Diyanet İşleri
Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah'ın ayetlerini inadına inkar ediyorlar.
En'âm suresi · 33–39. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
En'âm suresi, 33. ayet. قَدْ نَعْلَمُ إِنَّهُۥ لَيَحْزُنُكَ ٱلَّذِى يَقُولُونَ فَإِنَّهُمْ لَا يُكَذِّبُونَكَ وَلَٰكِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ
Ey Muhammed! Biz çok iyi biliyoruz ki söyledikleri elbette seni incitiyor. Onlar gerçekte seni yalanlamıyorlar; fakat o zalimler Allah'ın ayetlerini inadına inkar ediyorlar.
Onların söylediklerinin seni üzmekte olduğunu elbette biliyoruz. Şüphesiz ki onlar, seni yalanlamıyor ancak o zalimler Allah'ın ayetlerini inkâr ediyorlar.
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü biliyoruz elbet. Şu bir gerçek ki, onların yalanladığı sen değilsin; bu zalimlerin asıl inkar ettiği Allah'ın mesajlarıdır.
Bu insanların söylediklerinin seni gerçekten üzdüğünü pekala biliyoruz: Ama, unutma ki, onların yalanladığı sen değilsin; bu zalimlerin inkar ettiği, aslında Allahın mesajlarıdır.
Gerçek ki, onların söylediklerinin seni mahzun ettiğini biliyoruz. . . Gerçek şu ki, onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler, bile bile Allah'ın işaretlerindeki varlığını (Esma'sının açığa çıkışı olan işaretleri) inkar ediyorlar!
Kesin olarak biliyoruz ki, onların söyledikleri seni gerçekten üzüyor. Doğrusu onlar, seni yalanlamıyorlar, ancak zalimler, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.
Onların söylediklerinin hakikaten seni üzmekte olduğunu biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler açıkça Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Onların söylediklerinin, seni gerçekten üzdüğünü biliyoruz. Aslında, onlar, seni yalanlamıyorlar; haksızlık yapanlar, Allah'ın ayetleri ile uğraşıyorlar.
Onların söylediği şeylerin seni üzdüğünü biliyoruz. Gerçekte onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler, bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.
Söyledikleri şeylerin seni üzdüğünü biliyoruz. O zalimler seni değil ALLAH'ın ayetlerini reddediyor.
Söyledikleri şeylerin seni üzdüğünü biliyoruz. O zalimler seni değil ALLAH'ın ayetlerini reddediyor.
Andolsun ki, söyledikleri lafın seni gerçekten incittiğini biliyoruz. Ancak onların yalancı dedikleri sen değilsin. Fakat zalimler Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.
Celalim hakkı için biliyoruz ki söyledikleri laf seni cidden incitiyor, maamafih onların yalancı dedikleri sen değilsin, lakin zalimler Allahın ayetlerine cehudluk ediyorlar
Doğrusu, onların söyledikleri sözlerin seni üzdüğünü biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler açıkça Allah'ın ayetlerini reddediyorlar.
Doğrusu, onların söyledikleri sözlerin seni üzdüğünü biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler açıkça Allah'ın ayetlerini reddediyorlar.
Doğrusu, onların söyledikleri sözlerin seni üzdüğünü biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler açıkça Allah'ın ayetlerini reddediyorlar.
Kesin olarak biliyoruz ki, onların söyledikleri seni gerçekten üzüyor. Doğrusu onlar seni yalanlamıyorlar, ancak zalimler Tanrı'nın ayetlerini inkar ediyorlar.
(Habibim) şu hakıykatı çok iyi biliyoruz ki onların söyleyegeldikleri (sözler) seni her halde tasaya düşürüyor. Onlar hakıykatde seni yalanlamıyorlar, fakat o zaalimler bile bile Allahın ayetlerini inkar ediyorlar.
Gerçekyen biliyoruz ki; söyledikleri söz, seni üzüyor. Onlar, hakikatte seni yalanlamıyorlar. Lakin o zalimler, Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.
(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Fakat onlar seni yalanlamıyorlar. O zalimler, bile bile Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.
Biliyoruz, onların dedikleri seni üzüyor, gerçekte onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zalimler bile bile Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlar.
Onların söylediklerinin seni çok üzdüğünü elbette biliyoruz. Aslında onlar seni yalanlamıyorlar, yanlışlar içindeki o kişiler, Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar.
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Onlar seni yalanlamıyorlar, aslında yanlış yapan o kimseler Allah'ın ayetleri karşısında bile bile yalan yanlış şeylere sarılıyorlar.
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Fakat onlar seni yalanlamıyorlar. O zalimler, bile bile Allah’ın ayetlerini inkâr ediyorlar.
Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Fakat onlar seni yalanlamıyorlar, o zalimler, bile bile Allah'ın ayetlerini tanımazdan geliyorlar.
Söylediklerinin seni kederlendirdiğini çok iyi biliyoruz. Gerçek şu ki, onlar seni yalanlamıyorlar; o zalimler Allah'ın ayetlerine karşı direnmekteler.
En'âm suresi, 34. ayet. وَلَقَدْ كُذِّبَتْ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ فَصَبَرُوا۟ عَلَىٰ مَا كُذِّبُوا۟ وَأُوذُوا۟ حَتَّىٰٓ أَتَىٰهُمْ نَصْرُنَا وَلَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَٰتِ ٱللَّهِ وَلَقَدْ جَآءَكَ مِن نَّبَإِى۟ ٱلْمُرْسَلِينَ
Andolsun ki, senden önce de birçok Peygamberler yalanlanmıştı da onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek bir güç de yoktur. Andolsun peygamberler ile ilgili haberlerin bir kısmı sana gelmiş bulunuyor.
