Diyanet İşleri
"O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"
Mü'minûn suresi
Mü'minûn suresi, 35. ayet. أَيَعِدُكُمْ أَنَّكُمْ إِذَا مِتُّمْ وَكُنتُمْ تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخْرَجُونَ
eye`idüküm enneküm iẕâ mittüm veküntüm türâbev ve`iżâmen enneküm muḫracûn.
"O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sonraki nesiller ve peygamberleri Mü'minûn 31–44 3
Onlara, kendilerinden, "Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur, hala O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" diye öğüt veren bir peygamber gönderdik.
O peygamberin kavminden, Allah'ı inkar eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: "O da ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğiniz şeylerden yiyor, içtiğiniz şeylerden içiyor."
"Andolsun, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz mutlaka ziyana uğrarsınız."
"O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"
"Halbuki bu size vaad olunan şey, ne kadar da uzak!"
"Hayat, bu dünya hayatından ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Biz tekrar diriltilecek değiliz."
"Bu, Allah'a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 35–36. ayetler için yazılmıştır.
35-36. Onlar, peygamberlerinin risaletini inkâr ve reddettikleri gibi öldükten sonra dirilişe ve amellerin karşılıklarının verilmesine dair getirdiği haberleri de inkar ederek şöyle dediler: “Siz ölüp de toprak ve kemik olduktan sonra (diriltilip kabirden) çıkartılacağınızı mı size vaat ediyor? Heyhat! Size vaat edilen o şey, (gerçek olmaktan) ne kadar da uzak!” Onun size vaat ettiği öldükten sonra, paramparça olup toprak ve kemik yığını haline geldikten diriltileceğinize dair yaptığı bu vaat alabildiğine uzaktır. Onlar konuya kısır bir bakışla eğildiler. Onu kendi güçlerine kıyas ederek imkânsız bir şey kabul ettiler. Böylelikle yaratıcının gücünü, kendi güçleri ile kıyas ettiler. Allah, bundan yüce ve münezzehtir. O’nun ölüleri diriltmeye kadir olduğunu inkar edip böylelikle Allah’ın oldukça aciz olduğunu ileri sürdüler. Kendilerini ilk yaratanın O olduğunu, onları yoktan var edenin, çürümelerinden sonra onları bir daha yaratmasının çok daha kolay olacağını, daha doğrusu her iki yaratmanın da O’nun için çok kolay olduğunu unuttular. Onlar neden ilk yaratılışlarını inkâr etmiyorlar? Neden biz hiç yaratılmadık ve ezelden beri varız, demiyorlar? Böyle diyebilselerdi öldükten sonra dirilişi inkâr edişleri de kabul edilebilirdi. O zaman da onlara yüce yaratıcının varlığının ispatına dair deliller ortaya konurdu. Üstelik diriliş konusuda bir başka delil daha vardır: Ölümünden sonra yeryüzünü dirilten hiç şüphesiz ölüleri de diriltir. Çünkü O, her şeye gücü yetendir. Bir diğer delili de Yüce Allah, öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere şu ayetlerde verdiği cevapta dile getirmektedir: “Bilakis kendilerine içlerinden bir uyarıcı geldi diye hayret ettiler de o kâfir olanlar: Şaşılacak şey!, dediler. Öldükten ve toprak olduktan sonra mı? Bu, uzak bir dönüştür. Biz yerin onlardan” çürümek sureti ile “neyi eksilteceğini muhakkak bilmişizdir. Yanımızda çok iyi tespit eden bir kitap da vardır.” (Kâf, 50/2-4)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Peygamber olduğunu iddia eden bu kimse, size; sizler ölüp de toprak ve çürümüş kemik olduktan sonra kabirlerinizden dirilmiş olarak çıkacağınızı mı vadediyor. Bu akıl edilebilir mi hiç?
Aynı kök: ترب (22 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
Dediler ki: "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?"
Aynı kök: ترب (22 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?"
Aynı kök: ترب (22 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm
"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?"
