Diyanet İşleri
Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. İleride bileceksiniz.
En'âm suresi
En'âm suresi, 67. ayet. لِّكُلِّ نَبَإٍ مُّسْتَقَرٌّ وَسَوْفَ تَعْلَمُونَ
likülli nebeim müsteḳarr. vesevfe ta`lemûn.
Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. İleride bileceksiniz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Karadan ve denizden kurtaran; dinini oyun edinenler En'âm 63–73 3
De ki: "Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Ama siz yine de O'na ortak koşuyorsunuz."
De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir." Bak, anlasınlar diye, ayetleri değişik biçimlerde nasıl açıklıyoruz.
O (Kur'an) hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim."
Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. İleride bileceksiniz.
Ayetlerimiz hakkında dedikoduya dalanları gördüğün vakit başka bir söze dalıncaya kadar onlardan yüz çevir, uzaklaş. Şayet şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra (kalk), o zalimler grubu ile beraber oturma.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, onların hesabından bir şey (sorumluluk) yoktur. Fakat üzerlerine düşen bir hatırlatmadır. Belki sakınırlar.
Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi için Kur'an ile öğüt ver. Yoksa ona Allah'tan başka ne bir dost vardır, ne de bir şefaatçi. (Kurtuluşu için) her türlü fidyeyi verse de bu ondan kabul edilmez. İşte onlar kazandıkları yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. Küfre saplanıp kalmalarından dolayı onlara çılgınca kaynamış bir içecek ve elem dolu bir azap vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
67. “Her bir haberin” gelip çatacağı, daha erkene alınamayacağı ve sonraya da bırakılamayacağı “kararlaştırılmış bir zamanı vardır. Sizde yakında” tehdit olunduğunuz azabı “öğreneceksiniz.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Her haberin gerçekleşeceği bir vakti ve son bulacağı bir akıbeti vardır. Geleceğinizin ve akıbetinizin haberi de bu türdendir. Kıyamet gününde tekrar dirildiğinizde bunu bilip, anlayacaksınız.
Aynı kök: قرر (38 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet
Hani, Allah peygamberlerden, "Andolsun, size vereceğim her kitap ve hikmetten sonra, elinizdekini doğrulayan bir peygamber geldiğinde, ona mutlaka…
Aynı kök: قرر (38 geçiş)
Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…
Aynı kök: قرر (38 geçiş)
Hani, "Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız" diye de sizden kesin söz almıştık. Sonra bunu böylece kabul…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…
Ortak kavram: Nübüvvet
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…
Ortak kavram: Nübüvvet
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Her haberin gerçekleşeceği bir zamanı vardır. İleride (gerçeği) bileceksiniz.
Her haberin bir gerçekleşme süreci vardır; zaman gelecek (bunu) siz de öğreneceksiniz.
(Allahtan gelen) her haber belli bir süreç içinde gerçekleşir: ve siz zaman içinde (hakikati) anlayacaksınız".
Her haberin kararlaştırılmış, gerçekleşeceği bir zamanı vardır. . . Yakında bileceksiniz!
Her bir haber için 'kararlaştırılmış bir zaman (müstakar)' vardır. Siz de bileceksiniz.
Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. Yakında siz de gerçeği bileceksiniz.
Her haber için, kararlaştırılmış bir zaman vardır; yakında öğreneceksiniz.
Her haber, belli bir süreç içinde gerçekleşir. Siz, zaman içinde anlayacaksınız.
Her bir haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. İleride bilecekler.
Her bir haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. İleride bilecekler.
Her haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır. Artık ileride anlarsınız.
Her haberin mukarrer bir zamanı var, artık ileride bilirsiniz
Her haberin dipnot 1 kararlaştırılmış bir zamanı vardır. Yakında bileceksiniz.
Her haberin dipnot 1 kararlaştırılmış bir zamanı vardır. Yakında bileceksiniz.
Her haberin dipnot 1 kararlaştırılmış bir zamanı vardır. Yakında bileceksiniz.
Her bir haber için 'kararlaştırılmış bir zaman' (müstakar) vardır. Siz de bileceksiniz.
"Her bir haberin kararlaşmış bir zamanı vardır. Siz de yakında öğrenirsiniz".
Her haberin kararlaşmış bir zamanı vardır. Siz de yakında bileceksiniz.