Yemin olsun ki senden önceki elçiler de yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabretmişler, sonunda yardımımız onlara yetişmişti. dipnot 1 Allah'ın sözlerini (kanunlarını) değiştirebilecek kimse yoktur. Şüphesiz ki elçilerin haberlerinden bazısı sana da gelmiştir. dipnot 2
Doğrusu senden önce de elçiler yalanlanmıştı. Ama yalanladıkları hakikat üzerinde direndiler ve bu yüzden eziyete uğradılar; en sonunda kendilerine yardımımız yetişti: Zira hiçbir güç Allah'ın kesin ve keskin vaadini değiştiremez. Doğrusu peygamberlere dair bir kısım bilgiler daha önce sana ulaşmıştı.
Gerçek şu ki, senden önce (de) peygamberler yalanlanmıştır; ama onlar, Bizden yardım gelinceye kadar bütün düzmece ithamlara ve kendilerine yapılan bütün eziyetlere sabırla katlandılar: Çünkü hiçbir güç Allahın vaatlerini(n sonucunu) değiştiremez. Ve o peygamberlerin tarihleri hakkında şu anda sen de bilgi sahibisin.
Andolsun ki, senden önce de Rasuller yalanlanmıştı. . . Yardımımız gelinceye kadar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine sabrettiler. . . Allah kelimelerini (vadettiği sözlerini) değiştirecek yoktur. . . Andolsun ki, irsal olunanların (Rasullerin) haberlerinden bir kısmı sana gelmiştir.
Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara, yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler. Allah'ın sözlerini (va'dlerini) değiştirebilecek yoktur. Andolsun, gönderilenlerin haberlerinden bir bölümü sana da geldi.
Andolsun ki senden önceki peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar, yaIanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti. Allah’ın (Muhammed'e (sav) olan yardım vaadi hususundaki) sözlerini değiştirebilecek (hiçbir kuvvet) yoktur. Muhakkak ki peygamberlerin haberlerinden bazısı sana da geldi.
Gerçek şu ki, senden önce de elçiler yalanlanmıştı. Onlara yardımımız gelinceye değin, yalanlandıkları şeylere ve yapılan incitici davranışlara karşı dirençli oldular. Allah'ın Sözlerini değiştirebilecek yoktur. Gerçek şu ki, gönderilenlerin haberleri sana da gelmiştir.
Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine sabrettiler, nihayet onlara yardımımız yetişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur. Sana da peygamberlerin haberinden bir parça gelmiştir.
Senden önceki elçileri de yalancılıkla suçladılar. Yalanlanmalara karşı direndiler. Zaferimiz ulaşıncaya dek sıkıntı çektiler. ALLAH'ın sistemi değişmeyecek. Nitekim elçilerin tarihi sana ulaşmış bulunuyor.
Senden önceki elçileri de yalancılıkla suçladılar. Yalanlanmalara karşı direndiler. Zaferimiz ulaşıncaya dek sıkıntı çektiler. ALLAH'ın sistemi değişmeyecek. Nitekim elçilerin tarihi sana ulaşmış bulunuyor.
Andolsun ki, senden önce gönderilen peygamberler de yalanlandılar. Kendilerine yardımımız gelinceye kadar yalanlanmaya ve eziyet edilmeye karşı sabrettiler. Allah'ın sözlerini değiştirebilecek hiçbir kuvvet yoktur! Allah biliyor ya, sana peygamberlerin kıssalarından haber de geldi.
Celalim hakkıyçin senden önce gönderilen Peygamberler tekzib olundu da tekzib ve eza edilmelerine karşı sabrettiler, nihayet kendilerine nusratımız geldi, öyle ya Allahın kelimatı va'dini değiştirebilecek hiç bir kuvvet yoktur, alimallah sana mürselin kıssalarından haber de geldi
Ant olsun, senden önce de Resuller yalanlanmıştı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı Bizim yardımımız ulaşıncaya kadar sabrettiler. Allah'ın kelimelerini dipnot 1 değiştirebilecek bir güç yoktur. Nitekim senden önce gönderilmiş elçilerin bir kısım haberleri sana gelmiştir.
Ant olsun, senden önce de resuller yalanlanmıştı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı Bizim yardımımız ulaşıncaya kadar sabrettiler. Allah'ın kelimelerini dipnot 1 değiştirebilecek bir güç yoktur. Nitekim senden önce gönderilmiş elçilerin bir kısım haberleri sana gelmiştir.
Ant olsun, senden önce de rasuller yalanlanmıştı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı Bizim yardımımız ulaşıncaya kadar sabrettiler. Allah'ın kelimelerini dipnot 1 değiştirebilecek bir güç yoktur. Nitekim senden önce gönderilmiş elçilerin bir kısım haberleri sana gelmiştir.
Andolsun, senden önce de elçiler yalanlandı; onlara yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğradıkları şeye sabrettiler. Tanrı'nın vaadlerini değiştirebilecek yoktur. Andolsun, gönderilenlerin haberlerinden bir bölümü sana da geldi.