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Ölüm
Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu).…
Ortak kavram: Vaad · Ortak kavram: Ölüm
Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine…
Ortak kavram: Vaad
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Ortak kavram: Ölüm
Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…
Ortak kavram: Ölüm
Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Size, öldüğünüz, toprak ve kemik hâline geldiğinizde, (mezardan) çıkartılacağınızı mı vadediyor? dipnot 1
Bu kişi siz ölüp gittikten, toza toprağa karışmış bir iskelet halini aldıktan sonra, sizin (Allah'ın huzuruna) çıkartılacağınızı mı iddia ediyor?
Bu (adam) size ölüp de toza toprağa ve kemiğe dönüştükten sonra (yeni bir hayata) kavuşturulacağınızı mı vaad ediyor?
"(O Rasul) size, öldüğünüz, toprak ve kemikler olduğunuzda, kesinlikle (yeni bir boyuta) çıkarılacağınızı mı vadediyor?"
"O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı va'dediyor?"
«Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (kabirden) çıkarılacağınızı mı vâdediyor?»
"Öldüğünüz ve toprak ve kemik yığını olduğunuzda, kesinlikle çıkarılacağınız sözünü mü veriyor?"
O size, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken tekrar dirileceğinizi mi söylüyor?
"Siz öldükten, toprak ve kemik haline dönüştükten sonra, sizin geri çıkacağınızı mı söz veriyor?"
'Siz öldükten, toprak ve kemik haline dönüştükten sonra, sizin geri çıkacağınızı mı söz veriyor?'
Size, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldiğiniz zaman muhakkak çıkarılacağınızı mı va'dediyor?
Siz öldüğünüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğunuz vakıt muhakkak çıkarılacaksınız diye mi va'dediyor?
"Sizi; ölüp, toprak ve kemik haline geldikten sonra, yeniden diriltileceğinizle mi uyarıyor?"
"Sizi; ölüp, toprak ve kemik haline geldikten sonra, yeniden diriltileceğinizle mi uyarıyor?"
Sizi; ölüp, toprak ve kemik haline geldikten sonra, yeniden diriltileceğinizle mi uyarıyor?
"O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman, sizin mutlaka (yeniden diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaadediyor?"
"Öldüğünüz ve bir toprak, bir kemik olduğunuz vakit sizin her halde (diri olarak kabirlerinizden) çıkarılmış olacağınızı mı va'd (ve tehdid) ediyor o"?
Öldüğünüz ve bir toprak, bir kemik olduğunuz zaman tekrar dirilmenizi mi vaad ediyor?
(2, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44) Kesin olan şu ki, Nuh’u kavmine gönderdik ve kavmine dedi ki Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok. Sakınmıyor musunuz? Kavminin ileri gelen kafirleri dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer , sizin üzerinizde bir üstün olma / fazilet arayışı var , Allah isteseydi melek indirirdi , biz evvelki babalarımızdan böyle bir şey işitmedik. O sadece cinlenmiş bir adam belli bir süre onu gözleyin. Nuh dedi ki Rabbim yalanlamalarına dair bana yardım et, biz de O’na gözümüz önünde ve vahiylerimizle bir gemi yap diye vahyettik, emrimiz geldiğinde ve tandır kaynayıp taşınca da her bir türden birer çift alarak ona yükle ve sözümüzden / azaptan etkilenecek olanlar hariç yakın çevreni de yükle, zalimlerle de asla muhatap olma, ki onlar boğularak ölecekler diye vahyet tik, sen ve beraberindekiler gemiye yerleştiğiniz de / istiva ettiğinizde deyin ki “Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun” ve deki “Rabbim bereketli / mübarek bir iniş yerine indir , sen en hayırlı indiricisin” İşte bunda ayetler vardır , biz, imtihan edendik. Sonra onların ardından başka nesiller inşa ettik, onlara kendilerinden olan Resuller gönderdik, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka size ilah yok , sakınmıyor musunuz? (Resullerin ortak söylemi) Kavmin ileri gelen kafirleri ve ahiret ile buluşmayı yalanlayanlar ve dünya hayatında refah içinde ettiklerimiz (ahiret inanıp ta ahiret varmış gibi davranmamak onu yalanlamaktır) dediler ki; Ne ki bu? Sizin gibi bir beşer (aynı Nuh AS kavmi gibi dediler) O da sizin yediklerinizden yiyor sizin içtiklerinizden içiyor, sizin gibi bir beşere mi tabi oluyorsunuz? İşte o zaman tam olarak hasara uğramış olursunuz, öldüğünüzde toprak ve kemik olduğunuzda siz çıkarılacaksınız diye mi vaat ediyor? Ne kadar uzak / heyhat ki heyhat size vaat edilen (çok uzak bir ihtima l) Sadece dünya hayatımız vardır ölür ve yaşarız tekrar diriliş bize yoktur , O da Allah’a yalanı iftira eden bir adamdır , Ona iman edecek değiliz dediler. Resul dedi ki Rabbim bana, onların yalanlamalarına dair yardım et , Allah dedi ki Az kaldı pişman olanlar / nedamet getirenler olacaklar , gerçek bir ses onları yakaladı aldı , onlar çer çöp yaptık , zalim kavim uzak olsun! Sonra onların ardından başkaca nesiller inşa ettik. Hiçbir topluluk süresini geçemez yahut erteleteme , s onra ard arda elçiler göndeririz , her bir topluluğa elçilerimiz geldiğinde onu yalanladılar, onlardan bazıları bazılarına uydurduk / tabi ettirdik onlara hadiseler haline getirdik , iman etmeyen kavim uzak olsun!
