ındır. O, dileseydi, sizi hep birden doğru yola iletirdi."
İşte, de, hucceti baliğa ancak Allahın; evet, o dilese idi sizi hep birden hidayete erdirirdi
De ki: "Üstün hüccet dipnot 1 Allah'ındır. Eğer Allah dileseydi dipnot 2 elbette hepinizi doğru yola iletirdi."
De ki: "Üstün hüccet dipnot 1 Allah'ındır. Eğer Allah dileseydi dipnot 2 elbette hepinizi doğru yola iletirdi."
De ki: "Üstün hüccet dipnot 1 Allah'ındır. Eğer Allah dileseydi dipnot 2 elbette hepinizi hidayete iletirdi."
De ki: "En 'üstün ve apaçık' delil Tanrı'ındır. Eğer O dileseydi elbette tümünüzü hidayete yöneltip iletirdi."
Söyle (onlara): "(Madem ki öyle bir ilminiz yokdur) o halde tam ve kamil hüccet Allahın (hücceti) dir. İşte eğer O, dileseydi topunuzu birden elbette hidayete kavuşdururdu".
De ki: Üstün ve mükemmel hüccet Allah'ındır. Eğer O, dileseydi hepinizi birden hidayete kavuştururdu.
(147-153) Eğer seni yalanlıyorlarsa de ki Rabbim geniş bir rahmet sahibidir , Onun katılığı / sertliği suçlularca geri çevrilemez / reddedilemez. Ortak koşanlar diyecekler ki Allah isteseydi bizler ve de babalarımız ortak koşmazdık (istemiş ki ortak koşuyoruz başka ilahlar adına hayvan kesiyoruz) ve de kendimize bir şey haram kılmazdık (Allah istemiş ki haram kılıyoruz bazılarını yemiyoruz) Böylelikle bizim sertliğimizi / katılığımızı tadıncaya değin kendilerinden öncekiler gibi bunlarda yalanladılar. De ki sizin yanınızda bir bilgi / bir ilim varsa (bunların bu şekilde olabileceğine dair babalarınıza böyle bir din mi indirmişiz ) onu bize çıkarın , siz sadece sandıklarınıza / zannettiklerinize uyuyorsunuz, sizler sadece tahminde bulunuyorsunuz. De ki ulaşılabilen kesin delil Allah’ındır, evet eğer isteseydi hepinizi yola sokardı , (yoldan çıkmanıza müsaade eder lakin razı olmaz böyle bir kural koymuş kendine, yapmaktan aciz değil) De ki Allah ’ın bunu haram kıldığına şahit olmuşlar varsa, o şahitlerinizi hadi getrin, eğer ki şahitlik ederlerse de sen onlarla beraber şahitlik etme, ayetlerimizi yalanlayanların ahirete inanmayanların havai arzularına uyma, onlar Rablerine denk tutuyorlar. De ki Rabbiniz size neyi haram kıldı sıralayayım; Asla O’na herhangi bir şeyi ortak koşmayın, anne ve babaya güzellikte bulunun, geçim sıkıntısı / yoksul luk / iml âk kaygısı il e evlatlarınızı katletmeyin , onları da sizleri de bizler rızıklandırıyoruz, İğrençliğin / Fuhşiyâtın (Yasaklanmış cinsel ilişkiler in) açığına da gizlisine de yakınlaşmayın, Allah ’ın haram kıldığı kişiyi, hakkınız olan (kısas) kişi hariç, öldürmeyin, işte bunlar, O’ndan size vasiyet edilenlerdir böylelikle belki akledersiniz. Yetim malına yetişkin oluncaya / rüşte erinceye kadar güzellikle yaklaşın , ölçümde ve ölçü aletinde adalet üzere ifada bulunun, her kişiyi güç genişliği üzere sorumlu tutarız , akrabalığınız olsa bile konuştuğunuzda adil olun, sözleşmelerinize / ahitlerinize vefalı davranın , bunlar da sizlere onun vasiyetidir böylelikle belki hatırlarsınız. Muhakkak ki bu benim yolumdur , ona uyun, sizleri O’nun yolunda parçalara ayıran yollara uymayın , işte bunu da O, sizlere vasiyet etti, böylelikle belki sakınırsınız.