Andolsun, senden evvelki peygamberler (in kendileri) yalanlanmadı da tekzib edildikleri ve ezaya uğratıldıkları şeylere karşı sabr etmişlerdi. Nihayet onlara yardımımız gelib yetişdi. Allahın kelimelerini (katlananlar hakkındaki nusret va'dini) değişdirebilecek (hiç bir ferd ve kuvvet) yokdur. Andolsun, (tarafımdan) gönderilen (o peygamber) lerin haberinden bir kısmı sana da geldi.
Andolsun ki; senden önce de nice peygamberler yalanlandı da yalanlanmalarına ve eziyyet edilmelerine sabrettiler. Nihayet onlara yardımımız gelip yetişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek yoktur. Andolsun ki; peygamberlerin haberinden bir kısmı sana gelmiştir.
(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.
Andolsun ki, senden önce de birçok peygamberler yalanlanmıştı da, onlar yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine karşı sabretmişler ve nihayet kendilerine yardımımız yetişmişti. Allah’ın kelimelerini (kanunlarını) değiştirebilecek yoktur. Andolsun ki (önceki) peygamberlerin haberlerinden bir kısmı sana gelmiştir.
Senden önce de elçiler yalanlanmıştı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine sabrettiler, nihayet onlara yardımımız yetişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur. Sana da elçilerin haberinden bir parça gelmiştir.
Senden önceki elçiler de yalanlandı; ama yalanlanmalarına ve eziyet görmelerine rağmen yardımımız gelene kadar sabrettiler /duruşlarını bozmadılar. Allah'ın sözlerini kimse değiştirebilecek değildir. Zaten o elçilerin haberlerinden bir kısmı sana geldi!
Senden önce nice elçiler yalancı yerine kondu. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler. Nihayet yardımımız ulaştı. Allah'ın sözlerini kimse değiştirebilecek değildir. İşte o elçilerin haberinden bir kısmı sana da gelmiş oldu.
Senden önceki rasûller de yalanlanmışlardı da yardımımız gelene dek yalanlandıkları ve eziyet olundukları şeylere sabretmişlerdi. Allah’ın sözlerini değiştirebilecek yoktur. Daha önce gönderilenlerin haberleri sana geldi.
Senden önceki Resuller de yalanlanmışlardı da yardımımız gelene dek yalanlandıkları ve eziyet olundukları şeylere sabretmişlerdi. Allah'ın sözlerini değiştirebilecek yoktur. Daha önce gönderilenlerin haberleri sana geldi.
Yemin olsun ki, senden önce de resuller yalanlanmış ama yalanlanmalarına, eziyet görmelerine sabretmişlerdi. Nihayet yardımımız onlara ulaştı. Allah'ın kelimelerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. Yemin olsun, elçi olarak gönderilenlerin haberinden bir kısmı sana da gelmiştir.
En'âm suresi, 35. ayet. وَإِن كَانَ كَبُرَ عَلَيْكَ إِعْرَاضُهُمْ فَإِنِ ٱسْتَطَعْتَ أَن تَبْتَغِىَ نَفَقًا فِى ٱلْأَرْضِ أَوْ سُلَّمًا فِى ٱلسَّمَآءِ فَتَأْتِيَهُم بِـَٔايَةٍ وَلَوْ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdiven kurup göğe çıkarak onlara bir mucize getirmeye gücün yetiyorsa durma, yap! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde, sakın cahillerden olma.
Onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise yerde (inebileceğin) bir tünel veya göğe (çıkabileceğin) bir merdiven edinmeye gücün yetseydi ve onlara bir delil getirseydin (yine de inanmazlardı). dipnot 1 Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı; dipnot 2 sakın cahillerden olma!
Eğer onların yüz çevirmeleri ağırına gidiyorsa ve senin de yeri oymaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün varsa, haydi bunu yap da bir mucize getir bakalım! Oysa ki eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzre buluştururdu, (ama dilemedi). Öyleyse, sakın (Allah'ın yasasını) bilmezden gelme!
Eğer hakikati inkar edenlerin sana sırtlarını dönmeleri seni sıkıntıya sokuyorsa ve o nedenle onlara (daha ikna edici) bir mesaj getirmek için yerin dibine inebilecek yahut merdivenle göğe yükselebilecek durumda isen, (durma yap;) ama (unutma ki) eğer Allah dileseydi onların tümünü (Kendi) rehberliği altında toplardı. O halde, sakın (Allahın yollarını) görmezden gelmeye çalışma.
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse; haydi kudretin varsa, arza bir delik yahut semaya bir merdiven ara ki onlara oradan bir mucize getir (de iman etsinler)! Eğer Allah dileseydi elbette onları hakikat üzere toplardı. . . Öyle ise sakın cahillerden olma!
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde bir tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). Eğer Allah dileseydi, onların tümünü hidayet üzere toplardı. Öyleyse sakın cahillerden olma.
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldi ise, yapabilirsen yerin içine inebileceğin bir tünel ya da göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki onlara bir mucize getiresin! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplayıp birleştirirdi. O halde sakın cahillerden olma!
Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, gücün yetiyorsa, yeryüzünün dibinde bir delik veya gökte bir merdiven arayarak, onlara bir mucize getir. Oysa Allah dileseydi, onların tümünü, doğru yola eriştirirdi. Artık, sakın bilisizler arasında olma.
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi yerin içine bir tünel aç, ya da göğe bir merdiven daya ki, onlara bir mucize getiresin. Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde cahillerden olma!
Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, bilesin ki, yerin içine bir delik açmaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün yetse de bir mucize ortaya koysan yine kar etmez.. ALLAH dileseydi onları doğru yola toplardı. Öyleyse cahillerden olma.
Yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, bilesin ki, yerin içine bir delik açmaya ya da göğe merdiven dayamaya gücün yetse de bir mucize ortaya koysan yine kar etmez.. ALLAH dileseydi onları doğru yola toplardı. Öyleyse cahillerden olma
Eğer onların omuz dönmeleri sana ağır geliyorsa, haydi kendi kendine yerin dibine inecek bir baca veya göklere çıkacak bir merdiven arayıp da onlara bambaşka bir mucize getirmeye gücün yettiği takdirde hiç durma, bunu yap! Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma!
Eğer onların omuz dönmeleri, sana pek ağır geliyorsa haydi kendi kendine yerin dibine inecek bir baca veya göklere çıkacak bir merdiven arayıb da onlara bam başka bir ayet getirmeğe gücün yettiği takdirde hiç durma, Allah dilemiş olsa idi elbette onları hidayet üzre toplardı o halde sakın cahillerden olma
Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet dipnot 1 getir! Eğer Allah dileseydi, dipnot 2 elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!
Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet dipnot 1 getir! Eğer Allah dileseydi dipnot 2 , elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!
Eğer yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yapabilirsen bir tünelle yerden veya bir merdivenle gökten onlara bir ayet dipnot 1 getir! Eğer Allah dileseydi, elbette onları doğru yol üzerinde toplardı. O halde sakın cahillerden olma!
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, onlara bir ayet getirmek için yerde tünel açmaya veya göğe bir merdiven dayamaya gücün yetiyorsa (yap). Eğer Tanrı dileseydi, onların tümünü hidayet üzerine toplardı.
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır gelmiş olub da kendilerine bir ayet (bir mu'cize) getirmen için yerde bir baca veya gökde bir merdiven araman (gibi ham ve icabsız tekliflere) uymak istersen (şunu bil ki) eğer Allah dileseydi onların hepsini muhakkak hidayet üzerinde toplardı. O halde sakın bilmeyenlerden olma.
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geliyorsa; yeri delmeğe ve göğe merdiven dayamaya gücün yetmiş olsaydı; onlara bir ayet gösterirdin. Şayet Allah dileseydi; onları hidayet üzerinde birleştirirdi. Sakın bilgisizlerden olma.
(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.
Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, bir tünel açıp yerin dibine inerek yahut göğe de bir merdiven dayayıp onlara bir ayet getirmeye gücün yeterse (hiç durma yap)! Eğer Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzere toplardı. O halde sakın cahillerden olma!
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi (yapabilirsen) yerin içine (inebileceğin) bir delik, ya da göğe (çıkabileceğin) bir merdiven ara ki onlara bir mu'cize getiresin! Allah, dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı, o halde cahillerden olma!
Onların yüz çevirmeleri sana ağır mı geliyor! Öyleyse hadi bakalım, gücün yetiyorsa yer altına inen bir delik veya göğe doğru bir merdiven bul da onlara bir mucize getir. Tercihi (insanlara bırakmayıp) Allah yapsaydı elbette onları doğru yolda toplardı dipnot 1 . O halde sakın cahillik edenlerden olma dipnot 2 !
Bunların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir kanal veya gökte bir merdiven bulup gücün de yetiyorsa gider bir mucize getirirsin. Allah, zorlayıcı düzen koysaydı dipnot 1 elbette bunların hepsini doğru yolda toplardı dipnot 2 . Sakın kendini bilmezlerden (cahillerden) dipnot 3 olma.
Eğer, onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir delik veya gökte bir merdiven bulmaya gücün yeterse onlara (başka) bir mucize getir. Allah dileseydi, onları hidayet üzerinde toplardı. Öyleyse, cahillerden olma!
Eğer, onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, yerde bir delik veya gökte bir merdiven bulmaya gücün yeterse onlara bir mucize gösterirsin. Allah dileseydi, onları hidayet üzerinde toplardı. Öyleyse, cahillerden olma!
Eğer yüz çevirip gitmeleri sana ağır geldiyse, haydi gücün yetiyorsa, yerin içinde bir delik yahut gökte bir merdiven ara da onlara bir mucize getir. Allah dileseydi onları doğru ve güzelde birleştirirdi. Artık cahillerden olma.
En'âm suresi, 36. ayet. إِنَّمَا يَسْتَجِيبُ ٱلَّذِينَ يَسْمَعُونَ وَٱلْمَوْتَىٰ يَبْعَثُهُمُ ٱللَّهُ ثُمَّ إِلَيْهِ يُرْجَعُونَ
(Davete), ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. (Kalben) ölüleri ise (yalnızca) Allah diriltir. Sonra da hepsi O'na döndürülürler.
Ancak (samimiyetle) dinleyenler (çağrıya) cevap verirler. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek; sonra da O'na döndürüleceklerdir.
Şüphe yok ki, sadece yürekten dinleyenler bir davete icabet edebilir. Ölülere gelince: Onları yalnızca Allah diriltebilir; en sonunda hepsi O'na dönecektir.
Unutma ki, yalnızca (bütün kalpleriyle) kulak verenler, bir çağrıya cevap verebilirler; (kalben) ölmüş olanlara gelince, (yalnız) Allah onları diriltebilir, sonra da hepsi Ona döneceklerdir.