Siz ölüp, toprak ve kemik olduğunuz zaman tekrar (kabirlerinizden) çıkarılacağınızı mı vadediyor?
"O size, siz öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman yeniden hayata çıkarılacağınızı mı va'dediyor?"
Ölüp de toprağa ve kemiklere dönüşmüşken sizin gerçekten diriltilip çıkarılacağınızı mı vaat ediyor?
Size ne vaad ediyor? Ölüp de toprak ve kemik parçaları haline geldikten sonra topraktan yeniden çıkarılacaksınız öyle mi?
Size, ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra yeniden dirileceğinizi mi vadediyor?
Size, ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra yeniden dirileceğinizi mi vaat ediyor?
"Size, ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra tekrar meydana çıkarılacağınızı mı vaat ediyor?"
"Does he promise you", they said, "that after you have died and been reduced to dust and degenerate bones, you will be resurrected and restored to life!"
How can he promise you that after you die and become dust and bones you will be brought out alive?
"Does he promise that when ye die and become dust and bones, ye shall be brought forth (again)?
Does he promise you that when you are dead and are reduced to dust and bones, you will be brought forth to life?
Does he promise you that when you have died and become dust and bones you will be brought forth again?
"Does he promise you that when you have died and have become dust and bones, you shall come out alive (resurrected)?
Does he promise you that when you have died and become dust and bones you will indeed be raised [from the dead]?
`Does he promise you that when you are dead and reduced to dust and bones you shall be brought forth (alive again from the graves?
What, does he promise you that when you are dead, and become dust and bones, you shall be brought forth?
"Does he really mean that after dying and turning into dust and bones, you will come back intact?"
Does he promise you that when ye are dead, and have become dust and bones, that then ye will be brought forth?
"Does he promise you that if you die and become dust and bones that you will be brought out?"
Doth he threaten you that after ye shall be dead, and shall become dust and bones, ye shall be brought forth alive from your graves?
"If you obey a mortal like yourselves, verily, you will then be surely losers.
Does he promise you that when you die and are dust and bones, you will be brought out (of the graves)?
Doth he promise you that you, when ye are dead and have become dust and bones, will (again) be brought forth?
Does he give you a promise that when you are dead and turned to dust and bones, you will be raised to life again?
Does he promise you that, after you have died and become [mere] dust and bones, you shall be brought forth [to a new life]?
Does he promise you that once you are dead and reduced to dust and bones, you will be brought forth ˹alive˺?
"Does he promise you that if you die and become dust and bones that you will be brought out"
"Does he promise you that, after you die and turn into dust and bones, you will come out again?
Does he promise you that when you have died and become dust and bones that you will be brought forth [once more]?
“Does he promise you that when you are dead, and are dust and bones, you will be brought forth?
Does he promise you that, after you die and become dust and bones, you shall be brought forth again?
"Does he promise you that when you die and become dust and bones, you will be brought up (again)?
Does he promise you that, when you die and are turned into dust and bones, you are to be brought forth?
"Does he promise you that if you die and become dust and bones that you will be brought out?"