(46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73) Deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah işitmenizi ve görmenizi giderse ve kalplerinizi mühürlerse , Allah dışında hangi ilah onu size geri verir? Bak! ayetlerimizi nasıl da elden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, sonra onlar da rastlantı diyorlar / tesadüf etti ediyorlar, deki görebilir misiniz? Eğer ki Allah ’ın azabı size aniden yahut göstere göstere gelse, zalim kavimden başkası mı yok olur / helak olur, biz gönderilenleri müjdeci ve uyarıcı dışında başkaca göndermedik, kim iman eder ve ıslah olursa / düzelirse onlara korku yoktur, onlara hüzün de yoktur, kim de Ayetlerimizi yalanlar ise onlara da yoldan çıkmalarından dolayı azap dokunur, de ki size Allah’ın hazineleri yanımda demiyorum , yitik olanı / gaybolanı bilmem, size ben meleğim de demiyorum, sadece bana vahy olana uyuyorum / tabi oluyorum , körle gören bir olur mu / eşit olur mu de. Hiç fikir üretemiyor musunuz ? Rableriyle biraraya geleceklerinden / haşrolacaklarından korkanları onunla uyar, onlar için ondan başkası dost veya aracı / şefaatçi değildir, böylelikle belki sakınırlar. Rabbine sabah akşam onun yüzünü isteyerek çağrıda / duada bulunanları kovma / fırlatıp atma / tart etme, (tart oyunundaki gibi) onların hesabından sana bir şey yok , senin hesabından da o nlara bir şey yok, eğer ki onları kovarsan / tart edersen se n zalimlerden olursun. Böylece bazılarınızı bazılarınız ile test ettik, aramızda Allah ’ın lütfettiği kimseler işte bunlar mı? demeleri için. Allah teşekkür edenleri en iyi bilen değil midir? Ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde onlara de ki; teslimiyet sizin üzerinize olsun selamün aleyküm, Allah kendisine rahmet etmeyi yazdı (Rahmetli Allah) Muhakkak ki O, sizden cahillikle bir kötülük yaptıktan sonra ardından da temelli vazgeçerek düzeleni / ıslah olanı işte kesinlikle O, onu bağışlayandır, esirgeyendir , Böylece ayetleri ayrıntılandırıyoruz ki / detaylandırıyoruz ki suçluların yolu açığa çıksın, de ki ben Allah ’ın dışında ibadet ettiklerinize kulluk etmekten yasaklandım / men edildim , de ki keyfinize / hevanıza uymam, o zaman sapmış olurum, ben yola iletilen de / hidayet edilen de değilimdir , de ki ben Rabbimden apaçık delil üzereyim, siz se onu yalanladınız. Alelacele istediğiniz de benim yanımda değil , yargı / hüküm sadece Allah’ındır, gerçeği anlatır, ayırabilenlerin edebilenlerin / fasıla edebilenlerin hayırlısıdır. Muhakkak ki alelacele istediğiniz yanımda olsaydı sizlerle benim aramda ki iş gerçekleştirilirdi, Allah zalimleri en iyi bilendir. Gaybın açarları / anahtarları O’nun yanındadır, O’ndan başka onu bilen de yoktur ki O , karada ve denizde ne varsa bilir , yaprak olarak ne düşerse ancak O bilir, arzın ka ranlığında (toprak altında ) ki tohum, kuru ve yaş ne varsa muhakkak apaçık bir kitaptadır. O ki sizi geceleyin vefat ettirendir ve gündüzün neyin sizi yaraladığını / cerh ettiğini / yıprattığını biliyor , (uyku yıpranmaların giderilmesidir) sonra, tanımlanmış sürenin orada / dünyada gerçekleşmesi için sizi tekrar diriltiyor (uykudan / vefattan uyandırıyor) sonra ona geri götürüleceksiniz, sonra ne yapıyor olduğunuzdan size haber verilecektir, O, kulları üstünde ezici otorite sahibidir / kahhardır, sizin üzerlerinize koruyucuları / hafazaları gönderir, (Muhafız melekleri Kirâmen katibinden ayrı) Ne zaman ki sizden birine ölüm geldiğinde elçilerimiz onu vefat ettirir, onlar hata yapmazlar, s onra onların gerçek velileri Allaha geri iade edilirler , dikkat edin! yargı / hüküm O ’nundur, O hesaba çekenlerin en süratlisidir. De ki karanın ve denizin karanlığından sizi kim kurtarır , O’na yakararak ve gizlice, eğer ki bizi bundan kurtarır isen teşekkür edenlerden oluruz diye ona dua edersiniz de ki Allah bundan da ve her türlü sıkıntıdan da sizi kurtarır , sonra da siz ortak koşarsınız. O, sizin üzerinizde azap yaratmaya güç yetirir / kadirdir, üstünüzden yahut ayaklarınızın altından veya sizi taraftarlara karıştırarak ve bazılarınıza bazılarınızın sertliğini / be’sini tattırarak (azap edebilir) Bak! nasıl ayetlerimizi elimizden çıkarıyoruz / sarf ediyoruz, b öylelikle, belki anlarsınız / fıkıh edersiniz . Senin boyun / senin kavmin onu yalanladı , O, gerçektir de ki sizin üzerinizde bir vekil değilim / vekaletiniz bende değil, her haberin karar zamanı ve ortamı vardır , ilerde bileceksiniz . Ayetlerimiz hakkında daldıklarını gördüğün vakit, onlar başka konuya dalana kadar onlardan sırt çevir, eğer ki şeytan sana unutturu rsa da hatırlamanın ardından , zalim kavimle beraber oturma, o nların hesabından , sakınanlar üzerine herhangi bir şey yoktur ve fakat hatırlatmadır , böylelikle, belki sakınırlar. Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak / sal, şunu hatırlat ki nefisler kazandıkları ile felakete sürüklenmesin / iblas olmasın, Allah’ın dışındakiler onlara dost ta, şefaatçi de değildir. Her türlü fidyeyi denkleştirmek için / adaletin sağlanması için verseler dahi, onlardan kabul edilmez, işte onları kazandıkları felakete sürüklemiştir, onlara yok saymalarından dolayı kaynamış içecek ve acıtıcı bir azap vardır. De ki Allah'ın dışındaki bize faydası ve zararı olmayanlara çağrıda mı bulunalım / dua mı edelim, Allah’ın bizi yola sokmasının ardından ökçelerimiz üzerine geri mi dönelim , “bize gel” diye yola çağıran arkadaş ları olmasına rağmen şeytanın dünyada aldattığı sersemler gibi mi olalım, de ki Allah’ın yola iletmesi / rehberlik etmesi işte o rehberliktir, biz alemlerin Rabbine teslim olmakla ve namaz kılmakla ve Ondan sakınmakla emrolunduk, h uzurunda varıp toplanacağımız / haşrolacağımız O ’dur. O ki semaları ve yeri gerçek olarak yarattı. O gün ol der ve olur, O’nun sözü gerçektir, Sûra üfürüldüğü gün mülk O’nundur, gaybı da şahit olunanı da bilendir, O yargıçtır / hâkimdir, haberdardır.
Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. İleride anlayacaksınız.
Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. Yakında bilirsiniz.
"Her haberin gerçekleşeceği bir yer ve zaman vardır dipnot 1 , yakında siz de öğrenirsiniz."
"Her haberin dipnot 1 gerçekleşeceği bir yer ve zaman vardır; yakında siz de öğrenirsiniz."
Her haberin gerçekleşeceği bir an vardır. İlerde anlayacaksınız.
Her haberin gerçekleşeceği bir an vardır. İlerde anlayacaksınız.
Her haberin gerçekleşeceği bir zaman/mekan vardır. Yakında bileceksiniz.
To every announcement or a proclamation embodied in the Quran there is a fixed point of time, place and incidence; the inception and duration as well as the completion are predetermined. And then you people shall know of it when it comes to pass.
Every prophecy has its fixed time to be fulfilled: you will come to realize this.’
For every message is a limit of time, and soon shall ye know it."
Every tiding has its appointed time; you yourselves will soon know (the end)."
When you see people engrossed in mockery of Our Signs, turn from them until they start to talk of other things. And if Shaytan should ever cause you to forget, once you remember, do not stay sitting with the wrongdoers.
For every news there is a reality[1] and you will come to know.
For every prophecy there is a [preordained] setting, and soon you will know.
For (the fulfillment of) every prophecy there is an appointed time, and it will not go beyond that, and soon you will come to know (its truth).
Every tiding has its time appointed; you will surely know. '
Time will eventually reveal everything [and you will realize who is right and who is wrong. ]
to every prophecy is a set time, and in the end ye shall know. '
For every news there is a time, and you will come to know."
For every prophecy there is a fixed time; and soon will you come to know.
For every Announcement (Message, prophecy) there is a set term, and you will soon come to know it. "
Every tiding has its repository; and you will eventually know. "
For every announcement there is a term, and ye will come to know.
A time is fixed for every prophecy; you will come to know in time.
Every tiding [from God] has a term set for its fulfilment: and in time you will come to know [the truth]. "
Every ˹destined˺ matter has a ˹set˺ time to transpire. And you will soon come to know.
For every news there is a time, and you will come to know.
Every prophecy herein will come to pass, and you will surely find out.
For every happening is a finality; and you are going to know.
Every report has a dwelling-place; and you will come to know.
Every tiding given in the Qur'an shall come to pass and you mankind will surely find out.
"For every Message there is a limit of time, and soon you shall know it. "
For every event there is a point (of time and place) to occur, and you will soon know (it)."
"For every news there is a time, and you will come to know."