Ancak algılayanlar (davete) icabet eder! Ölülere (ilimle diri olmayanlara) gelince, Allah onları (ölümü tattıktan sonra) ba'seder (hakikati fark ettirir), sonra O'na döndürülürler.
Ancak dinleyenler icabet eder. Ölüleri (ise,) onları da Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.
Ancak (samimiyetle) dinleyenler daveti kabul eder. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek, sonra da O'na döndürülecekler.
Ancak duyanlar çağrıya yanıt verebilirler. Ve Allah, ölülere yeniden yaşam verir. Sonra, O'na döndürülürler.
Ancak samimiyetle dinleyenler çağrıyı kabul eder. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek, sonra da O'na döndürüleceklerdir.
Ancak dinleyenler yönelir. Ölüleri ALLAH diriltir, sonra da her şey O'na döndürülür.
Ancak dinleyenler yönelir. Ölüleri ALLAH diriltir, sonra da herşey O'na döndürülür.
Sade işitmesi olanlar davete icabet eder. Ölülere gelince, onları Allah diriltir, sonra hepsi O'nun huzuruna çıkarılırlar.
Sade işitmesi olanlar da'vete icabet eder, ölülere gelince onları Allah diriltir sonra hepsi onun huzuruna çıkarılırlar
Ancak kulak veren kimseler dipnot 1 bu daveti kabul eder. Ölülere dipnot 2 gelince onları ancak Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.
Ancak kulak veren kimseler dipnot 1 bu daveti kabul eder. Ölülere dipnot 2 gelince onları ancak Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.
Ancak kulak veren kimseler dipnot 1 bu daveti kabul eder. Ölülere dipnot 2 gelince onları ancak Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.
Ancak dinleyenler yönelir / icabet eder. Ölüleri (ise), onları da Tanrı diriltir. Sonra O'na döndürülürler.
Ancak seni (can kulağıyle) dinleyenlerdir ki (da' vetine) icabet eder. Ölüler (e gelince:) Onları da Allah diriltir. Sonra yine ancak Ona döndürülürler.
Ancak dnleyenler icabet ederler. Ölülere gelince; onları Allah diriltir. Sonra O'na döndürülürler.
(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.
(Davete), ancak (bütün kalpleriyle) kulak verenler uyar. Ölüleri ise Allah diriltecektir. Sonra yalnız O’na döndürüleceklerdir.
Ancak işitenler (çağrıya) gelir, ölülere gelince Allah onları diriltir, sonra O'na döndürülürler.
Sadece dinleyenler, çağrıyı kabul ederler. Ölüler gibi davrananları, nasıl olsa Allah yeniden diriltecektir. Sonra hepsi onun huzuruna çıkarılacaklardır.
Sana olumlu cevap verecek olanlar sadece dinleyenlerdir. Ölülere gelince; Allah onları diriltecek sonra O'na döndürüleceklerdir.
Ancak, dinleyip, kulak verenler sana icabet ederler. Ölüler ise, Allah onları diriltecek ve O'na döndürüleceklerdir.
Ancak, dinleyenler cevap verirler. Ölüler ise, Allah, onları diriltecek ve Ona döndürüleceklerdir.
Ancak gereğince dinleyenler çağrıya cevap verir. Ölülere gelince, Allah onları diriltecektir, sonra O'na döndürülecekler.
En'âm suresi, 37. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ قَادِرٌ عَلَىٰٓ أَن يُنَزِّلَ ءَايَةً وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilse ya!" (Ey Muhammed!) De ki: "Şüphesiz Allah'ın, bir mucize indirmeğe gücü yeter. Fakat onların çoğu bilmiyor."
(İnkârcılar) "O'na Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!" demişlerdi. De ki: "Şüphesiz ki ayet (mucize) indirmeye gücü yeten Allah'tır. Fakat onların çoğu bilmezler."
Onlar "Ona Rabbinden mucizevi bir belge indirilmesi gerekmez miydi?" derler. De ki: "Allah her tür mucizevi belgeyi indirmeye kadirdir." Fakat onların çoğu bunun bilincinde değildir.
Ve onlar: "Neden ona Rabbi tarafından hiçbir mucizevi işaret bahşedilmedi?" diye sorarlar. De ki: "Allah, katından her türlü işareti indirmeye kadirdir". Ama insanların çoğu bundan habersizdir,
Dediler ki: "O'na (Rasulullah'a), Rabbinden bir mucize inzal etse ya!". . . De ki: "Muhakkak ki Allah bir mucize inzal etmeye Kaadir'dir. . . Fakat onların çoğunluğu bilmezler. "
"Ona Rabbinden bir ayet indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: Şüphesiz Allah, ayet indirmeye güç yetirendir." Ama onların çoğu bilmezler.
O'na Rabbinden bir mucize indirilseydi ya! dediler. (Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir." Fakat onların çoğu (bunun kendileri için hayır mı, yoksa şer mi olduğunu) bilmezler.
Üstelik dediler ki: "Efendisinden, Ona, bir mucize indirilmeliydi; öyle değil mi?" De ki: "Kuşkusuz, Allah, mucize indirmeye Gücü Yetendir!" Fakat onların çoğu bilmez.
Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Şüphesiz, Allah bir mucize indirmeye kadirdir. Fakat onların çoğu bilmiyorlar."
"Ona Efendinden bir ayet inmeli değil miydi!" diyorlar. De ki: "ALLAH istediği an bir ayet indirebilir; fakat çoğu bunu bilmez."