De ki: "En kesin delil Allah’ındır. O, dileseydi elbette hepinize hidayet ederdi."
De ki: "Üstün delil, Allah'ındır. Allah dileseydi, elbette hepinizi doğru yola iletirdi."
De ki: "Kesin delil Allah'ın delilidir. Tercihi (size bırakmayıp) Allah yapsaydı dipnot 1 elbette hepinizi yola getirirdi."
De ki "Susturucu delil Allah'ınkidir: Eğer tercihi Allah yapsaydı elbette hepinizi yola getirirdi dipnot 1 .
De ki: Kesin delil Allah’ındır. O, dileseydi hepinize hidayet ederdi.
De ki: -Tam ve kamil delil Allah'ın delilidir. O, dileseydi hepinizi doğru yola çıkarırdı.
En mükemmel kanıt Allah'ındır. O dileseydi hepinizi toptan doğru yola iletirdi.
Say to them: "The final and authoritative proof and pronouncement lie in the hands of Allah; had He willed, He would have guided you all to His path of righteousness".
Say, ‘The conclusive argument belongs to God alone. Had He so willed He would have guided you all.’
Say: "With Allah is the argument that reaches home: if it had been His will, He could indeed have guided you all."
'Then say to them: '(As against your argument) Allah's is the conclusive argument. Surely, had He willed, He would have guided you all to the Truth. dipnot 1
Say: ‘Allah’s is the conclusive argument. If He had willed He could have guided every one of you.’
Say: "With Allâh is the perfect proof and argument, (i.e. the Oneness of Allâh, the sending of His Messengers and His Holy Books to mankind); had He so willed, He would indeed have guided you all."
Say, ‘To Allah belongs the conclusive argument. Had He wished, He would have surely guided you all.’
Say, `Then with Allâh is the conclusive argument. Had He (enforced) His will, He would have surely guided you all.'
Say: 'To God belongs the argument conclusive; for had He willed, He would have guided you all. '
Say: "God has the most decisive argument. If He willed, you would all have been guided. [But His will is to let you have the freedom of choice.]
Say, 'God's is the searching argument; and had He pleased He would have guided you all. '
Say, "God has the conclusive argument. If He wished He would have guided you all."
Say, therefore unto God belongeth the most evident demonstration; for if he had pleased, he had directed you all.
Say, "Allah's is the final (searching, conclusive, decisive) argument; and had He pleased He would have guided you all. "
Say, "So to Allah is the consummately proclaimed argument; then, if He had (so) decided, He would indeed have guided you altogether. "
Say - For Allah's is the final argument - Had He willed He could indeed have guided all of you.
Say: "To God belongs the consummate argument. Had He willed He would surely have guided all of you aright."
Say: "[Know, ] then, that the final evidence [of all truth] rests with God alone; and had He so willed, He would have guided you all aright.
Say, "Allah has the most conclusive argument. Had it been His Will, He would have easily imposed guidance upon all of you."
Say: "With God is the greatest argument. If He wished He would have guided you all."
Say, "GOD possesses the most powerful argument; if He wills He can guide all of you."
Say, "With Allah is the far-reaching argument. If He had willed, He would have guided you all."
Say thou: “Then to God belongs the conclusive argument: had He willed, He would have guided you all together.”
Say, "The most Powerful Reasoning, the Final Evidence belongs to Allah. If He Willed, He could have made all of you innately guided (like other creation who spontaneously follow Divine Laws (16:49), (41:11))."
Say: "With Allah is the argument that reaches the end: If it had been His Will, He could have really guided you all. "
Say, "Then, Allah’s is the conclusive proof. So, had He willed, He would have brought all of you on the right path".
Say: "With God is the greatest argument. If He wished He would have guided you all."