'Ona Rabbinden bir ayet (mucize) inmeli değil miydi!,' diyorlar. De ki: 'ALLAH istediği an bir ayet indirebilir; fakat çoğu bunu bilmez.'
Durmuşlar: "Ona bambaşka bir mucize indirilse ya!" diyorlar. De ki: "Şüphesiz Allah'ın öyle bir mucize indirmeye gücü yeter, fakat çokları bilmezler!"
Durmuşlar da ona bambaşka bir ayet indirilse ya diyorlar, de ki: şüphesiz Allah öyle bir mu'cizeyi indirib durmağa kadirdir ve lakin ekserisi bilmezler
Ona, "Rabb'inden bir ayet dipnot 1 indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Elbette ki Allah, bir ayet dipnot 1 indirmeye kadirdir. Ancak onların çoğu bunu bilmezler."
Ona, "Rabb'inden bir ayet dipnot 1 indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Elbette ki Allah, bir ayet dipnot 1 indirmeye kadirdir. Ancak onların çoğu bunu bilmezler."
Ona, "Rabb'inden bir ayet dipnot 1 indirilmeli değil miydi" dediler. De ki: "Elbette ki Allah, bir ayet dipnot 2 indirmeye kadirdir. Ancak onların çoğu bunu bilmezler.
"Ona rabbinden bir ayet indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: "Kuşkusuz Tanrı, ayet indirmeye güç yetirendir." Ama onların çoğu bilmezler.
(Şöyle) dediler: "Ona Rabbinden bir ayet (mu'cize) indirilmeli değil miydi?". De ki: "Şübhesiz Allah ayet (mu'cize) indirmiye kaadirdir". Fakat onların çoğu bilmezler.
Ve dediler ki: Ona Rabbından bir ayet indirilmeli değil miydi? De ki: Şüphesiz Allah, ayet indirmeye kadirdir. Ne var ki, onların çoğu bilmezler.
(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.
“Rabbinden ona bir âyet (mûcize) indirilseydi ya!” dediler. De ki: Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.
Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mu'cize indirilmeli değil miydi?" De ki: "Şüphesiz Allah, bir mu'cize indirmeğe kadirdir, fakat çokları bilmezler."
"Rabbinden ona bir mucize indirilse olmaz mı?" dediler. De ki: "Allah mucize indirmenin ölçüsünü belirlemiştir dipnot 1 . Ama onların çoğu bunu bilmezler."
"Rabbinden ona bir mucize indirilseydi olmaz mıydı?" dediler. De ki "Allah'ın mucize indirmeye gücü yeter." Ama onların çoğu bunu bilmezler.
Peygambere: "Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?" dediler. De ki: Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.
Peygambere: -Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi? dediler. De ki: -Allah, bir mucize indirmeye elbette kadirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.
Dediler ki: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Kuşkusuz, Allah bir mucize indirmeye Kaadir'dir. Fakat çokları bilmiyorlar."
En'âm suresi, 38. ayet. وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا طَٰٓئِرٍ يَطِيرُ بِجَنَاحَيْهِ إِلَّآ أُمَمٌ أَمْثَالُكُم مَّا فَرَّطْنَا فِى ٱلْكِتَٰبِ مِن شَىْءٍ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ
Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler.
Yerde yürüyen canlılar ve (gökte) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa hepsi ancak sizin gibi topluluklardır. Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra sadece Rablerinin huzurunda toplanacaklardır.
Oysa yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir varlık türü yoktur ki, sizin gibi bir alem olmasın. Biz ilahi yasalarda hiçbir boşluk bırakmadık. Yine en sonunda onlar, Rablerinin huzurunda toplanacaklar.
halbuki yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi (Allahın) mahluku olmasın: Biz, buyruğumuzda tek şeyi bile ihmal etmedik. Ve bir kez daha (belirtelim): onlar(ın tümü) Rableri huzurunda toplanacaklardır.
Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçmakta olan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi topluluklar (belli bir sistem ve düzene bağlı olarak oluşmuş türler) olmasınlar! Biz "OKU"nası yaratılmışlar aleminde hiçbir şeyi eksik bırakmadık! Sonra (onlar) Rablerine haşrolunurlar.
Yeryüzünde hiç bir canlı ve iki kanadıyla uçan hiç bir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz Kitap'ta hiç bir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır.
Yeryüzünde hiçbir hayvan ve gökyüzünde kanatlarıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler.
Yeryüzünde yürüyen hiçbir yaratık ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer toplum olmasın. Biz, Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra, Efendilerinin karşısında toplanacaklardır. dipnot 112
Yerde yürüyen ne kadar hayvan, kanatlarıyla uçan ne kadar kuş varsa, bütün bunlar sizin gibi birer topluluktur. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Onlar sonunda Rabbleri önünde toplanırlar.
Kanatlarıyla uçan kuşlar dahil yeryüzündeki tüm yaratıklar sizin gibi birer toplum. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra onlar Efendi'lerinin huzuruna toplanacak. dipnot 1
Kanatlarıyla uçan kuşlar dahil yeryüzündeki tüm yaratıklar sizin gibi birer toplum. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra onlar (tüm yaratıklar) Rab'lerinin huzuruna toplanacak.
Yerde debelenen hiçbir hayvan ve iki kanadı ile uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar! Biz kitapta hiçbir eksik bırakmamışızdır. Sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar.
hem yerde debelenen hiç bir hayvan ve iki kanadiyle uçan hiç bir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar, biz kitabda hiç bir tefrıt yapmamışızdır, sonra hepsi toplanır Rablarına haşrolunurlar
Yeryüzünde hareket eden hiçbir dabbeh dipnot 1 ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler dipnot 2 olmasın. Biz, Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. dipnot 3 Sonunda hepsi de Rabb'lerinin huzurunda toplanacaklardır.
Yeryüzünde hareket eden hiçbir dabbeh dipnot 1 ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler dipnot 2 olmasın. Biz, Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. dipnot 3 Sonunda hepsi de Rabb'lerinin huzurunda toplanacaklardır.
Yeryüzünde hareket eden hiçbir dabbeh dipnot 1 ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler dipnot 2 olmasın. Biz, Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. dipnot 3 Sonunda hepsi de Rabb'lerinin huzurunda toplanacaklardır.
Yeryüzünde hiç bir canlı ve iki kanadıyla uçan hiç bir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. Biz kitapta hiç birşeyi noksan bırakmadık. Sonra onlar rablerine toplanacaklardır.
Yerde yürüyen hiç bir hayvan ve iki kanadıyle uçan hiç bir kuş hariç olmamak üzere hepsi sizin gibi ümmetlerdir. Biz o kitabda hiç bir şey'i eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi de) ancak Rablerine toplanıb getirilirler.
Yerde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki; onlar da sizin gibi bir ümmet olmasınlar. Biz, kitabta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra onlar Rabblarına toplanırlar.
(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.
Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan bütün kuşlar, ancak sizin gibi birer ümmettirler. Biz o Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) hiçbir şeyi eksik bırakmadık; sonra (bütün bunlar) Rablerinin huzuruna getirileceklerdir.
Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadiyle uçan hiçbir kuş yoktur ki, (onlar da) sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır. Sonra (onlar), Rableri(nin huzuru)na toplanacaklardır.
Yerde hareket eden tüm canlılar ve iki kanadıyla uçanların tamamı, tıpkı sizin gibi birer toplum /ümmettir. Bu kitapta dipnot 1 hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra onlar da Rablerinin huzurunda bir araya getirileceklerdir dipnot 2 .
Yeryüzündeki bütün canlılar, gökyüzünde iki kanadıyla uçan bütün kuşlar, tıpkı sizin gibi toplumlardır (ümmetlerdir). Bu Kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmış değiliz. Sonra Rablerinin huzurunda bir araya getirileceklerdir.
Yeryüzünde hiçbir canlı ve yeryüzünde kanatlarıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, onlar da sizin gibi birer ümmet olmasınlar. (Levh-i Mahfuzda'ki) Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık; sonra (hepsi de) Rablerinin huzurunda toplanacaktır.
Yeryüzünde hiç bir canlı ve yeryüzünde kanatlarıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer toplum olmasınlar. Kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık; sonra (hepsi de) Rablerinin huzurunda toplanacaktır.
Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı, iki kanadıyla uçan hiçbir kuş istisna olmamak üzere hepsi sizin gibi ümmetlerdir. Biz bu Kitap'ta, herhangi birşeyi ne eksik bıraktık ne fazla yaptık. Onlar, sonunda Rableri önünde haşredilirler.
En'âm suresi, 39. ayet. وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا صُمٌّ وَبُكْمٌ فِى ٱلظُّلُمَٰتِ مَن يَشَإِ ٱللَّهُ يُضْلِلْهُ وَمَن يَشَأْ يَجْعَلْهُ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır. Kimi de dilerse onu dosdoğru yol üzere kılar.
Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. dipnot 1 Allah dilediğini (layık olanı) saptırır; dilediğini (layık olanı) da doğru yola ulaştırır. dipnot 2
Mesajlarımızı yalanlayanlar, karanlığa mahkum olmuş sağırlar ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır; ve kimi de dilerse onu dosdoğru bir yola yönlendirir.
Mesajlarımızı yalanlayanlar, zifiri karanlığa gömülmüş sağırlar ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır; ve dilediğini de dosdoğru yola yöneltir.
İşaretlerimizdekileri yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağırlar (hakikatlerini algılayamayanlar) ve dilsizlerdirler (Hakk'ı itiraf etmeyenler). Allah dilediğini saptırır, dilediğini de sırat-ı müstakimde tutar!
Bizim ayetlerimizi yalan sayanlar karanlıklar içinde sağırdırlar, dilsizdirler. Allah, kimi dilerse onu şaşırtıp saptırır, kimi dilerse de onu dosdoğru yol üzerinde kılar.
Âyetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola iletir.
Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içindeki sağırlar ve dilsizlerdir. Çünkü Allah, dilediğini saptırır, dilediğini de dosdoğru yola eriştirir.
Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklara gömülmüş sağır ve dilsizlerdir. Allah, sapmayı dileyeni saptırır; doğru yola girmeyi dileyeni de doğru yola yöneltir.
Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklar içinde bulunan birer sağır ve dilsizdirler. ALLAH kimi dilerse saptırır, kimi de dilerse doğru yola iletir.
Ayetlerimizi yalan diyenler karanlıklar içinde bulunan birer sağır ve dilsizdirler. ALLAH kimi dilerse saptırır, kimi de dilerse doğru yola koyar.
Ayetlerimize yalan diyenler karanlıklar içinde bir sürü sağırlar ve dilsizlerdir. Kim dilerse Allah onu şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru bir yol üzerinde bulundurur.
Ayetlerimize yalan diyenler, bir takım sağırlar ve dilsizlerdir, zulmetler içindedirler, kimi dilerse Allah şaşırtır, kimi de dilerse bir tarikı müstekim üzerinde bulundurur
Ayetlerimizi yalanlayan kimseler, karanlıklar dipnot 1 içinde kalmış, sağırlar ve dilsizlerdir. Allah hak edeni saptırır dipnot 2 hak edeni dipnot 2 de dosdoğru yola iletir.
Âyetlerimizi yalanlayan kimseler, karanlıklar dipnot 1 içinde kalmış, sağırlar ve dilsizlerdir. Allah hak edeni saptırır dipnot 2 hak edeni dipnot 2 de dosdoğru yola iletir.
Âyetlerimizi yalanlayan kimseler, karanlıklar dipnot 1 içinde kalmış, sağırlar ve dilsizlerdir. Allah dileyeni saptırır dipnot 2 , dileyeni de dosdoğru yola iletir. dipnot 3
Bizim ayetlerimizi yalan sayanlar karanlıklar içinde sağırdırlar, dilsizdirler. Tanrı kimi dilerse onu şaşırtıp saptırır, kimi dilerse onu dosdoğru yol üzerinde kılar.
Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda (kalmış) sağırlar, dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu şaşırtır, kimi de dilerse onu doğru yol üstünde tutar.
Ayetlerimizi yalanlayanlar ise; karanlıklarda kalmış sağırlar, dilsizlerdir. Allah; kimi dilerse, onu şaşırtır. Kimi de dilerse; onu dosdoğru yol üstünde tutar.
(33-45) Kesinlikle biz biliyoruz ki onların söyledikleri seni hüzünlendiriyor, onlar kesinlikle seni yalanlamıyorlar, zalimler Allah’ın ayetlerine karşı çaba içindeler, (onların derdi seninle değil bizimle) senden önce de kesinlikle elçiler yalanlandı (yeni bir şey değil ki) yalanlamalarına ve eziyetlerine yardımımız gelene kadar sabrettiler, Allah’ın kelimelerinin yerine başka kelimeler getirilemez, kesin olan şu ki elçilerin haberlerinden sana da geldi, onların sırtlarını dönmeleri senin ağrına gittiyse, eğer ki gücün de yeterse yerde ulaşabileceğin bir tüneli ya da semaya bir merdiveni delil olarak / ayet olarak onlara getir, eğer ki Allah dileseydi onların hepsi yola girmiş olarak / hidayete ermiş olarak biraraya gelirlerdi, Aman ha cahillerden olma. Muhakkak ki işiten kimseler cevap verir, ölüleri ise Allah tekrar diriltir sonrada ona geri götürülürler /rücu edilirler, dediler ki Rabbinden üzerimize bir mucize / ayet indirilse ya! de ki ayet indirmeye güç yetiren muhakkak ki Allah'tır ve fakat onların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Arzda hiçbir yaratık yahut kanatlarıyla uçan yok ki sizler gibi bir toplum / ümmet olmasınlar, kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık, s onra Rabbinizde bir araya geleceksiniz. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıktaki sağırdırlar dilsizdirler, Allah kimi isterse onu saptırır, kimi isterse de onu doğru yol üzere / istikamet üzere yapar. De ki görebilir misiniz? size Allah'ın azabı gelse ya da saat size gelse , eğer sözünüze bağlı / sözünüze sadık iseniz Allah'tan başkasını çağırır mısınız? Bilakis sadece O’nu çağırırsınız, O da isterse , O’nu ne için çağırdı iseniz onu giderir ve siz de unutursunuz teşekkür etmezsiniz. Kesin olan şu ki senden önceki toplumlara da gönderdik, zararla ve darlıkla onları tutup yakaladık böylelikle belki yakarırlar / belki yalvarırlar diye. Bari darlığımız onlara geldiğinde yalvarıp yakarsalardı ve fakat kalpleri katılaştı / kasetleşti ve şeytan da onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Ne zaman ki O ’nu / Allah’ı hatırlamayı unuttular, biz de her bir şeyin kapısını onlara açtık, ta ki onlara verilenlerle şımardıklarında / ferahladıklarında ansızın / birdenbire onları tutup yakaladık ve o zaman da onlar , ümitsizliğe düştüler, zalim kavmin ardı arkası kesildi, evrenlerin / alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun.
Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediğini saptırır, dilediğini de dosdoğru yol üzerinde tutar.
Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi şaşırtır, dilediği kimseyi de doğru yola koyar.
Ayetlerimiz karşısında yalana sarılanlar; sağırdırlar, dilsizdirler, karanlıklar içindedirler. Allah sapıttığına onay verdiği kişiyi sapık sayar, doğru davrandığına onay verdiğini de doğru bir yola koyar dipnot 1 .
Ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanlar, karanlığa gömülmüş sağırlar ve dilsizlerdir. Kim sapıklığı tercih ederse Allah onu sapık sayar. Kim de doğru yolu tercih ederse onu da doğru bir yola koyar.
Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de dosdoğru yola yöneltir.
Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış sağır ve dilsizlerdir; Allah dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini de dosdoğru yola yöneltir.
Bizim ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklara gömülmüş sağır ve dilsizlerdir. Allah, dilediği/dileyen kişiyi şaşırtır, dilediğini/dileyeni de dosdoğru yol üzerine koyar.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.